T.C.
İSTANBUL
19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2022/208 Esas
KARAR NO:2025/307
DAVA:İstirdat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:06/04/2022
KARAR TARİHİ:30/04/2025
Mahkememizde görülmekte olan istirdat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... ... İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti. lüks sınıfa hitap etmek üzere, ar-gesi yapılmış üst segment kolajen cilt bakım ürünleri üretmek ve çeşitli mecralardan satışa sunmak amacıyla Nisan 2021'de kurulduğunu, davacı şirket çalışanı ve şirket yatırımcılarından ... ...'nın o dönemki nişanlısı ... ...'ın arkadaşı olması sebebiyle ... ...'ın yetkilisi davalı firma ile 2021/Mayıs'ın son günlerinde bir ön anlaşmaya varıldığını, taraflar arasındaki sözlü anlaşmaya göre; sözleşme imzalanana kadar Davalı taraf yetkilisi, taslak çalışmaların oluşturulabilmesi adına yapılacak toplantılarla Davacı şirketi ara ara ziyaret edeceğini ve davacının taleplerini karşılayacak şekilde taslak çalışmaları oluşturacağını, buna karşılık Davalı tarafa aylık 10.000TL ödeme yapılacağını, Davalı taraf, davacı tarafından anlaşılan ödemelerin eksiksiz bir şekilde yapılmasına rağmen, üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirmediğini ve profesyonellikten çok uzak, iltibas nedeniyle tazminat yükümlülüğü doğurabilecek derecede taklit ve oldukça basit tasarım ve isimlerden oluşan çalışmalar gerçekleştirdiğini, Davalı taraf, haciz baskısı ile müvekkilinden ferileriyle birlikte 83.929,73 tahsil ettiğini, bu ödemenin, .... İcra Müdürlüğü'nün ... IBAN no'lu hesabına 04.01.2021 tarihinde yapıldığını beyanla; davanın kabulüne, müvekkilinden haciz baskısıyla haksız surette tahsil edilen 83.929,73 TL’nin ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan istirdadına ve müvekkiline geri ödenmesine, 83.929,73 TL üzerinden davalının %20’den az olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesine, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, "UETS hesabımın olduğunu bilmiyordum, haberim yokken bana tebligat yapıldı" diyen davalı şirketin basiretli bir tacir gibi hareket ettiğinden bahsedilemeyeceğini, yasal olarak yapılan tebligatın usulüne uygun olduğunu, "ama haberim yoktu" şeklindeki iddianın bir kıymeti olmadığını, sözleşmenin imzalanamamış olmasının davacı tarafın yeni kurulmuş bir firma olması ve henüz çek koçanı alamamış olması, ödemeyi bir müddet çek ile yapmak istemesi nedeniyle sözleşmeyi daha sonra imzalamak isteğini belirtmesi nedeniyle olduğunu, davacı yanın belirttiği gibi müvekkiline 83.929,73 tutarında bir ödeme yapılmadığını, yapılan ödeme miktarı toplam 76.762,71 TL olduğunu, fazlaya ilişkin tutarın icra dairesi tarafından harçlar için kesilen tutar olduğunu beyanla, davanın esastan reddine, açılan davanın haksız ve kötü niyeti olduğunu bu nedenle davacının dava değerinin %20'sinden aşağı olmayan tazminata mahkum edilmesine, yargılama gideri ve ücreti vekaletin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
.... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosya örneği, arabuluculuk son tutanak örneği, Reklam Hizmetleri Sözleşmesi örneği, fatura örneği, yazışmalar, dekont örnekleri ve ihtarname örneklerinin dosyamız arasında olduğu görülmüştür.
Davacı tanığı ... ...'nın; "Marka müdürü olarak yaklaşık 2021 yılından beri davacı şirkette çalışıyorum, eski iş yerimde de marka müdürüydüm, eski şirketimde davalı şirketten ... Beyle çalıştık, tanışıklığımız oradan geliyor, ben davacı şirkete geçince benden ajans bulmam istendi, ...'yu ve ...'yi tanıdığım için arkadaşlık ilişkisiyle destek istedik, 2021 yılının mayıs ayları gibi davacı şirket sahibi ... beyle nişanlıyken ayrıldık, ben 1 ay sonra davacı şirketin sahibinden ayrılınca iş yerinden de ayrıldım, ayrılınca sözleşme imzalanmadı, ... hanım benim evime geldi, "sen merak etme düzelir toparlanır" dedi, 1 ay sonda ...'le görüşmeye başladık, biz ...'le ayrıyken davacı şirketin diğer ortağı ... bana davalı şirketle işi devam ettirdiklerini ama sözleşme imzalanmadığını ama danışmanlık verdiklerini biliyorum, hatta gelen ürünler hakkında ben fikrimi ...'a söyledim, ...'dan kimseyle bir arada olmadım, çalıştığım dönemde sözleşme olmadı, kahveyle ilgili beğendiğim işleri oldu, ... ...'nun sahibidir, benim çalıştığım dönemde ajans danışmanlık konusunda hizmet alınıyordu,
Davacı vekilinin sorusu üzerine tanık beyanında; ... hanımı ... olarak biliriz ve ...'dan hizmet aldık, ... görüşmediğim ...'dan bilgi aldığım dönemde hazırlanan bir sunumla ilgili bir sorun olduğunu biliyorum, hazırlanan sunumu beğenmediler, olumsuz dönüşler olduğunu ...'la görüştüğüm için biliyorum, Almanya'daki bir marka sunumu hakkında benden ... bey destek istemişti, sözleşme yoktu ama ücretle ilgili şirketler arasında nasıl ödeneceğine ilişkin bir konuşma olmamıştı, sebebi de güven ilişkisiydi, davacı şirkette çalışmıyordum ama ... ile görüşüyordum, arabada giderken bir anda ...'e telefon geldi telefon ... Bey'dendi, bizimle çalışmayacağını bildirdi, aradaki ticari ilişki bu şekilde bitti,
Davalı vekilinin sorusu üzerine tanık beyanında; Almanyadaki sunumun Temmuz Haziran gibi olduğunu hatırlıyorum ama tam emin değilim, ben zaten o dönemde çalışmıyordum, davalının sunmuş olduğu delil listesinde de bulunan ek 3 nolu mail yazışmasındaki beyanlar bana aittir, kurumsal mail adresinden ilettim, bir sözleşme imzalanmamıştı, ancak revize edilen sözleşme vardı, ... hanım ile de paylaştığım bu sözleşmeydi, daha tamamlanmış bir sözleşme değildi, ben işten ayrıldığımda yerime kimse geçmedi,
Davacı vekilinin sorusu üzerine tanık beyanında; ... hanım ... sahibi olarak biliyorum." şeklinde beyanda bulunduğu,
Davalı tanığı ... ...'ın; "Ben ...'da sanat yönetmeni olarak çalışıyorum, davacı firmadan ... hanımla önceki iş yerlerimizden arkadaşlık ilişkimiz vardı, o dönemde püreksen firması resmi olarak kurulmamıştı, ... hanım bize başvurdu ve görsel anlamda bizden destet istedi, bizde yarım edeceğimizi söyledik, aramızdaki ticari ilişki yaklaşık 8 ay sürdü, ilk 2 ayı toplantılar şeklinde gerçekleşti, 6 ayı ise sözleşmesel görüşmelerle geçti, davacı şirkete hazırladığımız logoyu sunduk, o dönemde davacı şirket hali hazırda kurulmamıştı, bu sebeple fatura kesimi söz konusu olmamıştı, başka şirketlere yapmadığımız destek ve yönlendirmeleri kendilerine sunduk, bunun sebebi arkadaşlık ilişkimizdi, hazırladıkları kahvenin iç plastik kutularını ambalajlarını hazırladık, baskı dosyalarını hazırladık, daha sonra kozmetik ürünlerine geçtiler, 15 ürünün her birinin şişeleri hazırlandı marka satış stratejileri hazırlandı, sosyal medya hesaplarından nasıl konuşacakları konusunda yönlendirmeler yaptık, ancak bakanlıktan hem kozmetik hem kahve için gerekli izinleri alamadıkları için ürünler satışa sunulamadı, şirket kurulumu gecikti, yapılan çalışmalarımızın ödemelerini alamadık, arkadaşlık ilişkisi olması da ödeme almadan devam edemeyeceğimizi bildirdik, yeni bir iş alamayacağımızı mali yoluyla ilettik, davacı şirket herhangi bir ticari fayda sağlayamadı, ödeme de alamadık akabinde kendilerine var olan işleri tamamlayacağımızı ancak yeni iş almayacağımızı bildirdik,
Davacı vekilinin sorusu üzerine tanık beyanında; var olan işler tamamlandı, yeni iş alınmadı,
Davalı vekilinin sorusu üzerine tanık beyanında; Almanya'dan ekip gelecekti, bizden sunum hazırlamamaz istendi, hazırlamamız için bize 2 gün önceden haber verildi, 2 günlük sürede sunumu hazırladık, sunumla ilgili bize hiçbir içerik verilmedi, kendimiz hazırladık, normalde 7-8 günde hazırlanacak bir sunumdu, hazırladığımız süre çok kısıtlı olduğundan yazım hataları mevcuttu kendilerine mail ile ilettik, ... hanım ...'nun sahibidir, bize bu işi getiren ... hanımdır, ... hanım kendi sorunlarından dolayı işten ayrılmıştı, ... hanım da para kazanması gerekiyordu, ... hanım püreksen firmasında ... hanımın pozisyonda 2 ayı aşkın bir süre çalışmıştır." şeklinde beyanda bulunduğu,
Davalı tanığı ...'in; "Ben ...'da çalışıyordum, tarafların şirketlerinde çalışmadım, çalıştığım şirketten tanıyorum tarafları, ...'nun davacı şirkete ajans hizmeti verdiğini biliyorum, ... bazı sunumlar yaptığını, logo ve diğer tasarım hususlarında davacı şirkete hizmetler verdiğini ve maddi konularda sorunlar olduğunu biliyorum,
Davacı vekilinin sorusu üzerine tanık beyanında; ...'ya bir ödeme yapılmadığını ancak ... hanıma bir ödeme yapılıp yapılmadığını bilmiyorum,
Davalı vekilinin sorusu üzerine tanık beyanında; Bildiğim kadarıyla ... hanım püreksen firmasında marka müdürü olarak çalışıyordu, benim çalıştığım ...beyin sahibi olduğu firmadır, ... hanım birkaç kez benim çalıştığım firmaya geldi çünkü davacı şirketin ürünlerinin oluduğu depo benim çalıştığım yerdeydi, ... hanımla birlikte püreksenin numunelerini kontrol ettik, birlikte püreksen için malzeme bakmaya gittik,
Davacı vekilinin sorusu üzerine tanık beyanında; ... hanımın püreksen ile resmi bir sözleşmesi olup olmadığını bilmiyorum, sabah gelip akşam gettiğini de görmedim." şeklinde beyanda bulunduğu,
Davacı tanığı ...'nın; " davacı şirketin ortaklarından birisi olan ... beyle beraber aynı sektörde 2015 yılından beri çalışmaktayım. ... beyle sürekli aynı ortamda bulunduğumuz için davacı şirketteki çalışmalarını benimle paylaştığı için gözlemleyip takip etme imkanım oldu. Davacı şirket ile davalı şirket arasında işle ilgili bir uyuşmazlık bulunmaktaydı. Davalı şirketin yaptığı işte büyük eksiklik olmasına rağmen çok yüklü miktarda davacıdan para talep ettiler. Davacı şirket karşı tarafın bu para talebi ile ilgili olarak doğrudan icra takipleri ile karşı karşıya kaldı. Öncesinde herhangi bir bildirim veya ihtarname çekilmedi. Taraflar arasında bu nedenle sıkıntı çıkmaya başladı,
Davacı vekilinin talebi üzerine sorulduğunda : davacı şirket yetkilisi olan ... bey ile davalı şirket yetkilisi ... hanımın tanışma süreci ... hanım sayesinde gerçekleşmiştir. Davacı şirketin 2021 yılının Nisan ayında katalog, tasarım, reklam gibi işleri davalı şirketten ... hanıma teslim ettiler. Bu işlerin yapımı istendi. Bunun üzerine ... hanımdan ilk etapta bir katalog geldi. Bu katalogda firmanın logo tasarımı ayrıca ürünlerin üzerinde logonun nasıl duracağına ilişkin bazı tasarımlar geldi. Bunun üzerine ... bey davacı şirket çalışanlarından fikirlerini aldı. Biz de bazı şeylerin revizyona gitmesini ... beye söyledik. Bu süreçte biz davalı şirket tarafından sadece 2 tane tasarım görebildik. Davalı tarafın hazırlamış olduğu 2.katalog üzerinden Almanya'dan iki kişi görüşme yapmaya geldi. Ancak bu katalog görüşmeden 1 gün önce geldiğinden bu katalog üzerinde revize yapma imkanımız olmadı. ... bey bu kataloglarla sunumu yaptı ve bu nedenle işi alamadı. Katalog gerçekten çok faciaydı. İşi alabileceği gibi bir sunum değildi. Bunun üzerine davacı şirket yetkilisi ... bey taraflar arasında gönül ilişki olduğu, bu nedenle işe devam etmeye çalıştı. Ancak buna rağmen ... hanım tarafından ticari ilişki kesildi ve ... beyin aramalarına rağmen ... hanımın cevap vermediğini biliyorum. Sonrasında davalı şirketten "Sizinle çalışmak istemiyoruz" şeklinde mailler geldi. Sonrasında da yukarıda bahsettiğim gibi icra aşaması başladı. Taraflar arasında yazılı bir sözleşme yoktur. Henüz davacı şirket kurulmadan önce görüşmeler başlandı. Davacı şirketin 3 ortağı vardır. Ortaklarından biri olan ... beyle beraber çalışıyorum. Ortaklardan biri de ... beydir. ... beyin nişanlısı olan ... hanım'da davacı şirkette çalışandır. ... hanım davalı şirketten ... hanımla ... beyi buluşturan kişidir. Taraflar arasında sözel olarak anlaşma yapılmıştır. Taraflar arasındaki sözlü anlaşma gereğince benim bildiğim kadarıyla aylık 10.000 TL'lik danışmanlık bedeli gibi bir ücretle taraflar anlaştılar. Benim bildiğim kadarıyla ... hanım davacı şirkete 2 ay kadar hizmet verdi. Ondan sonra da ilişkiyi kopardı. Bildiğim kadarıyla ... hanıma ödeme yapılmıştır. Herhalde 2 ay karşılığında 20.000 TL ödeme yapılmıştır. Biz taraflar arasındaki ilişki koptuktan sonra ... hanıma ulaşamadık. Bu nedenle ... hanımdan bu süreçten sonra herhangi bir hizmet alınmamıştır. Bildiğim kadarıyla ... hanım davacı şirkette işçi olarak çalışmamıştır,
Davalı vekilinin talebi üzerine sorulduğunda : ... hanım ile ... hanım arasında arkadaşlık ilişkisi vardır. ... beyin tanışıklığı da bu şekilde ... hanımla gerçekleşmiştir. Sözlü anlaşma ...'nun sahibi olduğunu bildiğim ... hanım ile davacı tarafla yapıldı. Yukarıda bahsettiğim şekilde davalı tarafça yapılan işte büyük eksiklikler vardı. Mesela gönderilen katalogları ... beyle birlikte inceledik. Kataloglarda örneğin imha hataları yine tasarımlarda bizim açımızdan uygun olmayan kısımlar vardı. Bir tek beğendiğimiz logo olmuştu. Ancak onda da şöyle olsa daha iyi olur gibi beyanlarımız olmuştu." şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür.
Mahkememizin 07/02/2023 tarihli ara kararı ile tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi heyeti marifetiyle inceleme yapılmasına karar verilmiş olup, bilirkişi heyeti 20/06/2023 tarihli raporunda sonuç ve özet olarak;
"Davacı Şirketin Ticari Defterlerinde 2021 yılına ait Açılış Kapanış Tasdiki zorunlu olan Yevmiye, Defter-i Kebir ve Envanter Defterlerini Açılış Noter Tasdiklerinin de süresinde yapıldığı Kapanış Tasdiki zorunlu olan Yevmiye Defterinin kapanış tasdikinin zamanında yapıldığı, TTK 85 md ve HMK 222 maddesi uyarınca sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu,
Davalı Şirketin Ticari Defterlerinden 2021 ve 2022 yılına ait Açılış- Kapanış Tasdiki zorunlu olan Yevmiye, Defter-i Kebir ve Envanter Defterlerini Açılış Noter Tasdiklerinin de süresinde yapıldığı Kapanış Tasdiki zorunlu olan Yevmiye Defterinin kapanış tasdikinin zamanında yapıldığı, TTK 85 md ve HMK 222 maddesi uyarınca sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu,
Davacı, Davalı ile ilgili Cari Hesabını 320.01.28 Hesap Kodu ile ... ...Şirket Cari Hesap adı ile kayıtlarını tuttuğu ve Cari Hesap Bakiyesinin 31/12/2021 tarihi itibari ile 65.195,00 TL Borç Bakiyesi verdiği,
Davalı, Davacı ile ilgili Cari Hesabını 120.01.P03 Hesap Kodu ile ... Cari Hesap adı ile kayıtlarını tuttuğu ve Cari Hesap Bakiyesinin 10/01/2022 tarihi itibari ile 7.703,45 TL Alacak Bakiyesi verdiği,
Söz konusu faturanın taraf defterlerinde kayıtlı olduğu, bu nedenle yukarıda anılan YHGK kararına göre içeriğinin alındığının kabulünün takdirinin mahkemenin olduğu" yönünde görüş ve kanaat bildirdikleri görülmüştür.
Mahkememizin 27/03/2024 tarihli celsesinin 1 nolu ara kararı gereğince ayıplı olduğu tespit edilen işlerdeki ayıbın niteliği, ayıp ihbar süresine uyulup uyulmadığı ve davalı tarafça usulüne uygun şekilde ifa edilen işlerin bedelinin tespiti hususunda ek rapor aldırılmasına karar verilmiş olup, bilirkişi heyeti 24/05/2024 tarihli ek raporunda sonuç ve özet olarak;
"A) Ayıplı olduğu tespit edilen işlerdeki ayıbın niteliği,
TBK 474 vd. maddelerde belirlenen ayıp, TBK 219 maddeleri doğrultusunda (alıcıya bildirilen niteliklerin satılanda bulunmaması veya kullanım amacı bakımından değerini ve ondan beklenilen faydaların azalması veya ortadan çıkması sonucunu doğuran) maddi, hukuki veya ekonomik eksiklik veya yanlışlıklardır. İlk bakışta görünebilen veya muayene ile anlaşılabilen ayıplar açık, ilk bakışta görünemeyen veya muayene ile hemen anlaşılamayan, sonradan kullanılmakla ortaya çıkan ayıplar gizli ayıp niteliğinde olduğu,
Davacının müteaddit kereler revize talepleri olduğu görülmektedir. Bu tür anlaşmalarda, hizmetin doğru şekilde verilip verilmediği, hizmetin hazırlanması ve sunumu sırasında veya hizmet gerçekleştikten sonra ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle olayda gizli ayıp olduğu,
B) Ayıp ihbar süresine uyulup uyulmadığı,
TBK 477. Maddeye göre, eserdeki ayıp sonradan ortaya çıkarsa iş sahibi, gecikmeksizin durumu yükleniciye bildirmek zorundadır, bildirmezse eseri kabul etmiş sayılır. Dosyada bu konuda çeşitli yazışmalar yapıldığı görülmektedir. (Örneğin 24.8.2021 tarihli yazışma) Dosyadaki verilerde, her ne kadar, ayıbın hangi tarihte anlaşıldığı açıkça belli değilse de, karşı tarafa bildirildiğinin anlaşıldığı,
C) Davalı tarafça, usulüne uygun şekilde ifa edilen işlerin bedelinin tespiti doğrultusunda bedel tespiti yapabilecek uzman bulunmadığından yetkili bir bilirkişi tarafından bedel tespiti yapılması gerektiği" yönünde görüş ve kanaat bildirdikleri görülmüştür.
Mahkememizin 18/09/2024 tarihli celsesinin 1 nolu ara kararı gereğince bilirkişi heyetine Marka Hukuku alanında uzman hesap bilirkişi eklenerek; alınan rapor, ek rapor ile tüm deliller ve taraf vekillerinin itirazları dikkate alınmak suretiyle davalı tarafça meydana getirilen eserin ayıplı olup olmadığı, ayıp ihbar süresinin uyulup uyulmadığı, ayıplı ise ayıplı olduğu tespit edilen işlerdeki ayıbın niteliği ve ayıbın kimden kaynaklandığı, davalı tarafça usulüne uygun şekilde ifa edilen işlerin bedelinin tespiti husununda rapor aldırılmasına karar verilmiş olup, bilirkişi heyeti 18/02/2025 tarihli raporunda sonuç ve özet olarak;
"Dosyada mübrez belgelerden taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığı, "Reklam Hizmetleri Sözleşmesi" başlığı altında ancak taraflarca imzalanmayan sözleşmenin ikinci maddesinde sözleşmenin konusu davacıya ait çizgi altı iletişimde kullanılacak dokümanların (logo, mimari revizyon, kurum kimliği oluşturma, kurum kimliği kılavuzu oluşturma, basılı mecralarda kullanılacak katalog, broşür, keyvisiual, outdoor/indoor, kurumsal evrak tasarımları, dergi ilânı, ofis içi görsellerin tasarımı, promosyon malzemeleri tasarımı, BTL yazılı iletişimde kullanılacak metin yazarlığı, iletişim danışmanlığı, dijital reklam yönetimi vd.) oluşturulmasıdır.
Taraflar arasında iletişim e-posta ile yapılmış, dosyadan davalıca logo çalışması, kurumsal kimlik ile ilgili basılı materyallerin tasarımı ve ambalaj tasarımlarının yapılmış olduğu anlaşılmıştır. Davacının marka isminin ve logosunun tescilinin mezkûr sözleşmenin kapsamına girmemekle beraber tescil işlemleri marka vekili tarafından yapılabileceğinden davalının marka tesciline dair bir yetkisinin varlığı görülememiştir.
Dosyadan davalıca gerçekleştirilen ürün sunumları, ambalaj dizaynlarından "perfection" ibaresine dikkat çekildiği açıktır. Davacının belli bir marka/logosu bulunmadığından nihaî bir ürün yahut ambalaj dizaynından söz etmek mümkün görünmemektedir.
Her iki taraf da tacir olup TTK m. 18/3 uyarınca diğer tarafı temerrüte düşürmek, sözleşmeyi feshetmek, sözleşmeden dönmek için ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılır. TBK m. 474/1 uyarınca "İşsahibi, eserin tesliminden sonra, işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz eseri gözden geçirmek ve ayıpları varsa, bunu uygun bir süre içinde yükleniciye bildirmek zorundadır.".
Dosyada mübrez e-postalardan davacının 16.06.2021 tarihli e-postada davalıya "ellerinize sağlık, biraz üzerinde duralım bunun", 19.10.2021 tarihli e-postada "sunumda yapılan hataları açıkça belirttiği ...'ya cevap" başlıklı e-postasını tekrar paylaştığını, davalı 14.09.2021 tarihli e-postada davacıya eksiklik olarak bildirdikleri hususların tadilatının kolay olup değiştirilmesinin mümkün olduğunu belirten e-posta çıktılarının mevcut olduğu görülmüş, taraflar arasındaki sözleşmenin sona erdirilmesine ilişkin bir beyan anlaşılamamıştır.
Davalı, .... Noterliğinin 30.09.2021 tarih ve ... yevmiyeli ihtarnamesi ile hizmet bedeli olan faturayı davacıya göndermiş, davacı, ... Noterliğinin 30.09.2021 tarih ve 28405 yevmiyeli ihtarnamesi ile anılan faturayı iade etmiştir.
Ancak kök ve ek raporlarda yer aldığı üzere, tarafların 2021 yılına ait ve lehlerine delil teşkil eden ticarî defterlerinde mezkûr fatura kayıtlıdır. Yargıtay HGK'nın 14.05.2019 tarih 823/553 sayılı kararı çerçevesinde fatura içeriği hizmetin yerine getiriliş olduğu sonucuna varılmaktadır.
Dosyadan davacı tarafından sözleşmenin sona erdirildiği yahut sözleşmeden dönme talebine dair ilişkin bir e-posta veya ihtarnamenin varlığı görülmemiştir.
TBK m. 477/1 uyarınca "Eserin açıkça veya örtülü olarak kabulünden sonra, yüklenici her türlü sorumluluktan kurtulur; ancak, onun tarafından kasten gizlenen ve usulüne göre gözden geçirme sırasında fark edilemeyecek olan ayıplar için sorumluluğu devam eder.". Açık kabulde işsahibi veya yetkili temsilcisi irade beyanını doğrudan yükleniciye yöneltir. Örtülü kabulde işsahibi çekince koymaksızın eseri teslim almış ise söz konusu olur. Örneğin, işsahibinin yaptırmış olduğu gömleklerin ayıplı olduğunu bildiği hâlde teslim alıp tüm faturaları ödemesi gibi (Fikret Eren: Borçlar Hukuk Özel Hükümler, 7. Baskı, Ankara, 2019, s. 648 vd.).
Bu hâlde, TBK m. 477/1 uyarınca davacının mezkur eseri kabul etmiş olduğunun kabulünün sayın mahkemenin takdirinde olduğu" yönünde görüş ve ve kanaat bildirdikleri görülmüştür.
GEREKÇE:
Dava; .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına 04/01/2021 tarihinde haciz baskısı ile yapılan 83.929,73-TL tutarlı ödemenin istirdadı ile kötü niyet tazminat talebine ilişkindir.
.... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosya örneğinin tetkikinden; alacaklı ... tarafından borçlu ... LİMİTED ŞİRKETİ aleyhine 65.195,00 TL fatura + 2.032,36 TL faiz olmak üzere 67.227,36 TL üzerinden takip başlatıldığı, 04/01/2022 tarihinde 83.888,80 TL ödeme yapıldığı görülmüştür.
Davacı şirketin ticari defterlerinde 2021 yılına ait açılış kapanış tasdiki zorunlu olan yevmiye, defter-i kebir ve envanter defterlerini açılış noter tasdiklerinin de süresinde yapıldığı, kapanış tasdiki zorunlu olan yevmiye defterinin kapanış tasdikinin zamanında yapıldığı, TTK 85 ve HMK 222 maddesi uyarınca sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu; davalı şirketin ticari defterlerinden 2021 ve 2022 yılına ait açılış- kapanış tasdiki zorunlu olan yevmiye, defter-i kebir ve envanter defterlerini açılış noter tasdiklerinin de süresinde yapıldığı kapanış tasdiki zorunlu olan yevmiye defterinin kapanış tasdikinin zamanında yapıldığı, TTK 85 ve HMK 222 maddesi uyarınca sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu, Davacının, davalı ile ilgili Cari Hesabını 320.01.28 Hesap Kodu ile ... ...Şirket Cari Hesap adı ile kayıtlarını tuttuğu ve Cari Hesap Bakiyesinin 31/12/2021 tarihi itibari ile 65.195,00 TL Borç Bakiyesi verdiği; davalının, davacı ile ilgili Cari Hesabını 120.01.P03 Hesap Kodu ile ... Cari Hesap adı ile kayıtlarını tuttuğu ve Cari Hesap Bakiyesinin 10/01/2022 tarihi itibari ile 7.703,45 TL Alacak Bakiyesi verdiği, icra takibine faturanın taraf defterlerinde kayıtlı olduğu 21/06/2023 tarihli bilirkişi raporu ile sabittir.
Mahkememizce yapılan yargılama, toplanan deliller, bilirkişi raporu, ek raporlar, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığı, "Reklam Hizmetleri Sözleşmesi" başlığı altında ancak taraflarca imzalanmayan sözleşmenin 2.maddesinde sözleşmenin konusunun davacıya ait çizgi altı iletişimde kullanılacak dokümanların (logo, mimari revizyon, kurum kimliği oluşturma, kurum kimliği kılavuzu oluşturma, basılı mecralarda kullanılacak katalog, broşür, keyvisiual, outdoor/indoor, kurumsal evrak tasarımları, dergi ilânı, ofis içi görsellerin tasarımı, promosyon malzemeleri tasarımı, BTL yazılı iletişimde kullanılacak metin yazarlığı, iletişim danışmanlığı, dijital reklam yönetimi vd.) oluşturulması olduğunun anlaşıldığı, taraflar arasındaki iletişimin e-posta ile yapıldığı, dosyadan davalıca logo çalışması, kurumsal kimlik ile ilgili basılı materyallerin tasarımı ve ambalaj tasarımlarının yapılmış olduğu, davacının marka isminin ve logosunun tescilinin mezkûr sözleşmenin kapsamına girmemekle beraber tescil işlemleri marka vekili tarafından yapılabileceğinden davalının marka tesciline dair bir yetkisinin tespit edilmediği, dosyadan davalıca gerçekleştirilen ürün sunumları, ambalaj dizaynlarından "perfection" ibaresine dikkat çekildiği, davacının belli bir marka/logosu bulunmadığından nihaî bir ürün yahut ambalaj dizaynından söz edilemeyeceği; her iki tarafın da tacir olduğu göz önüne alındığında, TTK m. 18/3 uyarınca diğer tarafı temerrüte düşürmek, sözleşmeyi feshetmek, sözleşmeden dönmek için ihtarların noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılacağı; TBK m.474/1 uyarınca "İşsahibi, eserin tesliminden sonra, işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz eseri gözden geçirmek ve ayıpları varsa, bunu uygun bir süre içinde yükleniciye bildirmek zorundadır." hükmü nazara alındığında dosyada mübrez e-postalardan davacının 16.06.2021 tarihli e-postada davalıya "ellerinize sağlık, biraz üzerinde duralım bunun", 19.10.2021 tarihli e-postada "sunumda yapılan hataları açıkça belirttiği ...'ya cevap" başlıklı e-postasını tekrar paylaştığı, davalı 14.09.2021 tarihli e-postada davacıya eksiklik olarak bildirdikleri hususların tadilatının kolay olup değiştirilmesinin mümkün olduğunu belirten e-posta çıktılarının mevcut olduğunun anlaşıldığı; davalının, .... Noterliğinin 30.09.2021 tarih ve ... yevmiyeli ihtarnamesi ile hizmet bedeli olan faturayı davacıya gönderdiği ve davacının, .... Noterliğinin 30.09.2021 tarih ve 28405 yevmiyeli ihtarnamesi ile anılan faturayı iade ettiği, ancak kök ve ek raporlarda tarafların 2021 yılına ait ve lehlerine delil teşkil eden ticarî defterlerinde söz konusu faturanın kayıtlı olduğunun tespit edildiği, dosya kapsamından davacı tarafından sözleşmenin sona erdirildiğine yahut sözleşmeden dönme talebine ilişkin bir e-posta veya ihtarnamenin bulunmadığı görülmekle, TBK m. 477/1 uyarınca "Eserin açıkça veya örtülü olarak kabulünden sonra, yüklenici her türlü sorumluluktan kurtulur; ancak, onun tarafından kasten gizlenen ve usulüne göre gözden geçirme sırasında fark edilemeyecek olan ayıplar için sorumluluğu devam eder." hükmü de nazara alındığında, bilimsel ve denetime açık bilirkişi raporlarında yapılan tespitler doğrultusunda; tüm dosya kapsamından davacının söz konusu eseri kabul ettiği ve fatura içeriği hizmetin davalı tarafça yerine getirilmiş olduğu kanaatine varıldığından davanın reddine karar vermek gerekmiş ve şartları oluşmadığından davacı aleyhine kötü niyet tazminatı talebinin de reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HUAK 18/A-(13) ''Arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya iki saatten az süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâllerinde, iki saatlik ücret tutarı Tarifenin Birinci Kısmına göre Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenir. İki saatten fazla süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâlinde ise iki saati aşan kısma ilişkin ücret aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde uyuşmazlığın konusu dikkate alınarak Tarifenin Birinci Kısmına göre karşılanır. Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve taraflarca karşılanan arabuluculuk ücreti, yargılama giderlerinden sayılır." ve (14). Fıkrası: "Bu madde uyarınca arabuluculuk bürosu tarafından yapılması gereken zaruri giderler; arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde anlaşma uyarınca taraflarca ödenmek, anlaşmaya varılamaması hâlinde ise ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır." hükümleri gereğince arabuluculuk gideri olarak Arabuluculuk Dava Şartı Dosya No:2022/... sayılı dosyasından arabulucuya 1.560,00-TL tarife bedeli üzerinden serbest meslek makbuzu doğrultusunda ödeme yapıldığı tespit edilmiş, her iki tarafın arabuluculuk ilk oturumuna katıldıkları ve davanın reddine karar verildiği gözetilerek; davacı aleyhine arabuluculuk ücretine hükmedilmesi gerektiği anlaşılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden;
1-DAVANIN REDDİNE,
2-Şartları oluşmadığından davacı aleyhine kötü niyet tazminatı talebinin reddine,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL karar harcının, peşin yatırılan 1.433,31-TL'den mahsubu ile fazla yatırılan 817,91-TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereği hesap ve takdir olunan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
5-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı tarafça yapılan 95,50 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
7-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine,
8-Zorunlu arabuluculuk başvurusu nedeniyle devletçe karşılanan 1.560,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı (e-duruşma), gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 30/04/2025
Katip ...
¸e-imza
Hakim ...
¸e-imza