T.C.
İSTANBUL
18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2024/403 Esas
KARAR NO :2024/856
DAVA:Sigorta (Hayat Sigortası Kaynaklı)
DAVA TARİHİ:11/07/2024
KARAR TARİHİ:27/11/2024
Mahkememizde görülmekte olan Sigorta (Hayat Sigortası Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin murisi olan ...'ın kendi sevk ve idaresinde olan ... plakalı aracın ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı traktör ile çarpıştığını, yaşanan trafik kazası nedeniyle müvekkillerinin oğlu ...'ın 22/10/2023 tarihinde olay yerinde vefat ettiğini, ...'ın ... Bankası uhdesinde hesabı ve nakit parasının olduğunun tespit edildiğini, müvekkillerinin bunu çekmek istediklerini ancak ...'ın şubeden çektiği Tarım Kredisi olduğunu, ölüm nedeniyle bu kredinin ödenmesi gerektiğini söylediklerini, çekilen krediye ilişkin ... Anonim Şirketince ... poliçe numaralı sigorta poliçeleri ile sigorta yaptırıldığının öğrenildiğini, bunun üzerine davalı sigorta şirketine başvurulduğunu, ödenen bedelin iadesini talep ettiklerini, ancak davalı şirketin bu taleplerini reddettiklerini, 22.10.2023 tarihli olay yeri inceleme kimlik belirleme ve ölü muayene tutanağında cesedin ağız bölgesinden alkol kokusunun yoğun olarak geldiği görüldü şeklinde yazıldığını, bunun üzerinde ... Cumhuriyet Başsavcılığına başvurularak olay gününün kan alımının yapılıp yapılmadığı, alkol raporu alınıp alınmadığı ve uyuşturucu testi yapılıp yapılmadığının sorulduğunu, arabuluculuğa başvurulduğunu anlaşmaya varılamadığını belirterek kredi kapsamında ... Bankası A.Ş ... Şube Müdürlüğünce tamamen tahsil edilen/ödenen bedel olan 1.139.924,18 TL'nin hayat sigortası kapsamından kaynaklanan vefat tazminatı olarak davalı sigorta şirketinden tazmin, tahsil ve istirdadını, alacağı talep ettikleri tarih olan 29/02/2024 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte tazmin, tahsil ve istirdadını, davalının tüm gayrimenkul mal varlıkları ve varsa banka hesapları üzerinde davacı müvekkillerine ödenen bedel kadar ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir kararı verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; görevli mahkemenin tüketici mahkemesi olduğunu, dain-i mürtehin bankanın muvafakatinin alınması gerektiğini, yargıtay kararlarının da bu yönde olduğunu, davacıların murisinin ... poliçe numaralı ile sigortalı olduğunu, ancak davacıların murisinin kaza sırasında alkollü olduğunu, bu yüzden sigorta teminatı kapsamında yer almadığını, murisin asli kusurlu olarak hareket ettiğini, tazminat talebinin reddinin usul ve yasaya uygun olduğunu, müvekkili şirketin sorumluluğunun poliçe teminatı ile sınırlı olduğunu belirterek davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacılara yükletilmesini talep etmiştir.
Mahkememiz dosyasının 22/07/2024 tarihli ara kararı ile davacılar vekilinin ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir taleplerinin reddine karar verildiği görüldü.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ GEREKÇE:
Dava, hayat sigorta sözleşmesine dayalı tazminat istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 1. maddesinde; "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir." hükmü yer almaktadır. HMK 114/1.c maddesi uyarınca "Mahkemenin görevli olması" dava şartlarından olup, HMK 138. maddesi dikkate alınarak dava şartlarının öncelikle karara bağlanması gerekmektedir. HMK 115. maddesinde ise "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir..." düzenlemesi yer almaktadır.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nin 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nin 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir.
