T.C.
İSTANBUL
18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/688 Esas
KARAR NO : 2025/874
DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat)
DAVA TARİHİ : 18/11/2024
KARAR TARİHİ : 15/12/2025
Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA VE TALEP : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ... İşletmeleri ile davalı Şirket arasında hizmet alımına ait sözleşme imzalandığını, davalı firmalarda görev yapan ve işten ayrılan ...'in .... İş Mahkemesi .... Sayılı dava dosyasında işçilik alacaklarının tahsili amacıyla dava açtığını, dava neticesinde işçiye tazminat ödenmesine hükmedildiğini, akabinde davalı şirkete karşı .... İcra Dairesi... E. Sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını, davacı Kurum ile davalılar arasında imzalanan ihale sözleşmesine ekli şartnamelerde söz konusu işçi alacak ve haklarından yüklenici sıfatıyla davalı şirketin sorumlu olduğunun belirtildiğini, davalı firmaların kendi sözleşme dönemlerine tekabül eden tutar kadar sorumlu olduklarını, SGK kayıtlarından da dava dışı işçinin davalı şirketin işçisi olarak çalıştığının görüleceğini, davacı idare tarafından işçilik alacakları ve yargılama giderlerine ödenen 32.316,24 TL'nın davalı Şirketlerden talep edildiğini ancak sonuç alınamadığını belirterek, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla davacı ... tarafından ödenmek zorunda kalınan 32.316,24 TL'nın ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan rücuan tahsiline, yargılama masrafları ve vekalet ücreti alacağının karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA VE KARŞI TALEP : Davalılara usulüne uygun olarak dava dilekçesi tebliğ edilerek taraf teşkili sağlanmış olup davalılar tarafından süresi içerisinde dosyaya herhangi bir cevap dilekçesi verilmediği anlaşılmakla HMK M.128 hükmü uyarınca davalıların dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaları inkar etmiş sayılmasına karar verilerek yargılama yapılmıştır.
DELİLLER :
Deliller; Dosya mevcudu, müzekkere cevapları .... İcra Dairesi... E. Sayılı dosyası ve bilirkişi raporudur.
Mahkememizin 24/03/2025 tarihli ön inceleme duruşmasında, usul ve muhakeme ekonomisi gereği dosyanın İş Hukuku uzmanı bilirkişiye tevdii ile, uyuşmazlık noktaları ile davacının her bir davalıdan talep edebileceği rücu alacağının bulunup bulunmadığı var ise tutarı konusunda rapor düzenlenmesinin istenilmesine karar verilmiştir.
Mahkememiz dosyasına 25/09/2025 tarihli bilirkişi raporu ibraz edilmiştir.
Raporda özetle;" Tepit Ve Değerlendirme
1. Dosya kapsamından dava dilekçesinde adı geçen dava dışı ... isimli işçinin davacı ... ... tarafından yapılan ihaleyi kazanan her şirkette bu kurumun işçisi olarak çalıştığı, alt işverenlerin değişmesine rağmen davacı ... ... işyerinde çalışmaya devam ettiği davacı beyanlarından ve SGK Hizmet Döküm Belgesi'nden anlaşılmaktadır. Ancak dosyaya taraflar arasında imzalanan Hizmet Alım Sözleşmeleri ibraz edilmemiştir, bilirkişi uyap sitemindeki dosyası içinde de taranan belgeler arasında bu sözleşmelere rastlanılmamıştır. Davacı Kurum tarafından daha sonra dosyaya davalılar ile imzalanmış olan Hizmet Alım Sözleşmelerinin ibraz edileceği ihtimali için ve yargılamanın gecikmemesi amacıyla aşağıda değerlendirme ve hesaplamalar yapılarak Sayın Mahkemenin takdirine sunulmuştur.
Uygulamada alt işverenlerin değişmesi en yaygın biçimde, süresi sona eren alt işverenin işyerinden ayrılması ve işçilerin yeni alt işveren nezdinde çalışmaya devam etmeleri şeklinde gerçekleşmektedir. Bu ftili durumun işyeri devri niteliğinde olup olmadığının tespiti ile hukuki sonuçlarının belirlenmesi gerekmektedir. Asıl olan süresi sona eren alt işverenin iş yerinden ayrılması anında işçilerini de beraberinde başka işyerlerine götürmesidir. Yargıtay'ın yerleşik içtihadına göre, işçinin asıl işverenden alınan iş kapsamında ve değişen alt işverenlere ait iş yerinde ara vermeden çalışması halinde işyeri devri kurallarına göre çözüme gidilmesi gerekmektedir: (Yarg. 9. HD., 22.07.2008, E.2008/25009, K.2008/21740, Şahin ÇİL, İş Hukuku Yargıtay İlke Kararları, 9. Hukuk Dairesi 2008-2009 Yılları, Ankara 2009, s.81-83).
2. Dosyada mübrez .... İş Mahkemesi'nin ... sayılı ve 21/12/2023 tarihli Kararında, “Dosyanın incelenmesinde; davacının 03/05/2015 tarihinde saat 02:30 sularında ... ... Yönetim Müdürlüğünün ana salonunun camlarını 3mt yüksekliğindeki merdiven yardımı ile silmesi esnasında merdivenin kayması nedeniyle aşağıya düşmesi, düşme sonucunda sağ ayağından yaralanması suretiyle iş kazasının meydana geldiği, ... Sosyal Güvenlik Merkezi yazı cevabına göre olayın 5510 sayılı Kanunun 13. maddesine istinaden iş kazası olduğu ve davacının %10, işverenin ise %90 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, iş göremezlik oranının %10 olduğu, 22/02/2016 tarihinde çalışabileceğine ilişkin karar verildiği görülmüştür.
Bilirkişiden alınan 28/05/2021 tarihli kusur raporunda, davalı asıl işveren ... ...'nün 9620, davalı alt işveren ... Temizlik Hiz. İth. İhr. San. Tic. Ltd. Şti.'nin ise %70 oranında olmak üzere toplamda %90 oranında kusurunun bulunduğu belirtilmiş olup söz konusu rapor mahkememizce oluşa uygun bulunmuştur.
Davacının davalılar bünyesinde temizlik işinde çalıştığı, davalılar arasında İş Kanunu'nun 2/6.Maddesi kapsamında asıl işveren alt işveren ilişkisinin bulunduğu anlaşılmıştır.
Maddi tazminat talebi bakımından; Bilirkişiden 10/11/2021 tarihli hesap raporu alınmış, maluliyet durumu ve kusur oranları değerlendirilmiştir. Bilirkişi davacının maluliyet nedeniyle oluşan ve Sosyal Güvenlik Kurumu gelirleri ile karşılanmamış maddi zararını 71.216,25-TL olarak hesaplamış, davacının hesaplanan maddi tazminata hak kazandığını kabul etmek gerekmiştir.
Manevi tazminat talebi bakımından; iş kazası tarihi, iş kazasının gerçekleşme biçimi, iş kazasının gerçekleşmesinde davacı işçinin müterafik kusuru, davacının dosyaya yansıyan sosyal ve ekonomik durumu, kaza tarihi itibariyle yaşı, iş kazası nedeniyle meydana gelen maluliyetin derecesi, işbu maluliyeti nedeniyle çektiği ve ileriye dönük çekeceği üzüntü, ülkenin ekonomik koşulları, davalı işverenin mali durumu, paranın satın alma gücü, 22/06/1966 gün 7/7 sayılı YİBK'da belirtilen ilkeler ve hak nesafet kuralları göz önünde tutularak takdiren 30.000,00-TL manevi tazminata hükmedilmiş, mahkememizce takdir edilen ve hükümde gösterilen manevi tazminat miktarının davacıda bir tatmin duygusu yaratabileceği, olayı arzu edilen hale getirmeyeceği ve karşı tarafın mahvına yol açmayacağı kanaatine varılmıştır.
Yukarıda açıklanan gerekçeler doğrultusunda davacı işçinin 03/05/2015 tarihinde geçirdiği iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat talepleri bakımından bilirkişi tarafından düzenlenen kusur raporu ve hesap raporuna itibarla ve davacının 23/11/2021 tarihli ıslah dilekçesi de dikkate alınarak davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Bilirkişiden alınan 28/05/2021 tarihli kusur raporunda, davalı asıl işveren ... ...'nün 9620, davalı alt işveren ... Temizlik Hiz. İth. İhr. San. Tic. Ltd. Şti.'nin ise %70 oranında olmak üzere toplamda 990 oranında kusurunun bulunduğu belirtilmiş olup söz konusu rapor mahkememizce oluşa uygun bulunmuştur.
Davacının davalılar bünyesinde temizlik işinde çalıştığı, davalılar arasında İş Kanunu'nun 2/6.Maddesi kapsamında asıl işveren alt işveren ilişkisinin bulunduğu anlaşılmıştır.
Maddi tazminat talebi bakımından; Bilirkişiden 10/11/2021 tarihli hesap raporu alınmış, maluliyet durumu ve kusur oranları değerlendirilmiştir. Bilirkişi davacının maluliyet nedeniyle oluşan ve Sosyal Güvenlik Kurumu gelirleri ile karşılanmamış maddi zararını 71.216,25-TL olarak hesaplamış, davacının hesaplanan maddi tazminata hak kazandığını kabul etmek gerekmiştir.
Manevi tazminat talebi bakımından; iş kazası tarihi, iş kazasının gerçekleşme biçimi, iş kazasının gerçekleşmesinde davacı işçinin müterafik kusuru, davacının dosyaya yansıyan sosyal ve ekonomik durumu, kaza tarihi itibariyle yaşı, iş kazası nedeniyle meydana gelen maluliyetin derecesi, işbu maluliyeti nedeniyle çektiği ve ileriye dönük çekeceği üzüntü, ülkenin ekonomik koşulları, davalı işverenin mali durumu, paranın satın alma gücü, 22/06/1966 gün 7/7 sayılı YİBK'da belirtilen ilkeler ve hak nesafet kuralları göz önünde tutularak takdiren 30.000,00-TL manevi tazminata hükmedilmiş, mahkememizce takdir edilen ve hükümde gösterilen manevi tazminat miktarının davacıda bir tatmin duygusu yaratabileceği, olayı arzu edilen hale getirmeyeceği ve karşı tarafın mahvına yol açmayacağı kanaatine varılmıştır.
Yukarıda açıklanan gerekçeler doğrultusunda davacı işçinin 03/05/2015 tarihinde geçirdiği iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat talepleri bakımından bilirkişi tarafından düzenlenen kusur raporu ve hesap raporuna itibarla ve davacının 23/11/2021 tarihli ıslah dilekçesi de dikkate alınarak davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile ;
a)71,216,25-TL Maddi Tazminatın kaza tarihi olan 03/05/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine,
b)Manevi Tazminat talebinin kismen kabulü ile 30.000,00-TL'nin kaza tarihi olan 03/05/20215/ tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine," denilerek davanın kısmen kabulü yönünde karar verildiği görülmektedir.
3. Davacı ... ... ile davalılar - ... İnşaat Temizlik Medikal Gıda Sosyal Hizmetler İthalat İhracat Sanayi Ticaret Ltd. Şti Ve (iflas Nedeniyle) Tasfiye Halinde ... Tem. Hizm. İnşaat Tekstil Ürünleri Sanayi Ve Tic. Ltd. Şti. arasındaki Arabuluculuk görüşmelerinin 04.10.2024 tarihinde anlaşmazlıkla sonuçlandığı görülmektedir.
4. Dosyada mübrez ... Genel Müdürlüğü Ödeme Emri Belgesi'nde, .... İcra Dairesi'nde başlatılan icra takibi ile ... Temizlik ve ... Şirketi'nden 32.316,24 TL'nı tahsilini talep edildiği, bu tutarın iş bu dava ile talep edilen tutarla aynı olduğu görülmektedir.
5. İşyeri devrinin esasları ve sonuçları 4857 sayılı İş Kanunu'nun 6. Maddesinde düzenlenmiştir. Sözü edilen hükümde, işyerinin veya bir bölümünün devrinde devir tarihinde mevcut olan iş sözleşmelerinin bütün hak ve borçlarıyla devralan işverene geçeceği öngörülmüştür. Devir tarihinden önce doğmuş ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlarda ise, devreden işverenle devralan işverenin birlikte sorumlu olduğu aynı Yasanın 3. Fıkrasında açıklanmış ve devreden işverenin sorumluluğunun devir tarihinden itibaren iki yıl süreyle sınırlı olduğu hükme bağlanmıştır: "(Yargıtay 9. HD.,K.02.04.2009, E.2007/41139, K.2009/9239)
6. Rücu davasında işveren yönünden zamanaşımı BK.146. maddesine göre 10 yıldır.
Dava dışı işçi ...'in gerçek işvereni alt işveren davalı firmalardır. Alt işveren davalı firmaların dava dışı işçiye karşı sorumluluğu doğrudan sözleşmeye dayanmaktadır. Bir başka deyişle alt işverenin hukuki “sorumluluğunun temelinde sözleşmesel sorumluluk bulunmaktadır. Buna karşılık asıl işveren sıfatını taşıyan ... İşletmeleri Genel Müdü sorumluluğu İş Kanunu'nun 2.maddesine dayanmakla, konusu sorumluluk yasadan kaynaklanan ikinci derecede (tali) bir sorumluluktur.
Görüldüğü gibi, İş Kanunu'nun 2.maddesinin 6-7. maddelerinin emredici hükmü gereğince ikinci dereceden müteselsil sorumluluk asıl işveren ... ...'ne ait olup, bu sorumluluk ise yasadan doğmaktadır. Dolayısıyla davacı ... ... yasa gereği asıl işveren sıfatıyla başkasının (alt işverenin) sözleşmeden doğan borcunu ödediği takdirde halefiyet ilkesi uyarınca ödediği tutar kadar alt işverene karşı alacaklı hale gelmektedir.
Asıl ve alt işveren arasındaki ilişkide iş hukuku değil, Borçlar Kanunu ve sözleşme hukuku esas alınacağından, uyuşmazlığın taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gereklidir.
Alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular, kendi aralarındaki iç ilişkide, bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda bir anlaşma yapabilirler. Nitekim 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 167. (Mülga Borçlar Kanunu'nun 146.) maddesinde düzenlenen, “Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır.” şeklindeki hükümde de, müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu oldukları, ancak bunun aksinin kararlaştırılabileceği de açıkça belirtilmiştir.
İşte müteselsilen sorumlu olan borçlular arasındaki iç ilişkide, bu konudaki sorumluluğun tamamen borçlulardan birine ait olacağı yönünde bir sözleşme yapılmış ise, tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme hükümleri kendilerini bağlayacağından, dış ilişkide kanundan doğan teselsül gereğince borcu ödemiş olan müteselsil borçlunun, ödediği miktarın iç ilişkide borcun nihai yükümlüsü olan borçludan rücuen tahsilini talep edebileceği kabul edilmelidir.
Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında; davacı kurum imzalanan teknik şartnameler ile yüklenicinin çalıştırdığı işçilerin muhatabı ve sorumlusu olmadığını beyan etmişse de, dosyada söz konusu hizmet alım sözleşmeleri bulunmamaktadır.
.... İş Mahkemesi'nin ... sayılı ve 21/12/2023 tarihli Kararında, görüldüğü üzere taraflar arasındaki sözleşmeler incelenemediğinden, asıl işveren olarak kuruma yöneltilebilecek her türlü talep nedeniyle, dolayısıyla dava konusu işçilik alacakları nedeniyle de sadece alt işverenin sorumlu olacağı belirtilmemiş olup, bu durumda yasal düzenlemeler ve Yargıtayın yerleşik içtihadı gereğince davacı kurumun asıl işveren olarak ödemiş olduğu miktarın varısını davalıdan rücuen tahsilini talep edebileceğinin kabulü gerekir (Emsal karar için bkz. YARGITAY 13. HUKUK DAİRESİ, Esas Numarası: 2016/23239, Karar Numarası: 2018/5727, Karar Tarihi: 10.05.2018)
Sonuç olarak; davacının davası konu tutarın yarısının, halefiyet ilkesi ve rücu hakkı çerçevesinde davalılardan dan talep etmesinin yasaya uygun olduğu, bahse konu maddi tazminat ve manevi tazminat ile işlemiş faizler vs. masraflar nedeniyle davacıya ödenen 32.316,24 TL'nın yarısı olan 16.158,12 TL'nın işlemiş faiziyle birlikte davalılardan talep edilebileceği kanaatine varılmıştır. Nihai takdir yetkisi Sayın Mahkemeye aittir.
Tüm delillerin takdiri ve değerlendirmesi Sayın Mahkeme'ye ait olmak üzere,
Davacının davası konu tutarın yarısını (32.316,24 TL : 2 =16.158,12 TL), halefiyet ilkesi ve rücu hakkı çerçevesinde davalılardan talep etmesinin yasaya uygun olup olmadığını takdir yetkisinin Sayın Mahkemeye ait olduğu " sonuç ve kanaatine varılmıştır.
GEREKÇE :
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, Dava; Davacı ile dava dışı firmalar arasında hizmet alım ihale sözleşmesi kapsamında görev yapıp ayrıldığı iddia edilen dava dışı ... tarafından .... İş Mahkemesi ... sayılı dosyası kapsamında davacıdan cebri icra marifetiyle tahsil edildiği belirtilen ve bu borçtan esas sorumlunun taraflar arasında ki sözleşme kapsamında davalılar olduğu iddia edilen 32.316,24 TL nin ticari faizi ile birlikte davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesi talebine ilişkin dava olduğu görülmüştür.
Dava dosyasındaki bilgi belgeler, dosyaya ibraz edilen rapor ve icra dosyası birlikte değerlendirildiğinde; İşyeri devrinin esasları ve sonuçları 4857 sayılı İş Kanunu'nun 6. Maddesinde düzenlenmiştir. Sözü edilen hükümde, işyerinin veya bir bölümünün devrinde devir tarihinde mevcut olan iş sözleşmelerinin bütün hak ve borçlarıyla devralan işverene geçeceği öngörülmüştür. Devir tarihinden önce doğmuş ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlarda ise, devreden işverenle devralan işverenin birlikte sorumlu olduğu aynı Yasanın 3. Fıkrasında açıklanmış ve devreden işverenin sorumluluğunun devir tarihinden itibaren iki yıl süreyle sınırlı olduğu hükme bağlanmıştır: "(Yargıtay 9. HD.,K.02.04.2009, E.2007/41139, K.2009/9239)
Rücu davasında işveren yönünden zamanaşımı BK.146. maddesine göre 10 yıldır. İşyeri devrinin esasları ve sonuçları 4857 sayılı İş Kanunu'nun 6. Maddesinde düzenlenmiştir. Sözü edilen hükümde, işyerinin veya bir bölümünün devrinde devir tarihinde mevcut olan iş sözleşmelerinin bütün hak ve borçlarıyla devralan işverene geçeceği öngörülmüştür. Devir tarihinden önce doğmuş ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlarda ise, devreden işverenle devralan işverenin birlikte sorumlu olduğu aynı Yasanın 3. Fıkrasında açıklanmış ve devreden işverenin sorumluluğunun devir tarihinden itibaren iki yıl süreyle sınırlı olduğu hükme bağlanmıştır: "(Yargıtay 9. HD.,K.02.04.2009, E.2007/41139, K.2009/9239)
Dava dışı işçi ...'in gerçek işverenin, alt işveren davalı firma olduğu, alt işveren davalı firmaların dava dışı işçiye karşı sorumluluğu doğrudan sözleşmeye dayandığı, buna karşılık asıl işveren sıfatını taşıyan ... İşletmeleri Genel Müdürlüğünün sorumluluğunun İş Kanunu'nun 2.maddesine dayanmakla, konusu sorumluluk yasadan kaynaklanan ikinci derecede (tali) bir sorumluluk olduğu, İş Kanunu'nun 2.maddesinin 6-7. maddelerinin emredici hükmü gereğince ikinci dereceden müteselsil sorumluluk asıl işveren ... ...'ne ait olup, dolayısıyla davacı ... ... yasa gereği asıl işveren sıfatıyla başkasının (alt işverenin) sözleşmeden doğan borcunu ödediği takdirde halefiyet ilkesi uyarınca ödediği tutar kadar alt işverene karşı alacaklı hale geldiği,
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 167. (Mülga Borçlar Kanunu'nun 146.) maddesinde düzenlenen hükümde de, müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu oldukları, ancak bunun aksinin kararlaştırılabileceği de açıkça belirtilmiştir. Müteselsilen sorumlu olan borçlular arasındaki iç ilişkide, bu konudaki sorumluluğun tamamen borçlulardan birine ait olacağı yönünde bir sözleşme yapılmış ise, tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme hükümleri kendilerini bağlayacağından, dış ilişkide kanundan doğan teselsül gereğince borcu ödemiş olan müteselsil borçlunun, ödediği miktarın iç ilişkide borcun nihai yükümlüsü olan borçludan rücuen tahsilini talep edebileceği kabul edilmelidir.
Somut olayda; davacı kurum imzalanan teknik şartnameler ile yüklenicinin çalıştırdığı işçilerin muhatabı ve sorumlusu olmadığını beyan etmişse de, dosyada söz konusu hizmet alım sözleşmeleri bulunmadığı,
.... İş Mahkemesi'nin ... sayılı ve 21/12/2023 tarihli Kararında görüldüğü üzere taraflar arasındaki sözleşmeler incelenemediğinden, asıl işveren olarak kuruma yöneltilebilecek her türlü talep nedeniyle, dolayısıyla dava konusu işçilik alacakları nedeniyle de sadece alt işverenin sorumlu olacağı belirtilmemiş olup, bu durumda yasal düzenlemeler ve Yargıtayın yerleşik içtihadı gereğince davacı kurumun asıl işveren olarak ödemiş olduğu miktarın yarısını davalıdan rücuen tahsilini talep edebileceği, davacının davası konu tutarın yarısının, halefiyet ilkesi ve rücu hakkı çerçevesinde davalılardan dan talep etmesinin yasaya uygun olduğu, bahse konu maddi tazminat ve manevi tazminat ile işlemiş faizler vs. masraflar nedeniyle davacıya ödenen 32.316,24 TL'nın yarısı olan 16.158,12 TL'nın işlemiş faiziyle birlikte davalılardan talep edilebileceği tespit edilmekle, bilirkişi raporunun denetime uygun hüküm kurmaya elverişli olduğu göz önüne alınarak, müflis davalı ... ... Ve Ticaret Limited Şirketi yönünden, davacının kayıt kabul talebi, iflas masası tarafından kabul edilmiş olduğundan, bu davalı yönünden konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davalı ... ... yönünden, davanın kısmen kabulüne, 16.158,12 TL nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte anılan davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklanmış olduğu üzere;
1-Müflis davalı ... ... Ve Ticaret Limited Şirketi yönünden, davacının kayıt kabul talebi, iflas masası tarafından kabul edilmiş olduğundan, bu davalı yönünden konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına,
2-Davalı ... ... yönünden, davanın kısmen kabulüne, 16.158,12 TL nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte anılan davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
3-Alınması gereken toplam 1.103,76 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 551,89 TL'nin düşümü ile eksik kalan 551,87 TL eksik harcın davalı ... ...'nden tahsili ile hazineye gelir kaydedilmesine,
4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (Madde-13) göre hesaplanan 16.158,12-TL vekalet ücretinin davalı ... ...'nden alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan (488,40 TL ilk masraf + 1.590,00 TL posta masrafı + 6.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere) toplam 8.078,40 TL yargılama giderinin red ve kabul oranına ( % 50 kabul ) nazaran 4.039,20 TL'sinin davalı ... ...'nden alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Taraflarca yatırılan gider avansından geriye kalan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine,
7-Tarafların dava şartı olan arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, arabuluculuk son tutanağı aslından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanun'un 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 3.800,00 TL’nin red ve kabul oranına (% 50 kabul) nazaran 1.900,00 TL'sinin davalı ... ...'nden , 1.900,00 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, HMK 341/2 maddesi gereği miktar itibariyle KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.15/12/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır