T.C.
İSTANBUL
19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2021/734 Esas
KARAR NO: 2024/398
DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ: 21/12/2021
KARAR TARİHİ: 27/05/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;10/03/2020 Tarihinde faili meçhul aracın meydana getirdiği trafik kazasında bisiklette sürücü olan müvekkil ... ... ağır şekilde yaralandığını, Kaza sonrası düzenlenen tutanağa göre faili meçhul şahıs asli ve tek kusurlu olduğunu, davacının işbu kaza sonrasında yüzünde ağrı ve morluklar oluştuğunu, vücudunda kırıklar meydana geldiğini, bu sebeple müvekkil hayati tehlike atlattığını, hastaneye getirildiği zaman acil olarak muayene altına alındığını, Yaralanması basit tıbbi bir müdahele ile giderilemeyecek derecede olduğunu, davacının bu yaralanma sebebiyle rahatsızlığı söz konusu olduğunu, davalı taraf maddi tazminat adı altında bugüne değin davacı tarafına herhangi bir ödemede bulunmadığını, iş bu sebeple bu maddi tazminat davasını açma zaruriyetinin hasıl olduğunu, beyan ve talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; başvuru şartı gerçekleşmediğinden davanın reddi gerektiğini, plakası tespit edilemeyen aracın davacının yaralanmasına sebebiyet verdiğine ilişkin davacının ifadesi dışında kamera kaydı, tanık beyanı vs. hiçbir somut belge davalı kuruma gönderilmediğinden davalı kurum tarafından değerlendirme yapılamadığını, davacı tarafından bu ön şart yerine getirilmeden dava açıldığını, davayı ilişkin deliller tarafımıza tebliğ edilmesi gerektiğini, dava konusu trafik kazasına sebebiyet verdiği iddia edilen plakası tespit edilemeyen aracın varlığının ve trafik kazasına plakası tespit edilemeyen aracın sebebiyet verdiğinin davacı tarafından ispatı gerektiğini, Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesi uyarınca; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” bu bağlamda, ispat külfeti başvuran tarafta olup, hem başvuru konusu trafik kazasının oluşunu hem de oluşumunda başvuru dışı kimliği belirlenemeyen sürücünün kusurunun bulunduğunu kanıtlamak durumunda olduğunu, dosya kapsamında kazanın plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen bir araç nedeni ile meydana geldiğine ilişkin davacının ifadesinden başkaca herhangi bir belge bulunmadığını, bu da davacının iddiasını ispata yeterli olmadığından işbu başvurunun reddi gerektiğini, davacı yanca gerçekleştiği iddia edilen kazaya ilişkin trafik sonrası kaza tespit tutanağı dahi tutulmamış olup iş bu tarz şaibeli, nasıl ve ne zaman meydana geldiği belirsiz olaylar sonucu yapılacak haksız ödemeler tüm vatandaşa yansıyacağını, İş bu haksız taleplere mahal vermemek adına maddi vakıanın kesin olarak ortaya konulması gerektiğini, aksi halde davanın reddi gerektiğini, davacı bu konudaki delillerini toplamalı kazaya başkaca bir aracın sebep olduğunu kesin verilerle ispat etmesi gerektiğini, Ancak o takdirde diğer araç sürücüsüne atfedilecek kusur tespit edilmesi durumunda anılan kusur oranında ancak olay tarihinde geçerli zorunlu mali sorumluluk sigorta limiti ile sınırlı olmak üzere ... sorumluluğuna karar vermesi gerektiğini, dava konusu iddia edilen maddi vakıa şaibeli olduğunu gerçeğe aykırı olarak, haksız çıkar sağlamak amaçlı olduğunu, davacı iddia ettiği kazada bisiklet sürücüsü davacının müterafik kusurlu olup olmadığı ve zarara kendi kusuru ile sebebiyet verip vermediği araştırılması gerektiğini, davacının maluliyet iddialarının kabulü için güncel mevzuata uygun ilgili istanbul adli tıp ihtisas dairesi'nden rapor alınması gerektiğini kusur durumunun tespiti adına dosyanın istanbul adli tıp trafik ihtisas dairesi'ne gönderilerek kusur raporu tanzim edilmesi gerektiğini, sosyal güvenlik kurumunun ödemiş olduğu tazminat varsa tespit edilerek ödenecek tazminattan düşülmesi gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri talepleri de tedavi teminatı içerisinde değerlendirildiğinden ... teminatı dışında olduğunu, ...’nın sorumluluğu teminat limiti ve kusur oranı ile sınırlı olduğunu, ... temerrüde düşmediğini, karşı taraf başvuru şartını yerine getirmediğinden bu nedenle muaccel bir alacak olmadığını, bayan ve talep etmiştir.
DELİLLER
... Genel Müdürlüğü' ne müzekkere yazılarak, Davacı ... ...- ... adına açılan ... sayılı hasar dosyasının mahkememize gönderilmesi istenilmiştir.
Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı' na müzekkere yazılarak,10/03/2020 tarihli trafik kazasında yaralanması sebebiyle, (... ...-TC:...) herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığı veya maaş bağlanıp bağlanmadığının, ödeme yapılmış veya maaş bağlanmış ise rücuya tabi olup olmadığı ile rücuya tabi ise peşin sermaye değerinin bildirilmesi ve davacıya ait hizmet dökümünün mahkememize bilgi verilmesi istenilmiştir.
... ne müzekkere yazılarak, Davacı, ... ...-... dava konusu yaralanma nedeniyle olay tarihi 10/02/2020 ve sonrasında gördüğü tedaviler sırasında çekilen tüm grafilerin (X-Ray, BT, MR vb.) DICOM formatında CD kopyaları ile birlikte muayene bulguları, konsultasyon notları, ameliyat notları, epikriz raporları, tetkik ve tedavi evrakları dahil tüm tıbbi belgelerin, davacıya ait tüm hasta evrak kayıt ve belgelerinin (mümkünse dijital ortamda DICOM formatında) mahkememize gönderilmesi istenilmiştir.
... Cumhuriyet Başsavcılığı'na müzekkere yazılarak, Cumhuriyet Başsavcılığının 2020/... soruşturma sayılı dosyasında bulunan raporların gönderilmesi istenilmiştir.
Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler Ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak, Suriye ile ülkemiz arasında MÖHUK md. 48 uyarınca teminat yatırılmasına ilişkin ikili bir anlaşma veya uluslararası bir sözleşme bulunup bulunmadığının mahkememize bildirilmesi istenilmiştir.
... İl Göc İdaresi Müdürlüğü' ne müzekkere yazılarak,Mahkememiz davacısı ... Tc kimlik numaralı ... ...'nın statüsünün bildirilmesi ile 6458 sayılı Kanun'un 44. Maddesinde yer alan haklardan faydalanıp faydalanmadığı hususunda yazı yazılmıştır.
Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğüne müzekkere yazılarak, Davacı ... ...'nın geçici koruma kapsamında kayıtlı yabancı kişi olduğu ve 6458 sayılı Kanun'un 44. maddesinde düzenlenen haklardan yararlandığı anlaşılmakla, MÖHUK md. 48 uyarınca yabancılık unsuru sebebi ile teminat alınıp alınmaması hususunda görüş sorulmuştur.
Mahkememizin 24/10/2023 tarihli adli yardım talebine ilişkin ret kararının davacı vekiline tebliğ edildiği, davacı vekilinin adli yardım ret kararına itiraz ettiği, bunun üzerine mahkememizin 30/10/2023 tarihli ara kararı ile adli yardım ret kararına itirazın değerlendirilmesi için dosyanın ... Asliye Ticaret Mahkemesine gönderildiği, ... Asliye Ticaret Mahkemesinin 23/11/2023 tarihli 2023/... D.iş Kararı ile davacının adli yardım talebinin kabulüne dair karar verilerek dosyanın mahkememize gönderildiği görülmüştür.
GEREKÇE:
Dava, trafik kazası sebebiyle madde tazminat istemine ilişkindir.
Trafik kazaları nedeniyle maddi ve manevi tazminat talepleri asıl olarak haksız fiil sorumluluğuna dayanır. TBK md. 49’a göre kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar gören karşı tarafın kusurunu ve zarara uğradığını ispat yükü altındadır.
KTK md. 85 ve 88 uyarınca trafik kazası sonucu meydana gelen kazadan aracın işleteni veya aracın bağlı bulunduğu işletmenin sahibi de müştereken ve müteselsilen sorumludur. İşleten veya aracın bağlı bulunduğu işletmenin sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusursuz olması ve kazanın araçtaki bir bozukluktan meydana gelmemesi şartıyla, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya 3. kişinin ağır kusurundan kaynaklandığını ispat ederek sorumluluktan kurtulur. Hem TBK md. 52 hem de KTK md.86/2 uyarınca kazada zarar görenin de kusurunun bulunması halinde tazminat miktarından indirim yapılması gerekir.
TBK md. 54 uyarınca bedensel zarar halinde tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar zarar olarak tazmin edilir.
Trafik kazasından doğan tazminat davalarında 2 ve 10 yıllık zamanaşımı süreleri uygulanır. Ancak fiilin cezayı gerektirmesi durumunda, ceza kanununda daha uzun bir zamanaşımı süresinin öngörülmesi şartıyla, bu süre uygulanır.
Davacı, dava konusu trafik kazasının 10/03/2020 tarihinde gerçekleştiğini, kendisinin bisikleti ile seyir halinde olduğunu ve kendisine çarpıp kaçan aracın tespit edilemediğini iddia etmiş ve tazminat talebini ...na yöneltmiştir. Kazaya ilişkin ... CBS 2020/... Soruşturma sayılı dosyanın incelenmesinde, kazaya karışan diğer araç sürücüsünün tespit edilemediği ve daimi arama kararı verildiği görülmüştür.
Mahkememizce kazanın nasıl meydana geldiğine ilişkin ayrıntılı beyanda bulunulması için davacı tarafa süre verilmiş; ancak davacı vekili 07/12/2023 tarihli beyan dilekçesinde sadece davacı asilin kolluk ifadesine yer vererek olayın nasıl gerçekleştiğinin anlaşılması ve tarafların kusur durumlarının tespiti için gereken bilgilere yer vermemiştir. Zira kazanın gerçekleştiği yolun çift taraflı yol olduğu, kaldırımın bulunduğu, davacının hangi şeritte bisikletini sürdüğü, kendisine çarpan aracın hangi şeritte seyrettiği ya da tali yoldan mı yola çıktığı gibi kusur tespitinde önemli olan ayrıntılara yer vermemiştir. Kazanın nasıl gerçekleştiğine ilişkin ayrıntıların tespiti için mahkememizce davacı asilin isticvabına karar verilmiş, talimat mahkemesince usulüne uygun olarak yapılan davete ve ihtara rağmen davacı asil duruşmaya katılmamıştır. HMK md. 171/2 uyarınca isticvap edilmesine karar verilen taraf, mazeretsiz olarak gelmez ya da sorulara cevap vermezse sorulan sorular ikrar edilmiş sayılır. Eldeki davada davalı tarafın iddia edilen kazayı inkâr ettiği, davacı asilin kazanın gerçekleşip gerçekleşmediği yönünde isticvap duruşmasına mazeretsiz olarak katılmadığı gözetilerek; davacı asilin isticvap duruşmasına mazeretsiz olarak katılmaması sonucu HMK md. 171/2 uyarınca kazanın gerçekleşmediği yönünde davalı açısından kazanılmış usuli hak oluşturduğu kanaatine varılmıştır. Davacı vekili her ne kadar 09/10/2023 ve 27/05/2024 tarihli celselerde olay yerinde keşif yapılarak kusur tespiti yapılmasını talep etmiş ise de, bu talebi mahkememizce yerinde görülmemiştir. Zira isticvap davetine rağmen davacının duruşmaya gitmemesi sebebiyle HMK md. 171/2 gereği davalı adına kazanılmış usuli hak oluşması sebebiyle kazanın gerçekleştiği iddiasının ispat edilemediği kabul edilmiştir. İsticvap sonucu davalı açısından kazanılmış usuli hak doğduğundan, keşif ile aynı husususun ispatı mümkün değildir. Bunun yanında davacının dava dilekçesinde keşif deliline dayanılmamış olup, kazadan üç buçuk yıl sonra keşif talep edilmesinde hukuki yarar bulunmamaktadır.
İspat hususunda ... BAM ... HD’nin 2018/... Esas ve 2020/ ... Karar sayılı ilamında “Davacı iddiasını ispat ile yükümlü olup, Sigortacılık Yasası hükümleri ve TTK'nın 1409.maddesine kıyasen uygulanması halinde bunun aksinin davalı tarafından ispatlanması gerekmektedir.
Bu durumda iddia olunan trafik kazasının varlığını ve varsa araç sürücüsünün kusurunu ispat yükü davacıya aittir. Mahkemece öncelikle savcılık dosyası, kazaya ilişkin tüm belgeler, olay yeri görgü ve tespit tutanağı, olayın meydana geliş şekli ve yeri göz önünde tutularak, davacıda oluşan yaralanmanın meydana geliş şekli itibari davacı beyanına göre gerçekleşip gerçekleşmeyeceği ve kusur durumu hususlarına ilişkin doktor bilirkişi ve trafik bilirkişisinden ayrıntılı, denetime elverişli şekilde rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2019/1593 E. ve 2020/4240 K. sayılı kararı).” şeklinde karar verilmiştir.
Yukarıda açıklanan sebeplerle; iddia edilen kazanın oluş şekline dair ayrıntılı beyanda bulunulmaması ve davacı asilin isticvap duruşmasına katılmaması sebebiyle, dosyadaki mevcut bilgi ve belgelere göre kazanın nasıl oluştuğunun ve tarafların kusur durumunun tespiti mümkün olmadığından ve HMK md. 171/2 uyarınca kazanın gerçekleştiğinin ispatı hususunda davalı adına usuli kazanılmış hak oluştuğundan davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 368,30-TL eksik harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
3-İş bu dava adli yardım talepli olduğundan suç üstü ödeneğinden karşılanan 1.507,00-TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 1.500,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Zorunlu arabuluculuk başvurusu nedeniyle devletçe karşılanan 1.320,00 -TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
6- Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (... Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 27/05/2024
Katip ...
¸
Hakim ...
¸