T.C.
İSTANBUL
18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2024/658 Esas
KARAR NO :2025/890
DAVA:İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ:05/11/2024
KARAR TARİHİ:16/12/2025
Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; Dava dışı ... ... ... Limited Şirketi'ne ait ... plakalı araç, müvekkili şirket nezdinde 16.03.2022 tanzim tarihli ve ... poliçe nolu Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesi ile sigortalandığını, 05.08.2022 tarihinde meydana gelen kazada dava dışı sürücüsü tespit edilemeyen ve ... Sigorta A.Ş. ... plakalı aracı ile seyir halinde iken dava dışı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı araca çarpmış ve maddi hasarlı kaza meydana geldiğini, 05.08.2022 tarihli kazaya istinaden düzenlenen beyan dilekçesi ve kamera görüntülerinden de anlaşıldığı üzere dava dışı sürücüsü tespit edilemeyen ... plakalı aracın asli ve tam kusurlu olduğu ayrıca olay yerine terk ettiğini, ... Sigorta A.Ş.'ye ... plakalı araç için ödenen 14.160,00-TL tutar için %100 kusura istinaden ödeme talebinde bulunulmuş ancak davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından herhangi bir ödeme sağlanmadığını, müvekkili şirket alacağının tahsili amacıyla .... İcra Dairesi 2024/... Esas sayılı dosyasıyla ilamsız icra takibi başlattığını, davalının takibe itiraz ederek durmasına sebebiyet verdiğini beyan ederek itirazın iptali ile takibin devamı ve alacağın % 20 sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine dair karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 97. maddesinde düzenlenen sigortacıya başvuru şartı yerine getirilmeden dava yoluna başvurulduğunu, KTK, HMK ve genel şartlar gereği müvekkili şirkete usule uygun başvuru yapılmaması nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddi gerektiğini, müvekkili şirket sigortalısına atfedilen kusurun mümkün olmadığını, ikrar anlamına gelmemek üzere, müvekkili şirket sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve teminat limitleri dâhilinde tazminattan sorumlu olduğunu, sigortalı araç sürücüsünün kusuru bulunmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte, kusur durumunun tespiti gerektiğini, müvekkili şirket hakkında açılan davanın dava şartlığı yokluğundan reddini, esasa girilmesi halinde davanın esastan reddini talep etmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Dava, davacı sigorta şirketi nezdinde kasko poliçesi ile sigortalanmış olan dava dışı sigortalının aracında oluşan hasarın davacı sigortacı tarafından ödenen bedelinin halefiyet hükümleri uyarınca davalıdan tahsili istemi ile davalı aleyhine başlatılmış olan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Somut olayda; davacı şirket nezdinde Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesi ile sigortalanmış olan dava dışı ... ... ... Limited Şirketi'ne ait ... plakalı araç ile davalı şirket nezdinde sigortalanmış olan ... plakalı araç arasında 05.08.2022 tarihinde meydana gelen kazada davacının sigortalısına ait aracın hasarlanması sebebiyle davacı tarafından karşılanan 14.160,00-TL hasar onarım bedelinin davalıdan tahsili amacıyla davalı aleyhine .... İcra Dairesinin 2024/... Esas sayılı dosyası üzerinden 14.160,00 TL asıl alacak, 1.249,96 TL takip öncesi işlemiş faiz olmak üzere toplam 15.409,96 TL alacak istemiyle başlatılan icra takibinin davalının itirazı üzerine durması sebebiyle işbu itirazın iptali davasının açılmış olduğu görülmüştür.
6102 Sayılı TTK'nın Halefiyet başlıklı 1472. Maddesinin "(1) Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder. Sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa, sigortacı, mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet kuralı uyarınca, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilir." şeklindeki düzenlemesi ve emsal mahiyette olan Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2016/12639 Esas, 2017/5840 Karar Sayılı, 24/05/2017 Tarihli "... Dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1472. (6762 sayılı TTK'nun 1301.) maddesi uyarınca sigorta şirketi tarafından sigortalısına ödenen tazminatın rücuen tahsiline ilişkindir. ... Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece kendiliğinden (re’sen) dikkate alınması zorunlu olmakla birlikte, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının 22.3.1944 tarih E. 37, K. 9, RG. 3.7.1944 sayılı kararında bu husus "Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur." şeklinde vurgulanmaktadır." şeklindeki gerekçeli ilamı da göz önünde bulundurulduğunda işbu davada davacının dava dışı sigortalısına ödeme yapmış olması sebebiyle eldeki davada aktif husumetinin bulunduğu, davacının dava dışı sigortalısı olan ... ... ... Limited Şirketinin yerine geçerek davayı açmış olduğu, bu kapsamda davada görev hususu irdelenirken davanın ... ... ... Limited Şirketi ile davalı sigorta şirketi arasında görülen bir dava gibi görülmesi gerektiği, davalı sigorta şirketine yöneltilen taleplerin taraflar arasında sözleşmesel ilişki bulunmaması sebebiyle TTK kapsamında mutlak ticari dava olduğundan mahkememizin görevli olduğu kabul edilerek yargılama yapılmıştır.
İtirazın iptali davalarında alacaklının, İİK m.67 uyarınca borçlunun süresi içerisinde icra dosyasına yapmış olduğu itirazının, kendisine tebliği tarihinden itibaren bir sene içerisinde genel mahkemelere yapacağı başvuru üzerine genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat etmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup sürenin başlaması için borçlunun itirazının alacaklıya tebliği zorunludur. İşbu dava dosyasının temelini teşkil eden icra dosyasında yapılan kontrolde borçlunun süresi içerisinde icra dosyalarına yapmış olduğu itirazın alacaklıya tebliğ edilmediği görülmüştür. Bu nedenle davacının açmış olduğu davasının süresinde olduğu kabul edilmekle yargılama yapılmıştır.
Haksız Fiillerden doğan borç ilişkileri Türk Borçlar Kanununun 49. Ve devamı hükümlerinde düzenlenmiş olup 49. Maddenin "(1)Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.
(2)Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür." şeklindeki düzenlemesi ve aynı kanunun Zararın ve kusurun ispatı başlıklı 50. Maddesinin "(1) Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır.
(2)Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler." şeklindeki düzenlemesi uyarınca bir haksız fiil sonucunda zarar görenin tazminat isteminde bulunabilmesi için ortada haksız fiilin bulunması, failin kusur olması, talepte bulunan şahısta zararın meydana gelmiş olması ve zarar ile fiil arasında illiyet bağının olması gerekmektedir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85/1. maddesinde, “bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı yasanın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiş, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de, “sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir. Bu kapsamda sigorta poliçesi ile işletenin poliçe limiti dahilinde tazminat sorumluluğunu yüklenen sigorta şirketi gerçek zarardan, işletenin ve eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru oranında sorumlu tutulabilecektir.
Rücuen tazminat davaları; gerçek zararın giderilmesi amacına yöneliktir. Zarar sorumlusundan halefiyet ilkelerine dayalı olarak talepte bulunan davacı, ödediği meblağın tamamını değil ancak zarar görenin uğradığı gerçek zararı, zarar sorumlusundan isteyebilir. Bu nedenle, zarar görene yapılması gereken gerçek ödeme miktarı tespit edilerek davacı tarafça yapılan ödeme miktarı daha fazla olsa da davalının gerçek zarar miktarıyla sorumluluğuna karar verilmesi gerekir (Yargıtay 17 HD, 2020/2303 E-2021/3171 K sayılı ilam). Başka bir ifade ile rücuen tazminat davaları, ödenmesi gerekenin tespiti amacı güder.
Yargılama esnasında kazaya karışan araçların trafik tescil kayıtları, hasar dosyası evrakları, davacının aracının hasarının onarımına ilişkin evrakları bir bütün olarak incelenmek suretiyle rapor tanzimi için dosya trafik kazaları alanında uzman makine mühendisi bilirkişine tevdi edilmiş olup bilirkişi tarafından hazırlanan raporda özetle ;
05.08.2022 günü saat 19:00 sıralarında ... İli, ... ilçesi ... Caddesi üzerinde davacıya sigortalı ve sürücü ... idaresindeki ... plakalı otomobil ile seyir halindeyken ... Sokak kavşağına geldiğinde sağ yan kesimlerine, ... Sokak yolundan kavşağa giriş yapandavalıya sigortalı ve kimliği meçhul sürücü idaresindeki ... plakalı otomobilin ön kesimleriyle çarpması sonucu maddi hasarlı bir trafik kazası meydana gelmiştir.
Kazaya karışan ... plakalı otomobilin sürücüsü kaza yerini terk ettiğinden trafik kazası tespit tutanağının tanziminin mümkün olmadığı, bu nedenle dosyasında bulunmadığı saptanmıştır. Buna karşın güvenlik kamerası kaydı dosyasında bulunduğu ve video kaydından alınan ekran görüntüleri aşağıda açıklanmıştır.
Kaza yeri adres bilgisi ile kamuya açık internet harita uygulamalarından aşağıdaki hava fotoğraflarına ulaşılmış olup, kaza mahallinin dönel kavşak olarak değerlendirilebileceği, yukarıdaki bilgiler ışığında trafik ışık kontrollü olmayan dönüş adalı kontrolsüz bir kavşak olduğu sonucuna varılmıştır. Davalıya sigortalı ... plakalı otomobilin seyir istikametinde YOLVER trafik işaret levhası bulunduğundan tali yol olduğu, ... plakalı otomobilin seyir istikametindeki yolun ana yol olduğu anlaşılmıştır. Bu cihetle, olayın meydana geldiği yerin, eşdeğer nitelikte olmayan ana yoldan seyrini sürdüren sürücü ...'in sağındaki tali yoldan gelen firari sürücüye göre kavşak kesiminde geçiş hakkı önceliğine sahip olduğu anlaşılmıştır.
Davalıya sigortalı ... plakalı otomobilin firari sürücüsü olayda %100 oranında kusurlu olduğu,
Davacıya sigortalı ... plakalı otomobil sürücüsü ...'inolayda kusursuz olduğu,
Somut olayda bahsi geçenlerin dışında herhangi bir kimseye atfı kabil kusur imkanının bulunmadığı,
Davacıya sigortalı ... plakalı otomobilde meydana gelen hasarların, yukarıda izah edilen kazanın oluş şekli ile uyumlu olduğu ve 05.08.2022 günü meydana gelen trafik kazasının fade edilen şekilde gerçekleştiği,
Davacıya sigortalı ... plakalı otomobilin kadri maruf, haddi layık onarım bedelinin iskontosuz KDV hariç 12.000 TL - KDV dahil 14.160,00 TL olduğu,
KDV hususunun Sayın Mahkemenin takdirleri olduğu,
Kanaatine varıldığı mahkememize bildirilmiştir.
Davacı sigorta şirketi tarafından, dava dışı hak sahibine yapılan ödeme tarihi, rücu borçlusu davalının temerrüt tarihidir. Başka bir ifade ile rücuen tazminat davalarında, ödeme tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekecektir (Yargıtay 17 HD, 2016/11439 E- 2019/9363 K sayılı ilamı). Bu sebeple somut olay bakımından yapılan incelemede alınan hüküm kurmaya ve denetime elverişli bilirkişi raporuna yönelik olarak yapılan itirazların reddine karar verilmiş, işbu rapor hükme esas alınmış olup davacının gerçek zararının tespiti bakımından dava dışı sigortalısının hasarının onarımı için ödeme yapmış olması sebebiyle işbu bedeli davalıdan talep edebileceği; davacının sunmuş olduğu dekont sureti incelendiğinde yedek parça ve onarım için farklı tarihlerde (08/09/2022 ve 13/09/2022 tarihlerinde) ödeme yapılmış olduğu, davacı vekilinin sunmuş olduğu beyan dilekçesinde 14.09.2022 tarihinden itibaren yasal faiz işletildiğinin belirtilmiş olması sebebiyle işbu talep uyarınca 07/09/2023 tarihi arasında geçen sürede 1.249,96 TL faiz talep edebileceği, davacının talebinin de bu miktar olması sebebiyle davalının itirazının iptaline karar vermek gerekmiştir.
Davacının dava dilekçesi ile borçlunun %20'den aşağıda olmamak üzere inkar tazminatı ödemesine hükmedilmesi yönündeki talebi değerlendirildiğinde İİK m. 67 hükmü uyarınca davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun itirazında haksızlığına karar verilmiş olması ve alacağının likit olması gerekmekte, kural olarak davalı borçlunun kötü niyetli olması şartı aranmamaktadır. Somut olayda davacı tarafın, davalıdan rücuen tazminat talep ettiği, davacının rücu şartlarının bulunup bulunmadığı ve kapsamı ile zararın miktarının belirlenmesi, yargılama kapsamında bilirkişi incelemesiyle mümkün olduğundan, talep edilen tazminat miktarının likit (muayyen, belirli) olmadığı ve icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceği anlaşılmakla davacının icra inkar tazminatına hükmedilmesi talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklanmış olduğu üzere;
1-Davacının davasının KABULÜ ile; davalının .... İcra Dairesinin 2024/... Esas sayılı icra takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin kaldığı yerden devamına,
2-Davacının davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi talebinin reddine,
3-Alınması gerekli olan 1.052,65-TL karar ilam harcından dava açılırken başlangıçta peşin olarak alınan 427,60-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 625,05-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafından sarf edilen dava açılış gideri: 1.091,00-TL (başvurma, vekalet harcı ve peşin harç) davetiye, posta gideri: 92,50-TL, bilirkişi ücreti: 5.000,00-TL olmak üzere toplam: 6.183,50-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 15.409,96 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Tarafların dava şartı olan arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, arabuluculuk son tutanağı aslından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanun'un 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 3.600,00-TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
7-Taraflarca yatırılan gider avansın arta kalan kısmı karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, HMK madde 341 hükmü uyarınca KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 16/12/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır