T.C.
İSTANBUL
18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2024/512 Esas
KARAR NO :2025/480
DAVA:Genel Kurul Kararının İptali İstemli
DAVA TARİHİ:04/09/2024
KARAR TARİHİ:10/07/2025
DAVA:Davacı vekilince mahkememize ibraz edilen dava dilekçesinde, davalı ...'nin toplamda 1.400.000,00 TL sermayeye tekabül eden ve her biri 1,00 TL nominal değerde toplam 1.400.000 adet payı bulunduğunu, davacı müvekkilinin davalı şirket nezdinde 140.000,00 TL sermayeye tekabül eden 140.000 payı bulunduğunu ve müvekkilinin azlık pay sahibi olduğunu, kalan payın 1.260.000 adedinin ise ... aile üyelerinden ..., ...’a ait olduğunu, şirket sermayesinde çoğunluğun ... aile üyelerine ait olduğunu, davalı şirketin dava konusu 05/06/2024 tarihli Olağan Genel Kurul Toplantısından önce, 28/12/2023 tarihinde yapılan 2021 ve 2022 yıllarına ilişkin Olağan Genel Kurul toplantısının 4. Gündem maddesinde, ortaklara kar payı dağıtımı yapılmayacağına karar verildiğini, kararın TTK'nun 445. maddesi gereğince kanuna ve esas sözleşme hükümlerine aykırı olduğunu, davacı pay sahibi tarafından söz konusu genel kurul kararının iptali talepli dava açmak durumunda kaldığını, davalı şirketin bu davayı kabul ettiğini, ....Asliye Ticaret Mahkemesi’nde ... Esas sayısıyla görülen dava dosyasında verilen karar ile, gündemin 4.maddesinde verilen karar TTK m.445 gereğince, açıkça yasa, esas sözleşme ve dürüstlük kuralına aykırı olması nedeni ile iptal edildiğini, 2021 ve 2022 yıllarına ilişkin Olağan Genel Kurul toplantısında kar dağıtılmaması kararlarının hukuka aykırılığını kabul eden Davalı Şirketin daha sonra 2023 yılına ait Olağan Genel Kurul toplantısına davet etiğini ve bu toplantının 6 numaralı gündem maddesine 2021 ve 2022 yıllarına ilişkin kar dağıtımı konusunda karar alınmasını eklediğini ancak şirketi yöneten çoğunluğun bu konuda daha önceki hatasını düzeltmek yerine, “düzeltir gibi görünmek” yolunu seçtiğini, tekrar paysahiplerinin kar payı haklarını ihlal eden, kanuna ve dürüstlük kuralına aykırı bir kar dağıtım kararı alındığında davacı paysahibinin bu kararlara muhalif kaldığını, genel kurul toplantısında muhalefetini bildirdiğini , şirket karının sadece TTK M. 519’daki “en az %5” şeklindeki asgari sınırını karşılayacak miktarda kısmının dağıtılmasının haklı gerekçesi olmadığını, karın bu oranda dağıtılmasının kanuna ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, kar payının ortakların en önemli mali hakkı olduğunu, TTK m. 519’de yıllık karın ne şekilde kullanılacağının düzenlendiğini, ödenmiş sermayenin yüzde yirmisine ulaşıncaya kadar genel kanuni yedek akçe ayrıldıktan sonra, pay sahiplerine yüzde beş oranında kâr payı ödenmesinin zorunluluk olduğunu, (TTK m. 519 (2) (c)) maddesinde anılan “kar payı ödendikten sonra” ifadesinin doktrin ve içtihatlardaki yerleşik görüşe göre, en az %5 kar payı dağıtım oranının zorunlu olduğunu, her yıl kar payı dağıtımı olması gerektiğini gösterdiğini ancak yüzde beş (%5) asgari olduğunu, bu oranı aşan karın dahi ortaklara dağıtılmaması, aksine bir uygulama için haklı bir sebep olmadıkça, kanuna aykırı olduğunu ve mahkemelerce iptal edildiğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2020/674 E., 2022/1291 K.sayılı ilamının örnek teşkil ettiğini, anılan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nda da belirtildiği üzere %5 kar payı dağıtımı asgari bir oranı olduğunu, haklı bir sebep olmadan, bu oranı aşan karın da ortaklara dağıtılması gerektiğini, davaya konu 6 Numaralı Genel Kurul Kararı’nda, 2021 yılı dönem karının brüt 1.500.000,00-TL (Birmilyonbeşyüzbin Türk Lirası)’sinin ve 2022 yılı dönem karının brüt 1.500.000,00-TL (Birmilyonbeşyüzbin Türk Lirası)’sinin dağıtılacağına karar verildiğini, şirketin faaliyet raporları ile finansal tablolardan açıkça görüleceği üzere, 2021 yılı net dönem karı 18.433.622,70-TL (onsekizmilyondörtyüzotuzüçbinaltıyüzyirmiiki Türk Lirası) ve 2022 yılı net dönem karı 29.099.086,96-TL (yirmidokuzmilyondoksandokuzbinseksenaltı Türk Lirası)’ olduğunu, aynı zamanda şirketin kanuni yedek akçesi de yasal olarak olması gereken meblağın oldukça üzerinde olduğunu, şirketin özsermayesinin yasal yeterliliğin üzerinde ve güçlü olmasına rağmen karın sadece TTK m. 519’da öngörülen ve aslında “asgari” oran olan %5’e tekabül eden kısmının dağıtılmasının, adeta azınlık paysahiplerine karşı yasak savmak olduğunu, şirketi yöneten çoğunluğun amacının, şirketi yöneten aile üyelerinden olmayan azlık paysahibinin şirket’ten olabildiğince az kar payı almasını sağlamak; haklarını kısıtlamak olduğunu, genel kurul toplantısında, Davacı azınlık paysahibinin vekili hem 2021 hem 2022 için dağıtılması önerilen 1.500.000 TL’nin hangi kriterlere göre belirlendiğini sorduğunu, verilen cevap “dönemin belirsizlikleri” ve “krediye ulaşmanın zorluğu” gibi genel ve soyut ifadeler olduğunu, üstelik bu açıklamanın, bizzat Yönetim Kurulu tarafından hazırlanan faaliyet raporundaki açıklamalar ile çelişkili olduğunu, 2021 Faaliyet Raporu’nda Yönetim Kurulu, “şirketin araştırma ve geliştirme çalışmaları olmadığını, şirket sermayesinin korunduğunu, şirketin net kar ettiğini, şirket için öngörülen bir riskin olmadığının açıklandığını, aynı şekilde 2022 Yılı Faaliyet Raporlarında ise “şirketin yapılan araştırma ve geliştirme çalışmaları olmadığı, şirket sermayesinin korunduğu, şirketin net kar ettiği, şirket için öngörülen bir riskin olmadığı” açıklandığını, 2023 yılı Faaliyet Raporunda ise “Kurumun uzun vadeli borcun olmayıp kısa vadede olan borcunun ise 14.018.083,71 TL olup nakit varlıklarının sadece %16’sı kadar olması” şeklinde açıklandığını, bu açıklamaların şirketin yükümlülüklerinin çok üzerinde bir nakit varlığı olduğunu, şirket karının asgari oran üzerinde dağıtılmaması için haklı bir sebep olmadığını gösterdiğini, davalı şirketin rasyonel ve mali verilere göre değil, sadece göstermelik bir kanuna uyum amacıyla bu kar payı dağıtım miktarını belirlediğinin anlaşıldığını, karın kalan kısmının şirkette tutulmasının paysahiplerinin en temel haklarından olan kar payı hakkını ihlal ettiğini, bu anlamda Türk Ticaret Kanunu’na da aykırı olduğunu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 14.10.1982 tarihli, 1982/3556 E. ve 1982/3887 K. sayılı ilkesel kararına atıfta bulunarak dilekçesinin devamında, 05/06/2024 tarihli 2023 Yılına Ait Olağan Genel Kurul’unda alınan 6 numaralı kararın TTK m. 519’a ve dürüstlük kuralına açıkça aykırı olduğunu belirterek dilekçesinin sonuç kısmında davalı ... ... Dış Ticaret ve Sanayi A.Ş.’nin 05.06.2024 tarihli 2023 Yılına ilişkin Olağan Genel Kurul Toplantısı’nın 6.gündem maddesinde alınan kararın hukuka ve dürüstlük kuralına aykırı olması nedeni ile iptal edilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili mahkememize ibraz etmiş olduğu cevap dilekçesinde, davacının ret oyu verdiği gündem maddelerinin altına muhalefet şerhi koymamış olması nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın red edilmesi gerektiğini, müvekkili şirket tarafından dağıtımına karar verilen kar payının tutarının TTK 519’da gösterilen asgari sınırın misliyle üzerinde olduğunu, 1.400.000 nominal sermayeye sahip müvekkili şirketin, asgari dağıtmak zorunda olduğu 70.000 TL’nin çok üzerinde, 2021 yılı için 1.500.000 TL ve 2022 yılı için de 1.500.000 TL kar dağıtım kararı almakla dava dilekçesinde ifade edilenin aksine “yasak savma” , ”göstermelik bir kanuna uyum amacı” gütmediğini ortaya koyduğunu, müvekkili şirketin mali tablolarından da şirketin, 2021 Faaliyet Karı 3.728.751,64-TL 2022 Faaliyet Karı 12.732.590,31-TL 2023 Faaliyet Karı ise 2.520.112,70’den ibaret olduğunu, elde ettiği karın ağırlıklı olarak bankalar nezdindeki mevduat hesaplarından gelen menkul sermaye iradı olduğunu, dolayısıyla karlılığını sürdürebilmesinin bu dönem için kar dağıtmamasını gerektirdiği gibi Müvekkili Şirketin 05.06.2024 Tarihli Genel Kurul tutanağında belirtildiği şekliyle faaliyet karlılığını artırmayı teminen yüksek ücretli kalifiye elemanlar istihdam etmeyi planladığını, krediye ulaşılmasının son derece güç ve maliyetli olduğunu, bu dönemde finansman ihtiyacının öz kaynaklardan karşılanmasının ticari icaplara uygun olduğunu, davacının yönetim kurulunda yer aldığı 2012 -2020 yılları arasında da hiç kar dağıtmadığını, 07.07.2015 Tarihli genel kurulda dönem karının dağıtılmasına karar verildiğini ancak davacının da müspet oy kullandığı 16.12.2015 Tarihli ve 2015-06 Sayılı yönetim kurulu kararıyla daha sonradan genel kurulun onayına sunulmak üzere kar dağıtımından vazgeçildiğini ve davacının yönetim kurulu üyesi sıfatıyla da genel kurulda ortak sıfatıyla da kar dağıtımına ilişkin bu şirket politikasıyla daima uyumlu hareket ettiğini ve oy kullandığını, .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Sayılı dosyasında dava dilekçesinde belirtildiği gibi verilmiş bir karar olmadığını, müvekkili tarafından söz konusu davanın, ön inceleme tutanağının imzalanmasından önce kabul edilmiş mahkeme de esasa girmeksizin hükmünü kurduğunu belirterek davacı tarafından açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELLİLER VE GEREKÇE : Dava, 05.06.2024 tarihli 2023 Yılına ilişkin Olağan Genel Kurul Toplantısı’nın 6.gündem maddesinde alınan kararın iptali istemine yöneliktir.
Deliller ; 05/06/2024 tarihli 2023 Yılına ilişkin Olağan Genel Kurul Tutanağı, hazirun cetveli, 28/12/2023 tarihli 2021 ve 2022 yıllarına ilişkin Olağan Genel Kurul Tutanağı, 2021, 2022 ve 2023 yıllarına ilişkin yıllık faaliyet raporları, finansal tabloları ve Kurumlar Vergisi Beyannameleri, ticari defter ve belgeler, ....Asliye Ticaret Mahkemesi ... E. ve ... K. sayılı dosyası, sicil kaydı, bilirkişi raporu.
Uyuşmazlık noktaları; davalı şirketin 05/06/2024 tarihinde yapılan 2023 yılına ait olağan genel kurul toplantısında alınan 6 nolu karar (2021-2022 döneminde kar dağıtılması ile ilgili ) ile ilgili , dava şartı niteliğinde olan muhalefet şerhinin bulunup bulunmadığı ayrıca bu madde ile alınan kararın kanuna esas sözleşmeye ve iyi niyet kurallarına aykırı olup olmadığı iptalinin gerekip gerekmediğinin tespiti noktalarında toplanmaktadır.
05/06/2024 tarihli 2023 Yılına ilişkin Olağan Genel Kurul Tutanağı ve hazirun cetveli incelendiğinde, 2021 ve 2022 yıllarına ait 28/12/2023 tarihli olağan genel kurulunun "kar dağıtılmamasına" ilişkin maddesinin iptali talebi ile açılan davanın şirketçe kabul edilmesi nedeniyle, 2021-2022 yıllarına ait dönem karının dağıtılıp dağıtılmaması hususunun görüşüldüğü, davacı adına genel kurula katılan vekilin söz alarak 2021-2022 yıllarına ait net dönem karının tamamının dağıtılmasının istenildiği, bu talebin 140 kabul oyuna karşılık 1260 red oyu ile oy çokluğu ile red edildiği, söz alan yönetim kurulu başkanının 2021-2022 yıllarına ait dönem karının şirketin finansman gücünü muhafaza edebilmesi için içerisinde bulundukları, dönemin belirsizlikleri ve krediye uluşmanın zorlukları nazara alınarak faaliyet karının düşüklüğü karşısında 2021 yılı dönem karının 1.500.000,00TL'sinin ve 2022 yılı içinde aynı sebeplerle dönem karının 1.500.000,00TL'sinin 31/12/2024 tarihini geçmemek kaydı ile yönetim kurulunca kararlaştırılacak dağıtım şekli ve tarihlerde dağıtılmasını önerdiği, davacı vekilinin söz alarak 2021 yılı dönem karının 18.433.622,70TL , 2022 yılı net dönem karının 29.099.086,96TL olduğunu, şirketin kanuni yedek akçesinin TTK'nun aradığı tutarların üzerinde olduğunu, belirlenen miktarın hangi kritere göre belirlendiğini sorduğu daha sonra oylamaya geçildiği, 2021 yılı ve 2022 yılı dönem karlarının ayrı ayrı 1.500.000,00TL'sinin 31/12/2024 tarihini geçmemek kaydı ile yönetim kurulunca kararlaştırılacak dağıtım şekli ve tarihlerde dağıtılmasının oylamaya sunulduğu, davacının 140 ret oyuna karşılık 1260 kabul oyu ile oy çokluğu ile kabul edildiği, daha sonra davacı vekilinin söz alarak "2021-2022 dönem karının dağıtılmasına ilişkin kararlar, pay sahiplerine kar payı haklarına ve TTK'na aykırı olduğundan olumsuz oy kullandık " şeklinde beyanda bulunduğu, tutanağın imzaların bulunduğu son kısmında da davacı vekilinin isminin altında "(muhalefet şerhi)" yazılı olduğu ve imzalandığı tespit edilmiştir. Hazirun cetveli incelendiğinde, bütün paydaşların toplantıya katıldığı görülmüştür.
Genel kurul kararlarının iptali , İptal sebepleri başlıklı TTK'nun 445.maddesinde " 446 ncı maddede belirtilen kişiler, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabilirler." denildiği,
İptal davası açabilecek kişiler başlıklı TTK'nun 446.maddesinde ; " a) Toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten, b) Toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usu0lüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri, c) Yönetim kurulu, d) Kararların yerine getirilmesi, kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa yönetim kurulu üyelerinden her biri, iptal davası açabilir." denildiği tespit edilmiştir.
Davalı şirketin sicil kaydı alınıp incelendiğinde, mahkememizin yetkili olduğu, genel kurul toplantı tarihi ile dava tarihi karşılaştırıldığında davanın 3 aylık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı tespit edilmiştir.
TTK 446.maddesinde de belirtildiği üzere iptal davasının açılabilmesi için olumsuz oy kullanılması ayrıca muhalefet şerhinin tutanağa yazılması gerekmekte olup, davacı taraf toplantıda alınan 6 nolu gündem maddesi ile ilgili alınan karara karşı olumsuz oy kullandığı hususunda çekişme bulunmayıp , muhalefet şerhi bulunup bulunmadığı değerlendirildiğinde ise 6 nolu gündem maddesinin oylanmasından sonra davacı adına toplatıya katılan vekilin söz alarak " 2021-2022 dönem karının dağıtılmasına ilişkin kararlar, pay sahiplerine kar payı haklarına ve TTK'na aykırı olduğundan olumsuz oy kullandık" şeklinde beyanda bulunması, tutanağın en sonunda da muhalefet şerhi ibaresinden sonra imzanın atılması hususları birlikte değerlendirildiğinde, görüşme yapılıp oylandıktan sonra davacı vekilinin alınan kararın hangi hususları ihlal ettiğini tek tek tutanağı yazdırarak olumsuz oy kullandığını açıklaması, muhalefet şerhi kuralının yerine getirildiği sonucuna varılmıştır.
Mahkememizin 07/11/2024 tarihli duruşmasında alınan "Mahkememizce resen tespit edilecek bir finans uzmanı, birde ticarerit hukuku alanında nitelikli hesaplama uzmanı vasıtası ile davalı tarafın 2021-2023 yıllarına ait ticari defter ve belgelerini HMK 218 maddesi gereğince yerinde incelenerek bu celse tespit edilen uyuşmazlık noktaları hususunda rapor tanzim etmelerinin istenilmesine, " karar verilmiş olup, alınan ara karar gereğince dosya bilirkişi heyetine tevdi edilmiştir.
Bilirkişi heyeti tarafından mahkememize ibraz edilen rapor incelendiğinde ;
Davalı tarafa ait 2021-2023 yıllarına ait ticari defter ve belgelerin HMK 218.maddesi gereğince şirket adresinde incelendiğini, ticari defter ve belgelerin usulüne uygun şekilde tutulduğunu, raporun 8 ve 9.sayfasında Yargıtay 11 H.D.'nin kararlarına da atıf yapılarak iptal davası açabilmek için gereken olumsuz oy kullanma ve muhalefet şerhi kurallarının yerine getirildiğini açıkladıkları, raporun devamında da kar dağıtımı ile alınan kararın kanuna uygunluğunun bilirkişilerce irdelendiği bu kapsamda raporda ; " Yedek akçeler , Kanuni yedek akçe , Genel kanuni yedek akçe başlıklı 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 519, maddesi : (1) Yıllık kârın yüzde beşi, ödenmiş sermayenin yüzde yirmisine ulaşıncaya kadar genel kanuni yedek akçeye ayrılır. (2) Birinci fıkradaki sınıra ulaşıldıktan sonra da; a) Yeni payların çıkarılması dolayısıyla sağlanan primin, çıkarılma giderleri, itfa karşılıkları ve hayır amaçlı ödemeler için kullanılmamış bulunan kısmı, b) Iskat sebebiyle iptal edilen pay senetlerinin bedeli için ödenmiş olan tutardan, bunların yerine verilecek yeni senetlerin çıkarılma giderlerinin düşülmesinden sonra kalan kısmı, c) Pay sahiplerine yüzde beş oranında kâr payı ödendikten sonra, kârdan pay alacak kişilere dağıtılacak toplam tutarın yüzde onu, genel kanuni yedek akçeye eklenir. (3) Genel kanuni yedek akçe sermayenin veya çıkarılmış sermayenin yarısını aşmadığı takdirde, sadece zararların kapatılmasına, işlerin i gitmediği zamanlarda işletmeyi devam ettirmeye veya işsizliğin önüne geçmeye ve sonuçlarını hafifletmeye elverişli önlemler alınması için kullanılabilir. (4) İkinci fıkranın (c) bendi ve üçüncü fıkra hükümleri, başlıca amacı başka işletmelere katılmaktan ibaret olan holding şirketler hakkında uygulanmaz. (5) Özel kanunlara tabi olan anonim şirketlerin yedek akçelerine ilişkin hükümler saklıdır” Kâr ve tasfiye payı hakkı , Genel olarak başlıklı MADDE 507- (1) Her pay sahibi, kanun ve esas sözleşme hükümlerine göre pay sahiplerine dağıtılması kararlaştırılmış net dönem kârına, payı oranında katılma hakkını haizdir. Şirketin sona ermesi hâlinde her pay sahibi, esas sözleşmede sona eren şirketin mal varlığının kullanılmasına ilişkin, başka bir hüküm bulunmadığı takdirde, tasfiye sonucunda kalan tutara payı oranında katılır. (2) Esas sözleşmede payların bazı türlerine tanınan imtiyaz haklarıyla özel menfaatler saklıdır. (3) Sermaye Piyasası Kanunu ve ilgili mevzuat hükümleri saklıdır. Il - Hesaplama biçimi başlıklı MADDE 508- (1) Esas sözleşmede aksine bir hüküm yoksa, kâr ve tasfiye payı pay sahibinin sermaye payı için şirkete yaptığı ödemelerle orantılı olarak hesap edilir. (2) Yıllık kâr, yıllık bilançoya göre belirlenir. B) Kâr payı, hazırlık dönemi faizi ve kazanç payı - Kâr payı başlıklı MADDE 509- (1) Sermaye için faiz ödenemez. (2) Kâr payı ancak net dönem kârından ve serbest yedek akçelerden dağıtılabilir. (3) Kâr payı avansı, Sermaye Piyasası Kanununa tabi olmayan şirketlerde, Gümrük ve Ticaret Bakanlığının bir tebliği ile düzenlenir." maddelerine atıf yapılarak raporun devamında, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Kar dağıtımına ilişkin 519 -maddesi kapsamında değerlendirme yapıldığında , dava konusu 05/06/2024 tarihinde yapılan 2023 yılına ait olağan genel kurul toplantısında alınan 6 nolu kararda (2021-2022 döneminde kar dağıtılması ile ilgili) kabul edilen, 2021 ve 2022 yılı dönem karlarından brüt 1.500.000,00- TL “sinin kar payı olarak dağıtılmasına yönelik kararın kanunda belirtilen asgari sınırların üzerinde olması sebebiyle kanuna uygun olduğu sonucuna varılmıştır" denilmiştir. Bilirkişi heyeti raporun devamında kar payı dağıtılmasına ilişkin kararın davalı şirketin esas sözleşmesine uygun olup olmadığı yönünden irdeleme yapmış ve raporda ;
" Esas Sözleşmeye Uygunluğu : 13/04/1983 tarihli ve 734 sayılı TTSG'nin 7 ve 8.sayfalarında ilan olunan Esas Sözleşmesinin; “karın Dağıtımı” başlıklı 28.maddesinde : “ Şirketin genel masrafları ve muhtelif amortisman bedelleri gibi şirketçe ödenmesi veya ayrılması zorunlu olan miktar hesap senesi sonunda saptanan gelirlerden indirildikten sonra geriye kalan miktar safi karı teşkil eder. Bu surette meydana gelen kardan yüzde 5 kanuni yedek ayrıldıktan sonra, a)Hissedarlara ödenmiş sermayenin yüzde 5'i oranında birinci temettü olarak dağıtılır. b)Kalan karın kısmen veya tamamen hissedarlara ikinci temettü olarak dağıtılmasına veya fevkalade yedek akçe olarak ayrılmasına karar, İkinci temettü hissesi olarak dağıtılması kararlaştırılan ve kara katılan diğer kişilere dağıtılan paradan Türk Ticaret Kanunu'nun 466/3 maddesi gereğince yüzde 10 kesilerek adi yedek akçeye eklenir.” Karın Dağıtım Tarih Madde 29: “Senelik karın hissedarlara hangi tarihte ve ne şekilde verileceği yönetim kurulunun teklifi üzerine genel kurul tarafından kararlaştırılır. Bu ana sözleşme hükümlerine uygun olarak dağıtılan karlar geri alınamaz, İhtiyat Akçesi Madde 30 : “Şirket tarafından ayrılan adi yedek akçe şirket sermayesinin yüzde 20 sine varıncaya kadar ayrılır. (467.madde hükmü saklıdır.) umumi yedek akçeden sermayenin yüzde 20 sine baliğ olan miktarı herhangi bir nedenle azalacak olursa bu miktara varıncaya kadar yeniden yedek akçe ayrılmasına devam olunur. Umumi yedek akçe esas sermayenin yarısını geçmedikçe münhasıran ziyanların kapatılmasına işlerin iyi gitmediği zamanlarda işletmeyi idameye işsizliğin önüne geçmeye elverişli tedbirler alınması için sarf olunabilir. Kanuni ve ihtiyari yedek akçelerle kanun ve bu ana sözleşme hükümlerine göre ayrılması gereken paralar safi kardan ayrılmadıkça hissedarlara kar dağıtılamaz.” denilerek raporun devamında Esas Sözleşmenin Kar Dağıtımına ilişkin 28.maddesinin a bendinde kardan yüzde 5 kanuni yedek ayrıldıktan sonra, “Hissedarlara ödenmiş sermayenin yüzde 5'i oranında birinci temettü olarak dağıtılır” denildiğinden 1.400.000 nominal sermayeye sahip Davalı şirketin, asgari dağıtmak zorunda olduğu (1.400.000 * %5) 70.000 TL'nin üzerinde, 2021 yılı için 1.500.000 TL ve 2022 yılı için de 1.500.000 TL kar dağıtım kararı almış olması Esas Sözleşmeye uygun olduğunu tespit ettikleri, raporun devamında alınan kararın iyi niyet kurallarına uygun olup olmaması yönünden davalı şirketin ticari defter ve belgeleri de irdelenerek değerlendirildiği ve şirket sermayesinin ve varlıkların çok iyi yönetildiğinin, davacının talep ettiği yüksek tutarlarda temettü dağıtılmamasının yüksek temettü dağıtılmamış olsa da davacının sermaye içerisindeki ortaklık payının reel değerinin kayda değer tutarlarda değer kazanmış olması nedeniyle alınan kararın dürüstlük ve iyi niyet kurallarına aykırı olmadığını ve 6 nolu gündem maddesinin, kanuna, esas sözleşmeye, iyi niyet ve dürüstlük kurallarına uygun olması nedeniyle iptali gerekmediği yönünde görüş bildirdikleri görülmüştür.
Davacı tarafın 6 nolu gündem maddesi ile ilgili olarak olumsuz oy kullandığı, gündem maddesinin görüşülmesinden sonra da muhalefet şerhi kapsamında alınan kararın pay sahiplerinin kar payı alma hakkına ve TTK'ya aykırı olduğunu şerh düşülerek belirtildiği, toplantı tutanağının en alt kısmında da muhalefet şerhi ibaresinin yazılı olduğu bu nedenle davacı tarafın iptal davası açabilmek için olumsuz oy kullanma ve muhalefet şerhini tutanağa yazdırma kurallarını yerine getirdiği tespit edilmiştir.
İptali talep edilen gündemin 6.maddesi ile ilgili kararda 2021/2022 yıllarına ait dönem karının şirketin finansman gücünü muhafaza edebilmesi için içinde bulunan dönemin belirsizlikleri ve krediye ulaşmanın zorlukları nazara alınarak 2021 yılı dönem karının 1.500.000,00TL'sinin , 2022 yılı için dönem karının aynı sebeplerle 1.500.000,00TL'sinin dağıtılmasına karar verildiği, davacı taraf davalı şirketin karına göre dağıtılan miktarın yetersiz olduğunu iddia etmiş ise de, alınan bilirkişi raporunda da irdelendiği üzere 2021 ve 2022 dönem karlarının dağıtılmasına karar verilen miktarları itibari ile TTK'nun 519.maddesinde , TTK'nun 507 ve 508.maddelerinen uygun olduğu yine davalı şirketin esas sözleşmesindeki hükümlere de uygun olup, iyi niyet kuralları çevrçevesinde yapılan incelemelerde ise, şirketin finansman ihtiyacının karşılanması , dönem belirsizlikleri ve krediye ulaşmanın zorlukları dikkate alınarak dağıtılacak kar miktarının belirlendiği , dağıtılmasına karar verilen miktarın iyi niyet kuralları çerçevesinde de uygun olduğu bu nedenle açılan davanın aşağıdaki şekilde reddine karar vermek sonucuna varılmıştır.
HÜKÜM ; Yukarıda açıklanan nedenlerle :
1-Davacının davasının reddine,
2-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden 30.000,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde yazı işleri müdürlüğünce ilgilisine resen iadesine,
5-Bu dava sebebiyle 615,40TL karar ve ilam harcı alınması gerektiğinden peşin alınan 427,60TL'nin mahsubu ile kalan 187,80TL harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
Taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 10/07/2025
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır