T.C.
İSTANBUL
18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2024/513 Esas
KARAR NO :2025/481
DAVA:Tapu İptali Ve Tescil
DAVA TARİHİ:04/09/2024
KARAR TARİHİ:10/07/2025
DAVA:Davacı vekilince mahkememize ibraz edilen dava dilekçesinde, davacı müvekkili ile davalı arasında , davalının mülkiyetinde bulunan İstanbul İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, 883 ada , 4 parselde kayıtlı gayrimenkulün, belli kapsam ve şartlarda müvekkiline devri konusunda ... Noterliğince düzenlenen 31/05/2021 tarihli ve ... yevmiye numaralı düzenleme şeklinde taşınmaz satış vadi sözleşmesi imzalandığını, ayrıca bu sözleşmenin de tapuya şerh edildiğini, müvekkilince gönderilen 31/05/2021 tarihli noter ihtarnamesi ile söz konusu gayrimenkulün sözleşmedeki kapsam ve şartlarda 03/01/2023 tarihinde kendisine devir edilmesini talep ettiğini, davalının devri yapmadığı gibi müvekkiline gönderdiği ihtarname ile söz konusu taşınmazı müvekkiline devir etmeyeceğini de açıkça bildirdiğini, müvekkilinin yakın zaman önce davalının borçlu sıfatında olduğu ... 2 Genel İcra Dairesinin ... icra sayılı ve ... ... İcra Dairesinin ... icra sayılı dosyasından iş bu davaya konu taşınmazın satışının istenildiğini ve alınan kıymet takdirine yönelik bilirkişi raporlarına itiraz sonucunda yeniden kıymet takdirine yönelik rapor alınması gibi işlemler yapıldığını öğrendiğini, davaya konu taşınmazın yakın bir zamanda satılıp devir edilme ihtimalinin bulunduğunu, öncelikle taşınmazın satışının ve devrinin önlenmesi için gerekli şerhlerin konulmasını, ... 2 Genel İcra Dairesinin ... icra sayılı ve ... ... İcra Dairesinin ... icra sayılı dosyasından taşınmazların satış işlemlerinin durdurulması yönünde karar verilmesini akabinde de taşınmazın tapusunun iptali ile müvekkili adına tescil edilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :Davalı vekili cevap dilekçesinde, ...San. Ve Tic İş. A.ş. Ticaret unvanlı ... vergi kimlik numaralı müvekkili şirketin sermayesinin ve hisselerinin %50'si ..., kalan sermayenin ve hisselerin %50'si ...'un mirasçıları üzerinde olduğunu, kayyımlar tarafından yönetildiğini, dava konusu taşınmaz satış vaadi sözleşmesi incelendiğinde; sözleşmenin ...' un vefatından önce ve ... tarafından 31/05/2021 tarihinde imzalandığının görüleceğini, ilgili tarihe gidildiğinde müteveffa ...'un müvekkili şirketin %50 hissedarı olduğunu, şirketin aktifinde olan en değerli mal varlığının şirket ana sözleşmesine aykırı olarak, genel kurul ve yönetim kurulu kararı olmaksızın taşınmaz satış vaadi sözleşmesine konu edildiğinin görüldüğünü, haliyle şirket tarafından alınan bir karar olmadığından taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin imzalayarak tasarrufta bulunan ...'un ilgili tarihte özel olarak yetkiye haiz olmadığını, ilgili sözleşmenin ... tarafından imzalanmasının hatta noterde imzalan bu sözleşme ile tapuya şerh düşülmesinin sözleşmeyi hukuka uygun hale getirmeyeceğini, şirketin esas sözleşmesinde taşınmaz satışı ile ilgili bir özel yetki de bulunmadığını, kaldı ki şirketin esas sözleşmesinde böylesi bir hüküm bulunmasının bile tek başına şirkete ait taşınmazların satışı konusunda ...' a bir hak tanımayacağını, bununla ilgili olarak öğretide "taşınmaz satımı münferit bir şirket mevzuu niteliği taşımıyorsa, şirket taşınmazlarının satılabileceğine ilişkin esas sözleşmeye kayıt konulsa bile taşınmaz satışı ancak işletme mevzuu ile amaçsal bağlantı içerisinde ve şirketin menfaatine olması şartıyla gerçekleştirilebilir. Dolayısıyla şirket esas sözleşmesinde şirketin taşınmazlarını satabileceğine ilişkin açık bir hüküm olsa dahi, satışın TTK m. 137 bakımından bir değerlendirmeye alınıp işlemin, işletme mevzuunun çevresi içinde olup olmadığının tetkiki yapılmalıdır. Şirket esas sözleşmesinde şirketin taşınmaz satışı yapabileceğine ilişkin herhangi bir kayıt bulunmayabilir. Bu halde de şirketin mevzuu ile amaçsal olarak bağlantı içerisinde ve şirketin menfaatine olmak kaydıyla şirkete ait taşınmazlar satılabilir." denildiğini, TTK 223. Madde de bu konuda: "Şirketin yönetimi kapsamındaki hususlar, şirketin amacını ve konusunu elde etmek için yapılması gereken olağan işlem ve işler ile sınırlıdır. Şirketi yönetenler, şirket menfaatine uygun gördükleri işlerde, olağan işlem ve işlerle sınırlı olmak şartıyla, sulh, feragat ve kabul ile tahkime de yetkilidirler. Şu kadar ki ... ve şirket konusuna girmiyorsa taşınmazları satmak... gibi olağan iş ve işlemler dışında kalan hususlarda ortakların oybirliği şarttır." ifadelerine yer verildiğini, dolayısı ile ... tarafından imzalanan taşınmaz satış vaadi sözleşmesi hukuka aykırı olup işbu davanın reddi gerektiğini, TTK'nın 408. Maddesinin 2/f fıkrasına göre genel kurula ait bazı görev ve yetkilerin devredilemeyeceğin net olarak belirlendiğini, buna göre önemli miktarda şirket varlığının toptan satışının genel kurul kararı olmaksızın yapılamayacağını, müvekkili şirkete ait davaya konu taşınmazın, şirketin en önemli ve maddi olarak en değerli mal varlığı olduğunu, ortak ... tarafından satılacağına ilişkin vaad verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkili ...'in kuruluşunun 1992 yılından bu yana aile şirketi olarak yönetildiğini, %50-%50 hisseleri olan ... ile ... arasında yaşanan anlaşmazlıklar nedeniyle başta şirketin en önemli değeri "..." olmak üzere bir çok gelir kaynağının ve değerinin zarar gördüğünü, müvekkili şirketin %50 hissedarı ...' un vefatından sonra geriye mirasçıları olarak ..., ... ve ... kaldığını, vefatından önce davalı şirketin ... İnşaat Taahhüt San.ve Tic. A.Ş. yi kuran ...; şirket vekili ve yönetim kurulu üyesi olarak kızı ...' in eşi ...' i tayin ettiğini, müvekkili şirketin en değerli taşınmazını ise mal kaçırma maksadıyla ve Satış tarihinden itibaren iki yıl ödemesiz , sonraki Beş yıl eşit taksitler halinde tanzim senetlerle ödemesini... ifadeleri içeren ve yalnızca hukuka aykırılık ve muvazaa yüklü bir satış vaadi sözleşmesiyle kendi şirketine geçirmek istediğini, Kardeşler arasındaki problemlerin ...' u hukuka aykırı olan bu işlemleri yapmaya yöneltmiş olduğunu, aksi halde şirketin %50 hissesine sahip bir kişinin değeri bugün itibariyle 200.000.000,00.-TL dan daha fazla eden bir taşınmazı sözleşmeyi imzaladığı tarihten 4 yıl sonra 1 milyon TL olan ilk taksiti ve toplamda 5 milyon TL'lik bir bedel ile satmış olmasını açıklamak pek mümkün olmayacağını, satış vaadi sözleşmesi incelendiğinde iki şirketin adreslerinin dahil aynı olduğunun görüleceğini, müvekkili şirketin o tarihteki Yönetim Kurulu Başkanı ve münferit imza yetkilisi olarak ...'un şirketle olan ilişkisinin bir anlamda vekalet ilişkisi olduğunu, özen ve sadakat borcu ile müvekkil şirketin haklarını korunması gerekirken kendisine ve ailesine ait davacı şirket lehine muvazaalı işlemler yapması; diğer ortak ...' un muvafakatini almaması ve nihai olarak müvekkili şirketin haklarını hiçe sayarak müvekkili şirketi ciddi kayıplara sürüklemesi; ilgili işlemin hukuka aykırı olduğunu kanıtlar nitelikte olduğunu, kaldı ki kendi kurmuş olduğu davacı şirket ile böylesi bir sözleşme yapmış olmasının TTK' nın 395. Maddesine aykırılık teşkil ettiğini, "Yönetim kurulu üyesi, genel kuruldan izin almadan, şirketle kendisi veya başkası adına herhangi bir işlem yapamaz; aksi hâlde, şirket yapılan işlemin batıl olduğunu ileri sürebilir. Diğer taraf böyle bir iddiada bulunamaz.." denildiğini, imzalanan sözleşme TTK 626. Maddeye de aykırılık teşkil ettiğini, "(1) Müdürler ve yönetimle görevli kişiler, görevlerini tüm özeni göstererek yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini, dürüstlük kuralı çerçevesinde, gözetmekle yükümlüdürler. 202 ilâ 205 inci madde hükümleri saklıdır. (2) Şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemiş veya diğer tüm ortaklar yazılı olarak izin vermemişse, müdürler şirketle rekabet oluşturan bir faaliyette bulunamazlar. Şirket sözleşmesi ortakların onayı yerine ortaklar genel kurulunun onay kararını öngörebilir. (3) Müdürler de ortaklar için öngörülmüş bulunan bağlılık borcuna tabidir." denildiğini, davacı şirketin kurucusu ...'un bir diğer şirketi olan davacı şirket ile imzalamış olduğu satış vaadi sözleşmesi ile ilgili kanun maddesine aykırı işlem yaptığını, yapılan muvazaalı işlemin ile mal kaçırma saikinin kanıtladığını bu nedenle davanın reddine karar verilemesi gerektiğini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE : Dava, taşınmaz satış vaadine ilişkin sözleşmenin TTK 137,228,428/2f,626.maddelerine aykırı yapıldığı ayrıca mal kaçırma amacıyla muvazalı yapıldığı iddiasına dayalı tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir.
Deliller ; tapu kaydı, satış vaadi sözleşmesi, ihtarnameler, ... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası,
Taraflar arasındaki uyuşmazlık; Sözleşmenin muvazaalı olup olmadığı, sözleşmenin TTK'nın 137, 228, 428/2-f, 626. Maddelerine aykırı olup olmadığı, taşınmazın devrinin davacıya geçirilmesi koşullarının oluşup oluşmadığının tespiti noktalarında toplanmaktadır.
... Asliye Hukuk Mahkemesine ait ... esas sayılı doysa alınıp incelendiğinde davacısının ..., davalısının ... İnş Taah San ve Tic Aş olduğu, dava konusunun ise taşınmaz satış vadi sözleşmesinin muvazaalı olması sebebiyle iptaline karar verilmesi talebine yönelik olduğu görülmüştür.
Sözleşmede ki satış bedelinin davalı tarafa ödenip ödenmediği yönünde beyanda bulunmaları için taraf vekillerine süre verilmiş, davalı vekili 12/03/2025 tarihli dilekçesinde, davaya konu sözleşmedeki satış bedelinin sözleşmenin mal kaçırma saiki ile muvazaalı olarak yapılması sebebiyle ödenmediğini açıklamıştır.
Tapu iptal tescil davalarında taşınmazın değerinin belirlenerek buna göre harç yatırılması gerektiğinden, mahkememizin 27/02/2025 tarihli duruşmasında alınan 2 nolu ara kararı ile ;
"Taşınmazın başında bir gayrimenkul değerleme uzmanı, bir inşaat mühendisi, bir de kadastro mühendisi eşliğinde 16/04/2025 günü saat 10:00'da Mahkememiz hakimlerinden ...tarafından keşif yapılamasına, keşif ile arsa ve üzerindeki binaların sözleşme tarihi olan 31/05/2021 ve dava tarihi olan 04/09/2024 tarihi itibariyle rayiç değerlerinin tespit edilmesinin istenilmesine,
Bilirkişilere kişi başına 10.000 TL'den 30.000 TL ücret taktir edilmesine, 30.000 TL bilirkişi ücretinin, 7.000 TL araç ücretinin 4.361,50 TL keşif harcı olmak üzere toplam 41.361,50 TL'nin davacı vekilince 2 haftalık kesin mehil içinde mahkememiz veznesine yatırması hususunda kesin mehil verilmesine, mehilin kesin olduğunun yerine getirilmediği taktirde keşif/bilirkişi delilinden vazgeçmiş sayılacağı hususunun davacı vekilin ihtarına, (ihtar edildi)" şeklinde hüküm kurulmuş yine aynı duruşmada, alınan 5 nolu ara kararı ile de ;
"... ATM'ye talimat yazılarak bir mali müşavir, bir ticaret hukuku alanında nitelikli hesaplama uzmanı bilirkişi vasıtasıyla davalının tüm ticari defter ve belgeleri, yönetim kurulu karar defteri, genel kurul karar defteri, esas sözleşmesinin HMK 218. Maddesine göre yerinde incelettirilerek;
Taraf arasındaki 31/05/2021 tarihli sözleşmenin TTK'nın 137, 228, 428/2-f, 626. Maddelerine aykırı olarak yapıldığı iddia edildiğinden esas sözleşme ve tüm ticari defter ve belgeler incelenerek yine söz konusu sözleşmeyi yapan ...'in vekaletnamesi de incelenerek (sözleşmede kendisi ile işlem yapma hususunun olup olmadığı) satışı vaat edilen taşınmazın davalı şirket açısından önemli bir mal varlığı olup olmadığı, satış için yönetim kurulu ya da genel kurul kararının alınıp alınmadığı, sözleşme bedelinin davalıya ödenip ödenmediği, netice itibariyle sözleşmenin TTK'nın 137, 228, 428/2-f, 626. Maddelerine aykırı olarak yapılıp yapılmadığı hususunda rapor tanzim edilmesinin istenilmesine, Bilirkişilere kişi başına 11.000 TL'den 22.000 TL ücret taktir edilmesine, bilirkişi ücretinin davacı vekilince 2 haftalık kesin mehil içinde mahkememiz veznesine yatırması hususunda kesin mehil verilmesine, mehilin kesin olduğunun yerine getirilmediği taktirde bilirkişi delilinden vazgeçmiş sayılacağı hususunun davacı vekilin ihtarına, (ihtar edildi) " şeklinde hüküm kurulmuştur.
2 nolu ara kararı yukarıda da belirtildiği üzere, taşınmazın dava tarihindeki raiç değeri saptanarak eksik harç var ise tamamlattırılması , aynı duruşmada alınan 5 nolu ara karar ile ise uyuşmazlık noktaları kapsamında söz konusu işlemin TTK'nun 137, 228 , 428/2-f , 626.maddelerine uygun olup olmadığı, mal kaçırma amacıyla , muvazaalı olarak yapılıp yapılmadığı hususlarının tespiti için alınmış bir ara karar olup , iş bu davanın görülüp sonuçlandırılabilmesi için her iki ara karar kapsamında davacı tarafça bilirkişi ücretlerinin , keşif harcının, araç ücretinin, yatırılması gerekirken , her bir ara kararı yönünden rapor alınacak bilirkişilerin nitelikleri , bilirkişi ücretleri, ayrı ayrı ve detaylı olarak saptandığı verilen sürenin kesin olduğunun ve sonuçlarının davacı tarafa usulüne uygun şekilde ihtar edilmesine rağmen davacı tarafça verilen kesin süre içerisinde bilirkişi ücretlerinin yatırılmadığı görülmüştür.
Davacı vekilince 09/07/2025 tarihli dilekçe sunulduğu incelendiğinde, davadan feragat edildiğini bildirdiği ayrıca davalı vekillerine vekaletin davalı şirket kayyımı tarafından verildiğini ilgili mahkemece kayyımın görevinin sonlandırıldığını, hali hazırda davalı vekili bulunmadığını bu nedenle feragat nedeniyle verilecek kararda davalı yararına vekalet ücreti takdir edilmemesi yönünde talepte bulunduğu görüldü.
En son duruşmaya katılan davalı vekilleri ; " Davalı şirket ile ilgili fesih dosyası devam etmektedir fesih dosyasına bakan ... 1 ATM'nin ... esas sayılı dosyasından kayyım atanmamıştır, dosya derdesttir, diğer dosyada kayyımın görevine son verilmiş ise de vekaletimiz devam etmektedir, şirket devam ettiğinden vekaletnamemiz devam etmektedir, feragat nedeniyle davanın reddine karar verilmesini ve davalı lehine vekalet ücreti takdirine karar verilmesini istiyoruz, biz vekalet ilişkimizin devam ettiğini düşünüyoruz yeni bir vekaletname verecek herhangi bir kayyım şuan yoktur , kayyımın görevinin sona erdiğine ilişkin kararda vekalet akdinin sona erdiğine ilişkin herhangi bir karar yoktur" şeklinde beyanda bulunmuşlardır.
Dosyaya sunulan evraklar incelendiğinde ; ... 3 ATM 'nin... sayılı ilamı incelendiğinde, davacının ... , davalının ise ... AŞ olduğu, davanın ise davalı şirkete kayyım atanması talebine ilişkin olduğu, dava dilekçesinde davalı şirketin %50 hissesinin davacıya kalan %50'sinin ise ...'a ait olduğunu, ...'un vefat etmesi nedeniyle payının mirasçıları ...'a kaldığını, yapılan genel kurul toplantısında yeni yöneticisi seçiminin yapılamadığını, şirket faaliyetinin devam etmesi açısından davalı şirkete kayyım atanmasının talep edildiği, mahkemece davanın kabulüne karar verilerek , davalı şirketin organsız kaldığı belirtilerek davalı şirkete mali müşavir ...'ın yönetici kayyımı olarak atanmasına karar verildiği daha sonra aynı davacı tarafın aynı mahkemeye müracaat ederek temsil kayyımı olarak atanan kişilerin görevlerini gereği gibi yapmadığı iddia edilerek görevlerine son verilmesinin talep edildiği, mahkemece verilen karar ile; davalı şirke fesih ve tasfiyesine ilişkin davanın ... 1 ATM'nin ... esas sayılı dosyası ile görüldüğünü, kayyımların değiştirilmesi yeniden görevlendirilmesi gibi taleplerin fesih ve tasfiye davası olan ... 1 ATM'nin ... esas sayılı dosyasından değerlendirilmesi gerektiği gerekçesi ile dosyanın ... 1 ATM'nin ... esas sayılı dosyasına gönderildiği verilen karara karşı istinaf yoluna gidildiği, ... BAM 5 H.D.'nin 2024/1735 esas 2025/32 karar sayılı ilamı ile yönetim kayyımı hangi mahkeme tarafından atanmış ise , kayyım değişikliği yada kayyımın görevine son verilmesi taleplerinin temsil kayyımı atayan mahkemece değerlendirilmesi gerektiği gerekçesi ile mahkemece verilen kararın kaldırıldığı, bunun üzerine ... 3 ATM'nce ... karar sayılı ilamı ile mevcut dava da TTK 530.maddesi hükmüne dayalı fesih talep edilmediği, atanan kayyımın tüzel kişinin sürekli organı hale gelemeyeceği gibi gerekçelerle daha önce atadığı temsil kayyımlarının görevine 18/06/2025 tarihinde son verildiği şeklinde karar verildiği görülmüştür. Davalı vekilinin de beyan ettiği üzere fesih ve tasfiye davasının görüldüğü, ... 1 ATM'nin ... esas sayılı dosyasından davalı şirkete henüz kayyım atanmadığı tarafların kabulündedir.
İş bu dosyada davalı adına verilen vekaletname incelendiğinde, vekaletnamenin davalı şirkete temsil kayyımı olarak atanan Engin Dinçelli'in ve Arda Işık tarafından verildiği tespit edilmiştir. Mahkememiz dosyasından bütün tebligatlar temsil kayyımlarınca atanan vekillere tebliğ edilmiş, bu vekil tarafından cevap dilekçesi sunulmuş ve bu vekil tarafından duruşmalar takip edilmiştir.
Ölüm, ehliyetin kaybedilmesi ve iflas başlıklı TBK 513.maddesinde " Sözleşmeden veya işin niteliğinden aksi anlaşılmadıkça sözleşme, vekilin veya vekâlet verenin ölümü, ehliyetini kaybetmesi ya da iflası ile kendiliğinden sona ermiş olur. Bu hüküm, taraflardan birinin tüzel kişi olması durumunda, bu tüzel kişiliğin sona ermesinde de uygulanır. Vekâletin sona ermesi vekâlet verenin menfaatlerini tehlikeye düşürüyorsa, vekâlet veren veya mirasçısı ya da temsilcisi, işleri kendi başına görebilecek duruma gelinceye kadar, vekil veya mirasçısı ya da temsilcisi, vekâleti ifaya devam etmekle yükümlüdür." şeklinde düzenleme mevcuttur. Şirket adına açılan davalarda dava tarihinde şirketin yetkili temsilcisi tarafından verilen vekaletname uyarınca dava açılıp takip edildiği sırada , şirketin yetkili temsilcisinin değişmesi halinde verilen vekalet geçersiz olmayıp , yeni atanan yetkili mevcut vekilden memnun değilse ancak azil sureti ile vekalet görevine son verebileceği yine Yargıtay 11 H.D.'nin 2010/4225 esas 2010/4745 karar sayılı ilamında ; " Veli, çocuk reşit olmadan önce ona bir vekil tayin etmiş ve dava bu vekil tarafından takip edilmekte iken çocuk reşit olmuşsa bununla vekalet sona ermez. Bu halde reşit olan çocuk vekilini azletmedikçe vekil davayı takip etmeye devam eder." denildiği yine aynı dairenin ... karar sayılı ilamında ; " ....ilk derece mahkemesince vekillikten çekilme dilekçesinin 20/03/2017 tarihinde davalıya tebliğ edildiği ve bu tarihten itibaren 15 gün daha vekillik görevi devam edeceğinden bu süre içinde gerekçeli kararın davalı asile tebliğ edilmesinin geçersiz olduğu, zira 7201 sayılı Tebligat Kanununun 11.m. gereğince vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligatın vekile yapılacağı, istifa eden davalı vekiline gerekçeli kararın tebliğ edildiğine ilişkin tebligat parçası bulunmadığından gerekçeli kararın usulüne uygun şekilde davalıya tebliğ edildiği kabul edilemeyeceği..." denildiği tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, iş bu dosya açısından, davalı şirkette organ boşluğu olduğu , TTK 530.maddesine göre fesih ve tasfiyenin devam ettiği ... 1 ATM'nin ... esas sayılı dosyasından henüz kayyım atanmadığı, bu dosyadan temsil kayyımları tarafından verilen vekaletnameye istinaden davanın yürütüldüğü , cevap dilekçesi verildiği, duruşmalara bu vekaletnameye istinaden katılım sağlandığı hususları dikkate alındığında iş bu dosya açısından davalı şirket temsil kayyımlarınca verilen vekaletnameye istinaden vekilliklerinin devam ettiği sonucuna varılmıştır.
Davacı vekilinin , davalı tarafın vekalet görevinin sona erdiği bu nedenle davalı lehine vekalet ücreti takdir edilmemesi gerektiği yönündeki talebi ile ilgili olarak, temsil kayyımlarınca atanan vekillerce dosya takip edilip cevap dilekçesi verildiğinden , bir an için vekillik görevleri sona ermiş kabul edilse dahi , A.A.Ü.T.'nin 5.maddesi HMK'nun 330.maddesi ve İstanbul BAM 20 H.D.'nin 2022/1838 esas 2023/2937 karar yine İstanbul BAM 16 H.D.'nin 2017/4636 esas 2020/985 karar sayılı ilamları doğrultusunda yine de davalı lehine vekalet ücreti takdiri gerekmektedir. Nitekim stanbul BAM 20 H.D.'nin 2022/1838 esas 2023/2937 karar nolu ilamında " Vekalet ücretine dayanak Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 5/1. maddesine göre "Hangi aşamada olursa olsun dava ve icra takibini kabul eden avukat, bu tarife hükümleri ile belirlenen ücretin tamamına hak kazanır. " hükmünü içermektedir. Yargılama giderleri kapsamındaki vekalet ücreti, vekil lehine değil, temsil ettiği taraf lehine hüküm altına alınır. Duruşmalara bir taraf adına vekaletname sunarak katılan vekilin yargılama sürecinde her hangi bir nedenle ( vefat, yasaklanma, azil, istifa gibi ) vekillik görevinin sona ermesi ilgili tarafın yargılamada vekille temsil edildiği gerçeğini ve buna bağlı olarak hak etmesi halinde vekalet ücreti alacağını ortadan kaldırmaz. Başka bir deyişle, vekille temsil edilen taraf vekalet ücretinden mahrum kılınamaz. ( Aynı yönde görüşler: B.Kuru Medeni Usul Hukuku El Kitabı C: II syf. 1617 Yetkin Yayınları . Pekcanıtez Medeni Usul Hukuku 15. bası C: III syf. 2396 ) ( Yargıtay 12 HD 2021/5738- 2021/10800 )" yine İstanbul BAM 16 H.D'nin 2017/4636 esas 2020/985 karar sayılı ilamında ; "...Davacı banka vekilinin istinafı iki husustadır. Bu hususlar ise davalılar vekilinin vekillikten çekilmesine rağmen davalılar yararına vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığı ve gayrinakit alacak yönünden 862,62 TL depo talebinin reddi kararının doğru olmadığına yöneliktir. Davalılar, yargılamanın bir kısmında kendilerini vekilleri aracılığıyla temsil ettirmişler, ancak yargılama devam ederken davalılar vekili vekillikten istifa etmiştir. 1136 Sayılı Avukatlık Kanunu'nun 164.maddesi uyarınca avukatlık ücreti avukatın hukuki yardımın karşılığı olan meblağ veya değeri ifade eder. Öte yandan AAÜT'nin 2/1 maddesinin 1.cümlesi gereğince tarifede yazılı avukatlık ücreti kesin hüküm elde edilinceye kadar olan dava, iş ve işlemler ücreti karşılığıdır. Yine aynı tarifenin 5/1 maddesinde ise hangi aşamada olursa olsun dava ve icra takibini kabul eden avukat ücretin tamamına hak kazanır düzenlemesi vardır. Yargılama gideri olan vekalet ücretine hükmedilmesi için bir duruşmaya katılma veya bir dilekçe vermek yeterlidir. Vekilin istifa etmesi, davalıların vekalet ücreti kazanmasına engel değildir. Ayrıca yargılama ve hüküm ancak davanın tarafları hakkında verilebilir. 6100 Sayılı HMK'nun 330.maddesine göre dava sonunda mahkemece hükme bağlanan vekalet ücreti lehine hüküm verilen tarafa aittir (Bakınız. Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin 2018/2242 Esas - 2018/5756 Karar Sayılı İlamı). Açıklanan bu hususlar gözetildiğinde davacı vekilinin davalılar yararına hükmedilen vekalet ücretine yönelik istinaf talebi yerinde değildir. " denildiğinden , bir an için davalı vekillerinin görevinin sona erdiği kabul edilse dahi yine yukarıda yapılan açıklamalara göre davalı lehine vekalet ücreti takdiri gerekmektedir.
A.A.Ü.T. Davanın konusuz kalması, feragat, kabul ve sulhte ücret başlıklı 6.maddesinde " Anlaşmazlık, davanın konusuz kalması, feragat, kabul, sulh veya herhangi bir nedenle; ön inceleme tutanağı imzalanıncaya kadar giderilirse, bu Tarife hükümleriyle belirlenen ücretlerin yarısına, ön inceleme tutanağı imzalandıktan sonra giderilirse tamamına hükmolunur. Bu madde yargı mercileri tarafından hesaplanan akdi avukatlık ücreti sözleşmelerinde uygulanmaz." denilmiştir. Mahkememiz dosyası ile ön inceleme duruşması yapıldıktan sonra feragat gerçekleştiğinden tarifenin 6.maddesi gereğince davalı lehine vekalet ücretinin tamamına hükmedilmesi gerekmektedir.
Davacı tarafından sunulan ... Noterliğine ait 25/03/2022 tarihli ... yevmiye numaralı vekaletname incelendiğinde davacı vekilinin feragata yetkili olduğu görülerek davacının davasının feragat nedeniyle reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM ; Yukarıda açıklanan nedenlerle ;
1-Davacının davasının feragat nedeniyle reddine,
2-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden 526.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde yazı işleri müdürlüğünce resen ilgilisine iadesine,
5-Bu dava sebebiyle 615,40TL karar ve ilam harcının Harçlar Kanunu 22.maddesi gereğince 2/3 üzerinden hesaplanan 410,26TL karar ve ilam harcı alınması gerektiğinden peşin alınan 85.387,50TL'den 410,26TL'nin mahsubu ile fazla alınan 84.977,24TL'nin karar kesinleştiğinde talep halinde davacı tarafa iadesine,
Taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 10/07/2025
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır