T.C.
İSTANBUL
18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/839 Esas
KARAR NO : 2025/133
DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 26/12/2023
KARAR TARİHİ : 26/02/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı müvekkili şirketin, davalı şirketin talebi üzerine ... İşlerinin imalatını yaptığını ve teslim ettiğini, yapılan imalat sonunda davalı tarafın Kesin Hakediş Raporu düzenlediğini, imalat sonucu düzenlenen kesin hakedişte müvekkili şirketin alacağından 86.27,78 TL kesin teminat kesintisi yapıldığını, işlerin tesliminden sonra uzun bir süre geçmiş olmasına rağmen davalı tarafından, kesilen bu teminatın ödenmesinin yapılmadığını ve davacıyı sürekli oyaladığını, davalının haksız bir şekilde tuttuğu ve ödemediği teminat adı altında kesilen alacağı müvekkili şirketin tahsil edebilmek için ... İcra Müdürlüğü... E. İle icra takibi başlattığını, davalı borçlunun başlatılan bu takibe karşı borcu olmadığından bahisle itiraz ettiğini ve takibi durdurduğunu beyanla davalının haksız ve kötü niyetli itirazı sebebiyle itirazın kaldırılmasını, takibin devamına karar verilmesini ve kötü niyetli itiraz sebebiyle dava değerinin en az %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı ile müvekkili şirket arasında her ne kadar yazılı bir sözleşme bulunmasa da davacı şirketin grup şirketi olan, arasında organik bağ bulunan, yetkilileri ve şirket adresleri aynı olan ... Şti. ile müvekkili şirketin grup şirketlerinden ...A.Ş. arasında gelişmiş bir ticari örf ve adet bulunduğunu, davacının grup şirketi olan ...Ltd. Şti.'nin dava dışı ... Şirketinin inşasını gerçekleştirdiği İnsansız Hava Aracı üretim tesislerinin bir kısım inşaat işlerini üstlendiğini, sözleşme hükümlerine ve taraflar arasındaki ticari öri ve adete göre; davacının alacağının muaccel hale gelmesi, şirketin kendi çalışanları ve taşeronlarının SGK ilişiksiz belgesi getirilmesine, işçilere ödenecek işçilik alacakların eksiksiz ve zamanında ödenmesine, bu işçilere ilişkin herhangi bir hak ve alacak kalmadığına dair ibranamenin veya arabuluculuk anlaşma son tulanağın sunulmasına bağlandığını, alacağın muaccel olma koşulları belirlenmiş olduğu göz önüne alındığında taraflar arasında yazılı olmasa da gelişmiş bir ticari örf ve adet uygulaması oluştuğunu, bu koşullar çerçevesinde davacının icra takibi yaptığı tarih itibari ile talep edebileceği herhangi muaccel bir alacağı bulunmadığını beyanla davanın reddini talep etmiştir.
Mahkememizin 23/10/2024 tarihli celsesinde dosyanın 1 mali müşavir ve 1 hakediş hesaplarından anlayan sözleşme hukuku alanında uzman bilirkişiden oluşacak bilirkişi heyetine tevdi ile; bilirkişilerden takdiri mahkemeye ait olmak üzere tarafların ticari defterleri, celp edilmiş olan belgeler ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirilmek suretiyle, davacının davaya konu icra takip dosyasında davalıdan alacaklı olup olmadığı noktasında rapor tanzim edilmesinin istenilmesine karar verilmiş olup 12/12/2024 havale tarihli bilirkişi raporunda özetle:"Tüm dava dosyası, iddia, savunma, taraf ticari defterleri ile dava dosyasına sunulan tüm deliller üzerinde, yapılan inceleme, denetim, tahlil ve hesaplamalar neticesinde;
Davacı şirkete ait ticari defterlerin TTK 64/3 hükümleri doğrultusunda ve e-defter uygulaması ile tutulduğu; yevmiye defteri ve defteri kebir e-defter beratlarının zamanında ve usulüne uygun alındığı, envanter defterinin süresinde tasdik ettirildiği, defterlerin usulüne uygun tutulduğu ve birbirini doğruladığı davacı şirkete ait; 2023 Yılı ticari defterlerin HMK 222/2 hükümlerine göre delil teşkil ettiği,
Davacı şirket ticari defterleri ile dava konusu muhasebe hesap ve kayıtlarına göre, ödeme emri tahinde; davacı şirketin davalı şirketten 23.03.2023 tarihli faturadan 75.378,93.-TL, 26.06.2023 tarihli faturadan 10.828,85.-TL, olmak üzere toplam 86.207,78.-TL alacağının olduğu,
Davalı şirkete ait ticari defterlerin HMK 64/3 hükümleri doğrultusunda e-defter uygulaması ile tutulduğu; yevmiye defteri ve defteri kebir e-defter beratlarının zamanında ve usulüne uygun alınmış olduğu, envanter defterinin süresinde tasdik ettirildiği, defterlerin usulüne uygun tutulduğu ve birbirini doğruladığı davalı şirkete ait; 2023 Yılı ticari defterlerin HMK 222/2 hükümlerine göre delil teşkil ettiği,
Davalı şirket ticari defterleri ile dava konusu muhasebe hesap ve kayıtlarına göre; davalı şirketin davacı şirketten 23.03.2023 tarihli faturadan 75.378,93.-TL, 26.06.2023 tarihli faturadan 10.828,85.-TL, kesinti yaptığı ve bu kesinti neticesinde davalı şirketin davacı şirkete toplam 86.207,78.-TL borcunun olduğu,
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın davalı şirket tarafından davacı şirketin hakkedişlerinden 86.207,78.-TL tutarın alt üst işveren sıfatıyla haklı nedenlerle kesip kesmediği, hususlarında toplandığı,
Bu uyuşmazlığın iş hukuku uzmanı tarafından çözüme kavuşturulması gerektiği, sonucuna ulaşılmıştır.
Kısacası şirketler arasında organik bağ bulunması işçilerinin işçilik hak ve ücretlerinden sorumluluğu tek başına sağlamamaktadır. Bu organik bağ yanında şirketler/işverenler arasında işyeri devri, hizmet sözleşmesi devri, asıl işveren alt işveren ilişkisi ve birlikte istihdam olgularının bulunup bulunmadığının somut olarak belirlenmesi gerekmektedir. Somut olayda arabuluculuk başvurularında alt işveren olan ...AŞ yanında asıl işveren olarak .... AŞ. gösterilmektedir. ... AŞ ile davalı ... AŞ arasında bir organik bağ bulunsa da işçilerin alacaklarından sorumluluk bakımından ... sayılı İş Kanunu m. 2/1 asıl işverenin müteselsil sorumluluğu yönünden arabuluculuk başvurularında taraf olarak gösterilen grup şirket ... AŞ ile işbu iş bakımından davalı şirket ... Tic. AŞ arasında işyeri devri, hizmet sözleşmesi devri, asıl işveren alt işveren ilişkisi ve birlikte istihdam olgularından herhangi birinin bulunduğu hususunda bir bulguya dosya kapsamında rastlanılmamıştır. Kaldı ki, grup şirketler arasında organik bağ da bulunsa her şirketin ayrı bir tüzel kişiliği bulunmaktadır. İşçilik alacaklarından sorumluluğa gidilmesi için tüzel kişilik perdesinin aralanması veya yukarıda saydığımız olguların gerçekleşmesi gerekmektedir. Kaldı ki, dosyada mübrez arabuluculuk tutanaklarına göre bu hususta ispat yükü düşen taraf olan dava dışı işçilerden herhangi biri de ...Tic. AŞ karşı taraf göstererek dava şartı bir arabuluculuk başvurusunda bulunmamıştır. Dosyada mübrez arabuluculuk tutanaklarında işçilik alacakları bakımından dava dışı .... AŞ. Taraf olarak gösterilmiştir. Ayrıca dava dosyasına sunulan arabuluculuk tutanaklarında taraf olarak davacı ... Şirketi değil ... Tic. AŞ gösterilmiştir. Dosya kapsamında her iki şirket arasında bir bağa rastlanılmakla beraber dava dışı sözleşme imzalayan ... Şti.ile davacı ... Şirketi arasında bir bağ bulunup bulunmadığı dosya kapsamından anlaşılamamakla beraber bir bağ bulunması halinde dahi bunun da işçilik alacakları bakımından dava şartı arabuluculuk yönünden yürütülmediği belirtilebilir. Bu yönden dosyadaki belgeler değerlendirildiğinde davacı tarafın yüklendiği iş sebebiyle kazandığı hak edişinden davacı tarafça yapılan teminat kesintisinin davalı alt işveren işçilerinin işçilik alacaklarından sorumlu olmasından kaynaklandığına dair bulguya dosya kapsamında rastlanılmadığından, davalının bu yöndeki savunmasına hak vermek mümkün olmamıştır. Bu savunmaya itibar edilemediği için sonuç olarak davacının davalıdan teminat kesintisi olarak gösterilen 86.207,78.-TL alacağı bulunduğuna kanaat edilmiştir." şeklinde görüş ve kanaat bildirilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ GEREKÇE:
Dava; davacı taraftan kesin hakediş ile kesilen teminatın ödenmesi için davalı aleyhine başlatılan ... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı icra takip dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın iptali ile davacının icra inkar, davalının kötüniyet tazminatı istemlerinin yerinde olup olmadığına ilişkindir.
Davacı dava dilekçesinde; davacı şirketin, davalı şirketin talebi üzerine ... İşlerinin imalatını yaptığını ve teslim ettiğini, yapılan imalat sonunda davalı tarafın Kesin Hakediş Raporu düzenlediğini, imalat sonucu düzenlenen kesin hakedişte davacı şirketin alacağından 86.27,78 TL kesin teminat kesintisi yapıldığını, işlerin tesliminden sonra uzun bir süre geçmiş olmasına rağmen davalı tarafından, kesilen bu teminatın ödenmesinin yapılmadığını, teminat adı altında kesilen alacağın davacı şirket tarafından tahsili için davalı hakkında ... İcra Müdürlüğü... E. İle icra takibi başlattığını, davalı borçlunun başlatılan bu takibe karşı borcu olmadığından bahisle itiraz ettiğini ve takibi durdurduğunu beyanla itirazın iptali isteminde bulunmuştur.
Davalı cevap dilekçesinde; davacı ile davalı şirket arasında her ne kadar yazılı bir sözleşme bulunmasa da davacı şirketin grup şirketi olan, arasında organik bağ bulunan, yetkilileri ve şirket adresleri aynı olan ... Şti. ile davalı şirketin grup şirketlerinden ... A.Ş. arasında gelişmiş bir ticari örf ve adet bulunduğunu, davacının grup şirketi olan ... Ltd. Şti.'nin dava dışı ... Şirketinin inşasını gerçekleştirdiği İnsansız Hava Aracı üretim tesislerinin bir kısım inşaat işlerini üstlendiğini, sözleşme hükümlerine ve taraflar arasındaki ticari örf ve adete göre; davacının alacağının muaccel hale gelmesi, şirketin kendi çalışanları ve taşeronlarının SGK ilişiksiz belgesi getirilmesine, işçilere ödenecek işçilik alacakların eksiksiz ve zamanında ödenmesine, bu işçilere ilişkin herhangi bir hak ve alacak kalmadığına dair ibranamenin veya arabuluculuk anlaşma son tulanağın sunulmasına bağlandığını, taraflar arasında yazılı olmasa da gelişmiş bir ticari örf ve adet uygulaması oluştuğunu, icra takip tarih itibari ile muaccel bir alacak bulunmadığını beyan etmiş ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı taraf her ne kadar yetki itirazında bulunmuş ise de; davalının yerleşim yeri itibari ile mahkememiz yetkili olduğundan bu itiraza itibar edilmemiş ve davanın esastan incelenmesine geçilmiştir.
Mahkememizce taraf delilleri toplanmış, ilgili müzekkere cevapları dosya arasına celbedilmiş, taraflara defter ve belgelerini sunmak için süre ve imkan tanınmış akabinde dosyanın rapor tanzimi için bilirkişiye tevdine karar verilmiştir.
İtirazın iptali davalarında alacaklının, İİK m.67 uyarınca borçlunun süresi içerisinde icra dosyasına yapmış olduğu itirazının, kendisine tebliği tarihinden itibaren bir sene içerisinde genel mahkemelere yapacağı başvuru üzerine genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat etmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup sürenin başlaması için borçlunun itirazının alacaklıya tebliği zorunludur. Huzurdaki davanın süresinde açıldığı görülmüştür.
Dosya kapsamında hazırlanan bilirkişi heyeti tarafından dosyaya sunulan 26/12/2024 tarihli raporda " Davacı şirket ticari defterleri ile dava konusu muhasebe hesap ve kayıtlarına göre, ödeme emri tahinde; davacı şirketin davalı şirketten 23.03.2023 tarihli faturadan 75.378,93.-TL, 26.06.2023 tarihli faturadan 10.828,85.-TL, olmak üzere toplam 86.207,78.-TL alacağının olduğu,
...Davalı şirket ticari defterleri ile dava konusu muhasebe hesap ve kayıtlarına göre; davalı şirketin davacı şirketten 23.03.2023 tarihli faturadan 75.378,93.-TL, 26.06.2023 tarihli faturadan 10.828,85.-TL, kesinti yaptığı ve bu kesinti neticesinde davalı şirketin davacı şirkete toplam 86.207,78.-TL borcunun olduğu,
...Somut olayda arabuluculuk başvurularında alt işveren olan ... AŞ yanında asıl işveren olarak ...Tic. AŞ. gösterilmektedir. ... AŞ ile davalı ... Tic. AŞ arasında bir organik bağ bulunsa da işçilerin alacaklarından sorumluluk bakımından 4857 sayılı İş Kanunu m. 2/1 asıl işverenin müteselsil sorumluluğu yönünden arabuluculuk başvurularında taraf olarak gösterilen grup şirket .... AŞ ile işbu iş bakımından davalı şirket ... AŞ arasında işyeri devri, hizmet sözleşmesi devri, asıl işveren alt işveren ilişkisi ve birlikte istihdam olgularından herhangi birinin bulunduğu hususunda bir bulguya dosya kapsamında rastlanılmamıştır. Kaldı ki, grup şirketler arasında organik bağ da bulunsa her şirketin ayrı bir tüzel kişiliği bulunmaktadır. İşçilik alacaklarından sorumluluğa gidilmesi için tüzel kişilik perdesinin aralanması veya yukarıda saydığımız olguların gerçekleşmesi gerekmektedir. Kaldı ki, dosyada mübrez arabuluculuk tutanaklarına göre bu hususta ispat yükü düşen taraf olan dava dışı işçilerden herhangi biri de ...Tic. AŞ karşı taraf göstererek dava şartı bir arabuluculuk başvurusunda bulunmamıştır. Dosyada mübrez arabuluculuk tutanaklarında işçilik alacakları bakımından dava dışı ...Tic. AŞ. Taraf olarak gösterilmiştir. Ayrıca dava dosyasına sunulan arabuluculuk tutanaklarında taraf olarak davacı ... Şirketi değil ...Tic. AŞ gösterilmiştir. Dosya kapsamında her iki şirket arasında bir bağa rastlanılmakla beraber dava dışı sözleşme imzalayan ...Ltd. Şti.ile davacı ... Şirketi arasında bir bağ bulunup bulunmadığı dosya kapsamından anlaşılamamakla beraber bir bağ bulunması halinde dahi bunun da işçilik alacakları bakımından dava şartı arabuluculuk yönünden yürütülmediği belirtilebilir. Bu yönden dosyadaki belgeler değerlendirildiğinde davacı tarafın yüklendiği iş sebebiyle kazandığı hak edişinden davacı tarafça yapılan teminat kesintisinin davalı alt işveren işçilerinin işçilik alacaklarından sorumlu olmasından kaynaklandığına dair bulguya dosya kapsamında rastlanılmadığından, davalının bu yöndeki savunmasına hak vermek mümkün olmamıştır. Bu savunmaya itibar edilemediği için sonuç olarak davacının davalıdan teminat kesintisi olarak gösterilen 86.207,78.-TL alacağı bulunduğuna kanaat edilmiştir. " şeklinde değerlendirme yapıldığı görülmüştür.
Tüm dosya kapsamında yapılan değerlendirmede; dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu ile takip tarihi itibari ile davacının ve davalının defterlerine göre , davacının takip talebinde belirtilen tutar kadar alacaklı olduğunun taraf defterleri ile sabit olduğu, davalının bizzat kendi defterlerindeki kayda göre davacının davalıdan alacaklı olduğu, davalı her ne kadar takip tarihi itibari ile alacağın muaccel olmadığını, taraflar arasındaki ticari örf ve adete göre; davacının alacağının muaccel hale gelmesi için, şirketin kendi çalışanları ve taşeronlarının SGK ilişiksiz belgesi getirilmesine, işçilere ödenecek işçilik alacakların eksiksiz ve zamanında ödenmesine, bu işçilere ilişkin herhangi bir hak ve alacak kalmadığına dair ibranamenin veya arabuluculuk anlaşma son tulanağın sunulmasına bağlandığını beyan etmiş ise de taraflar arasında buna ilişkin yazılı bir sözleşmenin bulunmadığı, yine davacının grup şirketi olduğu ve aralarında organik bağ bulunduğu iddia edilen şirketin işçileri tarafından davalının grup şirketi aleyhine işçilik alacakları hususunda arabuluculuk yoluna başvurulmuş olmasının, davacının davalı şirketten olan alacağını muaccel hale getirmeyeceği yolundaki iddianın ispata muhtaç olduğu ve bu iddianın davalı tarafça ispatlanamadığı, zira davalı tarafça söz konusu edilen şirketler ile davacı ve davalı şirketlerin tüzel kişiliğinin farklı olduğu ve davacının grup şirketi ile davalının grup şirketi arasında yapılacak anlaşmada ödeme hususuna ilişkin kararlaştırılan şartların davacıyı bağlamayacağı ve davacı ve davalı arasındaki ticari ilişkide de aynı şekilde uygulama yapılacağı anlamına gelmeyeceği, buna ilişkin yazılı bir delilin de bulunmadığı, kaldı ki dosyaya her ne kadar arabuluculuk başvuru tutanakları sunulmuş ise de akabinde işçilik alacağı davası açıldığına ilişkin bir delil de bulunmadığı, açıklanan tüm nedenlerle davacı tarafın yüklendiği iş sebebiyle kazandığı hak edişinden davalı tarafça yapılan teminat kesintisinin, davalı alt işveren işçilerinin işçilik alacaklarından sorumlu olmasından kaynaklandığına dair bulguya dosya kapsamında rastlanılmadığından, davalının bu yöndeki savunmasına hak vermenin mümkün olmadığının dosya kapsamındaki bilirkişi heyet raporu ile de sabit olduğu, sonuç olarak davacının davalıdan teminat kesintisi olarak gösterilen 86.207,78.-TL alacağı bulunduğu ve alacağın takip tarihi itibari ile muaccel olduğu kanaatine varılmakla davanın kabulüne, alacak likit ve belirlenebilir olduğundan icra inkar tazminatı isteminin de kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının DAVASININ KABULÜ ile; davalının ... İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı icra takip dosyasına vaki İTİRAZININ İPTALİ ile; takibin kaldığı yerden devamına,
2-Davalının haksız itirazları nedeniyle asıl alacak tutarı olan 86.207,78 TL 'nin %20'si oranında olan 17.241,56 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
3-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 5.888,85 TL harçtan peşin alınan 1.041,18 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.847,67 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına.
4-Davacı tarafından yatırılan 1.041,18 TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, Avukatlık Asgari Ücret tarifesi uyarınca 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafça yapılan 308,25 TL ilk masraf (başvuru + vekalet harcı), 169,00 TL müzekkere ve tebligat gideri, 8.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 8.477,25 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafça yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep edilmesi halinde kendilerine iadesine,
8-Suçüstü Ödeneğinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye irad kaydına.
Dair, davacı vekili (e duruşma ile) ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 26/02/2025
Katip
¸
Hakim
¸