T.C.
İSTANBUL
18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2024/66 Esas
KARAR NO:2025/488
DAVA:Ticaret Sicil Memurunun Kararına İtiraz
DAVA TARİHİ:29/01/2024
KARAR TARİHİ:14/07/2025
Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA VE TALEP : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirketin 19.10.2023 tarihinde boşalan yönetim kurulu üyeliğine bir sonraki genel kurula kadar görev yapmak üzere atama yapıldığını, yeni yönetim kurulu üyesinin tesciline yönelik talebin davalı sicil müdürlüğü tarafından “yönetim kurulu üyelerinin yetkilerinin imza dereceleri ile sınırlanamayacağı” gerekçesi ile reddedildiğini öğrendiklerini, davacı bankanın iç yönergesinin 2017 tarihinde tescil edildiğini, yönergenin yönetim kurulu üyelerinin temsil yetkisini sınırlandırmadığını, sicilin tescil talebinin reddine yönelik kararının gerekçesinin bulunmadığını, belirtilen işlemin dayanağının da Sicil Müdürlüğünün 31.03.2023 tarihli duyurusu olduğunu, böylece sicilin kendi duyurusu niteliğindeki işlemi gerekçe göstererek red kararı verdiğini, yönetim kurulu üyelerinin yetkilerinin sınırlandırılmasının TTK 371/7 gereğince gereği mümkün olduğunu, ticari temsilci ve ticari vekillerin yetkilerinin belirlenmesi ve sınırlanmasının da bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğini, tescili talep edilen yönetim kurulu üyelerinin sınırsız yetkiye sahip bulunduğunu, sadece yönetim kurulu üyelerinin imza derecelerinin tespit edilmiş bulunmasının ret kararına gerekçe olarak gösterilemeyeceği bildirilerek tescil talebinin ret kararının iptali ile yönetim kurulu üyelerinin temsil yetkisinin tesciline karar verilmesini ve yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı tarafa yüklenmesini talep edilmiştir.
SAVUNMA VE KARŞI TALEP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Ret kararı bulunmadığını, eksiklerin tamamlanmasına yönelik karar bulunduğunu, bunun ret kararı niteliğinde olmadığını, Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 35. Maddesi gereğince geri çevirme işleminin ardından ret kararı yazılmasının talep edilmesi gerektiğini, böylesi bir işlem bulunmadığından ret kararına karşı itirazda bulunulamayacağını, Yargıtay kararlarının da bu yönde olduğunu, bu sebeple davanın usulden reddinin gerektiği, esastan incelendiğinde, TTK 32 ve TSY 34 hükmüne göre değerlendirildiği ve Kanuna aykırı olduğu sonucuna varıldığı, TTK 370 gereği temsil yetkisinin bölünemez nitelikte olduğunun ortaya konulduğunu, yönetimin ise devredilebilir olduğunun ortaya konulduğunu, 367-370 ve 371 hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinde, şirketi temsile yetkili kişilerden en az birinin sınırsız yetkili olması gerektiği, sınırsız temsile yetkilene yapılacak bir işlemle sınırlı yetkili hale getirilemeyeceği, bunun kanuna aykirı olduğu belirtilerek yapılan işlemin kanuna uygun olduğu, davanın reddinin talep etmiştir.
DELİLLER
Deliller; Dosya mevcudu, cevap dilekçesi, müzekkere cevapları ve bilirkişi raporudur.
Mahkememizin 10/06/2024 tarihli duruşmasında;İTSM ye yazılanMüzekkere cevabı geldiğinde dosyanın, Ticaret Sicil Mevzuatı konusunda uzman ticaret hukukçusu bilirkişiye tevdii ile, uyuşmazlık noktaları hakkında rapor düzenlenmesinin istenilmesine, bilirkişi tarafından lüzum görülmesi halinde davalı kayıtları üzerinde HMK 218 ve 278/4 maddeleri gereği yerinde inceleme yetkisi verilmesine karar verilmiştir.
Mahkememiz dosyasına 05/02/2025 tarihli bilirkişi raporu ibraz edilmiştir.
Raporda özetle; "Dava yönetim kurulu üyesi olarak atanan ...'nın bu görevinin tesciline ilişkindir. Talep “Yönetim Kurulu üyesi ...'nın 1. Derecede imza yetkisi ile tescilidir”.
Belirtilen talebin aşağıdaki gerekçe ile iade edildiği anlaşılmakta olup, burada belirtilen iadenin eksiklik sebebine dayalı oludğu bildirilmektedir. Eksiklik sebebi iade Ticaret Sicil Yönetmeliği ortaya konulmuştur:
Tescil isteminin reddi veya işlemlerde eksiklik bulunması durumunda verilecek kararlar ve tebliği MADDE 35- (1) Müdürlük tarafından, tescile ait bir istemde tamamlanması gerekli eksikler görüldüğü veya istemin kısmen veya tamamen reddi gerekli bulunduğu takdirde, istemin konusu ile reddedilme sebepleri gösterilmek suretiyle karar verilir ve dilekçeyi veren ilgiliye tebliğ edilir.
Sicil tarafından tamamlanması istenen eksikliğin eksiklik olmadığı, aksine iç yönergenin hatalı olduğu ve değiştirilmesi gerektiğinin bildirildiği anlaşılmaktadır. Aşağıda belirtilen açıklamanın iade değil, red olarak yorumlanmasının uygun olacağı Sayın Mahkemenin takdirindedir.
Red Gerekçesinin Uygun Olup Olmadığı
Davacının banka olduğu ve Bankacılık Kanunu hükümlerine tabi olduğu anlaşılmaktadır'. Anonim şirket olarak kurulmaları Kanuni bir zorunluluk olan (Bankacılık Kanunu 7, (a) bendi) bankaların yönetim kurullarına ilişkin de özel düzenlemeler bulunduğu görülmektedir. Banka yönetim kurullarına ilişkin Bankacılık Kanunu md. 23 hükmü aşağıdaki gibi kaleme alınmıştır:
Yönetim kurulu Madde 23 Bankaların yönetim kurulları genel müdür dahil beş kişiden az olamaz.
Genel müdür, bulunmadığı hallerde vekili, yönetim kurulunun doğal üyesidir.
Bu Kanunda genel müdür için öngörülen şartlar, yönetim kurulu üyelerinin yarıdan bir fazlası için de aranır. Murahhas üyelerin genel müdürde aranan şartları taşımaları zorunludur. Yönetim kurulu üyeliğine seçilenler ve herhangi bir nedenle boşalma hâlinde görevlendirilenler, bu maddede aranan şartları taşıdıklarını gösteren belgelerle birlikte yedi iş günü içerisinde Kuruma bildirilir. Genel müdürlük ve yönetim kurulu başkanlığı görevleri aynı kişi tarafından icra edilemez. Yönetim kurulu üyelerinin bu Kanunun 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (a), (b), (c) ve (d) bentlerinde belirtilen şartları taşıması gerekir.
Bu haliyle banka niteliğinde davacının yönetim kurulu üyelerinin de incelenmesi gerekmektedir. Bankanın kurumsal sitesinden alınan bilgi ışığında halen yönetim kurulunun beş kişiden oluştuğu anlaşılmaktadır
YÖNETİM KURULU
1.Dr. ...Yönetim Kurulu Başkanı
2.... Yönetim Kurulu Başkan Vekili
3.... Bağımsız Yönetim Kurulu Üyesi
4.Dr. ...Genel Müdür ve Yönetim Kurulu Üyesi
5.... Yönetim Kurulu Üyesi
6.... Yönetim Kurulu Üyesi
Ancak dosyada bulunan 26.12.2023 tarihli karara göre yönetim kurulunun aşağıdaki kişilerden oluştuğu tespit edilebilmektedir.
1.Dr. ...Yönetim Kurulu Başkanı
2.... Yönetim Kurulu Başkan Vekili
3.Dr. ...Genel Müdür ve Yönetim Kurulu Üyesi
4.... Yönetim Kurulu Üyesi
5.... Bağımsız Yönetim Kurulu Üyesi
6.... Yönetim Kurulu Üyesi
7.... Yönetim Kurulu Üyesi
8.... Yönetim Kurulu Üyesi
9.... Yönetim Kurulu Üyesi
10.... Yönetim Kurulu Üyesi
Rapor tarihi itibariyle üst yönetimi oluşturan genel müdür ve genel müdür yardımcılarının ise aşağıda belirtilen kişilerden oluştuğu anlaşılmaktadır:
1.Dr. ...Genel Müdür ve Yönetim Kurulu Üyesi
2.... Genel Müdür Yardımcısı
3.... Genel Müdür Yardımcısı
4.... Genel Müdür Yardımcısı
Bu haliyle banka genel müdürünün yönetim kurulu üyesi olduğu, buna karşın genel müdür yardımcılarının yönetim kurulu üyesi olmadığı yönünde tespitte bulunulabilir. Genel müdür ve yönetim kurulu başkanının ayrı kişiler olması zorunluluğu, yakarıda belirtildiği gibi Kanundan kaynaklanmaktadır.
Şirketin yukarıda incelenen esas sözleşmesinde, 12/7 hükmünün temsil yetkisine yönelik düzenleme yapılmasına olanak sağladığı görülmektedir:
(7) Yönetim Kurulu, Bankanın işlerinin yürütülmesini teminen, Yönetim Kurulu Başkan ve Üyeleri ile Genel Müdüre ve Bankaca görevlendirilenlere derece ve şekillerini kararlaştırarak temsil yetkisini Türk Ticaret Kanunu çerçevesinde devredebilir. Temsil yetkisinin kapsam ve sınırları hakkında Türk Ticaret Kanununun 371 inci maddesi ile Merkezi Takas Kuruluşlarının Kuruluş ve Çalışma Esasları Hakkında Genel Yönetmelik'in 13 üncü maddesi hükümlerine uyulur.
Bu kapsamda temsil yetkisine yönelik olmak üzere saklı tutulan Merkezi Takas Kuruluşlarının Kuruluş ve Çalışma Esasları Hakkında Genel Yönetmelik'in 13 üncü maddesi de aşağıda özellikle konumuz ile ilgili üçüncü fıkrası dikkate alınarak aşağıda belirtilmelidir.
Yönetim kurulunun sermaye piyasası mevzuatı uyarınca görev ve yetkileri
MADDE 13 — (1)...
(2) Yönetim kurulu; TTK uyarınca münhasıran kendisine bırakılmış görev ve yetkiler ile bu maddenin birinci fıkrasının (a), (b), (e), (©) ve (3) bentlerinde yer alan görev ve yetkisi haricindeki diğer görev ve yetkilerini, yazılı ve sınırları açıkça belirlenmiş olmak şartıyla genel müdüre devredebilir. Yönetim kurulu bu maddenin birinci Fıkrasının (c) bendinde yer alan üyelik başvurularının karara bağlanmasına ve gerektiğinde üyelerinin üyelikten geçici veya sürekli çıkarılmasına ilişkin yetkisini genel müdüre devredebilir. Söz konusu yetkinin genel müdüre devri halinde genel müdür tarafından ilk yönetim kurulu toplantısında yönetim kuruluna bilgi verilir.
Bu haliyle düzenlemenin özel bir sınırlama veya imkan tanımadığı kabul edilebilecektir.
Belirtilen yapı içinde, davacı şirket tarafından 2017 yılında düzenlenen ve tescil edilen iç yönerge hükümleri de yukarıda ortaya konulmuştur. Bu yönergede birinci derecede imza yetkisinin aşağıdaki grupları kapsadığı görülmektedir:
* Yönetim kurulu üyeleri
* Genel Müdür
* Genel Müdür Yardımcıları
Bu iç yönergede birinci derece temsil yetkisi olan kişilere yönelik belirlemede Genel Müdür'ün aynı zamanda yönetim kurulu üyesi olma zorunluluğu karşısında, özel durum olarak genel müdür yardımcılarının birinci derecede imza yetkilileri olarak atandıkları görülmektedir. Bu açıdan genel müdür yardımcılarının ticari temsilci veya ticari vekil olarak nitelendirilmesi mümkün olup, uyuşmazlık bakımından nitelendirmenin bir farkı bulunmamaktadır.
Birinci derecede imza yetkisi bulunan kişilere yönelik yetki hükmü incelendiğinde, yönergenin 5/1- a hükmünün aşağıda belirtilmesi gerekmektedir.
a) Meduat, kredi ve plasman işlemlerine ilişkin 100.000.000 TL veya muadili dövizi aşan işlemler için en az birisi Genel Müdür, genel müdür yardımcısı ve diğeri birini derecede imza yetkisini haiz bir imza yetkilisinin müştereken imzaları gereklidir.
Bu hüküm sınırlı bazı işlemler için (100.000.000 TL veya muadili döviz mik evduat, kredi ve plasman) işlemleri bakımından gerçekte yönetim kurulu üyesi olan genel müdür veya yönetim kurulu üyesi olmayan genel müdür yardımcısı ile bunlar dışında birinci derece imza yetkilisi olarak tanımlanmış bulunan yönetim kurulu üyelerinin imzasının arandığı anlaşılmaktadır.
II. Temsil yetkisi
1. Genel olarak
MADDE 370- (1) Esas sözleşmede aksi öngörülmemiş veya yönetim kurulu tek kişiden oluşmuyorsa temsil yetkisi çift imza ile kullanılmak üzere yönetim kuruluna aittir.
(2) Yönetim kurulu, temsil yetkisini bir veya daha fazla murahhas üyeye veya müdür olarak üçüncü kişilere devredebilir. En az bir yönetim kurulu üyesinin temsil yetkisini haiz olması şarttır.
Özellikle koyu olarak gösterilen hükmün davalı tarafından yorumlanarak iç yönergenin hukuka aykırı düzenleme içerdiği bildirilmektedir. Hükmün diğer düzenlemelerden bağımsız olarak değerlendirilerek, en az bir yönetim kurulu üyesinin sınırsız yetkili olarak varlığının arandığı görülmektedir. Bu husus davaya cevap dilekçesinde aşağıdaki şekilde ortaya konulmuştur.
Ancak düzenlemenin ilk cümlesinde yer alan “(2) Yönetim kurulu, temsil yetkisini bir veya daha fazla murahhas üyeye veya müdür olarak üçüncü kişilere devredebilir” hükmünün belirtilen hükümle birlikte değerlendirilmesi gerekmekte olup, en az bir yönetim kurulu üyesinin temsil yetkisini haiz olması gerektiğine ilişkin zorunluluğun somut olay bakımından uygulama alanı olmadığı anlaşılmaktadır.
Zira şirketin temsil yetkisini murahhasa devretmesi gibi bir durum söz konusu değildir. Somut olayda şirketin yönetim kurulunun yetkili olduğu ve organ sıfatıyla sahip olduğu temsil yetkisinin sınırlı yetkili temsilci olarak nitelendirilen kişilere devredilmesi dahi söz konusu değildir.
Üstelik şu ihtimalin kanun tarafından kabul edilmesine rağmen davalının savunması ile çeliştiği göz ardı edilemeyecektir.
Dolayısıyla kanun koyucunun tam yetkili yönetim kurulu üyesini sadece temsil yetkisinin tüm olarak üçüncü kişiye devri halinde aradığı benimsenmelidir. Somut olayda organ sıfatıyla sahip olunan temsil yetkisinin üçüncü kişiye devri söz konusu değildir.
Bir an için somut olayda temsil yetkisinin murahhas müdüre devredildiği düşünülse dahi, temsil yetkisi bulunan yönetim kurulu üyesinin “tam yetkili” olmasını arayan düşüncenin, kanunda karşılığı bulunmadığı görülmektedir.
Özellikle somut olayda yönetim kurulu üyelerinin temsil yetkilerinin sınırlandığı kabul edilebilirse de, bu sınırlamanın özellikle birlikte temsil ile gerçekleştiği anlaşılmakta olup, birlikte temsil yoluyla sınırlama TTK 371, f. 3 ile kabul edilen bir yöntem niteliğindedir. Dolayısıyla anılan işlemler bakımından yönetim kurulu üyelerinin birlikte temsil yoluyla işlem yapma yetkilerinin bulunması, TTK md. 370, f. 2 c. 2 anlamında temsil yetkisi varlığı olarak kabul edilebilir durumdadır. Birlikte temsilin mutlaka yönetim kurulu üyeleri arasında gerçekleşmesi gerektiğini ortaya koyan bir kanuni düzenleme bulunmamaktadır. Yönetim kurulu üyesi ile birlikte sınırlı yetkili bir temsilcinin, şirketi müştereken temsilinin yasaklanmasının dayağı bulunmamaktadır. Farklı bir açıdan bakıldığında, yönetim kurulu üyesinin tam yetkili bulunduğu bir işlem bakımından sınırlı yetkili temsilcinin yetkisini kısıtlayacak şekilde birlikte temsilin öngörülmesinin de yasaklanmaması gerekmektedir. Diğer bir ifadeyle somut olayda kısıtlamanın yönetim kurulu üyesinin temsil yetkisine yönelik olduğu kadar, sınırlı yetkili temsilcinin (somut olayda genel müdür yardımcısı) birlikte temsil yoluyla işlem yaparak yetkisinin kısıtlandığı sonucuna da varılabilecektir. Takdiri Sayın Mahkemeye aittir.
Davalının bir diğer savunması TIK m. 370/2 hükmünün, 367 ve 371 hükümleri ile birlikte yorumlanması ve yönetim kurulu üyelerinin sınırlı yetkili temsilcilerle birlikte görevlendirilmesinin mümkün olmadığına yöneliktir. Cevap dilekçesinde şu husus açıkça belirtilmiştir.
İç yönerge ile yönetim kurulu üyelerinin yetkilerine ilişin düzenleme yapılamayacağına ilişkin görüşün dayanağı olarak gösterilen “Bu şekilde atanacak olanların görev ve yetkileri, 367 nci maddeye göre hazırlanacak iç yönergede açıkça belirlenir” ifadesidir. Burada açıklama sınırlı yetkili temsilcilere yönelik olup, bu kişilerin yetki sınırları ortaya konulurken, hükmün dar yorumlanmasını gerektiren bir ifade bulunmadığı görülmektedir. Yönetim kurulu üyelerinin “somut olayda olduğu gibi” birlikte temsil bakımından yetkilerini sınırlama amacıyla hareket etmelerinin yasaklandığı sonucu, lafzi olarak varılabilir sonuç niteliğinde değildir. Diğer bir ifadeyle Kanun amacının yönetim kurulu üyelerinin yetkilerinin iç yönerge ile sınırlandırılmasını engellemek olduğu ileri sürülebilir değildir.
İç yönergenin kanuni düzenlemeye uygunluğu açısından değerlendirildiğinde, Yönetim kurulu üyelerinin yetkilerinin sınırlandırılması açısından tekrar incelendiğinde, sınırlamanın ya TTK md. 370 gereği temsil yetkisinin tamamen sınırlaması veya TIK 371, f. 3 gereği birlikte temsil veya merkez-şube işleriyle sınırlama olması gerekir. Somut olayda birlikte temsil yönünden sınırlandırma bulunması sağlanmış olup, bunun Kanuna aykırı olmadığı kanaatine varılmıştır. Buna karşın yönetim kurulu üyelerinin yetkilerine yönelik MİKTAR ve KONU bakımından sınırlama getirilmesi mümkün değildir. Bu hususu TTK md. 371, f. 3 hükmüne açıkça aykırılık oluşturmaktadır. Bu haliyle davacının iç yönergesinin yönetim kurulu üyelerine yönelik KONU (MEVDUAT-KREDİ-PLASMAN) ve MİKTAR (100.000.000 TL veya MUADİLİ DÖVİZ) YÖNÜNDEN SINIRLANDIRMA GETİRMESİ SEBEBİYLE Kanuna aykırı olduğu sonucuna varılmaktadır.
İç yönergenin bu düzenlemesinin aykırı olması, bu düzenlemeye göre temsil yetkilerinin belirlenmesini de engelleyici nitelik göstermekte olup, davacı şirketin iç yönergesinin bu gerekliliğe uyum sağlaması gerektiği kanaatinin Sayın Mahkemenin takdirine sunulması gerekmiştir.
Davacı şirketin iç yönergesinin Yönetim Kurulu Üyelerinin Temsil Yetkilerine yönelik kanunun izin vermediği konu ve miktar yönünde sınırlama getirdiği için kanuni düzenlemeye aykırı olduğu, tescil talebinin bu sebeple reddinin uygun olacağı " değerlendirme ve tespitleri yapılmıştır.
GEREKÇE :
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, Dava; Davacı bankanın 19/10/2023 tarihinde boşalan yönetim kurul üyeliği nedeni ile yapılacak olan ilk genel kurul toplantısına kadar görev yapmak üzere yönetim kurulu tarafından atanan üyenin tescili talebi ile davalı kuruma yapılan 18/01/2024 tarihli tescil talebinin reddedildiği iddiası ile işlemin iptali ve tescilin yapılması talepli dava olduğu görülmüştür.
6102 sayılı yasada, Yönetim Kurulu Üyelerinin yetkilerinin sınırlandırılması açısından , sınırlamanın ya TTK md. 370 gereği temsil yetkisinin tamamen sınırlaması veya TIK 371, f. 3 gereği birlikte temsil veya merkez-şube işleriyle sınırlama olması gerekir. Yönetim kurulu üyelerinin yetkilerine yönelik MİKTAR ve KONU bakımından sınırlama getirilmesi mümkün değildir. Bu hususu TTK md. 371, f. 3 hükmüne açıkça aykırılık oluşturmaktadır. Bu haliyle davacının iç yönergesinin yönetim kurulu üyelerine yönelik konu (mevduat-kredi-plasman) ve miktar (100.000.000 TL veya muadili döviz) yönünden sınırlandırma getirmesi sebebiyle kanuna aykırıdır. Davacı şirketin iç yönergesinin Yönetim Kurulu Üyelerinin Temsil Yetkilerine yönelik kanunun izin vermediği konu ve miktar yönünde sınırlama getirdiği için kanuni düzenlemeye aykırı olduğu, bilirkişi raporunun denetime uygun hüküm kurmaya elverişli olduğu göz önüne alınarak, tescil talebinin bu sebeple reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklanmış olduğu üzere;
1-Davanın reddine,
2-Alınması gerekli 615,40 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 427,60 TL harcın düşümü ile eksik kalan 187,80 TL eksik harcın davacıdan tahsili ile maliyeye gelir kaydedilmesine,
3-Davalı taraf vekille temsil olunmakla red üzerinden hesaplanan karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince hesap ve taktir olunan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,
4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına.
5-Taraflarca yatırılan gider avansından geriye kalan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine,
Dair, Davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.14/07/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır