T.C.
İSTANBUL
18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/40 Esas
KARAR NO: 2025/22
DAVA: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 29/12/2023
KARAR TARİHİ: 16/01/2025
YAZIM TARİHİ : 20/01/2025
DAVA: Davacı vekili mahkememize ibraz etmiş olduğu dava dilekçesinde, Davalılardan ...Belediye Başkanlığının İŞ sahibi , ... İnşaat San ve Tic Aş 'nin ana yüklenici , ... İnş Aş 'nin müteahhidi olduğu 2017 yılı Avrupa Yakası Belediye ve Kamu Binaları 1. Grup Bakım Ve Onarım İnşaatı işi ile ilgili olarak müvekkili şirket ile davalılardan ... İnşaat Aş arasında 30/05/2017 tarihli sözleşme imzalandığını, davalılardan ...Belediye Başkanlığı'nın İş sahibi , ... AŞ + ... Aş + ...Sistemleri Madencilik Müh İnş Aş (iş ortaklığı)'nin ana yüklenici , ...Endüstri Ltd Şti'nin müteahhidi olduğu İstanbul Avrupa Yakası Kamu Binaları Bakım Onarım ve Ek Hizmet Yapıları VIII.Grup İnşaatı İşi Kapsamında Başbakanlık ... Köşkü , Başbakanlık...Çalışma Ofisi Muhtelif Bakım Onarım İşleri ile ilgili olarak, davalı müvekkili şirket ile davalılardan ...Ltd Şti arasında 26/01/2018 tarihli sözleşme imzalandığını, ... Köşkü Cumhurbaşkanlığı Konutunda bakanlar kurulu odası ve telekonferans odası için özel ses ve görüntü sistemlerinin temini, montajı ve kurumunun yapıldığını, Dolmabahçe Cumhurbaşkanlığı çalışma ofisinde kurşun geçirmez çevik kuvvet birimleri bekleme binası yapıldığını, müvekkili şirket tarafından yapılan tüm işler/imalatların gerçek olduğunu, halen Cumhurbaşkanlığı Makamının hizmetlerinde kullanıldığını, yapılan işlemlere ait imalat kayıtlarının, bütün belge, çizim , faturaların müvekkili ile müvekkili şirketin iş yaptırdığı alt yüklenici şirketler nezdinde bulunduğunu ve mahkememize ibraz etmiş olduğu dava dilekçesi ekinde sunduğunu, imalatların yapıldığı mekanların özel konumu nedeniyle müvekkili şirketin tüm çalışmaları ve çalışanları gerek çalışma esnasında gerekse çalışma yapılan yerlerdeki güvenlik görevlileri tarafından iş öncesinde ve iş sırasında kontrol edildiğini, müvekkiline yaptırılan işlerle ilgili olarak İstanbul Ticaret Odasından birim fiyat analiz raporları alındığını ve bu işleri yapan çalışanların SGK kayıtları yapıldığını, müvekkilinin alacağının tahsili için gerekli mercilere başvuru yaptığını ancak yapılan başvurularının cevapsız kaldığını, müvekkili şirketin dava konusu işleri süresinde ve eksiksiz olarak yaptığını ancak karşısında hakedişlerini yapacak bur muhatap bulamadığını, davalılardan...'nin ihale makamı olarak işin sahibi olduğunu, diğer davalı şirketlerin ihaleyi alan ve davaya konu işlerin yapılması için müvekkili şirket ile sözleşme yapan ana yüklenici konumunda olduklarını ve bu sebeple yapılan işlerin ödenmesi konusunda müvekkili şirkete karşı doğrudan sorumlu olduklarını, Maliye Hazinesi'nin ise iş yapılan ... Köşkü ve...Sarayı'nın maliki konumunda olduğunu bu nedenle müvekkili şirkete karşı sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre sorumlu olduğunu, müvekkili şirket yetkililerinin dava konusu işleri yapmak için kredi kullandıklarını, şahıslarına ait menkul ve gayrimenkullerini sattıklarını beyan ederek HMK 107 maddesi gereğince belirsiz alacak olarak açmış olduğu dava da TC Cumhurbaşkanlığı ve Milli Saraylar İdaresine karşı her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile davasının kabulü ile , müvekkili şirkete yaptırılan konusu işlerin keşif tarihi itibari ile güncel bedellerinin tespit edilerek, tespit edilecek bedellerin reeskont avans faizi ile birlikte tüm davalılardan müteselsilen tahsil edilerek müvekkiline ödenmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : ... vekilince mahkememize ibraz edilen cevap dilekçesinde, görev yönünden itirazlarının mevcut olduğunu, dava konusu olayın yaşanmasında müvekkili idaresinin hiçbir sorumluluğunun bulunmadığını, müvekkili idarenin kamu idaresi olduğunu ve tacir olmadığını belirterek görevli mahkemenin İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesinin olduğunu, davanın yasal dava açma süresi içinde açılmadığını belirterek zamanaşımı yönünden itiraz ettiklerini, davacı tarafça müvekkili idare arasında akdedilmiş veya onaylanmış alt-taşere iş ilişkisi bulunmadığını belirterek husumet yönünden de itirazlarının bulunduğunu, ... ihale komisyonunun 11/12/2017 tarihli ve 379 sayılı kararı ile İstanbul Avrupa Yakası Kamu Binaları Bakım Onarım ve Ek Hizmet Yapıları VIII.Grup İnşaatı işi yüklenici...Aş + ...ı İnş... Aş + ... Ulaşım....Aş (adi ortaklığı)'ye ihale edildiğini, 10/01/2018 tarihinde yer teslimi 09/11/2023 tarihinde de geçici kabulün yapıldığını, müvekkili idare tarafından yürütülen yapım işlerinin 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu ve 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu kapsamında yaptırıldığını, kamu binaları , sosyal ve kültürel tesisler, deniz yapıları , meydan , çevre , peyzaj düzenlemeleri gibi bir çok yapım işi müvekkili idarece ilgili kanunlar doğrultusunda ihale yolu ile yüklenicilere yaptırıldığını ve inşaatların tamamlanmasının ardından yapılar, ilgili birimlere devri yapılarak hizmete açıldığını, müvekkili idare kurumunun ihale makamı olduğunu ve üst iş veren olmadığından dolayı ihale kapsamında gerek çalışanların hak ve yükümlülükleri ile gerek yüklenicilinin işi taşere ettikleri alt yükleniciler ile doğrudan bir sorumluluğunun bulunmadığını, yapı işleri genel şartnamesinin 20.maddesinde Yapı İşleri Genel Şartnamesinde alt yüklenici , sözleşme konusu işen nevi itibariyle bir kısmını yüklenici ile aptığı sözleşmeye dayalı olarak geçekleştiren gerçek veya tüzel kişiyi tanımlamakta olduğunu, söz konusu işin kapsamında yüklenici firma tarafından resmi alt yüklenici müvekkili idareye bildirilmediğini, müvekkili idarenin davaya konu ihale adında herhangi bir ihalelerinin bulunmadığını, alt yüklenicinin "resmi alt yüklenici"" olarak müvekkili idareye bildirilmesi ve müvekkili idare tarafından onaylanması gerektiğini, yüklenici firma tarafınından müvekkili idareye resmi olarak bildirilmiş bir alt yüklenici sözleşmesi bulunmadığını, alt yüklenici olarak gösterilen NTA Yapı ... Ltd Şti'nin müvekkili idare tarafından onaylanmadığını ve bu sebeple alt yüklenici olarak kabul edilmeyeceğini, ... Sarayı işi kapsamında müvekkili idare tarafından herhangi bir imalat gerçekleştirilmediğini, müvekkili idare tarafından bütün sorumlulukları ile ihale ettiği ve taraflarca imzalanan sözleşmeden dolayı yapılan iş 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu, 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu, Yapım İşleri Genel Şartnamesi ve diğer ilgili tüm mevzuat hükümleri uyarınca gerçekleştirildiğini, 2017 yılı Avrupa Yakası Belediye ve Kamu Binaları 1.Grup Bakım ve Onarım İnşaatı işine ait kesin hesap dosyası eki olan Yeşil Defter ve Yapılan İşler Defter ve Yapılan İşler Listesi ve dava konusu ... Köşkü Çalışma Ofisine ilişkin metrajlar Yeşil Defter ile cevap dilekçeleri ekinde sunduklarını , mahkememizin iş bu dava da görevsiz olduğunu, sözleşmenin 15.maddesi gereğince davacı ile müvekkili idare arasında herhangi bir iş akdinin bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Maliye Hazinesi vekili tarafından mahkememize ibraz edilen cevap dilekçesinde özetle, Müvekkili kurumun Hazine ve Maliye Bakanlığından davaya ilişkin olarak, dava konusu iş ve işlemlerle Hazine ve Maliye Bakanlığının ilgisi bulunmadığını, sözleşmelerin tarafı olmadığından ötürü bilgi ve belgelerin bulunmadığının taraflarına bildirildiğini, müvekkili Maliye Hazinesini temsil eden Hazine ve Maliye Bakanlığının herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, davacı tarafça ileri sürülen hususlarda müvekkili idarenin hiçbir kusuru ve sorumluluğu bulunmadığını, dava konusu işlemlerin yapımına ilişkin sözleşmede müvekkili kurumun taraf olarak bulunmadığını, davanın yasal süresi içerisinde açılmamış olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE : Dava ,eser sözleşmesine istinaden yapılan işlemlere karşı davacı tarafın hakediş taleplerinin tahsiline yönelik alacak davasıdır.
Deliller ; sözleşmeler, dava konusu işlere ait bütün belgeler, dava konusu işlerle ilgili katalog,
Mahkememizin ... esas sayılı dosyasından davacı ...Limited Şirketi tarafından , davalılar... Altyapı Sistemleri Madencilik Mühendislik İnşaat Anonim Şirketi, ... Limited Şirketi, ...Belediye Başkanlığı, Maliye Hazinesi , ... İnşaat Anonim Şirketi, ...Anonim Şirketi Ve ... Aş'ye karşı eser sözleşmesinden kaynaklı alacak davası açmıştır. Bu dosyadan yapılan yargılama neticesinde davalılardan ...Belediye Başkanlığı ve Maliye Hazinesi'ne karşı açılan dava tefrik edilerek mahkememizin 2025/40 nolu esasına kayıt edilmiş yine...... Aş , ... .. Aş ve... Aş'ye karşı açılan dava da ana dosyadan tefrik edilerek mahkememizin 2025/41 nolu esasına kaydı yapılmıştır.
Davacı tarafından sunulan dava dilekçesi incelendiğinde, dava dilekçesi ekinde sunulan, 30/05/2017 tarihinde imzalanan birinci sözleşmenin 2017 yılı Avrupa Yakası Belediye ve Kamu Binaları 1. Grup Bakım Ve Onarım İnşaatı ile ilgili olduğu, sözleşmenin davacı ile ...AŞ arasında imzalandığı, bu sözleşmede iş sahibinin ...Belediye Başkanlığı olduğu, Ana yüklenicinin...İnşaat San ve Tic Aş olduğu, müteahhidinin ise ... İnş. Aş olduğu görülmüştür. Davacının eser sözleşmesi kapsamında hakediş alacağı istediği diğer sözleşmenin ise İstanbul Avrupa Yakası Kamu Binaları Bakım Onarım ve Ek Hizmet Yapıları VIII.Grup İnşaatı İşi olduğu sözleşme tarihinin 26/01/2018 olup, bu sözleşmede yer alan tablo incelendiğinde iş sahibinin ...Belediye Başkanlığı , ana yüklenicinin...Aş +...Aş + ... .... Aş'den oluşan iş ortaklığı olduğu, müteahhidin ise ...Ltd Şti olduğu görülmüştür. Davacının her iki sözleşme kapsamında sözleşme imzaladığı ...Ltd Şti ve ...Aş dışındaki diğer davalılar açısından yukarıda belirtildiği şekilde tefrik kararı verilmiş ana dosyanın davalıları olarak...ve ... Aş kalmıştır.
Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı HMK'nın 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınır. Bu kuralın tek istisnası, 6335 sayılı Kanun’un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı TTK'nun 5/4. maddesinde düzenlenmiş olup yargı çevresinde ayrı bir asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yerlerde, asliye hukuk mahkemelerine açılan davalarda görev kuralına dayanılmamış olması görevsizlik kararı verilmesini gerektirmez.
6102 sayılı TTK m. 4 hükmünde, bir davanın ticarî dava niteliğinde olup olmadığının tespiti bakımından üç ayrı kıstas kabul edilmiştir:
(i) Bunlardan ilki, tarafların sıfatına ve işin ticarî işletme ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın ve başka hiçbir şart aranmaksızın TTK veya diğer kanunlarda ticarî sayılan davalardır (mutlak ticarî davalar). Mutlak ticarî davalar herhangi bir unsurun, bağlama noktasının veya sebebin davanın ticarî niteliğini değiştirmediği, mahkemenin kanaatinin rol oynamadığı davalardan olup; TTK m. 4/1 hükmünde (a) ilâ (f) bentlerinde sayılmıştır.
(ii) İkincisi ise, yalnızca bir ticarî işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticarî nitelikte kabul edilen davalardır. TTK m. 4/1-son cümle hükmü uyarınca ikinci grup ticarî davalar, yalnızca bir tarafın ticarî işletmesini ilgilendiren havale, vedia (saklama) sözleşmesi ile fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalardır. Bu nevi davaların ticarî nitelikte sayılması için yalnızca bir tarafın ticarî işletmesiyle ilgili olması TTK’da gerekli ve yeterli görülmüştür.
(iii) Üçüncü grup ise, nispî ticarî davalar olup, TTK m. 4/1 hükmü uyarınca her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticarî dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticarî dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticarî işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticarî iş niteliğinde olması veya ticarî iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticarî sayılması davanın ticarî dava olması için yeterli değildir. TTK m. 19/2 hükmü uyarınca, taraflardan biri için ticarî iş niteliğindeki bir sözleşmenin diğer taraf için de ticarî sayılması, davanın niteliğini ticarî hale getirmeyecektir. Zira TTK, kanun gereği ticarî dava sayılan davalar haricinde, ticarî davayı “ticarî iş” esasına göre değil, “ticarî işletme” esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticarî nitelikte olması tek başına davayı ticarî dava haline getirmez.
Öte yandan, 507 sayılı Kanun'un 2. maddesinde ''İster gezici olsun ister bir dükkan veya bir sokağın belli yerinde sabit bulunsunlar ticari sermayesi ile birlikte vücut çalışmalarına dayanan ve geliri o yer ve gelenek ve teamülüne nazaran tacir niteliğini kazanmasını icap ettirmeyecek miktarda sınırlı olan ve bu bakımdan ticaret sicili ve dolayısıyla ticaret ve sanayi odasına kayıtları gerekmeyen, ayni niteliğe (sermaye unsuru olsun olmasına) sahip olmakla beraber, ayrıca çalıştığı sanat, meslek ve hizmet kolunda bilgi, görgü ve ihtisasını değerlendiren hizmet, meslek ve küçük sanat sahipleriyle bunların yanında çalışanlar ve geçimini sınırlı olarak kamyonculuk, otomobilcilik ve şoförlükle temin eden kimselerin 1. maddede belirtilen amaçlarla kuracakları dernekler bu kanun hükümlerine tabidir” denilmektedir.
507 sayılı Kanun, 21/06/2005 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5362 Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanunu’nun 76. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış ve maddenin 2. cümlesi ile diğer yasaların 507 sayılı Yasaya yaptıkları atıfların 5362 sayılı yasaya yapılmış sayılacağı belirtilmiştir. Yeni yasal düzenlemede esnaf ve sanatkar tanımı değiştirilmiş olup Yasa'nın 3. maddesine göre esnaf ve sanatkar, ister gezici ister sabit bir mekanda bulunsun, Esnaf ve Sanatkar ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkar meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseleri olarak belirtilmiştir.
Diğer yandan, TTK'nın 12. maddesinde "Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir. Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır. Bir ticari işletme açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı tacir gibi sorumlu olur." hükmü ile anılan Yasa'nın 11. maddesinde "Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir.” düzenlemesi yine TTK’nin 15. maddesinde de "İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11. maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır." düzenlemesi bulunmaktadır. Bir kimsenin Vergi Usul Kanunu'na göre esnaf sayılması, TTK yönünden de esnaf kabul edilmesini gerektirmez. Ticaret siciline ya da Oda'ya kayıtlı olmamak da tacir olmamanın kesin bir kanıtı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemez.
Mülga 6762 sayılı TTK'nın 1463. maddesine göre, Bakanlar Kurulunca 18/06/2007 tarihinde kararlaştırılıp, 21/07/2007 tarih ve 26589 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan, 2007/12362 sayılı Bakanlar Kurulu Kararında esnaf-tacir ayırımının nasıl yapılacağı belirlenmiştir. 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10. maddesinde ticari işletmeler hakkında 6102 sayılı TTK'nın 11/2 madde ve fıkrasında öngörülen Bakanlar Kurulu kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemelerin uygulanacağı belirtildiğinden Bakanlar Kurulu kararının uygulanmasına devam edilerek esnaf ve tacir ayrımının anılan kararda belirtilen kıstasların değerlendirilmesi suretiyle yapılması gerekecektir.
İş bu dava , yukarıda belirtildiği şekilde mutlak ticari dava değildir. Nisbi ticari dava olup olmadığı irdelendiği ise iş bu dosyanın davalısı Maliye Hazinesi ve İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanlığı tacir olmadığı gibi, açılan dava her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olmadığından nisbi ticari dava da sayılmayacaktır. Görevli mahkeme , Asliye Hukuk Mahkemesidir. Mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine, dosyanın görevli İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle ;
1-HMK 114-c , HMK 115/1 Maddesi gereğince Mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine, kararın kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememizden talep edilmesi halinde dosyanın görevli İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
2-Harç, yargılama gideri ve vekalet ücreti hususlarının görevli mahkemece değerlendirilmesine,
3-HMK 20.maddesine göre süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kararın kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten , kanun yoluna başvurulmuş ise bu başvurunun reddi kararının tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize başvurularak, dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesinin talep edilmemesi halinde resen davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin davacı vekiline ihtarına,
Davacı vekilinin yüzüne karşı davalıların yokluğunda , kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı.16/01/2025
Başkan
¸e-imzalıdır
Üye
¸e-imzalıdır
Üye
¸e-imzalıdır
Katip
¸e-imzalıdır
¸
¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır