T.C.
İSTANBUL
19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/416 Esas
KARAR NO : 2024/649
DAVA : Menfi Tespit
DAVA TARİHİ : 07/07/2023
KARAR TARİHİ : 24/10/2024
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 04/11/2020 tarihinde imzalanan ve 05/11/2020 başlangıç tarihli ve 5 yıl süreli akaryakıt ve otogaz bayilik sözleşmesi gereğince müvekkili şirket tarafından İstanbul İli ... İlçesi ... Mevkii 4 pafta ... parselde kayıtlı akaryakıt istasyonu nitelikli taşınmazda münhasıran davalı şirketten alınan akaryakıt ürünlerinin satışının yapılması konusunda anlaşma sağlandığını, taraflar arasında akaryakıt ve otogaz bayilik sözleşmeleri imzalanmadan önce 26/10/2020 tarihinde bir sözleşmenin imzalandığını ve söz konusu sözleşme ile taraflar arasındaki akaryakıt ve otogaz bayilik sözleşmelerinin uygulama şartlarının kararlaştırıldığını, söz konusu sözleşmelerin teminatı olarak davalı şirkete 24/06/2022 tarihli ... sayılı 3.000.000 TL bedelli teminat mektubu teslim edildiğini, taraflar arasındaki akaryakıt bayilik sözleşmelerinin Karşıyaka 5.Noterliği aracılığı ile gönderilen 03/07/2023 tarihli fesihname ile feshedildiğini, sözleşmenin 26/10/2020 tarihinde imzalanan 5.1.a. maddesine göre sözleşmede belirtilen 5 adet bononun davalı şirkete teslim edilmesi sonrasında istasyon satış faaliyetlerinin gerçekleştirilmesi için müvekkili şirkete 3.657.088 TL tutarında borç verileceği, yine sözleşmenin 5.1.b. maddesine göre sözleşmede belirtilen 75 adet bononun davalı şirkete teslim edilmesi karşısında istasyon teknik yatırımlarının geliştirilmesi için 750.000 TL borç verileceği, borcun banka havalesi ile müvekkili şirket hesabına gönderileceği hususlarının kararlaştırılmasına ve davalı şirkete teslim edilen bonoların müvekkili şirket tarafından gününde ödenmesine rağmen söz konusu ödemelerin müvekkili şirket hesabına gönderilmediğini, davalı şirket ile imzalanan 26/10/2020 tarihli sözleşmenin 5.3.maddesi gereğince yakıtkart isimli elektronik satış sistemiyle satılan ürünlerde toplam kar marjının %55’inin müvekkili şirkete %45'inin davalı şirkete ait olacağı kararlaştırılmasına rağmen, sözleşmenin bu maddesinin, EPDK Kurul kararlarına aykırı şekilde davalı şirket tarafından tek taraflı olarak %50-50 olacak şekilde uygulanmaya başlandığını, EPDK kurul kararının 26.0.2022 tarihinde yürürlüğe girmesine ve derhal uygulanması şart olmasına rağmen davalı şirket tarafından EPDK tarafından verilen 26/09/2019 tarihli 8851 Sayılı Kurul Kararı ile 24/03/2022 tarihli 10876 Sayılı Kurul kararlarına aykırı şekilde uygulama yapılması suretiyle sözleşmeye ve mevzuata aykırı davrandığının tespit edildiğini, sözleşmenin söz konusu hükmünün davalı şirket tarafından ihlal edildiğini, taraflar arasında imzalanan sözleşmede kar marjı paylaşımına esas olmak üzere en yakın rafineri olan İzmir ... rafinerisi esas alınması yönünde karar alınmasına rağmen kar marjı paylaşımında rafineri fiyatı yerine ... ikmal noktası fiyatları esas alınarak davalı şirket tarafından yine tek taraflı değiştirilmek suretiyle ve sözleşmeye aykırı olarak uygulanmadığını, toplam kar marjı paylaşımında ikmal noktası ve en yakın rafineri çıkış fiyatı farklılığından kaynaklı olmak üzere alacak haklarını saklı tuttuklarını, davalı şirket ile imzalanan 05/11/2020 başlangıç tarihli ve 5 yıl süreli akaryakıt ve otogaz bayilik sözleşmelerinin feshedildiğini, müvekkili şirketin fesih tarihi itibariyle davalı şirkete vadesi geçmiş, muaccel herhangi bir borcu bulunmadığını, taraflar arasındaki cari hesaba dair 04.07.2023 tarihli kayıtların dilekçe ekinde sunulduğunu, söz konusu kayıtlarda da görüldüğü üzere davanın açıldığı 04/07/2023 tarihi itibariyle müvekkili şirketin davalı şirkete herhangi bir borcu olmadığının görüleceğini, sözleşmenin söz konusu maddesinin davalı şirket tarafından ihlal edildiğini beyan ederek taraflar arasındaki sözleşmelerin feshi ve menfi tespit davası açılmasını takiben davalı şirkete gönderilecek tebligat sonucunda yargılama sonucu beklenmeksizin talep konusu teminat mektuplarının nakde çevrilmesi kuvvetle muhtemel olduğunu, davalı şirketin, teminat mektuplarının nakde çevirme baskısı ve tehdidi ile müvekkili şirketi sözleşme uygulamaya cebrettiğini, bu konuda müvekkiline baskı uyguladığını, HMK 389.maddesinde yer alan mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması ya da tamamen imkânsız hâle gelmesi veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğması kuvvetle muhtemel olduğundan ... Bankası ... /istanbul Şubesi tarafından düzenlenen 24/06/2022 tarihli ... sayılı 3.000.000 TL bedelli teminat mektubu hakkında teminatsız veya mahkemece uygun görülecek bir teminat karşılığından ödemesinin tedbiren durdurulmasına karar verilmesini, yapılacak yargılama sonucunda haklı davanın kabulü ile 03.07.2023 tarihi itibariyle müvekkili şirketin davalı şirkete bayilik sözleşmelerinden kaynaklı borcunun olmadığının tespitine, herhangi bir borç tespit halinde mahkemeye depo edilmesi şartıyla Ziraat Bankası Beykent/İstanbul Şubesi tarafından düzenlenen 24/06/2022 tarihli ... sayılı 3.000.000 TL bedelli teminat mektubunın bedelsiz kaldığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davanın, davacının taraflar arasında yapılmış bayilik sözleşmesinden kaynaklı borçlu olmadığının tespiti adına davacı tarafından ikame edildiğini, TTK'nın 5/A maddesi gereğince, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olduğunu, dava şartının yerine getirilmemiş olması nedeniyle davanın usulden reddini; Mahkeme aksi kanaate ise davacı tarafa Hukuk Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Arabuluculuk Son Oturum Tutanağının sunulması için kesin süre verilmesini, sunulmaması halinde ise davanın usulden reddine karar verilmesini, taraflar arasındaki delil sözleşmesi hükümleri doğrultusunda eldeki dava bakımından sadece müvekkili şirket kayıtlarının dikkate alınması gerektiğini ve bu anlamda yargılamanın da uzamaması adına taraf teşkili sağlandıktan sonra beklenilmeksizin müvekkili şirket kayıtları üzerinde, bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmesini, ülkemizde 1992 yılında uluslararası enerji şirketi ... S.A.’nın bünyesinde faaliyet göstermeye başlayan ... İstasyonları'nın, Mart 2020 tarihinde devir alım süreci tamamlanarak ...
(" ... ") bünyesinde faaliyet göstermeye başladığını, bir başka anlatımla müvekkili şirketin Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu nezdinde akaryakıt dağıtıcı lisansına sahip bir ... iştiraki olduğunu, müvekkili şirketin "... A.Ş." olan unvanının ise "... A.Ş." olarak değiştiğini ve unvan değişikliğinin 03.12.2019 tarihli 9964 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiğini, davacının dava dilekçesinde belirtmiş olduğu üzere, tapunun İstanbul, ... İlçesi, ... Mevkii, 4. Pafta, ... parselinde kayıtlı bulunan taşınmaz üzerinde kurulu bulunan İstasyon'un, ... tarafından müvekkili şirketin bayisi sıfatı ile işletilmesine yönelik olarak taraflar arasında 06.10.2020 tarihli Sözleşme akdedilmek sureti ile bayilik ilişkisi kurulduğunu, müvekkili şirketin, taraflar arasında akdolunmuş olan bu sözleşmeler kapsamında üzerine düşen edimleri eksiksiz ve sürekli olarak yerine getirdiğini, buna mukabil davacı ...' ün Karşıyaka 5. Noterliği vasıtası ile göndermiş olduğu 03.07.2023 tarihli Fesih İhtarnamesi ile taraflar arasındaki tüm sözleşmeleri haksız bir şekilde feshettiğini, işbu fesih ihtarnamesi incelendiğinde, davacı ...'ın fesih nedeni olarak, eldeki dava dilekçesinde yer alan iddialarına dayanmakta olduğunun görüleceğini, ancak işbu fesih ihtarnamesinde ve de dava dilekçesinde yer alan tüm iddiaların haksız ve mesnetsiz olduğunu, nitekim ...'ün kendisine ödenmemiş olduğunu iddia etmekte olduğu bu bedellerin tamamının hattı zatında, sözleşme hükümleri doğrultusunda, ...'ün, müvekkili şirket tarafından ... adına düzenlenmiş olan 25.12.2020 tarih ve ... numaralı fatura da dahil olmak üzere, müvekkili şirket nezdinde olan sair borçlarına mahsup sureti ile ...'e ödenmiş olduğunu, bu hususun taraflar arasındaki cari hesap incelendiğinde açıkça görülebileceğini, davacı tarafın 26.10.2020 tarihli Sözleşme'nin 5.1.a ve 5.1.b maddelerine konu borç tutarlarının kendisine ödenmemiş olduğuna yönelik iddialarının haksız ve mesnetsiz olduğunu, müvekkili şirket tarafından keşide edilmiş olan cevabi ihtarnamede de belirtilmiş olduğu üzere, müvekkili şirket tarafından yapılan araştırmalar sonucunda 2022 Temmuz ila 2023 Mart dönemleri arasında sehven kar marjı oranının %50 olarak uygulandığının tespit olunduğunu, müvekkili Şirket tarafından, davacı tarafça hataya konu faturalara herhangi bir itiraz edilmemiş olmasına rağmen tamamen iyiniyetli bir şekilde, düzeltilmiş ve davacı tarafın hak kaybına uğramaması adına sehven kar marjının %50 oranında uygulanmış olduğu aylar bakımından davacı taraftan fark faturası düzenlemesinin kendisinden talep edildiğini, müvekkili şirket tarafından ...'e, mevzuata aykırı hiçbir maliye kalemi yansıtılmadığını, ...'e yansıtılmakta olan bedellerin 05.11.2020 başlangıç tarihli İstasyonlu (Akaryakıt) Bayilik Sözleşmesi'nde yer aldığını ve bunların bahse konu EPDK kararına uygun olduğunu, taraflar arasında yapılan 06.10.2020 tarihli Sözleşme'nin "Tanımlar" başlıklı maddesinde, "En Yakın Rafineri" ve "İkmal Noktası" olarak açık bir şekilde ... olarak kararlaştırılmış bulunduğunu beyanlarla davacı ...'ün gerek fesih ihtarnemesi gerekse de dava dilekçesinde ileri sürmekte olduğu iddialarının tümünün haksız ve mesnetsiz olduğunu, hattı zatında, davacı ...'ün taraflar arasındaki sözleşmeleri fesih etmesindeki asıl amacının yeni bir dağıtıcı şirket ile sözleşme imzalayabilmek olduğunu, müvekkili şirket ile arasında yer alan sözleşmelerin feshi ertesinde bu amacını hiç zaman kaybetmeksizin gerçekleştirdiğini, buna mukabil davacı ...'ün yapmış olduğu bu haksız feshe bağlı olarak müvekkili şirket nezdinde çok ciddi zararlara sebebiyet verdiğini, bu minvalde, Mahkeme tarafından teminat mektubunun paraya çevirilmemesi bakımından verilmiş olan ihtiyati tedbir kararının da bu haksız fesih karşısında müvekkili şirket nezdinde ortaya çıkan zararları malesef ki artıracak mahiyette olduğunu, davacı tarafından açılmış olan bu haksız ve mesnetsiz bu davanın tamamen reddini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Dosya kapsamındaki dava dilekçesi ve ekleri, alınan bilirkişi kök ve ek raporu ile dosyanın tümü hep birlikte incelenmiştir.
... Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne yazılan müzekkereye cevap verildiği, taraf şirketlerin mükellef sicil kayıtlarının gönderildiği anlaşılmıştır.
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu Başkanlığı'na yazılan yazıya cevap verildiği, yazı ekinde taraflar arasında imzalanan 05/1 1/2020 başlangıç tarihli ve 5 yıl süreli akaryakıt bayilik sözleşmesive söz konusu sözleşmenin feshini bildiren fesih ihbarnamesi gönderilmiştir, ayrıca taraf şirketlerine ait bayiilik lisans sözleşmesine ilişkin bilgi verildiği görülmüştür.
Mahkememizce 14/07/2023 tarihli ara karar ile "Dayanılan sözleşme ve sözleşme kapsamındaki teminat mektubu ile sunulan belgeler uyarınca yaklaşık ispat koşulunun oluştuğu anlaşılmakla tedbir talep edenin ileride telafisi güç zararlarının önlenmesi adına mahkememizce takdiren tedbiren paraya çevrilmesinin önlenmesi talep olunan teminat mektubunun miktarı göz önüne alınarak tedbire konu teminat mektubu miktarı olan 3.000.000,00.-TL üzerinden %15 teminatı davacının yatırması kaydıyla tedbir talebinin kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm fıkrası tesis kılınmıştır." gerekçeleriyle davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebin kabulüne karar verilmiştir. Davalı vekilince verilen tedbir kararına itiraz edilmesi ile dosyada mürafaa duruşması yapıldığı, mahkememizce 18/08/2024 tarihli tedbire itiraza ilişkin ek karar yazıldığı, davalı vekilince ek kararın İstinaf edilmesi üzerine, dosyanın İstinaf incelemesine gönderildiği görülmüştür. ... Mahkemesi ... Hukuk Dairesi'nin 2023/... Esas, 2023/... Karar sayılı ilamı ile; "Somut olayda, tedbir talep eden tarafından davalıya karşı sözleşmede yükümlendiği edimlerini tam ve eksiksiz yerine getirilip getirilmediği, bu surette teminat mektuplarının karşılıksız kalıp kalmadığı yargılama sonucu belirlenebileceğinden ve davacının bu iddiaları yönünden yaklaşık ispatın dosyada mevcut delil durumuna göre gerçekleşmediği anlaşılmakla, ilk derece mahkemesinin tedbirin kabulüne ilişkin kararında ve itirazın reddi kararında isabet bulunmamaktadır. Diğer taraftan, kabule göre ise davalı tarafın tedbire itiraz dilekçesinde ileri sürmüş olduğu HMK'nın 395. maddesinin değerlendirilmemiş olması da isabetli görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.2 ve 394/son maddeleri uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ihtiyati tedbire vaki itirazın reddine dair ek kararının kaldırılarak itirazın kabulüne ve ihtiyati tedbirin kaldırılmasına dair aşağıdaki karar verilmiştir. " gerekçeleriyle verilen ihtiyati tedbirin kaldırılmasına karar verildiği görülmüştür.
23/11/2023 tarihli celsede dava konusu uyuşmazlık yönünden bilirkişilerden rapor aldırılmasına karar verilerek bilirkişiler MM Hüdai Bal, Sektör Uzmanları Hızır Yılmaz Abdurrahmanoğlu, Nitelikli Hesap UzmanıMurat Oruç tarafından düzenlenen heyet raporunda sonuç olarak ve özetle;
"Davacı/Davalı tarafından düzenlenen/alınan faturaların Davacı / Davalı tarafin Yasal Defterlerinde yer aldığı, defterlerin yasaların emrettiği şekilde tutulduğu, Faturalarla ilgili Mali idareye yapılması gereken bildirimlerin süresinde yapıldığı, belgelerin kaydedildiği, Davacı / Davalı tarafın Açılış ve kapanış kayıtlarının Kanun öngördüğü süreler içinde yaptığı, Davacı / Davalı lehine delil olma kuvvetine sahip olduğu kararın mahkemeye ait olacağı,
Dava taraflarınca davaya konu olarak tarafımızla paylaşılan belgeler de 2022 sonu itibari ile tarafların Cari Hesaptan kaynaklı MUTABIK oldukları, Cari Hesaptan kaynaklı farkın nedeninin 2023 yılı Kanuni Defterlerde yer alan Mali kayıtlar oluştuğu, Davalı tarafın defter ve kayıtlarının TDHP uygun olduğundan Davalı kayıtları dikkate alınarak değerlendirme yapılmıştır.
Davacı kayıtları dikkate alınması durumunda, Davalı mali kayıtlarında (13.07.2023 tarihli Davalının düzenlediği 4.000.000.- TL değerindeki cezai şart faturası yok kabul edilirse / Davacı kayıtlarında olmadığından) Davacının Alacaklı olduğu Temmuz 2023 sonu itibari ile Davacının kendi mali kayıtlarında çok yüksek tutarda Davalı tarafa Borçlu olarak yer almaktadır.
Sayın Mahkemenin talep ettiği “Davacının 03.07.2023 tarihi itibariyle davalı şirkete bayilik sözleşmelerinden kaynaklı borcunun olup olmadığı” konusunda da; Davacının, Davalı tarafa Toplam Borcu (Cari Hesap / 563.750,27 TL + Senet / 350.000.- TL + Senet / 318.009 TL=) 1.231.759,27 TL'dir.
Davacının Davalı tarafa Borcu Karşılığında 3.000.000.- TL değerinde BankaTeminat Mektubu bulunmaktadır.
Sektörel değerlendirmede Davacı tarafından sözleşmenin feshi için haklı sebeplerin oluşmadığı, taraflar arasında akdedilen 26.10.2020 tarihli sözleşmenin cezai şart başlıklı 9. Maddesinde haksız fesihle ilgili 4 Milyon TL cezai şartın ödeneceği belirtilmiştir.
“Sektörel İnceleme” başlığı altında ulaşılan sonuç doğrultusunda taraflar arasındaki sözleşme uyarınca da sözleşmenin feshine yönelik davacı vekilince beyan edilen ve sözleşmenin 5.1.a ve 5.1.b maddelerine konu Bayinin vereceği vadeli Senet karşılığı, Ana Dağıtım firmasının faizli olarak vereceği Finansal Destek” işlemini yerine getirmediği gerekçeleri, bahsi geçen maddeler incelendiğinde ve mali değerlendirmeler ışığında: Davalının şirket nezdinde oluşacak borçlarına karşı davacının cari hesap ilişkisinde mahsuplar yapabileceğinden hareketle feshin haksız olduğunun kabul edilebileceği,
Taraflar arasında imzalanan 26.10.2020 tarihli Sözleşme'nin 5.3. Maddesinde yakıtkart isimli elektronik satış sistem ile yapılan satışlara konu kar marjının %55'inin davacıya %45'inin davalıya ait olacağı kararlaştırılmış olmasına rağmen, davalının sözleşme hükmüne aykırı davrandığı; Muhterem Mahkeme, davacı ... tarafından 13.04.2023 tarihinde "marj iade fark bedeli" açıklaması ile 150.401,89 TL bedelli ve ... nolu fatura keşide edilmesi sebebiyle, davalının sözleşmeye aykırı davranıştan bahsedilemeyeceği kanaatinde ise, feshin haksız olduğunun ifade edilebileceği,
Feshin haklı sebebe dayandığı kanaatine ulaşıldığından, davalının cezai şart talebinde bulunamayacağı; sözleşmenin teminatı olarak verilen bono ve teminat mektuplarının, taraflar arasında başkaca bir cari hesap ilişkisi bulunmuyorsa, davacıya iadesinin gerekeceği,
Sektörel değerlendirmede fesih gerekçeleri tek tek incelendiğinde haklı fesih için yeterli gerekçelerin oluşmadığı ve feshin haksız olduğu,
Sözleşme ilişkisinin haksız olarak feshedildiği kanaatinde olunması durumunda, davalının uğradığı zararlar yönünden talepte bulunmasının mümkün olduğu; buna karşın Muhterem Mahkemece sözleşmenin feshinin haklı sebebe dayandığı kanaatinde olunması durumunda ise, davalının sözleşmenin feshi sebebiyle zararlarının tazmini yönünden talepte bulunmasının mümkün olmadığı tespit, değerlendirme ve kanaatine varılmış olmakla birlikte, yapılan değerlendirmeler sadece usul ekonomisine hizmet etme amacı taşımaktadır, herhangi bir şekilde hukuki görüş beyanı içermemektedir." ifadeleriyle görüş ve kanaat bildirilmiştir.
Bilirkişi raporu taraf vekillerine tebliğ edilmiştir. Taraf vekillerince bilirkişi raporuna karşı beyan ve itiraz dilekçeleri ibraz edilmiştir.
04/06/2024 tarihli celsede taraf vekillerinin bilirkişi raporuna karşı itiraz ve beyan dilekçeleri değerlendirilmek üzere bilirkişilerden ek rapor aldırılmasına karar verilmiş, bilirkişi heyeti ek raporunda neticeten;
"Tarafların “İade Yatırım Destek Prim Bedeli” faturası DAHİL, Aralık 2020 ayı itibari ile 48 adet belge ve 4.718.245.- TL'da mutabık oldukları,
Davacının bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde yer verdiği, Davalı tarafından düzenlenen 25.12.2020 tarih ... nolu, “İade Yatırım Destek Prim Bedeli” açıklamalı Ana para 3.099.225,42 TL tutarı ve belgeyi Mali idareye BA formu ile beyan ettiği tespit edilmiştir.
Davalı taraf 2022/Şubat -2022/Ağustos döneminde 942,5 faiz oranı haricinde oran uygulamış olup, Davacıdan fazla uygulanan oranlar için yine 2022 yılında 11.10.2022 tarihinde ... fatura ile KDV dahil 12.378,57 TL'a iade fatura alarak ve sonraki dönemde de *42,5 vade farkı uygulayarak sözleşmeye uygun hareket ettiği tespit edilmiştir.
2018 yılı global dünya krizi sonrasında Ülkemizde Aralık 2020 sonrasında adı konmamışsa da ekonomik konjonktürde paraya erişim zorlaşmış ve bunun doğal sonucu olarak da erişilebilecek para içinde belirlenen faiz oranlarında yukarı yönlü ivmeye dönülmüştür. Sözleşmelerde yazılı olan vade farkları o tarihte geçerli olan paraya erişim faiz oranları bilinerek sözleşmelerde belirlenmektedir. Sonraki süreçte yaşanabilecek + yada - faiz oranları her zaman yaşanması kaçınılmaz sonuç olarak ortaya çıkmaktadır. Günümüzde paraya erişim maliyetinde ciddi artış söz konusudur." şeklinde görüşte bulunulduğu, taraf itirazlarının tartışılarak ek raporun dosyaya ibraz edildiği görülmüştür.
Bilirkişi ek raporu taraf vekillerine tebliğ edilmiştir. Taraf vekillerince bilirkişi ek raporuna karşı beyan ve itiraz dilekçeleri sunulmuştur.
Mahkememizce yapılan yargılama, taraf iddia ve savunmaları, alınan bilirkişi kök ve ek raporları ve tüm dosya kapsamına göre; açılan dava, taraflar arasında imzalanan 05/11/2020 başlangıç tarihli ve 5 yıl süreli akaryakıt bayilik sözleşmesi, otogaz bayilik sözleşmesi ile ekinde imzalanan sözleşmelerin teminatı olarak davalı şirkete teslim edilen 24/06/2022 tarihli ... sayılı 3.000.000 TL bedelli teminat mektubu ve anılan sözleşmeler uyarınca borçlu olunmadığının tespitine yönelik menfi tespit davasıdır.
Taraflar arasındaki ihtilafın; Taraflar arasında münakit 06/10/2020 tarihli, 05/11/2020 başlangıç tarihli, 04/11/2020 tarihli Akaryakıt Bayiilik ve Lpg (Otogaz) Bayilik Sözleşmeleri uyarınca davacının feshinin haklı ve hukuka uygun olup olmadığı, davacının 03/07/2023 tarihi ve dava tarihi itibariyle davalı şirkete bayiilik sözleşmelerinden kaynaklı borcunun olup olmadığı, ... Bankası .../İstanbul Şubesi tarafından düzenlenen 24/06/2022 tarihli, 3.000.000,00.-TL bedelli teminat mektubunun bedelsiz kalıp kalmadığı noktalarında toplandığı görülmüştür.
Dosyada mevcut belgelerden taraflar arasında 06.10.2020 başlangıç tarihli 04.11.2020 tarihli Akaryakıt Bayilik ve LPG (Otogaz) Bayilik Sözleşmesi akdedildiği, sözleşme ilişkisinin devam etmesini müteakip davacının imzalanan sözleşmenin 5.1.a. maddesine göre sözleşmede belirtilen 5 adet bononun davalı şirkete teslim edilmesi sonrasında istasyon satış faaliyetlerinin gerçekleştirilmesi için müvekkili şirkete 3.657.088 TL tutarında borç verileceği, yine sözleşmenin 5.1.b. maddesine göre sözleşmede belirtilen 75 adet bononun davalı şirkete teslim edilmesi karşısında istasyon teknik yatırımlarının geliştirilmesi için 750.000 TL borç verileceği, borcun banka havalesi ile müvekkili şirket hesabına gönderileceği kararlaştırılmış olması ve davalı şirkete teslim edilen bonoların müvekkili şirket tarafından gününde ödenmesine rağmen söz konusu ödemelerin şirket hesabına gönderilmediği ve sözleşmenin 5.1.a ve 5.1.b maddelerine konu bayinin vereceği vadeli senet karşılığı, Ana Dağıtım firmasının faizli olarak vereceği Finansal Destek işlemini yerine getirmediği sebepleriyle Karşıyaka 5.Noterliği'nce düzenlenen fesihname ile taraflar arasında akdedilen sözleşmenin davacı tarafça feshedildiği anlaşılmıştır.
Bilirkişi heyetinin sektörel inceleme kısmında da davacı tarafın fesih iddiaları ayrı ayrı değerlendirildiğinde;
- Davacı tarafın, taraflar arasında imzalanan 26.10.2020 tarihli sözleşmenin 5.1.a ve 5.1.b.maddelerinde bahsedilen ödemelerin yapılmadığı iddiası açısından; mali değerlendirme kısmında bahsedildiği üzere 5.1.a ve 5.1.b. maddelerinde bahsedilen ödemelerin tamamının tarafların cari hesap hareketlerinde yer aldığı görülmektedir. Dolayısıyla davacı tarafından bu sebep öne sürülerek belirtilen fesih gerekçesi sektörel açıdan makul gözükmemiştir.
-Davacı tarafça; yakıtkart sistemiyle yapılan satışlarda 26.10.2020 tarihli sözleşme 5.3 maddesi gereğince toplam kar marjının %55'inin bayide kalması gerekirken mevzuata aykırı şekilde kar marjının %50-%50 olarak uygulandığı belirtilmiştir. Ancak Temmuz 2022 ile Şubat 2023 tarih aralığında davalı tarafından kar marjı paylaşımına ait davacı taraftan 127.459,23 TL+ KDV tutar kadar fatura alınarak hatalı işlemin düzeltilmiş olduğu, davacının faturasını düzenleyerek ilgili tutarı davalıdan tahsil/mahsup ettiği cari hesap ekstresinde yer almakla davacının bu yöndeki fesih gerekçesi de uygun bulunmamıştır.
- Yine davacı tarafça; taraflar arasındaki kar paylaşım esaslarında mevzuata aykırı maliyet eklendiği ve sözleşmede belirtilenden farklı Tüpraş ikmal noktasının baz alındığı belirtilmiştir. Taraflar arasında akdedilen sözleşmelerde en yakın rafineri ve ikmal noktası olarak ... olarak belirlenmiştir. Davacı firmanın (dava dilekçesinde İzmir olarak ifade edilmekle) ... fiyatının baz alınması gerektiği iddiasını sözleşmesel açıdan destekleyecek bir evrak dava dosyasında görülmemiştir. İstanbul Avrupa Yakası'nda yer alan istasyon, bu bölge yer alan diğer istasyonlarda olduğu gibi akaryakıt ikmalini Marmara Ereğli'sinden yapmaktadır. Fiyatlamanın Marmara Ereğli fiyatı baz alınarak yapılmasında mevzuat açısından sakınca bulunmamaktadır. EPDK Kurul Kararında en yakın rafinerinin baz alınması gerektiğinin ifade edilmiştir. Bayi lehine olan diğer rafinelerin baz alınmasında mevzuat açısından bir engel olmamakla birlikte bu durumun taraflar arasında yer alan sözleşmede açıkça belirtilmesi gerekmektedir. Oysa taraflar arasındaki sözleşmedeki fiyatlamanın Marmara Ereğlisi'ne göre yapılacağı açıkça belirtilmiştir. Bu nedenle ikmal noktası açısından davacının haklı fesih gerekçesi bulunmamaktadır.
-Taraflar arasında sözleşmelerde geciken ödemeler için aylık %2,5 vade maliyetinin uygulanacağı belirtilmiştir. Sektör bilirkişisinin görüşüne göre, sektörel uygulamalarda genelde aylık maliyetler, sözleşmelerin imzalandığı dönemde rakam olarak belirtilir fakat bu oranların piyasa faiz oranlarına göre revize edilebileceği belirtilmektedir. Fakat dava konusu olayda taraflar arasındaki sözleşmelerde aylık vade maliyetinin değişken olabileceğine dair bir ibare bulunmamaktadır. Bunun yanında bayinin son ürün alım faturaları incelendiğinde fatura altında gecikme faizinin aylık %5 olarak uygulanacağı yazmaktadır. Bu durum bayinin her ürün ikmalinde gecikme yaşanması durumunda bayiye uygulanacak faiz oranın bayiye bildirilmesi olarak da yorumlanabilir. Davacı tarafından EK-7 olarak sunulan fatura açıklamasında aylık gecikme faizi %5 olarak uygulanır şeklinde yazan matbu açıklama faturada %5 vade farkı uygulandığı anlamına gelmemektedir. Davacı tarafın aylık %5 vade farkı uygulandığına dair iddiasına yönelik bir faturaya rastlanmamıştır. Kesilen vade farkı tutarları anapara tutarlarını göstermediğinden hareketle sadece vade farkına denk gelen tutarlar bu faturalarda görülmektedir. Davacı tarafın gecikmelere ilişkin %5 vade farkı uygulandığına dair net ispatına dava dosyasındaki evraklardan ulaşılamamıştır. Diğer taraftan aylık %5 vade farkı uygulandığı senaryoda da bayiye kesilen faturalarda gecikmelerde %5 gecikme faizi yazmaktadır. Kesilen vade farkı tutarları kesildiği anda itiraz edilmeden kabul edilmiştir. Fatura döneminde faturaya itiraz edilmemiş sözleşme fesih sürecinde bu durumdan bahsedilmiştir. Bütün bunların yanında sözleşmelerde ise aylık vade farkının %2,5 olarak uygulanacağı belirtilmektedir. Açıklanan nedenlerle, davacı tarafın %5 vade farkı uygulandığına dair net ispatı olmaması ve kesilen faturaları fatura döneminde kabul etmiş olmasından hareketle davacı tarafın sözleşmeyi feshetmesi sektörel açıdan haklı fesih gerekçesi olarak kabul edilmemiştir.
Neticeten mahkememizce yapılan yargılama neticesinde; Alanında uzman bilirkişi heyetince düzenlenen bilirkişi kök ve ek raporları birlikte incelenip değerlendirildiğinde, taraflar arasındaki sözleşme uyarınca da sözleşmenin feshine yönelik davacı vekilince beyan edilen ve sözleşmenin 5.1.a ve 5.1.b maddelerine konu Bayinin vereceği vadeli Senet karşılığı, Ana Dağıtım firmasının faizli olarak vereceği Finansal Destek” işlemini yerine getirmediği gerekçeleri, bahsi geçen maddeler incelendiğinde ve mali değerlendirmeler ışığında: Davalının şirket nezdinde oluşacak borçlarına karşı davacının cari hesap ilişkisinde mahsuplar yapabileceğinden hareketle feshin haklı olarak yapılmadığı kanaatine varılmıştır.
Tarafların ticari defterlerinin mali müşavir bilirkişi tarafından incelenmesi neticesinde de; Davacı ve davalı tarafından düzenlenen/alınan faturaların davacı / davalı tarafın yasal defterlerinde yer aldığı, defterlerin yasaların emrettiği şekilde tutulduğu, faturalarla ilgili mali idareye yapılması gereken bildirimlerin süresinde yapıldığı, belgelerin kaydedildiği, davacı / davalı tarafın açılış ve kapanış kayıtlarının kanun öngördüğü süreler içinde yaptığı, bu halde tarafların ticari defterlerinin kanuna uygun tutulduğu, tarafların 2022 yılı sonu itibari ile tarafların cari hesaptan kaynaklı mutabık oldukları, cari hesaptan kaynaklı farkın nedeninin 2023 yılı kanuni defterlerde yer alan mali kayıtlar oluştuğu, davalı tarafın defter ve kayıtlarının TDHP uygun olduğundan davalı kayıtları dikkate alınarak değerlendirme yapıldığı, davacı kayıtları dikkate alınması durumunda ise, davalı mali kayıtlarında (13.07.2023 tarihli davalının düzenlediği 4.000.000.- TL değerindeki cezai şart faturası davacı kayıtlarında olmadığından yok kabul edildiğinde davacının alacaklı olduğu Temmuz 2023 sonu itibari ile davacının kendi mali kayıtlarında davalı tarafa Borçlu olarak yer aldığı, davacının 03.07.2023 tarihi itibariyle davalı şirkete bayilik sözleşmelerinden kaynaklı borcunun olup olmadığı açısından yapılan değerlendirmede; davacının, davalı tarafa toplam borcunun (Cari Hesap / 563.750,27 TL + Senet /350.000.- TL + Senet / 318.009.- TL=) 1.231.759,27 TL, davacının davalı tarafa borcu karşılığında 3.000.000.- TL değerinde banka teminat mektubu bulunduğu anlaşılmıştır.
Her ne kadar davalı vekilince, TTK'nın 5/A maddesi gereğince, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olduğu, dava şartının yerine getirilmemiş olması nedeniyle davanın usulden reddi gerektiği ifade olunmuş ise de; dava tarihi itibariyle, menfi tespit davalarında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olmadığından bu yöndeki itiraza itibar edilmemiştir.
HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden;
1-Davacının davasının REDDİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60.-TL karar ve ilam harcının, peşin harç olarak yatırılan 51.232,50.-TL'den mahsup edilerek fazla yatırılan 50.804,90.-TL harcın davacıya iadesine,
3-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 384.000,00.-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Karar kesinleştiğinde yatırılan ancak kullanılmayan gider avansının yatıranlara iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, (davacı vekili e-duruşmayla katılmakla) kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (... Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 24/10/2024
Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır