T.C.
İSTANBUL
18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2024/588 Esas
KARAR NO :2025/624
DAVA:Alacak (Cari Hesap Veya Ticari Kredi Sözleşmesi Kaynaklı)
DAVA TARİHİ:03/10/2024
KARAR TARİHİ:30/09/2025
Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı şirket arasında ... adresinde yer alan akaryakıt istasyonunun ... markası altında faaliyette bulunması amacıyla 20.11.2017 tarihli Bayilik Sözleşmesi ve ekleri akdedildiğini, davalı şirket ..., müvekkili şirkeke dağıtım firması olarak mal tedariğinde bulunmak, müvekkili şirket ise ... markası altında akaryakıt bayisi olarak 7/24 ürün satışında bulunmakla yükümlü olduğunu, davalı şirket tarafından müvekkili şirket'ten ödenen faturalara ilişkin hiçbir ihtirazi kayıt olmaksızın sonradan faiz talep edildiğini, bunun üzerine müvekkili şirket tarafından da baskı ve cebir altında ödeme yapıldığını, davalı şirketin saha müdürü ... bu faizlerin haksız olduğunu, faizleri iade edeceğini belirtmiş bunun üzerine müvekkili şirket tarafından faiz iadesi faturaları düzenlendiğini, davalı şirket tarafından ödenmeyen toplam 966.032,19 TL fatura bedellerinin faizleriyle birlikte müvekkili şirkete ödenmesi gerektiğini, davalı şirket belirtilen faturalara zamanında itiraz etmediğini, davalı şirket yalnızca 27.11.2023 tarihinde .... Noterliği aracılığıyla ... yevmiye numaralı ihtarname ile faturalara itiraz ettiğini, süresi geçtikten sonra ve davalı şirket ile müvekkili şirket arasındaki hukuki ilişki bitince iade ettiğini, müvekkili şirket ile davalı şirketin ticari ilişkisi incelendiğinde tarafların birbirlerine sürekli fatura düzenlemek suretiyle birbirlerine karşılıklı edimlerinin ifa edildiğini, davalı şirketin müvekkili şirkete düzenlediği faturaları kabul etmesi faiz iadesini müvekkili şirkete yapacağı iade borcunu ikrar niteliğinde olduğunu, şimdilik kısmi olmak üzere ve hakları saklı kalmak kaydıyla 11.370,43 TL üzerinden davamızın kabulünü, davalı şirketten tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından fatura bedellerinin ödendiği kabul ve ikrar edilmekte iken tacir tüzel kişi olan davacının hiçbir ihtirazi kaydı koymaksızın fatura borçlarını ödemesi sonrasında daha sonradan bu fatura bedellerinin haksız tahsil edildiğini ileri sürerek iadesini talep edemeyeceğini, bu nedenle, huzurdaki davanın bu konuda başka bir husus incelenmeksizin reddini, taraflar arasında akdedilen Bayilik Sözleşmesi ve onun ayrılmaz eki olan Genel Esaslar ve Şartlar uyarınca davacının müvekkili şirkete vadesi geçmiş ve ödenmemiş borçları bulunması halinde bu alacaklara aylık %10 gecikme faizi uygulanma hakkı bulunduğu sözleşme ile hüküm altında alındığını, müvekkili şirketin sözleşme hükmüne dayanarak tahsil ettiği faiz bedelinin hukuka uygunluğu ortada olduğunu, davacının vadesinde ödenmediği borçları için tahsil edilen faiz tutarlarının haksız olarak tahsil edildiği iddiaları gerçeği yansıtmadığını, davacının iade için düzenlediği faturalara süresinde itiraz edilmediği ve kayıtlara alındığı itirazları da yersiz olduğunu, davacı tarafından gönderilen haksız faturalar kayıtlara alınmadığını, ayrıca itirazları da yapıldığını, haksız ve hukuka aykırı davanın gerek usulden gerekse esastan reddini talep etmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Dava, faiz faturalarının iadesi amacıyla düzenlenen fatura bedellerinin tahsili istemine ilişkindir.
Somut olayda; Taraflar arasında akdedilmiş olan 20.11.2017 tarihli Bayilik Sözleşmesi uyarınca davalı tarafından davacıya düzenlenen faiz faturalarının davalı tarafça ödenmesi akabinde işbu bedellerin iadesi amacıyla davacı tarafından davalıya tahakkuk ettirilen 31 adet toplam 966.032,19 TL bedelli faturalardan kaynaklı alacakları için kısmi dava olarak şimdilik 11.370,43 TL'nin tahsil tarihine kadar işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili istemiyle işbu davanın açılmış olduğu görülmüştür.
Yargılama esnasında celp edilen belgeler, ibraz edilen deliller ve tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinden 1 mali müşavir ve 1 ticaret hukuku alanında nitelikli hesaplamalar uzmanı bilirkişisinden aldırılmış olan raporda özetle;
Davacı ile davalı arasında 20.11.2017 tarihli Bayilik Sözleşmesi ve ekleri akdedildiği, dolayısı ile taraflar arasında sözleşmeye dayalı ticari bir ilişkinin olduğu,
Sözleşmenin 5.a maddesine göre teslimat tarihinde ödeme yapılacağının düzenlendiği, davacının fatura tarihi sonrası fatura tutarı kadar ödeme yapılması gerektiği,
Sözleşmenin 5.b maddesine göre davalının alacakları için aylık %10 gecikme faizi talep etmeye hakkı olduğu, bunların yanı sıra davacının “Davalı Şirket tarafından Müvekkilimiz Şirket'ten ödenen faturalara ilişkin hiçbir ihtirazi kayıt olmaksızın sonradan faiz talep edildiği, Bunun üzerine Müvekkilimiz Şirket tarafından da baskı ve cebir altında ödeme yapıldığı,” yönünde beyanı olduğu,
Davacının düzenlediği faiz faturalarının Temel Fatura senaryosu ile düzenlenmiş olduğu TTK'nın 21/2 maddesinde belirtilen 8 gün içerisinde davalı tarafından geçerli bir yolla iade faturalarına itiraz edildiğine dair bir delilin olmadığı,
Faturaya süresinde itiraz edilmemesinin, düzenleyen lehine delil olabilmesi için öncelikle taraflar arasında geçerli bir sözleşme ilişkisi olması ve bunun kanıtlanmış olması gerektiği, Her ne kadar kanunda 8 gün içinde itiraz edilememesi halinde faturanın içeriğinin kabul edildiği ifade edilmişse de bu hüküm faturadaki her türlü bilginin doğruluğunun kabul edildiği anlamına gelmeyeceği, taraflar arasında Bayilik sözleşmesine dayalı ticari bir ilişkinin olduğu, davalının düzenlediği vade farkı (gecikme faizi) faturalarının sözleşmenin 5.a ve b maddelerine dayanılarak düzenlendiği,
Tarafların muavin defter kayıtlarının, faiz hesaplama ayrıntılı tablolarının incelenmesi sonucunda sözleşmenin 5.a maddesine göre teslimat tarihinde ödeme yapılacağının düzenlendiği, davacının fatura tarihi sonrası fatura tutarı kadar ödeme yapılması gerektiği, davacının ve davalının muavin defter dökümlerinde hesapların genellikle borç bakiyesi verdiği sözleşmenin 5.b maddesine göre davalının alacakları için aylık %10 gecikme faizi talep etmeye hakkı olduğu,
Bu kapsamda Davalının net olarak toplam 678.751,52 TL tutarında faiz faturası düzenlediği, davacı tarafından düzenlenen 287.280,70 TL tutarlı iade faturaların, davacının düzenlediği faiz faturalarına ve iade faturalarına karşı düzenlenmiş faturalar olduğu,
Sayın Mahkemece davacının, davalı tarafından Sözleşmenin 5. Maddesine göre düzenlenen vade farkı faturalarını iade etme hakkı olmadığına hükmedildiğinde davacının 31 adet faturadan dolayı alacağı olmayacağı,
Sayın Mahkemece davacının iade faturalarını talep etmeye hakkı olduğuna hükmedildiği takdirde tarafların ticari defter kayıtlarına göre davacının davalıya borcu olmadığı,
Kanaatine varıldığı mahkememize bildirilmiştir.
Kural olarak düzenlenmiş faturaların tutarlarının tahsil günü geldiğinde, fatura tarihi ile tahsilat tarihi arasında bir kur farkı oluşması durumunda; iki taraftan hangisinin lehine bir kur farkı oluşmuşsa, bu farktan kaynaklanan tutar fatura edilir. Bu faturaya da kur farkı faturası denir. Kural olarak bir ticari ilişkide kur farkının talep edilebilmesi için, taraflar arasındaki sözleşmede kur farkına ilişkin açık bir hüküm bulunması veya bu konuda taraflar arasında teamül oluşturacak bir uygulama bulunması gerekir. Somut olay bakımından yapılan incelemede işbu davanın konusunun ödenen vade farkı bedellerinin iadesi istemiyle açılan alacak talebinden ibaret olması sebebiyle taraflar arasındaki sözleşme hükümleri incelendiğinde sözleşmede açıkça vade farkı düzenleneceğinin kararlaştırılmış olduğu, tarafların basiretli tacir olarak işbu sözleşmeyi imzalamış oldukları hususu da göz önünde bulundurulduğunda davacının davalıdan herhangi bir alacak talebinde bulunamayacağı kanaatine varılmış olup toplam alacak miktarı göz önünde bulundurularak istinaf yasa yolu açık olmak kaydıyla aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklanmış olduğu üzere;
1- Davacının davasının REDDİNE,
2-Alınması gerekli olan 615,40-TL karar ilam harcından başlangıçta dava açılırken peşin olarak alınan 427,60-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 187,80-TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Yargılama giderlerinin davacı üzerine bırakılmasına,
4-Davalı yargılama esnasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 11.370,43-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Tarafların dava şartı olan arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, arabuluculuk son tutanağı aslından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanun'un 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 3.600,00-TL'nin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına.
6-Taraflarca yatırılan gider avansın arta kalan kısmı karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,
Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 30/09/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır