T.C.
İSTANBUL
18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020/141 Esas
KARAR NO : 2024/951
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 24/02/2020
KARAR TARİHİ : 24/12/2024
Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; 07/04/2016 günü davalı ...'ın kullandığı ... plakalı halk otobüsünün araçlara vura vura gelerek kaldırımda bulunan müvekkillerine çarptığını ve ağır şekilde yaraladığını, bu kaza nedeniyle müvekkillerinin ağır ameliyatlar geçirdiğini, işbu kaza nedeniyle çalışma hayatlarının zora girdiğini, kaza nedeniyle tam randımanlı çalışamadıkları gerekçesiyle işten çıkarıldıklarını, maaşları olmadığı için hem tedavilerinde hemde geçinmede zorluklar yaşadıklarını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000,00TL maddi, her biri için 30.000,00TL toplam 60.000,00TL manevi tazminatın olay tarihinden işletilecek avans faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
Davalı ... vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davanın kesin hüküm nedeniyle reddi gerektiğini, davacılardan ...'ın aynı olay sebebiyle 02/01/2017 tarihinde ... sayılı başvuru numarası ile Sigorta Tahkim Komisyonuna başvuru yaptığını, bu kararın kesinleştiğini, davacı tarafından başlatılan İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyasına sigorta şirketince ödeme yapıldığını, davacılardan ...'ın da 02/01/2017 tarihinde... sayılı başvuru numarası ile Sigorta Tahkim Komisyonuna başvuru yaptığını, 22/05/2017 tarihinde ...Karar sayısı ile reddedildiğini ve kesinleştiğini, tarafları ve sonucu aynı olan Sigort Tahkim Komisyonuna başvuru sebebiyle işbu davanın kesin hüküm nedeniyle usulden ve esastan reddini talep etmiştir.
Davalı ... vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davanın kesin hüküm nedeniyle reddi gerektiğini, davacılardan ...'ın aynı olay sebebiyle 02/01/2017 tarihinde ...sayılı başvuru numarası ile Sigorta Tahkim Komisyonuna başvuru yaptığını, bu kararın kesinleştiğini, davacı tarafından başlatılan İstanbul ... İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı dosyasına sigorta şirketince ödeme yapıldığını, davacılardan ...'ın da 02/01/2017 tarihinde... sayılı başvuru numarası ile Sigorta Tahkim Komisyonuna başvuru yaptığını, 22/05/2017 tarihinde... Karar sayısı ile reddedildiğini ve kesinleştiğini, tarafları ve sonucu aynı olan Sigort Tahkim Komisyonuna başvuru sebebiyle işbu davanın kesin hüküm nedeniyle usulden ve esastan reddini talep etmiştir.
Davalı ... Sigorta vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle;somut olayda kaza tarihi 07/04/2016 olduğunu, zamanaşımı süresinin 07/04/2016 tarihinden itibaren başladığını, davacı ...'ın 02/01/2017 başvuru tarihli ... Tahkim Komisyonu'nun... başvuru sayılı dosyası üzerinden müvekkili sigorta şirketine karşı dava yoluna gittiğini, 05/04/2017 karar tarihli ... karar sayılı dosya üzerinden hüküm tesis edildiğini, diğer davacı ...'ın 02/01/2017 başvuru tarihli Sigorta Tahkim Komisyonu'nun ... başvuru sayılı dosyası üzerinden müvekkili sigorta şirketine karşı dava yoluna gittiğini, 22/05/2017 karar tarihli... karar sayılı dosya üzerinden hüküm tesis edildiğini, somut hadisede zamanaşımı süresinin dolduğunu, kesin hüküm nedeniyle davanın reddi gerektiğini, itiraz yolu açık bir hükümde kanun yollarına başvurulmaksızın hükmün kesinleştirilmesi ve mahkemeniz nezdinde dava açılmasında hukuki yarar olmadığını, manevi tazminat yönünden dava değeri belirtilmediğinden davacı tarafa kesin süre verilmesini aksi takdirde davanın reddi gerektiğini, müvekkili sigorta şirketi tarafından, meydana gelen kaza sonucunda tazminata ilişkin... başvuru sayılı dosyası üzerinden tesis edilen hükmün neticesinde 29.522,00 TL davacı tarafa ödendiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte, aleyhe hüküm halinde, müvekkili sigorta şirketi bakımından hükmolunacak tazminat tutarına dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi gerektiğini, izah edilen ve re'sen göz önüne alınacak sebepler ışığında tüm talep ve hakları saklı kalmak kaydıyla; davanın zamanaşımı nedeniyle reddini, davanın kesin hüküm nedeniyle reddini talep etmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Dava, trafik kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Somut olayda davacı asiller tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; 07.04.2016 tarihinde davalı ... Yemek ... Ltd. Şti.'ne ait, diğer davalı ...'ın sevk ve idaresindeki, diğer davalı sigorta şirketi nezdinde sigortalanmış olan ... plakalı halk otobüsünün yaya konumunda olan davacılara çarpması şeklinde meydana gelen trafik kazası neticesinde maddi ve manevi tazminat talebiyle 14.02.2020 tarihinde işbu davanın açılmış olduğu görülmüştür.
Davanın öncelikle davacı asiller tarafından sunulan dava dilekçesi ile açıldığı sonrasında davaya vekalet sunulduğu görülmüş ise de talep sonuçlarının açık olmaması; dava dilekçesinde genel olarak 5.000,00 TL maddi tazminat talebinde bulunulduğu, manevi tazminat talebi bakımından her bir davacı yönünden harca esas değerin belirtilmemiş olduğu ancak tevzi formunda dava değeri olarak 65.000,00 TL'nin belirtilmiş olması, ayrı ayrı her bir davacı bakımından 30.000,00'er TL manevi tazminatın sebebiyle yargılama esnasında davacılara birden fazla kez süre verilmiş olup davacı asiller tarafından farklı tarihlerde farklı bedellere ilişkin birden fazla kez dilekçe sunulmuş olması sebebiyle talep sonuçlarının ayıklanması ve yargılamaya bu doğrultuda devam olunması amacıyla aşağıdaki şekilde her bir davacı bakımından ayrı ayrı tablo oluşturulmuştur.
Davacı...'ın talepleri;
DAVA DİLEKÇESİNDEKİ TALEPLERİ
04.04.2022 TARİHLİ DİLEKÇEDEKİ TALEPLERİ
18.09.2022 TARİHLİ DİLEKÇEDEKİ TALEPLERİ
26.12.2023 TARİHLİ DİLEKÇEDEKİ TALEPLERİ
2.500,00 TL Maddi Tazminat
100.000,00 TL maddi tazminat
1.000,00 TL tedavi gideri
30.000,00 TL tedavi gideri,
500,00 TL kazanç kaybı
30.000,00 TL kazanç kaybı
500,00 TL iş gücü Kazanç kaybı
20.000,00 TL işgücü
250,00 TL ekonomik geleceğin sarsılmasından kaynaklı talep
17.000,00 TL ekonomik geleceğin sarsılmasından kaynaklı talep
250,00 TL bakıcı gideri
3.000,00 TL bakıcı gideri
2.500,00 TL maddi tazminat
100.000,00 TL maddi tazminat
30.000,00 TL Manevi Tazminat
100.000,00 TL Manevi Tazminat
30.000,00 TL manevi tazminat
50.000,00 TL manevi tazminat
Davacı NAĞI YILDIZ'ın talepleri;
DAVA DİLEKÇESİNDEKİ TALEPLERİ
04.04.2022 TARİHLİ DİLEKÇEDEKİ TALEPLERİ
18.09.2022 TARİHLİ DİLEKÇEDEKİ TALEPLERİ
26.12.2023 TARİHLİ DİLEKÇEDEKİ TALEPLERİ
2.500,00 TL Maddi Tazminat
15.000,00 TL maddi tazminat
1.000,00 TL tedavi gideri
30.000,00 TL tedavi gideri,
500,00 TL kazanç kaybı
30.000,00 TL kazanç kaybı
500,00 TL iş gücü Kazanç kaybı
20.000,00 TL işgücü
250,00 TL ekonomik geleceğin sarsılmasından kaynaklı talep
17.000,00 TL ekonomik geleceğin sarsılmasından kaynaklı talep
250,00 TL bakıcı gideri
3.000,00 TL bakıcı gideri
2.500,00 TL maddi tazminat
100.000,00 TL maddi tazminat
30.000,00 TL Manevi Tazminat
15.000,00 TL Manevi Tazminat
30.000,00 TL manevi tazminat
50.000,00 TL manevi tazminat
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2021/(22)9-485 Esas, 2021/971 Karar Sayılı, 07.07.2021 Tarihli " ... Kısmi dava açılabilmesi için talep konusunun bölünebilir olması gerekli olup, açılan davanın kısmi dava olduğunun dava dilekçesinde açıkça yazılması gerekmez. Dava dilekçesindeki açıklamalardan davacının alacağının daha fazla olduğu anlaşılıyor ve istem bölümünde "fazlaya ilişkin haklarını saklı tutması” ya da “alacağın şimdilik şu kadarını dava ediyorum” şeklinde bir ifadeye yer verilmiş ise, bu husus, davanın kısmi dava olarak kabulü için yeterli sayılmaktadır (Hukuk Genel Kurulunun 02.04.2003 tarihli ve 2003/4-260 E., 2003/271 K. sayılı kararı; ayrıca bkz., Pekcanıtez, H.: Medeni Usul Hukuku, C.II, 15. baskı, İstanbul 2017, s.1000). ... Belirsiz alacak davası niteliği gereği istisnai bir dava türü olmakla davasını belirsiz alacak davası olarak açan kişi bunu açıkça dilekçesinde belirtmelidir." şeklindeki gerekçeli ilamı uyarınca mahkememizce dava dilekçesi üzerinden yapılan kontrolde davacının davasını HMK m.107 hükmü uyarınca açtığını açıkça belirtmemiş olduğu, buna rağmen mahkememizin 22.03.2022 tarihli celsesinde davacı vekiline HMK m.107/2 hükmü uyarınca davasını belirli hale getirmek üzere süre verilmiş ise de davanın kısmi dava olarak açılmış olduğu görülmekle davacıların 04.04.2022 tarihli harçlandırılmış dilekçeleri ıslah dilekçesi olarak kabul edilmiş olup bu kapsamda davacıların davasındaki maddi tazminat taleplerinin dava dilekçesinde 5 ayrı alacak kalemi olmak üzere 2.500,00 TL üzerinden talep edilmiş olduğu, ıslah ile bu talebin ise 100.00,00-TL'ye çıkartılmış olduğu görülmüş; manevi tazminatın ise ıslah yolu ile arttırılamayacak olması sebebiyle usulüne uygun bir ıslah bulunmadığından dava dilekçesinde talep edilmiş olan 30.000,00 TL manevi tazminat üzerinden yargılamaya devam olunmuştur.
Yargılama esnasında her bir davacıya ilişkin ayrı ayrı açılmış olan Sigorta Tahkim dosyaları celp edilerek incelendiğinde;
-Sigorta Tahkim Komisyonunun ...başvuru sayılı dosyasında; Başvurucunun ..., karşı tarafın ise ... Sigorta A.Ş. Olduğu, 5.000,00 TL kalıcı iş göremezlik, 100,00 TL geçici İş göremezlik, 100,00 TL tedavi gideri talebinde bulunulduğu, yapılan yargılama neticesinde ıslah ile talebin 29.722,00 TL'ye çıkartıldığı, tahkim komisyonu tarafından başvurunun kısmen kabulü kısmen reddi ile 29.522,00 TL'nin ... Sigorta A.Ş.'den tahsiline karar verildiği, işbu kararın İstanbul... İcra Müdürlüğünün...Esas sayılı dosyasından takibe geçildiği, alacaklı vekilinin talebi üzerine dosyanın haricen tahsil ile kapatılmış olduğu;
-Sigorta Tahkim Komisyonunun ...136 başvuru sayılı dosyasında; Başvurucunun ..., karşı tarafın ise ... Sigorta A.Ş. Olduğu, yapılan başvuru akabinde davacı tarafın maluliyet oranı ispatlanamadığından dava hakkı saklı kalmak kaydıyla talebin reddine karar verilmiş olduğu görülmüştür.
Dosyamız arasına celp edilmiş olan İstanbul ... Asliye Ceza Mahkemesinin... Esas sayılı dosyasından yapılan yargılama neticesinde sanık sürücü...hakkında taksirle yaralama suçundan "TCK’nın 61. maddesi uyarınca suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesinde kullanılan araç, suçun işlendiği zaman ve yer, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığını, sanığın kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığı göz önünde bulundurarak, eylemine uyan TCK'nın 89/4. maddesi uyarınca takdiren alt sınırdan ayrılarak sanığın takdiren ve teşdiden 9 ay müddetle hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanığın fiillerden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları sanığın geleceği üzerindeki olası etkisi sanık yararına takdiri hafifletici neden kabul edilerek, verilen cezasında TCK’nın 62. maddesi gereğince takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak sanığın 7 ay 15 gün müddetle hapis cezası ile cezalandırılmasına" gerekçesi ile 7 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş olduğu görülmüştür.
Haksız Fiillerden doğan borç ilişkileri Türk Borçlar Kanununun 49. Ve devamı hükümlerinde düzenlenmiş olup 49. Maddenin "(1)Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.
(2)Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür." şeklindeki düzenlemesi ve aynı kanunun Zararın ve kusurun ispatı başlıklı 50. Maddesinin "(1) Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır.
(2)Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler." şeklindeki düzenlemesi uyarınca bir haksız fiil sonucunda zarar görenin tazminat isteminde bulunabilmesi için ortada haksız fiilin bulunması, failin kusur olması, talepte bulunan şahısta zararın meydana gelmiş olması ve zarar ile fiil arasında illiyet bağının olması gerekmektedir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85/1. maddesinde, “bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı yasanın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiş, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de, “sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir.
Bir zarar sigortası türü olan zorunlu mali sorumluluk sigortasında sigortacı işletenin sorumluluğunu yine ancak sorumlu olduğu çerçevede karşılamakla yükümlüdür. Bu bakımdan zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile işletenin poliçe limiti dahilinde tazminat sorumluluğunu yüklenen sigorta şirketi gerçek zarardan, işletenin ve eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru oranında sorumlu tutulabilecektir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54. maddesinde, bedensel zarar kapsamına giren zarar türleri sayılmış olup bu maddeye göre vücut bütünlüğünün ihlali halinde mağdurun malvarlığında meydana gelmesi muhtemel olan azalmanın ve dolayısıyla maddi zararın türleri; tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar şeklinde düzenlenmiştir.
6111 sayılı Kanun'un 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanunu'nun 98.maddesinde Sosyal Güvenlik Kurumu'nca karşılanacak sağlık hizmeti bedellerinin neler olduğu açıklanıp sınırlandırılmıştır. KTK'nın 98.maddesi gereği SGK Başkanlığı'nın sorumlu olduğu sağlık giderleri, trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarında yapılan tıbbi tedaviye ilişkin sağlık hizmet bedellerinden ibarettir. SGK'nın hangi sağlık giderlerinden sorumlu olduğu kanunla belirlenmiştir. Yerleşik yargıtay içtihatları, TBK'nın 54.maddesi ile KTK'nın 98.maddesi hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, kazadaki yaralanmadan kaynaklanan geçici işgöremezlik ve bakıcı giderine ilişkin zararından sorumluluk, zarara neden olanlar ile bu kişilerin sorumluluğunu poliçe ile üstlenen sigorta şirketine aittir. Nitekim mahkememizin işbu dosyası ile benzer mahiyette bulunan Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/2511 Esas, 2021/2452 Karar Sayılı İlamı ve Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2019/6271 Esas, 2020/8104 Karar Sayılı İlamı, Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin 2021/2156 Esas, 2022/1585 Karar Sayılı, 21/10/2022 Tarihli ilamı, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin 2021/2933 Esas, 2023/1562 Karar Sayılı, 21/09/2023 Tarihli ilamı da bu yöndedir.
DAVACI HACCE YILDIZ'IN TALEPLERİ BAKIMINDAN;
6100 Sayılı HMK'nın "Dava şartlarının incelenmesi" başlığını taşıyan 115. Maddesinin 1. Fıkrası "(1) Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler." uyarınca yargılamanın her aşamasında dava şartlarının bulunup bulunmadığının re'sen incelenmesi gerektiğinden aynı kanunun "Dava şartları" başlığını taşıyan 114. Maddesi uyarınca " (1) Dava şartları şunlardır: ...
ı) Aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması.
i) Aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması.
(2) Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır."
Kesin hüküm HMK’nın 303. maddesinde düzenlenmiştir. Şekli ve maddi olarak ikiye ayrılır. Verilen bir hükme karşı Kanun yolları kapalı ise veya Kanun yolları açık olsa bile süresinde gidilmemişse veya tüm Kanun yolları tükenmişse hüküm şeklen kesinlik kazanmıştır. Maddi anlamda kesin hükümde ise, dava sebebinin (maddi vakıaların), taraflarının ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir.
Önemle vurgulanmadır ki, maddi anlamda kesinlik, yalnız hüküm fıkrası için söz konusudur. Hüküm fıkrası, davada (veya karşı davada) istenen hususlar (talep sonucu) hakkında mahkemece verilen kararı (hükmü) gösterir. Hükmün gerekçesinin kesin hüküm gücü bulunmamaktadır. Bununla beraber, gerekçe maddi anlamda kesinlikten tamamen soyutlanmış da değildir.
Maddi anlamda kesinlik, yalnız hüküm fıkrasına ilişkin olduğundan hükümde tarafların talep sonuçları (veya talep sonuçlarının bazı kalemleri) hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemişse, hakkında karar verilmemiş olan hususlar bakımından maddi anlamda kesin hüküm söz konusu olmaz.
İspat bakımından değerlendirmek gerekir ise, HMK'nın 204. maddesinin birinci fıkrasına göre ilamlar kesin delil sayılmaktadır.
Birinci davada verilmiş olan hüküm, aynı taraflar arasında, aynı dava sebebine dayanarak, aynı konuya ilişkin olarak açılan ikinci davada, kesin hükme bağlanmış olan husus yönünden kesin delil teşkil eder (HMK m.303/1,2).
Mahkememizin işbu dosyası ile benzer mahiyette olan Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesinin... Esas, ... Karar Sayılı, 16.11.2022 Tarihli " Dava, trafik kazasından kaynaklanan kazanç kaybı tazminatı istemine ilişkindir.
... Türk Ticaret Kanunu'nun 1401-1520. maddelerinde Sigorta Hukuku, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30. maddesinde ise sigortacılıkta tahkim düzenlenmiş olup, sigorta ettiren veya sigorta sözleşmesinden menfaat sağlayan kişiler ile riski üstlenen taraf arasında sigorta sözleşmesinden veya Hesaptan faydalanacak kişiler ile Hesap arasında doğan uyuşmazlıkların çözümü için dava açılabileceği gibi sigorta tahkim komisyonuna da başvuru yapılabilir.
Davacı eldeki davayı açmadan önce Sigorta Tahkim Komisyonu'na başvuruda bulunmuş, uyuşmazlık hakkında Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'ndaki usul ve esaslara göre inceleme yapılarak karar verilmiştir.
Bilindiği üzere dava şartları, mahkemece davanın esası hakkında yargılama yapılabilmesi için gerekli olan şartlardır. Diğer bir anlatımla; dava şartları, dava açılabilmesi için değil, mahkemenin davanın esasına girebilmesi için aranan “Kamu Düzeni” ile ilgili zorunlu koşullardır. Mahkeme, hem davanın açıldığı günde, hem de yargılamanın her aşamasında dava şartlarının tamam olup olmadığını kendiliğinden araştırıp, incelemek durumunda olup; bu konuda tarafların istem ve beyanları ile bağlı değildir. (6100 sayılı HMK'nun 114-115.maddeleri)
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun "Dava şartlarının incelenmesi" başlıklı 115. maddesi "(1) Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler.
(2) Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.
(3) Dava şartı noksanlığı, mahkemece, davanın esasına girilmesinden önce fark edilmemiş, taraflarca ileri sürülmemiş ve fakat hüküm anında bu noksanlık giderilmişse, başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü, dava usulden reddedilemez." hükmünü amirdir.
6100 sayılı HMK'nın 114/1-ı bendiyle "aynı davanın daha önceden açılmış ve halen görülmekte olmaması" ve aynı maddenin (i) bendiyle "aynı davanın daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması" dava şartı olarak kabul edilmiştir.
Bu itibarla, eldeki davanın açıldığı tarih itibariyle eldeki dava hakkında kesin hüküm bulunduğu gözetildiğinde, bu kararın eldeki dava yönünden maddi anlamda kesin hüküm niteliğinde olduğu açıktır. Bu itibarla mahkemece, dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır." şeklindeki ilamı, benzer mahiyette bulunan Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin 2021/2404 Esas, 2022/1942 Karar Sayılı, 09/12/2022 Tarihli ilamı, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2022/4920 Esas, 2022/10222 Karar Sayılı, 14/09/2022 Tarihli ilamı, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/17082 Esas, 2021/3724 Karar sayılı ilamı, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2016/4385 Esas, 2016/11059 Karar sayılı ilamı da göz önünde bulundurulduğunda davacının bu davaya konu etmiş olduğu ve tedavi gideri ve iş gücü kaybı taleplerinin davalı sigorta şirketi bakımından kesin hüküm teşkil ettiği bu sebeple bu talepler bakımından sigorta şirketi yönünden usulden ret kararı verilmesi gerektiği kanaatine varılmış olup; nitekim bakiye alacak istemiyle / yapılan ödemenin eksik olduğundan bahisle işbu davanın açılmış olması ihtimalinde ise kural olarak 2918 sayılı KTK'nın 111. maddesi uyarınca, tazminat miktarlarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten itibaren 2 yıl içinde iptal edilebilirler. Yasa'nın bu hükmünden yararlanmak için ibra belgesinin iptalinin açıkça ve ayrıca istenmesine gerek olmayıp, dava sırasında bu husus ileri sürülebileceği gibi, yapıldığı tarihten itibaren 2 yıl içinde hükümlerinin kabul edilmediğine ilişkin bir irade açıklaması da yeterlidir. Yasada belirtilen 2 yıllık süre, hak düşürücü süre olup re'sen dikkate alınması gerekir (Bknz. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/4974 Esas, 2021/6943 Karar Sayılı, 18/10/2021 Tarihli ilamı). İşbu yasal düzenleme uyarınca somut olayda yapılan kontrolde ... Tahkim Komisyonunun... başvuru sayılı dosyasında davacının 29.522,00 TL kalıcı iş göremezlik talebinin kabulüne karar verildiği, tedavi gideri ve geçici iş göremezlik taleplerinin ise reddine karar verilmiş olduğu; bu hali ile davalı sigorta şirketi tarafından davadan önce 27.04.2017 tarihi itibari ile yapılan ödeme ile işbu dava tarihi arasında geçen süre içerisinde taleplerinin hak düşürücü süreden sonra açılmış olduğu görülmekle davacının davacının 30.000,00 TL tedavi gideri ve 20.000,00 TL iş gücü kaybı taleplerinden davalı sigorta şirketi bakımından hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu görülmekle davacının davalı sigorta şirketine yöneltmiş olduğu tedavi gideri ve iş gücü kaybı taleplerinin usulden reddine karar vermek gerekmiştir. Zira HMK'nın 303. Maddesinin 5. Fıkrasının "(5) Müteselsil borçlulardan biri veya birkaçı ile alacaklı arasında yahut müteselsil alacaklılardan biri veya birkaçı ile borçlu arasında oluşan kesin hüküm, diğerleri hakkında geçerli değildir" şeklindeki düzenlemesi uyarınca davacı ile davalı sigorta şirketi arasındaki kesin hüküm diğer davalılara sirayet etmeyecektir.
Yargılama esnasında alınan maluliyet raporu kapsamında özetle;
"B.30.03.2013 tarih ve 28603 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu raporları hakkında yönetmeliğe göre maluliyetine neden olacak düzeyde araz bırakmadığından; Kişinin tüm vücut engellilik oranının %0 (yüzdesıfır) olduğu,
C.Özürlülük kavramıyla meslekte kazanma gücü kaybı, çalışma gücü kaybı kavramlarının farklı kavramlar oldukları, farklı tüzük ve yönetmeliklerin, farklı bölümlerinde değerlendirildikleri, aralarında bağlantı bulunmadığı, aralarında çelişkiden bahsedilemeyeceği,
D.İyileşme (iş göremezlik) süresinin olay tarihinden itibaren 3 (üç) aya kadar uzayabileceği,
E.Başka birinin sürekli veya geçici olarak bakımına muhtaç durumda olmadığı" kanaatine varıldığı mahkememize bildirilmiş olup alınan işbu rapor kapsamında davacının sair maddi tazminat talepleri bakımından bir zararının olduğunun da ispatlanamamış olması sebebiyle taleplerinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacının manevi tazminat talepleri bakımından yapılan incelemede;
Anayasanın 5 12, 17, 20 ve 26 maddelerinde kişilik değerlerinin önemini esas alarak bunları ihlal edenlere karşı kişinin korunmasını garanti altına almıştır. Kanun koyucu manevi tazminat davası açılacak halleri MK 240/11, 25, 85 ve devamı maddeleri ile TBK 56 ve 58 maddelerinde düzenlenmiştir. TBK 56 md.si maddesi ise özel nitelikte bir hüküm olup Fiziki (maddi) kişilik değerlerinin yani yaşama hakkı ile vücut bütünlüğünün ihlalinden doğan hallerde manevi zararların tazminini düzenlemiş, anılan maddenin 2.fıkrasında ,ağır bedensel zarar veya ölüm halinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebileceği hüküm altına alınmıştır.
TBK'nın " Manevi Tazminat" başlığını taşıyan 56. Maddesine göre " (1) Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir.
(2) Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir."
Haksız bir eylem yüzünden çekilen ruhsal eylem ve üzüntüler, o tarihte duyulan ve duyulacağının varlığı kabul edilen olgulardır. TBK'nın 56. Maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasına da amaç edinmemiştir. Tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olacak kadar olmalıdır. 22/6/1966 günlü 7/7 sayılı İBK'nın gerekçesinde takdir olunacak tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir.
Savcılık soruşturması aşamasında ve ceza yargılamasında alınan kusur raporları incelendiğinde raporların hüküm kurmaya ve denetime elverişli olması sebebiyle işbu davada da esas alınmış olup bu kapsamda alınan kusur raporlarında davacının kusursuz olduğu, davalı sürücünün ise asli kusurlu /%100 kusurlu olduğunun belirtilmiş olması, davalı ...ve... Ticaret Limited Şirketini ekonomik olarak zarar uğratmayacak, davacının da zenginleşmesine sebebiyet vermeyecek şekilde yapılan inceleme ve değerlendirme sonucunda tarafların kazadaki kusur oranı da göz önünde bulundurulduğunda manevi tazminatın asıl amacının davacıda kaza neticesindeki yaralanması sebebiyle meydana gelen ızdırabın bir nebze olsun karşılanmasına yönelik olması sebebiyle dava dilekçesinde belirtilmiş olan manevi tazminat miktarı üzerinden talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir.
DAVACI NAĞI YILDIZ'IN TALEPLERİ BAKIMINDAN;
Sigorta Tahkim Komisyonunun ... başvuru sayılı dosyasında; davacı tarafın maluliyet oranı ispatlanamadığından dava hakkı saklı kalmak kaydıyla talebin reddine karar verilmiş olduğu görülmekle işbu davada kesin hüküm hususunun söz konusu olmadığı kanaatine varılmıştır.
Yargılama esnasında davacının maluliyetinin olup olmadığına yönelik olarak alınan ATK raporunda özetle;
"B.30.03.2013 tarih ve 28603 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu raporları hakkında yönetmeliğe göre maluliyetine neden olacak düzeyde araz bırakmadığından; Kişinin tüm vücut engellilik oranının % 0 (yüzdesıfır) olduğu,
C.Özürlülük kavramıyla meslekte kazanma gücü kaybı, çalışma gücü kaybı kavramlarının farklı kavramlar oldukları, farklı tüzük ve yönetmeliklerin, farklı bölümlerinde değerlendirildikleri, aralarında bağlantı bulunmadığı, aralarında çelişkiden bahsedilemeyeceği,
D.İyileşme (iş göremezlik) süresinin olay tarihinden itibaren 3 (üç) aya kadar uzayabileceği,
E.Başka birinin sürekli veya geçici olarak bakımına muhtaç durumda olmadığı" kanaatine varıldığı mahkememize bildirilmiştir. Bu kapsamda dosyaya sunulan tüm deliller incelendiğinde davacının geçici iş göremezlik talebi haricinde herhangi bir talep edebileceği alacak kaleminin bulunmadığı, aksine yönelik olarak dosyaya herhangi bir evrak sunulmadığı anlaşılmakla kazanın meydana geldiği 07.04.2016 tarihi itibariyle geçerli olan net asgari ücretin 1.300,99 TL olması sebebiyle 1.300,99x3= 3.902,97 TL geçici iş göremezlik talebinde bulunabileceği; bu kapsamda HMK'nın 30. Maddesinde düzenlenmiş olan usul ekonomisi ilkesi uyarınca gereksiz yargılama giderine sebebiyet verilmemesi amacıyla davacının işbu alacak kalemi bakımından daha öncesinde dava değerini arttırmış olduğu hususu da göz önünde bulundurulduğunda aktüerya uzmanından rapor alınmaksızın yapılan hesaplama uyarınca 3.902,97 TL geçici iş göremezlik tazminatı talebi kabul edilmekle bu miktar üzerinden maddi tazminat davasının kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Davacının manevi tazminat talepleri bakımından yapılan incelemede;
Anayasanın 5 12, 17, 20 ve 26 maddelerinde kişilik değerlerinin önemini esas alarak bunları ihlal edenlere karşı kişinin korunmasını garanti altına almıştır. Kanun koyucu manevi tazminat davası açılacak halleri MK 240/11, 25, 85 ve devamı maddeleri ile TBK 56 ve 58 maddelerinde düzenlenmiştir. TBK 56 md.si maddesi ise özel nitelikte bir hüküm olup Fiziki (maddi) kişilik değerlerinin yani yaşama hakkı ile vücut bütünlüğünün ihlalinden doğan hallerde manevi zararların tazminini düzenlemiş, anılan maddenin 2.fıkrasında ,ağır bedensel zarar veya ölüm halinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebileceği hüküm altına alınmıştır.
TBK'nın " Manevi Tazminat" başlığını taşıyan 56. Maddesine göre " (1) Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir.
(2) Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir."
Haksız bir eylem yüzünden çekilen ruhsal eylem ve üzüntüler, o tarihte duyulan ve duyulacağının varlığı kabul edilen olgulardır. TBK'nın 56. Maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasına da amaç edinmemiştir. Tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olacak kadar olmalıdır. 22/6/1966 günlü 7/7 sayılı İBK'nın gerekçesinde takdir olunacak tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir.
Savcılık soruşturması aşamasında ve ceza yargılamasında alınan kusur raporları incelendiğinde raporların hüküm kurmaya ve denetime elverişli olması sebebiyle işbu davada da esas alınmış olup bu kapsamda alınan kusur raporlarında davacının kusursuz olduğu, davalı sürücünün ise asli kusurlu /%100 kusurlu olduğunun belirtilmiş olması, davalı ... ve ... Ticaret Limited Şirketini ekonomik olarak zarar uğratmayacak, davacının da zenginleşmesine sebebiyet vermeyecek şekilde yapılan inceleme ve değerlendirme sonucunda tarafların kazadaki kusur oranı da göz önünde bulundurulduğunda manevi tazminatın asıl amacının davacıda kaza neticesindeki yaralanması sebebiyle meydana gelen ızdırabın bir nebze olsun karşılanmasına yönelik olması sebebiyle dava dilekçesinde 30.000,00 TL belirtilmiş ise de sonrasında sunulan 04.04.2022 tarihli dilekçe ile manevi tazminat taleplerinin daraltılmış olduğu, 15.000,00 TL manevi tazminatın talep edildiği görülmekle Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2023/314 Esas, 2023/1540 Karar Sayılı, 22.05.2023 Tarihli emsal mahiyetteki ilamı, yine Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2020/9591 Esas, 2020/8264 Karar Sayılı, 24/12/2020 Tarihli "... Kabule göre de, davacı vekili dava dilekçesinde 15.660 TL olarak belirttiği talebini, 4/5 oranında düşürerek 12.528 TL üzerinden itirazın iptaline karar verilmesini istemiştir. Eldeki davada davacının talebi, maddi hukuka taalluk eden kısmi feragattir. Doktrinde buna talep sonucunun daraltılması (azaltılması) da denilmektedir. Tam veya kısmi feragat için karşı tarafın iznine ve ayrıca bunun için ıslah yoluna başvurulmasına gerek yoktur. (Baki Kuru - Hukuk Muhakemeleri Usulü - altıncı baskı cilt IV sayfa 4048-4049) Hal böyle olunca mahkemece, davacı tarafın talep sonucunu daraltmasının davadan kısmi feragat olarak kabul edilerek hüküm tesis edilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir." şeklindeki ilamı uyarınca daraltılmış olan talep üzerinden talebinin kabulüne, daraltılan miktarın ise feragat nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir.
Hüküm Tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin "Avukatlık ücretinin aidiyeti, sınırları ve ortak veya değişik sebeple davanın reddinde davalıların avukatlık ücreti" başlığını taşıyan 3. Maddesinin 2. Fıkrasının "(2) Müteselsil sorumluluk da dahil olmak üzere, birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddinde, ret sebebi ortak olan davalılar vekili lehine tek, ret sebebi ayrı olan davalılar vekili lehine ise her ret sebebi için ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmolunur." şeklindeki düzenlemesi ve 10. Maddesinin "(1) Manevi tazminat davalarında avukatlık ücreti, hüküm altına alınan miktar üzerinden bu Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir.
(2) Davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına bu Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez.
(3) Bu davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur.
(4) Manevi tazminat davasının, maddi tazminat veya parayla değerlendirilmesi mümkün diğer taleplerle birlikte açılması durumunda; manevi tazminat açısından avukatlık ücreti ayrı bir kalem olarak hükmedilir." şeklindeki düzenlemesi de göz önünde bulundurularak hesaplama yapılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklanmış olduğu üzere;
A-DAVACI HACCE YILDIZ'ın davasının KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ ile;
1-Davacının tedavi gideri ve iş gücü kaybı taleplerinin;
-Davalı Türkiye Sigorta A.Ş. yönünden usulden reddine,
-Davalılar ...ve ...Limited Şirketi yönünden esastan reddine,
2-Davacının kazanç kaybı, ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıp ve bakıcı giderine yönelik olan taleplerinin esastan reddine,
3-Davacının manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulü ile ;
-30.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ...ve ...Limited Şirketi yönünden olay tarihi olan 07.04.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
-Davalı ...Sigorta A.Ş. Yönünden reddine,
4-Alınması gerekli olan 2.049,30TL karar ilam harcından dava açılırken başlangıçta peşin olarak alınan 478,18TL harcın mahsubu ile eksik kalan 1.571,12-TL harcın davalılar ...ve... Hizmetleri Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi'nden müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına,
5-Davacı tarafından yatırılan 478,18-TL peşin harcın davalılar ... ve ... Limited Şirketi'nden müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından sarf edilen dava açılış gideri: 62,20 TL ( başvurma, vekalet harcı), davetiye, posta gideri: 915,75-TL, ATK Fatura ücreti 5.680,00TL olmak üzere toplam: 6.657,95-TL yargılama giderinin %20 kabul-red oranı üzerinden hesaplanan 1.331,59-TL'sinin davalılar ... ve ...Limited Şirketi'nden müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, kalanının davacı üzerine bırakılmasına,
7-Manevi tazminat talepleri bakımından davacı ... yargılama esnasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalılar ... ve...Limited Şirketi'nden müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine
8-Maddi tazminat talepleri bakımından davalı... Sigorta AŞ yargılama esnasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen miktar üzerinden hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacı ...'dan alınarak davalı... Sigorta AŞ'ye verilmesine,
9-Maddi tazminat talepleri bakımından davalılar...ve ...Limited Şirketi yargılama esnasında kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen miktar üzerinden hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacı ...'dan alınarak davalılar...ve ...Limited Şirketi'ne verilmesine,
10-Manevi tazminat talepleri bakımından davalı ... Sigorta AŞ yargılama esnasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen miktar üzerinden hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacı ...'dan alınarak davalı... Sigorta AŞ'ye verilmesine,
11-Davalı ... Sigorta AŞ tarafından sarf edilen toplam 50,00-TL yargılama giderinin davacı ...'dan alınarak davalı ... Sigorta AŞ'ye verilmesine,
12-Tarafların dava şartı olan arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, arabuluculuk son tutanağı aslından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanun'un 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 1.360,00-TL'nin %20 kabul-red oranı üzerinden hesaplanan 272,00-TL'sinin davalılar ... ve... Limited Şirketi'nden müştereken ve müteselsilen alınmasına, 1.088,00-TL'sinin davacı ...'dan alınarak hazineye gelir kaydına,
13-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgilisine iadesine,
B-DAVACI ...'ın davasının KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ ile;
1-Davacının maddi tazminat talebinin 3.902,97 TL geçici iş göremezlik talebi yönünden kabulü ile 3.902,97 TL'nin davalılar ... ve...Limited Şirketi yönünden olay tarihi olan 07.04.2016 tarihinden, davalı ... Sigorta A.Ş. Yönünden dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
-Davacının fazlaya dair isteminin reddine,
2-Davacının manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulü ile ;
-15.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...Limited Şirketi yönünden olay tarihi olan 07.04.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
-Davalı ... Sigorta A.Ş. Yönünden reddine,
-Davacının bakiye manevi tazminat talebinin feragat nedeniyle reddine,
3-Alınması gerekli olan 1.291,26TL karar ilam harcından dava açılırken başlangıçta peşin olarak alınan 256,17-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 1.035,09-TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen (davalı... Sigorta AŞ'nin sorumlu olduğu miktar 213,23-TL'dir.) alınarak hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan 256,17-TL peşin harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen (davalı ... Sigorta AŞ'nin sorumlu olduğu miktar 52,77-TL'dir.) alınarak davacıya verilmesine,
5-Maddi tazminat talepleri bakımından davacı ... yargılama esnasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 3.902,97-TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine
6-Manevi tazminat talepleri bakımından davacı ...yargılama esnasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 15.000,00-TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ...Limited Şirketi'nden müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine,
7-Maddi tazminat talepleri bakımından davalılar yargılama esnasında kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen miktar üzerinden hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 3.902,97 TL vekalet ücretinin davacı...'dan alınarak davalılara verilmesine,
8-Manevi tazminat talepleri bakımından davalı ... Sigorta AŞ yargılama esnasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen miktar üzerinden hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 15.000,00 TL vekalet ücretinin davacı ...'dan alınarak davalı ...Sigorta AŞ'ye verilmesine,
9-Manevi tazminat talepleri bakımından davalılar ...ve...Limited Şirketi yargılama esnasında kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen miktar üzerinden hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 15.000,00 TL vekalet ücretinin davacı...'dan alınarak davalılar ... ve... Limited Şirketi'ne verilmesine,
10-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgilisine iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 24/12/2024
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır
* İş bu karar 5070 Sayılı Kanun hükümlerine göre güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.