Dosyamız ile emsal mahiyetteki ... Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesinin 2017/226 E., 2017/208 K. Sayılı ilamında " Dava, hayat sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Davanın dayanağı hayat sigorta sözleşmesi olup tarımsal kredi sözleşmesi değildir. Hayat sigorta sözleşmelerinin niteliği gereği, sigortalı tarafın mesleği ne olursa olsun(tacir, esnaf, işçi, memur vs.) gerçek kişi ve tüketici olması dışında bir seçenek yoktur. Davanın 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı yasadan sonra (05.10.2016 tarihinde)açılmış olmasına göre, 6502 sayılı yasanın 73/1. maddesindeki düzenlemede belirtildiği üzere, murisin tüketici konumunda olup davalı sigorta şirketi ile aralarında akdedilen sigorta sözleşmesinin bir tüketici işlemi olmasından dolayı, tüketici işleminden kaynaklanan bu uyuşmazlığın tüketici mahkemesi tarafından görülmesi gerekmektedir. Mahkeme kararında usul ve yasaya aykırı bir durum mevcut olmadığından aşağıdaki şekilde karar verilmesi gerekmiştir." şeklinde değerlendirme yapıldığı görülmüştür.
Yine emsal mahiyetteki ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin 2020/1796 E., 2020/1193 K. Sayılı ilamında " Davalı banka tarafından gönderilen belgelere göre davacıların murisi ile davalı banka arasında genel kredi sözleşmesi bulunduğu anlaşılmaktadır. Tarafların savunmalarında ve kredi ödeme planında kullanılan kredinin tarımsal kredi olduğu belirtilmiş ise de esasen yerleşmiş Yargıtay içitihatlarında tarımsal kredi de genel kredi gibi ticari kredi olarak kabul edilmektedir. Dolayısıyla kredi sözleşmesi ticari nitelik taşımakla birlikte uymazlığın temelini hayat sigortası oluşturmaktadır. Yargıtay 17. H.D. bu tür uyuşmazlıklarda kredinin türüne göre değil hayat sigortasına göre görevli mahkemenin tüketici mahkemesi olduğuna karar vermektedir. (Yargıtay 17. H.D'nin 16.05.2017 tarih 2017/198E - 2017/5526K, 24.09.2018 tarih 2015/18647E -2018/8119K). " şeklinde değerlendirme yapıldığı görülmüştür.
Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesinin 2018/245 E., 2018/734 K. Sayılı ve Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2017/198 E., 2017/5526 K. Sayılı ilamları da aynı yöndedir.
Tüm dosya kapsamında yapılan değerlendirmede; davanın hayat sigorta sözleşmesine dayalı tazminat istemine ilişkin olduğu, yukarıda yer verilen emsal içtihatlar da dikkate alındığında hayat sigorta sözleşmelerinin niteliği gereği, sigortalı tarafın mesleği ne olursa olsun(tacir, esnaf, işçi, memur vs.) gerçek kişi ve tüketici arasında tanzim edileceği, bu hali ile uyuşmazlığın tüketici mahkemesince görülüp sonuçlandırılması gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın, davaya mahkememizin görevli olmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE,
2-Davaya bakmaya İstanbul Tüketici Mahkemesi'nin görevli olması nedeniyle mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
3-Görevsizlik kararı kesinleştiğinde (2 hafta içersinde istinaf edilmediğinde yahut istinaf başvurusu reddedildiği takdirde) ve süresinde (kararın istinaf edilmeyerek kesinleşmesinden yahut istinaf ret kararının tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde) talep edildiğinde dosyanın görevli ve yetkili İSTANBUL TÜKETİCİ MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
4-HMK 20.maddesi uyarınca süresi halinde kanun yoluna başvurulmayarak kararın kesinleşmesi halinde kesinleşme tarihinden, kanun yoluna başvurulmuş ise bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının Görevli yada Yetkili Mahkemeye gönderilmesi taraflar tarafından talep edilmediği taktirde Davanın Açılmamış Sayılmasına karar verileceğinin taraflara ihtarına ,
5-HMK 20.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden itibaren 2 haftalık kesin süre içerisinde dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesi için taraflarca başvurulması halinde HMK 331/2.maddesi gereğince yargılama giderlerinin ve HMK 323/1-ğ maddesi gereğince yargılama giderlerinden sayılan vekalet ücretinin yetkili ve görevli mahkeme tarafından hüküm altına alınmasına, belirtilen sürede başvuru yapılmaması halinde talep üzerine yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin mahkememizce hüküm altına alınmasına,
Dair, hazır bulunanların yüzüne karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 27/11/2024
Katip ...
E¸
Hakim ...
E¸