T.C.
İSTANBUL
18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2025/145 Esas
KARAR NO:2025/716
DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:26/02/2025
KARAR TARİHİ:21/10/2025
Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında ticari ilişki bulunduğunu, davalıya, müvekkili şirkete ait hijyenik rulo başta olmak üzere, çeşitli ürün ve malzemeler satılıp ve teslim edildiğini, karşılıklı fatura ve ödemeler gerçekleştirildiğini, ancak 600 adet ... satışına istinaden davalıya kesilen 18.09.2024 tarih ve ... belge numaralı 19.080 TL bedelli e-fatura davalı tarafça ödenmediğini, yapılan görüşmelerin sonuçsuz kaldığını, fatura alacağının tahsili amacıyla .... İcra Müdürlüğü 2024/... Esas sayılı takip dosyası ile ilamsız takip başlatıldığını, başlatılan icra takibine davalı tarafından itiraz edildiğini ve takibin durduğunu, haksız ve yersiz itirazının iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; icra takibi ve dava konusu alacak ile ilgili müvekkilinin herhangi bir borcu bulunmadığını, alacaklı olduğunu iddia eden davacının bunu ispatlaması gerektiğini, alacaklının düzenlediği faturadaki malların yada hizmetin karşı tarafa teslim edildiğini, davacı icra takibi dayanağında cari hesap ekstresine dayanmamış olup dava dilekçesi ekinde sunulan cari hesap ekstresine itibar edilmemesi gerektiğini, davacı işbu davada icra inkar tazminatı talep edemeyeceği gibi aynı zamanda davacı, takibi kötüniyetle başlattığını, davacı aleyhine kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini dava davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Dava, cari hesap alacağından kaynaklı davalı aleyhine başlatılmış olan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Somut olayda; Taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacı tarafından davalı aleyhine tahakkuk ettirilmiş olan 18.09.2024 tarihli ... belge numaralı 19.080 TL bedelli faturanın tahsili amacıyla 19.080,00 TL asıl alacak, takip öncesi işlemiş 1.505,49 TL faiz olmak üzere toplam 20.585,49 TL üzerinden başlatılan ... İcra Müdürlüğünün 2024/... Esas sayılı icra takip dosyasına davalının yapmış olduğu itirazının iptali ile takibin devamına ve alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi talebi ile işbu davanın açılmış olduğu görülmüştür.
İtirazın iptali davalarında alacaklının, İİK m.67 uyarınca borçlunun süresi içerisinde icra dosyasına yapmış olduğu itirazının, kendisine tebliği tarihinden itibaren bir sene içerisinde genel mahkemelere yapacağı başvuru üzerine genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat etmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup sürenin başlaması için borçlunun itirazının alacaklıya tebliği zorunludur. İşbu dava dosyasının temelini teşkil eden icra dosyasında yapılan kontrolde borçlunun süresi içerisinde icra dosyasına yapmış olduğu itirazın alacaklıya tebliğ edilmemiş olduğu, bu hali ile davanın süresinde açılmış olduğu kabul edilmekle yargılama yapılmıştır.
Mahkememizce icra dosyası celp edilip incelendiğinde davalı borçlunun borca itiraz ile birlikte "İcra takibi yetkili icra dairesinde açılmamıştır. Müvekkil şirketin adresi yukarıda da görüldüğü üzere Avcılar/İSTANBUL sınırlarındadır. İcra takibi yetkisiz icra müdürlüğünde açılmıştır. Yetkili icra müdürlüğü müvekkil şirketin merkezinin bağlı bulunduğu Küçükçekmece İcra müdürlüğüdür. Bu sebeple yetkiye de itiraz ederiz." şeklinde beyanda bulunarak icra dairesinin yetkisine de itiraz etmiş olduğu görülmekle esas girilmeden önce icra dairesinin yetkisine yönelik yapılmış olan itiraz öncelikli olarak değerlendirilmiş olup bu doğrultuda yerleşik içtihatlar uyarınca itirazın iptâli davasının görülebilmesi, geçerli bir icra takibinin varlığına bağlıdır. Ortada geçerli takip yoksa itirazın iptâli davasının görülebilmesine usulen olanak yoktur. İcra dairesinin yetkisine itiraz halinde bu itiraz usulünce incelenip sonuçlandırılmadığı sürece geçerli bir takibin varlığından söz edilemez. O halde mahkemece, icra dairesinin yetkisine itiraz edildiği gözetilerek eldeki dava da öncelikle bu itiraz incelenerek doğru bir şekilde karar verilmelidir. Hukuk Genel Kurulunun 06/04/2004 tarih, 2004/19-410 esas, 2004/471 karar sayılı ilamı da bu yöndedir.
İcra takiplerinde yetki hususu, 2004 sayılı İİK’nın 50. maddesi yollaması ile usul Kanunu hükümlerine göre yapılmaktadır.
İİK’nın 50. maddesi; "(Değişik: 3/7/1940-3890/1 md.) Para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunur. Şu kadar ki, takibe esas olan akdin yapıldığı icra dairesi de takibe yetkilidir.
Yetki itirazı esas hakkındaki itirazla birlikte yapılır. İcra mahkemesi tarafından önce yetki meselesi tetkik ve kati surette karara raptolunur.
İki icra mahkemesi arasında yetki noktasından ihtilaf çıkarsa Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 25 inci maddesi hükmü tatbik olunur." düzenlemesini içermektedir.
HMK 17.maddesi “Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır.” hükmünü haizdir.
HMK'nın 6. maddesine göre genel yetkili icra dairesi, davalı gerçek veya tüzel kişinin takibin yapıldığı tarihteki yerleşim yeri icra dairesidir. Aynı Kanunun 10.maddesine göre ise sözleşmeden doğan takiplerde, sözleşmenin ifa edileceği yer icra dairesi de yetkilidir. Bu da özel yetkiye ilişkin bir düzenlemedir. Takip davacının seçimine göre, hem genel ve hem de özel yetkili mahkemede açılabilir. 6100 sayılı HMK'nın 17. maddesinde tacirler ve kamu tüzel kişilerinin aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşme ile yetkili kılabilecekleri, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça davanın sadece sözleşme ile belirlenen bu mahkemelerde görülebileceği şeklinde düzenleme yapılmıştır. Yetki sözleşmesi de ancak kesin yetki bulunmayan hallerde ve tarafların tacir veya kamu tüzel kişisi olmaları halinde geçerli olarak yapılabilir.
6098 sayılı TBK'nın 89. maddesine göre, borcun ifa yeri konusunda aksine bir anlaşma yoksa, para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde; parça borçları, sözleşmenin kurulduğu sırada borç konusunun bulunduğu yerde; bunların dışındaki bütün borçlar, doğumları sırasında borçlunun yerleşim yerinde ifa edilir.
Somut olayda taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında TBK m.89 hükmü uyarınca davacının yerleşim yeri adresinin Kağıthane / İstanbul olması sebebiyle davalının icra dairesinin yetkisine yönelik itirazının reddine karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur.
Yargılama esnasında tarafların karşılıklı tacir olmaları sebebi ile öncelikle defterlerinin incelenmesi gerektiğinden mahkememizin ön inceleme celsesinde taraflara usulüne uygun ihtaratı içerir şekilde uyuşmazlık konusu alacağın incelenebilmesi amacıyla tarafların 2024- 2025 yıllarına ait ticari defterlerini sunmak üzere verilen kesin süre içerisinde davalı tarafın mahkememize herhangi bir ticari defter, belge ibraz etmediği gibi mahkememizce verilmiş olan kesin süre içerisinde defterlerin yerinde incelenmesi talebinde de bulunmamış olduğu görülmekle işbu hali ile HMK m.222 hükmü uyarınca davalının ticari defterlerini ibrazdan kaçınmış olduğu kanaatine varılmakla yargılama esnasında davacı tarafın ibraz etmiş olduğu ticari defterler ve taraflara ait celp edilen BA- BS formları karşılaştırmalı olarak incelenmek sureti ile 1 mali müşavir bilirkişisinden rapor alınmış olup mahkememize ibraz edilen raporda özetle;
Davacı şirketin 2024 Yılında ticari defterlerini TTK 64/3 hükümleri doğrultusunda e- defter uygulaması ile elektronik ortamda tuttuğu, defter yüklemelerinin zamanında yapıldığı, dönem beratlarının alındığı, envanter defteri noter açılış tasdikini zamanında yaptırdığı, defterlerin usulüne uygun tutulduğu ve birbirini doğruladığı davacı şirket ait 2024 Yılı ticari defterlerin HMK 222/2 hükümlerine göre delil teşkil ettiği, tespit edilmiştir.
Duruşma tutanağın davalı vekiline duruşma gününde tebliğ edildiği halde davalı şirketi ticari defterlerinin dosyaya sunulmadığı gibi yerinde inceleme talebinde de bulunulmadığından davalı ticari defterleri üzerinde inceleme yapılamadığı,
Davacı şirket ticari defterleri ile dava konusu muhasebe hesap ve kayıtlarına göre; davacı şirketin 2024 yılında davalı şirkete düzenlediği 18.09.2024 tarih, ... numaralı 19.080,00.-TL faturadan dolayı, ödeme emri tarihinde 19.080,00.-TL fatura alacağının olduğu, tespit edilmiştir.
Marmara Kurumlar Vergi Dairesi Müdürlüğü 10.03.2025 tarih ... Sayılı yazısına ekli davalı şirkete ait aylık karşılaştırmalı BS/BA formlarına göre; davalı şirketin, davacı şirketten 2024/Eylül ayında Yılında 1 adet belge karşılığı KDV hariç 15.900,00 .-TL mal/hizmet faturası aldığı, (KDV dahil 19.080,00.-TL) tespit edilmiştir.
Takibe konu edilen ve davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen 18.09.2024 tarih, ... numaralı 600 adet hijyenik rulo bedeli içerikli 19.080,00.-TL bedelli e-temel Faturanın Gelir İdaresi Başkanlığı e-fatura portalı üzerinden davalı şirkete tebliğ edildiği, fatura içeriği 600 adet hijyenik rulonun 18.09.2024 tarih, ... numaralı e-temel irsaliye eşliğinde davalı şirket adına Muharrem Ok isimli kişiye teslim edildiği, tespit edilmiştir.
Bilindiği üzere e- temel faturaların; fatura düzenlenen kişi/kurum tarafından TTK 21/2 hükmü kapsamında e-fatura portalı üzerinden 8 gün içerisinde kabul etmeme hakkının bulunduğu, ancak iptal yetkisinin bulunmaması sebebiyle kabul edilmeyen temel faturanın TTK 18/3 maddesi kapsamında davalıya gönderilmesi gerektiği ancak vakıada bu durumun gerçekleşmediği ve takip konusu faturanın kesinleştiği, tespit edilmiştir.
Taraflar arasında akdedilmiş herhangi bir sözleşme bulunmadığı gibi; taraflar arasında borcun ifa edileceği muayyen bir gün belirlenmediği, davacı şirketin, davalı borçluya muaccel olan borcunu ödemesi yönünde herhangi bir ihtarda bulunmadığı, davacının, takip talebinde ise asıl alacağı üzerinden TTK 1530 kapsamında temerrüt faizi tahakkuk ettirdiği, bu sebeple davacı talebi doğrultusunda TTK 1530/4 kapsamına göre 18.09.2024 fatura tarihinden 30 gün sonrası olan 19.10.2024 tarihinin temerrüt tarihi olarak belirlenerek 20.12.2024 takip tarihine kadar davacı lehine 1.505,49.-TL temerrüt faizi hesaplandığı,
Tüm bu nedenlerle; Davalı şirket tarafından .... İcra Dairesinin 2024/... Esas Sayılı dosyasına edilen itirazın, 20.12.2024 takip tarihinden itibaren 19.080,00.-TL fatura alacağı, 1.505,49.-TL TTK 1530 kapsamında talep edilen ticari temerrüt faizi ile birlikte toplam 20.585,49.-TL üzerinden iptali, icra inkar tazminatı hükmünün Yüce Mahkemenize ait olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Şeklinde kanaat bildirildiği görülmüştür.
Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre fatura emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır (229. md.). Fatura malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami "yedi gün" içinde düzenlenir. Bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır (231/5. md.). 6102 sayılı TTK'da da fatura konusunda hükümler vardır. Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir” (6102 Sayılı TTK 21/1) Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2).
Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir (Bknz. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin 2020/297 Esas, 2020/327 Karar Sayılı, 04/06/2020 Tarihli İlamı).
Benzer mahiyette bulunan Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 11/11/2020 tarihli 2019/3926 E. 2020/2954 K. sayılı ilamında; "...Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarih ve 2001/1 Esas, 2003/1 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere; bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır (Fatura ve dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.). Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. İşin bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir.
... Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. ... bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi halinde alacaklının HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85.) maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir..." şeklindeki ilamı bir bütün olarak incelendiğinde davacı tarafından düzenlenmiş olan tüm faturaların davalının defterlerinde kayıtlı olduğu, davalı tarafından vergi dairesine usulüne uygun şekilde bildirildiği görülmüş olup bu hali ile ispat yükünün davalının üzerine geçmiş olduğu anlaşılmış olup davalının aksini ispatlayamadığı kanaatine varılmakla davacının icra takip tarihi itibari ile davalıdan fatura bedeli miktarınca alacağı olduğu kanaatine varılmıştır.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin 2025/1096 Esas, 2025/1243 Karar Sayılı, 01/09/2025 Tarihli "... Dava; üç adet faturaya dayalı bakiye alacağın ve işlemiş faizin tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali istemidir.
Davacı vekili, icra takibine konu edilen faturaların vadelerinin belli olduğunu, fatura tarihinden itibaren 60 gün vade tanındığını, vadenin belirli olduğunu ileri sürerek icra takip tarihine kadar hesaplanan gecikme faizi isteminin de kabulü gerektiğini ileri sürerek, kısmen red kararının kaldırılarak işlemiş faize hükmedilmesini talep etmiştir.
TTK'nın 1530.maddesi; yalnızca mal ve hizmet tedariki amacıyla akdedilen sözleşmelerde, mal veya hizmet karşılığı ödenecek bedelde temerrüde düşüldüğü durumda ve iki ticari işletme arasında akdedilen sözleşmeler bakımından uygulanır. TTK. m. 1530 borcunu zamanında ödemeyen borçlunun ihtara gerek olmaksızın temerrüde düşmesi ve faize hak kazanmasını öngörür. Ancak; TTK'nın 1530. maddesi mal tedarik sözleşmesine ilişkin olup, satış sözleşmelerine uygulanmaz. İcra takip tarihinden önceki dönem için temerrüt faizine hükmedilmesi TBK'nın 117. maddesi koşullarına bağlı olup icra takip tarihinden önce davalıya temerrüt ihtarı gönderilmesi gerekir.
Temerrüt, en kısa tanımıyla, alacaklı tarafından talep edilebilir (muaccel) hale gelmiş bir borcun ifasındaki gecikmedir ve kural olarak, bu tür (muaccel) bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarı ile temerrüde düşer.Temerrüt için aranan ihtar hukuki işlem benzeri fiil mahiyetinde olup, alacaklının alacak miktarını belirterek borçludan borcun ifasını istemesi, ifayı kabule hazır olduğunu bildirmesi anlamına gelir. İhtar kural olarak şekle tabi olmayıp, yapılmadığı itirazı vaki olursa aksinin ispatı, niteliği gereği alacaklıdan beklenir.
6098 sayılı TBK’nın 117. maddesi/2. fıkrasına göre "borcun ifa edileceği gün müttefikan tayin edilmiş … ise, mücerret bugünün hitamı ile borçlu mütemerrit olur". Eğer böyle bir tarih belirlenmemişse bu kez aynı maddenin 1. fıkrası uygulanır ve bu fıkrada da muaccel bir borcun borçlusunun, alacaklının ihtarıyla mütemerrit olacağı belirtilmiştir. Nihayet böyle bir ihtar da yoksa temerrüt icra takibi ya da dava açılmasıyla gerçekleşir.Ancak; fatura üzerinde bulunan vade tarihi ancak alacağın muaccel olması sonucunu doğurur. (Yargıtay 19 HD. 2017/3266-2018/4228 E-K sayılı ilamı)
Alacağın muaccel olması ile temerrüt birbirinden farklı olgulardır. Somut olayda, faturalara dayalı alacak yönünden takip öncesinde bir temerrüt uyarısının bulunmadığı sabittir. Fatura üzerinde yazılı olan ödeme tarihleri temerrüt tarihi olarak kabul edilemez. VUK hükümlerince faturanın muhteviyatı belirlenmiş olup, fatura üzerinde yazılı bulunan vadenin alacağın muaccel olduğu tarihi göstermesi ve salt faturaya itiraz edilmemesi sebebiyle taraflarca kararlaştırılmış kesin vade olarak kabul edilemeyeceğinden, davacının işlemiş faiz isteminin reddine ilişkin hükme yönelik istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir." şeklindeki gerekçeli ilamı da göz önünde bulundurulduğunda somut olayda taraflar arasında yazılı bir mal tedarik sözleşmesinin olmadığı gibi yazılı bir satış sözleşmesinin de olmadığı, temerrüt koşullarının belirlenmediği, davadan önce davalıya herhangi bir ihtarname gönderilmemiş olması sebebiyle TTK 1530. Maddenin uygulanma koşullarının oluşmadığı kanaatine varılarak davacının takip öncesi işlemiş faiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacının dava dilekçesi ile borçlunun %20'den aşağıda olmamak üzere inkar tazminatı ödemesine hükmedilmesi yönündeki talebi değerlendirildiğinde İİK m. 67 hükmü uyarınca davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun itirazında haksızlığına karar verilmiş olması ve alacağının likit olması gerekmekte, kural olarak davalı borçlunun kötü niyetli olması şartı aranmamaktadır. Somut olayda davacının davasında haklı olduğu, dava konusu asıl alacağın fatura alacağından kaynaklı olması sebebiyle likit olduğu ve davalının haksız olarak takibe itiraz etmiş olduğu anlaşılmakla davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulüne karar verilmekle icra dosyasında asıl alacak tutarı olan 19.080,00 TL 'nin %20'si oranında olan 3.816,00 TL'nin icra inkar tazminatı olarak davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklanmış olduğu üzere;
1-Davacının DAVASININ KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ ile; davalının ... İcra Müdürlüğünün 2024/... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın 19.080,00 TL asıl alacak üzerinden İPTALİ ile; takibin kaldığı yerden devamına,
-Asıl alacak tutarına takip tarihinden tahsil tarihine kadar temerrüt faizi işletilmesine,
-Davacının fazlaya dair isteminin reddine,
2-Davalının haksız itirazları nedeniyle mahkememizce kabulüne karar verilen asıl alacak tutarı olan 19.080,00 TL 'nin %20'si oranında olan 3.816,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
3-Alınması gerekli olan 1.303,35-TL karar ilam harcından dava açılırken başlangıçta peşin olarak alınan 615,40-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 687,95-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan 615,40-TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından sarf edilen dava açılış gideri: 702,90 -TL (başvurma ve vekalet harçları) davetiye, posta gideri: 310,00-TL, bilirkişi ücreti: 5.000,00-TL olmak üzere toplam: 6.012,90-TL yargılama giderinin %93 kabul - ret oranı üzerinden hesaplanan 5.592,00-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanının davacı üzerinde bırakılmasına
6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 19.080,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen miktar üzerinden AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 1.505,49-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
8-Tarafların dava şartı olan arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, arabuluculuk son tutanağı aslından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanun'un 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 4.600,00-TL'nin %93 kabul - ret oranı üzerinden hesaplanan 4.278,00-TL'sinin davalıdan, kalan 322,00-TL'sinin ise davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
9-Taraflarca yatırılan gider avansın arta kalan kısmı karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, HMK madde 341 hükmü uyarınca KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 21/10/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır