T.C.
İSTANBUL
19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2023/585 Esas
KARAR NO :2025/413
DAVA:İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:13/04/2023
KARAR TARİHİ:16/06/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... sitesi üzerinden yapılan açık artırmaya katılarak ... plakalı araçları satın aldığını, davalı şirket ile tanzim edilen sözleşmeye binaen müvekkil araçların bedellerini davalı şirkete gönderdiğini, nitekim davalı şirketin müvekkili tarafından gönderilen parayı almasına rağmen araçların teslimini ve satışını gerçekleştirmediğini, takip öncesi davalı ile defalarca irtibata geçilmiş ancak araçların hacizli olduğu söylenerek araçların satışını gerçekleştiremeyeceklerini, bedeli de geri iade etmelerinin mümkün olmadığını beyan ettiklerini, açıklanan durum itibarıyla borçlu adına takip yapma zorunluluğu hasıl olup ... 3. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile takip yapıldığını, söz konusu icra takibinde ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesin'in ... Değişik İş nolu kararı ile borçlu şirket hakkında alınan ihtiyati haciz kararının tatbik edildiğini, ancak borçlu tarafından ihtiyati haciz tutarı dosyaya yatırılıp haksız ve hukuka aykırı olarak borca ve ferilerine itiraz edildiğini, bu nedenle takibin durdurulmasını ödenen tutarın alacaklıya ödenmemesini talep ederiz demek sureti ile takibin durmasına neden olduğunu ve alacağın tahsilinin engellendiğini, sonrasında borçlunun itirazının iptali için açılan ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında mahkemece yetkisizlik kararı verilmiş olduğunu, yetkili mahkemenin İstanbul Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi olduğuna karar verildiğini ve bu kararın kesinleşmesinden sonra .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dava dosyasında görülen itirazın iptali davasında icra takibinin yetkili İstanbul icra dairesinde yapılmadığı borçlunun yetki itirazı olduğu bu nedenle geçerli bir icra takibi olmadığından dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verildiğini, bunun üzerine ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası yetkili icra dairesine gönderilerek .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına kaydın yapıldığını ve borçluya gönderilen ödeme emrine karşı süresinde borca ve ferilerine itiraz edilerek takibin durdurulduğunu, bunun üzerine itirazın iptali davası için arabuluculuk yoluna başvurulduğunu ancak İstanbul Arabuluculuk Bürosu'nun 2022/... Büro numaralı 2022/... Arabuluculuk numaralı 10/08/2022 tarihli son tutanağı ile anlaşmaya varılamadığını, davalının .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takibine yaptığı itirazının iptali ile takibin devamına, borçlunun itirazı haksız ve kötü niyetli olduğundan ve takibin durması dolayısı ile alacağın tahsilinin gecikmesine sebebiyet verdiğinden davalının takip konusu asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili yasal süreler sonrasında sunulan cevap dilekçesinde özetle; itirazın iptali davasının yasal süresi içinde açılmadığını, davacının itirazın iptali davasına dayanak yaptığı icra takibinin başlangıcının ... 3. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takip dosyası olduğunu, bu dosya borcuna itiraz edilmesi üzerine ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasından itirazın iptali istemi ile dava açıldığını, ... 1.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasından açılan davada yapılan yetki itirazı sonucu, mahkemece yetkisizlik kararı verildiğini ve dosyanın .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esasına kaydedildiğini, bu dosyadan yapılan yargılama neticesinde, davanın usulden reddine karar verilerek kararın kesinleştiğini, davaya bakma hususunda mahkemenin görevsiz olduğunu, davacının araç alım-satım ve ticareti ile uğraşmakta olduğunu, satın aldığını ileri sürdüğü araçları ticari işletmesinde üçüncü kişilere sattığını, bu nedenle davaya bakma hususunda görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, davacının talebinin sebepsiz zenginleşmeye dayalı olduğunu, davacı ile davalı arasında her hangi bir alım-satım ilişkisi kurulmadığını, davacının müvekkil şirket hesabına yatırdığı tüm tutarların, araçların satıcısı ... şirketi hesabına banka aracılığı ile aktarıldığını, bu kapsamda davalı nezdinde kalan herhangi bir tutar bulunmadığını, esasen davacının araç alımı yaptığı ... firması tarafından gerçekleştirilen dolandırıcılık eyleminin en büyük mağdurunun davalı olduğunu, bu hususta davalı tarafından ... yetkilileri hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, davanın İİK 67. madde hükmü gereğince süresinde açılmamış olması, davaya bakma hususunda mahkemenin görevsiz bulunması, itirazın iptali davası açılması mümkün olan halen geçerli bir icra takibinin bulunmaması, dava ve talebin zaman aşımına uğramış bulunması sebepleriyle davanın reddine, işin esasına girilmesi halinde davanın esastan reddine, haksız ve kötü niyetli takip sebebiyle davacının takip tutarının %20'sinden az olmayacak şekilde tazminat ödemeye mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
... Ticaret Sicil Müdürlüğüne müzekkere yazılarak, Mahkememiz davacısı ... T.C. Kimlik Numaralı ...'nın Vergi Usul Kanunu 176. ve 177. Maddeleri gereğince 1. Sınıf tacir olup olmadığı, bilanço usulüne göre defter tutup tutmadığı, tacir mi esnaf mı olduğu, tacir ise hangi defterleri tuttuğu hususunda kayıtlarının çıkartılarak gönderilmesi istenilmiş ve yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır.
... Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanlığına müzekkere yazılarak, Mahkememiz davacısı ... T.C. Kimlik Numaralı ...'nın Vergi Usul Kanunu 176. ve 177. Maddeleri gereğince 1. Sınıf tacir olup olmadığı, bilanço usulüne göre defter tutup tutmadığı, tacir mi esnaf mı olduğu, tacir ise hangi defterleri tuttuğu hususunda kayıtlarının çıkartılarak gönderilmesi istenilmiş ve yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır.
... Vergi Dairesine müzekkere yazılarak, Mahkememiz davacısı ... T.C. Kimlik Numaralı ...'nın Vergi Usul Kanunu 176. ve 177. Maddeleri gereğince 1. Sınıf tacir olup olmadığı, bilanço usulüne göre defter tutup tutmadığı, tacir mi esnaf mı olduğu, tacir ise hangi defterleri tuttuğu hususunda kayıtlarının çıkartılarak gönderilmesi istenilmiş ve yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkere yazılarak, ... soruşturma sayılı dosyasının gönderilmesi istenilmiş ve dosyanın UYAP kaydı dosyamız arasına alınmıştır.
... Asliye Ticaret Mahkemesine müzekkere yazılarak, ... esas sayılı dosyasının gönderilmesi istenilmiş ve dosyanın UYAP kaydı dosyamız arasına alınmıştır.
GEREKÇE:
Dava, sözleşmeye aykırılık sebebiyle ödenen bedelin iadesine ilişkin başlatılan icra takibinde itirazın iptali istemine ilişkindir.
İcra İflas Kanunu’nun 67. maddesine göre takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkûm edilir.
İtirazın iptali davalarında dava konusu farklı sebeplere dayanabileceği için görev ve yetki hususu, dava konusunun niteliğine göre HMK ve özel kanunlar çerçevesinde gözetilmesi gerekir.
İtirazın iptali davaları, icra takibine bağlı davalar olup, takibe dayanak belgelere bağlı olarak yargılama yapılır. Yargıtay HGK’nun 11/02/2020 tarih, 2017/19-2076 E. ve 2020/117 K. sayılı ilamında belirtildiği üzere itirazın iptali davaları icra takibine bağlı davalardır. Alacağın varlığının genel hükümlere göre ispatlanması imkânı, takip talebinde yer alan borç sebebinden ve takip dayanağından uzaklaşmak anlamında düşünülmemelidir. Burada sadece icra mahkemesinin dar yetkisi nedeniyle inceleyemediği delillerin genel mahkemede serbestçe ancak borca bağlı olarak ileri sürülmesi olanağının varlığı söz konusu olmaktadır. Bu sebeple itirazın iptali davalarında alacaklı, takipte dayanmadığı belgeler dışındaki başka belgelere dayanamaz. Bu davaların konusu, icra takibine konu alacağın varlığıdır. Bu yönüyle itirazın iptali davalarının alacak davalarından farklı bir yönü bulunmamaktadır.
Davacı alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için davalı borçlunun itirazında haksız olması ve alacağın likit olması gerekir. Alacağın likit olmasından kasıt, alacağın belirlenebilir olmasıdır. İstanbul BAM 12. HD’nin 2024/633 Esas ve 2024/610 Karar sayılı ilamında bir alacağın likit olmasında ‘ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi’ ölçütünün uygulanması gerektiği vurgulanmıştır. Bunun yanında davalı borçlu yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için alacaklının takibinde haksız olması ve kötü niyetli olması gerekir.
Dava konusu takip dosyasının incelenmesinde takibin usul ve yasaya uygun olduğu, takipte yapılan itirazın ve açılan işbu davanın süresinde olduğu anlaşılmıştır. Davalı borçlu tarafından hacizlerin kaldırılması için teminat olarak borcun icra dosyasına depo edildiği, ancak davacı alacaklıya ödeme yapılmadığı görülmüştür. Taraflar arasında açık artırma üyelik sözleşmesi bulunmaktadır. Sözleşme kapsamında davalı taraf kullanıcılar için ihale ortamı hazırlamaktadır. Bu çerçevede davalının sorumluluğu sözleşmenin 8. maddesinde düzenlenmiş; ayrıca sözleşmenin 4.5 maddesinde ihale bedellerinin ödenmesi ve 4.6 maddesinde malların devrine ilişkin davalının yükümlülükleri kararlaştırılmıştır.
Somut olayda davacı, davalının sorumluluğunda bulunan ihalede dava dışı ... A.Ş.’den 6 adet aracı (...) ihale ile satın almıştır. İhale sonucu davacı ihale bedellerini ödemiş, ihale bedelleri davalı tarafından dava dışı satıcıya aktarılmış, ancak dava dışı satıcı ... A.Ş.’nin iflas dosyası sebebiyle araçlar davacıya devredilmediği anlaşılmıştır. Türk Borçlar Kanunumuzun 274 vd. maddelerinde açık artırma yoluyla satış düzenlenmiştir. Kanunda açık artırma yoluyla satış, yeri, zamanı ve koşulları önceden belirlenerek, hazır olanlar arasından en yüksek bedeli öneren ile yapılan satış olarak tanımlanmıştır. Açık artırma yoluyla satış hükümlerine göre satış sözleşmesi, genel kuralın aksine, artırmayı yönetenin en yüksek bedeli öneren kişiye ihale etmesiyle kurulmuş olur. TBK 274 vd. maddelerine göre ihale sürecinin yorumlanmasında davacının 6 adet aracı ihale usulüne göre satın aldığı, satış sözleşmesinin ihalenin gerçekleşmesiyle kurulduğu ve taraflar arasındaki üyelik sözleşmesinin ihale bedelinin ödenmesine ilişkin şartları da gözetildiğinde davacının süresi içinde ihale bedelini ödediği ve yükümlülüklerini yerine getirdiği kanaatine varılmıştır.
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre ihale ile satın alınan araçların davacıya devredilmediği sabittir. Bu durumda davacının, satıcının temerrüdü sebebiyle satış sözleşmesinden dönme hakkının doğduğu kabul edilmelidir. Davacının araçlar için ödediği paranın iadesini talep etmesi sözleşmeden dönme hakkını kullandığının göstergesidir. Satıcının temerrüdü sebebiyle sözleşmeden dönme halinde, taraflar karşılıklı olarak ifa yükümlülüğünden kurtulurlar ve daha önce ifa ettikleri edimleri geri isteyebilirler. İhale ile satın alınan araçların teslim edilmemesi sebebiyle sözleşmeden dönme hakkının kullanılmasının hukukî sonucu sözleşmeden dönme olsa da; davalının ödenen bedellerin iadesinden sorumlu olup olmadığının taraflar arasındaki üyelik sözleşmesine göre değerlendirilmesi gerekir. Zira davalı, araçların satıcısı olmayıp, ihaleyi düzenleyen ve gerçekleştiren şirkettir. Bu kapsamda sözleşmenin 4.5 ve 4.6 maddeleri önem arz etmektedir. Sözleşmenin 4.5 maddesine göre, davalı şirketin satış bedelini, satılan aracın tüm belgeleri ve anahtarları teslim edildikten ve devre engel takyidatlar kaldırıldıktan sonra satıcıya aktarması gerekir. Yine sözleşmenin 4.6 maddesine göre de davalı şirket, ihale edilen malların devir ve trafik işlemlerini yerine getirmeyi yükümlenmiştir. Ancak sözleşmenin bu iki maddesine aykırı olarak davalı taraf satış bedelini, ihale edilen araçlar devredilmeden, devre engel takyidatlar kaldırılmadan ve devir belgeleri tamamlanmadan dava dışı satıcıya aktarmıştır.
Davalı şirket kurduğu platform ile ihale düzenleyen, ihale sürecinde üyelerinin güvenliği için birtakım sorumlulukları bulunan, ancak ihale ile kurulan satış sözleşmesinin tarafı olmayan bir konumdadır. Davalı şirket, düzenlediği ihalelerde üyelerine hizmet vererek bir güven ortamı yaratmaktadır. Bu sebeple ihale bedellerinin yatırılması, ihale edilen malların devri ve ihale bedelinin satıcıya aktarılması gibi temel konularda satıcı ve alıcı davalı şirkete güvenmektedir. Ancak somut olayda davalı şirket bu güveni bozacak şekilde ve sözleşme hükümlerine aykırı olarak ihale bedelini satıcıya aktarmış ve ürün devrini gerçekleştirmemiştir. Hatta sözleşmenin 5. maddesine göre bu durumda satıcının davalı şirkete cezai şart ödemesi bile kararlaştırılmıştır. Dolayısıyla davalı şirketin satış sözleşmesinin tarafı olmaması sebebiyle devrin gerçekleşmemesinden sorumluluğu bulunmadığı yönündeki savunması mahkememizce kabul edilmemiştir.
Yukarıda açıklanan sebeplerle, açılan işbu davada işlemiş faiz yönünden talepte bulunulmadığı gözetilerek davanın kabulüne karar verilmiş, alacağın likit olması sebebiyle %20 oranında icra inkâr tazminatına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden;
1-Davanın kabulüne,
-.... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı takip dosyasında davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptaline; takibin 311.936,00 TL asıl alacak üzerinden asıl alacağa takip tarihinden itibaren ticari avans faizi işletilmek suretiyle devamına,
2-62.387,20 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Harçlar kanunu gereğince dava değeri üzerinden alınması gereken toplam 21.308,35-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 3.710,89-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 17.597,46-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan; 179,90-TL Başvuru Harcı, 3.710,89-TL Peşin/nisbi Harcı, 815,50-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 4.706,29 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (madde-13 Üçüncü Kısım) göre hesaplanan 49.910,00-TL nisbi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Zorunlu arabuluculuk başvurusu nedeniyle devletçe karşılanacak 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
7-Fazla yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine,
Dair, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 16/06/2025
Katip ...
Hakim ...