T.C.
İSTANBUL
19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2019/333 Esas
KARAR NO:2025/674
DAVA:Hisse devir sözleşmesinin kesin hükümsülüğünün tespiti
DAVA TARİHİ:24/06/2019
KARAR TARİHİ:09/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan Hisse devir sözleşmesinin kesin hükümsülüğünün tespiti davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkili şirket ile davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'in (bu yedi davalının, müvekkili şirketle aralarında akdedilen hissedarlar sözleşmesinde olduğu gibi hep birlikte “...” olarak anılacağını) 2013 yılında kurulmuş olan ... Anonim Şirketi'nin kurucu ortakları olduklarını, şirketin kuruluşundaki ortaklık yapısı uyarınca %20 hissesinin müvekkili şirkete, %80 hissesi ise davalı ...'ye ait olduğunu, müvekkili şirket ile ... arasında 30.05.2013 tarihli hissedarlar sözleşmesi akdedildiğini, sözleşmenin 2. maddesine göre, şirketin amacının, Hissedarlar Sözleşmesi hükümleri kapsamında jeotermal kaynaklardan elektrik gücü üretimi ile iştigal etmek olduğunu, bu kapsamda şirketin, müvekkili tarafından bedelsiz olarak devredilmiş araştırma lisanslarına dayanarak ilgili araştırma işlerini yürüteceğini ve bir elektrik santrali kurmak ve işletmek için gerekli olan diğer lisansları alacağını ve yalnızca bu amaç doğrultusunda söz konusu elektrik santralini kuracağını ve işleteceğini, şirket tarafından gerçekleştirilecek tüm işlerin Hissedarlar Sözleşmesinde "Proje" olarak anıldığını, Hissedarlar Sözleşmesi kapsamında, müvekkilinin, şirketin kuruluşunda, jeotermal kaynakları için sahip olduğu iki adet araştırma lisansını ücretsiz olarak şirkete devrettiğini, söz konusu araştırma lisanslarının, şirketin sahip olduğu en önemli mal varlıkları olduğunu ve müvekkillinin, kendisine ait olan lisansları, ...'nın, Hissedarlar Sözleşmesinde öngörülen Proje’nin tamamlanması ve elektrik üretim faaliyetine geçmesi için gerekli yatırımları ve işlemleri yapma yükümlülüklerinin karşılığı olarak şirkete bedelsiz şekilde devrettiğini, bu bedelsiz devrin, davalı ...'nın, ilgili lisansları yatırıma hazır hale getirme ve bu yatırım üzerinde basiretli tacir olarak çalışma, gerekli harcamaları yaparak şirketi elektrik üretim faaliyetine geçirme yükümlülüklerinin karşılığında yapıldığını, Hissedarlar Sözleşmesi’nin 4.2.1. maddesine göre, araştırma süresinin sonuna kadar şirkete yapılacak maliyet ve gider ödemelerinin, sermaye artırımı veya şirkete hissedar kredisi kullandırılması suretiyle veya ... tarafından finanse edileceğini, araştırma süresinin, Hissedarlar Sözleşmesi’nde, sözleşme tarihi ile Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nun jeotermal kaynaklardan elektrik üretimi işi için şirkete ön lisans verme tarihi arasında geçen süre olarak tanımlandığını ve hali hazırda söz konusu sürenin tamamlanmadığını, davalı ...’nın Hissedarlar Sözleşmesi’nde tanımlanan bir diğer yükümlülüğünün; sözleşmesinin imzası ile araştırma süresinin sonuna kadar geçen süre boyunca, düzenli olarak ve ayrıca müvekkilinin yazılı talebi üzerine Proje ile ilgili olarak ... nezdinde tahakkuk eden gider ve maliyetleri ve Proje’nin ilerlemesi hakkında bilgiyi detaylı olarak gösteren raporları temin etmek olduğunu, sözleşme uyarınca; araştırma süresinin bitimini takiben Proje'nin finansmanı için sermaye artırımına gidildiğinde müvekkili tarafından şirkete ödenecek sermaye katkı payının davalı ... tarafından finanse edileceğini ve bu kapsamda davalı ...'nın, müvekkili şirket adına gerekli olan sermaye katılımı tutarını şirkete ödeyeceğini, bu ödenen tutarların müvekkili tarafından davalı ...'ye geri ödenmesinin, şirketin kaynaklarından yapacağı temettü ödemelerinden karşılanacağını, müvekkilinin, kendisine ait olan ve güncel piyasa değeri toplam yaklaşık 10.000.000 Amerikan Doları olan 2 adet araştırma lisansını bedelsiz şekilde şirkete devretmesinin tek sebebinin, taraflar arasındaki sözleşmede yer alan bu yükümlülüklerin davalı ... tarafından yerine getireceğine olan inancından kaynaklandığını, davalı ...'nın, sözleşmede öngörülmüş olan bu yükümlülüklerinden kurtulmak ve müvekkilinin şirket üzerindeki etkinliğini ve yönetme hakkını sona erdirmek için kötü niyetle ve muvazaalı şekilde hisselerini diğer davalı ...'a devrettiğini, davalılar arasında gerçekte bir hisse devri yapılmadığını, hisselerin ...'a görünüşte devredildiğini, bu yolla ...'nın, müvekkiline ait olan ve bila bedel şirkete devredilen iki adet araştırma lisansına sahip olan şirketin, Hissedarlar Sözleşmesi ile öngörülmüş olan yükümlülükleri olmaksızın sahibi olmayı amaçlandığını, hisse devrinden sonra davalı ...'ın müvekkili şirkete ihtarname göndererek Hissedarlar Sözleşmesi ile bağlı olmadığını bildirdiğini, hisse devrinden hemen sonra şirketin sermayesinin müvekkil şirketin katılım sağlayamayacağı kadar yüksek tutarda artırılması ve böylece müvekkili şirketin, şirkette sahip olduğu pay oranının önemli oranda düşürüldüğünü, bunun da hisse devir sözleşmesinin muvazaalı olduğu iddialarını desteklediğini, bu muvazaalı işlemin arkasında aslında pay sahipliğinden kaynaklanan haklar davalı ... tarafından ... adına kullanıldığını ve şirketin genel kurulunda ...'nin yönlendirmesiyle ve talimatlarıyla davalı ... tarafından kararlar alındığını, davalılardan ... ile diğer davalı ... arasında yapılan hisse devrinin, Hissedarlar Sözleşmesi'nde düzenlenen hisse devir prosedürüne ilişkin hükümlere aykırılık teşkil etmesi nedeniyle tarafların karşılıklı mutabık kaldıkları sözleşmeye aykırı ve geçersiz olduğunu, davalılar arasında yapılan hisse devir işleminin muvazaalı ve bu nedenle kesin hükümsüz olduğunu, davalı ...'nın, uyuşmazlık konusu hisse devrini yaparak sözleşmedeki yükümlülüklerden haksız şekilde kurtulmaya çalıştığını, böylece müvekkilinin araştırma lisanslarını devretmiş olduğu şirketin gizli şekilde pay sahibi ve yöneticisi olmaya devam etmeyi, ancak şirketi finanse etme ve elektrik üretimine geçilmesi için gerekli faaliyetlerin yapılmasına ilişkin üstlendiği yükümlülüklerinden kurtulmayı hedeflediğini, gerek müvekkili şirketin gerekse hisselerini devreden davalıların uzun yıllardır ticaretle uğraşan çeşitli şirketlerde yöneticilik yapan kişiler olduklarını, hisseleri devralan davalı ...'ın ise daha önce hiç ticaretle uğraşmadığını ve İstanbul'da avukatlık yaptığını, daha önce ticaretle iştigal etmemiş, şirketlerde yönetici olarak görev almamış hukuk fakültesi mezunu bir avukatın, yönetilmesi oldukça meşakkatli olan bir enerji şirketinin %80 hissesini 600.000 ABD dolar karşılığında satın almasının ve bu şirketin pay sahibi ve yönetim kurulu üyesi olarak şirketi yönetmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, şirket hisselerinin davalı ... tarafından devralınmasından kısa süre sonra şirketin sermayesinin artırılmasına ilişkin genel kurul kararı alındığını, sermaye artırım kararının batıl olduğunu ve ilgili kararın batıl olduğunun tespiti ve bu taleplerinin kabul görmemesi halinde ilgili genel kurul kararının iptali talebiyle müvekkili şirket tarafından... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .... Esas sayı dosyasın ile dava açıldığını, 05.02.2019 tarihli sermaye artırımı kararı ile şirketin 200.000 TL olan sermayesinin 1.600.000 TL artırılarak 1.800.000 TL'ye çıkartıldığını, davalı ... tarafından şirketin mevcut sermayesine oranla bu denli yüksek tutarda sermaye artırımının yapılmasının sebebinin müvekkili şirketin söz konusu artırıma katılamamasını sağlamak ve böylece müvekkili şirketin, şirkette sahip olduğu hisse oranının düşürmek olduğunu, yapılan sermaye artırımına müvekkili şirketin katılım sağlayamadığını ve artırım öncesi %20 olan hisse oranının artırım sonrasında %2'ye düştüğünü, müvekkilinin, sermaye artırımı kararı öncesinde %20 oranında hisse sahibi olduğundan azlık pay sahibi konumunda olduğunu, sermaye artırımı kararı ile müvekkili şirketin hisse oranının düşürüldüğünü ve bu yolla azlık pay sahipliği haklarını kullanmasının engellenmeye çalışıldığını, sermaye artırımına ilişkin ticaret sicil kayıtlarında alınan kararlarda şirketin borca batık durumda olduğunun iddia edildiğini, müvekkilinin mevcut durumda şirketin muhasebe kayıtlarını inceleyemediğinden şirketin gerçekten borca batık durumda olup olmadığının müvekkili şirket tarafından bilinemediğini, davalı ...'ın, müvekkili şirkete gönderdiği 15.11.2018 tarihli bildirim ile şirketin hisselerini devraldığını bildirdiğini, ... ve hisse devri sonrasında atanan bir diğer yönetim kurulu üyesi olan ... tarafından alınan 12.02.2019 tarihli yönetim kurulu kararında ise şirketin borca batık olması nedeniyle sermaye artırımı kararının alındığının belirtildiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte, bir an için şirketin gerçekten borca batık durumda olduğu kabul edilse dahi, davalı ...'ın borca batık bir şirketin hisselerini 600.000 ABD doları karşılığında satın almış olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, müvekkili şirket ile davalı ... arasında akdedilen Hissedarlar Sözleşmesi'nin 5.2. maddesine göre; şirket yönetim kurulunun en fazla 5 üyeden oluşacağını, kurul üyelerinden 1 kişinin müvekkili şirket tarafından aday gösterilen kişiler arasından seçileceğini, işbu sözleşme hükmü ile müvekkili şirketin, şirket yönetimine katılması ve şirketin yönetimi ile ilgili alınacak kararlarda söz sahibi olmasının amaçlandığını, ancak davalı ... ve ... arasında akdedilen muvazaalı hisse devri sözleşmesi neticesinde görünüşte pay sahibi haline gelen ...'ın, Hissedarlar Sözleşmesi ile bağlı olmadığını müvekkili şirkete bildirdiğini ve böylece müvekkili şirketin yönetim kuruluna aday gösterme hakkının haksız şekilde elinden alındığını, davalı ...'nın, Hissedarlar Sözleşmesi’nde öngörülen yükümlülüklerini yerine getirmediğini, işlerin yürütümü ile ilgili müvekkili şirkete gerekli bilgilendirmeleri yapmadığını, Projenin hayata geçmesi ve şirketin elektrik üretmesi için ilgili sahada yapılması gerekli olan yatırımları yapmadığını, buna rağmen ...'nın, araştırma lisanslarının ilgili olduğu sahaya komşu olan sahada aynı işi yapmak üzere çalışmalar yaptığını, müvekkili şirket ile davalı ... arasında akdedilen Hissedarlar Sözleşmesi’nin 6.1.1. maddesinde göre; araştırma süresinin sonuna kadar ...’nın projeye devam etmeme yönünde bir karar alması halinde, şirketten ayrılma niyetini tebliğ eden bir yazılı bildirimi müvekkili şirkete göndermesi ve sahip olduğu şirket hisselerini teklif etmesi gerektiğini, bu hükme göre ...’nin hisseleri için ödenecek bedelin, ayrılma bildiriminin müvekkili şirkete gönderilmesine kadar proje ile ilgili olarak ... nezdinde tahakkuk etmiş maliyet ve giderlerin toplamından oluşacağını ve ayrılma bedelinin, ayrılma bildirimi içerisinde diğer destekleyici belgelerle birlikte belirtileceğini, davalı ...' nın, işbu maddede açıklanan yükümlülüklerine aykırı hareket ettiğini, ayrılma bedelini müvekkili şirkete açıklamadığını, ...'nın, iletmiş olduğu ayrılma bildiriminde, ayrılma bedelini tek taraflı olarak oluşturduğu bir tablo ile bildirdiğini ancak bu bedelin nasıl hesaplandığını hiçbir dayanak fatura, SMMM veya YMM raporu ile açıklamadığını, müvekkili şirketin 16.01.2018 tarihli yazıyı ...’ye gönderdiğini, ayrılma bedelinin Hissedarlar Sözleşmesi’ne uygun şekilde açıklanmasını talep ettiğini, davalı ...'nin ısrarla gerekli bilgi ve belgelerii müvekkili şirkete sağlamadığını ve sözleşmeyi ihlal ederek sahip olduğu hisseleri usule uygun şekilde müvekkili şirkete teklif etmeksizin üçüncü şahıs konumundaki davalı ...’a devrettiğini, Hissedarlar Sözleşmesi’nin 4.4.1. maddesine göre; sözleşme hükümlerine aykırı hisse devirlerinin geçersiz sayılacağını, bu nedenle ilgili hisse devrinin geçersiz sayılması gerektiğini, ayrıca, gerçekleşen hisse devrinden sonra davalı ...'ın 15.11.2018 tarihli ihtarname ile hissedarlar sözleşmesinin sona ermiş olduğunu ve dolayısıyla bu sözleşmeye taraf olmadığını bildirdiğini, oysa ki Hissedarlar Sözleşmesi’nde düzenlenmiş olduğu üzere, hisse devri durumunda yeni hissedarın Katılım Sözleşmesi’ni imzalaması ve Hissedarlar Sözleşmesi’ne taraf olması gerektiğini, yeni hissedarın bu katılım sözleşmesini imzalamasının sağlanması konusunda hissesini devreden tarafın yükümlü olduğunu beyan ederek; davalılar; ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... (...) ile davalı ... arasında akdedildiği iddia edilen hisse devri sözleşmesinin muvazaalı olduğunun ve bu nedenle hisse devri sözleşmesi ve buna bağlı olarak şirket pay defterinde ve ticaret sicil nezdinde yapılan muvazaalı hisse devir işlemlerinin kesin hükümsüz olduğunun tespit edilmesine, muvazaalı ve kesin hükümsüz olan hisse devir sözleşmesine bağlı olarak yapılan şirket hisselerinin devir işlemlerinin ve hisse devri tescilinin iptal edilmesine, verilecek mahkeme kararının Ticaret Siciline tesciline ve ticaret sicil gazetesinde ilanına, şirkette davalı ...'ın sahip olduğu hisseler üzerine “davalıdır şerhi” konulmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; ... Anonim Şirketi'nin jeotermal kaynaklardan elektrik gücü üretimi maksadıyla santral kurmak ve işletmek konularında faaliyet göstermek üzere kurulmuş bir anonim şirket olduğunu, şirketin hissedarlık yapısının; ...'in 16.000,00 TL hisse bedelli %8 hisse, ...'ün 24.000,00 TL hisse bedelli %12 hisse, ....'nun 8.000,00 TL hisse bedelli %4 hisse, ...'in 4.000,00 TL hisse bedelli %2 hisse, ...'nun 16.000,00 TL hisse bedelli %8 hisse, ...'in 16.000,00 TL hisse bedelli %8 hisse, ...'in 76.000,00 TL hisse bedelli %38 hisse ve davacı şirket ...'nin 40.000,00 TL hisse bedelli %20 hisse şeklinde olduğunu, şirketin hedefinin ..., ...’de jeotermal kaynaklardan enerji temin etmek suretiyle ticari faaliyet göstermek olduğunu, ancak, yapılan incelemeler neticesinde jeotermal enerji için öngörülen toprak parçasındaki değerlerin enerji elde etmeye uygun olmadığının anlaşıldığını ve bu kapsamda bir lisans alınamadığını, alanın seracılık ve zeytincilik için uygun olduğunun anlaşıldığını, toplamda 4281 hektarlık bir alan olduğunu, davacının, kendisine ait olduğunu ve şirkete bila bedel devrettiğini iddia ettiği 2 adet araştırma ruhsatının güncel piyasa değerinin 10 Milyon Dolar olduğunu iddia ettiğini, müvekkilinin avukatlığın yanında bir yatırım arayışına girmiş olduğundan, bölgeye yakın yerlerde araştırma içerisinde iken tanıdık vasıtasıyla şirketin durumunun kendisine anlatıldığını, avukat olması, yıllardır bu konumdaki şirketlere danışmanlık yapması sebebiyle ailesinin yatırımlarını, inandığı ve Türkiye’nin en çok ihtiyacı olan iyi tarım uygulamaları sektöründe değerlendirmek istediğini, ileride enerji sektöründe faaliyet gösterme ihtimalinin tekrar belirmesi durumunda, 2043 yılına kadar işletme ruhsatı bulunduğunu, müvekkilinin diğer davalılar ile temasa geçtiğini ve bu şahısların hisselerinin tamamını (Şirket hisselerinin %80’ine tekabül etmektedir) 01.11.2018 tarihli hisse devir sözleşmesi akdedilmesi ve pay senedi ilmühaberlerinin ciro ve devri suretiyle devir aldığını ve tek başına şirkette hâkim hissedar haline geldiğini, huzurdaki davanın haksız ve gerçek dışı beyan ve iddialarla, en basit ispat kurallarına dahi riayet edilmeden, soyut, afaki beyanlarla açıldığını, müvekkilinin diğer davalılar ile davacı arasında akdedilen Hissedarlar Sözleşmesi’ne taraf olmasını zorunlu kılacak herhangi bir şirket esas sözleşme hükmü bulunmadığını, ayrıca, bu tarz hükümler esas sözleşmede yer alsa bile, payı devralan üçüncü kişilere karşı ileri sürülemeyeceğini, esas sözleşmenin, şirketin tüm ortaklarını ve şirketin organlarını bağladığını, pay sahipleri sözleşmesinin hissedarlar sözleşmesinde yer alan tüm hükümler, hukuki niteliği yönünden sözleşmesel olduğunu, yalnızca tarafları arasında geçerli ve nispi etkili olup, üçüncü kişilere karşı ileri sürülemeyeceğini, neticeten, davacının tarafı olduğu, müvekkilinin ise tarafı olmadığı bir hissedarlar sözleşmesine istinat edilerek açılan işbu davanın öncelikle bu nedenle reddi gerektiğini, söz konusu sözleşmenin hisse devrine de açıkça izin verdiğini, davacının 10 Milyon Dolar değerinde olduğunu ileri sürdüğü araştırma ruhsatlarının müvekkilinin hisseleri satın aldığı gün ve bugün itibariyle hiçbir değeri bulunmadığını, 10 Milyon Dolar değerinde araştırma ruhsatlarının şirkete bila bedel devredilmesinin karşılığında sermayesi 200 Bin TL olan bir şirkette %20 oranında yani 10 Bin Türk Lirası değerinde hisse alınması, 5 kişiden oluşan yönetim kurulunda tek bir üyeyi aday gösterme hakkı alınması, şirketi temsil ve ilzam yetkisi bulunmaması, 10 Milyon Dolar yatırım yapılan şirketin kontrol ve idaresinde söz sahibi olunmamasının basiretli bir tacirin hiçbir şekilde kabul etmeyeceği bir ortaklık yapısı olduğunu ve ticari hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının ne beyan ettikleri adreste bulunduğunu ne de genel kurullara usul ve yasalara uygun bir şekilde katıldığını, sadece bu hususların dahi davacının iddiasının gerçeklikten ne kadar uzak olduğunun anlaşılması için yeterli olduğunu, davacının şayet bu iddiasında samimi ise müvekkilinin, şirketteki hisselerini 10 milyon Dolar’dan yarı fiyatına dahi davacıya veya göstereceği herhangi birine satmaya hazır olduğunu, davacı şirketin, devletten elde ettiği ruhsatları ile hiçbir yatırım yapmadan ve ortakları üzerinden para kazanma niyetinde olan bir şirket konumunda olduğunu, söz konusu mahallin elektrik üretimi yapmaya müsait olmadığını, seracılık yapılabildiğini, müvekkilinin avukat olduğundan ve ticaret ile uğraşan biri olmadığından bahisle hisse devrinin salt muvazaayı gizlemek amacıyla yapıldığı, hisse devrinden dolayı vergi ödenip ödenmediği iddiasının hukuki olmaktan uzak ve ciddi olmaktan da uzak olduğunu, davacının, sözde muvazaa iddiasına dayanak oluşturmak için hisse devrinden dolayı bir gelir vergisi ödenip ödenmediğinin sorulmasını talep etmiş ise de, anonim şirketlerde hisseler senet ya da ilmühaber şeklinde basıldıktan 2 sene sonra satılmışsa gelir vergisi doğmayacağını, doğmuş olması halinde bile ancak mali yıl sona erdikten sonraki mart ayında beyan edileceğini, 2019 yılındaki bir satıştan dolayı bir vergi doğması halinde bu verginin 2020 yılının Mart ayı sonuna kadar beyan edilebileceğini, müvekkilimin borca batık durumdaki şirketi almasının hayatın olağan akışına aykırılık teşkil ettiği iddiası ile ilgili olarak; borca batık durumdaki şirketlerin, başka ortak vasıtasıyla, yeni bir enerji ile, sermaye artışları ile sinerji yaratarak ticarete devam ettikleri yadsınamayacağını, müvekkilinin şirketin hisselerini devir alır almaz derhal sermaye artışı ile, ilgili yasal mevzuata uygun davrandığını, davacının şirket yönetim kuruluna aday gösterme hakkının haksız yere elinden alındığı iddiasının gerçek dışı olduğunu, davacının, şirkette yönetim kurulu üyesi aday gösterme hakkının saklı olduğunu, aksine hiçbir işlem yapılmadığını, basiretsizliklerinin önemli bir örneğinin de kendileri tarafından atanan yönetim kurulu üyesinin seçileceği genel kurula süresi geçmiş sirkülerle katılmak istediklerini, usulsüz ve kanunsuz bir işlem yapmakta ısrar etmelerini ancak bu husus söz konusu olamayınca, kendileri tarafından atanması gereken şahsın müvekkili tarafından yönetim kurulu üyesi olarak atandığını, işlemin tescil aşamasında olduğunu, hisse devri sonrasında müvekkilinin genel kurul kararı ile sermaye artırımına karar verdiğini ve davacının şirkette sahip olduğu pay sahipliği oranının haksız bir şekilde düşürüldüğü iddiasının da haksız ve gerçek dışı olduğunu, şirketin borca batık olup olmadığının tartışma dışı olduğunu, müvekkilinin ilgili yasal mevzuata uyduğunu, üstelik davacının yasal mevzuata uygun olarak yapılan sermaye artışına katılmadığını, sözde muvazaa iddialarına karşı ispat aracı olarak herhangi bir bilgi veya belge ortaya konulmadığını, huzurdaki davada ileri sürülen ve sözde muvazaaya dayanak yapılmaya çalışılan maddi vakıaların her birinin davacı tarafından ispat edilmesi gerektiğini, davacının dava dilekçesindeki muvazaa iddiaları ve öne sürdüğü delillerin, yaklaşık ispat dahi olarak değerlendirilemeyecek, gerçek dışı ve hayali vakıalara dayandığını, kabul edilebilir bir yanı bulunmadığını, hisse devir işleminin davacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmediğini, müvekkilinin, şirket hisselerinin tamamını devralmak mahiyeti ile diğer davalılara 19.04.2018 tarihli teklif metnini gönderdiğini, devamında diğer davalıların yeni bir teklif metni gönderdiklerini, sonrasında karşılıklı mutabakata varılarak taraflar arasında 01.11.2018 tarihinde Hisse Alım Sözleşmesi imzalandığını, hisse devir işlemine ilişkin pazarlıkların, yaklaşık 6 ay sürdüğünü, müvekkilini ilgilendirmese de müvekkili tarafından diğer davalılara ilk teklif gittiğinde, diğer davalıların bu teklifi davacıya ilettiklerini, sözkonusu opsiyon hakkının davacı tarafından kullanılmadığını, müvekkilinin bu hakkın varlığını da ticaret/ortaklar hukuku anlamında kabul etmediğini, diğer davalıların sahip olduğu ilmühaberler üzerine devir cirosu işlendiğini ve hisse devir işlemlerinin pay defterine kaydedilmesi amacıyla Şirket Yönetim Kurulu kararı alındığını, hisse devir işlemi sonrasında müvekkili tarafından devralan hissedar olarak davacıya bildirim gönderilerek şirket hisselerinin devralındığı ve diğer davalılar ile davacı arasında imzalanan hissedarlar sözleşmesinin sona erdiğini bildirdiğini, davacının, müvekkiline ihtarname ile cevap göndererek müvekkilini şirkete davet ettiğini, genel kurula çağrı kararının ... Ticaret Sicili Müdürlüğü nezdinde tescil ve ilan edildiğini, iadeli taahhütlü mektup yoluyla şirket hissedarları olarak müvekkiline ve davacıya gönderildiğini, bakanlık temsilcisi için başvuru yapıldığını, 05.02.2019 tarihinde 2017 finansal yılına ilişkin genel kurul toplantısının gerçekleştirildiğini, ancak davacı şirketin toplantıya katılmadığını, genel kurulda, Türk Ticaret Kanunu’nun 376. Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Usul Ve Esaslar Hakkında Tebliği uyarınca sermaye artırım kararı alındığını, şirket hissedarlarına sermaye arıtırımına iştirak etmeleri için çağrı yapıldığını, ancak davacı şirket tarafından herhangi bir cevap gelmediğini ve arttırılan sermayenin tamamının müvekkili tarafından ödendiğini, sermaye artırımına ilişkin kararlar ve çağrı metinlerinin bilhassa sicilde tescil ve ilan da edildiğini, davacının, şirket Esas Sözleşmesi ve mevzuata uygun olarak yapılmış ve tescil edilmiş olan genel kurula ilişkin genel kurul toplantısının iptali talebi ile ... 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nde dava açtığını, davada genel kurul kararı ile alınan sermaye artırım kararının icrasının geri bırakılması talebinin reddedildiğini, davacının şirket yönetimine katılmasının engellediğine ilişkin iddialarının da kötü niyetli olduğunu, şirket Esas Sözleşmesi uyarınca davacının aday gösterdiği yönetim kurulu üyesi ...’e ulaşılamadığı bilgisinin davacıya verilmesine rağmen davacı tarafından aday gösterdiği yönetim kurulu üyesinin iletişim bilgilerinin sağlanması yerine bu bilgi talebine “iş yapma standartlarının dışı” gibi ciddiyet dışı bir cevap verildiğini beyan ederek; davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; davacının tüm iddialarının gerçek dışı, haksız ve hukuka aykırı olduğunu, özellikle Hissedarlar Sözleşmesine yapılan atıfların ve devir işleminin muvazaalı olduğuna dair kanıtsız iddialarının huzurdaki davada dinlenilmesinin mümkün olmadığını, davacının hisse devri sonrasında şirkette gerçekleşen iş ve işlemlere yönelik ileri sürdüğü hususların müvekkilleri ile bir ilgisi olmadığını, müvekkillerinin, ... Grubu'nun hisse devir işlemi sonrası şirket ile bağları kalmadığını, müvekkillerinin, davacının devletten temin ettiği ve bilahare şirkete devrettiği arama ruhsatlarına istinaden jeotermal enerji vasıtasıyla elektrik üretebilmek için dava konusu edilen ... Anonim Şirketi'ni kurduklarını, şirketin, arama ruhsatlarını devir aldığında; 2 yıl olarak verilen sürenin bittiğini, davacı tarafından son 1 yıllık uzatma hakkının da kullanılmış olmasına rağmen bu sürenin ilk 6 ayının da geçtiğini, ilgili ruhsatların geçerliliğinin tamamen dolmasına 8 ay gibi kısa bir süre kaldığını, davacı tarafından toplam 2,5 yıllık süre zarfında basit bir raporlama hariç hiçbir Ar-Ge faaliyetinde bulunmadığını, sahada Jeotermal enerji faaliyeti için elzem hiçbir önemli faaliyetin yerine getirilmediğini, bu doğrultuda hiçbir harcama yapılmadığını, müvekkillerinin devreye girmesiyle öncelikle, arama ruhsatlarının süresinin 6 ay daha uzatıldığını, hızla Ar-Ge faaliyetleri yapıldığını, çalışmalar neticesinde uygun potansiyel noktada test kuyusu açılarak işleme alındığını ve bu sayede davacının kendi iddialarına göre sektörde 10 Milyon Dolarlık arama ruhsatlarının iptal olmaktan kurtarıldığını, ülkemizde, henüz üretim kuyusu açılmadığını, sadece araştırması yapılmış arama ruhsatı olan sahaların, devletin ihalelerinde 10.000 TL ile 500.000 TL arasındaki değerleri bulabildiğini, bu farklılığın Ar-Ge durumuna göre değişiklik arz edebildiğini, süresi dolmak üzere olan bir ruhsatın 10 Milyon Dolar olduğunun iddia edilemeyeceğini, söz konusu ruhsatların maksimum 1.000.000 TL değeri bulabileceğini, bu değerin de müvekkillerinin katkılarıyla oluştuğunu, müvekkillerinin hisseleri devrederken 1.750.000 TL bedel üzerinden, alım ya da satım teklifine cevap dahi vermeyen, dolayısıyla kabul etmediği anlaşılan davacının 10 Milyon $'lık iddiasının afaki olduğunu, müvekkillerinin amacının şirketin kar ekle etmesini sağlayarak gelir elde etmek olduğunu, bu kapsamda şirketin; müvekkillerin toplamda %80, davacının da %20 oranla pay sahibi olduğu şekilde kurulduğunu, şirketin kuruluşunda, esas sözleşme hazırlanırken Yönetim Kurulu'nun toplam 5 kişiden oluşacağının, bunlardan 4 adedinin müvekkilleri tarafından, 1 adedinin ise davacı tarafından aday gösterebileceğinin hüküm attında alındığını, davacının bunun dışında kendisine esas sözleşme ile tanınan hiçbir imtiyazı bulunmadığını, davacı ile müvekkilleri arasırıda bir de 30 Mayıs 2013 tarihli Hissedarlar Sözleşmesi bulunduğunu, sözleşmenin temel amacının aslında hisse devirlerinin nasıl olacağının düzenlenmesi olduğunu, sözleşmenin 4. maddesinde ön alım hakkı, birlikte satış yapma zorunluluklarının düzenlendiğini, 8. maddesinde müvekkillerinin ayrılma hakkının, alım opsiyonlarının düzenlendiğini, 7. maddesinde de sözleşmenin süresi ve fesih hallerinin düzenlendiğini, bu sözleşmenin huzurdaki davada davacının ileri sürdüğü haksız, geçersiz, gerçek dışı, soyut iddia ve taleplere dayanak alınamayacağını, Hissedarlar Sözleşmesi'nin Ticaret Hukuku anlamında bir hükmü bulunmadığını, bu sözleşmeye aykırı hareket edildiği iddiasıyla, yapılan bir hisse devrinin iptalinin talep edilemeyeceğini, müvekkillerinin Hissedarlar Sözleşmesi'ne de harfiyen uyduklarını, sözleşmeye uymayan bir tarafın davacı taraf olduğunu, sözleşmenin kendisine tanıdığı hakları kendi isteği ile kullanmadığını, yükümlülüklerine de uymadığını, mahkemeye gerçek dışı bayanda bulunarak, kendisine ait olanı ve şirkete bila bedel devrettiği arama ruhsatlarının 10 Milyon Dolar olduğunu iddia ederek, kendisini mağdur göstermeye çalışmasının kötü niyetli olduğunu, davanın nisbi harca dayalı olduğunu, davacının, müvekkillerinin yaptığı hisse devir işleminin iptalini talep ettiğini, bu hisselerin toplam 2.400.000 TL bedelle devredildiğini, davada harca esas değerin 2.400.000 TL olması gerektiğini, öncelikle harcın tamamlatılmasını talep ettiklerini, ... Grubunun, davacı taraf ile akdetmiş olduğu Hissedarlar Sözleşmesi uyarınca şirkette pay sahibi olarak bulunduğu süre boyunca gerekli har türlü iş ve işlemi gerçekleştirdiğini, taraf yükümlülüklerine uyduğunu, ancak ruhsata konu olan sahada elektrik üretimi yapılamayacağı, değerlerin elektrik üretimi için yeterli olmadığını, mahalde şu an sadece saracılık yapılabildiğini, proje ve dolayısıyla Hissedarlar Sözleşmesi'nin yapılma amacının, taraflarını ortaklığa girme sebeplerinin çöktüğünü, Hissedarlar Sözleşmesi'nde yer alan Araştırma Süresinin sonuna kadar müvekkili ... Grubu tarafından şirkete yapılacak maliyet ve gider ödemeleri ile sermaye artırımı veya şirkete hissedar kredisi kullandırılması suretiyle şirketin finanse edilmesi hususunun huzurdaki dava özelinde herhangi bir önem arz etmediğini, fakat ... Grubu'nun Hissedarlar Sözleşmesi'ne taraf olduğu süre boyunca ilgili maddede yer alan yükümlülüklerine uyduğunu ve her türlü finansman desteğini şirkete sağladığını, davacı tarafın iddia ettiği üzere söz konusu sürenin tamamlanmısını beklemek gibi bir zorunluluğu bulunmadığını, mahalde elektrik üretilemeyeceğinin ortaya çıktığını, Hissedarlar Sözleşmesi'nin 6.1.1. maddesinde Araştırma Süresi'nin sonuna kadar herhangi bir zamanda ...'nın kendi takdirine bağlı olarak Proje'ye devam etmeme yönünde bir karar alması halinde yapılması gerekli olan işlemlerin sayıldığını, davacı tarafın, kendisini temsilen ... adlı şahsın Yönetim Kurulu üyesi olduğunu, ancak, bu yönetim kurulu üyesine ulaşılamadığı ve adresi istendiğinde, bu talebin iş yapma standartlarının dışında olduğu şeklinde gayri ciddi bir cevap verdiğini, Hissedarlar Sözleşmesi'nde belirtilen şekilde davacı tarafa her türlü bildirim ve çağrıda bulunulduğunu, hisse devir bedelinin belli olduğunu, bu bedelin ilgili maddede yer allığı üzere Proje ile ilgili olarak ... nezdinde tahakkuk etmiş olan maliyet ve giderlerin toplamından oluşacağının yazdığını, davacının gerçek dışı şekilde iddia ettiği üzere ... Grubu'nun SMMM veya YMM raporu sunmak gibi bir yükümlülüğü olduğuna dair bir hüküm bulunmadığını, kaldı ki müvekkilleri tarafından davacıya her türlü yasal defter ve kayıtların elektronik ortamda sunulduğunu, Hissedarlar Sözleşmesine uyulmadığı iddiası olması halinde ilgili tarafın ancak maruz kaldığı zararı ispatlamak suretiyle isteyebileceğini, işlemin iptalini talep edemeyeceğini, davacının bu iddiasının da gerçek dışı olduğunu, diğer davalı ...'dan kendisinin taraf olmadığı bir sözleşme için Katılım Sözleşmesi imzalamasının hukuken beklenemeyeceğini, Hissedarlar Sözleşmesinin 6.1.6 maddesi gereğince böyle bir zorunluluğunda olmadığını, ayrıca, Hissedarlar Sözleşmesi'nin, madde 7.1.4 uyarınca, yapılan hisse devir işlemi ile müvekkillerinin paylarının %3'ün altına düştüğünden Hissedarlar Sözleşmesinin zaten sona erdiğini, dolayısıyla Katılım Belgesi imzalanması zorunluluğunun da bu nedenle olmadığını, davacının sona ermeye ilişkin bu hükümden hiç bahsetmemesinin yanıltıcı ve kötü niyetli olduğunu, Hissedarlar Sözleşmesi'nin feshi ile birlikte sözleşmenin müvekkili ... Grubu'nun paylarını devralan diğer davalı ...'ı ve müvekkillerinin bağlayıcı nitelikte olmayacağını, ... Grubu'nun şirket hisselerini devretmesi ile Hissedarlar Sözleşmesi ile bağı kalmadığını, hisse devri tarihinden sonra diğer taraflar arasında vuku bulmuş olaylara müvekkillerinin cevap verme zorunluluğu olamayacağını, davacı tarafın hisse devrinin muvazaalı olduğu iddialarını kabul etmediklerini, fakat davacı tarafın kanıtsız ve asılsız iddialarına cevap verme zorunluluğu hasıl olduğundan muvazaalı olduğu iddia edilen hisse devir işleminin özelinde gerçekleştirilen işlemlerinin herhangi bir evresinde muvazaa teşkil edecek somut bir vakıa olmadığına ve taraflar arasında akdedilen Hissedarlar Sözleşmesi'nde yer alan hükümlere uygun olarak hisse devir işleminin gerçekleştiğine yönelik mahkemeye izahat verilmek amacıyla olayları kronolojik olarak açıklamak istediklerini. 27/10/2017 tarihinde ... Grubu ile ... arasında telekonferans yapılarak ayrılma isteğinin ve gerekçelerinin detaylı olarak değerlendirildiğini, 03/11/2017 tarihinde konu hakkında davacı tarafından geri bildirim olmadığı için ... Grubu tarafından hatırlatma amaçlı elektronik posta gönderildiğini, 05/11/2017 tarihinde davacı tarafından müvekkillerinden Proje ile ilgili yapılmış olan harcamaların detaylı listesinin talep edildiğini, 10/11/2017 tarihinde talep edilen toplam yatırım ve harcama tutarlarını içeren detaylı listenin excel dosyası halinde ...'a gönderildiğini, bu listenin muhasebe kayıtlarına göre düzenlenen ve 740.000 USD'lik Ayrılma Bildiri'ne esas olar tutarları da içerdiğini, 20/11/2017 ve 27/11/2017 tarihlerinde davacı tarafından geri bildirim olmadığı için hatırlatma amaçlı elektronik posta gönderildiğini, 29/11/2017 ve 03/12/2017 tarihlerinde ...'ın elektronik posta ile dönüş yaptığını, 06/12/2017, 11/12/2017 ve 15/12/2017 tarihlerinde davacı tarafın ... Grubu'ndan talep ettiği tüm belgelerin davacı tarafa iletildiğini, 15/12/2017 tarihinde ... Grubu tarafından davacı şirkete bildirim gönderilerek, hisse devir sözleşmesinin ilgili hükümlerine dayanılarak ... Grubu'na ait hisselerin devredilmek istendiğinin bildirildiğini, 16/01/2018 ve 19/01/2018 tarihlerinde davacı şirket tarafından, ... Grubu'nun devre konu hisselerinin bedelinin nasıl hesaplandığına ilişkin mali müşavir raporu ve sair bilgi ve belge talep ettiğini, 24/01/2018 tarihinde ... Grubu tarafından; talep edilen bilgi ve belgelerin incelenmesi için davacı şirketin şirket merkezine davet edildiğini, 05/02/2018 tarihinde davacı şirket tarafından, kendilerine iletilen mali kayıtlara ve belgelere itiraz edildiğini, 18 Ocak 2016 tarihli yazıda ileri sürülen hususların tekrar edildiğini, 22/02/2018 tarihinde ... Grubu tarafından 05 Şubat 2018 tarihli yazıya itiraz edildiğini, 05/03/2018 tarihinde davacının, şirkete toplarıtıya gelemeyeceklerini ifade eden yazıyı ilettiklerini, 25/04/2018 tarihinde ... Grubu tarafından davacı şirkete, şirketin hisselerini satın almak için diğer davalı ... tarafından iletilen teklif metninin gönderildiğini, 07/05/2018 tarihinde davacı şirketin gönderdiği yazıda belge talebini yinelendiğini ve kendisine iletilen teklifi reddederek davacı şirkete ait hisselerinin satılamayacağını ileri sürdüğünü, 23/05/2018 tarihinde ... Grubu'nun, davacı şirketin iddialarının reddettiğini, 01/11/2018 tarihinde Hisse Alım Sözleşmesinin imzalandığını ve ... Grubu'na ait şirket hisselerinin diğer davalı ...'a devredildiğini, devrin pay defterine kaydı için yönetim kurulu kararının alındığını, 15/11/2018 tarihinde şirket hissesini devir alan ...'ın davacıya ... Noterliği'nin ... yevmiye numarası ile bildirim gönderdiğini, bu bildirimde hisse devri hakkında bilgi verildiğini ve hissedarlar sözleşmesinin sona erdirildiğinin iletildiğini, 26/12/2018 tarihinde müvekkili şirket yönetim kurulu üyelerine ve davacı yönetim kurulu üyesi ...'ea gönderilen va 7 Ocak 2019'da yapılması planlanan yönetim kurulu toplantısına dair çağrı yapıldığını, ...'in bu toplantıya katılmadığını, 28/12/2018 tarihinde müvekkili şirket tarafından davacı şirkete .... Noterliği vasıtasıyla davacı tarafından atanan yönetim kurulu üyesi ...'in yönetim kurulu toplantısına davet edildiğini, 07/01/2019 tarihinde davacı tarafından ... Noterliği vasıtasıyla müvekkilline ihtarname gönderilerek yönetim kuruluna davetin iş yapma standartlarının dışında olduğu şeklinde ciddiyet dışı bir beyanda bulunulduğunu, 17/01/2019 tarihinde davacının ihtarına cevap verildiğini, 11/02/2019 tarihinde müvekkili şirket yönetim kurulu başkanı tarafından ...'in 12 Şubat 2019 tarihli yönetim kuruluna davet edildiğini, ...'in bu toplantıya da katılmadığını, 12/02/2019 tarihinde 2019/2 sayılı Yönetim Kurulu Kararı alındığını, (Rüçhan hakkının kullanılmasına davet mektubu), 15/02/2019 tarihinde müvekkili şirket tarafından TTK 481. Madde uyarınca, rüçhan haklarının kullanımına dair ilan yapıldığını, 15/03/2019 tarihinde müvekkili şirket yönetim kurulu başkanı tarafından ...'in 19 Mart 2019 tarihli yönetim kuruluna davet edildiğini, ...'in bu toplantıya da katılmadığını, 19/03/2019 tarihinde sermaye artışı ile ilgili yönetim kurulu kararı alındığını, muvazaanın ispatında muvazaa iddiasında bulunan tarafın ispatla mükellef olduğunu fakat davacı tarafın muvazaa iddiasını hayatın olağan akışı ile ispat edemediğini ve dahi somut bir vakıaya dayanmadığını, ... Grubu'nun, kendi açısından Hissedarlar Sözleşmesi'nde yer alan hak ve yükümlülüklere her zaman uyduğunu, şirketten ayrılırken de Hissedarlar Sözleşmesi'nde yer alan bir hükme aykırı davranışta bulunmamak adına her bir işlem hakkında davacı tarafı bilgilendirdiğini, davacı tarafın hisse devir işlemleri gerçekleşirken sessiz kaldığını, bildirimlere dahi cevap vermediğini, davacının, şirket yönetimine katılmasının engellendiğine yönelik iddialarının müvekkili ... Grubu'nu ilgilendirmediğini, ... Grubu özelinde herhangi bir delil vasfı olmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacı şirketin bir zararının söz konusu olsa dahi bu zararların yöneltileceği mercinin ... Grubu olmadığını, hisse devrinin esas sözleşmeye, usul ve yasalara uygun olduğunu, şirket tarafından da onaylandığını, ileri sürülen iddiaların gerçek dışı olduğunu beyan ederek; öncelikle harcın tamamlattırılmasına, davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Davacı vekilinin dava dilekçesi ekinde; davalılar; ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... ile davacı ... arasında imzalanan 30/05/2013 tarihli ... ... A.Ş. ile ilgili olarak Hissedarlar Sözleşmesi'nin fotokopisini, davalı ... tarafından davacıya gönderilen .... Noterliği'nin 15/11/2018 tarih 30211 yevmiye numaralı ihtarnamesinin fotokopisini, davalılar; ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... imzalı 15/12/2017 tarihli Ayrılma Bildirimi yazısının fotokopisini ve davacı şirketin 16/01/2018 tarihli yazısının fotokopisinin sunulmuş olduğu, 19/07/2019 tarihli delil dilekçesi ekinde ... ... Anonim Şirketi'nin Esas Sözleşmesinin fotokopisi ile davacı şirket ile ... Grubu ve ... arasında yapılan yazışmaların çıktıları ile ihtarnamelerin fotokopilerinin sunulduğu görüldü.
Davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... vekilinin cevap dilekçesi ekinde; davalı ... tarafından davacıya gönderilen ....16/01/2018, 05/02/2018, 05/03/2018, 07/05/2018 tarihli yazılarının fotokopisini, ... ... vekilinin 25/04/2018 ve 23/05/2018 tarihli yazılarının fotokopisini, 01/11/2018 tarihli alıcı ... ile satıcılar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... arasında imzalanan ... Anonim Şirketi hisselerinin %80'inin alım ve satımına ilişkin Hisse Alım Sözleşmesinin fotokopisini sunmuş olduğu görüldü.
Gelir İdaresi Başkanlığı'na yazılan yazıya verilen cevapta ... Anonim Şirketi'nin 2018-2019 yıllarına ait beyannamelerinin, Kordon Vergi Dairesi'ne yazılan yazıya verilen cevapta 2018 hesap dönemine ait kurumları vergisi beyannamesinin gönderildiği görüldü.
Mahkememizce ... A.Ş. ve .... ... Bankası A.Ş.'ye yazı yazılarak, davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... ile davalı ... arasında 2018/2019 yıllarında şirket hisse devrine ilişkin yapılan para transferinin bulunup bulunmadığının, para transferi var ise hesap dökümü ile birlikte ilgili evrakların gönderilmesinin istenildiği, cevapların dosyamıza geldiği anlaşıldı.
Davacı vekilinin 21/11/2019 tarihli dilekçesi ile; davalı ...'ın ... Anonim Şirketi'nde sahip olduğu hisseleri üzerine "davalıdır şerhi" konulmasına ve dava sonucunda verilecek karar kesinleşinceye kadar üçüncü kişilere devrinin önlenmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesine ve bu kararın İstanbul Ticaret Odası'na ve ... Anonim Şirketi'ne gönderilmesine karar verilmesini talep ettiği, davalı ... vekilinin 28/11/2019 tarihli dilekçesi ile davacının ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesini talep ettiği, mahkememizin 02/12/2019 tarihli ara kararı ile; "Davacı vekilinin, davalı ...'ın ... Enerji Üretim A.Ş.'de sahip olduğu hisseleri üzerine bu dava sonuçlanınca verilecek karar kesinleşinceye kadar 3. kişilere devrinin önlenmesi yönünde mahkemece öngörülen teminat yatırılması halinde ihtiyati tedbir konulmasına, 40.941,60-TL eksik peşin harcı ikmal etmek üzere gelecek celseye kadar kesin süre verilmesine, verilen kesin süre içerisinde harç ikmal edilmediği takdirde Harçlar Kanunu 30. maddesi gereğince davaya devam edilmeyeceği ve dosyanın HMK 150. Maddesi gereğince işlemden kaldırılacağının ihtarına, davacı tarafından hisse bedeli cevap dilekçesinde 2.400.000,00 TL olarak belirtiliğinden bu değer üzerinden %20 oranında (480.000,00 TL) nakdi teminat yatırılmasına veya aynı miktarda bankadan kesin ve süresiz teminat mektubu sunmasına, teminat yatırıldığında ihtiyati tedbirin ifası için İstanbul Ticaret Odasına ve ... Enerji Üretim A.Ş 'ye müzekkere yazılmasına," dair karar verildiği, davacı tarafça eksik harcın ikmal edildiği, davalı ... vekilinin 16/12/2019 tarihli dilekçesi ile mahkememizce verilen ihtiyati tedbir kararının 05.12.2019 tarihinde UYAP sistemine yüklendiğini, bu tarihin üzerinden bir haftanın geçtiğini ve bu bir hafta içinde davacı tarafın kararın uygulanmasını talep etmediğinden ihtiyati tedbir kararının kendiliğinden ortadan kalktığının tespitine karar verilmesini talep ettiği, mahkememizin 23/01/2020 tarihli celsesinde; "Davalı tarafın tedbire vaki itirazı yerinde görülerek mahkememizce 29/11/2019 tarihli tedbir kararının 7 günlük süre içerisinde infaz edilmediğinden kendiliğinden kalkmış sayılmasına," dair karar verildiği anlaşıldı.
... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasının bir suretinin UYAP üzerinden gönderilmiş olduğu, dosyanın tetkikinde; davacı ... tarafından davalı ... Anonim Şirketi aleyhine 05.02.2019 tarihli sermaye artırım konulu genel kurul kararının batıl olduğunun tespiti talebi ile açılan davanın müzekkere tarihi itibariyle derdest olduğu anlaşıldı.
Mahkememizin 23/01/2020 tarihli celsesinde tanık ...'in tercüman vasıtası ile beyanlarının alındığı, tanığın "... Eneji Üretim Şirketindeki hisse devirleri ile ilgili bilgim öncelikle ben ... Enerji ... Şti de % 20 oranında hisse sahibiyim. ... Eneji Üretim Şirketindeki ... yani 1 ile 7. Sıradaki davalılar % 80 hisselerini ...'a satışının gerçek olmadığını biliyorum bunların değeri bana göre 10.000.000 USD eder. Buradaki konu ... Avukattır. Bu alanda herhangibir tecrübesi yoktur bu sebeple bu hisseleri muvazalı almıştır. Satış değeri olarak gösterilen 600.000 USD lık satış değeri doğru değildir. Az öncede söylemiştim tahmini 10.000.000 USD eder. Ben ayrıca ... Eneji Üretim Şirketinin yönetim kurulu üyesiyim ... Eneji Üretim Şirketindeki ... Enerjisinin hissesini sermaye artırımı ile % 2 ye düşürdüler .Benim ... ya gönderdiğim e postalar ile bizim ... Eneji Üretim Şirketinin arazisinde Jeotermal nedeniyle enerji üretimi yapılacağından bu sefer bunun çervesindeki arazilerinde kıymetlendiğini ... tespit etmiş bu sebeple bizi şirketten çıkarmayı amaçlamıştır. ... Enerji ... Şti 10 yıldan beri bu enerji sisteminin içindedir. 2010 yılında 4 adet Jeotermal lisansı almışlardır. ... Ereji Şirketi hissedarları kendilerini bu iş koluna ( yenilenebilir enerji sektörüne) adamışlardır. Ben 2014 yılından beri Türkiyenin dışında yaşadığım için ... yönetim kurulu toplantılarına katılmadım. ... ile arazi ile ilgili görüşmelerimiz oldu. Bana çıkartılan davetten 1 hafta sonra yönetim kurulu toplantısı var dediler bu sebeple yurtdışında olduğumdan katılamadım. Katılmadığım için de şikayetleri yoktu. Yine ... 750.000 USD masraf ettiğini söylüyordu. Bende belgelerini istedim. Bana sadece bir tablo gönderildi ekinde fatura gönderilmedi. Bu sebeple bu konu ile ilgilenmedim. Ben yönetim kurulu toplantılarına katılmadım zira satış sahte idi." Davalı vekilinin talebi ile tanığa "Az önceki beyanında tahminin 10.000.000 USD % 80 hisse eder diye beyanda bulunmuştu. Biz 8.000.000 USD teklif ediyoruz alır mı" diye sorulduğu, tanık beyanında, "Bu soruya cevap vermek istemiyorum. Ben 6 ay boyunca ... dan cevap alamadım. Cevap bekledim 750.000 USD nin belgelerini istedim. Cevap alamadım hisse devri danışıklı iştir satış süresi uydurulmuş bir iş olduğu için satış sürecine ve toplantılarına katılmadım" şeklinde beyanda bulunduğu, taraf vekillerinin 06/02/2020 tarihli tanık anlatımlarına karşı beyan dilekçelerini sunmuş oldukları anlaşıldı.
Davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... vekilinin 06/03/2020 tarihli dilekçesi ile tanık olarak ...'nun beyanlarının alınmasını talep ettiği, mahkememizce Nöbetçi ... Asliye Ticaret Mahkemesi'ne talimat yazıldığı, ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Talimat sayılı dosyasından dinlenilen tanık ...'nun "Ben ... AŞ'nin 2015-2018 yılları arasında mali müşaviri olarak görev yaptım, bu dönemde şirket kuruluş amacının tam olarak yerine getiremedi karlı bir şirket değildi, ortaklarda hisselerini elden çıkartmak için çaba gösteriyorlardı, ... Enerji Ltd Şti'de dönem dönem şirketle ilgili bir kısım evrakları istedi bizde istedikleri evrakları kendilerine ilettik, faaliyet raporları olsun giderlere ilişkin evrakları olsun kar zarar evrakları olsun kendilerine ilettik, 2018 yılından sonra hisse devri olduğunu duydum, hissedarlardan ... Enerji hariç diğer 7 hissedarın hisselerini ...'a devrettiğini duydum yeni hissedarında şirket merkezini İstanbul'a taşıyacağını duydum daha sonrada taşımız, benim bildiğim kadarıyla hisse devirlerinde muvazaa yoktur, bu hisse devri gerçektir, hisse devirleriyle birlikte 7 hissedar şirket ile ilgisini kesmiştir, ben hissesini devreden 7 hissedarın hisselerini ... Enerji Ltd Şti'ne teklif edip etmediği konusunda bilgim yoktur ancak ... Enerji şirketle ilgili belgeleri istedi bizde gönderdik belki bununla ilgili olabilir." şeklinde beyanda bulunduğu, davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... vekilince ve davacı vekilince tanık anlatımlarına karşı beyan dilekçeleri sunulduğu anlaşıldı.
Mahkememizin 24/09/2020 tarihli celsesinde "Davacıların isticvap taleplerinin kabulü ile şirketin yönetim kurulu başkanı ...'un isticvap ile davetine," dair karar verildiği, 03/12/2020 ve 11/03/2021 tarihli celselerde ...'un yurt dışında olduğu, Covid tedbirleri nedeni ile ülkeye dönüş yapamadığı gerekçesiyle hazır bulunamadığı, 11/03/2021 tarihli celsede "...'un mazeretinin kabulüne ancak dosyanın sürüncemede kalmaması açısından bu aşamada dinlenilmesinden vazgeçilmesine," dair karar verildiği anlaşıldı.
...'a yazılan yazılarda bildirilen hesap numaralarına ait hareketlerin gönderildiği, Gelir İdaresi Başkanlığı'na yazılan yazıya verilen cevapta davalıların 2018-2019 yıllarına ait beyannameleri ile ilgili bilgilerin gönderilmiş olduğu anlaşıldı.
Mahkememizce davalı ...'a müzekkere yazılarak satın alma işlemine yönelik aldığı uzman raporu/fizibilite raporu/due dilligence olup olmadığı hususunun sorulduğu, ... vekilinin 28/10/2021 tarihli beyan ve cevap dilekçesini sunduğu anlaşıldı.
... İl Özel İdaresi Ruhsat ve Denetim Müdürlüğü'ne yazılan yazıya verilen cevapta; ... Anonim Şirketi' nin jeotermal ruhsatına ilişkin 2018 ve 2019 yılına ait % 1'lik ödemesinin bulunmadığının bildirildiği anlaşıldı.
Kordon Vergi Dairesi'ne yazılan yazıya verilen cevapta ... ve ... açısından 01.11.2018 tarihli Hisse Alım Sözleşmesi kapsamında beyan edilip ödenmiş bir damga vergisi bulunmadığının bildirildiği, Beşiktaş Vergi Dairesi'ne yazılan yazıya verilen cevapta ..., ... ve ...'nun Hisse Alım Sözleşmesi kapsamında herhangi bir damga vergisi ödemelerine rastlanılmadığının bildirildiği, ... Vergi Dairesi'ne yazılan yazıya verilen cevapta ...'nun 01/11/2018 tarihli Hisse Alım Sözleşmesi kapsamında tahakkuk ettirilmiş ve tahsil edilmiş herhangi bir damga vergisinin bulunmadığının, Sarıyer Vergi Dairesi'ne yazılan yazıya verilen cevapta ...'e ait 01.11.2018 tarihli Hisse Alım Sözleşmesi kapsamında intikal eden damga vergisi beyanının ve ödemenin bulunmadığının, Maslak Vergi Dairesi'ne yazılan yazıya verilen cevapta ...'ın 01.11.2018 tarihli hisse alım sözleşmesi kapsamında tahakkuk etmiş damga vergisi kaydının bulunmadığının bildirildiği anlaşıldı.
Mahkememizce ... A.Ş., ... ...., ... Bankası A.Ş., ... A.Ş., .., ... ... A.Ş., ... Bankası A.Ş., ... Bankası A.Ş., ... Bankası A.Ş., ... Bankası A.Ş.'ye davlıların, 01.01.2018 tarihinden 31.12.2019 tarihine kadar mevcut tüm hesap hareketleri ve dökümlerinin mahkememize gönderilmesi istenildiği, cevapların dosyamıza geldiği anlaşıldı.
Mahkememizin 20/04/2021 tarihli ara kararı ile "Davalılar vekilinin keşif talebinin kabulü ile 24/09/2020 tarihli dilekçelerinde bildirdiği üzere dava konusu edilen şirketin işletme ruhsatının bulunduğu yerde herhangi bir faaliyet bulunup bulunmadığı ve bulunuyorsa değerinin tespiti açısından takdiren 18 Mart üniversitesinden seçilecek enerji üretim alanında uzman 3 öğretim görevlisinden oluşacak bilirkişi heyeti ile keşfen inceleme yapılarak rapor tanziminin istenilmesine," karar verildiği, bilirkişi heyetinin 07/06/2022 tarihli raporunda sonuç ve özet olarak;
"Davaya konu arazi üzerinde kurulu bulunan jeotermal sera elektrik sistemi tesisatı ile buraya enerji sağlanan OG (Orta Gerilim) ENH (Enerji Nakil Hattı) ve 50kVATrafo tesisinin OG ve AG elektrik imalatlarının değeri, keşif tarihi itibarı ile 759.860,00TL olarak hesaplanmıştır." yönünde görüş ve kanaat bildirdikleri, bilirkişi raporunun taraf vekillerine tebliğ edildiği, taraf vekillerince rapora karşı beyan ve itiraz dilekçeleri sunulduğu anlaşıldı.
Mahkememizin 11/03/2021 tarihli celsesinde "Eksik hususlar giderildiğinde ve talep halinde dava, cevap, ibraz olunan deliller ve tüm dosya kapsamı incelenerek dava dışı ... Enerji Üretim A.Ş'nin de hissesi bulunan hissedarlar sözleşmesinde ... olarak anılan davalıların hisselerini diğer davalı ...'a devrine ilişkin işlemlerinin muvazalı olup olmadığı noktalarında bilirkişi raporu aldırılmasına," karar verildiği, 22/09/2022 tarihli celsesinde "Mahkememizin 11/03/2021 tarihli duruşmasının 4 nolu ara kararı uyarınca rapor tanzimi hususunda dosyanın bilirkişi heyetine tevdine" karar verildiği, bilirkişi heyetinin 22/03/2023 tarihli raporunda sonuç ve özet olarak;
"Teknik ve mali inceleme ve tespitlerin yapılabilmesi bakımından heyete 1 elektrik ve enerji konusunda uzman bilirkişi, 1 bankacı bilirkişi, 1 SMMM bilirkişi, 1 borçlar mevzuatından kaynaklanan nitelikli hesaplamalar bilirkişisi seçilerek yeniden heyet oluşturulması gerektiği,
Teknik bilirkişilere proje mahallinde, diğer bilirkişilere davacı şirketin ve ... AŞ'nin ticari defter ve belgeleri üzerinde yerinde inceleme yetkisi verilmesinin gerektiği,
Tarafların dosyadaki iddia, savuma ve taleplerinin söz konusu ayrıntılı teknik ve mali çalışmalar yapıldıktan sonra değerlendirilip cevaplandırılabileceği," yönünde görüş bildirdikleri, ön raporun taraf vekillerine tebliğ edildiği, davacı vekilince ön rapora karşı beyan dilekçesi sunulduğu görüldü.
Mahkememizin 05/10/2023 tarihli celsesinde "Ön rapor doğrultusunda bilirkişi heyetine bankası bilirkişi olarak ..., Mali Müşavir olarak ..., nitelikli hesap uzmanı olarak ...'nın atanmasına, Atanacak teknik bilirkişi olan elektrik enerjisi uzmanının yerinde inceleme yapması heyetçe talep olunduğundan bilirkişi isim listesinde kayıtlı ..., ...'nın sıra ile telefon vasıtasıyla aranarak şehir dışı görevinin hatırlatılarak bilirkişiliğe hazırlık durumlarının sorulmasına, teknik bilirkişiye ayrıca yol gideri, konaklama ve gıda için ayrıca ileride ücret takdirine," karar verildiği, mahkememiz kalemince ... ile yapılan görüşmede kendisinin şehir dışı görevi için uygun olduğunun beyan edildiği, bilirkişi heyetinin 22/03/2023 tarihli ön raporunda davacı şirketin ve ... A.Ş.'nin ticari defter ve belgeleri üzerinde yerinde inceleme yetkisi verilmesinin gerektiğini bildirildiği, 10/10/2023 tarihli ara kararımız ile "Mahkememiz dosyasının 2019 dosyası olması ve henüz rapor alınamamış olması göz önüne alınarak; yargılamanın uzamaması ve hüküm kurmaya elverişli rapor düzenlenebilmesi için tüm dosyanın tek bilirkişi heyeti tarafından incelenip rapor tanzim edilmesinin daha sağlıklı olacağı kanaatine varılarak; Mali Müşavir bilirkişi incelemesinin 10/11/2023 günü saat 14:00'da mahkememiz kaleminde yapılmasına, Mali Müşavir bilirkişi incelemesinde davacı şirketin ve dava dışı ... A.Ş.'nin ticari defter ve belgelerinin incelenmesine, dava dışı ... A.Ş.'nin ticari defter ve belgelerinin ilgili şirketin Yönetim Kurulu Başkanı da olduğu göz önüne alınarak davalı ... tarafından hazır edilmesinin ihtarına," karar verildiği, davacı vekilinin 10/10/2023 tarihli dilekçesi ile 05/10/2023 tarihli celsenin 1 numaralı ara kararından rücu edilerek, saha ve lisans değerine ilişkin teknik bilirkişi incelemesinden vazgeçilmesine karar verilmesini, muvazaa olgusunu gösteren banka hesap hareketlerinin incelenmesi ve rapora bağlanması için, yüksek mali müşavir bir bilirkişiye veya mahkememizce uzmanlığı uygun bulunacak başka bilirkişiye tevdi edilerek ek rapor alınmasına karar verilmesini talep ettiği, 11/10/2023 tarihli ara kararımız ile; "Mahkememizce oluşturulan ara kararın teknik bilirkişi ön raporunda talep edilen hususlar gereği kurulduğu göz önüne alınarak davacı vekilinin ara karardan rücu edilmesi talebinin reddine," dair karar verildiği anlaşıldı.
Bilirkişi heyetinin 20/05/2024 tarihli raporunda sonuç ve özet olarak;
"Teknik bilirkişilere proje mahallinde, diğer bilirkişilere Dava Dışı ... AŞ'nin 2013-2014-2015-2016-2017 yılı ticari defter ve belgeleri üzerinde yerinde inceleme yetkisi verilmesinin gerektiği,
Mahkemenin, davalı ...'ın hisselerini dava sonuna kadar devretmemesi yönündeki 02.12.2019 tarihli İhtiyati Tedbir Kararının, yukarıda belirtilen çalışmalar tamamlanıncaya kadar devam etmesinin takdirinin Mahkemede olduğu,
Bölge jeotermal potansiyele sahip bir bölgedir. Söz konusu yer kot farkı olarak biraz yüksekte kaldığından istenilen derecede sıcak suya ulaşma potansiyeli daha derinlerde olabilmektedir. Bu durum bir jeoloji mühendisi tarafından araştırılmalıdır. Ayrıca bölgede ...'ın 34,5 kv Enerji Nakil Hattı bulunmaktadır. Elektrik üretildiği takdirde enterkonnekte sisteme verilebileceği;
Ancak mevcut haliyle dosya kapsamında herhangi bir metraja dayalı sondaj çalışması bulunmadığı ve hangi metrede elektrik üretimine dayalı sıcaklık değerine ulaşıp ulaşılmadığı belirsiz olduğu için kaynak hakkından herhangi bir değerleme yapılması mümkün görülmeyeceği;
Davacının sözleşmeye aykırılık ve muvazaa iddialarının irdelenmesi için öncelikle davacı ... Ltd Şti ve ... grubu davalıların ortak olduğu ... Enerji AŞ'nin sahip olduğu ruhsatların ve varlıkların parasal değerinin ve davalılar tarafından yapılacak arama ve sondaj çalışmalarının yapılıp yapılmadığının tespit edilmesi gerektiği,
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerle sınırlı olarak yapılan inceleme sonuçlarına göre; ... grubu davalıların 30.05.2013 tarihli Hissedarlar Sözleşmesi ile başta belirlenen ortak ve gerçek amaca uygun davranmadıkları, sözleşme gereğince davacı tarafa yapılan bildirimlere cevap verilmemesinin ret beyanı olarak kabul edileceği, sözleşmenin 6.1 maddesi gereğince davacı şirketin ön alım hakkının usulünce kullandırılmadığı ve sözleşmenin 4.7.1 maddesi gereğine davacı şirketin %20 hisseleri yönünden birlikte satış yapma zorunluluğunun doğmadığı,
01.11.2018 tarihli Hisse Alım Sözleşmesi ile ... grubu davalıların hissedarlar sözleşmesindeki yükümlülüklerini usulünce yerine getirmeden hisse devri yaptıkları, devralan davalının hissedarlar sözleşmesine ve bundan doğan borç ve yükümlülüklere vakıf olduğunun anlaşıldığı, devir edenlerle devralan arasındaki para hareketlerinde belirsizlik ve çelişkiler olduğu, devreden davalılar vekilinin devirden sonra hala şirket hisselerini davacıya geri satmayı teklif etmesinin devrin gerçek olmayabileceğine işaret ettiği hususları birlikte gözetildiğinde takdiri Mahkemeye ait olmak üzere ... grubu davalılar ile onlardan ... Enerji AŞ'nin %80 hisselerini devir alan davalıların danışıklı hareket etmiş olabilecekleri ve aralarındaki şirket hisse devirlerinin muvazaalı olabileceği kanaati oluştuğu," yönünde görüş ve kanaat bildirdikleri, bilirkişi raporunun taraf vekillerine tebliğ edildiği, taraf vekillerince bilirkişi raporuna karşı beyan ve itiraz dilekçeleri sunulduğu görüldü.
Mahkememizin 13/06/2024 tarihli celsesinde; Davacı vekiline ortaklık payı olarak bedelsiz devrini gerçekleştirdiği lisans örneklerini sunmak üzere süre verildiği, lisans örnekleri sunulduktan sonra lisans örnekleri ek yapılarak, EPDK'ya ve Enerji Tabii Kaynaklar Bakanlığı'na ayrı ayrı yazı yazılarak talebe konu lisanslara emsal satış örneklerinin bildirilmesinin istenilmesine, ara kararlar yerine getirildikten sonra MM bilirkişinin raporun 8. Sayfasının 14 nolu bendinde bildirdiği yasal defterlerinin de celbi yoluyla ek rapor yoluna gidilebileceği hususunun hazır olan taraf vekillerine ihtar edildiği anlaşıldı.
Davacı vekilinin 03/07/2024 tarihli dilekçesi ekinde lisans örneklerinin sunulduğu, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu Başkanlığı'na, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'na ve ... İl Özel İdaresi Ruhsat ve Denetim Müdürlüğü'nce cevaplar verildiği, emsal satış örneklerinin bulunmadığının bildirildiği anlaşıldı.
28/11/2024 tarihli celsemizde taraflara emsal araştırılması yapılabilecek kurum ve kuruluşları bildirmesi, emsal lisans satışlarına ilişkin bulabildikleri kayıtları sunmaları için süre verildiği, davacı vekilince 30/12/2024 beyan dilekçesi sunulduğu, davacı vekilinin talebi ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden Tetkik Ve Arama Genel Müdürlüğü'ne, ... Valiliği Yatırım İzleme Ve Koordinasyon Başkanlığı'na, Denizli Valiliği Yatırım İzleme Ve Koordinasyon Başkanlığı'na, Manisa Valiliği Yatırım İzleme Ve Koordinasyon Başkanlığı'na ve Kütahya Valiliği Yatırım İzleme Ve Koordinasyon Başkanlığı'na yazı yazılarak ... ilinde jeotermal kaynak arama ve işletme ruhsatı verilen sahalarla ilgili kurumlarınca 2018 ve 2024 yıllarında çıkılan 100°C üzeri jeotermal saha ihalelerine ilişkin ihale ilanları ile bu ihalelerin sonucunda ihaleyi kazanan tarafça ödenen nihai bedel bilgisinin mahkememize gönderilmesi ve yazımız ekinde gönderilen (davacı tarafça sunulan) lisanslara emsal satış örneklerinin mahkememize gönderilmesi istenilmiş, yazı cevaplarının dosyamızda olduğu anlaşılmıştır.
Mahkememizce 13/02/2025 tarihli celsemizde bilirkişi ön raporu doğrultusunda bilirkişi heyetine jeotermal kaynak aranması işletmesi ve yönetilmesi alanlarında uzman Prof. Dr. Süleyman Dalğıç'ın atanmasına ve ek rapor alınmasına karar verildiği, bilirkişi heyetinin 03/07/2025 tarihli raporunda sonuç ve özet olarak;
"1-Mali Analiz:
... ve diğer bankalardaki hesap hareketleri, hisse devirlerinden sonra davalılar arasında yoğun finansal ilişki olduğunu göstermektedir. Bu durum, hisse devirlerinin muvazaalı olabileceğine dair teknik bir şüphe oluşturduğu değerlendirilmiştir.
2-Mali Müşavir Sonuç:
... A.Ş.'ye ait 2013-2017 dönemi ticari defter ve gider faturalarının eksikliği nedeni ile değerlendirme yapılamamıştır.
3-Jeolojik ve Teknik Değerlendirme:
Dava konusu jeotermal sahanın mevcut sondaj verilerine göre sıcaklık değeri (47,12°C), enerji üretimi için yetersiz bulunmuştur.
... Jeotermal Sahası ile karşılaştırıldığında, dava konusu sahanın jeolojik yapısı ve termal potansiyeli farklı olup, yüksek değer iddialarını desteklemediği kanaati oluşmuştur.
4-Hukuki Süreç ve İtirazlar:
Davacının sunduğu deliller (banka ekstreleri, mali kayıtlar), hisse devirlerinin gerçek amacının ortaklıktan çıkarma değil, şirket varlıklarının örtülü devri olabileceğini düşündürmektedir.
Davalıların ibraz etmediği belgeler ve teknik eksiklikler, itirazlarını desteklemekten uzak olduğu kanaatine varılmıştır.
5-Genel Kanaat:
Mali ve teknik veriler, davacı tarafın iddialarını destekler nitelikte olduğu kanaatine varılmıştır.
Davalıların itirazları, belge eksikliği ve jeotermal sahanın düşük potansiyeli nedeniyle teknik açıdan yetersiz olduğu kanaatine varılmıştır." yönünde görüş ve kanaatine varıldığı, bilirkişi raporunun taraf vekillerine tebliğ edildiği, davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... vekili ve davacı vekilince rapora karşı beyan ve itiraz dilekçeleri sunulduğu görüldü.
Dava; davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... (...) ile davalı ... arasında akdedildiği iddia edilen hisse devri sözleşmesinin muvazaalı olduğunun ve bu nedenle hisse devri sözleşmesi ve buna bağlı olarak şirket pay defterinde ve ticaret sicil nezdinde yapılan muvazaalı hisse devir işlemlerinin kesin hükümsüz olduğunun tespit edilmesi, işbu hisse devir sözleşmesine bağlı olarak yapılan şirket hisselerinin devir işlemlerinin ve hisse devri tescilinin de aynı nedenlerle iptal edilmesi taleplerine ilişkindir.
Davacı ... Enerji Ltd Şti, ... grubu davalıların %80 pay sahibi olduğu ... AŞ'ye bedelsiz devredilen ruhsatları davalıların kayda değer bir Arge çalışması, yatırım ve faaliyet yapmadan sahiplendiklerini, sonra hissedarlar sözleşmesinin kendilerine yüklediği edimlerden kurtulmak amacıyla diğer davalı ...'a muvazaalı şekilde hisse devri yaptıklarını, sözleşmeye taraf olmayan alıcının kendisini tanımadığını, olayda muvazaa bulunduğunu, bu sebeple hisse devir sözleşmesinin iptalini talep etmektedir.
Mahkememizce ... A.Ş'de hissesi bulunan hissedarlar sözleşmesinde ... olarak anılan davalıların hisselerinin diğer davalı ...'a devrine ilişkin işlemlerin muvazaalı olup olmadığının değerlendirilmesi açısından bilirkişilerden rapor aldırılmasına karar verilmiş, proje mahalli mahkememiz yargı alanı çevresi dışında olduğundan bilirkişi heyeti tarafından teknik ve mali çalışmalara dair 22.03.2023 tarihli ön rapor sunulmuştur.
Davacı tarafça devredilen arama ruhsatlarının değerinin, dava dilekçesinde 10 milyon USD olduğu iddia edildiği cevap dilekçesinde ise değerinin 10.000-1.000.000 TL arasında değişeceğinin beyan edildiği, davalı tarafların ruhsatlar yönünden ilave çalışmalar da yapıldığını belirterek 1.750.000 TL'ye 5 milyona, 8 milyona geri satmaya hazır olduklarını beyan ettikleri görülmektedir. Söz konusu arazi ve arama ruhsatlarının gerçek değeri konusunda yapılmış teknik bir çalışma bulunmamaktadır. Ruhsatların değeri, davalılar arasında 2.400.000 TL ödenerek yapılan %80 hisse devrinin gerçek bedel üzerinden yapılıp yapılmadığının ve muvazaalı olup olmadığının tespiti bakımından önemlidir. Ancak heyetteki teknik bilirkişiler bu konuda bir değer veya kanaat belirtmemişlerdir.
Nihayet mahkememizce alanında uzman Makine Y. Mühendisi Prof. Dr. ..., .... İktisat Fak.Maliye Böl. Elektrik Mühendisi Prof. Dr. ..., elektrik mühendisi ..., Nitelikli Hesaplama Uzmanı ..., Ticaret Mevz.Nit.Hes. Prof. Dr. ..., Bankacı ..., Muhasebe-Finans Uzmanı ..., Jeoloji Uzmanı Prof. Dr. ...' tan alınan 02.07.2025 tarihli bilirkişi heyeti raporu içeriğine mahkememizce aynen itibar olunmuştur.
Bilirkişi heyeti raporunda da ifade edildiği üzere, davacı vekili, ... A.Ş. nezdindeki hesap hareketlerinin muvazaalı hisse devirlerini desteklediği yönünde beyanda bulunmuştur. Özellikle, hisse devir tarihi olan 01.01.2018 sonrasında davalılar arasında gerçekleşen yoğun finansal hareketliliğin, ticari ilişkinin devam ettiğine ve hisse devirlerinin gerçek amacının ortaklıktan çıkarma değil, şirket varlıklarının örtülü şekilde devri olduğuna dair teknik bir karine oluşturduğu savunulmuştur. Banka ekstrelerinde yer alan "... A.Ş." açıklamalı havale işlemleri, davalıların şirketle olan bağlantılarının devam ettiğini göstermektedir. Bu durum, kök raporda belirtilen mali analizlerle örtüşmekte olup, davacının itirazlarını teknik açıdan desteklemektedir.
Davalılar, hisse devirlerinin hukuki geçerliliğini ve şirket ortaklığından çıkış süreçlerinin mevzuata uygun olduğunu savunmuşlardır. Ancak, teknik incelemelerde davalıların, ... A.Ş.'nin 2013-2017 dönemine ait ticari defter ve gider faturalarını ibraz etmemesi nedeniyle giderlerin tespit edilmesinde eksiklik oluşturmaktadır.
Prof. Dr. ... tarafından hazırlanan teknik raporda, dava konusu sahanın ... Jeotermal Sahası ile jeolojik ve termal özellikler açısından farklılık gösterdiği, mevcut sondaj verilerine göre 47,12 C gibi düşük sıcaklık değerleri nedeniyle enerji üretim potansiyelinin sınırlı olduğu belirtilmiştir. Bu durum, davalıların sahanın ticari değerine ilişkin iddialarını teknik açıdan zayıflatmaktadır.
Neticeten alanında uzman bilirkişi heyetinde oluşan netice kanaate mahkememizce de aynen itibar olunduğu, buna göre tarafların itirazları, mali kayıtların tutarlılığı, hisse devirlerinin amacı ve jeotermal sahanın teknik kapasitesi açısından çelişkili bulunmuştur. Sunulan banka hareketleri ve davalıların belge eksiklikleri, hisse devirlerinin muvazaalı olduğunu gösterdiği kanaatiyle davacının davasının kabulü ile;d avalılar arasında akdedilen hisse devir sözleşmesinin muvazaalı olduğunun ve bu nedenle hisse devir sözleşmesi ve buna bağlı olarak şirket pay defterinde yapılan kaydın hükümsüz olduğunun tespitine, hükümsüz olduğu tespit edilen hisse devir sözleşmesine bağlı olarak yapılan şirket hisselerinin ve hisse devri tescili işlemlerinin iptaline dair aşağıdaki şekilde oyçokluğu ile karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden;
Davacının davasının kabulü ile;
1-Davalılar arasında akdedilen hisse devir sözleşmesinin muvazaalı olduğunun ve bu nedenle hisse devir sözleşmesi ve buna bağlı olarak şirket pay defterinde yapılan kaydın hükümsüz olduğunun tespitine,
2-Hükümsüz olduğu tespit edilen hisse devir sözleşmesine bağlı olarak yapılan şirket hisselerinin ve hisse devri tescili işlemlerinin iptaline,
3-Karar kesinleştiğinde Ticaret Sicili Müdürlüğü'nde tescil ve ilanına,
4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 324.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan; 44,40 TL başvurma harcı, 6,40 TL vekalet harcı, 44,40 TL peşin harç, 40.941,60 TL tamamlama harcı, 419,90 TL keşif harcı, 71.200,00-TL bilirkişi masrafı ve 2.906,20 TL posta masrafı olmak üzere toplam 115.562,90 TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerilerinde bırakılmasına,
7-Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıranlara iadesine,
Dair, davacı vekilinin ve ... ve diğerleri vekilinin yüzüne karşı, davalı ... vekilinin yokluğunda kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere oy çokluğuyla verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 09/10/2025
Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
(Muhalif)
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır
MUHALEFET ŞERHİ:
Davacı, davalılar arasında yapılan pay devirlerinin muvazaalı olduğu iddiası ile pay devirlerinin kesin hükümsüz olduğunun tespitini ve yapılan devir işlemleri ile tescilin iptalini talep etmiştir.
TBK md. 19 hükmü “Bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak iradeleri esas alınır.” şeklindedir. İstanbul BAM 12. HD’nin 2019/2114 Esas ve 2022/498 Karar sayılı ilamında muvazaayı “Muvazaa; tarafların üçüncü kişileri aldatmak amacı ile ve fakat kendi gerçek iradelerine uymayan ve aralarında hüküm ve sonuç doğurmayan bir görünüş yaratmak hususunda anlaşmalarıdır. Taraflar ister yalnız bir görünüş yaratmayı, ister ikinci bir gizli işlem yapmayı arzu etmiş olsunlar, görünüşteki işlem tarafların gerçek iradelerine uymadığından, ilke olarak herhangi bir sonuç doğurmaz. Muvazaada, görünüşteki işlemin her türlü hukuki sonuçtan yoksun olması, tarafların ortak iradelerinin bu yolda olmasından kaynaklanmaktadır.” şeklinde tanımlamıştır. Yasa hükmü ile belirtilen içtihattan da anlaşılacağı üzere, bir sözleşmenin yorumunda tarafların gerçek iradesinin esas alınması gerekir. Tarafların gerçek iradelerini saklayarak görünüşte bir işlem yapmalarının hukuken geçerliliği yoktur, bu tür muvazaalı işlemler hükümsüzdür. Muvazaa iddiası için işlemin ivazlı ya da ivazsız olmasının bir önemi bulunmamaktadır. Muvazaa iddiasını hukukî yararı bulunan herkes öne sürebilir. Açılacak muvazaa davasının amacı tarafların üçüncü kişileri aldatma kastıyla yapmış oldukları hukuki işlemin hiç yapılmamış olduğunu tespit ettirmektir.
Somut olayda davacı ile davalı devreden pay sahipleri ... A.Ş.’nin ortaklarıdır. Davalı pay sahipleri, hisselerini diğer Davalı ...’a devretmiş, davacı bu devrin Hissedarlar Sözleşmesi’nden doğan yükümlülüklerden kurtulmak amacıyla muvazaalı olduğunu ileri sürmüştür. Davalılar ise, şirkete ait sahada yeteri kadar enerji üretimi verimi bulunmadığını, yapılan yatırımın beklenen getiriyi sağlamayacağını bu sebeple yapılan devir işleminin muvazaalı olmadığını savunmuştur.
Mahkememizce alınan bilirkişi raporlarında birtakım banka işlemleri ile hisselerin davacıya geri satılmasının teklif edilmesinin, pay devirlerinin muvazaalı olduğunu gösterdiği belirtilmişse de, bilirkişinin bu yorumu yeterli gerekçeyi içermemektedir. Zira bilirkişi tarafından gösterilen 8 adet havale işleminin birkaç davalı arasında olması, açıklamalardan işlemlerin hepsinin ... A.Ş. ile ilgili olup olmadığının anlaşılamaması ve davalıların arkadaş olmaları ile aralarındaki ortak başka işlemler bulunduğu savunması gözetildiğinde bu işlemlerin şüpheli olduğu söylenemez. Payların davacıya geri satılması hususundaki belirlemenin incelenmesinde, başka bir yargılamada tanık dinlenmesi sırasında davalı vekilinin tanığa yönelttiği bir sorudan ibaret olduğu, amacın o davadaki iddiaların ispatı olduğu, payların davacıya gerçekten devrine ilişkin bir iradeyi yansıtmadığı kanaatiyle, tanığa yöneltilen sorunun muvazaa olarak yorumlanması usul ve yasaya aykırıdır. 03/07/2025 tarihli bilirkişi heyetinde yer alan teknik bilirkişi, sahanın yeterli enerji üretimi için verimli olmadığını tespit etmiştir. Sahanın verimli olmaması davalıların devrin amacı konusundaki savunmasını ispatlar nitelikte olup, şirketin ve payların değerini de düşüren bir durumdur.
Anonim şirketlerde, limited şirketlerin aksine haklı sebeple çıkma ve çıkarılma kurumu olmadığından, ortakların şirketten ayrılmaları pay devri ile mümkündür. Sahanın yeteri kadar verimli olmaması sebebiyle davalıların yatırımlarının karşılığını alamayacağı düşüncesi ile pay devri yoluyla şirketten ayrılmak istemeleri makul olup, davacının Hissedarlar Sözleşmesi uyarınca uğradığı zararın tazminini talep etme hakkı mevcuttur. Açıklanan tüm bu sebeplerle, dosyadaki bilgi ve belgelerin muvazaa iddiasını ispata yeterli olmadığı, davalıların ortaklıktan çıkmak için makul sebeplerinin bulunduğu ve pay devri yoluyla bunun mümkün olduğu kanaatiyle davanın eldeki delil durumuna göre reddi gerektiğini düşündüğümden sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.