T.C.
İSTANBUL
18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2024/179 Esas
KARAR NO :2025/601
DAVA:Tazminat (Rücuen Tazminat)
DAVA TARİHİ:16/03/2024
KARAR TARİHİ:23/09/2025
Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; ... plakalı araç ... numaralı Kasko poliçesi ile müvekkili şirket bünyesinde sigortalı olduğunu, davalı ... sevk ve idaresinde ... plakalı araç ile 08.01.2023 günü gerçekleşen zincirleme trafik kazası neticesinde dava dışı sigortalıya ait ... plakalı araca maddi hasar verdiğini, ve söz konusu kazanın oluşumunda davalı ... %100 kusurlu bulunduğunu, Kazanın oluşumundan kusurlu olan ... plakalı aracı uzun süre kiralan davalı ... A.Ş. aracın işleteni konumunda olduğunu, kaza neticesinde müvekkili sigorta şirketi dava dışı sigortalının maddi hasarlarını giderdiğini ve 04/07/2023 günü 144.286,00 TL ödediğini, daha sonra kazanın meydana gelmesinde kusurlu olan ... plakalı aracın ZMMS (trafik) sigortacısı teminat bedelinin tamamını (120.000,00 TL) müvekkiline ödediğini ve bakiye zarar olarak 24.286,00 TL kaldığını, davalıların işbu bakiye zarardan müştereken ve müteselsilen sorumluluğu olduğunu, bedelin sigortalıya yapılan ödeme tarihinden itibaren mevduatta uygulanan en yüksek faiz oranı ile beraber davalılardan alınarak davacıya verilmesini talep etmiştir.
Davalı... vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; Davacının tüm taleplerinin zamanaşımına uğradığını, hak düşürücü süre içerisinde davanın açılmadığını, kazaya karıştığı iddia edilen ... plakalı araç, taraflar arasında imzalanmış olan 14/02/2022 tarihli Bireysel Paylaşımlı Araç Kiralama Sözleşmesi ile müvekkil şirket tarafından ...'ya kiralandığını, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu (KTK) gereğince, diğer davalı ...'ya kiralanan aracın karıştığı kaza ve sebep olduğu hasarlardan dolayı müvekkili şirketin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, davanın usul ve esasa aykırılık taşıması sebebiyle müvekkil şirket yönünden reddini talep etmiştir.
Davalı ... vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından davalı müvekkiline yönelik olarak haksız olarak tazminat davası açıldığını, müvekkilinin bu davada bir sorumluluğu olmadığını, kısa süreli araç kiralama işlemi yapan, dolayısıyla işleten sıfatını haiz olmayan müvekkilinin bu hususta bir dava yöneltilemeyeceğini, husumet yönünden huzurdaki davanın reddini gerektiğini, müvekkilinin yapmış olduğu araç kiralama işlemi saatlik olduğunu, birkaç saattan ibaret olan kısa süreli kiralama işleminde, müvekkili, KTK 3. maddesi kapsamında işleten konumunda olmadığını, kiralamayı yapan şirketin işleten sıfatı devam ettiğini, müvekkilinin sorumluluğuna gidilemeyeceği, bu nedenle davanın reddini talep etmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Dava, davacı sigorta şirketi nezdinde kasko poliçesi ile sigortalanmış olan dava dışı sigortalının aracında oluşan hasarın davacı sigortacı tarafından ödenen bedelinin halefiyet hükümleri uyarınca davalılardan tahsili istemine ilişkindir.
Somut olayda; Dava dışı ... Ltd. Şti'ne ait, davacı şirket nezdinde ... numaralı Kasko poliçesi ile sigortalanmış olan ... plakalı araç ile davalı ... sevk ve idaresindeki, ... A.Ş.'ye ait ... plakalı aracın 08.01.2023 tarihinde karışmış olduğu trafik kazası neticesinde davacının sigortalısına ait aracın hasarlanması sebebiyle davacı tarafından 04/07/2023 tarihinde karşılanan 144.286,00 TL hasar bedelinden 120.000,00 TL'nin ... plakalı aracın ZMMS (trafik) sigortacısı tarafından ödenmesi sebebiyle bakiye kalan 24,286.00 TL bedelin sigortalıya yapılan ödeme tarihinden itibaren mevduatta uygulanan en yüksek faiz oranı ile beraber davalılardan alınarak davacıya verilmesi istemiyle işbu davanın açılmış olduğu görülmüştür.
6102 Sayılı TTK'nın Halefiyet başlıklı 1472. Maddesinin "(1) Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder. Sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa, sigortacı, mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet kuralı uyarınca, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilir." şeklindeki düzenlemesi ve emsal mahiyette olan Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2016/12639 Esas, 2017/5840 Karar Sayılı, 24/05/2017 Tarihli "... Dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1472. (6762 sayılı TTK'nun 1301.) maddesi uyarınca sigorta şirketi tarafından sigortalısına ödenen tazminatın rücuen tahsiline ilişkindir. ... Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece kendiliğinden (re’sen) dikkate alınması zorunlu olmakla birlikte, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının 22.3.1944 tarih E. 37, K. 9, RG. 3.7.1944 sayılı kararında bu husus "Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur." şeklinde vurgulanmaktadır." şeklindeki gerekçeli ilamı da göz önünde bulundurulduğunda işbu davada davacının dava dışı sigortalısına ödeme yapmış olması sebebiyle eldeki davada aktif husumetinin bulunduğu, davacının dava dışı sigortalısı olan ... Ltd. Şti yerine geçerek davayı açmış olduğu, bu kapsamda davada görev hususu irdelenirken davanın ... Ltd. Şti ile davalı ...şirketi arasında görülen bir dava gibi görülmesi gerektiği, davalı şirkete yöneltilen taleplerin taraflar arasında sözleşmesel ilişki bulunmaması sebebiyle TTK kapsamında nispi ticari dava olduğundan mahkememizin görevli olduğu kabul edilerek yargılama yapılmıştır.
Haksız Fiillerden doğan borç ilişkileri Türk Borçlar Kanununun 49. Ve devamı hükümlerinde düzenlenmiş olup 49. Maddenin "(1)Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.
(2)Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür." şeklindeki düzenlemesi ve aynı kanunun Zararın ve kusurun ispatı başlıklı 50. Maddesinin "(1) Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır.
(2)Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler." şeklindeki düzenlemesi uyarınca bir haksız fiil sonucunda zarar görenin tazminat isteminde bulunabilmesi için ortada haksız fiilin bulunması, failin kusur olması, talepte bulunan şahısta zararın meydana gelmiş olması ve zarar ile fiil arasında illiyet bağının olması gerekmektedir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85/1. maddesinde, “bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı yasanın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiş, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de, “sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir. Bu kapsamda sigorta poliçesi ile işletenin poliçe limiti dahilinde tazminat sorumluluğunu yüklenen sigorta şirketi gerçek zarardan, işletenin ve eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru oranında sorumlu tutulabilecektir.
Rücuen tazminat davaları; gerçek zararın giderilmesi amacına yöneliktir. Zarar sorumlusundan halefiyet ilkelerine dayalı olarak talepte bulunan davacı, ödediği meblağın tamamını değil ancak zarar görenin uğradığı gerçek zararı, zarar sorumlusundan isteyebilir. Bu nedenle, zarar görene yapılması gereken gerçek ödeme miktarı tespit edilerek davacı tarafça yapılan ödeme miktarı daha fazla olsa da davalının gerçek zarar miktarıyla sorumluluğuna karar verilmesi gerekir (Yargıtay 17 HD, 2020/2303 E-2021/3171 K sayılı ilam). Başka bir ifade ile rücuen tazminat davaları, ödenmesi gerekenin tespiti amacı güder.
2918 sayılı KTK 3 maddesinde işleten sıfatının belirlenmesinde şekli ve maddi ölçüt olmak üzere iki ayrı ölçüden yararlanılmıştır. Şekli ölçüye göre trafik sicilinde malik görülen kişi işletendir. Maddi ölçüye göre ise, trafik sicilinde adı geçen kişinin önemi bulunmamakta olup önemli olan araç üzerindeki fiili hakimiyet, araçtan ekonomik yarar sağlama, masraf ve rizikolara katlanma gibi ölçütlerdir. Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, bu araçların sahipleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılmasının bir başka kimseye devir edilmesi halinde (çok kısa bir süre olmaması kaydıyla), artık üzerindeki fiili hakimiyetin kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekip, bunun sonucu olarak da araç malikinin sorumlu tutulmaması gerekecektir. Gerek öğretide gerekse Yargıtay uygulamalarında, işleten sıfatının belirlenmesinde araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması ve fiili hakimiyetin uzun süreli olması gerekmektedir. Ancak bu konuda, getirilecek delillerin üçüncü kişileri bağlayabilecek nitelikte ve güçte olması, özellikle zarara uğrayanların haklarını halele uğratacak bir sonuç yaratmaması şarttır (Bknz: Yargıtay 17 Hukuk Dairesinin 2020/8228 Esas, 2021/190 Karar sayılı ilamı).
Somut olay bakımından yukarıda yapılan açıklamalar uyarınca inceleme yapıldığında davalı ...'nun kullanımında olan, kazaya karışan ... plakalı aracın 01.06.2021 tarihli uzun dönem araç kiralama sözleşmesi ile 24 ay süreyle ... A.Ş. Ye kiralanmış olduğu, kazanın da bu süre içerisinde meydana geldiği, işbu hali ile davalı ...Şirketinin işleten sıfatının bulunmadığı,bu davalıya husumet yöneltilemeyeceği kanaatine varılmıştır.
Yargılama esnasında kazaya karışan araçların trafik tescil kayıtları, hasar dosyası evrakları, davacının aracının hasarının onarımına ilişkin evrakları bir bütün olarak incelenmek suretiyle rapor tanzimi için dosya trafik kazaları alanında uzman makine mühendisi bilirkişine tevdi edilmiş olup bilirkişi tarafından hazırlanan raporda özetle ;
Kolluk tarafından düzenlenmiş olan Yaralanmalı Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağına göre, 08/01/2023 günü saat 02:07 sıralarında İSTANBUL ili BAKIRKÖY ilçesi içinde ... 518 plakalı araç ... D- 100 GÜNEY transit yol ... mevkii ... önüne geldiği esnada aracının ön kısımları ile ... plakalı aracın arka kısımlarına çarpmış, daha sonra ... plakalı aracın arka kısımlarına çarpmış, çarpmanın etkisiyle ... plakalı araç ... plakalı araca çarpmış, çarpmanın etkisiyle ... plakalı araç ... plakalı araca çarpmış, çarpmanın etkisiyle ... plakalı araç ... plakalı araca çarpması sonucu maddi hasarlı ve yaralanmalı trafik kazası meydana gelmiştir.
... plakalı araç sürücüsü ... (davalı sürücü), kendi yol ve şeridinde seyrederken aracının hızını Karayolları Trafik Kanunu Madde 52 »c'de belirtildiği üzere; “Sürücüler hızlarını, kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmak ve yine önündeki bir aracı izlerken de güvenli bir fren mesafesi bırakmak zorundadır” kuralına uyması gerekirken, bu kurala uymayarak, yolda dikkatsiz, tedbirsiz davranarak, önünde seyir halindeki iki araca arkadan çarpması maddesi gereğince kazanın meydana gelişinde TAM VE ASLİ KUSURLUDUR.
Davacının sigortalısına ait ... plakalı araç dava dışı sürücüsü, yolda nizami seyir halinde iken, arkasından aynı istikamette seyirle gelen aracın karıştığı kaza neticesinde sekerek aracına çarpması karşısında, kazayı önleyebilecek alacak ve yapacak herhangi bir tedbiri olmadığı için, kazanın meydana gelişinde KUSURSUZDUR.
Kazaya karışan ... ve ... plakalı diğer araçların dava dışı yolda nizami seyir halinde iken, arkasından aynı istikamette seyirle gelen aracın çarpması karşısında, kazayı önleyebilecek alacak ve yapacak herhangi bir tedbiri olmadığı için, kazanın meydana gelişinde KUSURSUZDUR.
Dosya içerisinde bulunan mevcut deliller üzerinde yapılan inceleme neticesinde; hasarın giderilmesi için eksper raporunda verilen ve tarafımızca dosyadaki fotoğraf ve belgelerden teyit edilen parça ve işçilik kalemlerinin gerekli olduğunu, bunların kaza ve araçtaki hasar ile uyumlu olduğunu, parça ve işçilik tercihinin aracın nitelikleri ve modeline uygun olduğunu, yapılan fiyatlandırmada kaza tarihindeki piyasa koşullarına göre ... plakalı araçta oluşan KDV dahil 144.286,00 TL hasar tutarının kadri maruf olduğunu değerlendirmekteyiz.
Aracın onarımının tamamlandığı ve ... Sigorta tarafından 04/07/2023 tarihinde 144.286,00 TL tutarında hasar bedelinin ödendiği görülmektedir.
34 CTM S18 plakalı aracın ZMMS sigortacısı 120.000,00 TL teminat limiti kapsamında ... Sigorta şirketine rücuen 120.000,00 TL hasar ödemesi yaptığı görülmektedir.
Bu durumda tazmine konu bakiye hasar bedelinin 24.286,00 TL olduğu değerlendirilmiştir.
Şeklinde hazırlanan rapor mahkememize ibraz edilmiştir.
Alınan hüküm kurmaya ve denetime elverişli bilirkişi raporu uyarınca davacının dava dışı sigortalısına ödemiş olduğu tazminat bedelinden bakiye kalan 24.286,00 TL'yi davalılardan ...'dan talep edebileceği, diğer davalının husumetinin bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
Davacı sigorta şirketi tarafından, dava dışı hak sahibine yapılan ödeme tarihi, rücu borçlusu davalının temerrüt tarihidir. Başka bir ifade ile rücuen tazminat davalarında, ödeme tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekecektir.(Yargıtay 17 HD, 2016/11439 E- 2019/9363 K sayılı ilamı). Bu sebeple somut olay bakımından yapılan incelemede davacının 04/07/2023 tarihinde 144.286,00 TL tutarında hasar bedelini ödemiş olması sebebiyle ödeme tarihinden itibaren, ticari araçlar olmaması sebebiyle talep edilen faiz oranı üzerinden davasının kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir.
...Şirketi her ne kadar kendini davada vekil ile temsil ettirmiş ve bu davalı yönünden pasif husumetten ret kararı verilmiş ise de resmi kayıtlarda kaza tarihi itibariyle aracın işbu davalı adına kayıtlı olduğu, aracın tescil kaydında 3.kişilere kiralanmış olduğuna ilişkin olarak herhangi bir kayıt bulunmadığı, buna göre aracın davalı şirket tarafından uzun süreli olarak başkasına kiralanmış olduğunu davacının bilmesinin kendisinden beklenemeyeceği ve bu durumun kabul edilebilir bir yanılgı kapsamında olup davanın açılmasına davacının sebep olmadığı kanaatine varılmakla ...Şirketi lehine yargılama gideri ve vekalet ücreti takdirine yer olmadığına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklanmış olduğu üzere;
Davacının davasının KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ ile;
1- 08.01.2023 tarihinde meydana gelen kaza sebebiyle davacının dava dışı sigortalısına ödemiş olduğu 24.286,00 TL'nin ödeme tarihi olan 04/07/2023 tarihinden itibaren mevduatta uygulanan en yüksek faiz oranı ile birlikte davalı ...'dan tahsili ile davacıya verilmesine,
2-Davacının davalı ...Şirketine karşı açmış olduğu davasının pasif husumet yokluğundan reddine,
3-Davacı tarafından sarf edilen dava açılış gideri: 916,00-TL (başvurma, peşin harç ve vekalet harcı) davetiye, posta gideri: 407,00-TL, bilirkişi ücreti 4.500,00-TL olmak üzere toplam: 5.823,00-TL yargılama giderinin davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 24.286,00-TL vekalet ücretinin davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davalı ...Ve Servis Anonim Şirketi lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-Tarafların dava şartı olan arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, arabuluculuk son tutanağı aslından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanun'un 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 3.200,00-TL'nin davalı ...'dan alınarak hazineye gelir kaydına,
7-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,
Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, HMK madde 341 hükmü uyarınca KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 23/09/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır