T.C.
İSTANBUL
18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/729 Esas
KARAR NO : 2025/645
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 25/10/2023
KARAR TARİHİ : 01/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin tekstil malzemeleri üreterek tekstil firmalarına ürün satışı yaptığını, müvekkilinin davalı şirkete malzeme temini sağladığını, şifahen sözleşme imzalandığını, davalı şirketin eksik ödeme yaptığını ve üzerine düşen edimleri yerine getirmediğini, müvekkilinin 708.054,00 TL toplam alacağının olduğunu, davalının bu borcun yalnızca 75.060,00 TL'lik kısmını ödediğini, geri kalan 32.994,00 TL'lik kısmın ödenmediğini, alacaklarının tahsili amacıyla ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile icra takibine geçtiklerini, davalının gayrimenkullerin tapu kayıtlarına, araçların da trafik kaydına ve sair haczi kabil mallara ihtiyati tedbir konulmasını talep ettiklerini belirterek davanın kabulünü, icra takibine yapılan itirazın iptali ile takibin devamını, davalının %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından sunulan ödeme dekontlarının eksik olduğunu, müvekkili tarafından davacıya 80.568,00 TL ödeme yaptığını, müvekkili şirketin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, bu yüzden icra takibine itiraz ettiklerini belirterek davanın reddini, davacının %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2023/762 esas 2023/731 karar sayılı ve 31/10/2023 tarihli kararı ile görevsizlik kararı verilerek dosyanın mahkememize tevzi edildiği ve yukarıdaki esasa kaydı yapıldığı görüldü.
Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin mahkememizin 10/11/2023 tarihli ara kararı ile reddine karar verildiği görüldü.
Mahkememiz dosyasının 13/03/2024 tarihli celsesinin 6 numaralı ara kararı uyarınca dosyanın bilirkişiye tevdine karar verilmiş olup, 16/05/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle;" Davacı yana ait 2023 yılı Yevmiye, Kebir ve Envanter defteri açılış tasdiklerinin zamanında yapıldığı, yevmiye defteri kapanış tasdik süresinin dolmadığı, defterlerin usulüne uygun tutulduğu ve birbirini doğruladığı, bu nedenle davacı yana ait 2023 Yılı ticari defterlerin HMK 222/2 hükümlerine göre delil teşkil ettiği,
Davacı yan ticari defterleri ile dava konusu muhasebe hesap ve kayıtlarına göre; ödeme emri tarihinde, davacı yanın davalı şirketten 32.994,00.- TL alacağının olduğu,
Davalı şirket ticari defterlerini e-defter uygulaması ile tuttuğu, envanter defteri açılış onayının zamanında yaptırıldığı, defterlerin usulüne uygun tutulduğu ve birbirini doğruladığı davalı şirkete ait 2023 Yılı ticari defterlerin HMK 222/2 hükümlerine göre delil teşkil ettiği,
Davalı şirketin ticari defterleri ile dava konusu muhasebe hesap ve kayıtlarına göre; 29.08.2023 ödeme emri tarihinde davalı şirketin davacı yana 5.508,00.-TL borcunun olduğu, 06.09.2023 tarihinde bu borcunu ödediği,
Taraf ticari defterleri arasındaki farkın 32.994,00.-TL davalı alacağı olan tutar kadar olduğu, bu farkın davalı şirket tarafından davalı yanın İban hesabına gönderilen 06.09.2023 tarih 5.508,00.-TL tutarlı EFT ile davacı tarafından davalı adına düzenlen ancak davalının kabulünde olmayıp ticari defterlerinde de bulunmayan 28.03.2023 tarih, ... numaralı 27.486,00-TL bedelli E-arşiv faturası toplamı olan (5.508,004-27486,00) 32.994,00.- TL” ndan kaynaklandığı,
Davacı tarafından düzenlenen 28.03.2023 tarih, ... numaralı 27.486,00-TL bedelli E-arşiv faturasının davalı şirkete tebliğ edildiğine dair bir belgeye rastlanmadığı, (bkz:5.4) ilgili faturanın davalı şirket ticari defterlerinde de yer almadığı,
Davacı tarafından davalı şirket aleyhine 29.08.2023 tarihinde ... İcra Dairesi'nin ... Esas dosyası ile 32.994,00-TL asıl alacak, 1.578,29.-TL faiz olmak üzere toplam 34.572,29.-TL üzerinden icra takibi başlatıldığı, davalı vekili tarafından 07.09.2023 tarihinde takibe itiraz edildiği ve takibin durduğu,
Yapılan tetkiklerde; davacının davalıya düzenlediği ilk fatura tarihi olan 15.02.2023 tarihini temerrüt tarihi olarak belirleyip 29.08.2023 takip tarihine kadar 194 gün gecikme öngördüğü bu 194 gün için yapılacak hesaplamanın aşağıdaki gibi olduğu,
Adi Faiz Oranının Yıllık %9 olduğu = 1.578,29 TL
Ancak taraflar arasında akdedilmiş bir sözleşme olmadığı gibi, tarafların borcun ifa edileci günü muayyen (belirli) bir tarih olarak belirlemediği bu durumda; TBK 117 maddesi gereği, temerrüdün oluşması için davacı tarafından davalı şirkete ihtar keşide edilmesi gerektiği, vakada bu durumun gerçekleşmediği, bu nedenlerle ödeme emrinde talep edilen faizin yersiz olduğu,
Hukuki tavsif ve takdir Yüce Mahkemenize ait olmak üzere;
29.08.2023 ödeme emri tarihinde davacı yanın davalı şirketten 5.508,00.-TL alacağının olduğu ve davalı şirket tarafından borcun kapanmasına yönelik davacı yana yapılan 5.508,00.- TL ödemenin, ödeme emri düzenleme tarihinden sonra 06.09.2023 tarihinde yapılarak 07.09.2023 tarihinde ödeme emrine itiraz edildiği, sonucuna ulaşılmıştır." şeklinde görüş ve kanaatinde bulunulduğu görüldü.
Mahkememiz dosyasının 05/02/2025 tarihli celsesinin 5 numaralı ara kararı uyarınca yemin metni sunulması halinde davetiye çıkarılmasına karar verilmiş olup, 02/07/2025 tarihli celsede dinlenilen davalı şirket yetkilisi ...'in beyanında;" Bana gösterdiğiniz fatura konusu malları teslim almadık, bu hususta yemin ediyorum, çünkü biz teslim aldığımız tüm malların faturasını ödedik ayrıca çok büyük bir firma olmadığımız için teslim aldığımız ürünlere ilişkin her türlü veri benim denetimimden geçmektedir, bana gösterdiğiniz fatura konusu malların tarafımıza teslim edilmediği hususunda yemin ediyorum." dediği görüldü.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ GEREKÇE:
Dava; taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı olarak davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan ... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyasında itirazın iptali istemine ilişkindir.
İtirazın iptali davalarında alacaklının, İİK m.67 uyarınca borçlunun süresi içerisinde icra dosyasına yapmış olduğu itirazının, kendisine tebliği tarihinden itibaren bir sene içerisinde genel mahkemelere yapacağı başvuru üzerine genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat etmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup sürenin başlaması için borçlunun itirazının alacaklıya tebliği zorunludur. Huzurdaki davanın süresinde açıldığı görülmüştür.
Mahkememizce taraf delilleri toplanmış, ilgili müzekkere cevapları celbedilmiş, taraflara defter ve belgelerini sunmak üzere süre ve imkan tanınmış, bilirkişi raporu aldırılmıştır .
Bilirkişi tarafından hazırlanan 17/05/2024 tarihli raporda ; " Davacı yana ait 2023 yılı Yevmiye, Kebir ve Envanter defteri açılış tasdiklerinin zamanında yapıldığı, yevmiye defteri kapanış tasdik süresinin dolmadığı, defterlerin usulüne uygun tutulduğu ve birbirini doğruladığı, bu nedenle davacı yana ait 2023 Yılı ticari defterlerin HMK 222/2 hükümlerine göre delil teşkil ettiği,
Davacı yan ticari defterleri ile dava konusu muhasebe hesap ve kayıtlarına göre; ödeme emri tarihinde, davacı yanın davalı şirketten 32.994,00.- TL alacağının olduğu,
Davalı şirket ticari defterlerini e-defter uygulaması ile tuttuğu, envanter defteri açılış onayının zamanında yaptırıldığı, defterlerin usulüne uygun tutulduğu ve birbirini doğruladığı davalı şirkete ait 2023 Yılı ticari defterlerin HMK 222/2 hükümlerine göre delil teşkil ettiği,
Davalı şirketin ticari defterleri ile dava konusu muhasebe hesap ve kayıtlarına göre; 29.08.2023 ödeme emri tarihinde davalı şirketin davacı yana 5.508,00.-TL borcunun olduğu, 06.09.2023 tarihinde bu borcunu ödediği,
Taraf ticari defterleri arasındaki farkın 32.994,00.-TL davalı alacağı olan tutar kadar olduğu, bu farkın davalı şirket tarafından davalı yanın İban hesabına gönderilen 06.09.2023 tarih 5.508,00.-TL tutarlı EFT ile davacı tarafından davalı adına düzenlen ancak davalının kabulünde olmayıp ticari defterlerinde de bulunmayan 28.03.2023 tarih, ... numaralı 27.486,00-TL bedelli E-arşiv faturası toplamı olan (5.508,00+27486,00) 32.994,00.-TL’ ndan kaynaklandığı,
Davacı tarafından düzenlenen 28.03.2023 tarih, ... numaralı 27.486,00-TL bedelli E-arşiv faturasının davalı şirkete tebliğ edildiğine dair bir belgeye rastlanmadığı, (bkz:5.4) ilgili faturanın davalı şirket ticari defterlerinde de yer almadığı,
Davacı tarafından davalı şirket aleyhine 29.08.2023 tarihinde ... İcra Dairesi'nin ... Esas dosyası ile 32.994,00-TL asıl alacak, 1.578,29.-TL faiz olmak üzere toplam 34.572,29.-TL üzerinden icra takibi başlatıldığı, davalı vekili tarafından 07.09.2023 tarihinde takibe itiraz edildiği ve takibin durduğu,
Yapılan tetkiklerde; davacının davalıya düzenlediği ilk fatura tarihi olan 15.02.2023 tarihini temerrüt tarihi olarak belirleyip 29.08.2023 takip tarihine kadar 194 gün gecikme öngördüğü bu 194 gün için yapılacak hesaplamanın aşağıdaki gibi olduğu,
Adi Faiz Oranının Yıllık %9 olduğu
32.994,00 x%9x 194 gün /365gün= 1.578,29.-TL
Ancak taraflar arasında akdedilmiş bir sözleşme olmadığı gibi, tarafların borcun ifa edileceği günü muayyen (belirli) bir tarih olarak belirlemediği bu durumda; TBK 117 maddesi gereği, temerrüdün oluşması için davacı tarafından davalı şirkete ihtar keşide edilmesi gerektiği, vakıada bu durumun gerçekleşmediği, bu nedenlerle ödeme emrinde talep edilen faizin yersiz olduğu,
Hukuki tavsif ve takdir Yüce Mahkemenize ait olmak üzere;
29.08.2023 ödeme emri tarihinde davacı yanın davalı şirketten 5.508,00.-TL alacağının olduğu ve davalı şirket tarafından borcun kapanmasına yönelik davacı yana yapılan 5.508,00.-TL ödemenin, ödeme emri düzenleme tarihinden sonra 06.09.2023 tarihinde yapılarak 07.09.2023 tarihinde ödeme emrine itiraz edildiği, sonucuna ulaşılmıştır. " şeklinde değerlendirme yapıldığı görülmüştür.
Raporun dosyaya sunulması akabinde mahkememizce ; davacı vekiline icra takibine konu ettiği faturanın davalı tarafa tebliğine ve fatura konusu malların davalıya teslimine ilişkin yazılı belgelerini dosyaya sunmak üzere süre verilmiş, ayrıca taraflara, davaya konu icra dosyasına ilişkin olarak icra takibinden sonra iş bu dava açılmadan önce yapılan tüm ödemelere ilişkin ödeme dekontlarını dosyaya sunmak ve bu hususta beyanlarını sunmak üzere süre ve imkan tanınmıştır.
Akabinde ilgili icra dosyasına müzekkere yazılarak; icra dosyasının hem davacının iddiasındaki ve ödeme emrindeki gibi asıl alacağın 32.994,00-TL+1.578,29-TL=34.572,29-TL olarak, hem de davalının iddiasındaki gibi asıl alacağın 5.508,00-TL olarak kabul edilmesi halinde 06/09/2023 tarihi itibari ile dosya kapak hesabının yapılarak dosyamız arasına gönderilmesinin istenilmesine karar verilmiş, ilgili kapak hesapları dosyaya kazandırılmış, davacı tarafça her ne kadar fatura konusu malların teslimi hususunda tanık dinletilmek istenilmiş ise de; emsal içtihatlar uyarınca teslim hususu konusunda tanık beyanları esas alınamayacağından davacının tanık dinletme talebinin reddine karar verilmiş ayrıca davacının dava dilekçesinde yemin deliline dayandığı görülmekle, huzurdaki davaya konu ettiği ve davalı tarafın kabulünde olmayan 28/03/2023 tarih ve 27.486,00-TL bedelli faturaya ilişkin malların davalıya teslimine ve alacaklı olduklarına ilişkin olarak yemin deliline dayanıp dayanmayacağı hususunda beyanlarını ve yemin deliline dayanması halinde yemin metnini dosyaya sunmak üzere davacı vekiline süre verilmiş, davacı yemin deliline dayanmış ve davalı şirket yetkisine yemin ettirilmiştir.
Dosya kapsamında yapılan değerlendirmede; davacı tarafça davaya konu icra dosyasında ; 32.994,00-TL + 1.578,29-TL = 34. 572,29-TL alacak için icra takibi başlatıldığı, mahkememizce tarafların defterlerinin incelenmesine ilişkin aldırılan bilirkişi raporu ile; davalı şirketin ticari defterleri ile dava konusu muhasebe hesap ve kayıtlarına göre; 29.08.2023 ödeme emri tarihinde davalı şirketin davacı yana 5.508,00.-TL borcunun olduğu, 06.09.2023 tarihinde yani takip tarihinden sonra dava tarihinden önce bu borcunu ödediği, taraf ticari defterleri arasındaki farkın 32.994,00.-TL olduğu, bu farkın davalı şirket tarafından davalı yanın İban hesabına gönderilen 06.09.2023 tarih 5.508,00.-TL tutarlı EFT ile davacı tarafından davalı adına düzenlen ancak davalının kabulünde olmayıp ticari defterlerinde de bulunmayan 28.03.2023 tarih, ... numaralı 27.486,00-TL bedelli E-arşiv faturası toplamı olan (5.508,00+27486,00) 32.994,00.-TL’ ndan kaynaklandığı, davacı tarafından düzenlenen 28.03.2023 tarih, ... numaralı 27.486,00-TL bedelli E-arşiv faturasının davalı şirkete tebliğ edildiğine dair bir belgeye rastlanmadığı, ilgili faturanın davalı şirket ticari defterlerinde de yer almadığı tespit edilmiştir. Fatura düzenlenmesi tek başına alacak iddiasının sübut bulduğunu göstermeyeceğinden davacı tarafa, davalı defterlerinde olmayan bu fatura konusu malların davalı tarafa teslim edildiğine dair yazılı delillerini sunması için süre verilmiş, bu hususta yazılı bir delil sunulamadığından ve davacının dava dilekçesinde yemin deliline dayandığı görüldüğünden takibe konu edilen bu fatura yönünden davacıya yemin delili hatırlatılmış, davacı yemin deliline dayanmış davalı şirket yetkisine yemin davetiyesi tebliğ edilmiştir. Yemin davetiyesinin tebliğinden sonra mahkememiz duruşma tarihi olan 18/06/2025 tarihinde davalı şirket yetkilisinin duruşmada hazır bulunmadığı ancak sonrasında dosyaya sunulan iş göremezlik belgesinde bu tarihte davalı şirket yetkilisinin işgöremezlik raporu bulunduğu görülmüş, ilgili rapor uyarınca davalı şirket yetkilisi yemin duruşmasına katılamama hususunda mazeretini ispatlayacak yazılı belge sunduğundan ve özürsüz olarak yemin duruşmasına katılmama hususu gerçekleşmediğinden, bir sonraki celse de ilgilinin duruşma salonunda hazır bulunup yemin etmek istediğini beyan ettiği görüldüğünden , dava dışı kurum tarafından düzenlenmiş işgöremezlik raporu uyarınca davalı şirket yetkilisinin duruşmaya katılmama hususundaki mazereti mahkememizce kabul görmüş ve mahkememiz 02/07/2025 tarihli celsesinde beyanı alınmıştır.
Davalı şirket yetkisi yemine konu beyanında " Bana gösterdiğiniz fatura konusu malları teslim almadık, bu hususta yemin ediyorum, çünkü biz teslim aldığımız tüm malların faturasını ödedik ayrıca çok büyük bir firma olmadığımız için teslim aldığımız ürünlere ilişkin her türlü veri benim denetimimden geçmektedir, bana gösterdiğiniz fatura konusu malların tarafımıza teslim edilmediği hususunda yemin ediyorum" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davacı vekili her ne kadar fatura konusu malları teslim alan kişinin şirket yetkilisi değil yemin dilekçesinde belirttiği o tarihteki şirket yetkilisi olan Mustafa Kaplan olduğu, fatura konusu malların bu kişiye teslim edildiğini, yemin etmesi gereken kişinin de bu kişi olduğunu beyan etmiş ise de; emsal mahiyetteki Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2013/7260 E., 2014/3 K. Sayılı kararında " HMK'nın 232/2 maddesinde "Taraflardan biri tüzel kişi yahut ergin olmayan veya kısıtlı bir kimse ise onlar adına yapılmış bir işleme ilişkin vakıanın ispatı için yemin, tüzel kişiyi temsile yetkili kişi veya organ yahut kanuni mümessil tarafından eda ya da iade olunabilir." hükmü yeralmaktadır. 5393 sayılı Belediye Kanunun 37 maddesine göre Belediye tüzel kişiliğinin temsilcisi belediye başkanıdır. Tüzel kişilerin taraf olduğu davalarda tüzel kişiye teklif edilen yemin, tüzel kişinin yetkili organı tarafından eda edilir. Bu temsilci, yemin konusu işlemin yapıldığı tarihteki değil, yemin teklif edildiği zamandaki temsilcidir. Bu nedenle mahkemece, davacı kurumun temsilcisi olarak yemin teklif edildiği tarihteki belediye başkanına yemin teklif edilmesi gerekirken davacı kurumu temsil sıfatı kalmayan belediye eski başkanına yemin teklif edilerek sonucuna göre karar verilmesi doğru değildir." yine Yargıtay 23. Hukuk Dairesi 2014/5164 E., 2014/4666 K. Sayılı kararında " Öte yandan, HMK'nın 232/2. maddesi uyarınca tüzel kişiye teklif edilen yemin, tüzel kişinin yetkili organı tarafından eda edilir. Bu temsilci, yemin konusu işlemin yapıldığı tarihteki değil, yemin teklif edildiği zamandaki temsilcidir. Ayrıca, birlikte temsil söz konusu olduğu takdirde yeminin bağlayıcı olabilmesi için birlikte temsile yetkili kişilerin tamamının da yemin etmesi zorunludur. İflas masasının taraf olduğu davalarda ise yemin, müflis tarafından değil, iflas idaresi tarafından eda edilir." şeklinde düzenleme yapıldığı görülmüş olmakla yer verilen emsal ilamlar uyarınca davacının bu itirazına itibar edilememiştir.
Davalı şirket yetkilisi uyuşmazlığa konu 28/03/2023 tarih ve 27.486,00-TL bedelli faturaya ilişkin malların teslim alınmadığı hususunda yemini eda ettiğinden ve yemin kesin delil olduğundan davacının takibe konu edilen bu fatura yönünden alacak iddiasını ispatlayamadığı kanaatine varılmış ve bu fatura yönünden açılan davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir.
İtirazın iptaline konu icra dosyasında takibe konu edilip yukarıda açıklanan gerekçelerle reddedilen 28/03/2023 tarih ve 27.486,00-TL bedelli fatura dışında kalan alacak talebi yönünden yapılan değerlendirmede; hükme esas alınana bilirkişi raporu içeriğine göre; 29.08.2023 ödeme emri tarihinde davalı şirketin davacı yana 5.508,00.-TL borcunun olduğu, 06.09.2023 tarihinde yani takip tarihinden sonra dava tarihinden önce davalının davacı tarafa bu miktarda ödeme yaptığı tespit edilmiştir.
Öncelikle belirtilmelidir ki, itirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan bir eda davasıdır.
Henüz alacaklı tarafından itirazın iptali davasının açılmadığı bir evrede, borçlunun, itiraza konu borcu kısmen veya tamamen ödemesi mümkündür ve bunu engelleyen herhangi bir yasa hükmü yoktur. Borçlu, itirazın iptali davası açılmamış iken, itirazına konu borcu tamamen öderse, alacaklının itirazın iptali davası açmasına gerek kalmayacak ve böyle bir davayı açmakta hukuki yararı bulunmayacaktır. Zira, itirazın iptali davası açılmasında amaç, itiraz nedeniyle kanun gereğince kendiliğinden durmuş olan takibin devamını sağlamaktır. Takibin devamı yoluyla elde edilecek olan sonuç (alacağın tahsili), borçlunun tüm borcu ödemesiyle zaten gerçekleşmiş olacağına göre, gerçekleşmiş olan bu sonucu sağlamak üzere bir dava açılmasında hukuki yarar bulunmayacaktır. Bunun gibi, takibe konu borcun kısmen ödendiği durumlarda da, ödenmeyen borç tutarına yönelik itirazın iptali davasında, itirazdan sonra ödenmiş olan miktar bakımından itirazın iptalinin istenilmesinde hukuki yararın mevcut olmayacağı kuşkusuzdur.
Sonuç itibariyle; icra takibinden sonra ve itirazın iptali davası açılmadan önce borçlu tarafından ödeme yapılması halinde, yapılan bu ödeme düşüldükten sonra kalan miktar üzerinden dava açılması gerekir. Dolayısıyla, takipten sonra, ancak dava açılmadan önce yapılmış olan ödemeler yönünden dava açılmasında, davacı tarafın hukuki yararı bulunmamaktadır.
Nitekim aynı ilke, Hukuk Genel Kurulunun 12.11.2003 gün ve E:2003/19-589, K:2003/645 sayılı ve E:2011/19-532,K:2011/640 sayılı ilamında da benimsenmiştir.
Türk Borçlar Kanunu'nun 100. Maddesinde " Borçlu, faiz veya giderleri ödemede gecikmemiş ise , kısmen yapığı ödemeyi ana borçtan düşme hakkına sahiptir. " şeklinde düzenleme yaptığı görülmüştür. Davalı tarafından her ne kadar aşamalarda davalı tarafından huzurdaki dava açılmadan evvel asıl alacak tutarının ödendiği huzurdaki davanın açılmasında hukuki yarar bulunmadığı beyan edilmiş ise de , davalı tarafından ilgili icra dosyasında takibe geçildikten sonra ödeme yapılıp icra takibinin başlatılması ile temerrüt gerçekleşmiş olacağından ve davacı tarafça da yapılan ödemenin asıl alacağa mahsuben yapıldığına dair açık bir kabul bulunmadığından davalı tarafından huzurdaki dava açılmadan önce , takip tarihinden sonra yapılan ödemenin TBK 100.madde uyarınca değerlendirilmesi gerekeceği kanaatine varılmıştır.
Tüm dosya kapsamı hepbirlikte değerlendirildiğinde; davalı tarafından takipten sonra dava tarihinden önce 06.09.2023 tarihinde 5.508,00-TL lik ödeme yapılmıştır. Söz konusu ödemenin BKnun 100 mad uyarınca öncelikle faiz ve ferilerinden düşüm yapılması gerekmektedir. Mahkememizce bu hususta hesaplama yapılabilmesi için dosya arasına celbedilen ve asıl alacağın 5.508,00-TL olduğu ,takip tarihi ile ödeme tarihi dikkate alındığında ve bu tarihe kadar mevcut bulunan işlemiş faizler, icra yargılama gideri ve masrafları gösterir kapak hesabı uyarınca yapılan hesaplama neticesinde davalının yaptığı ödeme öncelikle TBK 100.madde uyarınca icra dosyasının ferileri ile faizden mahsup edilmiş, davacının bu miktardaki alacağı için davalıyı takipten önce temerrüde düşürdüğü ispatlamadığından takip öncesi işlemiş faiz miktarı ispatlanamadığı kanaatine varıldığından hesaba katılmamış ve faiz ve ferilerden yapılan mahsup neticesinde davacının dava tarihi itibari ile 2.046,48-TL asıl alacağının bulunduğu anlaşılmış, bu miktarda alacağın kısmi ödeme tarihi olan 06/09/2023 tarihinden tahsil tarihine kadar faizi ile (takip tarihinden kısmi ödeme tarihine kadar işleyen faiz kapak hesabında hesaplanıp ödemeden düşüldüğünden) tahsiline karar vermek gerekmiş, kabul edilen kısım yönünden alacak faturaya dayanıp likit ve belirlenebilir olduğundan davacının icra inkar tazminatı isteminin kabulü gerekmiş, reddedilen kısım yönünden kötüniyetli takip başlatıldığına ilişkin delil bulunmadığından kötüniyet tazminatı isteminin reddi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile; Davalının ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra takip dosyasına yapmış olduğu itirazın Kısmen iptali ile takibin dava tarihi itibariyle 2.046,48-TL asıl alacak üzerinden kaldığı yerden devamına,
-Davacının fazlaya dair isteminin reddine,
-Takip tarihi itibari ile davacının davalıdan 5.508,00 TL Asıl alacak talep edebileceğinin kabulü ile icra müdürlüğünce kapak hesabının bu doğrultuda oluşturularak icra takibinden sonra işbu dava açılmadan önce davalı tarafından 06/09/2023 tarihinde yapılmış olan 5.508,00-TL ödemenin TBK m.100 hükmü uyarınca infaz aşamasında icra müdürlüğünce değerlendirilmesine,
-Bu doğrultuda bakiye 2.046,48 TL asıl alacağa 06/09/2023 tarihinden tahsil tarihine kadar yasal faiz işletilmesine,
2-Davacının fazlaya dair taleplerinin REDDİNE,
3-Davalının haksız itirazları nedeniyle işbu davada mahkememizce kabulüne karar verilen asıl alacak tutarı olan 2.046,48 TL'nin %20'si oranında olan 409,29 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
4-Davalının davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi talebinin REDDİNE
5-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 530,03 TL harcın mahsubu ile bakiye 85,37 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına.
6-Davacı tarafından yatırılan 530,03 TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, Avukatlık Asgari Ücret tarifesi uyarınca 2.046,48 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
8-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, Avukatlık Asgari Ücret tarifesi uyarınca 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,
9-Davacı tarafça yapılan 1.487,00 TL müzekkere ve tebligat gideri, 3.000,00 TL bilirkişi ücreti ile 308,25 TL ilk masraf (269,85 TL başvurma harcı + 38,40 TL vekalet harcı) olmak üzere toplam 4.795,25 TL yargılama giderinin davanın kabul red oranına göre hesaplanan 238,43 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
10-Davacı tarafça yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep edilmesi halinde kendilerine iadesine,
11-Suçüstü Ödeneğinden ödenen 3.120,00TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul red oranına göre hesaplanan 2.964,87 TL'sinin davacıdan, 115,13 TL'sinin davalıdan alınarak hazineye irad kaydına.
Dair, davacı vekilinin yokluğunda, davalı vekilinin (e duruşma ile) yüzüne karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 01/10/2025
Katip ...
E¸
Hakim ...
E¸