T.C.
İSTANBUL
18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO :2023/804 Esas
KARAR NO:2025/188
DAVA:Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:29/05/2018
KARAR TARİHİ:18/03/2025
Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili tarafından ibraz edilmiş olan dava dilekçesinde özetle; Davalı tarafça, müvekkili hakkında 25/11/2014 tanzim tarihli ve 25/12/2014 vadeli 17.000,00-TL'lik bonodan dolayı .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile takipte bulunulduğu, takibe konu 17.000,00-TL'lik bono altındaki imzaların müvekkiline ait olmadığını beyan ederek bonodan dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili tarafından ibraz edilmiş olan cevap dilekçesinde özetle; takibe konu bonodaki imzanın davacıya ait olup olmadığının bilirkişi incelemesi sonucunda ortaya çıkacağını, senetteki imzanın davacıya ait çıkması halinde lehlerine %20'den aşağı olmamak üzere icra-inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizce yapılan kontrolde; işbu dava 29/05/2018 tarihinde açılmakla mahkememizin ... Esasına kaydı yapılmış olup yapılan yargılama sonucunda 03/09/2019 tarihinde "1-Davacının davasının KABULÜ İLE Davacının davalıya .... İcra müdürlüğününü ... Esas sayılı takip dosyasına dayanak yapılan 25/11/2014 düzenleme tarihli keşidecisi ... , lehtarı ... ... Ldt şti olan 25/12/2014 Ödeme tarihli 17.000,00 TL bedelli bonodan dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine, Davalının icra inkar tazminatının reddine," dair kurulan hükme karşı İstinaf yasa yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesinin 2020/1691 Esas, 2023/1084 Karar Sayılı, 12/10/2023 Tarihli "... Mahkemece davacının, davaya konu senedin düzenleme tarihine yakın önceki ve sonraki tarihli samimi imzalarını içeren resmi kurumlarca da onaylatılmış bol miktarda belge asıllarının getirtilerek senet üzerinde Yargıtay uygulamalarına uygun bir biçimde imza incelemesi yaptırılması gerekmesine rağmen, eksik belgeye dayalı yetersiz bilirkişi raporuna göre hüküm kurulması doğru görülmemiştir." şeklindeki gerekçeli ilamı ile kaldırılmakla dosya mahkememizin işbu esasına kaydedilmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Dava, kambiyo senetlerinden olan bonodaki davacı keşidecinin imzasının inkarına dayalı menfi tespit istemine ilişkindir.
Somut olayda ; keşidecisi ..., lehtarı ... ... Mal. San. Tic. Ltd. Şti. Olan, 25/11/2014 tanzim tarihli ve 25/12/2014 vadeli / ödeme tarihli, 17.000,00TL lik bononun, lehtar tarafından 4.284,00 TL'lik asıl alacağı ve bunun faizi istemiyle toplam 5.997,60-TL'lik üzerinden davacı aleyhine .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasından kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takibe konu edildiği, davacı borçlu tarafından bonodaki imzanın kendisine ait olmadığından bahisle bono bedeli harca esas değer gösterilmek suretiyle işbu menfi tespit davasının açılmış olduğu görülmüştür.
Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenmiştir. Menfi tespit davasında amaç bir hukuki ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitidir. Başka bir deyişle hukuki bir yarar bulunması koşuluyla sonuçta alacak-borç ilişkisi doğuracak bir durumun olmadığının tespiti amaçlanır. Dayanılan hukuki ilişkinin gerçekten mevcut olmadığı icra takibine maruz kalmadan önce ileri sürülebileceği gibi, icra takibinden sonra da ileri sürülebilir. Menfi tespit davaları bir süreye tabi olmadığı gibi, icra takibine itiraz edilmemesi veya takibin kesinleşmesi de menfi tespit davası açılmasına engel değildir.
6100 sayılı HMK'nın 190.maddesine göre ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Menfi tespit davalarında bu yük lehine hak doğan taraf olan davalı alacaklı olduğunu iddia eden tarafa aittir ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. fakat, davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır: Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukuki ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukuki İlişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü, hukuki ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (HMK m. 190; MK m.6). Fakat, alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru, s:143).
Yargılama esnasında kaldırma ilamı da göz önünde bulundurularak davacının imza inkarında bulunmuş olması sebebiyle mukayeseli olarak imza incelemesinin yapılabilmesi amacıyla çok sayıda evrak aslı celp edilmiş, davaya konu senetteki imzanın davacının eli ürünü olup olmadığının tespiti noktasında dosya İstanbul Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinden rapor alınmış olup bu kapsamda mahkememize ibraz edilen raporda özetle; "İnceleme konusu senette ... adına atılı imza ile ...'ın mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından farklılıklar saptandığından söz konusu imzanın mevcut mukayese imzalarına kıyasla ...'ın eli ürünü olmadığı," mahkememize bildirilmiştir.
Alınan işbu rapora karşı her ne kadar davalı vekili tarafından itiraz edilmiş ise de kaldırma ilamında da belirtildiği şekilde; senedin tanzim tarihi olan 2014 öncesine ve sonrasına ait evrak asılları celp edilmiş, davacı asilin yargılama esnasında alınan imza örnekleri ile mukayeseli şekilde rapor hazırlanmış olması sebebiyle rapora karşı yapılan itirazların reddine karar verilmiştir.
Mahkememizin işbu dosyası ile benzer mahiyette olan ... Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesinin 2019/2089 Esas, 2022/937 Karar Sayılı, 28/06/2022 Tarihli "Dava, çek nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti ve çekin iptali istemine ilişkindir. Davada davacı davaya konu çek hakkında keşideci imzasının şirketin yetkili temsilcisine ait olmadığı iddiasına dayanmıştır. İmza inkarı halinde imzanın ilgiliye ait olduğunu ispat yükü senedi elinde bulunduran hamile aittir" şeklindeki gerekçeli ilamı da göz önünde bulundurulduğunda kural olarak imza inkarı halinde imzanın ilgiliye ait olduğunu ispat yükü senedi elinde bulunduran davalı hamile ait olup mahkememizce İstanbul Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinden alınan raporda imzanın davacıya ait olmadığının tespit edilmiş olması ve davalı alacaklı tarafça aksinin ispatlanamadığı kanaatine varılmakla davacının dava konusu bonodan kaynaklı olarak borçlu bulunmadığı kanaatine varılmış ve davacının menfi tespit isteminin kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Davacının davasının kabulüne karar verilmiş olmakla davalının şartları oluşmayan icra inkar tazminatı isteminin reddine karar vermek gerekmiş, 6100 Sayılı HMK'nın EK-1. Maddesinin 3. Fıkrası uyarınca istinaf yasa yolu açık olmak üzere aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklanmış olduğu üzere;
1-Davacının davasının KABULÜ ile; keşidecisi ..., lehtarı ... ... Mal. San. Tic. Ltd. Şti. Olan, 25/11/2014 tanzim tarihli ve 25/12/2014 vadeli / ödeme tarihli, 17.000,00-TL'lik bonodan kaynaklı olarak davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine,
2-Davalının icra inkar tazminatı isteminin reddine,
3-Kararın kesinleşmesi akabinde imza incelemesi için celp edilen belge asıllarının mahal birimlerine iadesine,
4-Alınması gerekli olan 1.161,27-TL karar ilam harcından dava açılırken başlangıçta peşin olarak alınan 290,32-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 870,95-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
5-Davacı tarafından sarf edilen dava açılış gideri: 369,82-TL (başvurma, vekalet harcı, peşin harç) davetiye, posta gideri: 415,70-TL, bilirkişi ücreti: 600,00-TL, ATK fatura ücreti: 5.900,00-TL olmak üzere toplam: 7.285,52-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerine bırakılmasına,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 17.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Taraflarca yatırılan gider avansın arta kalan kısmı karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,
Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 18/03/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır