T.C.
İSTANBUL
18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2025/267 Esas
KARAR NO:2025/255
DAVA:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:11/09/2022
KARAR TARİHİ:14/04/2025
Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA VE TALEP : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin emekli imam olduğunu, hayatının hiçbir döneminde ticaretle uğraşmadığını, herhangi bir bankadan çek defteri almasının söz konusu olmadığını, müvekkili hakkında Nazım Aydaş tarafından sahte kimlik düzenlendiğini, bu sahte kimlik ile müvekkili adına işletme kurulduğunu, mezkur işletmenin çok sayıda karşılıksız çeki piyasaya sürdüğünü, karşılıksız çekerin hamilleri müvekkilini borçlu göstererek icra takiplerinde bulunulduğunu, ayrıca karşılıksız çek düzenlediği iddiasıyla müvekkiline karşılıksız çek düzenlene suçundan ceza davalarının açıldığını, Türkiye'nin birçok farklı ilinde muhtelif zamanlarda defalarca gerçekleştiğini, gerçekleşmeye devam ettiğini, müvekkilinin açılan ceza davalarından beraat ettiğini, açılan icra dosyalarında müvekkilinin borcu bulunmadığını belirterek davanın kabulü ile ilgili icra dosyalarında müvekkilinin borçlu bulunmadığının tespit edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesini dava ve talep etmiştir.
SAVUNMA VE KARŞI TALEP : Davalıya usulüne uygun olarak dava dilekçesi tebliğ edilerek taraf teşkili sağlanmış olup davalı tarafından süresi içerisinde dosyaya herhangi bir cevap dilekçesi verilmediği anlaşılmakla HMK M.128 hükmü uyarınca davalının dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaları inkar etmiş sayılmasına karar verilerek yargılama yapılmıştır.
DELİLLER ve GEREKÇE :
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, Dava; Her bir davalının alacaklı olduğu dava dilekçesinde belirtilen icra dosyalarından takip konusu yapılan çek ve bonolardaki imzaların davacı eli ürünü olmadığı iddiası ile davacının menfi tespit talepli davası olduğu, davacı vekilinin 27/11/2023 tarihli dilekçesinde ... dışındaki davalılar ile sulh olduğu belirtildiği görüldü.
Deliller: Dosya mevcudu,
Davacı vekilinin 09.02.2023 tarihli sulh dilekçesinde; Davalılardan aleyhine açılan davada davalının, dava konusu icra takibinin konusunu oluşturan çekin keşidecisinin davacı olmadığını, çek hesabının gerçekte davacıya ait olmadığını kabul ettiğini, davalının, dava konusu icra takibinin konusunu oluşturan çekle ilgili davacı aleyhine işbu sulh sözleşmesinin imzalandığı tarihten itibaren en geniş manada hiçbir işlem yapmayacağını kabul ve taahhüt ettiğini, tarafların vekalet ücreti talep etmeyeceklerini, yargılama giderlerini davacı karşılayacağı konularında anlaşmaya vardıklarını beyan etmiştir.
Mahkememizin 14/04/2025 tarihli duruşmasında davacı vekili; Celbedilen ceza dosyasından bilirkişi ve savcı çekteki imzanın müvekkile ait olmadığını beyan etmiştir ve müvekkil beraat etmiştir, bu nedenle ... Faktoring (temlik alan ... ...) tarafından alacak talebine konu.... İcra dosyası yönünden dosyanın tefriki ile yeniden bilirkişiye gidilmeksizin davamızın kabulüne, diğer davalılar ile ilgili sulh ve feragat beyanlarımız ve kabul eden davalı yönünden de kabul beyanı doğrultusunda karar verilmesini talep ederiz, dosyada Adli Yardım talebimiz kabul edilmiş olduğundan, karşı vekalet ücretleri dışında tüm yargılama giderlerini üstlenmeyi kabul ederiz, vekili bulunan davalılarla yapmış olduğumuz sulh ve feragatlerde karşı tarafın vekalet ücreti talebi bulunmamaktadır dedi.
Mahkememizin 14/04/2025 tarihli duruşmasında; Davacı vekilinin bir kısım davalılar ile ilgili ayrı ayrı sulh, feragat ve davalı tarafından kabul beyanın bulunması, davalılar arasında zorunlu dava arkadaşlığının bulunmaması ve her bir davalıya ilişkin icra takip dosyasının farklı olması nedeniyle hukuk ve usul mahkemesi ve HMK 167/1 maddesi gereği davalılardan ... AŞ'ye yönelik davanın tefriki ile mahkememizin 2025/267 Esasına kaydına ve yargılamasının bu esas numarasından devamına karar verilmiştir. Esas dava dosya yargılamasına devam edilmiştir.
6100 Sayılı HMK'nın Esastan sonuçlanmayan davada yargılama gideri başlıklı 331. Maddesinin "(1) Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder." şeklindeki düzenlemesi uyarınca dava açıldıktan sonra davacının dava konusu alacak talebi yönünden davalı ile aralarında sulh olduklarını, karşı vekalet ücretleri dışında tüm yargılama giderlerini üstlenmeyi kabul ettiğini ve vekalet ücreti taleplerinin olmadığını beyan edildiğinden,
davacı vekilinin talebi de dikkate alınarak, konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, tarafların lehine aleyhine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, davacı vekilinin mahkememizin 2022/630 Esas sayılı dosyasında Adli Yardım taleplerinin kabul edilmiş olduğu anlaşılmakla, yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklanmış olduğu üzere;
1-Taraflar sulh olduğundan esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına,
2-Taraf vekillerinin beyanları dikkate alınarak tarafların lehine / aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
3-Davacı vekilinin beyanı dikkate alınarak, kabul edilen davacı vekilinin adli yardım talebi doğrultusunda hazine tarafından karşılanan 124,00 TL yargılama giderlerinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4-Harçlar Kanunu 22. Madde hükmü uyarınca alınması gereken 2/3 oranındaki 410,27 TL red karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
5-Taraflarca yatırılan gider avansından geriye kalan kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine,
Dair, Davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, HMK 341/2 maddesi gereği miktar itibariyle KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.14/04/2025
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır