T.C.
İSTANBUL
19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2022/722 Esas
KARAR NO:2025/383
DAVA:Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:22/11/2022
KARAR TARİHİ:27/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirket tarafından ... nolu " ... Ticari Paket Sigorta Poliçesi " kapsamında sigortalanan, " ... Mah. ... Cad. No:2 adresine tekabül eden tapunun 55 ada 7 parselinde kain binanın" maliki iken 09/11/2011 tarihinde ...'da meydana gelen deprem sebebiyle taşınmazın ağır hasara uğradığını, rizikonun gerçekleştiğinin davalı şirkete ihbar edilip ilgili belgelerin intikal ettirilmesi üzerine de ...nolu hasar dosyasının oluşturulduğunu, sigorta poliçesi kapsamındaki hak ve alacaklarının ödemesini talep eden müvekkilinin banka hesabına davalı yanca öncelikle 08/02/2012 tarihinde 250.000,00-TL avans tazminat ödemesi gerçekleştirildiğini, ardından da poliçe kapsamında toplam 601.539,76-TL ödeme yapılacağını, başkaca ödeme yapılmayacağı hususunun ifade olunarak ibraname imzalamasının talep edildiğini, meydana gelen deprem felaketi nedeniyle mağdur olan müvekkilinin ihtirazi kayıt koymak suretiyle bakiye 351.359,76-TL ödemeyi almak zorunda kaldığını, aşamalarda deprem bölgesi çalışmaları kapsamında Başbakanlık AFAD merkezi tarafından ...'da hasar gören tüm binalar detaylı incelemeye tabi tutulduğunu, müvekkiline ait binanın da ağır hasarlı olduğu ve yıkılması gerektiği konusunda İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü'nün 12/01/2012 tarihli raporu ile de teyit edilmesi üzerine yıkım kararı verilen sigortalı binayı bedeli kendisi tarafından karşılanmak suretiyle yıktıran / enkazını kaldıran müvekkiline 106.200,00-TL tutarlı enkaz kaldırma bedeli de poliçe kapsamında olmasına rağmen ödenmediğini, Poliçe/ Hasar Dosyası kapsamındaki bakiye alacakları hakkında davalı sigorta şirketiyle yaptığı görüşmelerden netice alamayan müvekkilinin 10.04.2012 tanzim/ 13.04.2012 tebliğ tarihli ihtarnamesi ile bakiye alacaklarının ödenmesini, aksi halde poliçe kapsamındaki tüm haklarının yargıya taşınacağını ihtar etmiş ise de, süresi içerisinde ihtara icabet edilmediğinden, davalı aleyhine ... 2. İcra Dairesi'nin 2012/... E. Sayılı dosyasından icra takibine geçildiğini, ancak davalının haksız ve suiniyetli itirazı sebebiyle takibin durduğunu, Davalı sigorta şirketinin icra takibine yönelik haksız itirazının iptali ve icra inkar tazminatının tahsili amacıyla ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... E. Sayılı dosyasından ikame olunan davada, yapılan yargılama neticesinde "...davanın kısmen kabulü ile ...itirazın 1.344.314,05 TL asıl alacak, 22.880,96 TL işlemiş faiz yönünden İptaline, ...icra inkar tazminatına yönelik talebin alacak likit olmadığından reddine..." karar verilmiş ise de, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2016/1191 E. - 11314 K. Sayılı ilamı ile "...bilirkişi raporları arasında bina değerine dair çelişki giderilmeden karar verilmesi doğru değildir..." gerekçesiyle hükmün BOZULMASINA karar verildiğini, Yargıtay'ın bozma ilamının ardından ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... E. Sayılı dosyası üzerinden yürütülen yargılamada bu kez "...davanın kısmen kabulü ile ...itirazın 2.119.279,10 TL asıl alacak, 6.183,65 TL işlemiş faiz yönünden İptaline, ...icra inkar tazminatı isteminin reddine..." karar verilmiş, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2018/4278 E. - 2019/7293 K. Sayılı ilamı ile "...dava öncesinde yapılan 601.539,76 TL ödemenin mahsup edilmemesinin, ...yapı denetim hizmet bedeli ve toplam proje maliyet bedelinin hesaplamalara dahil edilmesinin, ...sigortalı üzerinde kalacak olan % 20'lik oran ve % 10'luk muafiyetin toplam hasar bedeline uygulanmasının isabetli olmadığı" gerekçesiyle bir kez daha hükmün BOZULMASINA karar verildiğini, Yargıtay'ın 2. Bozma ilamından sonra ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2021/... E. Sayılı dosyası üzerinden yürütülen yargılamada ise "...davanın kısmen kabulü ile ...itirazın 902.958,80 TL asıl alacak, 2.634,66 TL işlemiş faiz yönünden İptaline, ...icra inkar tazminatı isteminin reddine..." hükmedildiğini, , taraflarca temyiz edilen Yerel Mahkeme kararı, bu kez Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/21915 E. - 2022/3392 K. Sayılı ve 24.02.2022 tarihli ilamı ile Onandığını, dosya halen karar düzeltme incelemesinde olup henüz kesinleşmediğini, ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2021/... E. - 432 K. Sayılı ilamının, ... 2. İcra Dairesi'nin 2012/... E. (2021/... Yeni E.) sayılı dosyasına ibraz edilerek davalı şirkete yeni icra emri gönderildiğini, kararın Yargıtay tarafından Onanması üzerine, 23.09.2022 tarihinde davalı şirket tarafından tüm dosya borcuna istinaden (Stopaj ve 1/2 KDV Tevkifatı düşülerek) ödeme yapıldığını, nihayetinde icra dosyasının infaz ile kapatıldığını Her ne kadar davalı şirket tarafından icra dosyasına yapılan ödemede, asıl alacağa takip tarihinden itibaren işlemiş değişen oranlarda avans faizi dahil ise de, izah edildiği üzere; icra takibine konu alacağın, davalı tarafından sigortalı Otel Binası'nın yeniden imal bedeli, işlemiş faizi ve fer'ilerine yönelik olduğu nazara alındığında, borcun muaccel olduğu tarih ile alacağın tahsil edildiği tarihler arasındaki uzun süreçte, gerek yapı yaklaşık birim maliyetlerindeki, gerekse de döviz/ faiz/ taşınmaz - emtia değerleri ve enflasyon oranlarındaki ciddi yükseliş karşısında müvekkilinin temerrüt faizini aşan bir zarara uğradığını, ... 2. İcra Dairesinin 2021/... E. (2012/... Eski Esas) Sayılı icra takibine dayanak, ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2021/... E. - 2021/432 K. Sayılı ilamına konu alacak kapsamında, davacının uğramış olduğu aşkın zarara istinaden, şimdilik 1.000,00 TL'nin, 23.09.2022 ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini, Yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafların mahkeme dosyasına sunduğu delil ve belgeleri taraflarına tebliğe çıkartılmadığından anılan tüm belgelere karşı cevap ve itiraz haklarının saklı olduğunu, 6102 sayılı TTK'nın " Sigorta Hukuk " kısmında yer alan 1420. Maddesinde, zaman aşımı hususunun genel olarak düzenlendiğini, dolayısı ile 09/11/2011 tarihinde meydana gelen olay nedeniyle ikame edilen işbu davanın zamanaşımına uğradığını, müvekkili şirket nezdinde tanzim edilen poliçede ...Bankası T.A.O ... şubesi rehin alacaklısı sıfatını haiz olduğu hususunun düzenlendiğini, işbu kurumun rehin alacaklısı sıfatına istinaden davacı tarafça mahkeme nezdinde görülen davanın ikame edilmeden önce sigorta tazminatının ödenmesine ilişkin olmak üzere muvafakat alınması gerekirken bu husun gözardı edildiğini, mahkemece rehin alacaklısı kuruma müzekkere yazılmak süretiyle, mahkeme nezdinde görülmekte olan işbu davaya muvafakat verilip verilmediği hususunun araştırılması gerektiğini, dava dışı rehin alacaklısı tarafından muvafakat verilmediğinin tespiti halinde ise konu davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddinin gerektiğini, kabul olmamak üzere dava konusu deprem hadisesine ilişkin olarak gerekli tüm ödemelerin yapılmak suretiyle tüm sorumluluğun yerine getirildiğini, müvekkilinin bakiye herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, işbu haksız ve hukuka aykırı davanın reddinin gerektiğini, müvekkili şirket ile davacı yan arasında 28/09/2011 - 28/09/2012 tarihli ve 107138364/0 numaralı kapsamlı işyeri sigorta poliçesinin tanzim edildiğini, işbu poliçe ile deprem olayına ilişkin olarak belli şart ve limitler dahilinde teminat verildiğini, kabul anlamına gelmemekle beraber munzam zarar poliçe teminat kapsamı dışında kaldığını, söz konusu talebin genel sigorta prensiplerine aykırı olduğunu, munzam zararın oluşmamış olduğunu, haksız ve hukuka aykırı taleplerin reddinin gerektiğini, davacının temerrüt faizini aşan zararının bulunmadığını, davacının iddia etmiş olduğu faizi aşan zararını somut deliller ile kesin ve açık şekilde ispat etmesi gerektiğini, genel olgular ile farazi şekilde iddia edilen aşın zararın kabulünün mümkün olmadığının Yargıtay kararları ile sabit olduğunu, enflasyon oranında munzam zararın tazminin talep edilebileceğini kabul etmek, hukuk tekniği bakımından mümkün olmadığını, aksi kabul hali temerrüt faizini enflasyon oranına çıkarılması anlamına gelecek olup işbu durumun yetki tecavüzüne neden olacağını, davanın salt ekonomik olumsuzluklara dayanarak munzam zarar talebinin mesnetsiz olduğunu, davacının yararlanabileceği tek yasal karinenin temerrüt faizi olduğunu, davacının işbu davaya konu talebinin açıkça zenginleşme yasağına aykırılık teşkil etmekte olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydı ile, sigorta hukuk prensibi itibari ile müvekkili şirketin sorumluluğunun mal varlığında riziko anında meydana gelen azalma ile sınırlı olduğunu, yargılamanın uzun sürmesinden kaynaklı meydana gelen zararlardan müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını, ikrar anlamına gelmemekle birlikte müvekkili şirketin temerrüte düştüğü kabul edilse dahi iddia edilen munzam zarar ile temerrüt faizi arasında illiyet bağı bulunmadığından davanın reddinin gerektiğini, davacı tarafça otelin yeniden imal bedellerinde yaşanan artış nedeniyle munzam zarar oluştuğunun iddia edildiğini, bu kapsamda olay mahallinde keşif yaptırılması gerektiğini, otelin bulunduğu araziye yeniden otel inşa edilmiş olup olmadığını, ya da söz konusu arazinin başka bir şekilde değerlendirilip değerlendirilmediği hususlarının araştırılması gerektiğini, dilekçede bahsi geçen karar düzeltmeye ilişkin kararın bekletici mesele yapılması gerektiğini, kabul anlamına gelmemek üzere muafiyet tenzili göz önünde bulundurulmaması gerektiğini, kabul anlamına gelmemek suretiyle, müvekkili şirket aleyhine hesaplama yapılacak olması halinde işbu zararın kalemlerinin poliçe teminat kapsamında kalıp kalmadığı, bakiye poliçe teminat limitlerinin muafiyet tenzili gibi hususlarda sigorta hukuk bilirkişisinden görüş alınması gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle beraber bir an için davanın haklı olduğu varsayılsa bile müvekkilinin faizden sorumluluğunun sınırlı olduğunu, öncelikle müvekkili şirketin davacı tarafça talepte bulunulan tazminat kalemleri açısından herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığından mahkeme nezdinde ikame edilen davanın reddine, aksi halde dosyanın sigorta hukuk bilirkişisine tevdi edilmesine, hasara ilişkin tüm belgelerin toplanmasına, olay mahallinde keşif yaptırılmasına, illiyet bağı ve hasar miktarı tespiti açısından dosyanın uzman bilirkişi heyetine sevk edilmesine, aleyhe hüküm kurulacak olması halinde teminat limiti ve muafiyet tenzilinin gözetilmesine, aleyhe hüküm kurulması halinde dava tarihinden itibaren yasal faizle sorumlu tutulmalarına, harç, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
... ... Tapu Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak "... ili, ... ilçesi, ... Mah. 55 ada, 7 parsel" nolu taşınmaz yönünden güncel tapu kayıtları ile devir ve tasarrufları gösterir resmi senetlerin mahkememize gönderilmesi istenilmiştir.
... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'ne müzekkere yazılarak 2021/... esas sayılı dosyasının kesinleşip kesinleşmediği hususunun araştırılarak mahkememize bilgi verilmesi istenilmiştir.
... Kadastro Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak "... ili, ... ilçesi, ... Mah. 55 ada, 7 parsel" nolu taşınmaz yönünden güncel tapu kayıtları ile devir ve tasarrufları gösterir resmi senetlerin mahkememize gönderilmesi istenilmiştir.
... Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na müzekkere yazılarak "... ili, ... ilçesi, ... Mah. ... ada, ... parsel" nolu taşınmaza ilişkin olarak tüm inşaat, iskan ruhsatı ile projelerin mahkememize gönderilmesi istenilmiştir.
... Ticaret Sicili Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak davacı ...(T.C. ...)'ın tacir sıfatının olup olmadığı hususunun araştırılarak mahkememize bilgi verilmesi istenilmiştir.
... Defterdarlığı'na müzekkere yazılarak davacı ...(T.C. ...)'ın tacir sıfatının olup olmadığı hususunun araştırılarak bilgi verilmesi istenilmiştir.
... Anonim Şirketi Genel Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak ... no.lu "... Ticari Paket Sigorta Poliçesi" kapsamında sigortalanan, "... Mah. ... Cad. No:2 adresine tekabül eden tapunun 55 Ada 7 Parselinde kain Bina'nın" 09.11.2011 tarihinde ...'da meydana gelen deprem sebebiyle taşınmaz ağır hasara uğramış, rizikonun gerçekleştiğinin davalı şirkete ihbar edilmesi üzerine oluşturulan ...no.lu hasar dosyasını, poliçe, fotoğraflar, yapılmış ise ödemelere ilişkin dekontlarda olmak üzere tüm dosyanın eksiksiz bir şekilde çıkartılarak mahkememize gönderilmesi istenilmiştir.
... 2. İcra Dairesi'ne müzekkere yazılarak 2021/... (2012/... Eski Esas ) sayılı dosyasının mahkememize gönderilmesi istenilmiştir.
30/12/2024 tarihinde bilirkişiler ... ve ...in sunmuş olduğu bilirkişi raporunda ; " Borçlar Mevzuatı Açısından Sonuçlar:
Eldeki davada davacı-sigortalının, esas olarak, aşkın zararını talep ettiği; Aşkın/'munzam zarar, mademki temerrüt faizini aşan zarardır, borçlunun borcun ifasında temerrüde düşmesinin gerekeceği; Eldeki olayda davacının yaptırmış olduğu Sigorta Poliçesine istinaden, 09/11/2011 tarihinde meydana gelen deprem sonrasında oluşturulan hasar dosyası kapsamında ... Sigorta A.Ş. tarafından 601.539 TL toplam hasar bedelinin davacıya ödendiği, bunun üzerine davacı-sigortalının 26/04/2012 tarihinde ... ... Müdürlüğünü 2012/... E. sayılı dosyası ile ... Sigorta A.Ş. aleyhine, 3.528.660,24 TL asıl alacak, 216.456,72 TL işlemiş faiz ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren faiz işletilmesi için genel haciz yoluyla takibe giriştiği, yargılama süreci sonunda davalı şirket tarafından ödeme yapıldığı nazara alındığında, davalı-borçlunun borcun ifasında temerrüde düşüp düşmediğinin takdirinin de Sayın Mahkemeye ait olduğu;
Diğer yandan aşkın zararın tazmini için bulunması gereken diğer bir koşulun, borçlunun kusurlu olmasının gerekliliği olduğu; eldeki olayda aşkın zararın yargılamanın uzamasına dayandığı değerlendirilecek olursa, yargılamanın gecikmesi nedeniyle aşkın zarar hükmedilmeyeceğinin, temerrüde düştükten sonraki aşamada gelişen olaylarda kusur aranmamasına dayanabileceği," şeklinde görüş bildirmişlerdir.
24/02/2025 tarihinde bilirkişiler ... ve ...in sunmuş olduğu bilirkişi ek raporunda ; " Borçlar Mevzuatı Açısından Sonuçlar:
Eldeki davada davacı-sigortalının, esas olarak, aşkın zararını talep ettiği; Aşkın/munzam zarar, mademki temerrüt faizini aşan zarardır, borçlunun borcun ifasında temerrüde düşmesinin gerekeceği; Eldeki olayda davacının yaptırmış olduğu Sigorta Poliçesine istinaden, 09/11/2011 tarihinde meydana gelen deprem sonrasında oluşturulan hasar dosyası kapsamında ... Sigorta A.Ş. tarafından 601.539 TL toplam hasar bedelini ödendiği, bunun üzerine davacı-sigortalının 26/04/2012 tarihinde ... ... Müdürlüğünün 2012/... E. sayılı dosyası ile ... Sigorta A.Ş. aleyhine, 3.528.660,24 TL asıl alacak, 216.456,72 TL işlemiş faiz ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren faiz işletilmesi için genel haciz yoluyla takibe giriştiği, yargılama süreci sonunda davalı şirket tarafından ödeme yapıldığı nazara alındığında, davalı-borçlunun borcun ifasında temerrüde düşüp düşmediğinin takdirinin de Sayın Mahkemeye ait olduğu;
Diğer yandan aşkın zararın tazmini için bulunması gereken diğer bir koşulun, borçlunun kusurlu olmasının gerekliliği olduğu; eldeki olayda aşkın zararın yargılamanın uzamasına dayandığı değerlendirilecek olursa, yargılamanın gecikmesi nedeniyle aşkın Zarar hükmedilmeyeceğinin, temerrüde düştükten sonraki aşamada gelişen olaylarda kusur aranmamasına dayanabileceği,
Yönündeki tespitler ve değerlendirmelerimizde bir değişikliğin söz konusu olmadığı, Kök rapora sadık kalınarak işbu ek rapor düzenlenmiş olup, hukuki takdirin elbette Yüce Mahkemeye ait olduğu," şeklinde görüş bildirmişlerdir.
GEREKÇE:
Dava, TBK md. 122 uyarınca aşkın zarar talebine ilişkindir.
TBK md. 122’de aşkın zarar “Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür.
Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder.” şeklinde düzenlenmiştir. Aşkın zarar kısaca, temerrüt faizini aşan zarar olarak tanımlanmaktadır. Aşkın zararın talep edilebilmesi için temerrüde düşen borçlunun, temerrüde düşmede kusurlu olması gerekir. Aşkın zarar, borçlunun temerrüt tarihi ile fiili ödeme tarihi arasında doğan zararı ifade eder.
Aşkın zararı ispat yükü talep eden alacaklı üzerindedir. Aşkın zararın ispatında iki yöntem ön plana çıkmaktadır. Somut yönteme göre, aşkın zararın varlığını iddia eden somut vakıalar ile zararın varlığını ve temerrüt ili zarar arasındaki illiyet bağını ispat etmek zorundadır. Borçlunun temerrüdü sebebiyle alacaklının kredi kullanması, cezai şart ödemek zorunda kalması, malvarlığını düşük bedelle satmak zorunda kalması örnek olarak sayılabilir. Bir diğer yöntem ise, soyut yöntemdir. Soyut yönteme göre alacaklı, aşkın zararı enflasyon, devalüasyon ve altın, döviz, asgari ücret gibi parametrelerdeki artışlar ile ispat edebilir. Alacaklının somut olayları ispat etmesi gerekmez.
Yargıtay HGK 2007/11-668 Esas ve 2007/798 Karar sayılı ilamı ile aşkın zararın ispatında somut yöntemin uygulanması gerektiğini vurgulamıştır. Kararda ülkenin içinde bulunduğu ekonomik olumsuzlukların tek başına aşkın zararın oluşması için yeterli olmadığı, yasa koyucunun geçmiş gün faizini belirlediğini, aynı ekonomik gerekçelerle faizden fazla bir miktar zarara hükmedilemeyeceği açıklanmaktadır. AYM 21/12/2017 tarihli ve ... Başvuru numaralı kararında ise, enflasyon karşısında değer kaybeden alacak sebebiyle aşkın zararın doğacağını belirtmiştir. Yargıtay 11. HD 2018/512 Esas ve 2019/3201 Karar sayılı ilamında “Kural olarak munzam zarar alacaklısı, öncelikle temerrüde uğrayan asıl alacağının varlığını, bu alacağın geç veya hiç ifa edilmemesinden dolayı temerrüt faizi ile karşılanmayan zararını, zarar ile borçlu temerrüdü arasındaki uygun illiyet bağını ispat etmekle yükümlüdür. Alacaklı borçlunun temerrüde düşmekte kusurlu olduğunu ispatla yükümlü değildir. Borçlu ancak temerrüdündeki kusursuzluğunu kanıtlama koşuluyla sorumluluktan kurtulabilir. Bu itibarla, munzam zarar davalarında alacaklının (davacının) ispat yükümlülüğü çok sıkı kurallara bağlanmamalı, genel ispat yöntemlerinde olduğu gibi her olayın kendi yapısı ve özelliği içinde değerlendirmeye tabi tutulmalıdır.
Ülkemizde süregelen enflasyonun belli yıllarda yüzde yüzlerde seyrettiği, vadeli mevduatların en az bu oranlarda gelir getirdiği, yabancı para değerinin (kurların) her zaman temerrüt faiz oranlarını aştığı, banka kredileri faizlerinin yüzde iki yüze kavuştuğu, paranın iç alım (satım) alma değerinin büyük ölçüde azaldığı tartışmasız ve yaşanan bir gerçek olduğu çok açıktır. Böyle bir enflasyonist ortamda bireyin parasının değerini sabit tutmak ve kazanç sağlamak için bir çaba ve girişimlerde bulunması, örneğin en azından vadeli mevduat veya kurları devamlı yükselen döviz yatırımlarında değerlendirmesi, olayların normal akışına, hayat tecrübelerine uygun düşen bir karine olarak kabul edilmesi zorunludur. Gerçekte de, anlatılan enflasyonist ortamda yaşayan makul, normal bir kişinin parasını atıl biçimde elde tutmayacağı, gelir getirici bir yatırıma dönüştüreceği, insan yapısının ve menfaatlerini koruma içgüdüsünün de doğal bir sonucudur. Hal böyle olunca, enflasyonist ekonominin olumsuz etki ve sonuçları kamuca az veya çok herkesin bildiği, en önemlisi gerekli olduğu takdirde bilinebilmesinin kolayca gerçekleştirilebileceği ve mahkemelerin de bilgisi altında olan vakıalar olarak kabulü gerekir.
Munzam zararın enflasyonun gündemde olmadığı ve döviz kurlarının da istikrar kazandığı dönemlerde doğmuş olması halinde ise, ispat yükü bakımından durum farklı olup, buna ilişkin Dairemiz’in uygulaması, alacaklının munzam zararını somut olarak kanıtlaması gerektiği yönündedir.”şeklinde karar vererek somut ve soyut yöntemin uygulanmasını açıklamıştır.
Aşkın zararın hesaplanmasında dikkat edilmesi gereken bir diğer husus da taraflar arasındaki hukuki ilişkinin niteliğidir. Örneğin sözleşmeyle kararlaştırılan faizlerde uyarlama mümkünken aşkın zarar talep etmek mümkün değildir. Yine bedensel zararların hesabında karar tarihinde esas alınan ücret veya hükmedilen faiz türünün aşkın zararın belirlenmesinde gözetilmesi gerekir. Zira hükme esas alınan ücretler, değerler veya faiz türleri her yıl yeniden belirlenebilmektedir.
Somut olayımızda davacı, davalı tarafından yapılan ödemenin enflasyon, mallarda meydana gelen tutar artışı neticesinde aşkın zarar talebinde bulunmuştur.
Mahkememizce aşkın zararın ispatında somut yöntemin çok katı bir şekilde uygulanmaması gerektiği, her olaya göre ayrı yorum yapılması gerektiği ve pandemi ile birlikte başlayan enflasyon oranlarındaki artış sebebiyle alacağına geç kavuşan alacaklıların aşkın zarar talep edebileceği ilke olarak kabul edilmiştir. Ancak somut olayın özelinde davacı alacaklıya yapılan ödemelerin borcun ifası için yeterli olduğu ve borçlu davalının meydana gelen durumda kusurunun olmadığı geçen süre boyunca aşkın zararın doğmayacağı kanaatiyle davanın reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 534,70-TL eksik harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 1.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Zorunlu arabuluculuk başvurusu nedeniyle devletçe karşılanan 3.120,00.-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
6-Artan Gider Avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde nihai kararla birlikte İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 27/05/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır