T.C.
İSTANBUL
18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2026/125 Esas
KARAR NO :2026/333
DAVA:Sigorta (Yangın Sigortası Kaynaklı)
DAVA TARİHİ:10/02/2026
KARAR TARİHİ:05/05/2026
Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı sigorta şirketi arasında “Kobi Paket Sigorta Poliçesi” akdedildiğini, ... nolu poliçenin vadesi 04.09.2021 – 04.09.2022 olduğunu, riziko gerçekleşme tarihi olan 10.07.2022 tarihinde poliçe yürürlükte olduğunu, ekspertiz raporunda poliçe kapsamındaki sigorta konusu kıymetler belirtildiğini ve poliçe kapsamında yangın teminatı mevcut olduğunu, 10.07.2022 tarihinde saat 06:45 sularında işyerinde yangın meydana geldiğini, itfaiye müdahalesi ile yangın söndürüldüğünü, itfaiye raporu ve ekspertiz raporu birlikte değerlendirildiğinde yangının başlangıç noktasının mutfak bölümünde bulunan elektrik panosu olduğu; elektrik tesisatı/kablolarda ısı enerjisine dönüşen elektriksel nedenlerle yangının çıktığını, asli talep olarak dekorasyon ve demirbaşlara dair sigorta tazminatının (dekorasyon + demirbaş) temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, mahkeme aksi kanaatte olması halinde dekorasyon kalemini teminat dışı değerlendirilirse, terditli talep olarak en az demirbaş sigorta tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; dava konusu alacağın zamanaşımına uğradığını, talep konusu zararlar üzerinde davacının hak sahipliği ispat edilemediğinden davacının taleplerinin teminat dışı olduğunu, müvekkil şirket tarafından olay gününde ve olay yerinde yaptırılan ekspertiz incelemesi, delil niteliğinde olup tespit edilen uyuşmazlıklar kapsamında davanın reddi gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte, müvekkili şirketin sorumluluğu poliçe teminat limitleri ile sınırlı olduğunu, açıklanan nedenlerle davanın reddini talep etmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Dava, kobi paket sigorta poliçesi kapsamında işyerinde meydana gelen yangın akabinde oluşan zararın onarım bedelinin davalı sigorta şirketinden tahsili istemine ilişkindir.
Somut olayda; davacının yetkilisi olduğu dava dışı ... Şirketinin "... Mah. ... Cad. No:1 ... / İstanbul" adresindeki işyerinin davalı şirket tarafından 04/09/2021 - 04/09/2022 tarihleri arasında sigortalanmış olduğu, söz konusu adreste 10/07/2022 tarihinde meydana gelen yangından kaynaklı olarak demirbaşların zarara uğradığından bahisle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100,00 TL'nin tahsili istemiyle işbu davanın açılmış olduğu görülmüştür.
Sıfat, dava konusu kılınan sübjektif hakla davanın tarafları arasındaki ilişkiyi ifade eder ve dava dilekçesinde davacı ve davalı olarak gösterilmiş kişilerin maddi hukuk bakımından gerçekten hak sahibi veya yükümlü konumunda bulunup bulunmadığına ilişkin bir kavramdır (Tanrıver, Süha: Medeni Usul Hukuku, C. I, Ankara 2016, s. 512). Davacı tarafta yer alan taraf için aktif dava sıfatı, davalı tarafta yer alan taraf için pasif taraf sıfatından söz edilebilir. Uygulamada, "sıfat" yerine "husumet" terimi de kullanılmaktadır. Sıfat, dava şartı olmayıp, itirazdır. Çünkü bir kimsenin hak sahibi veya borçlu olup olmadığı davanın esasına girildikten sonra tespit edilebilir. Ancak sıfat bir itiraz olduğundan, hâkim diğer itirazlar gibi taraf sıfatını da dava dosyasından anlayabildiği sürece kendiliğinden nazara alır. Sıfat, davada taraflardan birinin davaya konu subjektif dava hakkının bulunup bulunmadığı ile ilgili bir husustur. Tarafların sıfatının yargılama sonuna kadar devam etmesi zorunludur. Bu husus mahkemece re’sen göz önünde bulundurulmalıdır. Bir davada, taraflardan birinin, davacı ya da davalı sıfatının (aktif ya da pasif husumet ehliyetinin) olmadığı belirlenirse, artık bu davanın esasının çözümüne girilmeden, davanın husumet yokluğundan reddi gerekir. Bir kişinin belli bir davada davacı ya da davalı sıfatını haiz olup olmadığı şeklinde nitelendirilen husumetin ileri sürülme zamanı yasa ile kabul edilen bir ilk itiraz olmadığı gibi, davalı tarafından ileri sürülmesi gerekli bir def’î de değildir. Davanın her aşamasında ileri sürülmesi mümkün veya mahkemece vakıf olunduğu takdirde re’sen nazara alınması gerekli hukukî bir durumdur (Kuru, Baki: Medeni Usul Hukuku El Kitabı, C. I, Ankara 2020, s. 331 vd.; Yargıtay HGK, 24/06/2021, E. 2017/1-1270, K. 2021/846 , §§16-17)
Yargılama esnasında tarafların dava ve cevap dilekçesi ekinde ibraz etmiş olduğu deliller ile bildirmiş olduğu deliller celp edilip incelendiğinde; davalı ile davacıya ait olan dava dışı ... Şirketi arasında sözleşme ilişkisinin bulunduğu, sigorta poliçesinde sigortalı olarak şirketin adının yer aldığı, davanın ise şirket yetkilisi gerçek kişi adına açıldığı gibi arabuluculuğun da gerçek kişi adına yürütüldüğü, vekaletnamenin gerçek kişi adına olduğu anlaşılmakla işbu davada talepte bulunma hakkı davacı gerçek kişiye ait olmayıp dava dışı sigortalı olan ... Şirketine ait olması sebebiyle davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı kanaatine varılarak davasının aktif husumet yokluğundan reddine karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2021/(22)9-485 Esas, 2021/971 Karar Sayılı, 07.07.2021 Tarihli " ... Kısmi dava açılabilmesi için talep konusunun bölünebilir olması gerekli olup, açılan davanın kısmi dava olduğunun dava dilekçesinde açıkça yazılması gerekmez. Dava dilekçesindeki açıklamalardan davacının alacağının daha fazla olduğu anlaşılıyor ve istem bölümünde "fazlaya ilişkin haklarını saklı tutması” ya da “alacağın şimdilik şu kadarını dava ediyorum” şeklinde bir ifadeye yer verilmiş ise, bu husus, davanın kısmi dava olarak kabulü için yeterli sayılmaktadır (Hukuk Genel Kurulunun 02.04.2003 tarihli ve 2003/4-260 E., 2003/271 K. sayılı kararı; ayrıca bkz., Pekcanıtez, H.: Medeni Usul Hukuku, C.II, 15. baskı, İstanbul 2017, s.1000).
... Belirsiz alacak davası niteliği gereği istisnai bir dava türü olmakla davasını belirsiz alacak davası olarak açan kişi bunu açıkça dilekçesinde belirtmelidir." şeklindeki gerekçeli ilamı uyarınca mahkememizce dava dilekçesi üzerinden yapılan kontrolde davacının davasını belirsiz alacak davası olarak ikame etmemiş olduğu, kısmi dava olarak açmış olduğu, dava değerini 100,00 TL olarak belirtilmiş olması karşısında HMK m.341 hükmü uyarınca istinaf sınırının altında kaldığından kesin olmak üzere aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklanmış olduğu üzere;
1- Davacının davasının aktif husumet yokluğundan reddine,
2-Alınması gerekli olan 732,00-TL karar ilam harcı başlangıçta dava açılırken peşin olarak alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
3-Yargılama giderlerinin davacı üzerine bırakılmasına,
4-Davalı yargılama esnasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT m.7/2 hükmü uyarınca hesap ve takdir olunan 100,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Tarafların dava şartı olan arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, arabuluculuk son tutanağı aslından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanun'un 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 4.600,00-TL'nin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına.
6-Taraflarca yatırılan gider avansın arta kalan kısmı karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, HMK madde 341 hükmü uyarınca KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 05/05/2026
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır
Full & Egal Universal Law Academy