T.C.
İSTANBUL
18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2025/171 Esas
KARAR NO:2025/326
DAVA:Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:06/03/2025
KARAR TARİHİ:06/05/2025
Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; ... ili ... ilçesi ... ... mahallesi, ... Bulvarı N:... adresinde bulunan abonelik için H/... numaralı kaçak elektrik kullanım tespit tutanağı tanzim edildiğini, müvekkilinin işlettiği otele gelen davalı kurum personellerince kaçak elektrik kullanma gerekçesiyle 1.193,716.33 TL' lik kaçak elektrik faturası tahakkuk ettirilerek elektriğin kesildiğini, haksız uygulanan kaçak elektrik faturasının iptaline karar verilmesini ve oluşan maddi manevi zararın giderilmesi durumu hasıl olduğunu, Müvekkil hiçbir şekilde kaçak elektrik kullanmadığını, müvekkili adına düzenlenen 1.193,716.33 TL' lik kaçak elektrik faturasının iptalini, olay tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte fazlaya ilişkin hakları saklı tutulmak üzere gelir kaybı ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıp olmak üzere 250.000 TL maddi tazminatın davalıdan tahsil edilmesini, olay tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faiz ile birlikte fazlaya ilişkin hakları saklı tutulmak üzere 500.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsil edilmesini talep etmiştir.
Davalı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinin davalı kısmından ve dilekçe muhteviyatından huzurdaki davanın "... ... A.Ş."ye yöneltildiğini, dava dilekçesinde yazılı unvana sahip herhangi bir şirket bulunmadığını, davalı kısmına davanın yöneltilmek istenildiği şirketin vergi/mersis numarası da yazılmamış olduğunu, söz konusu unvan ile hangi şirketin kastedildiğinin anlaşılamadığını, UYAP üzerinde "Taraf Bilgileri" kısmında davalı olarak "..." yazıyor olması ve dava dilekçesi ve eklerinin müvekkil şirket ... A.Ş.'ye tebliğ edilmiş olmasına karşılık tevzi formunda davalı olarak ... ANONİM ŞİRKETİ göründüğünü, ... A.Ş. (...) ile ... A. Ş. (...) ayrı tüzel kişiliğe sahip birbirinden ayrı iki şirket olup dava dilekçesinde yer alan "... A.Ş." isimli herhangi bir şirket bulunmadığını, arz ve izah edilen nedenlerle davalı tarafın belirsizliği karşısında dava dilekçesinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu gereğince asgari şartları sağlamıyor olması nedeniyle davanın usulden reddini, davanın dava dışı ... ... yöneltilmiş olması karşısında davanın müvekkili şirket açısından husumet nedeniyle, mahkemeniz aksi görüşte ise arabuluculuk dava şartının yerine getirilmemiş olması nedeniyle usulden reddini, yine mahkemeniz aksi görüşte ise açılan davanın esastan reddini talep etmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Dava, kaçak tüketim tutanağından kaynaklı olarak menfi tespit, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Somut olayda davacı vekili tarafından mahkememize ibraz edilmiş olan dava dilekçesinde özetle; davacı aleyhine tutulmuş olan H/730325 numaralı kaçak elektrik kullanım tutanağından kaynaklı olarak toplamda 1.193,716.33 TL' lik fatura tahakkuk ettirilmiş olduğunu, bu faturaya ve tutanağa konu adresin davacı tarafından otel olarak işletilmekte olduğunu, müvekkilinin zarara uğradığını beyanla "Tarafımıza 1.193,716.33 TL' lik kaçak elektrik faturasının iptaline karar verilmesini, Olay tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte fazlaya ilişkin haklarımız saklı tutulmak üzere gelir kaybı ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıp olmak üzere 250,000 TL maddi tazminatın davalıdan tahsil edilmesine, Olay tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faiz ile birlikte fazlaya ilişkin haklarımız saklı tutulmak üzere 500.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsil edilmesine," şeklinde talep sonucu açıklanmış ancak dava değeri olarak 750.000,00-TL gösterilmiş olması sebebiyle talep sonucunun açıklanmasına yönelik olarak mahkememizin tensip zaptı kapsamında tesis edilen ara kararlar uyarınca beyanda bulunmak için verilen süreye rağmen talep sonuçları ve dava değeri bakımından beyanda bulunulmaması üzerine mahkememizin 06/05/2025 tarihli celsesinde "DAVACI VEKİLİNDEN; İşbu davada H/730325 tarihli kaçak tespit tutanağından kaynaklı tahakkuk ettirilmiş olan 1.062.613.93 TL ve 131.102.40 TL olmak üzere toplam 1.193.716.33 TL'lik faturalardan kaynaklı olarak menfi tespit taleplerinin olup olmadığı, varsa her bir fatura bakımından ayrı ayrı dava değerinin ne kadar olduğu hususu" sorulmuş olup cevaben işbu davada hem menfi tespit talebimiz hemde maddi ve manevi tazminat talebimiz vardır şeklinde beyanda bulunmuş olduğu görülmüştür. Bu kapsamda her ne kadar dava değerinin toplamda 1.943.716,33 TL olduğu (menfi tespit talebine konu edilen 1.193.716.33 TL'lik fatura bedeli + 250.000,00 TL maddi tazminat + 500.000,00 TL manevi tazminatın toplamı) ve bu miktar üzerinden harç alınması gerektiğinden öncelikle harç tamamlaması yaptırılması gerekmekte ise de aşağıda detaylıca açıklanacağı üzere işbu davada dava şartlarının eksik olması ve bu kapsamda usulden verilen ret kararlarının maktu harca tabi olması sebebiyle yargılamanın daha fazla uzamasına sebebiyet verilmemek amacıyla harç tamamlaması yaptırılmaksızın karar tesis edilmiştir.
Mahkememizce yapılan kontrolde; İşbu davanın 06.03.2025 tarihinde ... ... Elektrik Perakende Satış Anonim Şirketi aleyhine açıldığı, dava dilekçesinde ve tensip zaptında bu davalının adının yer aldığı, henüz tebliğ işlemlerine geçilmeden önce davacı vekili tarafından sunulan 10.03.2025 tarihli beyan dilekçesi ile birlikte tarafta maddi hata yapıldığı, davalının "... A.Ş." şeklinde düzeltilmesi talebinde bulunmuş olduğu, söz konusu talep üzerine sehven herhangi bir ara karar oluşturulmadan ... ... Elektrik Perakende Satış Anonim Şirketi'nin UYAP sisteminden kaydının silinerek yerine davalı olarak ... A.Ş.'nin eklendiği ve dava dilekçesinin işbu tarafa tebliğ edilmiş olduğu, ... A.Ş. Tarafından sunulan cevap dilekçesinde husumet ve dava şartı arabuluculuk yoluna ilişkin olarak usuli itirazların öne sürülmüş olduğu anlaşılmakla mahkememizin 06/05/2025 tarihli celsesinde "....: Mahkememizce davacı vekilinin 10.03.2025 tarihli taraf değişikliğine ilişkin beyan ve talep dilekçesi akabinde UYAP sisteminde değişiklik yapılan 10.03.2025 tarihi itibariyle HMK m.124 hükmü kapsamında davacının talebinin kabul edildiğinin ve davalının ... A.Ş. Olarak sisteme kaydının yapıldığının, davalının ... A.Ş. Olduğunun tespitine karar verildi. Tefhimle açık yargılamaya devam olundu." şeklinde tesis edilmiş olan ara karar akabinde duruşmaya devam olunmuştur.
Mahkememizin işbu dosyası ile emsal mahiyette olan Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2024/8908 Esas, 2024/13583 Karar Sayılı, 15.10.2024 Tarihli "... Yeni davalıya karşı dava bu talebin yöneltilmesiyle açılmış sayılır ve dava açılmasının usul hukukuna ilişkin sonuçları doğar. O hâlde, yeni davalının davaya katıldığı tarihe göre, yeni davalı bakımından dava şartları kontrol edilmelidir. Bu bağlamda yeni davalı taraf, dava ehliyetine sahip olmalı; aynı şekilde usulüne uygun temsil edilmelidir. Bu şartlar mevcutsa, yeni davalı eski davalının yerine davaya devam edebilir. Aksi takdirde, taraf değişimi gerçekleşmez (Taş Korkmaz, s. 291).
... Bu açıklamalara göre 6100 sayılı Kanun'un 124 üncü maddesine göre iradi taraf değişikliği talebinden önce, yeni tarafa karşı arabuluculuk başvurusunda bulunularak arabuluculuk faaliyetinin tamamlanmış olması hâlinde, arabuluculuk dava şartının gerçekleştiği kabul edilmelidir." şeklindeki gerekçeli ilamı, ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 2024/87 Esas, 2024/79 Karar Sayılı, 11/12/2024 Tarihli "Uyuşmazlık, tarafta iradi değişiklik sonucu arabuluculuk dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine dair verilen kararın yerinde olup olmadığı noktasındadır.
HMK m. 124 tarafta iradi değişikliği; TTK m.5/A ticari davalardan konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce ara bulucuya başvurulmuş olması zorunluluğunu; HMK m.114/2 diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümlerin saklı olduğunu; HMK m.115 dava şartlarının incelenmesine dair hükümleri içermektedir. Eldeki dava; ara buluculuk hükümlerine tabi olan, tarafları ticaret şirketi tacir olan davalardan olmakla, dava açılmadan önce aranan özel dava şartı ara buluculuk yoluna başvurulması şarttır. Somut davada, dosya kapsamına sunulu bilgi - belge - delil ve beyanlardan davacı ... ... ... A.Ş. tarafından davalıdan alacaklı olduğu iddia olunan dava konusu alacağın tahsiline dair ticari dava öncesi ara buluculuk yoluna başvurulmadığı belirlenmiştir. Davacı tarafından, taraf değişikliğine gidilen her iki şirketin aynı grup şirketi olduğu bu yanılgı nedeni ile bir şirket için gerçekleşen şartın diğerine teşmil ettirilebileceği ileri sürülmüş ise de; her iki şirketin ayrı tüzel kişilikler olduğu muhakkak olmakla, şirketlerin tüzel kişiliklerinin farklı olduğu dikkate alınarak taraf değişikliğine gidilen ... ... ... A.Ş. yönünden ara buluculuk dava şartının gerçekleşmediğinin kabulü gerekir." şeklindeki gerekçeli ilamı kapsamında yargılama esnasında 06/05/2025 tarihli celsede davacı vekilinden ayrıca işbu davadaki talepleri bakımından dava dilekçesi ekinde ibraz edilmiş olan arabuluculuk tutanağı haricinde herhangi bir arabuluculuk başvurularının olup olmadığı hususu sorulmuş olup cevaben "Dava dilekçesi ekinde ibraz edilmiş olan arabulculuk tutanağı haricinde herhangi bir arabuluculuk yoluna başvurulmamıştır, söz konusu tutanakta aynı şirketin vekili ile görüşme sağlanmış akabinde dava açılmıştır, karşı tarafın şirketin sıfatına ilişkin olarak beyanı kapsamından HMK 124 uyarınca maddi hataya dayalı olarak taraf değişikliği talebinde bulunduk" şeklinde beyanda bulunulmuştur.
6100 Sayılı HMK'nın "Dava şartlarının incelenmesi" başlığını taşıyan 115. Maddesinin 1. Fıkrası "(1) Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler." uyarınca yargılamanın her aşamasında dava şartlarının bulunup bulunmadığının re'sen incelenmesi gerektiğinden aynı kanunun "Dava şartları" başlığını taşıyan 114. Maddesi uyarınca " (1) Dava şartları şunlardır:
a) Türk mahkemelerinin yargı hakkının bulunması.
b) Yargı yolunun caiz olması.
c) Mahkemenin görevli olması.
ç) Yetkinin kesin olduğu hâllerde, mahkemenin yetkili bulunması.
d) Tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları; kanuni temsilin söz konusu olduğu hâllerde, temsilcinin gerekli niteliğe sahip bulunması.
e) Dava takip yetkisine sahip olunması.
f) Vekil aracılığıyla takip edilen davalarda, vekilin davaya vekâlet ehliyetine sahip olması ve usulüne uygun düzenlenmiş bir vekâletnamesinin bulunması.
g) Davacının yatırması gereken gider avansının yatırılmış olması.
ğ) Teminat gösterilmesine ilişkin kararın gereğinin yerine getirilmesi.
h) Davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması.
ı) Aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması.
i) Aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması.
(2) Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır."
05.04.2023 Tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 7445 Sayılı İcra Ve İflas Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 31. Maddesinin "6102 sayılı Kanunun 5/A maddesinin birinci fıkrasında yer alan “paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında” ibaresi “para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında,” şeklinde değiştirilmiştir." şeklindeki düzenlemesi ve yürürlük maddesi olan 43. Maddesinin "(1) Bu Kanunun;
a) 31 inci, 34 üncü, 36 ncı, 37 nci, 38 inci ve 41 inci maddeleri 1/9/2023 tarihinde,
b) Diğer maddeleri yayımı tarihinde, yürürlüğe girer." şeklindeki düzenlemesi uyarınca 01.09.2023 tarihinden itibaren açılacak menfi tespit davalarında arabuluculuk zorunlu hale getirilmiş olup bu kapsamda işbu dava tarihi itibari ile güncel olan Türk Ticaret Kanununun 5/A maddesinin 1. Fıkrasının "(1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." şeklindeki düzenlemesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 2. Fıkrasının "(2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." şeklindeki düzenlemesi, HMK'nın dava şartlarını düzenleyen 114 ve 115. Maddeleri uyarınca re'sen yapılan inceleme sonucunda zorunlu arabuluculuğa tabi işbu davada davacının öncelikle davalı olarak ... ... ... A.Ş.'yi taraf olarak göstermiş olduğu, davadan önce arabuluculuk yoluna ... ... ... A.Ş. İle gidilmiş olduğu, yargılama esnasında sunulan HMK m.124 hükmü kapsamında taraf değişikliği, davalının ... Anonim Şirketi (...) olduğu ve bu kapsamda davaya dahil edilmesi talebi bakımından 10.03.2025 tarihi itibariyle HMK m.124 hükmü kapsamında davalının ... A.Ş. Olarak kabul edilmiş olduğu, yukarıda anılan kararlar uyarınca davaya davalı olarak dahil edilen ... Anonim Şirketi (...) bakımından arabuluculuk dava şartının yerine getirilmemiş olması, ... ... ... A.Ş. İle ... (...)'ın farklı tüzel kişilikler olması sebebiyle davacının davasının 6100 Sayılı HMK m.114/2 hükmünün atfıyla 6325 Sayılı Kanunun 18/A maddesinin 2. Fıkrası ve TTK m.5/A hükmü uyarınca dava şartı yokluğundan usulden reddine karar vermek gerekmiştir.
Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin "Görevsizlik, yetkisizlik, dava ön şartlarının yokluğu veya husumet nedeniyle davanın reddinde, davanın nakli ve açılmamış sayılmasında ücret" başlığını taşıyan 7. Maddesinin 2. Fıkrasının "(2) Davanın dinlenebilmesi için kanunlarda öngörülen ön şartın yerine getirilmemiş olması ve husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde, davanın görüldüğü mahkemeye göre bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı avukatlık ücretine hükmolunur." şeklindeki düzenlemesi uyarınca davalı lehine maktu vekalet ücreti takdir edilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklanmış olduğu üzere;
1- Davacının davasının usulden REDDİNE,
2-Alınması gerekli olan 615,40-TL karar ilam harcı başlangıçta dava açılırken peşin olarak alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
3-Yargılama giderlerinin davacı üzerine bırakılmasına,
4-Davalı yargılama esnasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Tarafların dava şartı olan arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, arabuluculuk son tutanağı aslından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanun'un 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 4.600,00-TL'nin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına.
6-Taraflarca yatırılan gider avansın arta kalan kısmı karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,
Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 06/05/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır