T.C.
İSTANBUL
19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/640 Esas
KARAR NO : 2025/136
DAVA : Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 19/10/2023
KARAR TARİHİ : 03/03/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı müvekkilinin, ülke genelinde tarım ve hayvancılık ile uğraşan çiftçilere tarım ve hayvancılık ürünlerinin vadeli olarak satışını gerçekleştidiğini, söz konusu satışlar için tarım bayileri ile işbirliği sözleşmeleri imzalayarak, satın alma, satış ve sonrası süreçlerde tarım bayilerinden destek aldığını, davacı müvekkilinin, davalı ile "Satın Alma ve İşbirliği Sözleşmesi" akdettiğini, sözleşme kapsamında davalının, satışı yapılan ürünler ile ilgili gerekli yetki ve izin belgelerine sahip olduğunu, ürün satışlarına ilişkin yasal engelinin olmadığını, son kullanma tarihi geçmediğini ve geçmesine az bir süre kalmamış ürünleri satacağını, satışı, satış sonrası işlemleri ve ürün teslimini ... A.Ş. Adına gerçekleştirmeyi, satışa konu ürünler için sözleşmede belirlenen kurallara uygun olarak Tarfin'e fatura kesmeyi, satışa konu ürünler için çiftçiden satış evraklarına huzurda imza almayı, ürünleri teslim etmeyi, güncel ve gerçek satışlar yapmayı taahhüt ettiğini, sözleşmenin "Gerçek ve Güncel Olmayan Satışlar" başlıklı 11. maddesi ve "Cezai Şartlar" başlıklı 12. maddesi ile tarım bayisinin gerçek ve güncel olmayan satış yapması halinde tespit edilen her bir aykırılık için cezai şart ödeyeceği kararlaştırıldığını, sözleşmenin 11.1. maddesinde sayılanlarla sınırlı olmamak üzere söz konusu satışlar örneklenmiş olup, 11.2. maddesi ile bayinin gerçek ve güncel olmayan satışlar gerçekleştirmesi, gerçekleştirmeye teşebbüs etmesi, gerçek ve güncel olmayan satış ile ilgili davacı müvekkiline ait sisteme veri girişi yapması, bilgi ve teklif iletmesi halinde ise her bir aykırılık yönünden cezai şart ödeyeceği kararlaştırıldığını, davacı müvekkilinin, gelen şikayetler doğrultusunda bir araştırma faaliyeti yürüttüğünü, borçlular ile görüşme yaptığını, bu araştırma ve görüşmeler neticesinde; davalının gerçek olmayan satışlar yaptığını, senet imzalanması karşılığında borçlulara belli bir miktar para verdiği ve bu kişileri ürün almış gibi gösterip davacı müvekkile gerçek olmayan fatura kestiği tespit edildiğini, davacı müvekkil ile davalı arasında akdedilen 'Satın Alma ve İşbirliği Sözleşmesi'nin 11. ve 12. maddesinde - bunlarla sınırlı olmamak üzere belirtilmiş olan gerçek olmayan satış vakasının gerçekleşmesi ile davacı müvekkilinin ceza koşulu alacağının muaccel olduğunu, borçlusu ... olan 12.09.2022 vade, 23.03.2022 tanzim tarihli 46.436,00TL bedelli senet karşılığında ... alındığı görülse de yapılan görüşmede borçlunun; kendisinin herhangi bir ürün almadığını, para karşılığında 45.000,00 TL civarında senet imzaladığını ancak kendisine bundan daha az bir para verildiğini beyan ettiğini, bunların haricinde borçlu, işbu davaya konu olay ile ilgili sorumlular hakkında dava açtığı ve savcılığa suç duyurusunda bulunduğunu belirttiğini, borçlu ile davalı ... ve yetkilisi .. arasında veya icra takibine ve bu davaya konu gerçek olmayan satış ile ilgili herhangi bir dava olup olmadığının sorgulanmasını ve gerekli dava ve soruşturma dosyalarının celbini talep ettiğini, işbu senet borcunun ödenmemesi sebebiyle borçlu aleyhinde müvekkili adına ... 3. İcra Müdürlüğü'nde ... E. Sayılı dosya numarası ile icra takibi başlatıldığını, söz konusu takibin hala derdest olduğunu, öncelikle davalı şirket veya şirket yetkilisinin ürün satmış gibi göstererek, senet borçlusuna gönderilen paranın banka aracılığı ile gönderilip gönderilmediğinin tespiti için davalı şirket ve/veya şirket yetkilisinin banka hesap dökümlerinin celbi ile incelenmesini talep ettiğini, yapılan tespitler ve değerlendirmeler neticesinde cezai şartın ödenmesi için dava şartı olan arabuluculuk başvurusu, ... Arabuluculuk Bürosu; ...Başvuru numarası, ...dosya numarası ile yapıldığını, fakat anlaşma sağlanamadığını, arabuluculuk elektronik imzalı tutanağının iş bu dilekçe ekinde sunulduğunu, davacı müvekkilinin, davalı tarafından yapılan satışların gerçek satışlar olduğuna, satışların sözleşmeye uygun olarak yapıldığına güvenerek sözleşmesel yükümlülüklerini yerine getirmiş ve gerçek olduğunu sandığı satış ile ilgili davalıya ödeme gerçekleştirdiğini, ancak davalı tarafından yapılan satışta sözleşmeye uygun davranılmadığını ve davacı müvekkilinin zarara uğradığını, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, satın alma ve işbirliği sözleşmesi gereğince davalıdan, sözleşmeye aykırılıktan kaynaklanan cezai şart alacağının şimdilik 100.000,00-TL alacağının her türlü talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla ve arabuluculuk son tutanağı tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini, davanın dosyada yapılacak bilirkişi incelemesi neticesinde tespit edilecek cezai şart bedeli yönünden eksik harçların ikmali ile arttırılmasına ilişkin hakları mahfuz tuttuğunu tekrarla, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafça; borçlular ile görüşme yapıldığı ve görüşmeler neticesinde müvekkilinin; gerçek olmayan satışlar yaptığının, senet imzalanması karşılığında borçlulara belli bir miktar para verdiğinin ve bu kişileri ürün almış gibi göstererek davacıya yönelik gerçek olmayan fatura kestiğinin tespit edildiği iddia edildiğini, davacı yan iddiaları açıkça gerçeğe aykırı olup müvekkilin ticari itibarını zedeleyen kötü niyetli soyut iddialar olduğunu, davacının kabul etmediği takdirde müvekkilce ürün satışı yapılması söz konusu olmadığını, kaldı ki; sözleşme ile davacı tarafa ödeme öncesi kontrol yükümlülüğü yüklendiğini, davacı tarafça kontrol yapıldıktan sonra olumlu sonuç bilgisi müvekkiline ve müvekkili şirkete verildikten sonra müvekkilce satış yapılmakta ve davacı şirkete fatura düzenlendiğini, dolayısıyla müvekkilce ...' e yapılan satış ve satışı yapılan granül üreye ilişkin fatura, davacı tarafın bilgisi, ürün teslimine ilişkin kontrolü ve onayı ile düzenlendiğini, davacı tarafın onayı olmaksızın müvekkilinin ürün satışı yapması ve dolayısıyla senet imzalatması söz konusu olamayacağını, kaldı ki; zaten davacı tarafta kendilerinden habersiz bir satış olduğu iddiasında bulunmadığını, davalının gerçeğe aykırı satışlar yaptığı iddia edilmiş ise de; yalnızca ...' ün tarafı olduğu işlemden bahsedildiğini, tacir olan davacı tarafça, senet borçlusunun senet tanzim tarihinden 1 yıl 7 ay sonra senede konu granül üreyi satın almadığına ilişkin soyut ve borçtan kurtulmaya yönelik beyanını; 2 yıldır birlikte iş yaptığı bayisinin işlemlerine üstün tutması akla ve hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bu durumun ve 3 numaralı açıklamalarının davacının tahsil edemediği senet bedelini sözleşmeye konu cezai şartla denkleştirme amacıyla hareket ettiği dolayısıyla kötü niyetli olduğunun göstergesi olduğunu, 2022 yılı Mart ayında kendi yazısı ve imzasıyla teslim aldığını beyan ettiği ürünlerin bedelini vadesinde ödemeyen, senet vadesinin 1 yıl sonrasında senet bedelini ödemekten kurtulma çabasıyla üre almadığını beyan eden ...'ün beyanının da itibara değer olmadığını, zira borcunu ödemeyen çoğu borçlu, borcunun olmadığı iddiasında bulunmadığını, davacı tarafça müvekkili hakkında hukuki dayanaktan yoksun ve haksız suç duyurusunda bulunulduğunu, ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... Soruşturma sayılı dosyası kapsamında müvekkili hakkında hukuka uygun olarak kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiğini, ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın kovuşturmaya yer olmadığı kararını dilekçe ekinde sunduğunu, huzurdaki davanın açıkça kötü niyetli, haksız dava olduğunu bildirip, öncelikle yetkisizlik kararı verilmesini, aksi halde haksız davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasını, ayrıca HMK 329. Maddesi gereğince müvekkil lehine vekalet ücretine hükmedilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
... 3. İcra Dairesi'ne müzekkere yazılarak ... esas sayılı dosyasının gönderilmesi istenilmiş ve dosyanın UYAP kaydı dosyamız arasına alınmıştır.
Mahkememizce 06/12/2024 tarihinde Mali Müşavir vasıtasıyla bilirkişi raporu aldırılmış ve bilirkişi raporu dosyamız arasına alınmıştır.
GEREKÇE:
Dava, taraflar arasındaki satın alma ve işbirliği sözleşmesinin 11. maddesine göre davalının gerçeğe aykırı satış yapması sebebiyle cezai şart istemine ilişkindir.
Tarafların kendi aralarında düzenledikleri sözleşmelerde irade serbestisi uyarınca cezai şart belirlemeleri mümkündür. Cezai şart TBK md. 179’da “Bir sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumu için bir ceza kararlaştırılmışsa, aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça alacaklı, ya borcun ya da cezanın ifasını isteyebilir.” şeklinde düzenlenmiştir. Cezai şartın belirlendiği durumlarda alacaklı zarara uğramasa bile cezai şartın tahsilini talep edebilir. Ceza bedeli serbestçe belirlenirken, aşırı cezai bedel hâkim tarafından indirilebilir. İstanbul BAM 45. HD’nin ... Esas ve ...Karar sayılı ilamında cezai şart, “Cezai şart 818 sayılı Borçlar Kanununda 158-161.maddelerinde düzenlenmiş olup, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 179-182.maddelerinde ise "ceza koşulu" ismini almıştır. Cezai şart borçlunun asıl borcunu ilerde, hiç veya gereği gibi ifa etmediği takdirde alacaklıya karşı ifa etmeyi önceden taahhüt ettiği, asıl borca bağlı olarak ve ancak bu borcun ihlali ile doğabilecek olan fer’i bir edimdir. Borçlu cezai şart ödemeyi taahhüt etmişse, artık alacaklı herhangi bir zarara uğradığını iddia etmek veya zararını ispat etmek zorunda kalmadan, tazminat elde etmek imkanını bulacaktır. Zira cezai şart borcun ihlali halinde verilmesi gereken, önceden kararlaştırılmış kesin miktarlı (maktu) bir tazminattır. Cezai şartın kararlaştırılabilmesi için asıl borcun mahiyeti önemli değildir; bir verme borcu kadar, yapma veya yapmama borçlarında da cezai şart kararlaştırılabilir (Tekinay Borçlar Hukuku Genel Hükümler, TEKİNAY/AKMAN/ BURCUOĞLU/ALTOP, 7. Bası, İstanbul 1993, s. 341-343).
Cezai şartın esas itibariyle iki temel amacı bulunmaktadır. Bunlardan biri, borçluyu ifaya zorlamak ve böylece asıl borcun ifasını teminat altına almak; diğeri de, borcun ifa edilmemesinden doğacak zararı önceden ve götürü şekilde tespit etmektir. Bu iki temel amacı dışında, cezai şartın diğer bir amacı da, ifayı engelleyen cezai şartta (dönme cezasında) borçlunun cezai şartı ödemek suretiyle sözleşmeden kolayca dönmesini sağlamaktır (Köksal KOCAAĞA, Türk Özel Hukukunda Cezai Şart (BK. m. 158-161), Ankara 2003, s. 40-42).
6098 sayılı TBK'nın 179. maddesinde cezai şartın türleri seçimlik cezai şart (TBK 179/1), ifaya eklenen cezai şart (TBK 179/2) ve ifa yerine cezai şart yani dönme cezası (TBK 179/3) olarak düzenlenmiştir.
6098 sayılı TBK'nın 179/1 hükmüne göre; "Bir sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumu için bir ceza kararlaştırılmışsa, aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça alacaklı, ya borcun ya da cezanın ifasını isteyebilir". Borçlu, borca uygun hareketle yükümlü olup, bu hükme göre taraflar, sözleşmede borçlunun ya borcunu sözleşmeye uygun olarak ifa etmesini ya da ceza koşulunu ödenmesini kararlaştırmış olabilirler ancak bu durumda seçim hakkı alacaklıya tanınmıştır. Alacaklı borcun aynen ifasını talep edebileceği gibi bundan vazgeçerek ceza koşulunun ödenmesini de talep edebilir.
6098 sayılı TBK'nın 179/2 hükmüne göre; "Ceza, borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkça feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir." Bu hükme göre, borçlunun borca aykırı davranışı halinde, alacaklı hem aynen ifayı, hem de kararlaştırılan cezanın ödenmesini talep edebilecektir.
6098 sayılı TBK'nın 179/3 hükmüne göre; "Borçlunun, kararlaştırılan cezayı ifa ederek sözleşmeyi, dönme veya fesih suretiyle sona erdirmeye yetkili olduğunu ispat etme hakkı saklıdır." Burada borçlu, borcu ifa yerine bizzat ceza koşulu ödemek suretiyle borçtan kurtulma olanağına sahiptir. Yani ceza koşulu ifanın yerini aldığı için borçlu borca aykırı davranmamakta, borcu ifa yerine ceza koşulunu ödeyerek sözleşmeden dönebilmektedir.” şeklinde açıklanmıştır.
Somut olayda dava konusu sözleşmenin 11. maddesinde davalının gerçek olmayan satış yapması durumunda 100.000 TL cezai şart ödemeyi taahhüt ettiği görülmüştür. Niteliği itibariyle düzenlenen bu cezai şartın, davalının sözleşme kapsamında edimlerini gereği gibi yerine getirmemesine ve sözleşmeye aykırı davranmasına dayalı olduğu anlaşılmıştır. Davacı taraf, cezai şart alacağını davalı ile dava dışı ... arasındaki ticari ilişkiye dayandırmıştır. Dava dışı ...’ün 23/03/2022 düzenleme ve 12/09/2022 vade tarihli 46.436 TL bedelli senedin gerçek bir satışa dayanmadığı iddia edilmiştir. İddia edilen bu olaya ilişkin yapılan şikâyet sonucu ... CBS ... Soruşturma sayılı dosyada KYOK kararı verildiği, karara yapılan itirazın reddedildiği ve KYOK kararının kesinleştiği görülmüştür. Davacı tarafın, dava dışı ...’e karşı gerçek bir ticari ilişkiye dayanmadığı belirtilen senede dayalı olarak ... 3. İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası ile takip başlattığı, takip dosyasının derdest olduğu anlaşılmıştır.
Davalı tarafın usulüne uygun olarak tutulan ticari kayıtlarının incelenmesinde dava konusu senedin, faturanın ve mal tesliminin kayıtlı olduğu bilirkişi raporunda tespit edilmiştir. Senedin altında satış konusu ürünlerin teslimine ilişkin imzalı bir kaydın bulunduğu görülmüştür. Gerçek olmayan satışlara ilişkin davacı tarafından bahsi geçen olay dışında başka bir olay ise öne sürülmemiştir. Davacı taraf, davalının tüm banka kayıtlarının incelenmesini talep etmiş ise de, somut olarak hangi bankada bulunan kayıtların incelenmesini açıklamadığı için talebi usûle uygun değildir. Bunun yanında davalının ticari kayıtları, senet altındaki mal teslimi şerhi, mal satışına uygun olarak düzenlenen fatura ve senet karşısında banka kayıtlarının uyuşmazlığı aydınlatacak bir yönü bulunmadığı da mahkememizce değerlendirilmiştir.
Yukarıda açıklanan sebeplerle, araştırılan satış işleminin davalının ticari kayıtları, düzenlenen fatura, mal teslimi şerhi ve alıcı tarafından verilen senedin uyumlu olduğu gözetildiğinde gerçek bir satış işlemi olduğu kanaatine varılmıştır. Davacının dayandığı tek bir olay dışında başka bir olay bulunmaması gözetildiğinde, davalının sözleşmeyi ihlal ederek 11. maddeye aykırı davranışlarının bulunmadığı ve bu sebeple davacının cezai şart alacağı talebinin yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. Tüm bu sebeplerle davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL harcın mahsubu ile fazladan alınan 1.092,35-TL'nin yatıran tarafa iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Zorunlu arabuluculuk başvurusu nedeniyle devletçe karşılanacak 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
6-Fazla yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine,
Dair, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 03/03/2025
Katip ...
¸
Hakim ...
¸