T.C.
İSTANBUL
18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2024/441 Esas
KARAR NO:2025/684
DAVA:İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ:29/07/2024
KARAR TARİHİ:14/10/2025
Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; 10.08.2022 tarihinde müvekkili şirket nezdinde kasko sigorta poliçesi ile sigortalı bulunan ... plakalı araç davalı tarafın personeli ... yönetiminde iken duvara sürtmesi sonucu hasar olduğunu, oluşan bu hasar da davalı taraf kusurlu olduğunu kabulü ile zararı karşılayacağını beyan ettiğini, meydana gelen kazada davalı işletme ve çalışanı asli ve tam kusurlu olduğunu, meydana gelen kaza neticesinde müvekkili sigorta şirketi tarafından 28.09.2022 tarihinde ödenen tazminat, 10.048,05 TL tutarında rücu edildiğini, müvekkili şirket tarafından ödenen tazminat bedelinin kusuru sebebiyle sorumlu olan davalı taraftan TTK m.1481 kapsamında rücuen tazmin etme zorunluluğu doğduğunu, rücu bedelinin tahsili için .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, davalının icra takibine itiraz ederek takibi durdurduğunu, haksız itirazın iptali ile davalı aleyhine %20'den aşağıda olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; Davaya konu alacak zamanaşımına uğradığını, müvekkili şirketin vale ve otopark hizmeti yapan bir firma olduğunu, davacı taraf her ne kadar araçta meydana gelen hasarlardan dolayı tazminat talebinde bulunmuş ise de herhangi bir somut delil bulunmadığını, öte yandan davacının aracında bu denli bir zarar söz konusu olmadığını, bu yönüyle bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini, kazadaki kusur oranlarına itiraz edildiğini, meydana gelen hasarda amortisman giderleri olarakta indirim yapılması gerektiğini, davacı tarafın dosya sunmuş olduğu 26.08.2022 tarihli Kasko Ekspertiz Raporunda her ne kadar araçta yapılan onarımın 8.715,30 TL olduğu belirtilmişse de yapılan işlem ve onarımlar dikkate alındığında bu fiyat fahiş olduğunu, aynı kazayla ilgili olarak; İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/... E. sayılı dava dosyasıyla ''kazanç mahrumiyetine'' yönelik müvekkili şirket aleyhine dava açıldığını, açıklanan nedenlerle davanın reddini talep etmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Dava, davacı şirket nezdinde kasko poliçesi kapsamında sigortalanmış olan dava dışı 3. Kişiye ait araçtaki hasarın onarımı için davacı tarafından yapılan hasar ödemesinin davalıdan rücuen tahsili amacıyla başlatılmış olan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Somut olayda; Davacı şirket nezdinde kasko sigorta poliçesi ile sigortalı bulunan dava dışı ... Şirketi'ne ait ... plakalı araç 10.08.2022 Tarihinde ... Gıda Hediyelik Eşya Ve Dış Ticaret Limited Şirketi'nin personeli ... yönetiminde iken duvara sürtmesi sonucu hasarın meydana geldiği, davacı tarafça dava dışı sigortalıya 28.09.2022 tarihinde 10.048,05 TL tutarında ödeme yapıldığını, bu ödemenin rücuen tahsili amacıyla ... Gıda Hediyelik Eşya Ve Dış Ticaret Limited Şirketi ve ... aleyhine başlatılmış olan .... İcra Dairesinin ... E. Sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, Asıl alacak tutarının %20’sinden aşağı olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatına hükmedilmesi istemiyle işbu davanın açıldığı, mahkememizce icra dairesine tarafların yapmış oldukları itirazların ve işbu itirazların davacı alacaklıya tebliğ edilip edilmediğine yönelik yapılan araştırma esnasında icra dosyasından ödeme emrinin ...'e tebliğe çıkmadığı, ... ... Ltd. Şti.'nin borca itiraz dilekçesinin ise alacaklıya tebliğ edilmemiş olduğunun mahkememize bildirilmiş olduğu görülmekle mahkememizin 17.12.2024 tarihli celsesinde İşbu itirazın iptali davasındaki ...'e yöneltilen taleplerin mahkememizin işbu dosyasından tefriki ile ayrı yeni bir esasa kaydına, bu davaya ... Gıda Hediyelik Eşya Ve Dış Ticaret Limited Şirketi'ne yöneltilen talep bakımından devam olunmasına karar verildiği, ...'e yöneltilen taleplerin mahkememizin ... esasına kaydının yapılmış olduğu, tefrik edilen dosyadan "Davacının davasının usulüne uygun bir takip ve itiraz bulunmaması sebebiyle dava şartı yokluğundan usulden reddine," kararının verilmiş olduğu görüldü.
6102 Sayılı TTK'nın Halefiyet başlıklı 1472. Maddesinin "(1) Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder. Sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa, sigortacı, mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet kuralı uyarınca, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilir." şeklindeki düzenlemesi uyarınca işbu davada davacının halefiyet ilkesi uyarınca dava açmış olduğu anlaşılmıştır.
İtirazın iptali davalarında alacaklının, İİK m.67 uyarınca borçlunun süresi içerisinde icra dosyasına yapmış olduğu itirazının, kendisine tebliği tarihinden itibaren bir sene içerisinde genel mahkemelere yapacağı başvuru üzerine genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat etmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup sürenin başlaması için borçlunun itirazının alacaklıya tebliği zorunludur. İşbu dava dosyasının temelini teşkil eden icra dosyasında yapılan kontrolde borçlunun süresi içerisinde icra dosyalarına yapmış olduğu itirazın alacaklıya tebliğ edilmediği görülmüştür. Bu nedenle davacının açmış olduğu davasının süresinde olduğu kabul edilmekle yargılama yapılmıştır.
Haksız Fiillerden doğan borç ilişkileri Türk Borçlar Kanununun 49. Ve devamı hükümlerinde düzenlenmiş olup 49. Maddenin "(1)Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.
(2)Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür." şeklindeki düzenlemesi ve aynı kanunun Zararın ve kusurun ispatı başlıklı 50. Maddesinin "(1) Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır.
(2)Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler." şeklindeki düzenlemesi uyarınca bir haksız fiil sonucunda zarar görenin tazminat isteminde bulunabilmesi için ortada haksız fiilin bulunması, failin kusur olması, talepte bulunan şahısta zararın meydana gelmiş olması ve zarar ile fiil arasında illiyet bağının olması gerekmektedir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85/1. maddesinde, “bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı yasanın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiş, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de, “sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir.
Bir zarar sigortası türü olan zorunlu mali sorumluluk sigortasında sigortacı işletenin sorumluluğunu yine ancak sorumlu olduğu çerçevede karşılamakla yükümlüdür. Bu bakımdan zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile işletenin poliçe limiti dahilinde tazminat sorumluluğunu yüklenen sigorta şirketi gerçek zarardan, işletenin ve eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru oranında sorumlu tutulabilecektir.
Motorlu Kara Taşıt Araçları İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının 1. maddesine göre ise, sigortacı, zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçe limitinin dışında (üstünde) kalan miktardan başlayıp, ihtiyari mali sorumluluk sigortası teminat limitine kadar sorumludur. Bahse konu düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere, yasa koyucu trafik sigortacısı ve ihtiyari mali sorumluluk sigortacısı bakımından müştereken ve müteselsilen bir sorumluluk öngörmemiş, sıralı bir sorumluluk düzenlemiştir.
Yargılama esnasında davacı taraf nezdinde oluşturulan hasar dosyası celp edilmiş dosya kapsamı itibariyle tüm deliller bakımından 1 trafik kazaları alanında uzman makine mühendisi bilirkişisinden rapor tanzim edilmesi istenilmiş olup dosyaya ibraz edilmiş olan raporda özetle;
Dosyada mevcut bilgi ve belgelerde belirtildiği üzere,10.08.2022 tarihinde, ... A.Ş nin maliki olduğu 34 ... plaka sayılı otomobil, ... Gıda Hediyelik Eşya Ve Dış Tic.Ltd.Şti. tarafından işletilen otoparkta araç otopark personeli ...’in sevk ve idaresinde otoparkın içerisinde manevra halinde iken aracın sağ kapı alt tarafı ve arka çamurluk kısmının duvara sürtülmesi sebebiyle meydana gelen maddi hasarlı trafik kazası olayıdır.
Dosyasında mevcut olay mahalli otopark işletmesinin ekip şefi ...'ın "Sorumluluğumuz altındaki ... plaka sayılı ... markalı siyah renkli aracı kapalı otoparkta kırmızı kattan mavi kata inişte aracın arka sağ kapı çiziği ve devamında çamurluğunda çizik ve göçük oluşmasına sebebiyet vermiştir söz konusu bu durum tarafımca tutanak altına alınıp personelden olay ile ilgili savunma istenmiştir
." şeklinde düzenlediği 10.08.2022 tarihli tutanak dosyasında mevcuttur.
Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezinden alınan yazı ve ekinden (06.08.2024 tarihli ); ... plakalı aracın söz konusu kazanın ilk kaza kaydı olduğu görülmüştür.
Otopark işletmecisi belirli bir süreliğine belirli bir ücret karşılığı kendisine verilen aracı herhangi bir zarar oluşmadan güvenli bir şekilde korumak, aracın geri alınmasına kadar kendi adının içinde aracın parkını sağlamak ve gözetim altında tutmak, kendisine bırakılan taşınır bir malı kabul ve onu güvenli bir yerde koruma borcu altına girmektedir, bu nedenlerden dolayı da çalışanı olduğu anlaşılan ...'in kusuru oranında söz konusu iş yeri işletmecisi ... Gıda Hediyelik Eşya Ve Dış Ticaret Limited Şirketi'nin zarardan sorumlu olduğu anlaşılmaktadır.
Olay sırasında ... plakalı aracın sürücüsü ...'in asli ve tam (% 100 yüzde yüz) etken olduğu,
Raporda belirtilen parçaların onarımının gerektiği, bu kesimlerde ortaya çıkan hasarın söz konusu aracı olay sırasında kullanan işletme çalışanı ...'in beyanları ile örtüştüğü, 2022 ticaret odaları ve Meslek odaları tarifelerine göre piyasa şartlarında yukarıda bulunan ekran alıntısındaki parçaların onarımlarına ait KDV ilavesi ile toplam onarım tutarının 10.048,05 TL tutarın işçilik (kaporta+boya+elktrik vs) ücretlerinin günün rayiçlerine uygun, haddi layığında kadri marufunda olduğu ancak, onarımı yapan ... isimli iş yerinin yukarıda bulunan faturasında onarımın gerçekleştiği rakamın (8.975,13 TL) ve buna uygun olarak davacı yanın yaptığı ödeme de dikkate alındığında toplam hasarın 8.975,13 TL olarak kabul edilebileceği,
Kanaatine varıldığı mahkememize bildirilmiştir.
Rücuen tazminat davaları; gerçek zararın giderilmesi amacına yöneliktir. Zarar sorumlusundan halefiyet ilkelerine dayalı olarak talepte bulunan davacı, ödediği meblağın tamamını değil ancak zarar görenin uğradığı gerçek zararı, zarar sorumlusundan isteyebilir. Bu nedenle, zarar görene yapılması gereken gerçek ödeme miktarı tespit edilerek davacı tarafça yapılan ödeme miktarı daha fazla olsa da davalının gerçek zarar miktarıyla sorumluluğuna karar verilmesi gerekir (Yargıtay 17 HD, 2020/2303 E-2021/3171 K sayılı ilam). Başka bir ifade ile rücuen tazminat davaları, ödenmesi gerekenin tespiti amacı güder.
Adam çalıştıranın sorumluluğu bir kusur sorumluluğu olmayıp, olağan sebep sorumluluğudur. Burada yasa ile adam çalıştırana genel nitelikte objektif bir özen yükümlülüğü, bir gözetim ödevi yüklenmiştir. Adam çalıştıranın sorumluluğu kendisinin veya emrinde çalışan yardımcı kişinin kusurlu olup olmamasına bakılmaksızın, kusurdan bağımsız olarak doğmaktadır. Bu halde yukarıda sözü edilen objektif özen yükümlülüğünün ihlaliyle meydana gelen zarar arasında, uygun illiyet bağının bulunması yeterli kabul edilmektedir.
Davacı sigorta şirketi tarafından, dava dışı hak sahibine yapılan ödeme tarihi, rücu borçlusu davalının temerrüt tarihidir. Başka bir ifade ile rücuen tazminat davalarında, ödeme tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekecektir.(Yargıtay 17 HD,2016/11439 E- 2019/9363 K sayılı ilamı).
Somut olay bakımından yapılan kontrolde davalı şirket nezdinde işletilmekte olan otoparkta davalının çalışanı tarafından davacının dava dışı sigortalısının aracına hasar verilmiş olması sebebiyle davacının sigortalısı adına ... ödemek zorunda kaldığı 8.975,13 TL'yi davalıdan adam çalıştıranın sorumluluğu kapsamı uyarınca talep edebileceği; delil olarak ibraz edilmiş olan hasar dosyası içeriğinden ... tarafından düzenlenen faturanın tevkifatlı fatura olduğu, KDV dahil toplam tutarın 10.048,06 TL, tevkifat tutarının (%70) ise 1.072,93 TL olduğu, neticeten 8.973,13 TL üzerinden davacıya faturalandırıldığı ve davacı tarafça bu bedelin 28/09/2022 tarihinde ödenmiş olduğu görülmüştür.
Tevkifatlı fatura; mal ve hizmet alımlarında satıcı ve alıcının vergi yükünü bölüştüren bir belgedir. Bu belge uyarınca satıcı, toplam bedel üzerinden belirli bir vergi kesintisi yaparak doğrudan vergi dairesine öder. Alıcı ise kalan tutarı ödeyerek vergi sorumluluğunu paylaşmış olurlar. Somut olayda takibe konu faturanın tevkifatlı fatura olarak düzenlendiği, tevkifatlı faturanın ödenmesi gereken KDV tutarının satıcı ve alıcı arasında paylaşıldığı fatura türü olduğu, davacının fatura kapsamında davalıdan talep edebileceği miktarın 8.973,13 TL olduğu, buna karşılık davacı tarafından ödemesi gereken vergi miktarı da dahil edilmek suretiyle 10.048,06 TL alacak üzerinden takip başlatıldığı, tevkifatlı fatura düzenleyen davacının 1.072,93 TL alacak bakımından davalının herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığı kanaatine varılmakla davacının takip tarihi itibari ile davalıdan 8.973,13 TL asıl alacak, ödeme tarihi olan 28/09/2022 ile icra takip tarihi olan 27/01/2023 tarihi arasında geçen sürede talep gibi yasal faiz hesaplanıldığında 267,72 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 9.240,85 TL talepte bulunabileceği görülmekle davalının bu miktar üzerinden yapılmış olan itirazının reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacının dava dilekçesi ile borçlunun %20'den aşağıda olmamak üzere inkar tazminatı ödemesine hükmedilmesi yönündeki talebi değerlendirildiğinde İİK m. 67 hükmü uyarınca davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun itirazında haksızlığına karar verilmiş olması ve alacağının likit olması gerekmekte, kural olarak davalı borçlunun kötü niyetli olması şartı aranmamaktadır. Somut olayda davacı tarafın, davalıdan rücuen tazminat talep ettiği, davacının rücu şartlarının bulunup bulunmadığı ve kapsamı ile zararın miktarının belirlenmesi, yargılama kapsamında bilirkişi incelemesiyle mümkün olduğundan, talep edilen tazminat miktarının likit (muayyen, belirli) olmadığı ve icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceği anlaşılmakla davacının icra inkar tazminatına hükmedilmesi talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklanmış olduğu üzere;
1-Davacının davasının KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ ile; davalının .... İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra takip dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin ; 8.973,13 TL asıl alacak, 267,72 TL takip öncesi işlemiş faiz olmak üzere toplam 9.240,85 TL üzerinden kaldığı yerden devamına,
-Davacının fazlaya dair isteminin reddine,
2-Davacının davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi talebinin reddine,
3-Alınması gerekli olan 631,24-TL karar ilam harcından dava açılırken başlangıçta peşin olarak alınan 427,60-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 203,64-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan 427,60-TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından sarf edilen dava açılış gideri: 636,70-TL (başvurma ve vekalet harcı) davetiye, posta gideri: 438,50-TL, bilirkişi ücreti 5.000,00-TL olmak üzere toplam: 6.075,20-TL yargılama giderinin %89 kabul - ret oranı üzerinden hesaplanan 5.7406,93-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanının davacı üzerinde bırakılmasına
6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 9.240,85-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen miktar üzerinden AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 1.106,99-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
8-Tarafların dava şartı olan arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, arabuluculuk son tutanağı aslından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanun'un 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 3.8000,00-TL'nin %89 kabul - ret oranı üzerinden hesaplanan 3.382,00-TL'sinin davalıdan, kalan 418,00-TL'sinin ise davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
9-Taraflarca yatırılan gider avansın arta kalan kısmı karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,
Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, HMK madde 341 hükmü uyarınca KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 14/10/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır