T.C.
İSTANBUL
18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2025/175 Esas
KARAR NO:2025/984
DAVA:Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:07/03/2025
KARAR TARİHİ :30/12/2025
DAVA : Davacı vekilince mahkememize ibraz edilen dava dilekçesinde, müvekkili şirketin genel olarak, özel uzmanlık gerektiren teknolojik ve kompleks yapılarla ilgili Dünya'da sadece sınırlı sayıda faaliyet konusu olan özel inşaat sistemlerinin tedarik ve özellikle saha uygulamaları ve montajının yapılması konusunda uzmanlaşmış bir taahhüt firması olarak uluslararası taahhüt işleri yaptığını, müvekkilinin uluslararası kapsamda yapmış olduğu işlerin dilekçesinde tek tek sıraladığını, dilekçenin 6.sayfasında ana sözleşme ile ilgili bilgilerin " Ukrayna'da bulunan , Ukrayna Karayolları İdaresi ... bölgesi tarafından ihaleye çıkartılan ... (... üzerinden) Devlet Karayolu ... Nehri Üzeri ... Köprüsü Yapım İşi ("Proje") Sözleşmesi " olarak tanımlandığı, dava dilekçesinde idare olarak bahsedilenin , Ukrayna Karayolları İdaresi olarak açıklandığı, ana sözleşme ile ilgili sözleşmenin kronolojisinin dilekçenin 6 ve 7 sayfalarında açıklandığı buna göre, 18/12/2020 tarihinde ihale öncesi iş birliği ve taşeronluk anlaşması, 12/05/2021 tarihli taraflar arasında yapılan sözleşmenin ... .... Ltd Şti tarafından davacı müvekkili ...'ya devir edilmesine ilişkin devir sözleşmesi, 22/06/2021 tarihli ek anlaşma , Temmuz 2021 , Ekim 2021 , Ocak 2022 tarihli zeyilnameler bulunduğunu, önce davalı ile ... firması arasında 18/12/2020 tarihli ihale öncesi iş birliği ve taşeronluk anlaşması imzalandığını, ihalenin ... üzerinde kalması halinde , ... tarafından işlerin taşeron sıfatı ile yapılmasının kararlaştırıldığı teklif edilen toplam fiyatın 22.003.390,80Euro olarak belirlendiğini, daha sonra ...'nın söz konusu sözleşmeyi müvekkili ...'ya devir ettiğini, sözleşmenin 3.2.maddesinde detaylandırılmış nihai sözleşmenin davalı ile idare (Ukrayna Karayolları İdaresi) arasında imzalanmasını müteakip 6 ay içerisinde ek-1 teklif edilen iş kalemleri üzerinden asgari 22.003.390,80Euro olarak tarafların mutabakatı ile imzalanacağının belirtildiğini, ... ile müvekkili arasında imzalanan devir sözleşmesi ile birlikte , ...'nın tüm yükümlülük ve haklarını müvekkiline devir ettiğini, devrin ...'a da tebliğ edildiğini, müvekkili tarafından davalıya 24/05/2021 tarihli dilekçe gönderilerek , kendisi ile davalı arasında nihai sözleşme imzalanmasının talep edildiğin, daha sonra taraflar arasında zeyilnamelerin imzalandığını ve müvekkilinin sözleşmenin tarafı olarak kabul edildiğini, nihai anlaşma üzerinde görüşmelere başlanması hususunda mutabakata varıldığını, ana sözleşmenin imzalanmasından sonra 6 ay içerisinde yapılması planlanan nihai anlaşmanın , sözleşmenin 9 ay içerisinde yapılarak imzalanacağının kararlaştırıldığını, daha sonraki zeyilname ile nihai anlaşma imzalama süresinin 12 ay olarak değiştirildiğini, 3 zeyilname ile 18 ay olarak değiştirildiğini, dava dilekçesinin devamında idare ile ... arasında imzalanan sözleşmenin içeriği ile ilgili bilgiler verildiğini, ihaleye sunulacak teklif konusunda tarafların birlikte çalışma yaptıklarını , ihalenin ... firması üzerinde kaldığını, ana sözleşmenin Ukrayna Karayolları ile ... arasında 08/02/2021 tarihinde imzalandığını, 18/12/2022 tarihli sözleşmenin 3.maddesinde "taşeronluk anlaşması (nihai anlaşma)" nin ana şartları başlığı altında düzenlemeye yer verildiğini, bu maddenin detayının dava dilekçesinin 18 ve 19.sayafalarında verildiğini, taşeron sözleşmesinin detaylandırılması hususunda nihai bir detay anlaşmasının yapılması gerektiğini, nihai anlaşma ile kast edilen hususun , idare ile davalı arasında yapılan sözleşmenin zorunluluk ile ilgili bölümlerin taraflar arasında yapılan sözleşmeye ekleneceği, bu eklemenin yapılması konusunda da tarafların mutabık oldukları, ana sözleşmenin yapılması ile sorumluluğa ilişkin hükümlerin taşeronluk sözleşmesinin de hükmü haline geldiğini, bunun için yeni bir sözleşme yapma gereği bulunmadığını, ihalenin yapılmasından ve ana sözleşmenin imzalanmasından sonra yüklenici ... firması tarafından öncelikle detaylı tasarım çalışmaları yapılacağı ve bu çalışmaların tamamlanmasından sonra keşif cetvelinin belli olacağını, keşif cetvelinin belirgin hale gelmesi ile birlikte de taraflar arasında detaylandırılmış nihai sözleşmenin ana sözleşmeye paralel olarak imzalanacağını, yukarıda da belirtildiği üzere zeyilnameler ile detaylı anlaşmalar imzalanma sürelerinin uzatıldığını, 3.zeyilnameye göre 18 aya çıkartıldığını, davalı tarafından müvekkiline gönderilen 22/08/2022 tarihli "anlaşmanın 5.1 (vii) maddesine göre sona ermesi hakkındaki konulu yazı da “Ancak gelinen bu noktada kayıtlara alınmasını teminen belirtmek isteriz ki; Anlaşma'nın “Geçerlilik” başlıklı 5.1 inci maddesinde, maddede sayılan hallerden herhangi birinin gerçekleşmesi üzerine Anlaşma'nın ilgili tarihte sona ereceği düzenlenmiş olup, buna göre ilgili maddenin (vü) bendine göre Taraflar arasında imzalı Anlaşma 30.07.2022 tarihi itibariyle sona ermiştir.
Ayrıca bilindiği üzere; Anlaşma'ya konu Proje kapsamındaki İşlerin ifa edildiği Ukrayna Devleti ile Rusya Federasyonu arasındaki askeri müdahaleye bağlı olarak, Şirketimiz ile İdare arasındaki Ana Sözleşme'ye konu işlerin devamı, mahiyeti ve şartlarına ilişkin öngörülemezlik hali devam etmekte olup, buna göre aynı şartlar altında Anlaşma'nın süresinin uzatılmasının tarafımızca kabulü de bu noktada mümkün görünmemektedir.” Denildiğini, müvekkili tarafından tarafından 02.09.2022 tarihli davalı tarafa gönderilen yazı da ; " nihai detay anlaşmanın imzalanma süresinin 30.07.2023 tarihine kadar uzatılmış olduğu, öte yandan her ne kadar Ukrayna ve Rusya arasındaki askeri müdahaleler nedeniyle sürenin uzatılmayacağı belirtilmiş ise de idare tarafından ana sözleşmenin fesih veya iptal edilmediği, sözleşmenin askı halinin devam ettiği, ana sözleşmeye paralel olarak nihai detay anlaşmanın imzalanması için öngörülen sürelerin de askıya alındığı ve askı hali sona erene kadar 18.12.2020 tarihli sözleşme ile bağlı kalınmaya devam edilmesi gerektiği, sözleşmenin süresinin sona erdiğinden bahisle sözleşmenin sona erdirilemeyeceği, bu hususun kabul edilmediği, sözleşmenin sonlanması halinde kar kaybı da dahil olmak üzere tüm zararların talep edileceği" nin belirtildiğini,
... tarafından 12.09.2022 tarihli yazının müvekkiline gönderilerek, nihai detay anlaşmanın sözleşmede öngörülen sürede imzalanmamış olması ve sözleşme süresinin sona erdiğinden bahisle taleplerin kabul edilmediğinin belirtildiğini, bunun üzerine müvekkili tarafından Ankara 30. Noterliğince 29.11.2022- 10992 yevmiye No.lu İhtarnamesi keşide edilerek, ... tarafından sözleşmenin haksız ve hukuka aykırı bir şekilde sona erdirilmiş olması sebebiyle müvekkilinin bu sebeple uğradığı zararlarına istinaden fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik, 11.563.574 - Euro tutarındaki zararın 10 gün içerisinde ödenmesinin talep edildiğini, karşı tarafın bu talebi kabul etmediğini belirterek dilekçesinin sonuç ve istem kısmında ; "... firmasının nihai detay sözleşmeyi imzalamaktan imtina ederek veyahut yeniden süre uzatım konusunda anlaşma sağlamayarak kusurlu davranması ve yine kendi kusuruna dayanarak bu kez sözleşmenin süresinin sona erdiğinden bahisle 18.12.2020 tarihli sözleşme ile bağlı olmadığını ve sözleşmenin sona erdiğini açıklamasının MK 2. Maddesi kapsamında hakkın kötüye kullanılması niteliği taşıdığını, sözleşmenin haksız ve hukuka aykırı bir şekilde sona erdirildiğinin tespitine, davalının MK2. Maddesine aykırı tutum ve davranışları ve sözleşmenin haksız sona erdirmesi nedeniyle, davacı müvekkil firmanın uğramış olduğu zararlara istinaden; fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla, 11.533.970,52-EURO'nun zararının şimdilik 750.000 EURO nun temerrüt tarihi olan (... 30. Noterliği 29.11.2022- ... Yevmiye Nou İhtanamesi) 12.12.2022 tarihinden itibaren işleyecek olan 3095 sayılı yasanın 4/a maddesine istinaden devlet bankalarının 1 yıl vadeli mevduat hesabına uygulanan en yüksek faiziyle birlikte ... firmasından alınarak müvekkiline ödenmesine" karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :Davalı vekilince mahkememize ibraz edilen cevap dilekçesinde, müvekkili şirket ile Ukrayna Karayolları İdaresi arasında .....Nehri üzerinde kurulacak ....köprüsü yapım işi ile ilgili yapılan ihale neticesinde 08 Şubat 2021 tarihinde sözleşme imzalandığını, müvekkili şirket ile ... ... Aş arasında ihale öncesinde 18 Aralık 2020 tarihinde "ihale öncesi iş birliği ve ön taşeronluk anlaşması " imza edildiğini, ...'nın bu sözleşmedeki hak ve yükümlülüklerini, davacı ...'ya 19/07/2021 tarihinde devir ettiğini, ihale öncesi iş birliği ve ön taşeronluk anlaşmasının , ihalenin kazanılması halinde , proje kapsamında yer alan bir kısım işlerin alt yüklenici sıfatı ile yapımı hususunda belirlenen süre içerisinde (ana sözleşmenin imzalanmasını takip eden 6 ay içinde ) taraflarca mutabık kalınacak hüküm ve şartlarda taşeron anlaşması (nihai anlaşma ) düzenlenmesine karar verildiğini, tarafların ayrıca anlaşmanın 5.1. (vii) numaralı maddesi uyarınca anlaşmanın en geç 30 Temmuz 2022 tarihinde sona ereceği ve anlaşmanın 5.2.maddesi uyarınca bu durumda tarafların birbirinden hiç bir hak ve talepte bulanamayacağı konularında mutabık kaldıklarını, daha sonra taraflar arasında imzalanan 3 adet zeyilname bulunduğunu, en son 13 Ocak 2022 tarihinde imzalanan 3 zeyilname ile , nihai anlaşmanın , ana sözleşmenin imzalanmasını takip eden 18 ay içerisinde imzalanması konusunda tarafların anlaştıklarını, 3. Zeyilnamenin imzalanmasından sonra, Rusya'nun Ukrayna'yı işgal etmesi üzerine, Ukrayna Ticaret ve Sanayi Odası tarafından 02 Aralık 1997 tarihli 671/97-VR sayılı Ukrayna'daki Ticaret ve Sanayi Odaları Hakkındaki Kanunun 14.maddesinin ve Ticaret Odası Tüzüğüne dayanılarak , mücbir sebep ( savaş/mücbir sebep) olarak resmen tanındığının ilan edildiğini, bahse konu mücbir sebebe dayalı olarak projenin tümüyle askıya alındığını, anlaşmanın 5.1 (vii) bendine göre 30 Temmuz 2022 tarihinde anlaşmanın kendiliğinden sona erdiği ve yazının gönderildiği tarihte hali hazırda devam etmekte olan savaş hali sebebiyle öngörülmez koşullar altında, anlaşmanın süresinin uzatılmasının müvekkili şirket tarafından kabul edilemeyeceği hususunun müvekkili tarafından ...'ya 22 Ağustos 2022 tarihinde bildirildiğinin, müvekkili şirketin nihai anlaşmanın imzalanmasından imtina ettiği yönündeki iddiaların haksız ve mesnetsiz olduğunu, davacının ihale sürecinde kullandığı tüm köprü projeleri/tasarımlarının Weicon ünvanlı şirkete müvekkili şirket tarafından yaptırıldığını, kullanılan köprü kesitlerinin müvekkilli şirket tarafından temin edildiğini, davacının herhangi bir katkısının bulunmadığını, davacı tarafın, müvekkili şirket tarafından temin edilen projeler üzerine kendi metotlarını işlediğini, savaşın proje/ana sözleşme üzerindeki etkileri öngörülebilir olmadığındın nihai anlaşmanın imzalanmasının mümkün olmadığını, sözleşmenin 5.1'inci maddesi ve 5.2'ince maddesi birlikte değerlendirildiğinde sözleşmenin sona erdiğini ve davacı tarafın müvekkilinden hiçbir hak ve talepte bulunamayacağını, Ukrayna'daki savaşın mücbir sebep teşkil ettiğini, ana sözleşmenin yine müvekkili ile davacı arasında imzalanan iş birliği sözleşmesinin , sözleşme tarihindeki mevcut durumlar dikkate alınarak imzalandığını, ancak uzun zamandır devam eden savaş nedeniyle şartların tamamen değiştiğini yada ortadan kalktığını, 24 Şubat 2022 tarihinde başlayan savaşın halende devam ettiğini, söz konusu savaş nedeniyle proje kapsamındaki tüm işlerin durdurulduğunu, böylesi bir durumda savaşın daha ne kadar devam edeceği, müvekkili ile idare arasında imzalanan ana sözleşmenin akıbeti , işlerin yeniden başlayıp başlamayacağı, ana sözleşmenin idare yada müvekkilince fesih edilip edilmeyeceği, sözleşme devam etse de durumun ana sözleşme hükümlerine olası etkilerinin tahmin edilmesinin mümkün olmadığını belirtmiş cevap dilekçesinin devamında ise ; "Anlaşma’nın süresi sona ermiş olup, sürenin sona ermesine rağmen Savaş’ın öngörülemez koşulları altında Anlaşma süresinin uzatılması, basiretli bir tacirden beklenemez bir durumdur. Zira; Savaş’ın öngörülemez şart ve koşulları altında, Ana Sözleşme’nin imzalandığı zamanki kur, Ana Sözleşme bedeli, iş kapsamı, projeler/tasarımlar (köprü tipinin değişmesi ya da savaş sürecinde köprülerin bombalanmasına bağlı olarak, güvenlik açısından köprü yerine tünel yapılması gibi Proje’yi baştan yaratacak değişikliklerin de olması muhtemel görünmektedir.), yapım metodları, yapım teknolojisi, ..., İş Programı, finansman koşulları, fiyat tarifleri ve analizlerinde meydana gelecek olağanüstü değişiklikler karşısında Anlaşma’nın aynı şartlar altında süresinin uzatılması Müvekkil Şirket’ten beklenemezdi.
Tüm dünyayı etkileyen ve 1 Milyon’dan fazla insanın hayatını kaybettiği ve Proje’nin gerçekleştirilmesinin planlandığı Kremenchuk’ta da can kaybı ve hasarın korkunç boyutlara ulaştığı bu Savaş halinin Proje’nin ve dolayısıyla İdare ile aramızdaki sözleşmesel sürecin esaslı unsurlarını etkilemeyeceğini/değiştirmeyeceğini düşünmek mümkün değildir.
Davaya konu Anlaşma’nın imzası esnasında ortaya konulan iradenin, Anlaşma’nın muhtelif maddelerinde de açıkça belirtildiği üzere; Proje’nin imza tarihinde öngörülen finansmanı, bütçesi, yapım şartları, tasarımları, yapım stratejileri ve benzeri hususları dikkate alınarak belirlenmiş olup, Savaş’ın Proje/Ana Sözleşme üzerindeki etkilerine işaret etmek üzere; aşağıdaki sadece birkaç hususa dikkat çekmek isteriz.
Şöyle ki;
a)Davaya konu Proje, sağlanacak dış finansman ile yapılması planlanmış bir kamu projesi olup,
İdare’nin bu konuda bütçesi bulunmamaktadır. Finansman konusu ise Savaş sebebiyle maalesef tamamen belirsizliğe girmiş olup, bu aşamada Proje’nin yapımı ülkenin öncelikleri arasında yer almadığından, Proje’nin yapımına yeniden başlanması ancak uluslararası bir ortağın dahli ya da savaş sonrası borçlanma ile mümkün olabilecektir. Savaş’ın, Proje’nin bütçe planlamasını etkilediği şüpheye mahal olmayacak şekilde açık olmakla birlikte Proje’nin finansmanına ilişkin hususlar halen belirsizliğini korumaktadır.
b)Proje’ye konu Ana Sözleşme bedeli; Ukrayna para birimi olan... olarak belirlenmiş olup, Ukrayna Hryvnası, savaş sonrasında Dolar karşısında %50 üzerinde değer kaybı yaşamıştır. Bu değer kaybı, Ana Sözleşme bedeline yansıtılmamış olup, bahse konu kur farkının Proje üzerindeki olası etkileri de Savaş sebebiyle belirsizliğini korumaya devam etmektedir.
Bu noktada; Ana Sözleşme’de belirgin para biriminin... olarak belirlenmiş olması, Anlaşma’da ise imza tarihindeki koşullara/kur değerine göre Euro olarak birim fiyatların belirlenmiş olmasına önemle dikkat çekmek isteriz. Ana Sözleşme Bedeli değer kaybetmiş ancak Anlaşma’daki para birimi Euro olup, Davacı bugün dahi aynı şartlar altında hak sahibi olduğunu iddia etmektedir.
c)Savaş sürecinde köprülerin bombalanmasına bağlı olarak, güvenlik açısından köprü yerine tünel yapılması gibi Proje’yi baştan yaratacak proje değişikliklerinin gündeme getirilmesi de ihtimal dahilinde görülmektedir.
d)Savaş sonrası vergilerde ve diğer giderlerde artışlar, kur değişiminin etkileri, iş kapsamı, yapım metodları, tasarım, işçilik maliyetleri ve mevzuat değişikliklerine bağlı olarak ilave maliyetlerin ne şekilde değişeceği öngörülemez olmakla birlikte, Savaş’ın bahse konu maliyetlere olumsuz etkisi kaçınılmaz olacaktır.
e)Savaş sebebiyle sahada aktif bir şekilde çalışmakta olan personellerimiz tahliye edilmiş olup, gerek Türk gerekse Ukraynalı işçilerimiz ve aileleri de Türkiye’ye zor şartlar altında karayolu ile taşınmıştır.
f)Yıllardır devam eden Savaş sebebiyle deniz trafiğinin de kapalı olması sebebiyle milyonlarca dolarlık makine ve ekipman sahada kalmış olup, demobilizasyon sağlanamadığından bahse konu ekipmanların başka bir iş ve proje kapsamında kullanımı da mümkün olamamıştır.
g)Proje sahasında kullanılmakta olan çelik profiller ve bir takım bazı diğer ekipman ve malzemelere, Savaş gerekçesi ile Şehir Savunma Birlikleri tarafından el konulmuştur.
h)Silahlı müdahaleler esnasında enerji tesislerine yapılan saldırılar sonrası elektrik kesintileri başlamış olup, ... İnşaat’ın şantiye sahasında bulunan büyük jeneratörlere bir çoğu şehir ısınmasının ve sıcak suyun devamının sağlanması açısından Belediye tarafından el konulmuştur.
i)Savaşın başından bugüne kadar Müvekkil Şirket ... İnşaat’ın Proje için inşaa etmiş olduğu şantiyedeki kamp alanı Ukraynalı askerlerin kalması için Bölgesel Askeri Yönetim’e verilmiş olup, bugün itibarıyle Müvekkil Şirket tarafından kamp alanına giriş yapılamamaktadır.
j)Müvekkil Şirket’in makine parkındaki bazı makinaları (ekscavator , loader vb.) şehir savunma hattı yapımında kullanılmak üzere Belediye’ye teslim edilmiştir.
k)Proje mahallinde de saldırılar devam etmektedir. Örneğin; Müvekkil Şirket’in şantiye alanına çok yakın bir yerde bulunan Alışveriş Merkezi’ne çok ciddi roketli bir saldırı gerçekleştirilmiş olup, şantiyede bulunan iş makinaları arama kurtarma çalışmalarına katılmıştır.
l)Proje kapsamında kullanılmak üzere sahada bulunan mallar silahlı bir saldırı esnasında taranarak zarar görmüş olup, şantiye sahasındaki malzeme ve ekipmanlar açısından Savaş sebebiyle zarar görme riski her an devam etmektedir.
Savaş’ın Proje üzerindeki etkilerine kısaca işaret edilmiş olup, Müvekkil Şirket’in Savaş sebebiyle uğradığı zararlar bugün itibariyle 30 Milyon USD’yi aşmış durumdadır.
Hal böyle iken, bir de sahada hiç bir aktivitesi başlamamış, mobilize olmamış olan Davacı’nın Müvekkil Şirket’ten zarara uğradığı iddiası ile işbu davayı açması asla anlaşılabilir değildir. Sahada bir tek çivi dahi çakmamış olan Davacı’nın bahse konu şartlar hiç yaşanmamışcasına kağıt üzerinde yapmış olduğu zarar hesaplarını ortaya koyarak kar kaybettiğini iddia etmesi dahi tek başına kötü niyetlidir ve dürüstlük kuralına aykırıdır.
Dava dilekçesine bakıldığında, Proje’nin kaldığı yerden devam ediyor, diğer tüm altyükleniciler/tedarikçilerin işlerine devam ediyor olduğu ve hatta Anlaşma’daki iş kısımlarının Davacı’dan kötü niyetle alınıp başka bir üçüncü kişiye devredilmiş gibi bir senaryo yaratılmaya çalışıldığı görülmektedir. Oysa ki; Anlaşma’daki iş kapsamına konu işler hiçbir şekilde ifa edilmemiş veya üçüncü kişilere devredilmemiş, Savaş sebebine bağlı olarak Proje kapsamında faaliyet gösteren diğer altyüklenici/tedarikçi/hizmet sağlayıcıları ile sözleşmesel ilişkiler de feshedilmek veya askıya alınmak durumunda kalınmış olup, bu sebeple ticari ilişki içinde bulunduğumuzu hiçbir iş ortağımızdan bu şekilde bir haksız taleple karşı karşıya kalınmamıştır. Mevcut şartlara göre hakkını kullanan Müvekkil Şirket’in; Anlaşma’nın süresinin uzatılmamasına karar verir iken kötü niyetli bir yaklaşım ile hareket etmediği mevcut duruma göre hukuka ve sözleşmeye uygun bir strateji ile hareket ettiği tartışmasızdır.
Hatta ve hatta - kabul anlam ve hükmünde olmamak üzere belirtmek isteriz ki- ; Anlaşma’nın süresi sona ermemiş olsaydı dahi, bahse konu olağanüstü şartlar altında Anlaşma’nın imzası tarihindeki şartların öngörülemez şekilde değiştiği ve işlemin temelden çöktüğü bir durumda dahi Müvekkil Şirket’in aynı şartlar ile Anlaşma’ya bağlı kalması beklenmemelidir. Aksi bir tutum ve beklenti dürüstlük kuralına aykırılık teşkil edecektir
“Karşılıklı edimleri içeren sözleşmelerde, edimler arasında mevcut olan denge şartların olağanüstü değişmesiyle büyük ölçüde tarafların biri aleyhine katlanılamayacak derecede bozulabilir. Buna göre akit yapıldığı sırada mevcut bulunan şartlar önemli surette değişmişse, artık taraflar sözleşme ile bağlı olmamalıdır. Bu görüş doktrinde "Emprevizyon Teorisi" adıyla anılır (Tekinay/Akman/Burcuoğlu/Altop, Tekinay Borçlar Hukuku, Genel Hükümler, 7. Bası, İst. 1993, sh. 1005). İşte edimler arasındaki dengeyi aşırı derece bozan olağanüstü haller harp, ülkeyi sarsan ekonomik krizler, enflasyon grafiğindeki olağanüstü yükselmeler, şok develüasyon, para değerinin önemli ölçüde düşmesi gibi hallerde sözleşmeye bağlılık ile sözleşme adaleti ilkeleri arasında bir çelişki hasıl olur ve artık sözleşmeye sıkı sıkı bağlı kalmak adalet, hakkaniyet ve objektif hüsnüniyet (MK. md. 2/2) kaidelerine aykırı bir durum yaratır hale gelir. Bu adaletsiz sonuçları bertaraf etmek için, bugün İsviçre-Türk Hukukunda çoğunlukla dayanılan esas, dürüstlük kuralı uyarınca çözüm bulunmasıdır. Karşılıklı edimleri içeren sözleşmelerde edimler arasındaki dengenin, olağanüstü değişmeler yüzünden alt üst olması, borcun ifasını güçleştirmesi ve belkide imkansız hale gelmesi durumunda "işlem temelinin çökmesi" gündeme gelir.” (Yargıtay HGK., E. 1996/762 K. 1997/77 T. 19.02.1997) " denilerek cevap dilekçesinin devamında davacının zarar ve tazminat istemlerine ilişkin cevap verilerek davacının davasının reddine karar verilmesini istemiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE : Dava, taraflar arasındaki iş birliği anlaşması kapsamında, nihai anlaşmanın imzalanmaması nedeniyle kaçırılan fırsat ve kar kaybı tazminatı istemine ilişkindir.
Deliller : 18/12/2020 tarihli ... Aş ile ... Aş arasında imzalanan ihale öncesi iş birliği ve taşeronluk anlaşması, 12/05/2021 tarihli ... ile ... arasında imzalanan devir sözleşmesi, devrin ihbarına ilişkin dilekçe, taraflar arasındaki karşılıklı yazışmalar, zeyilnameler, idare ile davalı arasında ihale neticesinde imzalanan 08/02/2021 tarihli ana sözleşme , davalı tarafından davacıya gönderilen , 22/08/2022 tarihli sözleşmenin sona erdiğine ilişkin yazı, yasal mevzuat.
Taraflarca dosyaya sunulan tüm sözleşme ve evraklar incelendiğinde, önce davalı ile ... arasında 18/12/2020 tarihli ihale öncesi iş birliği ve ön taşeronluk anlaşması imzalandığı, bu sözleşme ile , Ukrayna makamları tarafından ihaleye çıkartılacak köprü inşaası işi davalı üzerinde kalması halinde , bazı işlerin davalı tarafından alt yükleniciye devri ile ilgili taşeronluk/nihai anlaşma imzalanmasının ön görüldüğü, sözleşmede , ana sözleşmenin imzalanmasından sonra 6 ay içinde nihai anlaşmanın imzalanması ile ilgili hüküm bulunduğu, sözleşmenin 5.maddesinde , madde de sayılan hallerden biri gerçekleştiğinde , hangisi önce gerçekleşirse o tarihte sona ereceğinin düzenlendiği, v.ii maddesinde "en geç 30/07/2022 tarihinde veya taraflar oy birliği ile ve yazılı olarak başkaca bir tarihte sona ermesine karar verirse , karar verilen o tarihte " denildiği, 5.2.maddesinde ise "anlaşmanın yukarıda ki hükümler dahilinde geçerliliğini yitirmesi durumunda, tarafların birbirinden hiçbir hak veya talepte bulunamayacakları" şeklinde düzenleme bulunduğu görülmüştür. Daha sonra , ... ve sözleşmedeki hak ve yükümlülüklerini davacı ...'ya devir etmiştir, devir tarihi 12/05/2021'dir. Dava dilekçesinde ve cevap dilekçesinde de taraflarca belirtildiği şekilde nihai anlaşmanın imzalanması hususu ile ilgili süre değişikliklerinin yer aldığı ayrı ayrı 3 zeyilname imzalanmış olup, en son zeyilname tarihi olan 13 Ocak 2022 tarihinde "ana sözleşmenin imzalanmasını takip eden 18 ay içerisinde " nihai anlaşmanın imzalanması ile ilgili mutabakata varıldığı görülmüştür. Ancak davalı tarafından cevap dilekçesinde belirtildiği ve ilgili belge ile tercümesini sunduğu evraklardan da görüleceği üzere Rusya'nın Ukrayna'yı işgal etmesi üzerine Ukrayna yetkili makamlarınca, 24/02/2022 tarihinden başlamak üzere , Rusya'nın saldırısını ve sıkı yönetim durumunu mücbir sebep olarak ilan ettiği ve tüm projeleri askıya aldığı anlaşılmıştır. Bunun üzerine davalı tarafça , henüz nihai anlaşmayı imzalamadığı davacı tarafa 22 Ağustos 2022 tarihli yazı göndererek , iş birliği anlaşmasının 5.1 (vii) bendine göre 30 Temmuz 2022 tarihinde anlaşmanın kendiliğinden sona erdiği ayrıca yazının gönderildiği tarihteki savaş hali nedeniyle oluşan ön görülmez koşulları da belirterek nihai anlaşmanın imzalanmayacağı yönünde bildirim yapıldığı tespit edilmiştir.
İfa imkansızlığı TBK'nun 136.maddesinde ve 137.maddesinde düzenlenmiştir. Her ne kadar taraflar arasında iş birliği anlaşması imzalanmış ve bu anlaşmaya göre davacı ile davalı arasında önce sözleşmede daha sonrada zeyilnamede belirtilen süreler içerisinde nihai/taşeronluk sözleşmesinin imzalanacağı ile ilgili mutabakat yapılmış ise de, önce tarafların mutabakatı ile 3 adet zeyilname yapılarak nihai anlaşma süresinin uzatıldığı, en son uzatmanın 3.zeyilname ile 13 Ocak 2022 tarihinde yapılarak ana sözleşmenin imzalanmasını takip eden 18 ay içerisinde nihai anlaşmanın imzalanması konusunda taraflarca mutabakata varılmış ise de, 24/02/2022 tarihinde başlayan Rusya Ukrayna savaşı nedeniyle , Ukrayna makamlarının bu tarihten sonra mücbir sebep ilan ettiği, davaya konu köprü inşaatı da dahil olmak üzere tüm projelerin askıya alındığı, halen de savaşın devam ettiği dikkate alındığında, ana sözleşmenin akıbetinin ne olacağının belli olmadığı, cevap dilekçesinde belirtilen Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 1996/762 esas 1997/77 karar sayılı ilamında da vurgulandığı üzere, savaş nedeniyle , ana sözleşmenin akıbetinin belli olmaması , tarafların sözleşmeye bağlı kalmasının beklenemeyeceği, akdin yapıldığı sırada sözleşme için dikkate alınan şartların değiştiği, bu nedenle hem ana sözleşme yönünden hem iş birliği sözleşmesi yönünden , şartların değişmesi ve ağırlaşması nedeniyle tarafların bu sözleşmelerle bağlı tutulamayacağı, yine edimler arasındaki dengeyi aşırı derecede bozan olağanüstü haller, savaş , ülkeyi sarsan ekonomik krizler, ani ve fazla yükselen enflasyon, şok deviliasyon gibi hallerde sözleşme ile bağlılık ile sözleşme adaleti arasında çelişki hasıl olacağı ve sözleşmeye sıkı sıkı bağlı kalmanın adalet, hakkaniyet ve objektif kaidelerine aykırı hale geleceği ve karşılıklı edimleri içeren sözleşmelerde edimler arasındaki dengenin olağanüstü değişmesi nedeniyle, dengenin alt üst olması , borcun ifasını güçleştirmesi ve belkide imkansız hale getirmesi durumunda işlem temelinin çökmesi durumu oluşacaktır. Ukrayna makamlarının savaş nedeniyle mücbir sebep ilan ederek tüm projeleri durdurmaları, ana sözleşmenin konusunun köprü inşaatı olması nedeniyle savaştan birebir etkilenin bir unsur olduğu, savaşın halen devam ettiği, ne zaman biteceğinin belli olmadığı, ana sözleşme şartlarının dahi imzalandığı tarihteki şartları kaybettiği, davalı tarafın neticesi belli olmayan bir ana sözleşme nedeniyle davacı tarafı da ucu açık ve belirsiz bir duruma katlanma yükümlülüğünden kurtarması gerektiği, kaldı ki taraflarca imzalanan iş birliği sözleşmesinin 5.1 (vii) maddesine göre en geç 30/07/2022 tarihine kadar nihai anlaşmanın imzalanmaması halinde sözleşmenin o tarihte sona ereceğinin düzenlendiği, her ne kadar 3.zeyilname ile süre uzatılarak ana sözleşmenin imzalanmasından itibaren 18 ay içinde nihai anlaşma imzalanacağı taraflarca kararlaştırılmış buna göre nihai anlaşmanın imzalandığı 08/02/2021 tarihine 18 ay ilave edildiğinde en son tarihin 08/08/2022 olacağı değerlendirilse dahi, 24/02/2022 tarihinde Ukrayna makamlarınca savaş nedeniyle mücbir sebep sayıldığı ve bunun üzerine davalı tarafın (08/08/2022 tarihinin de dolduğu ) 22/08/2022 tarihi itibari ile , nihai anlaşmanın imzalanmayacağı yönünde davacı tarafa bildirim yapılmış olup, sözleşmenin 5.1 (vii) ve 3.zeyilnamede belirtilen sürenin dolmasına rağmen henüz nihai anlaşmanın imzalanamadığı, bu nedenle sözleşmenin 5.1 (vii) gereğince süre sonu itibari ile kendiliğinden sonra erdiği, yine sözleşmenin 5.2.maddesi kapsamında tarafların birbirinden hiçbir hak ve talepte bulunamayacağı maddesi gereğince davacının davasının aşağıdaki şekilde reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle ;
1-Davacının davasının reddine,
2-A.A.Ü.T.'nin 13/4.maddesi dikkate alınarak, 45.000,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde yazı işleri müdürü tarafından ilgilisine resen iadesine,
5-Zorunlu arabuluculuk kapsamında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00TL arabulucu ücretinin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
6-Bu dava sebebiyle 615,40TL karar ve ilam harcı alınması gerektiğinden , başta alınan 504.035,59TL karar ve ilam harcından mahsubu ile fazla alınan 503.420,19 TL karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde talep edilmesi halinde davacıya iadesine,
Taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı.30/12/2025
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır