T.C.
İSTANBUL
18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2023/657 Esas
KARAR NO :2025/160
DAVA:Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:06/10/2023
KARAR TARİHİ:05/03/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalının, davacı şirkette 01.06.2019-01.06.2023 tarihleri arasında satış danışmanı olarak çalıştığını, 21.03.2022 tarihinde imzaladığı rekabet yasağı anlaşması ile "..." markası ve işletme adıyla piyasada ticaret yapan ... İnşaat ve Taahhüt Ltd. Şti.'nde çalışmayacağını, davacı şirketin iş sırları ile müşteri çevresini bu şirketle paylaşmayacağını yazılı olarak üstlendiğini, sözleşmeye aykırı davranışın yaptırımı olarak işçinin son brüt maaşı üzerinden hesaplanacak 2 yıllık ücret tutarının cezai şart olarak ödeneceğinin kararlaştırıldığını, fakat davalının 01.06.2023 tarihinde davacı şirketteki işinden ihbar süresine uymadan ayrılarak, aynı sektörde (lüks mücevherat) faaliyet gösteren ... Tasarım'a ait "..." ticari işletmesinin ... - ... Marina mağazasında aynı pozisyonda çalışmaya başladığını, davacı şirketin mağazası ile davalının iş değişikliği sonrasında geçtiği mağazanın ... - ... Marina'da karşı karşıya yer aldığını, davalının söz konusu davranışının rekabet yasağı anlaşmasına aykırı olduğu ve sonlandırılması gerektiğinin davalıya noter kanalı ile gönderilen 07.07.2023 ihtarname ile bildirildiğini, davalının bu ihtarnameye cevap vermediğini, arabuluculuğa başvurulduğunu ve anlaşmaya varılamadığını belirterek fazlaya dair haklar saklı tutularak 379.687,44 TL cezai şartın, dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesi talep ve dava etmiştir.
Davalı tarafça dosyaya herhangi bir cevap dilekçesinin sunulmadığı görüldü.
Mahkememiz dosyasının 07/02/2024 tarihli celsesinin 1 numaralı ara kararı uyarınca davacı tanıklarının gelecek celse dinlenilmesine karar verilmiş olup, 12/06/2024 tarihli celsede dinlenilen ...'in beyanında:" Ben halen davacı iş yerinde çalışırım, 2 yıldır burada çalışmaktayım, davalı ile aynı dönemde bu iş yerinde çalıştık, ikimiz de satış danışmanı olarak çalışmaktaydık, çalıştığımız iş yerimiz .../...'taydı, davalı geçen sene haziran ayında istifa ederek işten ayrıldı ve hemen ertesinde dava dışı firma olan ... firmasında çalışmaya başladı, bu işyeri bizim işyerimizin hemen 2 dükkan yanındaydı, bizim iş yerimizin ve davalının çalışmaya başladığı bu iş yerinin faaliyet konuları birbiriyle aynıdır, her ikisi de özel tasarım takı mücevherat üzerine hizmet vermektedir, bizim çalışırken iletişim halinde olduğumuz müşteri portföyümüz bulunur, davalı işten ayrıldıktan sonra kendi müşterilerini yeni iş yerine çağırmış mıdır bunu gözümle görmedim, o nedenle net olarak bilemiyorum, tanıklık ücreti talebim yoktur, lüks mücevherat satış işinde müşteri ile satış danışmanının bağ kurması fazlasıyla önemlidir, müşteriler yüksek fiyatlı ürünler satın aldıkları için satış danışmanına güvenmek isterler, müşteri ile bağ kurduktan sonra bu müşteri aynı satış danışmanından alışveriş yapmak ister, müşteri danışmanları davacı şirkette şirketin stok, müşteri bilgisi, ürün bilgisi, müşteri portföyü gibi bilgilere ulaşım sağlayabilmektedir, satış işlemi esnasında satış danışmanı müşteri ile birebir iletişimdedir, hatta müşteriye satış danışmanları olarak telefon numaralarımızı verir ve iletişimde kalırız, müşteri yeni bir ürün almak istediğinde bize telefonla veya mesajla dahi ulaşarak yeni ürün sipariş edebilmektedir, müşteri kitlemiz gelir seviyesi yüksek insanlardan oluşup pahalı ürünler satıldığı için kısıtlı bir kitleden oluşmaktadır." dediği görüldü.
Yine aynı celsede dinlenilen tanık ...'nın beyanında:" Ben davacı firmada 8 yıldır mağaza müdürü olarak çalışırım, davalı ile aynı iş yerinde çalıştım, ben normalde İstanbul'da çalışırım ancak yazları .../...'tak şubede görev yaparım, mağaza müdürü olduğum için davalının işten ayrılış sürecine hakimim, davalı .../...'taki şubede çalışmaktaydı, işinden kendi isteğiyle istifa ederek ayrıldı ve birkaç gün sonrasında davacı ile aynı alanda faaliyet gösteren ... markasında çalışmaya başladı, bu markanın dükkanı davalının çalıştığı dükkanın birkaç dükkan yakınındaydı, her iki işletmenin de faaliyet konusu aynıydı, ben davalıyı işten ayrıldıktan birkaç gün sonra bu firmada çalışırken bizzat gördüm, satış danışmanları müşterilerle birebir iletişim halinde olurlar, şayet müşteri açısından güvenilir bir satış gerçekleşmiş ise bir sonraki alışverişlerinde müşteri direkt bu satış temsilcisi ile iletişime geçerek ilerler, davalı dava dışı şirkette çalışmaya başladıktan sonra önceki müşterilerinden yeni işyerine kayma olmuş mudur bilemiyorum ancak davacı şirket ile davalının çalışmaya başladığı şirket birbiri ile müşteriler nezdinde çok fazla mukayese edilen 2 şirkettir, satış danışmanları çalıştıkları şirkette kullandıkları sistemle şirketin stok, müşteri gibi bilgilerine erişim sağlayabilmektedirler, davacının hitap ettiği müşteri kitlesi gelir seviyesi yüksek insanlardan oluştuğundan ve pahalı ürünlerin satışı yapıldığından daha kısıtlı bir kitleden oluşmaktadır, dava dışı firma ile müşteri kitlesi aynıdır, tanıklık ücreti talebim yoktur, Satış danışmanları sektörde yaptıkları satışlar üzerinden prim almaktadırlar, iş başvurularında başvuran kişinin müşteri portföyünün bulunması fazlasıyla önemlidir, işveren yeni müşterinin getirilip getirilmeyeceğini ve müşteri portföyü olup olmadığını iş başvurusunda bulunandan sormaktadır." dediği görüldü.
Mahkememiz dosyasının 12/06/2024 tarihli celsesinin 4 numaralı ara kararı uyarınca dosyanın bilirkişiye verilmesine karar verilmiş olup, 23/08/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle:" Dosyada mevcut delillerin değerlendirilmesi, cezai şarttan indirim yapma ve talep edilen alacaklara hak kazanılması hususları mahkemenin takdirinde olmakla, davalının sorumluluğu veya davacının hak kazanması yönünde bir hukuki değerlendirme ve kanaat belirtmeksizin mahkemece verilecek karar ihtimallerine binaen davacının talebi hesaplanmış ve aşağıdaki tablo ile takdire sunulmuştur.¸"şeklinde görüş ve kanaatinde bulunulmuştur.
MAhkememiz dosyasının 06/11/2024 tarihli celsesinin 2 numaralı ara kararı uyarınca dosyanın ek rapor alınmak üzere bilirkişiye tevdine karar verilmiş olup, 13/11/2024 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle;" Dosyada mevcut delillerin değerlendirilmesi ile talep edilen alacağa hak kazanılması hususları mahkemenin takdirinde olmakla, herhangi bir hukuki değerlendirme ve kanaat belirtmeksizin mahkemenin ara kararı doğrultusunda değerlendirmeler yapılmış olup, kök rapordaki tespit ve kanaatler korunmuştur
Bununla birlikte konu hakkındaki takdir ve değerlendirme mahkemede olmakla, seçenekli olarak yapılan hesaplama sonuçları aşağıda sunulmuştur.
A. Brüt ücretin esas alınması halinde:
Cezai Şart = 10.008,00 TL * 24 ay = 240.192,00 TL
B. Giydirilmiş brüt ücretin esas alınması halinde:
Cezai Şart =15.820,31 * 24 ay = 379.687,44 TL" şeklinde görüş ve kanaatinde bulunulmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ GEREKÇE:
Dava, işçinin rekabet yasağına aykırı davrandığı iddiasına dayalı cezai şart alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Davanın yasal dayanağı 6098 sayılı TBK'nın 444-447. maddeleri arasında yer almaktadır.
25/10/2017 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 5/1-a maddesine göre, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun İkinci Kısmının Altıncı Bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelerine tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklara iş mahkemelerinde bakılır.
7036 sayılı yasa, 6102 sayılı TTK' dan sonra yürürlüğe girmiş ve TTK'nın 4/1-c maddesindeki düzenlemeyi zımnen değiştirmiştir. Özel nitelikte olan ve daha sonra yürürlüğe giren 7036 sayılı yasada, iş sözleşmesinin devamı veya sona ermesinden sonra açılan davalar ayırımı yapılmamış, aksine iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden doğan her türlü uyuşmazlığın iş mahkemelerinde görüleceği belirtilmiştir.
Somut olayda; davacı iş yerinde iş akdi ile satış danışmanı olarak çalışan davalının 01/06/2023 tarihinde işyerinden ayrılması üzerine davacı şirket ile birebir aynı sektörde faaliyet gösteren dava dışı firmada aynı pozisyonda çalışmaya başladığını davalının söz konusu davranışının taraflar arasındaki rekabet yasağı anlaşmasına aykırı olduğunu beyan etmiş ve cezai şart tazminatı isteminde bulunmuştur.
Dosyamız ile emsal mahiyetteki İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 32. Hukuk Dairesi 2024/1987 E., 2024/1605 K. Sayılı kararında " Dava; iş sözleşmesinin sona ermesinden sonra davalının rekabet yasağına aykırı davrandığı iddiasına dayalı cezai şart alacağının tahsili istemine ilişkin alacak talepli davadır.
..Uyuşmazlığın kaynağı iş sözleşmesi olduğundan Türk Borçlar Kanununun 444 ve devamı maddelerine dayalı olarak İş Kanunu kapsamında işçi sayılan kişinin, rekabet yasağı sözleşmesinin ihlali nedeniyle açılan cezai şartın tahsiline ilişkin davalarda iş mahkemeleri görevlidir. Yargıtay’ca konunun yeniden değerlendirildiğinde, yukarıda belirtilen açıklamalar uyarınca görevli mahkemenin iş mahkemesi olduğu belirlendiğinden önceki kararlardan dönülmüştür.
Sonuç olarak, somut olayda davacı işveren ile davalı işçi arasında rekabet yasağına ilişkin düzenlenmiş olan sözleşme maddesi uyarınca tarafların talep edebilecekleri cezai şart ve tazminata ilişkin davaların görülme yeri iş mahkemeleri olduğundan Mahkemece görevsizlik kararı verilmesi hatalıdır." şeklinde değerlendirme yapıldığı görülmüştür.
Buna göre 7036 Sayılı yasadan önce iş aktinin devamı sırasında rekabet yasağının ihlali nedeniyle açılan davalarda; 5521 sayılı yasa uyarınca iş aktinden kaynaklanan dava olması nedeniyle iş mahkemeleri görevli olduğu gibi 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 25/10/2017 tarihinde yürürlüğe girmesinden sonra açılan eldeki davada da anılan yasanın 5/1-a maddesine göre görevli mahkeme İş Mahkemesi olduğundan, yukarıda yer verilen emsal mahkeme içtihadı yine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesinin 2023/1020 E., 2024/1297 K. Sayılı emsal içtihadı da dikkate alınarak mahkememizin görevsizliğine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın, davaya mahkememizin görevli olmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE,
2-Davaya bakmaya İstanbul İş Mahkemesi'nin görevli olması nedeniyle mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
3-HMK. Madde 20 uyarınca kararın kesinleşmesinden itibaren iki haftalık yasal süre içinde mahkememize başvurulması halinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine,
4-Dosyanın gönderilmesi için süresi içerisinde başvurulmaz ise HMK. Madde 20 uyarınca davanın AÇILMAMIŞ SAYILACAĞINA karar verileceğinin ihtarına
5-HMK 20.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden itibaren 2 haftalık kesin süre içerisinde dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesi için taraflarca başvurulması halinde HMK 331/2.maddesi gereğince yargılama giderlerinin ve HMK 323/1-ğ maddesi gereğince yargılama giderlerinden sayılan vekalet ücretinin yetkili ve görevli mahkeme tarafından hüküm altına alınmasına, belirtilen sürede başvuru yapılmaması halinde talep üzerine yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin mahkememizce hüküm altına alınmasına,
Dair, hazır bulunanların yüzüne karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 05/03/2025
Katip ...
E
Hakim ...
E