T.C.
İSTANBUL
18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/49 Esas
KARAR NO : 2026/335
DAVA : Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 16/01/2026
KARAR TARİHİ : 05/05/2026
Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... isimli şahısla oğlunun oyuncu seçmelerine katılması konusunda irtibata geçtiğini, müvekkilinin oyuncu seçmeleri konusunda ... ile telefonda anlaştığını, Müvekkili ve davalı taraf anlaşmasına karşın davalı taraf üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediğini ve anlaşmaya aykırı davrandığını, aynı gün davalı taraf ... ... ve Ltd. Şti. olarak müvekkilinden senet aracılığıyla 17.000 TL ödeme yapmasını istediğini, müvekkilinin de istenen ödemeyi vade tarihinde gerçekleştirdiğini, müvekkili ile iletişime geçen ..., ... ... ve Ltd. Şti. aracılığıyla müvekkilini ve birçok kişiyi dolandırdığını, müvekkili aleyhine .... İcra Dairesinin 2025/... Esas sayılı icra takip dosyası icra takibi başlatıldığını, söz konusu icra takibinin dayanağı 17.000,00 TL miktarlı 20/08/2024 tanzim tarihli, 21/08/2024 vade tarihli bir adet senede ilişkin olduğunu, müvekkilinin takibe dayanak olan senedi ödediğini, müvekkili aleyhine .... İcra Dairesinin 2025/... Esas icra takip dosyası icra takibi başlatıldığını, söz konusu icra takibinin dayanağı 20.08.2024 tarihli 20.000 TL ödeme yapılacağını belirten sözleşmeden ibaret olduğunu, müvekkilinin ... ... ve Ltd. Şti.'den, ödeme yapmasını gerektirecek hiçbir hizmet alamadığını, söz konusu sözleşmeyi kabul etmediklerini, müvekkili aleyhine başlatılan .... İcra Dairesinin 2025/... Esas ve 2025/... Esas sayılı icra takip dosyalarında İİK 72. maddesi gereğince borçlu bulunmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; dava konusu bononun düzenlenmesiyle birlikte davacı ile davalı arasında bir kambiyo borç ilişkisi kurulduğunu, davacı tarafça ileri sürülen “temel borç ilişkisinin geçersiz olduğu” iddiaları, mücerret nitelikteki kambiyo senedinin geçerliliğini ortadan kaldırmayacağını, müvekkili ve davacı arasında senet sözleşmesi mevcut olduğunu, davacı yan müvekkiline borçlu olduğunu, müvekkili ile davacı arasındaki iş bu borç ilişkisine istinaden davacı-borçlu imzaladığı dava konusu senet müvekkiline elden teslim ettiğini, söz konusu senetteki imzalar davacı borçlunun kendi imzaları olup davacının da bu hususta bir itirazı bulunmadığını, borç miktarı ve senet üzerindeki tarih ve isimler ile yazılar kendilerine ait olduğunu, davacı, müvekkiline borcunu ödemediğini, davacı iş bu davayı tamamen ödemeyi sürüncemede bırakma gayesiyle ikame ettiğini, taraflar arasında akdedilen 20/08/2024 imza tarihli "Oyunculuk Eğitimi Hizmet Sözleşmesi" gereği hizmet alanın programa devam etmemesi ödeme yükümlülüğünü ortadan kaldırmayacağını, sözleşme kapsamında hizmet veren hazırlık masraflarına katlandığından, Culpa in Contrahendo ilkesi gereği hizmet bedeli aynen ödeneceğini, ödemeyi senetle yapan hizmet alan, eğitime katılmasa dahi sözleşmeyi geri isteyemez ve katılmayacağını bildirdiği takdirde senet bedelini 7 gün içinde ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini, taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümünde görevli mahkemenin Tüketici Mahkemeleri olduğunu bu nedenle görevsizlik kararı verilmesini, mahkeme aksi kanaatte ise davanın esastan reddini talep etmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Dava, oyunculuk eğitim sözleşmesi kapsamında davalı tarafından davacı aleyhine başlatılmış olan icra takiplerinden kaynaklı menfi tespit istemine ilişkindir.
Somut olayda; davacı ile davalı arasında oyunculuk eğitim sözleşmesi akdedilmiş olduğu, davacının iddiasının söz konusu sözleşmenin dava dışı oğlu için akdedilmiş olduğu; sözleşme kapsamında belirlenen bedelin tahsili için davalı tarafından davacı aleyhine başlatılmış olan 2 ayrı icra dosyasından (.... İcra Dairesinin 2025/... Esas ve 2025/... Esas) davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti istemiyle işbu davanın açılmış olduğu görüldü.
6100 Sayılı HMK'nın "Dava şartlarının incelenmesi" başlığını taşıyan 115. Maddesinin 1. Fıkrası "(1) Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler." uyarınca yargılamanın her aşamasında dava şartlarının bulunup bulunmadığının re'sen incelenmesi gerektiğinden aynı kanunun "Dava şartları" başlığını taşıyan 114. Maddesi uyarınca " (1) Dava şartları şunlardır:
a) Türk mahkemelerinin yargı hakkının bulunması.
b) Yargı yolunun caiz olması.
c) Mahkemenin görevli olması.
ç) Yetkinin kesin olduğu hâllerde, mahkemenin yetkili bulunması.
d) Tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları; kanuni temsilin söz konusu olduğu hâllerde, temsilcinin gerekli niteliğe sahip bulunması.
e) Dava takip yetkisine sahip olunması.
f) Vekil aracılığıyla takip edilen davalarda, vekilin davaya vekâlet ehliyetine sahip olması ve usulüne uygun düzenlenmiş bir vekâletnamesinin bulunması.
g) Davacının yatırması gereken gider avansının yatırılmış olması.
ğ) Teminat gösterilmesine ilişkin kararın gereğinin yerine getirilmesi.
h) Davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması.
ı) Aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması.
i) Aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması.
(2) Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır."
28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsamaktadır. Anılan kanunun 3. maddesinin (k) bendindeki tanıma göre tüketici; ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi, (1) bendindeki tanıma göre de tüketici işlemi; mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder.
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun’un 73. maddesinin (1) bendi gereğince de bu Kanun uygulaması ile ilgili çıkacak her türlü ihtilaflara tüketici mahkemelerinde bakılması gerekir.
HMK m.114 hükmü uyarınca dava şartlarının sırası ile incelenmesi gerektiğinden öncelikle mahkememizin görevli olup olmadığı hususu irdelenmiş olup mahkememizin işbu dosyası ile benzer mahiyette olan ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin 2020/972 Esas, 2020/1011 Karar Sayılı, 16/09/2020 Tarihli "... Davacının oğlu ve yeğeninin eğitim hizmeti ücret bedeli olarak dava ve takip konusu çekin ... ... A.Ş'ne bağlı ... kayıt için verilmiş olduğu, bu durumda işlemin 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Yasanın 3/1-ı. bendi uyarınca, tüketici işlemi olduğu, aynı yasanın 4/5. Tüketicinin yapmış olduğu işlemler nedeniyle kıymetli evrak niteliğinde sadece nama yazılı ve her bir taksit ödemesi için ayrı ayrı olacak şekilde senet düzenlenebileceği, 73/1.maddesi uyarınca tüketici işlemlerinden doğan uyuşmazlıklara tüketici mahkemesinde bakılacağı, Denizli ilinde de karar tarihi itibariyle müstakil tüketici mahkemesi bulunmadığından, davanın açıldığı asliye hukuk mahkemesince yargılamaya devam ile taraf delilleri toplanarak oluşacak sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçe ile asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle, göreve ilişkin dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesi doğru değildir." şeklindeki ilamı da dikkate alındığında gerek davacının kendisi adına olsun gerekse dava dışı oğlu adına sözleşme akdedilmiş olsun taraflar arasında eğitim hizmeti verilmesinden kaynaklı bir tüketici ilişkinin bulunduğu; bu doğrultuda asıl uyuşmazlığı incelemeye görevli olan mahkemenin tüketici mahkemesi olması sebebiyle mahkememizin görevli olmadığı kanaatine varılmakla HMK m.114 ve 115 hükümleri uyarınca aşağıdaki şekilde görevsizlik kararı vermek gerekmiştir.
HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklanmış olduğu üzere;
1-Davacı tarafından davalılar aleyhine açılan davanın, davaya mahkememizin görevli olmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE,
2-Davaya bakmaya İstanbul Tüketici Mahkemesinin görevli olması nedeniyle mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
3-HMK. Madde 20 uyarınca istinafa tabi olan işbu davada süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak karar kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içinde mahkememize başvurulması halinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine,
4-Dosyanın gönderilmesi için süresi içerisinde başvurulmaz ise HMK. Madde 20 uyarınca davanın AÇILMAMIŞ SAYILACAĞINA karar verileceğinin ihtarına (ihtar edildi)
5-HMK'nın 20.maddesi gereğince yasal süre içerisinde dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesi için taraflarca başvurulması halinde HMK 331/2.maddesi gereğince yargılama giderlerinin ve HMK 323/1-ğ maddesi gereğince yargılama giderlerinden sayılan vekalet ücretinin yetkili ve görevli mahkeme tarafından hüküm altına alınmasına, belirtilen sürede başvuru yapılmaması halinde talep üzerine yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin mahkememizce hüküm altına alınmasına,
Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 05/05/2026
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır
Full & Egal Universal Law Academy