T.C.
İSTANBUL
18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2025/694 Esas
KARAR NO:2026/293
DAVA:Rücuen Tazminat
DAVA TARİHİ :24/09/2025
KARAR TARİHİ :24/04/2026
DAVA :Davacı vekilince mahkememize ibraz edilen dava dilekçesinde, müvekkili şirket ile dava dışı sigortalı ... ... .... Aş arasında 20/07/2023 - 20/07/2024 tarihli ve ... numaralı ürün sorumluluk ve ürün geri çağırma sigorta poliçesi düzenlendiğini, sigortalı ...'un otomotiv sanayisi için aydınlatma, mekantronik ve elektronik devre parçaları ürettiğini, hasara konu olan led projektörün kapı eşiği aydınlatması olarak kullanıldığını, sigortalı tarafından üretilen bu ürünün Çekya'ya gönderildiğini, söz konusu ürünün Çekya ve Hindistan'da üretilen ve dava dilekçesinde markaları belirtilen araçların ön kapılarında kullanıldığını, üründeki kusurun led projektörü tutan montaj tırnağının kırılması ve projektörün yerinden çıkması olduğunu, yerinden çıkan projektörün araç şasesinde boyayı çizdiğini, kaborta sacının ve fitilinin ezilerek hasara uğramasına neden olduğunu, ilk şikayetin Mart 2023 tarihinde sigortalıya iletildiğini, sigortalı adına yapılan analizler sonucunda projektörlerde kullanılan plastik ham maddenin kopma uzama değerinin , TDS'de belirtilmiş olan aralık değerinin dışında olduğunu, ham maddenin granül halinde Türkiye merkezli ... Plastik ve Tekstil'den teradik edildiğini, projektörlerin üzerinde bulunan QR kod sayesinde üretim tarihi ve izlenilebilirlik imkanının bulunduğunu, kusurlu ürünlerin Ekim-Kasım 2022 tarihleri arasında üretildiğinin tespit edildiğini, bu dönemde üretilen şüpheli ürün miktarının 54.000 adet olduğunu, davalı tarafın ham maddesinde kusur olduğunu kabul etmediğini, bu dönemde riskli araç miktarının yaklaşık 27.000 olduğunu, araçların piyasaya sürüldüğünü ve son kullanıcılara satıldığını, Temmuz 2023 tarihinden itibaren mağdurun servislerinde yapılan projektör değişimlerinin masraflarının sigortalıya iletildiğini, 7.414 adet projektör değişiminin yapıldığını, bazı araçlarda tek projektör , bazılarında ise her iki projektörün birlikte değiştirildiğini, sigortalıya söz konusu masraflar kapsamında 1.147.780,10Euro'nun 12/03/2023 tarihinde ödendiğini, müvekkili sigorta şirketinin , sigortasına yaptığı ödeme sonucunda sigortalısının hak ve alacaklarını temlik aldığını, TTK'nun 1472.maddesinde düzenlenen haklara halef olduğunu belirterek söz konusu söz konusu zararın, ham maddeyi tedarik eden davalılardan tahsili gerektiğini belirterek 1.147.780,10Euro'nun ödeme tarihinden itibaren davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalılar vekilince mahkememize ibraz edilen cevap dilekçesinde, davacı tarafın yabancı merkezli bir şirketin şubesi olduğunu, Türkiye'de sigortacılık faaliyeti gösterebilmesi için şube izni ve resmi ruhsat belgesinin ibrazının gerektiğini, ... ile davacı arasında geçerli bir sigorta poliçesi bulunduğun ispat etmesi gerektiğini, davanın tüzel kişilikleri farklı olan 2 davalıya karşı açıldığını, davalılardan ... Satış ve Pazarlama Aş'nin dava konusu olay ile ilgilisinin bulunmadığını, davacıya ürün satmadığını, bu davalının pasif husumet ehliyetinin bulunmadığını, müvekkili ... Plastik tarafından üretilen ürünlerle ilgili yapılan testlerin cevap dilekçesinde ayrıntılı olarak açıklandığını, üretilen plastiğin şartnamedeki niteliklere uygun olduğunu, hasar ile zarar arasında ki uyumun ortaya konulması gerektiğini, illiyet bağı olması gerektiğini, müvekkilinin kusurunun ispat edilemediğini, İntertek firmasının test raporunun dikkate alınmasının mümkün olmadığını, analiz sertifikaları üzerinde, datanın silinmesi ve kaybolması ihktimali ile delil tespiti yapılmasını talep ettiklerini ve davanın reddine karar verilmesini istediklerini bildirmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE : Dava, rücuen tazminat istemine ilişkindir.
