T.C.
İSTANBUL
19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2021/262 Esas
KARAR NO:2025/341
DAVA:Tazminat -Alacak
DAVA TARİHİ:28/04/2021
KARAR TARİHİ:15/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat- alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı- Karşı davalı vekili vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; Enerji Üretimi alanında faaliyet yürüten müvekkili şirket ile davalı şirket arasında Güneş Enerji Santrali Yapım, Kurulum, Bakım,onarım, performans garantisi sözleşmelerinin imzalandığını, imzalanan bu sözleşmeler gereği davalı şirketin, yüklenici sıfatı ile ... ili ve ... ilçesinde Güneş Enerjisi Santralinin yapım ve kurulumunu gerçekleştireceğini ve sonrasında bakım ve onarım işlerini yürüteceğini, sözleşmeye konu işlerin, iş sahibi müvekkili şirket tarafından ham bir şekilde teslimi gerçekleştirilen arazi üzerine anahtar teslim şeklinde gerçekleşecek olduğunu, dava konusu sözleşmelerin; “Madde 3-yapılacak İşin Konusu ve Amacı” başlıklı 3.1 Maddesi ile davalının sözleşme konusu işi tanımlayarak işin Anahtar Teslim şeklinde iş sahibine teslimini hüküm altına aldığını, yine ilgili sözleşmenin ayrılmaz bir parçası olan Teknik Şartnamenin Genel Şartlar başlıklı 1.10.maddesinin aynı yükümlülüğe atıf yaptığını, dava konusu sözleşmelerin anılan ilgili diğer hükümleri uyarınca da yüklenicinin, tesisin kurulumundan ve bu süreçteki tüm inşaat işlemlerinden, iş yerindeki ekipmanların korunmasından ve iş güvenliğinin sağlanması açısından gerekli olan tüm tedbirleri almakla yükümlü olduğunu, davacı müvekkili şirket yetkililerinin, ... ili ... İlçesi 238 Ada, 3 parsel sayılı 42.018 M2'li alanına sahip taşınmaz üzerine ...Enerjisi Santrali yapımına ilişkin imzalanmış olan 04.01.2016 Tarihli ... Güneş Enerjisi Santrali Yapım Sözleşmesi'ne konu işin denetimi sırasında ilgili tesis ve ekipmanlarının korunması, iş güvenliğinin sağlanması açısından zaruri ve sözleşme konusu işin ayrılmaz bir parçası olan İstinat duvarı inşaatının yapılmadığını gördüklerini, ilgili eksikliğin giderilmesinin yüklenici firmadan talep edilmiş olunmasına rağmen olumlu bir geri dönüş sağlanmadığını, davacı iş sahibi müvekkili şirketin, yüklenici davalı şirketin herhangi bir geri dönüş yapmaması üzerine, iş sahası açısından zaruri ve sözleşme konusu işin ayrılmaz bir parçası olan istinat duvarını dava dışı Oğul Zemin ... isimli firmaya 360.000,30 TL bedel ile yaptırmak zorunda kaldığını, davalı yüklenici firmanın sözleşme gereği yapması gereken işin, davacı iş sahibi müvekkili şirket tarafından dava dışı 3. Kişilere yaptırılmak mecburiyetinde kalındığını, haliyle yapılan iş bedeli kadar müvekkili şirketin zarara uğramış olup iş bu istinat duvarı inşaat bedelinin davalı yüklenici firma tarafından karşılanmadığını, sözleşme konusu işin ifası sırasında oluşan eksikliğin ve arızaların anında davalı yüklenici firmaya bildirildiğini, oluşan eksiklik ve arızanın bazen hiç giderilmediği gibi çoğu zaman sözleşme hükmünde tanınan opsiyon süresinin (Beş gün) aşmak suretiyle giderildiğini, taraflar arasında imzalanan, ... Güneş Enerjisi Santrali Yapım Bakım ve Onarım Sözleşmeleri ve ilgili diğer sözleşmelerin iş sahibi müvekkili şirket tarafından fesih edildiğini ve ilgili durumun davalı yüklenici firmaya ... 52. Noterliği'nin 05 Mart 2021 Tarih ... Yev sayılı ihtarnamesi ile bildirildiğini, davalı yüklenici şirket ile arasındaki ticari ilişkiyi sonlandıran müvekkili şirketin iş bu tasarrufunda haklı nedenlere sahip olduğunu, davalı yükenici şirketin defalarca sözleşme hükümlerini ihlal ettiğini, sözleşme gereği davalı yüklenici şirket tarafından yapılması gereken işin (istinat duvarı) dava dışı bir üçüncü kişiye yaptırılmak zorunda kalındığını, müvekkili şirketin zarara uğratıldığını, ısrarlı taleplere rağmen ilgili zararın karşılanmadığını, davalı şirketin bakım ve onarım sözleşmesi gereği edimlerini layıkı ile yerine getirmediğinden sık sık hizmette eksiklik ve arızalar meydana geldiği gibi buna bağlanmış ceza bedellerinin de ödenmediğini, sözleşmelerde yüklenicinin sözleşme konusu işi 3.şahıslara devredemeyeceğinin açıkça hüküm altına alınmış olmasına rağmen davalı şirketin sözleşme konusu işi davacı müvekkili şirketin açık muhalefetine rağmen taşeron şirket kullanmak suretiyle ifa etmekte ısrar ettiğini, sözleşme konusu işi taşerona havale eden davalı yüklenici şirket nezdinde muhatap bulunmakta zorluk yaşandığını, sözleşme ilişkisinin devamının müvekkili şirket açısından haklı nedenle çekilmez bir durum aldığını, nihayetinde işbu davanın sözleşmelerin ihlalinden kaynaklı zarar tanzimi istemine ilişkin olduğunu, dava konusu ihtilaf ile ilgili dava şartı arabuluculuk kapsamında arabulucuya başvurulduğunu ancak sonuç alınamadığını, imzalamış olduğu sözleşme konusu edimlerini yerine getirmeyen, sık sık unvan değişikliği yapan, bununla yetinmeyip sözleşme imza zamanındaki faaliyet alanını tamamen terk eden davalı şirketin, öncelikle basiretli tacir olmanın gereğinden uzak olduğunu, davalı şirketin alacaklıları aleyhine malvarlığında tasarrufa girmesinin kuvvetle mühtemel olduğunu, bu nedenlerle davalı şirketin taşınmaz, taşınır malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarının gerekirse muhik bir teminat karşılığında ihtiyaten hacizine karar verilmesini talep ettiklerini beyanlarla yüklenici davalı şirket tarafından yapılması gerekirken yapılmayan istinat duvar inşaatı giderine ait 28.11.2016 Tarih, 89 No,179,950,00 TL bedelli, 16.05.2011 Tarih, 94 No, 180,050,30 TL bedelli toplamda 360.000,30 TL'nin iş bu fatura tarihlerinden itibaren işlemiş ve işleyecek değişen oranlarda Avans faizi ile birlikte davalı şirketten tahsili ile müvekkili davacı şirkete ödenmesine, arıza ve iş gücü kayıpları nedeni ile ceza bedeli olarak tahakkuk eden 42.290,82 USD'nin tahakkuk tarihinden itibaren işlemiş ve işleyecek 3095 sayılı yasanın 4-a hükmü uyarınca işleyecek faizi ile birlikte davalı şirketten alınıp davacı müvekkile şirkete ödenmesine, sözleşmenin fesihi nedeni ile yeni sözleşme yapmak zorunda kalacak müvekkili şirketin uğradığı iş bu zararların karşılığı olmak üzere fazlaya dair talep hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 10.000 TL' nin işlemiş ve işleyecek değişen avans faizi ile birlikte davalı şirketten alınıp davacı müvekkil şirkete ödenmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı şirket üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı - Karşı davalı vekili vermiş olduğu cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle; davacının güneş enerjisinden elektrik enerjisi üretmek amacı ile ... ili, ... İlçesi ile ... ili ... ilçesinde güneş enerji santrali (GES) kurmak amacı ile davalı ile iki ayrı yapım sözleşmesi imzaladığını, yine tarafların inşa edilen enerji santrallerinin bakım ve onarımı için iki ayrı bakım onarım sözleşmesi akdettiğini, inşa sözleşmelerinin imzalanmasından sonra her iki güneş enerji santralinin sözleşmelere uygun inşa edilerek herhangi bir eksiklik olmaksızın davacıya teslim edildiğini, sözleşmelerin ifa ile sonuçlandığını, teslim tarihinden bu güne kadar enerji üretiminin bifiil devam ettiğini, öte yandan bakım onarım sözleşmeleri kapsamında verilen hizmetlerde herhangi bir eksiklik olmamasına rağmen, edimlerin ifa edilmesine rağmen bakım onarım sözleşmelerinin davacı tarafından tek taraflı feshedildiğini, fesih işleminin hukuka aykırı olduğunu, davalının istinat duvarı inşa etmeyi taahhüt etmediğini, davalının duvar inşa etme yükümlülüğünün bulunmadığını, davacının sözleşmedeki iş güvenliği hükmünden istinat duvarı edimini çıkarmaya çalıştığını, davacı ile davalının ... İli, ... ilçesinde davacıya bir güneş elektrik santrali inşa etmek hususunda 04.01.2016 tarihli sözleşmeyi imzaladığını, davalının bu sözleşmede davacıya bir istinat duvarı inşa etmeyi taahhüt etmediğini, sözleşmede olmayan bir yükümlülüğün yerine getirilmesinin zorunlu kılınmaya çalışıldığını, taahhüt edilen işin yüksek teknoloji ürünü paneller kullanılarak güneş enerji elektrik enerjisine çevirecek enerji santralinin kurulması ile sınırlı olduğunu, anahtar teslim yapılacak olan işin güneş enerji santralinin inşası olduğunu, taahhüt edilen işin de yapılarak teslim edildiğini, istinat duvarı inşaatının GES yapım sözleşmesi kapsamında davacının bir yükümlülüğü olan şantiye sahasının santrale uygun, çalışmaya uygun olarak teslim etme yükümlülüğü kapsamında davacının edimi olduğunu, herhangi bir alacak olmamakla birlikte, aksi olasılıkta bu iddia kapsamındaki alacak iddiasının zamanaşımına uğradığını, talebin zamanaşımı nedeni ile de reddedilmesi gerektiğini, davacıya cezai bedeli ödemeyi gerekli kılacak herhangi bir sözleşme ihlalinin ve temerrütün söz konusu olmadığını, iddia edildiği gibi bakım onarım hizmetleri verilmemiş olsaydı davacının elektrik üretiminde bir eksiklik, gerekli üretimin yapılamaması gibi üretim kaynaklı bir problemin ortaya çıkmış olmasının gerekir olduğunu, ancak davacının üretim performansında böyle bir düşme söz konusu olmadığını, bu hususun GES santralindeki üretim kayıtlarının, davacının santrallerdeki üretim gelirleri ile sabit olacağını, davacının ikinci fesih gerekçesi olarak, davacı tarafa bakım onarım sözleşmeleri kapsamında verilmeyen ya da eksik verilen bir hizmetin olmadığını, davacının bu yöndeki iddialarının gerçeği yansıtmadığını bakım onarım sözleşmelerindeki edimlerin ifasında davalının bir temerrüdü olmadığı için davacının olmayan bir eksikliği fesih sebebi olarak ileri süremeyeceğini, fesih işleminin haksız olduğunu, bakım onarım sözleşmelerinde taşeron kullanılacağının taraflarca mutabık olduğu hususunun sözleşmenin 4.1.9. maddesinde düzenlendiğini, ayrıca bakım onarım sözleşmelerinin 4.8.4. maddesinde tesislere davacının iş sahibinin izni ile girildiğini, bu güne kadar taşeronlar aracılığı ile yapılan tüm bakım faaliyetlerine davacının izin verdiğini, bu nedenle bu yöndeki feshin iddiasının da geçersiz olduğunu, dava konusu bakım onarım sözleşmelerinin karşılıklı edimlere havi sözleşmeler olduğunu, bu sözleşmelerin iddia edildiği gibi taraflardan birinin temerrüdü nedeni ile feshin Borçlar Kanunu tarafından usüle bağlandığını, Borçlar Kanunu 123 ve devamı maddelerinde fesih usulünün düzenlendiğini, davacının fesih işlemi hukuken geçersiz olmakla birlikte, aksi olasılıkta dahi davacının Borçlar Kanunu'nda düzenlenen fesih prosedürüne uymadığı için de fesih işleminin geçersiz olduğunu, bu nedenle de dava konusu ceza bedeli talebi ile fesih nedeni ile uğranılan zararın tazmini talebinin reddini talep ettiklerini, karşı dava dilekçesinde ise; davanın tarafları arasındaki ticari ilişkinin iki farklı sözleşme temeline dayandığını, bunlardan ilkinin GES inşa sözleşmeleri olduğunu, bunun dışında inşa edilen GES'lerin bakım onarımı hususunda karşılıklı anlaşma yapıldığını, bu anlaşmalar kapsamında davalı/karşı davacının bakım onarım hizmetini verdiğini, bu hizmet bedelinin davacı/karşı davalıya fatura ettiğini, bu fatura bedellerinin de bakım onarım sözleşmelerinin 8. maddesi gereği ödenmesi gerektiğini, sözleşmelerin bu hükümleri gereği verilen ve karşı tarafa fatura edilen hizmet bedellerinden 35.261,10 USD'nin bu güne kadar ödenmediğini, bu alacak miktarının davalı- karşı davacı şirketin ticari kayıtları ile sabit olduğunu, ticari kayıtlar üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi ile bu alacak miktarının tespit edileceğini, öte yandan ödenmeyen bu bedelin içinde davalı karşı davacı tarafından taraflar arasındaki Sözleşmelerin 8. maddesi gereği ... ... GES'e 2021 yılında verilmiş/verilecek bakım onarım hizmeti için, (6 aylık dönem için kesilebilecekken) ilk 3 aylık dönem göz önünde tutularak düzenlenen 31.03.2021 tarih, ... 00002 sayılı, 2.625,00.USD meblağlı fatura ile ... ... GES'e 2021 yılında verilmiş/verilecek bakım anarım hizmeti için düzenlenen 31.03.2021 tarih, ... sayılı, 3.750,00.USD meblağlı faturaya haksız yere itiraz edildiğini, itiraz üzerine faturaların bir kez daha noter aracılığı ile tebliğ edilmiş ise de karşı tarafın tekrar itiraz ettiğini, itiraz edilen bu faturaların karşı tarafın imzaladığı ve 8. maddelerinde ödeyeceğini taahhüt ettiği sözleşmelerden doğduğunu, sözleşme hükmü gereği, faturaların düzenlenmesi için hizmetin verilmesinin bir zorunluluk olmadığını, davacı/karşı davalı faturaya karşı itirazlarında hizmet almadıklarını ileri sürmekte ise de; faturanın ödenmesi için hizmetin alınmasının sözleşmeye göre şart olmadığını, sözleşme hükmü gereği önce fatura bedelinin ödendiğini, kalan altı aylık dönemde hizmet alındığını, kaldı ki hizmetin verilmediği iddiasının da açıklandığı üzere yersiz olduğunu, sözleşme konusu her türlü hizmetin sözleşmeye uygun verildiğini, bu nedenle itirazların haksız olduğunu, itiraza konu fatura bedellerini de ihtiva eden 35.261,10.USD' nin sözleşmenin 8. madde hükmü gereği tespit edilecek temerrüt tarihlerinden itibaren temerrüt faizi ile birlikte ödenmesi gerektiğini, bu alacak için dava şartı olan arabuluculuk kurumuna başvurulduğunu, 2021/... numaralı dosyadan toplantılar neticesinde 12.05.2021 tarihli anlaşama tutanağı düzenlendiğini, açıklanan nedenlerle asıl davanın reddine, karşı dava yönünden fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla, 35.261,10.USD'nin bakım onarım sözleşmelerinin 8.1.3. maddesindeki temerrüt tarihlerinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4a maddesinde tanımını bulan faiz oranı üzerinden hesaplanacak temerrüt faizi ile birlikte karşı davalıdan tahsili ile karşı davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Dosya kapsamındaki dava dilekçesi ve ekleri, celp edilen yazı cevapları, alınan raporlar ve dosyanın tümü hep birlikte incelenmiştir.
Davacı vekilince dava dilekçesi ekinde, taraflarca imzalanmış sözleşmeler, Arabuluculuk Son Tutanağı, Performans Oranı Garantisi, Teknik şartnameler, İhtarnameler, E-Posta yazışmaları, Faturalar sunulmuştur.
Davacı vekilince dava dilekçesinde talep edilen ihtiyati haciz talebine ilişkin olarak mahkememizce verilen 05/05/2021 tarihli ara karar ile ; "Davacı tarafın talebinin, sözleşmenin davalı tarafça ihlali nedenine dayanan tazminat davası olduğu, HMK.nun 389. Maddesinde " mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkansız hale geleceğinin veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi halinde ihtiyati tedbir kararı verilebilir." ; HMK.nun 390. maddesinde " tedbir talep eden taraf, davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. " hükümlerinin yer aldığı, ancak davalının sözleşmeyi gereği gibi ifa edip etmediğinin yargılamayı gerektirdiği, bu haliyle ihtiyati haciz koşulları oluşmadığı anlaşılmakla İhtiyati haciz talebinin reddine ..."şeklinde karar verildiği görülmüştür.
Davacı karşı davalı vekilince 27/09/2021 tarihinde sunulan beyan dilekçesi ile ekinde İstinat Duvarı İnşasına İlişkin Fotoğraflar, Gecikme bedeline konu arızalara ilişkin raporlar ve elektronik posta yazışmaları, Gecikme Bedeline İlişkin Hesaplama Cetveli, 23.07.2019 Tarihli Mutabakat Metni, ... 48. Noterliği'nin 28.04.2017 tarih ve ... yev. No'lu ihtarnamesi ve ... 48. Noterliği' nin 18.05.2017 tarih ve ... yev .no'lu ihtarnamesi, Sigorta şirketlerinin vermiş olduğu tekliflerin olduğu görülmüş, mahkememiz kalemince bu deliller klasörlenerek mahkememiz dosyası içerisine kazandırılmıştır.
... Enerji Yatırım Danışmanlık Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'ne, ... ... Enerji Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'ne, ...Sistemleri Mühendislik Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'ne davanın ihbar edildiği görülmüştür.
İhbar olunan ... Enerji Yatırım Danışmanlık Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi tarafından 01/02/2022 tarihli dilekçe ile davaya karşı beyanda bulunulmuştur.
... ... Enerji Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi tarafından 23/09/2021 tarihli dilekçe ile ekinde davacı Enerji Üretim Sanayi ve Ticaret Anonim Şirket ile ... ... A.Ş arasında imzalanan Güneş Enerji Santrali Yapım Kurulum bakım onarım performans garantisi sözleşmelerinden bir suretinin ve taraflar arasında inşa edilen enerji santrallerinin bakım ve onarımı için imzalanan sözleşme içeriği bakım onarım hizmet kayıtlarından birer suret sunulmuştur.
Mahkememizce ... ili ... ilçesi 238 ada, 3 parsel sayılı 42.018 m2 'li alana sahip taşınmazın üzerinden bulunan istinat duvarının mevcut hukuki durumu, tamamlanıp tamamlanmadığı ve işin yapım tarihi itibariyle maliyet bedelinin tespiti için talimat yazılmasına karar verilmiş olup ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce ... talimat sayılı dosyası ile alınan fen bilirkişi raporunda;
"03.06.2022 tarihinde ... 2.Asliye Hukuk Mahkemesi heyeti ile birlikte ... İli ... İlçesi ... Mahallesinde 288 ada 3 nolu olarak belirtilen parsele gelindi. Parselin Güneş enerji sistemleri kurulu taşınmazın olduğu ve taşınmazın etrafının tamamının te örgü ile çevrili olduğu ve tel örtülerin bazı kısımlarının beton istinat duvar üzeri tel örgü olduğu davaya konu olan perde beton duvarların m2 olarak hesaplanması istenilmiş ve zemindeki duvarlar GPS-TR CORS uydu ölçüm aleti ile duvar kotlu eğimli olarak ölçüldü ve ölçüler keşif ölçü krokisinde gösterilmiştir.
Dava konusu ... İli ... İlçesi ... Mahallesinde 288 ada 3 nolu parsel 42.018,08 m2 yüzölçüm ve Tarla ile vasfı ile tescilli parsel olduğu. (Ek Kroki No:1) Parselin güney batı cephesinde olan birinci duvarın ölçümleri neticesice krokide Sarı renkle Boyalı olarak gösterilen duvar 131.25 metre uzunluğunda ve 217.61m2 yüzölçümünde olduğu. (Ek Kroki No:2)
Parselin batı cephesinde olan ikinci duvarın Kroki 3 de 2.duvar olarak gösterilen 74.33metre uzunluğunda ve 177.85m2 yüzölçümünde olduğu. (Ek Kroki No:3
Parselin doğu ve güney cephesinde olan üçüncü duvarın Kroki 4 C-Beton duvar olarak gösterilen 220.84metre uzunluğunda ve 685.27 m2 yüzölçümünde olduğu. (Ek Kroki No:4)
Dava konusu parselin genel görünümü Orto foto üzerindeki konumu ekde gösterilmiştir. (Ek Kroki No:5)..." şeklinde rapor tanzim edilmiştir.
Yine talimat mahkemesince düzenlenen bilirkişi heyeti raporunda;
Dava konusu tespiti istenilen ... ili, ... İlçesi, ... mahallesi, 238 ada, 3 parsel içerisinde güneş enerjisi santrali olduğu ve taşınmazın etrafının tamamının 1,5 m yüksekliğinde beton direkli örgü bahçe teli ile çevrili olduğu ve parsel çevresinin bazı kısımlarında betonarme istinat perde duvarlarının bulunduğu tarafımızdan tespit edilmiştir. Fen bilirkişisinin 14.06.2022 tarihli hazırlamış olduğu raporu ve rapor ekindeki keşif ölçü krokisiyle birlikte yapmış olduğumuz ölçümle ve hesaplama durumuna göre;
A-Davaya konu 238 ada, 3 parsel üzerinde güneş enerjisi santrali kurabilmek için söz konusu parselin tabi zemini yarma dolgu yapılarak tefsiye yapıldığı tespit edilmiştir. Güneş enerjisi santralinin tesviyeli zemine yerleştirebilmek için yapılan dolgu yapılan yerlerde zemin sıkıştırılması yapıldığı, bu alanlara komşu parsel sınırına beton direkli örgü bahçe teli çekildiği, yarma yapılan alanlara komşu parsel sınırlarına betonarme perde duvarlarının yapılarak üzerine beton direkli bahçe terlinin çekildiği görülmüştür. Zeminin tesviyesi için yarma yapılan dava konusu 3 parsele komşu 1 ve 3 nolu parseller sınırlarında toprak kaymasının önleyerek komşu parsel ve dava konusu parsel üzerindeki yapıların zarar görmemesi, beton direkli örgü bahçe telinin sağlıklı dikilebilmesi için bu sınırlara betonarme perde duvarlarının yapılmış olduğu tespit edilmiştir. Yapılan betonarme perde duvarları bir kısmı 60cm x 70 cm, bir kısmı 50 cm x 50 cm temel hatıllarının üzerine yaklaşık 0,5 m ile 3 m yüksekliğinde eğimli haldedir. Yapılan betonarme perde duvarları yerinde yapılan incelemeler ve dosyasında bulunan fotoğraflara göre demir donatılı olarak yapıldığı tespit edilmiş olup 1A yapı sınıfına girmektedir. Buna göre,
1-Davaya konu parselin güney batı cephesinde (keşif ölçü krokisinde 1 İstinat duvarı ile gösterilen) betonarme perde duvarı, 131,25 m uzunluğunda ve temel yüksekliği ile birlikte alanı 217,61 m”'dir. 2021 yılı dava tarihi itibari ile;
Yapının Değeri : Yapı Toplam metre kare x Yıl Yapı Yaklaşık Maliyeti x (1-Yapı Yıpranma Oranı)
Yapının Değeri : 217,61 x 255 x (1-0,06) = 52.161,11 TL
2022 yılı keşif tarihi itibari ile;
Yapının Değeri : Yapı Toplam metre kare x Yıl Yapı Yaklaşık Maliyeti x (1-Yapı Yıpranma Oranı)
Yapının Değeri : 217,61 x 425 x (1-0,06) =86.935,19 TL
2-Davaya konu parselin batı cephesinde (keşif ölçü krokisinde 2 İstinat duvarı ile gösterilen) betonarme perde duvarı, 74,33 m uzunluğunda ve temel yüksekliği ile birlikte alanı 177,85 m?”'dir. 2021 yılı dava tarihi itibari ile;
Yapının Değeri : Yapı Toplam metre kare x Yıl Yapı Yaklaşık Maliyeti x (1-Yapı Yıpranma Oranı)
Yapının Değeri : 177,85 x 255 x (1-0,06) =42.630,64 TL
2022 yılı keşif tarihi itibari ile;
Yapının Değeri : Yapı Toplam metre kare x Yıl Yapı Yaklaşık Maliyeti x (1-Yapı Yıpranma Oram)
Yapının Değeri : 177,85 x 425 x (1-0,06) = 71.051,07 TL
3- Davaya konu parselin doğu ve güney cephesinde (keşif ölçü krokisinde 3.İstinat duvarı ile gösterilen) betonarme perde duvarı, 220,84 m uzunluğunda ve temel yüksekliği ile birlikte alanı 685,27 m”'dir. 2021 yılı dava tarihi itibari ile;
Yapının Değeri : Yapı Toplam metre kare x Yıl Yapı Yaklaşık Maliyeti x (1-Yapı Yıpranma Oranı)
Yapının Değeri : 685,27 x 255 x (1-0,06) =164.259,21 TL
2022 yılı keşif tarihi itibari ile;
Yapının Değeri : Yapı Toplam metre kare x Yıl Yapı Yaklaşık Maliyeti x (1-Yapı Yıpranma Oranı)
Yapının Değeri : 685,27 x 425 x (1-0,06) = 273.765,36 TL” olduğu kanaatindeyiz.
B-Davaya konu parsel üzerinde 04.01.2016 tarihinde işveren ... Enerji Üretim Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi ile yüklenici ... Enerji Anonim Şirket arasındaki ... Güneş Enerjisi yapım sözleşmesi imzalanmıştır. Bu sözleşmenin maddelerine göre;
1- Sözleşmesinin madde 3.1'e göre, davaya konu parsel üzerinde Yüklenici tarafından 2.438 kWp ... Güneş Enerji Üretim Tesisi kurulması ve Resmi Kabul'e hazır hazır hale getirilerek ve Resmi Kabu”'ün gerçekleşmesini sağlayarak faaliyete geçecek şekliyle Anahtar Teslim iş sahibine teslimidir. ifadesi bulunmaktadır.
2-Sözleşmesinin madde 3.1.3'e göre, davaya konu parsel üzerinde İnşaat işleri ifadesi bulunmaktadır. Bu ifadeye göre yapılan betonarme perde duvarları inşaat işleri kapsamına girmektedir.
3-Sözleşmesinin madde 17.1'e göre, davaya konu parsel üzerinde işlerin yapılacağı yerde bulunacak her türlü fosil, eski para veya antik eşyalar, yapılar ve kalıntılar, jeolojik veya arkeolojik değeri olan buluntular bulunduğunda, bu konudaki ilgili mevzuatın el verdiği ölçü ve şekilde İş Sahibi'nin mutlak malı kabul edilecektir. ifadesi bulunmaktadır. Bu ifadeye göre bahsi geçen unsurlar kazı ve hafriyat işleri neticesinde ortaya çıkmakta olduğundan kazı ve hafriyat işleri içermektedir.
4-Davaya konu parsel üzerinde yapılacak olan ... Güneş Enerjisi üretim tesisi için işveren ile yüklenici arasında 04.01.2016 tarihinde İşe Başlama Tutanağı ve Yer Teslim Tutanağının bulunması, ... uygulamasında 21.04.2021 tarihli hava fotoğrafından parsel üzerinde hafriyat çalışmalarının olduğunu(hafriyat kamyonları olduğu görülmekte) ve hafriyat işlerinin tamamlanmadığı tespit edilmiştir.
5-Davaya konu parsel üzerinde işveren ... Enerji Üretim Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi ile yüklenici ... Enerji Anonim Şirket arasındaki ... Güneş Enerjisi Kurulum Enerjisi Santrali Kurulumu Teknik Şartnamesi madde 2.7 göre; Yüklenici tarafından proje sahasının etrafına tel örgü çekilerek santral koruma altına alınacaktır. Tel örgünün direkleri(toprak üzerine kalan kısım) en az 2 metre yüksekliğinde olacak ve en fazla her 3 metre mesafede bir 9x10 mm beton direk dikilecektir. İfadesi bulunmaktadır. Bu ifadeye göre zeminin tesviyesi için yarma yapılan dava konusu parsele komşu parseller sınırlarında toprak kaymasının önleyerek komşu parsel ve dava konusu parsel üzerindeki yapıların zarar görmemesi, beton direkli örgü bahçe telinin sağlıklı dikilebilmesi için bu sınırlara işin gerektirdiği fen ve mühendisliğe uygun olarak betonarme perde duvarlarının yapılması gerekmektedir.
Davaya konu parsel üzerinde yapılan hafriyat çalışmalarını, yukarıda madde madde açıklanan taraflar arasında yapılan yapım sözleşmesi, santral kurulum teknik şartnamesi, yer teslim ile işe başlama tutanağı, Google Earth hava fotoğrafına ve dosyasında bulunan tarihli resimlere göre yüklenici firma tarafından yapıldığı ve sorumluluğu altında olduğu kanaatindeyiz..."
Talimat bilirkişi heyeti raporu taraf vekillerine ayrı ayrı tebliğ edilmiştir. Taraf vekillerince bilirkişi heyeti raporuna karşı beyan ve itiraz dilekçeleri sunulmuştur.
Mahkememiz 06/04/2023 tarihli celsesinde; mahkememizin 31/03/2022 tarihli duruşmasının 2 numaralı ara kararı, ... 2. ASHM ' den talimat vasıtasıyla aldırılan bilirkişi raporu ve taraf vekillerinin bilirkişi raporuna karşı itirazları ile taraflar arasında akdedilen Güneş Enerjisi Santrali yapım, kurulum, bakım, onarım, performans garantisi sözleşmeleri kapsamında ... İli, ... İlçesinde yapılan iş ile ilgili olarak davalı- karşı davacının istinat duvarı yapma yükümlülüğü bulunup bulunmadığı, davacı- karşı davalının bu sebeple dava dışı 3. Kişiye yaptırdığı istinat duvarı bedelini davalı- karşı davacıdan talep hakkının doğup doğmadığı, bu talebin zaman aşımına uğrayıp uğramadığı bakım onarım sözleşmeleri kapsamında davalı- karşı davacının bakım onarım işlerinin ifasını zamanında ve gereği gibi yerine getirip getirmediği, dolayısıyla davacı- karşı davalının ceza bedeli taleplerinin yerinde olup olmadığı, davacı- karşı davalının sözleşmeleri feshinin haklı nedene dayandığının kabul edilmesi durumunda davacı- karşı davalının yeni sözleşme yapmak zorunda kalacağı iddiasına göre talep edebileceği tazminat tutarı, karşı dava açısından taraflar arasında imzalanan sözleşmeler kapsamında fatura edilen hizmet bedelleri nedeniyle davalı- karşı davacının, davacı- karşı davalıdan alacağı bulunup bulunmadığı, bulunuyor ise miktarı noktalarında bilirkişi heyetinden rapor tanzim edilmesi yoluna gidilmiş, bilirkişiler İnşaat Mühendisi ..., Güneş Enerjisi Alanında Uzman Prof. Dr...., Sözleşmeler Alanında Uzman ..., Mm ... tarafından düzenlenen bilirkişi heyeti raporunda neticeten;
Davalı/yüklenicinin (karşı davacının) karşı dava tarihi itibariyle, davacı/iş sahibinden (karşı davalıdan) 7.522,50 USD alacağı bulunduğu;
Bu alacağın 4.425,00 USD'lik kısmının, talep gibi, sözleşmelerin 8.1.2 nolu maddesine istinaden, bu alacağı içeren 31.03.2021 tarihli faturanın davacı/iş sahibine (karşı davalıya) gönderildiği tarihten 10 gün sonraki tarihten itibaren işletilecek Döviz Temerrüt Faizi (3095 sayılı Kanun md/a) ile birlikte tahsili gerektiği,
Bu alacağın 3.097,50 USD'lik kısmının, talep gibi, sözleşmelerin 8.1.2 nolu maddesine istinaden, bu alacağı içeren 31.03.2021 tarihli faturanın davacı/iş sahibine (karşı davalıya) gönderildiği tarihten 10 gün sonraki tarihten itibaren işletilecek Döviz Temerrüt Faizi (3095 sayılı Kanun md/4a) ile birlikte tahsili gerektiği..." yönünde hesaplama yapılarak kanaat bildirilmiştir.
Bilirkişi heyeti raporu taraf vekillerine ayrı ayrı tebliğ edilmiştir. Davalı-karşı davacı vekilince, davacı - karşı davalı vekilince ve İhbar olunan İnsas Enerji vekilince bilirkişi raporuna karşı itiraz ve beyan dilekçeleri sunulmuştur.
Mahkememizce de taraf vekillerinin bilirkişi raporuna karşı itiraz ve beyanları değerlendirilmek üzere bilirkişilerden ek rapor aldırılmasına karar verilmiş, düzenlenen bilirkişi heyeti ek raporunda;
1-Tarafların ticari defter ve kayıtlarına kök raporumuzda yer verilmiş olup, mali yönden kök raporda yer alan görüşümüzde herhangi bir değişiklik bulunmamaktadır.
2- Kök raporda “Davacının dava tarihi itibariyle davalıdan, 275.586,15 TL + 49.605,07 KDV = 325.191,65 TL tutarında tazminat alacağı bulunduğu; Bu alacağın, davacının, 18.05.2017 tarihli ihtarnamesini davalıya tebliğ ettiği tarihten 5 gün sonraki tarihten (ihtarnamedeki 5 günlük ödeme süresinden) itibaren işletilecek, Avans Faizi ile birlikte tahsili gerektiği, İhtarnamenin tebliğ şerhine rastlanmadığından, temerrüt tarihinin tespit edilemediği;” Olduğuna dair tespitler yapılmıştı.
Davacı şirket vekilinin bilirkişi raporuna karşı yapmış olduğu beyan ve itiraz dilekçesinde ... 48. Noterliğinin 18.05.2017 tarihli, ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin tebliğ şerhini ibraz ettiği, ihtarnamenin tebliğ tarihinin 23.05.2017 tarihi olduğu ve davalı yanın 28.05.2017 (5 gün) tarihinde temerrüde düşürüldüğü kanaatine varılmıştır.
Davacı şirketin 325.191,65 TL tutarındaki tazminat alacağı için dava tarihi olan 28.04.2021 tarihi ile temerrüt tarihi olan 28.05.2017 tarihi aralığında talep edebileceği işlemiş faiz miktarı aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.
FAİZ DETAYI
Başlama Tarihi
Bitiş Tarihi
Gün Sayısı
Oran (%)
Tutar
28.05.2017
28.06.2018
397
9,75
34.485,91
29.06.2018
10.10.2019
469
19,5
81.480,55
11.10.2019
20.12.2019
71
18,25
11.544,30
21.12.2019
12.06.2020
175
13,75
21.438,15
13.06.2020
18.12.2020
189
10
16.838,69
19.12.2020
28.04.2021
130
16,75
19.400,13
TOPLAM
185.187,73
Davacı şirketin 325.191,65 TL tutarındaki tazminat alacağı için dava tarihi olan 28.04.2021 tarihi itibariyle talep edebileceği işlemiş faiz miktarı 185.187,73 TL olarak hesaplanmıştır. Nihai Takdir Sayın Mahkemenizae aittir.
IV- GENEL DEĞERLEDİRMELERE YÖNELİK İTİRAZLARIN CEVAPLANMASI
A- DAVACI İTİRAZLARININ CEVAPLANMASI:
1) Davacı, Kök Raporumuzun 40-41'inci sayfasında 6 nolu bölümdeki değerlendiremelerimize itiraz olarak; davacının Cezai Şart alacaklarını talep etme hakkını saklı tuttuğunu; kaldı ki sözleşmenin 4.5.4 nolu maddesi hükmüne göre, Cezai Şart alacağını talep etme hakkı saklı tutulmamış olsa bile bu hakkın düşmeyeceğini, beyan etmiştir.
Davacı İtiraz Dilekçesinde (sayfa 17'de), Cezai Şart alacaklarını talep etme hakkını saklı tuttuğunu ispat yönelik olarak “bazı beyanlarının örneklerini” sunmuşsa da, davacının sunduğu bu beyan örneklerinde “Cezai Şart talep etme hakkını saklı tuttuğu” yönünde bir ifadeye rastlanmamış olduğu gibi, “Cezai Şart” ifadesine dahi rastlanmamıştır.
Ayrıca sözleşnenin 4.5.4 nolu maddesi hükmünde, Cezai Şart alacaklarını talep etme hakkı saklı tutulmamış olsa bile davacının Cezai Şart alacaklarını talep etme hakkının düşmeyeceği yönünde bir ifade de yer almamaktadır. Dolayısıyla sözleşmenin ilgili hükmünde, TBK.md.149/f.1'de düzenlenmiş olan “Cezai Şart alacağını saklı tutma yükümlülüğünün” aksinin kararlaştırldığını gösteren bir ibarenin bulunmadığı görülmüştür. Takdiri tamamen Mahkemeye aittir.
Bu nedenlerle davacının söz konusu itirazının yerinde olmadığı kanaatine varılmış olup, takdiri tamamen Mahkemeye aittir.
2) Davacı, Kök Raporumuzun 42-43'üncü sayfasında 9 nolu bölümdeki değerlendirmelerimize itiraz olarak; davalı tarafından sözleşmelerin feshedilmesi suretiyle Bakım Onarım Hizmetlerinin verilmesinin kesilmesi sebebiyle 3.kişiler (başka şirketler) ile anlaşmalar yaptığını ve bu anlaşmalar sonucunda da 10.500 USD + KDV tutarında ödemeler gerçekleştirdiğini, bu ödemelerin davalıdan tahsili gerektiğini, beyan etmiştir.
Davacının, davalı ile aralarındaki Bakım ve Onarım Sözleşmelerini haklı olarak feshetmesinden dolayı davalıdan tazminat alacağına hak kazanması için, 3.kişi ile daha yüksek bedelli bir “Bakım Onarım Sözleşmesi” akdetmiş olması gerekmektedir.
Davacının İtiraz Dilekçesi ekinde sunmuş olduğu Sözleşme Örneği incelendiğinde, davalı ile akdetmiş olduğu ... İli ... İlçesindeki santralin Bakım ve Onarımını konu edinen Sözleşmenin feshedilmesinden sonra, işbu santralin Bakım ve Onarımını konu edilen yeni
Davacı ile davadışı/... Şirketi arasında akdedilmiş olan sözleşmenin 9 nolu maddesi hükmünde, bakım ve onarım hizmetinin yıllık maliyetinin (bedelinin) 10.500 USD + KDV olarak kararlaştırılmış olduğu anlaşılmaktadır.
Davacı ile davalı arasında akdedilmiş akdedilmiş olan sözleşmenin 8.1.1 nolu maddesi hükmünde da, bakım ve onarım hizmetinin yıllık maliyetinin (bedelinin) 10.500 USD + KDV olarak kararlaştırılmış olduğu anlaşılmaktadır.
Yeni sözleşmede kararlaştırılmış olan maliyet bedeli, eski sözleşmede kararlaştırılmış olan Maliyet bedelinden daha fazla olmayıp onunla aynı tutarda olduğundan, davacının davalıdan iddia ve talep ettiği gibi tazminat alacağına hak kazanamadığı kanaat varılmakta olup, takdiri tamamen Mahkemeye aittir.
3) Ayrıca, Kök Raporumuzun 43 sayfasının 10'nolu bölümüne şu hususu eklemek isteriz:
Davacının 18.05.2017 tarihli ihtarnamesinin davalıya 23.05.2017 tarihinde tebliğ edilmiş olduğu Raporumuzun Mali Kısmında tespit edilmiş olduğundan; davacının 325.191,65 TL'lik tazminat alacağının, temerrüt tarihi olan 28.05.2017 tarihinden itibaren işleyecek Avans Faizi ile birlikte tahsili gerektiği kanaatine varılmakta olup, takdiri tamamen Mahkemeye aittir.
B- DAVALI (KARŞI DAVACI) İTİRAZLARININ CEVAPLANMASI:
1)Davalı (karşı davacı), Kök Raporumuzun 44'üncü sayfasında 2 nolu bölümdeki değerlendirmelerimize itiraz olarak; davalının (karşı davacının) davacının (karşı davalının) ticari defter ve kayıtlarına kaydatmemiş olması sebebiyle 7.522,50 USD alacağı bulunduğu yönündeki tespit ve değerlendirmelerin hatalı olduğunu, beyan etmiştir.
Davalı (karşı davacı) karşı dava ile ilgili olarak, Cevap Dilekçesinin 7 ve devamı sayfasında; 2001 yılında, her iki santrale ilişkin Bakım ve Onarım sözleşmelerine ilişkin olarak verilmiş olan hizmetlerin bedelini içeren, 31.03.2021 tarihli 2.625,00 USD + KDV bedelli fatura ile 31.03.2021 tarihli 3.750,00 USD + KDV bedelli faturanın düzenlenip davacıya (karşı davalıya) gönderildiğini, fakat her iki faturaya da haksız olarak itiraz edildiğini ve fatura bedellerinin ödenmediğini, beyan etmiştir.
Taraflar arasındaki Bakım ve Onarım Sözleşmeleri, 27.05.2015 ve 04.01.2016 yıllarında akdedilmiş olup, davalı (karşı davacı) daha önceki yıllarda davacıya (işsahibine) verdiği Bakım ve Onarım Hizmetlerine ilişki olarak düzenlenmiş olup da bedeli ödenmemiş olan faturanın bulunduğunu beyan etmemiştir. Cevap Dilekçesinin 7'inci sayfasında ise açıkça, bu anlaşmalar (sözleşmeler) kapsamında davalı (karşı davacının) bakım onarım hizmeti verdiğini, bu hizmet bedelini davacıya (karşı davalıya) fatura ettiğini, bu fatura bedellerinin sözleşmelerin 8.maddesi gereği ödenmesi gerektiğini beyan etmiştir. Davalı, daha önceki yıllarda davacıya (işsahibine) verdiği Bakım ve Onarım Hizmetlerine ilişki olarak düzenlediği faturaları belirtmediğinden ve bunların örneğini sunmadığından, davalının daha önceki yıllarda verdiği bakım onarım hizmetlerinden dolayı hak kazandığı ve muaccel olan ve de ödenmemiş olan hizmet bedeli alacağını bulunduğunu ispat edemediği kanaatine varılmış olup, takdiri tamamen Mahkemeye aittir.
Bu sebeplerle, davalının (karşı davacının) söz konusu itirazının yerinde olmadığı kanaatine varılmakta olup, takdiri tamamen Mahkemeye aittir..." şeklinde görüş ve kanaat bildirilmiştir.
Bilirkişi heyeti ek raporu taraf vekillerine tebliğ edilmiştir. Taraf vekillerince ve ihbar olunan ... Enerji ... A.Ş. vekilince ek rapora karşı itiraz ve beyan dilekçeleri sunulduğu görülmüştür.
Mahkememizce yapılan yargılama, taraf iddiaları, celp edilen deliller, talimat mahkemesi vasıtasıyla yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporları ile tüm dosya içeriğine göre; açılan ana davanın; taraflar arasında münakit Güneş Enerji Santrali Yapım, Kurulum, Bakım,onarım, performans garantisi sözleşmeleri uyarınca istinat duvarı inşaatı giderinin, ceza bedeli tutarları ile sözleşmenin feshi nedenine dayalı olarak zararların tazminine ilişkin olduğu, karşı davanın ise davalı/karşı davacı tarafından verilen bakım onarım hizmeti fatura bedellerinin tahsili talebine ilişkin olduğu anlaşılmıştır.
Taraflar arasındaki ihtilafın; taraflar arasında akdedilen Güneş Enerjisi Santrali yapım, kurulum, bakım, onarım, performans garantisi sözleşmeleri kapsamında ... İli, ... İlçesinde yapılan iş ile ilgili olarak davalı- karşı davacının istinat duvarı yapma yükümlülüğü bulunup bulunmadığı, davacı- karşı davalının bu sebeple dava dışı 3. kişiye yaptırdığı istinat duvarı bedelini davalı- karşı davacıdan talep hakkının doğup doğmadığı, bu talebin zaman aşımına uğrayıp uğramadığı, bakım onarım sözleşmeleri kapsamında davalı- karşı davacının bakım onarım işlerinin ifasını zamanında ve gereği gibi yerine getirip getirmediği, dolayısıyla davacı- karşı davalının ceza bedeli taleplerinin yerinde olup olmadığı, davacı- karşı davalının sözleşmeleri feshinin haklı nedene dayandığının kabul edilmesi durumunda davacı- karşı davalının yeni sözleşme yapmak zorunda kalacağı iddiasına göre talep edebileceği tazminat tutarı, Karşı dava açısından; taraflar arasında imzalanan sözleşmeler kapsamında fatura edilen hizmet bedelleri nedeniyle davalı- karşı davacının, davacı- karşı davalıdan alacağı bulunup bulunmadığı, bulunuyor ise miktarı hususlarında toplandığı tespit edilmiştir.
Davacı- karşı davalı vekili dava dilekçesi ile; enerji üretimi alanında faaliyet yürüten müvekkili şirket ile davalı arasında Güneş Enerji Santrali Yapım, Kurulum, Bakım,onarım, performans garantisi sözleşmelerinin imzalandığını, imzalanan bu sözleşmeler gereği davalı şirketin, yüklenici sıfatı ile ... ili ve ... ilçesinde güneş enerjisi santralinin yapım ve kurulumunu gerçekleştireceğini ve sonrasında bakım ve onarım işlerini yürüteceğini, sözleşmeye konu işlerin, işin anahtar teslim şeklinde gerçekleşecek olduğunu, sözleşme konusu işin ayrılmaz bir parçası olan istinat duvarı inşaatının davalı- karşı davacı tarafça yapılmadığını, ilgili eksikliğin giderilmesinin davalı yüklenici firmadan talep edilmiş olunmasına rağmen olumlu bir geri dönüş sağlanmadığını, bunun üzerine davacı iş sahibi müvekkilinin iş sahası açısından zaruri olan istinat duvarını dava dışı firmaya 360.000,30 TL bedel ile yaptırmak zorunda kaldığını, sözleşme konusu işin ifası sırasında oluşan eksikliğin ve arızaların anında davalı- karşı davacıya bildirildiğini, oluşan eksiklik ve arızanın bazen hiç giderilmediği gibi çoğu zaman sözleşme opsiyon süresinin (beş gün) aşılmak suretiyle giderildiğini, taraflar arasında imzalanan ... Güneş Enerjisi Santrali Yapım Bakım ve Onarım Sözleşmeleri ve ilgili diğer sözleşmelerin iş sahibi müvekkili şirket tarafından haklı nedenle feshedildiğini, sözleşmelerde yüklenicinin sözleşme konusu işi 3. şahıslara devredemeyeceğinin açıkça hüküm altına alınmış olmasına rağmen davalı şirketin sözleşme konusu işi müvekkili şirketin açık muhalefetine rağmen taşeron şirket kullanmak suretiyle ifa etmekte ısrar ettiğini ifade ederek nihayetinde işbu davanın sözleşmelerin ihlalinden kaynaklı zarar tanzmini istemine ilişkin olduğunu ifade ettiği anlaşılmıştır.
Davalı- karşı davacı vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle; her iki güneş enerji santralinin sözleşmelere uygun inşa edilerek herhangi bir eksiklik olmaksızın davacı- karşı davalıya teslim edildiğini, teslim tarihinden bu güne kadar enerji üretiminin bifiil devam ettiğini, öte yandan bakım onarım sözleşmeleri kapsamında verilen hizmetlerde herhangi bir eksiklik olmamasına rağmen, edimlerin ifa edilmesine rağmen bakım onarım sözleşmelerinin davacı tarafından tek taraflı feshedildiğini, fesih işleminin hukuka aykırı olduğunu, davalının istinat duvarı inşa etmeyi taahhüt etmediğini, istinat duvarı inşaatının GES yapım sözleşmesi kapsamında davacının bir yükümlülüğü olan şantiye sahasının santrale uygun, çalışmaya uygun olarak teslim etme yükümlülüğü kapsamında davacının edimi olduğunu, davacıya cezai bedeli ödemeyi gerekli kılacak herhangi bir sözleşme ihlalinin veya temerrütün söz konusu olmadığını, davacının üretim performansında düşme söz konusu olmadığını, davacı tarafa bakım onarım sözleşmeleri kapsamında verilmeyen ya da eksik verilen bir hizmetin olmadığını, fesih işleminin haksız olduğunu, bakım onarım sözleşmelerinde taşeron kullanılacağının taraflarca mutabık olduğu hususunun sözleşmenin 4.1.9. maddesinde düzenlendiğini, ayrıca bakım onarım sözleşmelerinin 4.8.4. maddesinde tesislere davacının iş sahibinin izni ile girildiğini, taşeronlar aracılığı ile yapılan tüm bakım faaliyetlerine davacının izin verdiğini, karşı dava açısından; davalı/karşı davacının bakım onarım hizmetini verdiğini, bu hizmet bedelini davacı/karşı davalıya fatura ettiğini, bu fatura bedellerinin de bakım onarım sözleşmelerinin 8. maddesi gereği ödenmesi gerektiğini, sözleşmelerin bu hükümleri gereği verilen ve karşı tarafa fatura edilen hizmet bedellerinden 35.261,10 USD'nin ödenmediğini, bu alacak miktarının davalı- karşı davacı şirketin ticari kayıtları ile sabit olduğunu ifade ederek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla, 35.261,10.USD'nin bakım onarım sözleşmelerinin 8.1.3. maddesindeki temerrüt tarihlerinden itibaren tahsilini talep ettiği görülmüştür.
Taraflar arasında 27.05.2015 Tarihli ... Güneş Enerjisi Santrali Yapım Sözleşmesi (...) ile 04.01.2016 Tarihli ... Güneş Enerjisi Santrali Bakım ve Onarım Sözleşmesi'ne (...) ek olarak taraflarca imzalanmış olan ... ... Güneş Enerjisi Santrali Bakım ve Onarım Sözleşmesi ile ... ... Güneş Enerjisi Santrali Bakım ve Onarım Sözleşmeleri gereği davalı- karşı davacı yüklenicinin davacı - karşı davalıya 10 yıl garantili bakım onarım yükümlülüğü altına girdiği görülmüştür. Bu haliyle taraflar arasında ... GES ve ... GES imalini ve Montajını konu edinen sözleşmeler akdedildiği, buna ek olarak, imali üstlenilmiş olan GES'lerin 10 yıl boyunca bakımını konu edinen sözleşmeler ile Performans Garantisi verilmesini (taahhüdünü) konu edinen sözleşme akdedildiği anlaşılmıştır. Bu sözlemelerden ... için olanı 02.07.2015 tarihinde, ... için olanı 04.012016 tarihinde akdedilmiştir.
Davacı- karşı davalı, davalı- karşı davacının akdi ilişkinin kaynağı olan sözleşmelerden kaynaklanan yükümlülüklerini ihlal ettiği gerekçesiyle akdi ilişkiyi feshettiğini beyan etmiştir.
Davacı- karşı davalı, davalı- karşı davacı yüklenicinin ... GES'in imalini konu edinen eser sözleşmesinden kaynaklanan istinat duvarı inşa etme yükümlülüğünü yerine getirmediğini, dolayısıyla bu yükümlülüğünü ihlal ettiğini, bu sebeple tazminat alacağına hak kazandığını iddia etmiştir.
Alanında uzman bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 03.05.2024 tarihli bilirkişi kök ve ek raporunun inşaat mühendisliği ile ilgili kısmındaki ve 28.12.2022 tarihli inşaat mühendisliği ile ilgili Bilirkişi Raporundaki teknik tespitlere göre; taraflar arasında akdedilmiş olan GES İmalini konu edinen sözleşmelerin ve bunların eki niteliğinde olan teknik şartnamenin ilgili hükümlerine göre, davalı/yüklenicinin dava konusu istinat duvarını inşa etme yükümlülüğü bulunmaktadır. Dava dosyası içeriğine göre, davalı yüklenici bu yükümlülüğünü yerine getirmemiştir. Bu sebeple, davacı- karşı uğramış olduğu zararın tazminini, somut olayda istinat duvarını 3.kişiye imal ettirmek için ödemesi gereken masraf tutarının tahsilini, davalıdan talebe hak kazanmıştır. Raporun teknik kısmındaki tespitlere göre; davacı- karşı davalının uğramış olduğu zararın tutarı, yani istinat duvarını 3.kişiye imal ettirmek için ödemesi gereken masraf tutarı, dava tarihi itibariyle 275.586,15 TL + 49.605,07 KDV = 325.191,65 TL'dir. Davacı- karşı davalı, davalıya keşide ettiği 18.05.2017 tarihli ihtarname ile istinat duvarı için yapmış olduğu masrafların tahsilini talep etmiştir. Bu haliyle Davacı- karşı davalının, 18.05.2017 tarihli ihtarnamesini davalıya tebliğ ettiği tarihten 5 gün sonraki tarihten (ihtarnamedeki 5 günlük ödeme süresinden) itibaren de temerrüdün gerçekleştiği anlaşılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Davacı- karşı davalı, davalı- karşı davacının Bakım/Onarım Sözleşmelerinden kaynaklanan yükümlülüklerini süresinde ve gereği gibi yerine getirmediğini, bu sebeple Sözleşmelerin 4.5.4 nolu maddesi hükmüne istinaden Gecikme Cezası (Cezai Şart) alacaklarına hak kazandığını iddia etmiş ve Gecikme Cezası alacaklarının tahsilini talep etmiştir. Alanında uzman bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 03.05.2024 tarihli bilirkişi kök raporundaki teknik tespitlere göre; davalı yüklenicinin, ... GES ve ... GES'in bakım/onarımını konu edinen sözleşmelerden kaynaklanan bakım/onarım yükümlülüklerini yerine getirmekte gecikmeler meydana geldiği, bu sebeple de davacı- iş sahibinin sözleşmelerin 4.5.4 nolu maddesi uyarınca, toplam 6.846,36 USD tutarında Gecikme Cezası (Cezai Şart) alacağına hak kazandığı ifade edilmiştir. Davalı-yüklenici, davacı-iş sahibinin bakım/onarım borçlarının gecikmeli olarak ifası sırasında Cezai Şartları talep etme hakkını saklı tutmadığını, ihtirazi kayıt ileri sürmeden ifayı kabul ettiğini, bu sebeple de TBK.md.179/f.2 hükmü uyarınca Cezai Şartları talep etme hakkını kaybettiğini iddia etmiştir.
Ceza koşulu borçlunun, asıl borcunu ilerde, hiç veya gereği gibi ifa etmediği takdirde alacaklıya karşı ifa etmeyi önceden taahhüt ettiği edime denir. Bu nedenle ceza koşulu, asıl borca bağlı olarak ve ancak bu borcun ihlâli ile doğabilecek olan fer'î bir edimdir. Borçlu ceza koşulu ödemeyi taahhüt etmişse, artık alacaklı herhangi bir zarara uğradığını iddia etmek veya zararının şümulünü ispat etmek zorunda kalmadan, tazminat elde etme imkânını bulacaktır. Ceza koşulu kararlaştırılabilmesi için asıl borcun mahiyeti önemli değildir; bir verme borcu kadar, yapma veya yapmama borçlarında da ceza koşulu kararlaştırılabilir (Selahattin Sulhi Tekinay, Sermet Akman, Halûk Burcuoğlu, Atillâ Altop: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, İstanbul 1993, s. 358-359).
Ceza koşulunun istenebilmesi için sözleşmede buna ilişkin bir hüküm bulunması gerekir. Sözleşmede kararlaştırılmamış olsa dahi temerrüt hâlinde 6098 sayılı Kanun'un 125/1 inci maddesi gereğince alacaklı gecikme tazminatı talep edebilir ise de, ceza koşulunun istenebilmesi için sözleşmede bununla ilgili açık hüküm bulunması şarttır.
Ceza koşulu, 6098 sayılı Kanun'un 179–182 nci maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan Kanun'un 179 uncu maddesi: “…Bir sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumu için bir ceza kararlaştırılmışsa, aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça alacaklı, ya borcun ya da cezanın ifasını isteyebilir.
Ceza, borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkça feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir.
Borçlunun, kararlaştırılan cezayı ifa ederek sözleşmeyi, dönme veya fesih suretiyle sona erdirmeye yetkili olduğunu ispat etme hakkı saklıdır…” düzenlemesini içermektedir.
6098 sayılı Kanun'un 179 uncu maddesinin birinci fıkrasında seçimlik ceza koşulu düzenlenmiştir. Buna göre sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi hâlinde ödenmek üzere ceza koşulu vaat edilmiş ve aksi de sözleşmede öngörülmemiş ise alacaklı ya sözleşmenin ifasını ya da ceza koşulunun ödenmesini isteyebilir. Seçimlik ceza koşulunda alacaklı seçimlik bir yetkiye sahiptir. Buna göre borçlunun asıl edimi hiç veya gereği gibi ifa etmemesi durumunda alacaklı, ya asıl edimin ifasını ister ya da bundan vazgeçerek ceza koşulunun ödenmesini talep eder. Seçimlik ceza koşulunda alacaklı hem asıl edimin ifasını hem de ceza koşulunun ödenmesini isteyemeyecektir. Örneğin, satıcının sattığı malı teslim etmemesi hâlinde alıcının mal yerine 100.000,00 TL ceza koşulu isteyebileceği kararlaştırılmışsa, alıcı ister malın teslimini, isterse ceza koşulunu isteyebilir. Görüldüğü üzere burada seçimlik bir hak söz konusu olup alacaklı ancak ya asıl borcun ifasını ya da ceza koşulunun ödenmesini isteyebilir; alacaklı aynı anda hem asıl borcun ifasını hem de ceza koşulunun ödenmesini kural olarak isteyemez. Ancak hemen belirtmek gerekir ki, asıl borcun sonraki imkânsızlık nedeniyle ifa imkânının ortadan kalkması hâlinde, alacaklıya tanınmış olan bu seçim hakkı bir anlam ifade etmez. Asıl borcun ifası imkânsız olduğunda, alacaklı koşulları varsa yalnızca tazminat isteme hakkına sahip olur. Buna göre alacaklı, ya zararının tazmin edilmesini ya da ceza koşulunun ödenmesini ister.
Buradaki “seçimlik” ifadesinden, ceza koşulu ile asıl borç arasındaki ilişkinin, seçimlik borçlarda yer alan birden çok edim arasındaki ilişkiye benzediği sanılmamalıdır. Asıl borç ile ceza koşulu arasında gerçek anlamda bir seçimlik borç (alacak) ilişkisi söz konusu olmayıp, yalnızca alacaklıya tanınmış bir seçim hakkı söz konusudur. Bunun önemi şu noktada ortaya çıkar; borçlu asıl borcun ifasıyla yükümlü olmakla birlikte, alacaklı asıl borcun ifasından vazgeçerek ceza koşulunun ödenmesini istediğini borçluya bildirebilir. Borçlu ceza koşulu kendisinden istenmedikçe yalnız asıl borcu ifa edebilir. Bu seçim hakkı, teknik anlamdaki seçimlik borçtan (alacaktan) farklıdır (Kocaağa, s. 133-136).
6098 sayılı Kanun'un 179 uncu maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen ifaya ekli ceza koşulu ise alacaklı, açıkça feragat etmiş veya ifayı kayıtsız şartsız kabul etmiş olmadıkça, hem sözleşmenin ifasını hem de kararlaştırılan cezanın ödenmesini talep edebilir. İfaya eklenen ceza koşulunun söz konusu olabilmesi için ilk olarak bu hususun sözleşmede özel olarak düzenlemesi gerekir. Ayrıca ifaya eklenen ceza koşulunun talep edilebilmesi için alacaklının ceza koşulundan açıkça feragat etmiş veya ifayı çekince koymadan kayıtsız şartsız kabul etmiş olmamalıdır. Alacaklı ifayı, ceza koşulu isteme hakkını saklı tutmadan (çekince, ihtirazi kayıt koymadan) kabul edecek olursa ceza koşulundan zımnen feragat etmiş olacaktır. Ceza koşulunu isteme hakkının saklı tutulması (çekince, ihtirazı kayıt konulması), yenilik doğuran bir irade beyanı olup ifa anında açıkça yapılmalıdır. Saklı tutma, teslim-kabul tutanağına düşülecek bir kayıtla veya ifayı kabulden önce yapılacak yazılı bildirimle yahut iş bedelinin ceza alacağı kesilerek ödenmesi gibi buna delalet eden bir eylem veya işlem ile gerçekleştirilebilir. Buna karşılık ceza koşulundan açık feragat ise borçluya yöneltilen ve varması gereken bir irade beyanıyla veya sözleşmeye önceden ifanın çekincesiz kabul edileceğine ilişkin bir hükmün konulmasıyla olur.
6098 sayılı Kanun'un 179 uncu maddesi emredici nitelikte olmadığından gecikmiş ifadan önce keşide edilen ihtarla gecikme cezası isteme hakkı saklı tutulmuş veya sözleşmede ceza koşulu talep edebilmek için ihtirazı kayda gerek olmadığı kararlaştırılmış veyahut da ifadan önce alacaklının bu hakkını saklı tuttuğu anlamına gelecek davranışları mevcut ise sonradan yapılan teslimde çekince konulmamış olsa dahi ceza koşulu isteme hakkı düşmez. Dönme (fesih) cezası olarak da adlandırılan ifayı engelleyen ceza koşulu ise 6098 sayılı Kanun'un 179 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında hükme bağlanmıştır. Burada borçlunun ceza koşulunu ödemek suretiyle tek taraflı olarak sözleşmeden dönme hakkına sahip olduğunu ispat yetkisi saklı tutulmuştur. Böylece borçlu alacaklı ile yaptığı anlaşmada dilerse sözleşmeden dönmeyi ve alacaklıya sadece ceza koşulu ödemeyi kararlaştırabilir. Bu tür ceza koşulunda borçlu cezayı ödemek suretiyle sözleşmeden dönebileceği gibi, alacaklı da sadece ceza koşulunun ödenmesini talep edebilir. Bu durumda artık alacaklı borçludan asıl edimin ifasını isteyemeyecektir. Seçimlik ve ifaya eklenen ceza koşulu, borçlunun borcunu ihlâl etmesine karşı alacaklıya bir talep hakkı sağlarken, dönme cezası borcun ihlâli koşulu aranmaksızın, belirli bir meblağı ödemek suretiyle borçluya sözleşmeyi sona erdirme imkânı verir. Borçlu, borca aykırı davranışı bulunmasa bile, ceza koşulunu ödeyerek sözleşmeyi ortadan kaldırabilir. Burada asıl borcun ifasının yerini dönme (fesih) cezası almaktadır. Bundan dolayı dönme cezasının, asıl borcun alacaklı lehine ifasını teminat altına almak gibi bir işlevinin bulunmadığı, aksine onu zayıflatıcı rol oynadığı söylenebilir. Gerçekten, “borcumu ifa etmekten vazgeçersem 1.000TL ödeyeceğim” ifadesinde yerini bulan dönme cezasında asıl borcun ifasının teminat altına alınması suretiyle alacaklının hukuki durumunun güçlendirilmesi değil, aksine dönme cezasını ödemek ve sözleşmeden dönmek (veya sözleşmeyi feshetmek) suretiyle borçlunun durumunun iyileştirilmesi söz konusudur (Kocaağa, s. 145-154).
Ceza koşuluna ilişkin hükümler emredici nitelikte olmadığından taraflar, borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi dışında kalan diğer borca aykırılık hâlleri için ifaya eklenen ceza koşulu kararlaştırabilecekleri gibi; bu iki ihlâl durumu için seçimlik ceza koşulu da kararlaştırabilirler. Örneğin satıcının ayıplı mal teslim etmesi hâlinde, alacaklıya hem ayıpsız bir mal teslim edileceği hem de ceza koşulu ödeneceği kararlaştırılabilir. Ayrıca tarafların, ceza koşulu anlaşmasında, seçimlik ceza koşulu ile ifaya eklenen ceza koşuluna birlikte yer vermeleri de mümkündür (Kocaağa, s. 138-139). İstisnası cezanın tenkisiyle (indirilmesiyle) ilgili 6098 sayılı Kanun'un 182 nci maddesinde düzenlenmiş olup, maddenin birinci bendinde ceza miktarını tarafların serbestçe belirleyebilecekleri belirtildikten sonra, üçüncü bendinde bu ceza miktarının hâkim kararı ile azaltılabileceği öngörülmüştür. ( HGK 2023/11-560 esas, 2024/100 karar)
Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davalı/yüklenici bakım/onarım işlerini gecikmeli olarak yapıp teslim ettiği sırada davacı/iş sahibinin Gecikme Cezalarını talep etme hakkını saklı tuttuğu hususunda bir çekince ileri sürdüğünü ispata yönelik delile rastlanılmamıştır. Bu sebeplerle, davacı-iş sahibinin cezai şart alacaklarını talep etme hakkını kaybettiği kanaatine varılmakla bu talebin reddine karar vermek gerekmiştir.
Yine davacı- karşı davalı, yüklenicinin GES'lerin Onarım/Bakımını konu edinen sözleşmer ile üstlendiği işlerin yapımında taşeron kullarmak suretiyle, sözleşmeden kaynaklanan taşeron kullanmama yükümlülüğünü ihlal ettiğini iddia etmiştir. Ancak taraflar arasında akdedilmiş olan, Onarım/Bakımı konu edinen Sözleşmelerin 4.1.9 nolu maddesinde yer alan “Yüklenici, kendi personeli, taşeron firma ve personelinin eylemlerinden İş Sahibi'ne karşı sınırsız sorumlu olacağını taaahüt eder” şeklindek hükmün yorumundan, davalı-yüklenicinin işlerin yerine getirilmesinde taşeron kullanma hakkına sahip olduğu anlamı çıkmaktadır. Benzer şekilde sözleşmelerin uygulandığı dönemde davacı iş sahibi tarafından davalıya 28.04.2017 ve 18.05.2017 tarihli ihtarnameler keşide edilmiş olup, bu ihtarnamelerde yüklenicinin taşeron kullanmasına yönelik bir itirazda bulunulmamış olduğu görülmektedir. Açıklanan nedenlerle davacı-iş sahibinin taşeron kullanılmasını örtülü onay verdiği anlaşılmaktadır.
Davacı- karşı davalı tarafça, bakım/onarımı konu edinen sözleşmelerin devamı sırasında davalı- karşı davacının şirketin unvanını ve faaliyet alanını değiştirdiğini, başka bir faaliyet sahasına girdiğini, bu şekilde davranmakla yükümlülüğünü ihlal ettiğini iddia ettiği görülmüştür. Mahkememizce bilimsel, teknik verilere dayanması nedeniyle içeriğine itibar edilen bilirkişi heyeti raporunun teknik kısımdaki tespitlerden de davalının söz konusu işleri taşerona yaptırdığı anlaşılmaktadır. Taraflar arasında münakit bakım onarımı konu edinen sözleşmelerin 4.1.9 nolu maddesinde yer alan “Yüklenici, kendi personeli, taşeron firma ve personelinin eylemlerinden İş Sahibi'ne karşı sınırsız sorumlu olacağını taaahüt eder” şeklindeki hükmün yorumundan, davalı-yüklenicinin işlerin yerine getirilmesinde taşeron kullanma hakkına sahip olduğu anlamı çıkmaktadır. Ayrıca taraflar arasındaki sözleşmede, bakım-onarım işlerini konu edinen sözleşmelerin devamı sırasında davalı - karşı davacının unvanını ve faaliyet alanını değiştirmesini yasaklayan bir hükme de rastlanmamıştır. Bu sebeplerle, davalı- karşı davacının unvanını ve faaliyet alanını değiştirmesinin borç ihlali oluşturmadığı kanaatine varılmıştır.
Davalı- karşı davacı yüklenicinin istinat duvarı inşa etme yükümlülüğünü ihlal etmesi, yine ... GES ve ... GES'in bakım- onarımını konu edinen sözleşmelerden kaynaklanan bakım-onarım yükümlülüklerini gecikmeli olarak yerine getirmesi hususları davacı- karşı davalı iş sahibi bakımından akdi ilişkiye devam etmeyi çekilmez hale getiren bir durumdur. Fesih hakkı, kanunda düzenlenmiş olan sürekli edimli akdi ilişkilerde taraflara sözleşmeyi haklı sebeple feshetme hakkı tanıyan hükümlerin ruhundan ve TMK.md.2'deki dürüsklük kuralından çıkmaktadır. Bu halde davacı-karşı davalının sözleşmeyi haklı sebeple feshettiği kanaatine varılmıştır.
Taraflar arasında akdedilen bakım-onarım hizmetine ilişkin sözleşmelerden biri (...) 27.05.2015 tarihinde akdedilmiş olup süresi 27.05.2025 tarihinde sona erecektir. Sözlemelerden diğeri (...) 04.01.2016 tarihinde akdedilmiş olup, süresi 04.01.2026 tarihinde sona erecektir. Davacı- karşı davalı sözleşmeleri 05.03.2021 tarihinde feshetmiştir. Davacı iş sahibi, davalı- karşı davacı tarafından sözleşmelerin feshedilmesi suretiyle bakım onarım hizmetlerinin verilmesinin kesilmesi sebebiyle 3.kişiler ile anlaşmalar yaptığını ve bu anlaşmalar sonucunda da 10.500 USD + KDV tutarında ödemeler gerçekleştirdiğini, bu ödemelerin davalı- karşı davacıdan tahsili gerektiğini beyan etmiştir. Davacı- karşı davalının, davalı- karşı davacı ile aralarındaki bakım ve onarım sözleşmelerini haklı olarak feshetmesinden dolayı tazminat alacağına hak kazanması için 3.kişi ile daha yüksek bedelli bir bakım Onarım Sözleşmesi akdetmiş olması gerekmektedir. Davacı- karşı davalının bilirkişi raporuna karşı sunduğu itiraz dilekçesi ekinde mevcut sözleşme örneği incelendiğinde, davalı- karşı davacı ile akdetmiş olduğu ... ili ... ilçesindeki santralin bakım ve onarımını konu edinen sözleşmenin feshedilmesinden sonra, işbu santralin bakım ve onarımını konu edinen yeni bir sözleşmeyi davadışı ... Şirketi ile akdetmiş olduğu anlaşılmaktadır. Davacı- karşı davalı ile davadışı ... Şirketi arasında akdedilmiş olan sözleşmenin 9 nolu maddesi hükmünde, bakım ve onarım hizmetinin yıllık maliyetinin 10.500 USD + KDV olarak kararlaştırılmış olduğu anlaşılmaktadır. Taraflar arasında akdedilmiş olan sözleşmenin 8.1.1 nolu maddesi hükmünde de bakım ve onarım hizmetinin yıllık maliyetinin (bedelinin) 10.500 USD + KDV olarak kararlaştırılmış olduğu anlaşılmaktadır. Yeni sözleşmede kararlaştırılmış olan maliyet bedeli, eski sözleşmede kararlaştırılmış olan maliyet bedelinden daha fazla olmayıp onunla aynı tutarda olduğundan, davacının iddia ve talep ettiği gibi tazminat alacağına hak kazanamadığı kanaatine varılmıştır.
Karşı dava konusu uyuşmazlığın, taraflar arasında akdedilmiş olan bakım ve onarım hizmetini konu edinen sözleşmelerden dolayı davalı-yüklenicinin bakiye 35.261,10 USD tutarında alacağı bulunup bulunmadığı noktasında olduğu anlaşılmaktadır. Davalı- karşı davacı yüklenici sözleşmelerden dolayı bakiye 35.261,10 alacağı bulunduğunu ispat etmekle yükümlüdür. Raporun mali kısmındaki tespitlere göre; davalı- karşı davacı yüklenicinin ticari deftelerinde, davacı/işsahibinden 29.844,27 USD alacaklı görünmektedir. Davacı/iş sahibi ise ticari defterlerinde, davalı/yükleniciye 7.522,50 USD borcu görünmektedir. Bu kayıt davacı- karşı davalı işsahibinin aleyhine bir delil niteliğinde olup, bu kayıt ile davacı-iş sahibinin bu miktarda borcu olduğu hususunun ispat edildiği kanaatine varılmıştır. Davalı- karşı davacı yüklenici ise karşı tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olan 7.522,50 USD'lik tutardan daha fazla tutarda alacağı olduğunu ispata yönelik somut delil sunmamıştır. Davalı- karşı davacı, daha önceki yıllarda davacı-iş sahibine verdiği bakım ve onarım hizmetlerine ilişki olarak düzenlediği faturaları süresinde belirtmediğinden ve bunların örneğini sunmadığından, davalı- karşı davacının daha önceki yıllarda verdiği bakım onarım hizmetlerinden dolayı hak kazandığı ve muaccel olan hizmet bedeli alacağını bulunduğunu ispat edemediği kanaatine varılmıştır.
Her ne kadar davalı- karşı davacı vekilince davacı- karşı davalının davasının zamanaşımı nedeni ile de reddedilmesi gerektiği ifade edilmiş ise de; Taraflar arasında akdedilen bakım-onarım hizmetine ilişkin sözleşmelerden biri (...) 27.05.2015 tarihinde akdedilmiş olup süresi 27.05.2025 tarihinde sona erecektir. Sözlemelerden diğeri (...) 04.01.2016 tarihinde akdedilmiş olup, süresi 04.01.2026 tarihinde sona erecektir. Davacı- karşı davalı sözleşmeleri 05.03.2021 tarihinde feshetmiştir. İşbu davanın ise 28.04.2021 tarihinde açılmış olduğu görülmekle TBK' nun 147/6 maddesi uyarınca 5 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Davacı-karşı davalı yönünden;
HUAK 18/A-(13) ve (14). Fıkrası hükümleri gereğince arabuluculuk gideri olarak Arabuluculuk Dava Şartı Dosya No: 2021/... sayılı dosyasından arabulucu olarak atanan Altan Polat tarafından arabuluculuk gideri olarak sistem üzerinden yapılan inceleme neticesinde sarf kararı düzenlenmediğinden, tarafların arabuluculuk oturumuna katıldıkları gözetilerek, ilerde sarf kararı düzenlenmesi halinde arabulucuya ödenecek olan bedelin taraflar aleyhine hükmedilmesi gerektiği anlaşılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Davalı -Karşı dava yönünden;
HUAK 18/A-(13) ve (14). Fıkrası hükümleri gereğince arabuluculuk gideri olarak Arabuluculuk Dava Şartı Dosya No: 2021/... sayılı dosyasından arabulucu olarak atanan Nihal Coşkun tarafından ekte sunulan 1.320,00.-TL tarife bedeli üzerinden kesilen Serbest Meslek Makbuzu doğrultusunda ödeme yapıldığı tespit edilerek, davanın kısmen kabulüne karar verildiği de dikkate alınarak taraflar aleyhine arabulucuk giderlerinin de yükletilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden;
1-Davacı-karşı davalının davasının kısmen kabulü kısmen reddi ile; 325.191,65.-TL'nin 28/05/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı-karşı davacıdan tahsili ile davacı-karşı davalıya verilmesine,
2-Davalı -Karşı davacının davasının kısmen kabulü kısmen reddi ile; toplam 7.522 USD alacağın (faturaların e-fatura olduğu da anlaşılmakla sözleşmenin 8.1.2 nolu maddesi uyarınca 31/03/2021 tarihli faturalara 10 gün eklenmek suretiyle) 11/04/2021 tarihinden itibaren 3095 Sayılı Kanun'un 4/a madde ve fıkrası gereğince işleyecek faizi ile birlikte davacı-karşı davalıdan tahsili ile davalı-karşı davacıya verilmesine,
A-Davacı-karşı davalı yönünden;
1-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 22.213,84
.-TL Karar ve İlam Harcından, peşin harç olarak yatırılan 12.263,29-TL'nin mahsup edilerek eksik kalan 9.950,55.-TL harcın davalı- karşı davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
2- 12.263,29-TL peşin harcın davalı-karşı davacıdan alınarak davacı- karşı davalıya verilmesine,
3-Davacı-karşı davalı vekil ile temsil edildiğinden yürürlükte olan AAÜT gereğince 52.030,66.-TL vekalet ücretinin davalı-karşı davacıdan alınarak davacı-karşı davalıya verilmesine,
4-Davalı- karşı davacı vekil ile temsil edildiğinden ve kısmi red nedeniyle yürürlükte olan AAÜT gereğince 52.030,66.-TL vekalet ücretinin davacı-karşı davalıdan alınarak davalı-karşı davacıya verilmesine,
5-Davacı- karşı davalı tarafından yapılan talimat, posta ve tebligat gideri 2.311,40
.-TL, bilirkişi ücreti 40.700,00.-TL, 59,30.- başvuru harcı, 8,50.-TL vekalet harcı olmak üzere toplam 43.079,20.-TL yargılama giderinin red ve kabul oranına göre 19.471,79.-TL'sinin davalı-karşı davacıdan alınarak davacı-karşı davalıya verilmesine, bakiye gider avansının davacı- karşı davalı üzerinde bırakılmasına,
6-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, zorunlu arabuluculuk başvurusu yapıldığı ancak sarf kararı düzenlenmediği görülmekle; Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenecek olan 2021 Yılı Arabuluculuk Asgari Ücret tarifesi uyarınca hesaplanan 1.360,00-TL arabuluculuk ücretinin 614,72.-TL'sinin davalı-karşı davacıdan, 745,28.-TL'sinin ise davacı-karşı davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
7-Karar kesinleştiğinde yatırılan ancak kullanılmayan gider avansının yatıranlara iadesine,
B-Davalı -Karşı dava yönünden;
1-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 4.413,78.-TL Karar ve İlam Harcından, peşin harç olarak yatırılan 5.172,65-TL'nin mahsup edilerek fazla yatırılan 758,86.-TL harcın kararın kesinleşmesini müteakip ve talep halinde davalı-karşı davacıya iadesine,
2- 4.413,78.-TL peşin harcın davacı-karşı davalıdan alınarak davalı karşı davacıya verilmesine,
3-Davalı-karşı davacı vekil ile temsil edildiğinden yürürlükte olan AAÜT gereğince 30.000,00.-TL vekalet ücretinin davacı karşı davalıdan alınarak davalı karşı davalıya verilmesine,
4-Davacı- karşı davalı vekil ile temsil edildiğinden ve kısmi red nedeniyle yürürlükte olan AAÜT gereğince 30.000,00.-TL vekalet ücretinin davalı karşı davacıdan alınarak davacı karşı davalıya verilmesine,
5-Davalı - karşı davacı tarafından yapılan talimat, posta ve tebligat gideri 150,00.-TL, bilirkişi ücreti 12.000,00.-TL, 59,30.-başvuru harcı, 11,50.-TL vekalet harcı olmak üzere toplam 12.220,80.-TL yargılama giderinin red ve kabul oranına göre 2.603,03.-TL'sinin davacı karşı davalıdan alınarak davalı-karşı davacıya verilmesine, bakiye gider avansının davalı- karşı davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Zorunlu arabuluculuk başvurusu nedeniyle devletçe karşılanan 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin 281,16.-TL'sinin davalı-karşı davacıdan, 1.038,84.-TL'sinin davacı karşı davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 15/05/2025
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır