T.C.
İSTANBUL
18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2023/696 Esas
KARAR NO :2025/626
DAVA:Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:06/04/2023
KARAR TARİHİ:30/09/2025
Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı asil tarafından ibraz edilmiş olan 06/04/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle:Davalı ... vekilinin aleyhine 17/08/2022 tarihi ve 07/11/2022 tarihinde kesinleşen.... İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, ancak takip alacaklısı şahsa böyle bir borcu bulunmadığını, kimseye 150.000,00-TL'lik senet vermediğini, kimseyle de alışverişi olmadığını, davalı ...'yı tanımadığını, hiç görmediğini, ne amaçla böyle bir senet düzenlediklerini bilmediğini, davalı tarafın hangi iş veya ticarete karşı bu seneti verdiğini iddia edemediğini, 15 yıl kadar önce ... diye birisinden aylık 300 -TL faizle 1000-TL kadar para aldığını ve bunun karşılığında boş senete imza attığını, ancak bu borcu ödediğini ve konunun kapandığını, seneti yırttıp attığını söylediğini, dava konusu bu konu ile bağlantılı ise tanzim tarihi ve vade tarihi yazan el yazısının tarafına ait olmadığını ve sahte şekilde doldurulduğunu, tarafına takip başlatıldığında geçmişte verdiği senetten olabileceği düşüncesi ile ... Cumhuriyet Başsavcılığına ... adına tefecilik yapma suçundan şikayette bulunduğunu ve zamanaşımı gerekçesi ile şahıs hakkında takipsizlik kararı verildiğini, daha sonra ... için 06/04/2023 tarihinde de ... Cumhuriyet Başsavcılığına dolandırıcılık yaptığı adına sahte senet düzenlediği gerekçesi ile suç duyurusunda bulunduğunu, hayatı boyunca ...'ndan başka kimseye senet vermediğini, davalı tarafın kötü niyetli olarak huzurda görülen davaya sebep icra takibini açtığından, davalı tarafın dava konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata hükmedilmesini, yukarıda anlatılan sebeplerden dolayı iş bu menfi tespit davasını açtığı görülmüştür.
İşbu dava İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesine hitaben sunulan 06/04/2023 tarihli dava dilekçesi ile birlikte açılmakla .... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Esasına kaydı yapılmış olup mahkemesince "... Açılan somut davada, davaya konu takip kambiyo senedinden kaynaklı olup, menfi tespit davasının mahiyeti gereğince davalının ispat yükü altında olduğu, bu kapsamda kambiyo senedinin geçerli olup olmadığı, senet vasfı taşıyıp taşımadığı hususları uyuşmazlık konusu olup bu kapsamda uyuşmazlığın kambiyo senedinden kaynaklandığı, kambiyo senetlerinin TTK.da düzenlenmiş olması nedeniyle TTK 4 ve 5.maddeleri gereğince kambiyo senedine dayalı istemlerin mutlak ticari dava niteliğinde olması dolaysıyla Asliye Ticaret Mahkemesi görev alanı içinde bulunduğundan" şeklindeki gerekçe ile verilen görevsizlik kararı üzerine dosya mahkememizin işbu esasına kaydedilmiş, mahkememizce düzenlenen tensip zaptı ve dava dilekçesi davalı tarafa 05/12/2023 tarihinde tebliğ edilerek taraf teşkili sağlanmış olup davalı tarafça süresinden sonra 10/05/2024 tarihinde davaya cevap dilekçesi sunulmuştur.
Davalı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin davaya konu senette yetkili hamil olduğunu, vade tarihi geldiği halde dava konusu senedin ödenmemesi üzerine, müvekkilinin alacağını tahsil amacıyla senet borçluları keşideci, lehtar ve ciranta aleyhine.... İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyasıyla kambiyo senetlerine özgü icra takibi başlattığını, borçlulara ödeme emri tebliğ edildiğini, dava konusu alacak, bonoya dayalı kayıtsız şartsız bir borç ikrarı olduğunu, dava konusu senet metni incelendiğinde, müvekkilinin yetkili hamil olduğunu, ciro silsilesinin düzgün olduğunu, davacı tarafın bir kısım şahsi def’ilerini müvekkiline yöneltmesi ve buradan lehine hukuki sonuç elde etmesi hukuken olanaksız olduğunu, davacı senedi düzenlemediğini değil mevcut şekliyle düzenlemediğini iddia ettiğini, davacının, dava konusu iddialarının çelişkili olduğunu, davacı tarafın imza itirazını kabul etmediklerini, senet üzerindeki davacı imzası ile davacının huzurda görülen davanın dava dilekçesindeki imzasının birebir aynı olduğunu, müvekkilinin hukuka uygun bir şekilde bonoya dayalı alacağını tahsil etmeye çalıştığını, bu sebeple davacının tazminat talebi hukuki mesnetten yoksun olduğunu, davacının tazminat talebinin reddine karar verilmesini, davacı aleyhine %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasını talep etmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Dava, bonodan kaynaklı olarak davacı aleyhine başlatılmış olan icra dosyasından davacının imza inkarı sebebiyle davalıya borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Somut olayda; Davalı tarafından davacı aleyhine keşidecisi davacı ... Altındal, lehtarı Karadeniz Temizlik - ... , düzenlenme tarihi 20.10.2021, vade tarihi 20.11.2021 olan, 150.000,00 TL bedelli bonodan kaynaklı olarak.... İcra Dairesinin ... Esas Sayılı dosyasından kambiyo senetlerine özgü takip yolu ile başlatılmış icra takibinden davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti ile davalı alacaklı aleyhine tazminata hükmedilmesi istemiyle işbu davanın açılmış olduğu görülmüştür.
Yargılama esnasında davacı asile Davaya konu 20/10/2021 tanzim tarihli 20/11/2021 vade tarihli 150.000,00TL bedelli senedin lehtarı olan Karadeniz Temizlik-... ile davacı ... arasında ticari ilişki, ticari alış-veriş olup olmadığı, söz konusu senet üzerindeki imzaların tarafınıza ait olup olmadığına ilişkin beyanda bulunmak üzere süre verilmiş olup, davacı asil tarafından imza örneklerinin alındığı talimat duruşmasında "Ben 15 yıl önce zor durumda olduğumdan ...'ndan borç para aldım ve teminat olarak da benden istediği boş senedi imzalayarak ona verdim. Borcumu 4 ay içinde 3 aylık faizi ile birlikte ona ödedim. Senedin iadesini talep ettiğimde, bana senedi yırtıp attığını söyledi ve borcun kalmadı dedi. Bana göstermiş olduğunuz senedin o zaman imzaladığım senet olup olmadığını bilmiyorum. Senetteki yazılar bana ait değildir. İmza benim imzama benziyor ancak ait olduğu konusunda emin değillim. " şeklinde beyanda bulunmuş olduğu , davalının ise senedin son hamili olduğu, ciro silsilesi kapsamında senedi elinde bulundurmuş olduğu, direkt davacıdan almadığı görülmüştür.
Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenmiştir. Menfi tespit davasında amaç bir hukuki ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitidir. Başka bir deyişle hukuki bir yarar bulunması koşuluyla sonuçta alacak-borç ilişkisi doğuracak bir durumun olmadığının tespiti amaçlanır. Dayanılan hukuki ilişkinin gerçekten mevcut olmadığı icra takibine maruz kalmadan önce ileri sürülebileceği gibi, icra takibinden sonra da ileri sürülebilir. Menfi tespit davaları bir süreye tabi olmadığı gibi, icra takibine itiraz edilmemesi veya takibin kesinleşmesi de menfi tespit davası açılmasına engel değildir.
6100 sayılı HMK'nın 190.maddesine göre ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Menfi tespit davalarında bu yük lehine hak doğan taraf olan davalı alacaklı olduğunu iddia eden tarafa aittir ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. fakat, davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır: Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukuki ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukuki İlişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü, hukuki ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (HMK m. 190; MK m.6). Fakat, alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru, s:143).
Yargılama esnasında kaldırma ilamı da göz önünde bulundurularak davacının imza inkarında bulunmuş olması sebebiyle mukayeseli olarak imza incelemesinin yapılabilmesi amacıyla çok sayıda evrak aslı celp edilmiş, davaya konu senetteki imzanın davacının eli ürünü olup olmadığının tespiti noktasında dosya grafoloji uzmanı bilirkişisine tevdi edilmiş olup bilirkişi tarafından hazırlanılarak mahkememize ibraz edilmiş olan raporda özetle ; İnceleme konusu bono ön yüzdeki ... adına atılan keşideci imzaları ile ...'a ait mevcut mukayese imza örneklerindeki imzalar ile yapılan karşılaştırmaya kıyasla yukarıda sayılan tanı unsurları bakımından benzerlikler saptandığından söz konusu keşideci imzasının ...'a atfen atılan imzanın, ...'ın eli ürünü olduğu kanaatine varıldığı mahkememize bildirilmiştir.
Emsal mahiyette olan ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin ...Sayılı, 27/10/2022 Tarihli "Dava; İİK'nun 72. maddesinde düzenlenen menfi tespit istemine ilişkindir. ... Dosyanın incelemesinde; davacının, davalıya borcu bulunmamasına rağmen, davalının davacı aleyhine icra takibi başlattığı, takip sebebinin davacının 15 yıl önce davalıya boş olarak verdiğini iddia ettiği senet olduğu, davacının bu senet bedelini ödediğini belirterek, davalıya bu senetten dolayı borcunun olmadığının tespiti için eldeki davanın açıldığı, ilk derece mahkemesince açılan davanın reddine karar verildiği, verilen karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
...
Eldeki uyuşmazlıkta davacı taraf; davalıya 15 yıl önce davalıdan aldığı çıkma ağaç sandalye bedeli için senet verdiğini, bu senedin bedelini ödediğini, senedin boş senet olarak verildiğini, bedel kısmı ile vade tarihinin boş olduğunu bunu davalının sonradan doldurduğunu iddia etmiş, ödemeye dair herhangi bir belge sunmamıştır.
Verilen bilgiler ışığında yerel mahkemece; davalının ... 4.İcra Müdürlüğü 2020/... Esas sayılı sayılı dosyası ile kambiyo senedine mahsus yolla davacı aleyhine takip başlattığı, senedin kambiyo senedi vasfında olup zamanaşımına uğramadığı, bononun unsurlarını taşıdığı, davacı senet bedeli kısmının boş olduğunu iddia etmiş ise de iddiasını yazılı delil ile ispatlayamadığından dolayı davanın reddine şeklinde karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davacının istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır." şeklindeki gerekçeli ilamı da göz önünde bulundurulduğunda somut olayda; alınan hüküm kurmaya ve denetime elverişli rapor kapsamında davaya ve icra takibine konu bonodaki imzanın davacı asile ait olması sebebiyle imza inkarı iddiasının gerçeği yansıtmadığı; nitekim davacı tarafça 15 yıl kadar önce dava dışı ... diye birisinden alınan borç karşılığı senedin boş olarak verildiği, borcun ödenmesine rağmen senedin sonradan doldurulduğu iddia edilmiş ise de senet metninde ... diye birisinin adının yer almadığı, davacı asilin talimat mahkemesindeki beyanında bahsettiği senedin bu senet olup olmadığını bilmediğini ifade ettiği, boş senedin sonradan doldurulduğunun yazılı deliller ile ispatlanamamış olduğu, nitekim dosya arasına alınan CBS dosyasından alınan bilirkişi raporunda da imzanın davacının eli ürünü olduğu kanaatine varılmakla KYOK kararının verilmiş olduğu anlaşılmış olup tüm bu açıklamalar ışığında davacının davasının reddine karar vermek gerekmiştir.
İİK'nın Menfi tesbit ve istirdat davaları başlıklı 72. Maddesinin "... Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez." şeklindeki düzenlemesi uyarınca davalının tazminat talebi bakımından inceleme yapıldığında işbu davada davacı lehine herhangi bir ihtiyati tedbir kararının verilmemiş olması sebebiyle koşulları oluşmayan tazminat isteminin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklanmış olduğu üzere;
1-Davacının davasının reddine,
2-Davalının davacı aleyhine tazminata hükmedilmesi isteminin reddine,
3-Alınması gerekli olan 615,40-TL karar ilam harcının başlangıçta dava açılırken peşin olarak alınan 5.123,26-TL harçtan mahsubu artan 4.507,86-TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
4-Yargılama giderlerinin davacı üzerine bırakılmasına,
5-Davalı yargılama esnasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Taraflarca yatırılan gider avansın arta kalan kısmı karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,
Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 30/09/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır