T.C.
İSTANBUL
19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2022/184 Esas
KARAR NO:2025/733
DAVA:İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ:28/03/2022
KARAR TARİHİ:30/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; 22/04/2020 tarihinde saat 09:50 sıralarında ... ilçesinde .../... Sok. Üzerinde ilerlemekte olan sigortalı ... plakalı aracın park halinden kontrolsüz çıkış yapmakta olan sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı araca çarpması neticesinde maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, müvekkili sigorta şirketi TTK m. 1481 "Sigortacı, sigorta tazminatını ödedikten sonra hukuken sigortalı yerine geçer. Sigortalının gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel tutarında sigortacıya ait olur." hükmü uyarınca zarar gören sigortalının haklarına halef olduğunu, 07.07.2020 Tarihinde ödenen 29.701,03 TL tutarında tazminatı kaza tarihinden itibaren başlayacak ticari faizi ile rücuen tazminini talep etmekteyiz”, açıklaması yapılarak, arz ve izah olunan nedenlerden ötürü; fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak üzere, davalı tarafın itirazının iptali ile 29.701,03 TL asıl alacağın ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte tahsiline, karar verilmesi talep etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davayı kabul etmediğini, müvekkili şirkete gönderilen tebligatların UETS hesabına gönderilmişse de müvekkili şirkete daha evvel ilgili Bakanlık ve PTT genel müdürlüğü tarafından bildirilmiş bir ...hesabı bulunmadığını, müvekkili şirket yetkilisi UETS hesabından haberdar olmadığından tebligatlar süresinde açılmamış ve davaya süresinde cevap verilemediğini, öncelikle sistemden tebligatın açılış tarihinin kontrol edilerek dilekçenin süresinde verildiğinin kabul edilmesini talep ettiğini, davacı tarafça açılan davanın esasına gelinecek olursa davaya konu zarara sebep olan trafik kazası tespit tutanağı sahte olduğunu, meydana gelen olayda davacının sigortalısı olan ... plakalı aracı kullanan kişi kaza tutanağında ... olarak yazılmış ise de esasen aracı kullanan kişi ... isimli kişi olup bu kişinin ehliyetsiz olduğunu, ...'in sürücü belgesi olmadığından kazadan sonra ... olay yerine gelerek sanki aracı kendi kullanıyormuş gibi tutanak düzenlenmesini istediğini, müvekkili şirkete ait araç ise hatır için ödünç olarak verilen ... isimli kişi tarafından kullanılmadığını, karşılıklı görüşmeler neticesinde ... plaka sayılı aracın tüm hasarı karşılanmak koşulu ile aracı kullanan kişinin ... olarak yazılması şeklinde tutanak tutulması konusunda anlaşıldığını, müvekkili şirket yetkilisine ise aracın zararının karşılanacağı söylenmiş fakat tutanağın gerçeğe aykırı olarak düzenleneceği bildirilmediğini, daha sonra müvekkiline ait ... plakalı aracın hasarı karşılanmış ve konu kapatıldığını, fakat çok sonra müvekkili şirkete yöneltilen icra takibi ile müvekkilce yaşanan olayın ayrıntısına vakıf olunduğunu, gerçeğe aykırı ve sahte bir şekilde düzenlenen kaza tespit tutanağı sebebiyle tüm suçlular hakkında şikayette bulunulduğunu, şikayete konu dosya ... Cumhuriyet Başsavcılığı .../ ... soruşturma nolu dosya olup, .../... İddianame no ile ... Ağır Ceza mahkemelerinde tüm sorumlular hakkında dava açıldığını, ancak henüz mahkeme esas numarası verilmediğini, özetlemeye çalıştığı gibi davaya konu tazminata sebep kaza tutanağı bütünüyle sahte olduğunu, dolayısıyla bu tutanak sebebiyle davacının yapmış olduğu ödemelerin de yersiz olduğunu, yersiz olarak yapılan ödemenin müvekkile rücu edilmesi mümkün olmadığını, ayrıca yaşanan kaza olayında kusur davacının sigortalısı olan araç sürücüsünde olduğunu, ilgili ceza dosyasının bekletici mesele yapılmasına karar verilmesini, davacı tarafça açılan davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
... İcra Dairesinin 2020/... esas sayılı dosyasının celbi istenilmiş ve dosyanın UYAP kaydı dosyamız arasına alınmıştır.
... Ağır Ceza Mahkemesinin 2023/... esas sayılı dosyasının celbi istenilmiş ve dosyanın UYAP kaydı dosyamız arasına alınmıştır.
... ... A.Şye müzekkere yazılarak ...-... numaralı poliçe ve hasar dosyasının çıkartılarak gönderilmesi istenilmiş ve yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır.
Türkiye Noterler Birliğine müzekkere yazılarak, yargılama konusu kazaya karışan ... ve ... plakalı araçların 22/04/2020 tarihini içerir tescil kayıtlarının çıkartılarak gönderilmesi istenilmiş ve yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır.
... ... Emniyet Müdürlüğüne müzekkere yazılarak, yargılama konusu 22/04/2020 tarihli .../ ... İlçesinde .../1 sokak üzerinde meydana gelen kazaya ilişkin bilgi ve belgelerin araştırılarak, gönderilmesi istenilmiş ve yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır.
Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesine kusur raporu aldırılmak üzere dosya gönderilmiş ve 14/02/2023 tarihinde Adli Tıp Raporu dosyaya sunulmuştur.
Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesine kusur raporu aldırılmak üzere dosya gönderilmiş ve 19/03/2025 tarihinde Adli Tıp Raporu dosyaya sunulmuştur.
Mahkememizce 20/07/2025 tarihinde Makine Mühendisi ile Sigorta Uzmanı bilirkişi vasıtasıyla rapor aldırılmış ve rapor dosyamız arasına alınmıştır.
GEREKÇE:
Dava, ödenen sigorta tazminatının rücu talebine dair başlatılan icra takibinde itirazın iptali istemine ilişkindir.
İcra İflas Kanunu’nun 67. maddesine göre takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkûm edilir.
İtirazın iptali davalarında dava konusu farklı sebeplere dayanabileceği için görev ve yetki hususu, dava konusunun niteliğine göre HMK ve özel kanunlar çerçevesinde gözetilmesi gerekir.
İtirazın iptali davaları, icra takibine bağlı davalar olup, takibe dayanak belgelere bağlı olarak yargılama yapılır. Yargıtay HGK’nun 11/02/2020 tarih, 2017/19-2076 E. ve 2020/117 K. sayılı ilamında belirtildiği üzere itirazın iptali davaları icra takibine bağlı davalardır. Alacağın varlığının genel hükümlere göre ispatlanması imkânı, takip talebinde yer alan borç sebebinden ve takip dayanağından uzaklaşmak anlamında düşünülmemelidir. Burada sadece icra mahkemesinin dar yetkisi nedeniyle inceleyemediği delillerin genel mahkemede serbestçe ancak borca bağlı olarak ileri sürülmesi olanağının varlığı söz konusu olmaktadır. Bu sebeple itirazın iptali davalarında alacaklı, takipte dayanmadığı belgeler dışındaki başka belgelere dayanamaz. Bu davaların konusu, icra takibine konu alacağın varlığıdır. Bu yönüyle itirazın iptali davalarının alacak davalarından farklı bir yönü bulunmamaktadır.
Davacı alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için davalı borçlunun itirazında haksız olması ve alacağın likit olması gerekir. Alacağın likit olmasından kasıt, alacağın belirlenebilir olmasıdır. İstanbul BAM 12. HD’nin 2024/633 Esas ve 2024/610 Karar sayılı ilamında bir alacağın likit olmasında ‘ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi’ ölçütünün uygulanması gerektiği vurgulanmıştır. Bunun yanında davalı borçlu yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için alacaklının takibinde haksız olması ve kötü niyetli olması gerekir.
Takip dosyasının incelenmesinde takibin usul ve yasaya uygun olduğu, takipte yapılan itirazın ve açılan işbu davanın süresinde olduğu görülmüştür. Takip dayanağı alacak, meydana gelen trafik kazası sebebiyle davacının sigortalısına ödediği tazminatın, kusurlu olduğunu iddia ettiği davalıya rücu isteminden ibarettir. Dava konusu kaza 22/04/2020 tarihinde ... plakalı ve ... plakalı araçlar arasında meydana gelmiştir. Davacı, ... plakalı aracın kasko sigortacısı olup, zarar sebebiyle, 07/07/2020 tarihinde 29.701,03 TL ödeme yapmıştır.
Kazadaki kusur durumunun tespiti için alınan ATK raporunda davalı araç sürücüsü %60, sigortalı araç sürücüsü ise %40 kusurlu bulunmuştur. Kaza tespit tutanağının gerçeğe aykırı olması sebebiyle özel belgede sahtecilik suçu için yürütülen ceza dosyası mahkememizce bekletici mesele yapılmıştır. Yapılan ceza yargılamasında sigortalı araç sürücüsünün ehliyetinin bulunmaması sebebiyle tutanağa farklı bir isim yazıldığı, bu suretle özel belgede sahtecilik yapıldığı anlaşılmış, ancak değişen duruma göre alınan yeni ATK kusur raporunda kusur durumu değişmemiştir.
... ... ACM’nin ... Esas sayılı dosyasının tetkikinde, dava konusu kaza sonrası tutulan tutanakta ... plakalı araç sürücüsü olarak ...’nün yer aldığı, ancak aracın ... tarafından kullanıldığı, ...’in yaşının küçük olması sebebiyle ehliyeti bulunmadığından tutanağa ...’nün adının yazıldığı anlaşılmıştır. Kesinleşen ceza dosyasına göre sabit olan maddi gerçek gözetilerek sigortalı ... plakalı aracın kaza anında ehliyetsiz sürücü tarafından kullanıldığı mahkememizce kabul edilmiştir. Kasko Sigortası Genel Şartları A.5.4 uyarınca arasın ehliyetsiz kişi tarafından kullanılması teminat dışı kalan hallerdendir. Dolayısıyla sigorta şirketinin sigortalıya ödeme yapma yükümlülüğü bulunmamaktadır. Buna rağmen yapılan ödeme ise lütuf ödemesi olup, kusurlu kişiye rücu talep edilemez. Davacı sigorta şirketinin tutanağın sahte olduğunu bilemeyecek durumda olması da bu durumu değiştirmez. Zira tutanağın sahte olması sebebiyle borçlu olmadığı halde ödeme yapan davacı sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca sigortalısına karşı dava açabilir.
Yukarıda açıklanan sebeplerle, meydana gelen kazada sigortalı araç sürücüsünün ehliyetinin bulunmaması sebebiyle kazanın teminat dışı hallerden olması gözetilerek, davacının yaptığı ödemenin lütuf ödemesi niteliğinde olduğunun kabulüyle davalıya rücu edemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davalı tarafın kötü niyet tazminatı talep etmemesi sebebiyle bu hususta değerlendirme yapılmamıştır.
HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 222,54-TL eksik harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
3- Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 29.701,03-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Zorunlu arabuluculuk başvurusu nedeniyle devletçe karşılanacak 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
6-Artan Gider Avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine,
Dair, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 30/10/2025
Katip ...
Hakim ...