Deliller ; Sicil kayıtları, yasal mevzuat.
Dava şartları HMK'nun 114.maddesinde düzenlenmiş olup, HMK'nun 114/1-d bendine göre tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları, kanuni temsilin söz konusu olduğu hallerde, temsilcilinin gerekli niteliğe sahip bulunması hususu da dava şartı olarak düzenlenmiştir.
HMK'nun 115.maddesine göre, dava şartlarının mevcut olup olmadığının mahkemece resen araştırılması ve dava şartı noksanlığını tespit eder ise davanın usulden reddine karar vermesi gerekmektir.
HMK'nun 140.maddesine göre, ön inceleme duruşmasında, tahkikata geçmeden önce dava şartlarının mahkemece değerlendirilerek karara bağlanması gerekmektedir.
Dava, ... ... ... Şubesi tarafından açılmış, dava şube tarafından açıldığı gibi vekaletname yabancı merkezli şirketin şubesi tarafından verilmiş ve yine zorunlu arabuluculuk tutanağı da, yabancı merkezli şirketin şubesince yapılmıştır.
Davacı şubenin son sicil kaydı alınmış olup incelendiğinde, ... ... ... ... Şubesi olarak yani şube olarak İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünde kayıtlı olduğu, incelenen Ticaret Sicil Gazetesi Kayıtlarına göre isim değişikliği ve diğer önemli kararların yabancı menşeili asıl şirket tarafından alındığı görülmüştür.
Yürütülen ticari faaliyetlerin yaygınlaşması nedeni ile işlerin tek bir merkezden yönetilmesinin zorlaşması halinde kurulan ve şirketi temsil eden şubelerin ayrı bir tüzel kişiliği bulunmamaktadır. Zira şubeler ticari işletmenin bir parçası olup merkeze bağlıdır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 14/12/201 tarih 2016/7517 Esas 2016/7471 Karar nolu ilamında da ".......kira sözleşmesini kiracı olarak ... A.Ş Türkiye Cumhuriyeti şubesi yetkilisi imzalamıştır. Anonim şirketler tüzel kişiliğe sahip sermaye şirketleridir. Yürütülen ticari faaliyetlerin yaygınlaşması nedeniyle işlerin tek bir merkezden yönetiminin zorlaşması halinde kurulan ve şirketi temsil eden şubelerin ise ayrı bir tüzel kişiliği yoktur zira şubeler ticari işletmenin bir parçası olup merkeze bağlıdır, şubenin kar ve zararı merkeze aittir, şube aracılığı ile elde edilen hakların, istenilen borçların sahibi de şube değil işletmenin kendisidir o halde taraf ve dava ehliyeti şubenin bağlı bulunduğu gerçek ve tüzel kişiye aittir , dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden ... A.Ş Türkiye Cumhuriyeti şubesinin TTK'nun Md. 40f.4 hükmü uyarınca 04/10/2011 tarihinde şube olarak ticaret siciline tescil edildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda ... A.Ş Türkiye Cumhuriyeti şubesinin ... A.Ş'den ayrı ve bağımsız bir tüzel kişiliğe sahip olmadığı....... " denilmiştir.
... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasından yürütülen yargılama neticesinde, dava ........... ... ... ... Şubesi aleyhine açılmış olup, mahkememizce 25/05/2023 tarih ve ... karar numarası ile verilen kararın gerekçesinde ;
"Davalı taraf merkezi İtalya'da bulunan .......... İstanbul şubesi olup İTSM'de ".............. Merkezi ... ... ... Şubesi" olarak kayıtlıdır. Şubelerin şube olarak sicile kayıtları yapılmasına rağmen şubelerin tüzel kişiliği bulunmamaktadır. Şube iç ilişki bakımından merkeze bağımlıdır. Merkez kime aitse şube de ona ait olup şube üçüncü kişilerle merkez adına işlem yapabilmektedir. Birimin şube sayılması için ayrı muhasebe veya ayrı sermaye tahsisi gerekmeyip muhasebenin merkezde tutulması da mümkündür. Şube tarafından merkez adına yapılan işlemler ile sadece şubenin bulunduğu yerde merkez aleyhine dava açılması mümkündür. Şubelerin ticari işletme olup olmadığı, ticari işletme sayılması halinde şube aleyhine açılan davanın ticari işletmeye karşı açılmış sayılıp sayılmayacağı değerlendirildiğinde ise ticari işletme TTK'da tanımlanmış olup buna göre "Esnaf işletmesi için ön görülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir" denildiğinden ticari işletmenin unsurları, esnaf düzeyini aşan düzeyde gelir sağlamak , devamlılık ve bağımsızlık unsurları olup şube bağımsız olmadığından merkeze bağlı olduğundan şubenin ticari işletme sayılması da mümkün değildir. " denilerek davalının taraf ehliyetinin bulunmaması nedeni ile HMK 'nun 114/1-d ve HMK'nun 115.maddesine göre davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiş olup, kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul BAM 15 HD'nin 20/12/2023 tarih 2023/1315 esas 2023/1456 karar sayılı ilamı ile "Mahkemece öncelikle taraf sıfatının incelenmesi gerekmekte olup.... Tüzel kişiliği bulunmayan şube tarafından dava açılması ve davaya devam edilmesi söz konusu olamayacağından, davanın davalının taraf ehliyeti bulunmaması sebebiyle HMK'nun 114/1-d ve HMK 115.maddelerine göre dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi isabetli olmuştur. " denilerek istinaf kararın reddine karar verilmiştir. İstinafın kararına karşı temyiz yoluna gidilmiş olup, Yargıtay 6.HD'nin 12/02/2025 tarih 2024/1005 esas 2025/471 karar sayılı ilamı ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar onanmıştır. Yine benzer mahiyette Yargıtay 6.HD'nin 2023/520 esas 2024/1315 karar sayılı ilamı ve Yargıtay HGK'nun 2010/19-250 esas 2010/300 karar sayılı ilamları da bulunmaktadır.
Yukarıda da belirtildiği üzere şube olarak ticaret siciline tescil edilmek , şubeye tüzel kişilik kazandırmamaktadır. Bir merkeze bağlı olduğu halde müstakil sermayesi ve müstakil muhasebesi bulunan veya muhasebesi merkezde tutulduğu ve müstakil sermayesi olmadığı halde kendi başına ticari muamele yapan yerler şube sayılır. Şube kendi başına işlem (muamele) yapabilirse de , bu işlemden doğan hak ve borçlar merkeze aittir. Şube olmanın faydası sadece , şubenin yaptığı işlemden dolayı (merkeze karşı ) merkezin bulunduğu yer mahkemesinde dava açılabilir olmasıdır. Şubenin işlemlerinden dolayı dava da taraf olarak şubenin taraf olduğu ilgili kişi (merkez) davacı yada davalı gösterilmelidir. Yani şubenin bulunduğu yerde dava açılması , davanın şube tarafından yada şubeye karşı açılacağı anlamına gelmez. Şubelerin ayrı bir tüzel kişiliği yoktur, zira şubeler ticari işletmenin bir parçası olup, merkeze bağlıdır. Şubenin kar ve zararı merkeze aittir, şubenin aracılığı ile elde edilen hakların, istenilen borçların sahibi de şube değil işletmenin kendisidir. O halde taraf ve dava ehliyeti şubenin bağlı olduğu tüzel kişiye aittir. Bu nedenle şube tarafından açılan davanın , davacının taraf ehliyetinin bulunmaması nedeniyle, usulden reddine aşağıda ki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle ;
1-Davacı tarafın taraf ehliyetinin bulunmamasının nedeniyle HMK 114/1-d ve HMK 115. Maddesi gereğince, davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine,
2-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden , AAÜT'nin 3/2.madesi gereğince 45.000,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalılar tarafından delil tespiti kapsamında yapılan talimat ve bilirkişi ücreti toplamı 46.620,00TL'nin davacıdan alınarak, davalılara verilmesine,
5-Gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde, yazı işleri müdürü tarafından resen ilgilisine iadesine,
6-Zorunlu arabuluculuk kapsamında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.700,00TL zorunlu arabulucu ücretinin , davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
7-Bu dava sebebiyle 732,00TL karar ve ilam harcı alınması gerektiğinden , peşin alınan 958.999,23TL'den mahsubu ile fazla alınan 958.267,23TL karar ve ilam harcının , karar kesinleşmesinden itibaren talep edilmesi halinde davacı tarafa iadesine,
Taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 24/04/2026
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır
Full & Egal Universal Law Academy