T.C.
İSTANBUL
18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2025/109 Esas
KARAR NO:2025/599
DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:11/02/2025
KARAR TARİHİ:22/09/2025
Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA VE TALEP : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ile müvekkili şirket arasında imza altına alınan ... nolu Elektrik Abonelik Sözleşmesinden kaynaklanan 1 adet cayma bedeline ilişkin fatura bedelinin ödenmemesi sebebiyle, 2023/... Esas sayılı dosyası ile ... İcra Dairesinde icra takibine geçildiğini, davalının, herhangi bir borcu bulunmadığı gerekçesi ile borca itiraz ettiğini, yapılan itiraz ile icra takibinin durduğunu, davalının itirazlarının ve iddialarının hukuki mesnetten yoksun olduğunu, haksız bir menfaat sağlama gayesi ile yapılmış olduğundan reddi gerektiğini, müvekkil şirketin, davalı şirketten olan alacağının, elektrik kullanımına ilişkin ilgili sözleşme hükümlerinden kaynaklandığını, borca ve icra takibine konu fatura sözleşmedeki hükümlere karşılık düzenlendiğini, davalı şirketin ... numaralı sayacına ait ... nolu elektrik abonelik sözleşmesinden kaynaklı takibe konu ... fatura No'lu, 20/03/2023 tanzim tarihli, 31/03/2023 vade tarihli, 431.791,96 TL bedelli faturanın davalı tarafından halen ödenmediğini, davalının, müvekkili şirket portföyüne 01.11.2022 tarihinde giriş yaptığını ve borcunun zamanında ödenmemesi sebebiyle 28.2.2023 tarihinde müvekkilinin portföyünden çıkarıldığını, SKTT % 10,00 tarife paketi kullanım şartları gereği, sözleşme taahhüt süresinden önce sonlanması sebebiyle cayma bedeli 20/03/2023 tarihli faturaya yansıtıldığını, arz ve izahına çalıştığımız gerekçelerle, davanın kabulüne, davalının takibe, borca, faize faiz oranına ve tüm ferilerine yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına, itirazın haksız ve kötü niyetli olması nedeniyle %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı yana tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA VE KARŞI TALEP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı taraf ile müvekkili şirket arasında elektrik aboneliğine ilişkin 05.10.2022 tarihli sözleşme düzenlendiğini, bu sözleşme gereğince davalı şirketin, müvekkil şirketin ticari faaliyet gösterdiği işletmeye elektrik enerjisi sağladığını ve bunun karşılığında fatura edilen tutarların müvekkili şirket tarafından düzenli şekilde ödendiğini, dava konusu iddia edilen olayda ise müvekkili şirketin, Şubat 2023 düzenlenme ve 13.03.2023 son ödeme tarihli 167.912,91 TL tutarlı son faturasını, son ödeme tarihinden 20 gün gibi kısa bir süre sonra ödediğini ve ödemenin beklenilmesi ile ilgili de davacı şirket yetkilileri ile sözlü mutabakata varıldığını, fakat davacı şirketin kötü niyetli olarak müvekkiline sözleşmeyi feshettiklerini ve hiçbir şekilde var olmayan fahiş ve haksız bir cezai şart tutarını müvekkiline fatura ettiklerini, söz konusu bu bedelin, müvekkilinin tüm borçlarını belirlenen faiz oranları ile ödemiş olmasına rağmen haksız ve hukuka aykırı şekilde müvekkiline yansıtıldığını ve salt müvekkilinden menfaat temini amacıyla işlem yapıldığını, izah edilen tüm bu durumlar nedeniyle dava konusu haksız faturaya ve cayma bedeline dayanak gösterilen sözleşmenin, tekel niteliğinde hizmet sunan davacı şirket tarafından, önceden hazırlanan ve üzerinde müzakere edilmeden, gerekli açıklamalar yapılmadan, imzalanan tek tip bir genel işlem koşulu sözleşmesi olduğu bu haliyle müvekkili şirkete imzalattırıldığını, sözleşmenin haksız şart, haksız rekabet ve dürüstlük kuralı hükümlerine aykırı olduğunu, açıklamalar ışığında, davacı tarafın, müvekkili şirkete karşı haksız ve hukuka aykırı işlem tesis ettiği ve kötüniyetli davrandığı göz önünde bulundurularak davanın reddine ve davacı taraf aleyhine % 20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
DELİLLER :
Deliller; Dosya mevcudu, cevap dilekçesi, müzekkere cevapları ve bilirkişi raporudur.
Mahkememizin 12/05/2025 tarihli ön inceleme duruşmasında, uyuşmazlık konusu ticari defter kayıt ve belge örneklerini tarayıp görüntülerini flash bellek formatında sunmaları, ara karar gereği verilen süre dolduğunda, dosyanın Mali Müşavir, Elektrik Mühendisi ve Borçlar Hukuku Nitelikli Hesaplama uzmanından oluşan 3 kişilik bilirkişi heyetine tevdii ile, takip ve dava konusu edilen cayma faturasının düzenlenme koşullarının oluşup oluşmadığı, davalının cayma bedeline mahkum olmayı gerektirir sözleşme ihlalinin bulunup bulunmadığı, varsa niteliği, davacının davalıdan cayma bedeli talep edip edemeyeceği, edebilecek ise tutarı konusunda rapor düzenlenmesinin istenilmesine karar verilmiştir.
Mahkememiz dosyasına 19/08/2025 tarihli bilirkişi raporu ibraz edilmiştir.
Raporda özetle;" A. Mali yönden tespitler kapsamında:
1. Davacı ... ... A.Ş.nin davaya konu 2022-2023 dönemlerinde E-DEFTER mükellefi olduğu, kağıt ortamında tutulan ilgili dönem envanter defterlerinin açılış tasdikini TTK. Md. 64 ve devam eden maddeleri ile VUK 220-226 maddeleri hükmü uyarınca yasal sürede usule uygun şekilde noterden yaptırdığı, ticari defter tekil numaralarını zamanı içerisinde oluşturduğu görülmüş olup, davacının incelenen ticari defterlerinin lehinde delil niteliğinin nihai takdirinin Sayın Mahkemenizin emrinde olduğu,
2. Davalı ... LTD.ŞTİnin 2022-2023 dönemleri ticari defterlerini KAĞIT ortamında tutuğu, yevmiye defteri, defter-i kebir ve envanter defterlerinin açılış tasdiklerinin TTK. Md. 64 ve devam eden maddeleri ile VUK 220-226 maddeleri hükmü uyarınca yasal sürede usule uygun şekilde yaptırıldığı, yevmiye defterinin kapanış tasdikini yasal sürede yaptırdığı görülmüş olup, davalının incelenen ticari defterlerinin lehinde delil niteliğinin nihai takdirinin Sayın Mahkemenizin emrinde olduğu,
3. Tarafların ticari defter kayıtlarında cari hesap hareketleri karşılıklı tetkik edildiğinde;
Taraflar arasında ticari ilişkinin; davacının düzenlediği 5.12.2022 tarihli “tüketim faturası” ile başladığı ve yılında başladığı 20.03.2023 tarihli “cayma bedeli” faturası ile sonlandığı, Bu süre zarfında davalının davacıya “tüketim” faturalarının tamamını (4 adet tüketim fatura toplamı 863.583,91 TL) kısmi ödemeler ile tamamladığı ve “tüketim” faturalarından kaynaklı borcunun kalmadığı,
Davacının 20.03.2023 tarihinde düzenlediği 431.791,96 -TL bedelli “cayma bedeli” faturasını ise davalının dosyaya sunduğu 23.03.2023 tarihli e-posta ya göre davalının faturayı kabul etmediğini ileterek bu ticari defterlerine kaydetmediği,
NETİCETEN; tarafların bilirkişi incelemesine sundukları ticari defter kayıtlarına göre,
Davacının ticari defter kayıtlarında; 31/03/2023 son ödeme tarihli/ ... nolu “Cayma Bedeli” açıklamalı 431.791,96 -TL faturadan dolayı ticari defterlerinde davalıdan alacaklı olduğu,
Davalının ticari defter kayıtlarında; işbu faturayı kabul etmeyerek ticari defterlerine kaydetmemesi nedeniyle ticari defterlerinde cari hesabın bakiyesiz olduğu,
B. Borçlar mevzuatına yönelik inceleme neticesinde: Bilirkişi görevlendirmesi uyarınca “dava konusu edilen cayma faturasının düzenlenme koşullarının oluşup oluşmadığı, davalının cayma bedeline mahküm olmayı gerektirir sözleşme ihlalinin bulunup bulunmadığı, varsa niteliği, davacının davalıdan cayma bedeli talep edip edemeyeceği, edebilecek ise tutarı” hususunda
1. Taraflar arasında kurulan ... nolu Elektrik Abonelik Sözleşmesi'nin son sayfasında yer alan hükmün "..sözleşmenin tedarik başlangıç tarihinden sonraki ilk 24 ay içerisinde abone tarafından herhangi bir sebep ile feshedilmesi veya abonenin bu sürede herhangi bir neden ile tedarikçinin portföyünden çıkmış olma halinde ... fesih tarihine kadar kendisine düzenlenmiş olan faturaların ortalama tutarının 2(iki) katı kadar bedeli fesih tazminatı olarak ...derhal ödemeyi ...taahhüt eder." şeklinde olduğu; bu hükümde taraflarca TBK m. 179/1' hükmünce seçimlik ceza koşulunun (cezai şartın) kararlaştırılmış olduğu,
2. Davacı tarafından sözleşmede kararlaştırılan ceza koşulunun talep edilebilmesi için ya davalının “tedarik başlangıç tarihinden sonraki ilk 24 ay içerisinde herhangi bir sebep ile feshedilmesi” ya da “bu sürede herhangi bir neden ile tedarikçinin portföyünden çıkmış olması” gerektiği; dosya kapsamı incelendiğinde davalının sözleşmeyi feshettiğine dair bir ihtara rastlanmadığı;
3. Yukarıdaki mali incelemede “taraflar arasında ticari ilişkinin; davacının düzenlediği 5.12.2022 tarihli “tüketim faturası” ile başladığı ve yılında başladığı 20.03.2023 tarihli “cayma bedeli” faturası ile sonlandığı” tespit edildiği için davacının söz konusu ceza koşulunu talep edebilmesi için gereken “tedarik başlangıç tarihinden sonraki ilk 24 ay içerisinde herhangi bir neden ile tedarikçinin portföyünden çıkmış olması” yönündeki koşulun (şartın) gerçekleştiği ve davacının ceza koşulunu talep edebileceği kanaatine varılacağı; takdirin, HMK ve TMK m. 4 hükmü gereğince MÜNHASIRAN-TAMAMEN Sayın Mahkeme'ye ait olduğu,
4. sözleşmenin genel işlem koşulu içerip içermediği” hususunda borçlar mevzuatına yönelik inceleme neticesinde: Davalı tarafça 26.05.2023 tarihinde kurulan sözleşmenin genel işlem koşulu içerdiğinin iddia edildiği; bu kapsamda değerlendirme yapıldığında buna ilişkin T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nin 2021/1422F., 2022/1402K. sayılı ilamındaki "Bir sözleşme hükmünün genel işlem koşulu niteliğinde olup olmadığını hangi tarafın ispat etmesi gerektiğine ilişkin TBK da açık bir düzenleme olmamakla birlikte, 6502 sayılı TTK 5/3 maddesinden yola çıkılarak, önceden ve çok sayıda kullanmak amacıyla hazırlanmış belirli bölümleri boş olan ve sonradan doldurulan sözleşme hükümlerinin kural olarak müzakere edilmemiş olduğu, aksinin sözleşmeyi hazırlayan tarafça ispat edilmesi gerektiği kabul edilmeli, gerektiğinde bu konuda ticari ve e-posta yazışmaları, fakslar, sözleşme taslaklı vs. İspat vasıtalarından yararlanılmalıdır." şeklindeki kararı nazara alınırsa, sözleşmenin geçerli olup olmadığı, işbu sözleşmenin müzakere edilip edilmediği, gelen işlem şartı içerip içermediği hususunda:
- TBK m.20/1.c.l hükmünün “Genel işlem koşulları, bir sözleşme yapılırken düzenleyenin, ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanmak amacıyla, önceden, tek başına hazırlayarak karşı tarafa sunduğu sözleşme hükümleridir.”; TBK m. 21/1 hükmünün de “Karşı tarafın menfaatine aykırı genel işlem koşullarının sözleşmenin kapsamına girmesi, sözleşmenin yapılması sırasında düzenleyenin karşı tarafa, bu koşulların varlığı hakkında açıkça bilgi verip, bunların içeriğini öğrenme imkânı sağlamasına ve karşı tarafın da bu koşulları kabul etmesine bağlıdır. Aksi takdirde, genel işlem koşulları yazılmamış sayılır.” şeklinde olduğu; buna ilişkin Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin E. 2016/4676, K. 2017/3160, T. 29.5.2017 kararının “...bir sözleşmenin 6098 Sayılı TBK'nın m. 20 vd. uyarınca genel işlem koşulları denetimine tabi tutulması için Kanunda belirtilen ölçütlerin uygulanması gerekir. 818 Sayılı BK da olduğu gibi 6098 Sayılı TBK'da da sözleşme serbestisi ana kural olmakla birlikte, sözleşmelerin geçerliliği için 6098 Sayılı TBK'na, sözleşmenin hukuka aykırı genel işlem koşulları içermemesi unsuru getirilmiştir. Hem tüketiciler hem de tacirler için geçerli olan genel işlem koşulları denetimi, sözleşmelerin imzalanması aşamasında daha olumsuz durumda bulunan sözleşmenin tarafını dürüstlük kuralları kapsamında korumaktadır. Bir sözleşme hükmünün genel işlem koşulları sebebiyle yazılmamış sayılabilmesi için öncelikle, o hükmün genel işlem koşulu niteliğinde olup olmadığı tespit edilmelidir. Bu anlamda sözleşmenin tipi, türü ve niteliği önem taşımaz. Sözleşme eşya hukukuna, usul hukukuna veya ticari bir alım satıma, sigorta hukukuna, bankacılık hukukuna vs. dair olabilir. Bir sözleşme hükmünün genel işlem koşulu niteliğinde olabilmesi için ise, anılan hükmün genel işlem koşulunu kullanan tarafça, sözleşmenin kurulmasından önce, tek taraflı olarak, sadece o sözleşme için değil, çok sayıdaki benzer sözleşmelerde kullanmak amacıyla hazırlanmış ve karşı tarafın getirilen bu hükmü müzakere etmesine imkân tanımadan sözleşmenin imzalanmış olması gereklidir. Bir sözleşmedeki genel işlem koşulunun niteliğinin, objektif unsurlara göre belirlenmesi gerekmekte olup, bu hususta tarafların icra ettikleri meslekleri ve sıfatları, tacir veya tüketici olup olmadıkları önem taşımaz. Bir sözleşmenin önceden ve çok sayıda kullanım amacıyla oluşturulup oluşturulmadığını tespitte değişik ölçütler kullanılabilir. Söz gelimi ortada matbu bir metin var ve kullanılan ifadeler soyut ve genel ise, birden fazla sözleşmede kullanma niyetiyle önceden oluşturulduğu kabul edilebilecektir. Diğer sözleşme metinleriyle özdeş ifadeler içermemesi tek başına, o sözleşmenin genel işlem koşulu denetimine tabi tutulmasını engellemez. Bu noktada aranılacak en temel unsurlardan birisi de, genel işlem koşulunu kullanan tarafın, karşı tarafa bu hükmü, değiştirilmesini engelleyecek tarzda ve o niyetle sunmuş olmasıdır. Mamafih, tek seferlik bir anlaşma için hazırlanan sözleşme metni için genel işlem koşulundan söz etmek mümkün değildir. Genel işlem koşulu niteliğindeki bir hüküm, sözleşmenin taraflar arasında müzakere ve pazarlık sonucu imzalanmış ise, artık ortada hukuka aykırı bir sözleşme hükmünden değil, sözleşme özgürlüğü çerçevesinde, sözleşmede yer alan bireysel bir anlaşma hükmündensöz etmek gerekir. Ancak bir sözleşme, bütün hükümlerin tartışılarak tartışılarak sözleşmeye konulduğuna dair kayıt konulması, TBK m. 20/3 uyarınca, onları tek başına genel işlem koşulu olmaktan çıkartmayacağı, dosya kapsamı incelendiğinde, taraflar arasında müzakerenin yapıldığını gösteren bir delile rastlanmadığı " değerlendirme ve tespitleri yapılmıştır.
GEREKÇE :
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, Dava; "20.03,2023 tarihli cayma faturası 431.791,96 TL" açıklamalı olarak, 431.791,96 TL asıl alacak, 74.124,29 TL faiz olmak üzere 505.916,25 TL bedel üzerinden 27/07/2023 tarihinde ... İcra Dairesi 2023/... Esas sayılı dosyasında davacı tarafından başlatılan takibe, davalının itirazı üzerine ikame olunan itirazın iptali davasıdır.
Davacı, davalı ile imzalanan abonelik sözleşmesinin, sözleşme kapsamında düzenlenen elektrik faturasının ödenmemesi üzerine haklı nedenle feshedildiğini, bu nedenle davalının sözleşme ile kararlaştırılan cezai şartı ödemesi gerektiğini ileri sürerek cezai şart alacağı için düzenlenen faturanın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptalini talep etmekte, davalı ise cezai şarta ilişkin sözleşme maddesinin haksız şart niteliğinde olduğunu savunarak davanın reddini talep etmektedir.
Taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 6.2 maddesinde;
(i) Taraflardan birinin bu Sözleşme'nin veya Tarife Paketi'nin herhangi bir hükmünü ihlal etmesi halinde diğer taraf ve
(ii) ABONE'nin Sözleşme'nin 4.1.maddesi kapsamında elektrik satışın başlayamaması, ABONE'nin herhangi bir faturasını son ödeme tarihine kadar ödememiş olması, ABONE'nin İlgili Mevzuat'ın öngördüğü serbest tüketici limitinin altında kalması, ABONE'ye karşı herhangi bir kimse tarafından iftas, haciz, ihtiyati haciz, konkordato vb. yollardan yasal kovuşturmaya başlanması hallerinde ... işbu Sözleşme'yi derhal ve Sözleşme'den doğan hakları saklı kalmak üzere haklı nedenle ve tek taraflı olarak feshedebilir. Bu madde kapsamında ... tarafından bir fesih yapılması halinde, ABONE işbu fesih nedeniyle ...'ın uğradığı zarar ve ziyanı, tüm masrafları, ve ayrıca kullandığı Tarife Paketi'nde öngörülen iptal bedeli, fesih tazminatı, cezai şart ve diğer bedelleri ödemekle yükümlüdür. ..., bu madde kapsamında fesih halinde, her türlü zarar ve ziyanını karşılamak için avukatlık ücreti dahil tüm takip ve icra masraf, gider ve ücretleri ABONE'ye ait olmak üzere, yasal takip yollarına başvurabilecektir. ...'ın bu madde hükümlerine uygun olarak Sözleşme'yi feshetmesi durumunda, ABONE'nin tazminat, zarar veya ziyan talep hakkı olmayacaktır." şeklinde düzenleme yapıldığı, sözleşme ekinde bulunan "Aboneye Özel Sözleşme Koşulları"nın 1 inci maddesinde; ... Sözleşmenin tedarik başlangıç tarihinden sonraki ilk 24 ay içerisinde abone tarafından herhangi bir sebep ile feshedilmesi veya bu sürede herhangi bir neden ile tedarikçinin portföyünden çıkmış olma halinde faturaların ortalama tutarının 2(iki) katı kadar bedeli fesih cezası olarak derhal ödemeyi kabul, beyan ve taahhüt eder." denildiği, 2 inci maddesinde ise Aboneye Özel Sözleşme Koşullarının sözleşmenin eki ve ayrılmaz nitelikteki bir parçası olduğu, çelişen hususlarda Özel Sözleşme Koşullarının geçerli olduğunun belirtildiği görülmektedir. Görüldüğü üzere sözleşmenin 6.2 maddesinde davacının sözleşmeyi haklı nedenle feshetmesi halinde davalının tarife paketinde öngörülen cezai şartı talep edebileceği belirtilmişken, sözleşmenin eki niteliğindeki Aboneye Özel Sözleşme Koşulları'nda sözleşmenin davacı tarafından haklı nedenle feshi hali için herhangi bir cezai şart öngörülmemiş, sadece sözleşmenin ilk 12 ay içerisinde davalı abone tarafından feshedilmesi veya bu sürede herhangi bir neden ile tedarikçinin portföyünden çıkmış olması halleri için cezai şart ödenmesi kararlaştırılmıştır. Bu durumda sözleşmede açıkça çelişen hallerde Aboneye Özel Sözleşme Koşullarının uygulanacağı belirtildiğinden Aboneye Özel Sözleşme Koşullarının uygulanması gerektiği kabul edilmelidir. Aboneye Özel Sözleşme Koşulları'nda haklı nedenle fesih hali için herhangi bir cezai şart belirlenmediğinden, ayrıca düzenlenen gerekçeli denetime elverişli bilirkişi raporu da dikkate alınarak, üst başlığında da görüldüğü sözleşmenin davacı matbu evrakı niteliğinde olduğu, evrakta yer alan boşlukların sonradan doldurulduğu, cezai şart hükümlerinin imzadan önce müzakere edildiğine davalının hangi hukuki yarar karşılığı cezai şartı kabul ettiğine dair bir delilin bulunmadığı bu haliyle cezai şart hükmünün TBK 20 ve 21 maddeleri gereği yok hükmünde olduğu da gözetilerek, davanın reddine aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklanmış olduğu üzere;
1-Davanın Reddine,
2-Davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine,
3-Alınması gerekli 615,40 TL karar ve ilam harcı peşin alındığından bu hususta hüküm kurulmasına yer olmadığına,
4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 79.887,00 TL nisbi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına.
6-Tarafça yatırılan gider avansından geriye kalan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine,
7-Tarafların dava şartı olan arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, arabuluculuk son tutanağı aslından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanun'un 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 4.600,00TL nin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına.
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 22/09/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır