T.C.
İSTANBUL
18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2024/715 Esas
KARAR NO:2024/970
DAVA:Alacak (Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:26/11/2024
KARAR TARİHİ:31/12/2024
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ...'un davalı ... ... 80.000 USD sermaye bedelini ödendiği tarihten 5 yıl sonra geri almak üzere 23.01.2018 tarihli sözleşme imzaladığını, 23 Ocak 2018 tarihinde ... ... Firması yetkilisi ...'nın işbu sözleşme uyarınca 80.000,00 USD'yi makbuz karşılığında aldığını, ancak vade gelmesine rağmen geri ödemediğini, anaparanın geri ödenmediği gibi taraflar arasındaki söz konusu sözleşmenin 4 nolu maddesine göre ''Karlar aylık olarak bölüştürülür'' ibaresi konmasına rağmen müvekkiline restorantın işlemeye başlanmasından beri hiçbir ödeme yapılmadığını, sözleşmenin 5. Maddesinde Sözleşme süresinin beş yıl olarak kararlaştırıldığını, bu süre sona ermesine rağmen müvekkiline geri ödeme yapılmadığını, beş yıllık sürenin dolması sonucunda işletmeye müvekkili tarafından yatırılan tutarın otomatikman iade edileceği ibaresi konulmasına herhangi bir tutar iade edilmediğini ve taraflar arasında yapılan zorunlu arabulucuk görüşmelerinin neticesiz kaldığını beyanla davanın kabulünü talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ GEREKÇE:
Dava, taraflar arasındaki hissedarlık sözleşmesinden kaynaklı olarak davacı tarafından davalıya verilen bedelin iadesi ve kar payı alacağına ilişkindir.
Somut olayda dosyaya ibraz edilmiş olan dava dilekçesi incelendiğinde; davacı ve davalı arasında sözleşme gereğince, davacı tarafından davalıya 5 yıl sonra geri alınmak üzere 80.000,00 USD ödendiğini, sözleşmenin süresi dolmasına rağmen davalının bu ödemeyi geri iade etmediğini, ayrıca sözleşme hükümlerine göre karın bölüştürülmesi gerekirken davalı tarafından davacıya hiçbir ödeme yapılmadığını beyan etmiş yapılan ödemenin iadesi ile kar payı alacağının tahsili isteminde bulunmuştur.
Mahkememizce vergi dairesine müzekkere yazılarak tarafların tacir kaydının bulunup bulunmadığı sorulmuş müzekkere cevapları dosyamıza kazandırılmıştır.
Dosyaya sunulan 20/12/2024 tarihli Vergi Dairesi yazı cevabı incelendiğinde; davacı ve davalı adına potansiyel mükellef kaydının açıldığının bildirildiği aynı zamanda bu kişilerin dava dışı şirketlerin ortağı olduğu bildirilmiştir.
Mahkememizce Ticaret Sicil Gazetesinden yapılan sorgulamada davacı ve davalının tacir kaydına rastlanmamıştır.
6100 Sayılı HMK'nın "Dava şartlarının incelenmesi" başlığını taşıyan 115. Maddesinin 1. Fıkrası "(1) Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler." uyarınca yargılamanın her aşamasında dava şartlarının bulunup bulunmadığının re'sen incelenmesi gerektiğinden aynı kanunun "Dava şartları" başlığını taşıyan 114. Maddesi uyarınca " (1) Dava şartları şunlardır:
a) Türk mahkemelerinin yargı hakkının bulunması.
b) Yargı yolunun caiz olması.
c) Mahkemenin görevli olması.
ç) Yetkinin kesin olduğu hâllerde, mahkemenin yetkili bulunması.
d) Tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları; kanuni temsilin söz konusu olduğu hâllerde, temsilcinin gerekli niteliğe sahip bulunması.
e) Dava takip yetkisine sahip olunması.
f) Vekil aracılığıyla takip edilen davalarda, vekilin davaya vekâlet ehliyetine sahip olması ve usulüne uygun düzenlenmiş bir vekâletnamesinin bulunması.
g) Davacının yatırması gereken gider avansının yatırılmış olması.
ğ) Teminat gösterilmesine ilişkin kararın gereğinin yerine getirilmesi.
h) Davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması.
ı) Aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması.
i) Aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması.
(2) Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır."
Şeklindeki düzenlemesi uyarınca dava şartlarına ilişkin re'sen yapılacak olan kontrol işbu maddede yer alan sıralamaya göre yapılması gerektiğinden mahkememizce öncelikle görev hususu irdelenecektir.
Asliye Ticaret Mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkindir.
6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde ticari davalar tanımlanmış ve sayılmıştır. Bu maddeye göre “her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları”, “ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri” ve “tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın aynı maddenin (a), (b), (c), (d), (e) ve (f) bentlerinde sayılan davalar" ticari dava sayılır. Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için ya tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması; ya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması ya da açılan davanın maddede 6 bent halinde sayılan davalardan olması gerekir.
Diğer taraftan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/II. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
TTK'nin 11. maddesinde "Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir.”, aynı yasanın 15. maddesinde de "İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11. maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır." düzenlemesi bulunmaktadır.
Vergi dairesine yazılan müzekkereye cevaben tarafların potansiyel mükellef kaydının bulunduğunun bildirildiği görülmekle tacir vasfının bulunmadığı anlaşılmıştır.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesinin 2022/2806 Esas, 2023/1273 Karar Sayılı, 02/05/2023 Tarihli yargı yeri belirlemesine yönelik "Dava, adi ortaklığa dayalı alacak talebine ilişkindir.
... Türk Borçlar Kanununun 620. maddesinde "Adi ortaklık sözleşmesi, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir." hükmüne yer verilmiştir. Adi ortaklık TBK'nın 620 ve devam eden maddelerinde düzenlenmiştir.
6100 sayılı HMK'nın 2. maddesinde; "Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalar ile, şahısvarlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir." hükmüne yer verilmiştir.
Dosya kapsamından, davacı ve davalı arasında Borçlar Kanunu 620. Maddesinde düzenlenen adi ortaklık bulunduğu, asliye ticaret mahkemesince yapılan araştırmada davacının tacir olduğunun tespit edildiği, ancak davalının işletme hesabına göre defter tuttuğu ve tacir olmadığı, adi ortaklığın TTK'da düzenlenmediğinden mutlak ticari davalardan olmadığı ve davalının da tacir olmadığından nispi nitelikteki ticari davalardan da olmadığı, malvarlığı haklarına ilişkin olan davanın genel hükümlere göre asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği anlaşılmıştır." şeklindeki ilamı, ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin 2023/2580 Esas, 2023/1399 Karar Sayılı, 04/10/2023 Tarihli ilamı da göz önünde bulunduğunda taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin mahiyeti itibari ile adi ortaklık sözleşmesi vasfında olduğu, taraflar arasındaki adi ortaklık sözleşmesinin Türk Ticaret Kanunununda düzenlenmemesi sebebiyle eldeki davanın mutlak ticari dava olmadığı, nispi ticari davanın koşullarının oluşması için her iki tarafın da tacir olması ve işin ticari iş mahiyetinde olması gerektiği, eldeki davada tarafların tacir vasfının bulunmadığı, şirket ortağı olmanın da kişiye tek başına tacir vasfını vermeyeceği ( İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. H.D. 2019/1401 E. 2019/1436 K.) hususları bir bütün olarak incelendiğinde adi ortaklık sözleşmesinin TBK'da düzenlenmiş olması sebebiyle davaya Asliye Hukuk Mahkemesince bakılması gerektiği kanaatine varılmakla mahkememizin görevsizliğine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklanmış olduğu üzere;
1-Davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın, davaya mahkememizin görevli olmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE,
2-Davaya bakmaya İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olması nedeniyle mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
3-HMK. Madde 20 uyarınca istinafa tabi olan işbu davada süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içinde mahkememize başvurulması halinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine,
4-Dosyanın gönderilmesi için süresi içerisinde başvurulmaz ise HMK. Madde 20 uyarınca davanın AÇILMAMIŞ SAYILACAĞINA karar verileceğinin ihtarına (ihtarın gerekçeli kararın tebliği ile yapılmış sayılmasına)
5-HMK'nın 20.maddesi gereğince yasal süre içerisinde dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesi için taraflarca başvurulması halinde HMK 331/2.maddesi gereğince yargılama giderlerinin ve HMK 323/1-ğ maddesi gereğince yargılama giderlerinden sayılan vekalet ücretinin yetkili ve görevli mahkeme tarafından hüküm altına alınmasına, belirtilen sürede başvuru yapılmaması halinde talep üzerine yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin mahkememizce hüküm altına alınmasına,
Dair, tarafların yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu karar verildi. 31/12/2024
Katip ...
¸
Hakim ...
¸