T.C.
İSTANBUL
18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2024/10 Esas
KARAR NO :2025/606
DAVA:İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ:05/01/2024
KARAR TARİHİ:23/09/2025
Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; Davalı ''...Anonim Şirketi'ne" sigortalı ... plakalı araç, 17.01.2023 tarihinde olay yerini terk eden kusurlu sürücü sevk ve idaresindeyken müvekkili şirkete ... no’lu poliçe numarası ile kasko sigortalı bulunan ...plakalı araca kusurlu bir şekilde çarparak sigortalı araç nezdinde hasar meydana getirdiğini, meydana gelen kaza sonrasında müvekkili şirket sigortalı araçta kaza sebebiyle oluşan ve ekspertiz incelemesiyle tespit edilen hasar miktarının davalının kusuruna tekabül eden kısmının tamamı olan 11.933,29-TL müvekkili şirket tarafından sigortalısına ödendiğini, kaza sonucunda oluşan ve sigortalıya ödenen hasar bedelinin rücuen tahsili amacıyla davalı aleyhine .... İcra Dairesi 2023/... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının ödeme emrine itiraz ettiğini ve takibin durduğunu beyan ederek; itirazın iptali ile takibin devamına ve davalı aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; ... plakalı araç 22.01.2022-22.01.2023 tarihleri arasını kapsayacak şekilde müvekkili şirket tarafından .../0 poliçe numarasıyla Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası kapsamında sigortalandığını, müvekkili şirketin poliçe limiti araç başına 50.000 TL, kaza başına 100.000 TL olduğunu, davacı yan olay yerinin sigortalı araç sürücüsü tarafından terk edildiğini ifade ettiğini, bu kapsamda araç sürücüsünün tespit edilmesi gerektiğini, müvekkil sigorta şirketinin sorumluluğu kusur oranında ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, meydana gelen kazada sigortalı araç sürücüsünün kusuru olmadığını, bu sebeple mahkemece kusur konusunda rapor alınmasını talep ettiklerini, davacının aksi beyanlarını kabul etmediklerini, müvekkili tarafından muhtemel kusur oranı üzerinden ödeme yapıldığını kusur durumunun netleşmesi sonrası fazla ödeme yapıldığı ortaya çıkarsa; müvekkili şirketin talep ve dava hakkı saklı olduğunu, hasar miktarına KDV eklenmemesini, davacı tarafından ödenmeyen, ödendiğine dair dekont sunulmayan KDV tutarının hasar bedeline eklenmesi davacının sebepsiz zenginleşmesine neden olacağını, ayrıca müvekkili şirketin orjinal parça bedelinden sorumluluğu bulunmadığını, müvekkili şirket itirazında haklı olup davacının %20 den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini ve davanın reddini talep etmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Dava, davacı sigorta şirketi nezdinde kasko poliçesi ile sigortalanmış olan dava dışı sigortalının aracında oluşan hasarın davacı sigortacı tarafından ödenen bedelinin halefiyet hükümleri uyarınca davalıdan tahsili istemi ile davalı aleyhine başlatılmış olan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Somut olayda; davacı şirket nezdinde kasko sigortası ile sigortalı olan, dava dışı sigortalı ... adına kayıtlı olan ...plakalı araç ile davalı şirket nezdinde sigortalanmış olan dava dışı ... adına kayıtlı, ... Plakalı 17.01.2023 tarihinde olay yerini terk eden kusurlu sürücü sevk ve idaresindeyken meydana gelen trafik kazasından kaynaklı olarak davacının sigortalısına ait ...plakalı araçta meydana gelen hasar neticesinde davacı şirket tarafından 03/03/2023 tarihinde karşılanmış olan 11.933,29-TL hasar bedelinin halefiyet ilkesi uyarınca davalıdan tahsili amacıyla davalı aleyhine 11.933,29-TL asıl alacak, 358,98 TL takip öncesi işlemiş faiz olmak üzere toplam 12.292,27 TL üzerinden başlatılmış olan .... İcra Dairesinin 2023/... Esas sayılı dosyasına davalının yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine %20 den az olmamak üzere icra-inkar tazminatına hükmedilmesi istemiyle işbu davanın açılmış olduğu görülmüştür.
6102 Sayılı TTK'nın Halefiyet başlıklı 1472. Maddesinin "(1) Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder. Sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa, sigortacı, mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet kuralı uyarınca, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilir." şeklindeki düzenlemesi ve emsal mahiyette olan Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2016/12639 Esas, 2017/5840 Karar Sayılı, 24/05/2017 Tarihli "... Dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1472. (6762 sayılı TTK'nun 1301.) maddesi uyarınca sigorta şirketi tarafından sigortalısına ödenen tazminatın rücuen tahsiline ilişkindir. ... Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece kendiliğinden (re’sen) dikkate alınması zorunlu olmakla birlikte, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının 22.3.1944 tarih E. 37, K. 9, RG. 3.7.1944 sayılı kararında bu husus "Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur." şeklinde vurgulanmaktadır." şeklindeki gerekçeli ilamı da göz önünde bulundurulduğunda işbu davada davacının dava dışı sigortalısına03/03/2023 tarihinde 11.933,29-TL ödeme yapmış olması sebebiyle eldeki davada aktif husumetinin bulunduğu, davacının dava dışı sigortalısı olan ...'ın yerine geçerek davayı açmış olduğu, bu kapsamda davada görev hususu irdelenirken davanın ... ile davalı sigorta şirketi arasında görülen bir dava gibi görülmesi gerektiği, davalı sigorta şirketine yöneltilen taleplerin taraflar arasında sözleşmesel ilişki bulunmaması sebebiyle TTK kapsamında mutlak ticari dava olduğundan mahkememizin görevli olduğu kabul edilerek yargılama yapılmıştır.
İtirazın iptali davalarında alacaklının, İİK m.67 uyarınca borçlunun süresi içerisinde icra dosyasına yapmış olduğu itirazının, kendisine tebliği tarihinden itibaren bir sene içerisinde genel mahkemelere yapacağı başvuru üzerine genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat etmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup sürenin başlaması için borçlunun itirazının alacaklıya tebliği zorunludur. İşbu dava dosyasının temelini teşkil eden icra dosyasında yapılan kontrolde borçlunun süresi içerisinde icra dosyalarına yapmış olduğu itirazın alacaklıya tebliğ edilmediği görülmüştür. Bu nedenle davacının açmış olduğu davasının süresinde olduğu kabul edilmekle yargılama yapılmıştır.
Haksız Fiillerden doğan borç ilişkileri Türk Borçlar Kanununun 49. Ve devamı hükümlerinde düzenlenmiş olup 49. Maddenin "(1)Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.
(2)Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür." şeklindeki düzenlemesi ve aynı kanunun Zararın ve kusurun ispatı başlıklı 50. Maddesinin "(1) Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır.
(2)Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler." şeklindeki düzenlemesi uyarınca bir haksız fiil sonucunda zarar görenin tazminat isteminde bulunabilmesi için ortada haksız fiilin bulunması, failin kusur olması, talepte bulunan şahısta zararın meydana gelmiş olması ve zarar ile fiil arasında illiyet bağının olması gerekmektedir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85/1. maddesinde, “bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı yasanın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiş, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de, “sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir. Bu kapsamda sigorta poliçesi ile işletenin poliçe limiti dahilinde tazminat sorumluluğunu yüklenen sigorta şirketi gerçek zarardan, işletenin ve eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru oranında sorumlu tutulabilecektir.
Rücuen tazminat davaları; gerçek zararın giderilmesi amacına yöneliktir. Zarar sorumlusundan halefiyet ilkelerine dayalı olarak talepte bulunan davacı, ödediği meblağın tamamını değil ancak zarar görenin uğradığı gerçek zararı, zarar sorumlusundan isteyebilir. Bu nedenle, zarar görene yapılması gereken gerçek ödeme miktarı tespit edilerek davacı tarafça yapılan ödeme miktarı daha fazla olsa da davalının gerçek zarar miktarıyla sorumluluğuna karar verilmesi gerekir (Yargıtay 17 HD, 2020/2303 E-2021/3171 K sayılı ilam). Başka bir ifade ile rücuen tazminat davaları, ödenmesi gerekenin tespiti amacı güder.
Yargılama esnasında kazaya karışan araçların trafik tescil kayıtları, hasar dosyası evrakları, davacının aracının hasarının onarımına ilişkin evrakları bir bütün olarak incelenmek suretiyle rapor tanzimi için dosya trafik kazaları alanında uzman makine mühendisi bilirkişine tevdi edilmiş olup bilirkişi tarafından hazırlanan raporda özetle ;
Davaya konu maddi hasarlı trafik kazasının, dosyada mevcut ifade ve fotoğraflara istinaden: ... adına kayıtlı, sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka numaralı çekiciye bağlı maliki dosya muhteviyatından tespit edilemeyen ... plaka sayılı dorse ile ... sokak üzerinde seyri sırasında, dorsenin sol arka yan kısımları ile yolun sağında park halinde bulunan ... adına kayıtlı ve denetimindeki ...plaka numaralı otomobilin sol arka yan kısımlarına sürtmesi neticesi vuku bulduğu,
Kazanın meydana gelmesinde; ... plaka numaralı çekici ve bağlı ... plaka sayılı dorse sürücüsü ...'un 2918 sayılı K.T.K.'nun asli kusurlara ilişkin 84/l maddesinde belirtilen "park için ayrılmış yerlerde veya taşıt yolu dışında kurallara uygun olarak park edilmiş taşıtlara çarpma" fiili işlemesi nedeni ile %100 oranında, tam ve asli kusurlu olduğu,
...'ın ise denetimindeki ...plaka numaralı otomobil nizami park halinde olduğu sırada maliki olduğu taşıta çarpılmasına engel olmak için alabileceği ek tedbir bulunmadığı, taşıtın konum ve yönü açısından da kural ihlali tespit edilmediğinden kendisine atfı kabil kusur bulunmadığı,
Taşıt işçilik bedelinin piyasaya uygun şekilde belirlenmiş olduğu,
Ekspertiz raporunda parça bedellerine %30 oranında piyasadan yüksek iskonto tatbiki ile KDV dahil 11,933.30-TL şeklinde belirlendiği ve ödemenin bu bedel üzerinden gerçekleştirildiği,
Davaya konu taşıtın onarım bedelinin iskonto tatbik edilmeden KDV dahil 14.970,79TL olduğu, bu halde bakiye meblağın 3.037,49TL olacağı,
Parça bedellerine %15 oranında makul iskonto tatbiki halinde onarım bedelinin 13.139,17TL ve bakiyenin 1.205,87TL olacağı,
Hangi bedelin esas alınacağı hususunun hukuki mütalaaya muhtaç bulunması nedeni ile Sayın Mahkeme'nin uhdesinde bulunduğu,
Kanaatine varıldığı mahkememize bildirilmiştir.
Anılan hüküm kurmaya ve denetime elverişli bilirkişi raporuna yönelik olarak yapılan itirazların reddine karar verilmiş, işbu rapor hükme esas alınmış olup davacının gerçek zararının tespiti bakımından dava dışı sigortalısına yapmış olduğu 11.933,29-TL ödeme bakımından davalıdan asıl alacak isteminde bulunabileceği, takip talebinde de bu miktar üzerinden talepte bulunulmuş olduğu görülmüştür.
Davacı sigorta şirketi tarafından, dava dışı hak sahibine yapılan ödeme tarihi, rücu borçlusu davalının temerrüt tarihidir. Başka bir ifade ile rücuen tazminat davalarında, ödeme tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekecektir.(Yargıtay 17 HD, 2016/11439 E- 2019/9363 K sayılı ilamı). Bu sebeple somut olay bakımından yapılan incelemede davacının sunmuş olduğu dekont suretleri incelendiğinde birden fazla ödemenin yapılmış olduğu son ödeme tarihinin 03/03/2023 olduğu ve davacı tarafça ödeme emrinde faizin başlangıç tarihinin bu tarih olarak belirtilmiş olması sebebiyle ödeme tarihi ile takip tarihi olan 04/07/2023 tarihi arasında geçen sürede faiz talebinde bulunabileceği, davacının sigortalısına ait olan aracın hususi kullanıma özgü araç olması sebebiyle yasal faiz işletilmesi gerektiği kabul edilmiş, nitekim takipte de yasal faiz isteminde bulunulmuş olduğu göz önüne alınarak yapılan hesaplama uyarınca takip öncesi 363,74 TL işlemiş faiz talebinde bulunabileceği, davacının talebinin ise 358,98 TL olduğu göz önünde bulundurulduğunda talep ile bağlı kalınarak davalının icra takibine yönelik itirazının iptaline karar vermek gerekmiştir.
Davacının dava dilekçesi ile borçlunun %20'den aşağıda olmamak üzere inkar tazminatı ödemesine hükmedilmesi yönündeki talebi değerlendirildiğinde İİK m. 67 hükmü uyarınca davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun itirazında haksızlığına karar verilmiş olması ve alacağının likit olması gerekmekte, kural olarak davalı borçlunun kötü niyetli olması şartı aranmamaktadır. Somut olayda davacı tarafın, davalıdan rücuen tazminat talep ettiği, davacının rücu şartlarının bulunup bulunmadığı ve kapsamı ile zararın miktarının belirlenmesi, yargılama kapsamında bilirkişi incelemesiyle mümkün olduğundan, talep edilen tazminat miktarının likit (muayyen, belirli) olmadığı ve icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceği anlaşılmakla davacının icra inkar tazminatına hükmedilmesi talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklanmış olduğu üzere;
1-Davacının davasının KABULÜ ile; davalının .... İcra Dairesinin 2023/... Esas sayılı icra takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin kaldığı yerden devamına,
2-Davacının davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi talebinin reddine,
3-Alınması gerekli olan 839,68-TL karar ilam harcından dava açılırken başlangıçta peşin olarak alınan 427,60-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 412,08-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafından sarf edilen dava açılış gideri: 916,00-TL (başvurma, vekalet harcı ve peşin harç) davetiye, posta gideri: 336,75-TL, bilirkişi ücreti: 4.000,00-TL olmak üzere toplam: 5.252,75-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 12.292,27-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Tarafların dava şartı olan arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, arabuluculuk son tutanağı aslından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanun'un 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 3.600,00-TL'nin davalıdan alınara hazineye gelir kaydına,
7-Taraflarca yatırılan gider avansın arta kalan kısmı karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,
Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, HMK madde 341 hükmü uyarınca KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 23/09/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır