T.C.
İSTANBUL
19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2023/475 Esas
KARAR NO: 2024/483
DAVA: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ: 04/08/2023
KARAR TARİHİ: 01/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; .... İcra Müdürlüğü 2023/... E. numaralı dosyasına, borçlular tarafından sunulan borca itiraz dilekçeleri; haksız olduğunu ve alacağının tahsilini önlemeye yönelik olduğunu, müvekkil şirketin, ... no'lu Nakliyat Abonman Sözleşmesi (sefer Bildirim Esaslı) ve ... no'lu Emtia Nakliyat Sigorta Poliçesi
ile sigortalı ... SANAYİ VE DIŞ TİC. A.Ş dava konusu olaya ilişkin nakliye rizikolarına karşı sigortalandığını, Sigortalı ... SANAYİ VE DIŞ TİCARET A.Ş. firmasının Slovakya’ da yerleşik müşterisi ... firmasına 19.08.2022 tarih ve ... sayılı fatura muhteviyatı olan toplam 20 palet, 22.000 kg ağırlığında ... emtia sattığını, ilgili emtianın Kocaeli / Türkiye – Bratislava / Slovakya arası karayolu nakliye işi Davalı ... A.Ş . firmasına verildiğini, davalı nakliyeci tarafından bu hizmet için 19.08.2022 tarih ve ... sayılı nakliye faturası düzenlediğini, nakliyeci firma ilgili taşıma işini ... firmasına forward ettiğini, fiili nakliye ... plaka sayılı çekici ve ... plaka sayılı dorse ile gerçekleştiğini, alt taşıyıcı ... firması tarafından 19.08.2022 tarih ve ... sayılı CMR belgesi düzenlediğini,
tahliye fotoğraflarında; ön kısımda ve orta kısımda bulunan 2 adet octabin kutularının, kartonların birleşim yerinden ayrıldığını, içerisinde bulunan emtianın büyük kısmının döküldüğünü ve nakliye sırasında saçılmış olduğunu, 2 kutudaki emtianın neredeyse tamamının zayi olduğunun tespit edildiğini,
dava konusu hasarın meydana gelmesinde; davalı üst taşıyıcı (navlun faturası kesen) ... şirketinini taşıyıcı olarak ve diğer davalı ... Sigorta'nın ise taşıyıcının sigortacısı olarak sorumluluğu söz konusu olduğunu, dava konusu hasar sonrası yapılan ekspertiz çalışmalarına göre hasar miktarının 99.963,20-TL olduğunu, söz konusu hasarı sebebi ile; müvekkili şirket sigortalısına, 99.963,20-TL tazminat ödemesi yapıldığını, ekli ödeme dekontuna istinaden anılan ödeme ile müvekkili şirketin, Türk Ticaret Kanunu m. 1472 (1) uyarınca sigortalısının dava ve talep haklarının halefi olduğunu, ayrıca ekte sunulan İbraname / Temlikname uyarınca TBK temlik hükümlerine göre ödenen tutar talep edildiğini bildirip, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile; borçluların .... İcra Müdürlüğü 2023/... Esas sayılı dosyasından gönderilen ödeme emrine karşı yaptığı haksız itirazların iptaline karar verilmesini, asıl alacağa faiz işletilmesine ve takibin devamına karar verilmesini, haksız itiraz eden borçlular aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, karar verilmesini, tüm yargılama giderleri ile avukatlık ücretlerinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşımacılıkta, Türkiye'de bulunan ... San. Ve Dış Ticaret isimli şirket tarafından, Slovakya'da bulunan ... isimli şirkete 20 Palet EPS Genleşebilir Polistiren emtiası sattığını, göndericisi ... ve Alıcısı ... olan 20 palet EPS Genleşebilir Polistiren emtiasının, Slovakya'ya taşıma organizasyonu için müvekkili ... şirketi ile anlaşma sağlandığını, müvekkili şirket de fiili taşıma için ... şirketini görevlendirildiğini, bu taşıma kapsamında emtia Türkiye'den ... plakalı araca yüklendiğini ve Slovakya'ya doğru yola çıktığını, dava konusu taşıma uluslararası taşıma olup CMR Konvansiyonu hükümleri uygulanması gerektiğini, T.C. Anayasası'nın 90. maddesinin son fıkrası hükmünde "Usulüne uygun yürürlüğe konulmuş Milletlerarası Antlaşmalar kanun hükmündedir." düzenlemesi mevcut olduğunu, TTK'nın taşımaya ilişkin hükümleri yürürlükte olsa dahi uluslararası taşımalar bakımından bir iç hukuk kuralı haline gelen CMR Konvansiyonu'nun öncelikli olarak uygulanması gerektiğini, CMR Konvansiyonu iç hukuk hükmünde olduğunu, dava konusu hasar için CMR Konvansiyonu hükümleri uygulanması gerektiğini,
davacının davasının ve hasar ödemesinin dayanağı olan, alıcıya yaptığını iddia ettiği ödemeye ilişkin dosyaya herhangi bir ödeme dekontu sunulmadığını, davacının hasara ilişkin ödeme yapıp yapmadığı ve doğru kişiye ödeme yapıp yapmadığını tetkik edemediklerini, ayrıca sorumluluk kapsamında ödeme yapılmamış ise ex gratia yani lütuf ödemesi yapılmış olup lütuf ödemesi yapan şirketin rücu hakkı bulunmadığını, davacı tarafın, dosyaya herhangi bir ibraname/temlikname sunmadığını, ayrıca davacı yanın taraf sıfatını ispatlayabilmesi için sadece ibraname yeterli olmadığını, hasar tazminatının ödendiğine ilişkin banka dekontunu veya muhasebe kayıtlarını mahkemeye sunması gerektiğini, davacı aktif dava ehliyetinin bulunduğunu ispatlaması gerektiğini, bu nedenlerle husumet itirazımızı olduğunu, hasar miktarının yüksek olduğunu ve ispatlanması gerektiğini, öncelikle hasar miktarına ve kusur durumuna itiraz ettiğini, talep konusu yapılan alacak bedelinin nasıl oluşturulduğunun, şayet var ise hasarlı emtianın sovtaj değerlendirilmesine tabi tutulup tutulmadığının anlaşılamadığını, hasarlanan mala ilişkin gerçek bir tespit yapılmadığını, şayet var ise ne kadar malın hasarlandığı ve ne kadarının kurtarıldığının dosyaya sunulması ve hasar miktarının ispatlanmasının gerektiğini, bu nedenle hasar miktarına ve kusura itiraz ettiklerini, müvekkili şirketin ... taşıma organizasyonunu yaptığını ve emtianın Slovakya'ya taşımnması için ... ile anlaşma sağladığını, taşımayı yapacak lisanslı, taşımaya uygun aracı olan doğru fiili taşıyıcıyı bulduğunu, müvekkili şirketin taşımacılık hizmeti sürecinde üzerine düşen dikkat ve özen ve sorumluluğu yerine getirdiğini,
Müvekkilinin ... şirketinin sorumluluğu bu taşıma organizasyonununda TTK 5. Kitap 6. Kısım 928.md'ye göre belirlendiğini, Kanun taşıma işleri komisyonculuğu faaliyetini TTK 918/I-b bendinde tarif ettiğini, taşıma işleri komisyoncusu eşyanın taşıtılma borcunu yüklenmektedir ve bundan ötürü taşıma işinin örgütlenmesini ve özellikle taşıma işinin fiilen gerçekleştirecek taşıyıcıyı seçtiklerini, müvekkilinin bu anlaşma kapsamında taşıyıcının seçiminde basiretli bir tacir olarak tedbirli davrandığını, emtiayı hiçbir zaman zilyetliğinde bulundurmadığını, müvekkili şirketin taşıma işleri komisyoncusu olup fiili taşımayı gerçekleştirmediğini,
müvekkilinin ... Sigorta A.Ş diğer davalı ... şirketini taşıyıcı sorumluluk poliçesi ile sigortaladığını, ... Sigorta A.Ş'nin sorumluluğunun poliçe teminatı ile sınırlı olduğunu, yine sigortacının sorumluluğundan bahsedebilmek için hasardan sigortalısının sorumluluğu ve kusurunun bulunması gerektiğini, Sigortalı ...'in sorumluluğunun bulunmadığı noktada sigortacı ... Sigortanın da herhangi bir sorumluluğunun olmadığını, kusuru ve hasarı kabul anlamına gelmemekle birlikte, müvekkil şirket FFL Taşıyıcı Sorumluluk Poliçesi düzenlediği için ancak sigortalısının hukuken hasardan sorumlu olduğu oranda teminat kapsamında sorumlu olduğunu, davacı tarafın haksız ve mesnetsiz icra inkar tazminatı talebinin reddinin gerektiğini, davacının alacağı kesinleşmiş, belirli bir alacak olmadığını, dava konusu tazminat talebi yargılamaya muhtaç bir alacak olup likit olmadığını, müvekkili şirketin kusuru, tarafların sorumluluğu ve tazminat miktarı yargılama sonucu tespit edileceğini bildirip, bu nedenle davacı tarafın icra inkar tazminatı haksız ve mesnetsiz olup reddini talep ettiğini, davacının haksız bu talepleri nedeniyle %20 den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini, davacı tarafın delillerini asılları ile birlikte sunmasına ve tarafına tebliğine ve karşı delil ve ek cevap hakkının saklı tutulmasına karar verilmesini, husumet itirazlarının kabulüne karar verilmesini, haksız, yasal dayanağı olmayan ve müvekkilinin kusuru bulunmayan fahiş talep ve tutarını havi davanın esastan reddine, karar verilmesini, haksız ve hukuki mesnetten yoksun icra inkar tazminatının reddi ile davacı yan aleyhine %20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatına yükletilmesine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
Davalı ... Sigorta Anonim Şirketi'ne müzekkere yazılarak hasar dosyasının ve sigorta poliçesinin gönderilmesinin istenilmiştir.
.... İcra Dairesi'ne müzekkere yazılarak 2023/... esas sayılı dosyasının gönderilmesi istenilmiştir.
25/03/2024 tarihinde Kimya Mühendisi, Nitelikli Hesaplama Uzmanı vasıtasıyla bilirkişi raporu dosyaya sunulmuştur.
GEREKÇE:
Dava, ödenen sigorta tazminatının kusurlu kişiye rücu talepli icra takip dosyasında itirazın iptali istemine ilişkindir.
İcra İflas Kanunu’nun 67. maddesine göre takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkûm edilir.
İtirazın iptali davalarında dava konusu farklı sebeplere dayanabileceği için görev ve yetki hususu, dava konusunun niteliğine göre HMK ve özel kanunlar çerçevesinde gözetilmesi gerekir.
İtirazın iptali davaları, icra takibine bağlı davalar olup, takibe dayanak belgelere bağlı olarak yargılama yapılır. Yargıtay HGK’nun 11/02/2020 tarih, 2017/19-2076 E. ve 2020/117 K. sayılı ilamında belirtildiği üzere itirazın iptali davaları icra takibine bağlı davalardır. Alacağın varlığının genel hükümlere göre ispatlanması imkânı, takip talebinde yer alan borç sebebinden ve takip dayanağından uzaklaşmak anlamında düşünülmemelidir. Burada sadece icra mahkemesinin dar yetkisi nedeniyle inceleyemediği delillerin genel mahkemede serbestçe ancak borca bağlı olarak ileri sürülmesi olanağının varlığı söz konusu olmaktadır. Bu sebeple itirazın iptali davalarında alacaklı, takipte dayanmadığı belgeler dışındaki başka belgelere dayanamaz. Bu davaların konusu, icra takibine konu alacağın varlığıdır. Bu yönüyle itirazın iptali davalarının alacak davalarından farklı bir yönü bulunmamaktadır.
Davacı alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için davalı borçlunun itirazında haksız olması ve alacağın likit olması gerekir. Alacağın likit olmasından kasıt, alacağın belirlenebilir olmasıdır. İstanbul BAM 12. HD’nin 2024/633 Esas ve 2024/610 Karar sayılı ilamında bir alacağın likit olmasında ‘ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi’ ölçütünün uygulanması gerektiği vurgulanmıştır. Bunun yanında davalı borçlu yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için alacaklının takibinde haksız olması ve kötü niyetli olması gerekir.
Dava konusu takip dosyasının incelenmesinde takibin usul ve yasaya uygun olduğu, takipte yapılan itirazın ve açılan işbu davanın süresinde olduğu anlaşılmıştır. Takipte talep edilen alacak, emtia nakliye sigorta poliçesi kapsamında sigortalıya ödenen sigorta tazminatının taşıyan davalıya rücu istemine dayanmaktadır. Somut olayda dava dışı sigortalıya ait ürünler davalı taşıyan tarafından Kocaeli’den Bratislava/Slovakya adresine taşınmıştır. Taşımanın niteliği itibariyle olayda CMR hükümlerinin uygulanması gerektiği anlaşılmıştır. Her iki taraf da kendi ekspertiz raporlarını dosyaya sunmuştur. Davacının sunduğu rapora göre, ambalajlamada hata bulunmadığı, ancak zararın yol durumu ve aracın seyri sebebiyle ambalajların üzerine binen yük sonucu paketlerin birleşim yerinden patlayarak oluştuğu tespit edilmiştir. Davalı sigorta şirketi tarafından sunulan raporda ise, zararın aynı şekilde gerçekleştiği, ancak paketleme için uygun olmayan, zayıf ambalajların seçildiği belirtilmiştir.
Mahkememizce alınan 25/03/2024 tarihli bilirkişi raporunda zararın yol ve zemin şartları ile paketleme hatası sebebiyle hasarlanmış olabileceği, gönderenin ve taşıyanın kusurunun bulunduğu tespit edilmiştir. Her ne kadar raporda zemin ve yol şartlarına göre hasarlanmış olabileceği tespiti yapılmış ise de, taşıyan aracın seyrine dair ihmal veya kusurun bulunduğuna ilişkin bir delil veya emare dosya kapsamında bulunmamaktadır. Dosyaya sunulan fotoğrafların incelenmesinde, paketlerin yerleştirildiği gibi varış noktasına vardığı, dolayısıyla herhangi bir şekilde savrulma, yıkılma, düşme gibi bir durumun yaşanmadığı ve paketlerin bağlantı noktalarından ayrıldığı, paketlerde başka bir zararın oluşmadığı mahkememizce değerlendirilmiştir. Bu değerlendirme sonucu meydana gelen zararın, ürünlerin koyulduğu paketlerin dayanıksız ve zayıf olması sebebiyle oluştuğu kanaatine varılmıştır.
CMR md. 17/4-b uyarınca “ambalajlanmadıkları veya kötü ambalajlandıkları zaman, özellikleri gereği fire veren veya hasara uğrayan malların ambalajlanmaması veya hatalı ambalajlanmış olması” halinde meydana gelen zarardan taşıyan sorumlu olmaz. Somut olayda da ürünlerin kötü ambalajlanmaları sebebiyle zarara uğradığı ve ambalajlama sorumluluğunun taşıtanda olduğu anlaşıldığından, davacı sigorta şirketinin davalılara rücu talebinin yerinde olmadığı kanaatiyle davanın reddine karar verilmiştir. Takip başlatmakta davacı alacaklının kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından kötü niyet tazminatı talebi kabul edilmemiştir.
HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden;
1-Davanın REDDİNE,
-Kötü niyet tazminatının REDDİNE,
2-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL harcın mahsubu ile fazladan alınan 817,36-TL'nin yatıran tarafa iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalılar tarafından yapılan 70,00 TL yargılama giderinin, davacıdan alınıp, davalılara verilmesine,
5-Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden, A.A.Ü.T göre hesaplanan 17.900,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
6-Zorunlu arabuluculuk başvurusu nedeniyle devletçe karşılanan 3.200,00 -TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
7- Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine,
Dair, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu ( ... Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 01/07/2024
Katip ...
¸
Hakim ...
¸