T.C.
İSTANBUL
19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/734 Esas
KARAR NO : 2025/138
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 30/11/2023
KARAR TARİHİ : 03/03/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 02.06.2022 tarihinde muhtelif ebatlarda sac teslimi hususunda anlaşılmış ve verilen siparişlere karşılık davacı tarafından 10.06.2022 tarihinde 17.270,00 USD ön ödemede bulunduğunu, ancak yürütülen bir soruşturma kapsamında 29.06.2022 tarihinde davacı şirketin faaliyet adresinde arama-el koyma işlemleri gerçekleştirilmiş ve adreste bulunan bütün evraklara, ticari defter ve belgelere, dijital materyallere el konulduğunu, akabinde davacı şirkete ait bütün banka hesaplarına savcılık tarafından bloke konmuş, şirketin tek yetkilisi tutuklanmış ve ticari faaliyet elde olmayan sebeplerle durdurulduğunu, tüm bu olağanüstü süreçte mallar da teslim alınamamış ve sözleşmeden haklı nedenle dönülmek zorunda kalındığını, buna dair bildirim davalı tarafa, ... 69.Noterliği'nin ... tarihli, ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile yapılmış ve ön ödeme tutarı olan 17.270 USD'nin davacı şirketin hesabına ödenmesi talebinde bulunulduğunu, ihtarnameye rağmen ödemenin yapılmaması sebebiyle tarafımızca davalı aleyhine .... 13. İcra Dairesi'nin...E. Sayılı dosyası aracılığı ile icra takibi başlatılmış ise de davalının haksız itirazı neticesi takibin durduğunu, açıklanan nedenlerle itirazın iptaline ve takibin devamına asıl alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla davalı aleyhine icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ederek, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında 02.06.2022 tarihinde sair boyut ve ebatta 95.000,00 kg. paket sac teslimi karşılığında Satış Sözleşmesi imzalandığını, davalı şirket, davacı tarafından 10.06.2022 tarihinde 17.270,00 USD karşılığı yapılan ön ödeme sonrasında sözleşme konusu malları hazır hale getirdiğini ve devamında davacıya bildirimde bulunduğunu, ancak gerek yapılan yazılı bildirimlere gerekse de şifahi görüşmelere rağmen davacı şirket bakiye sözleşme bedeli olan 66.263,50 USD'yi ödemediği gibi sözleşme konusu ürünleri de teslim almadığını, davacı iddialarının hukuki ve fiili dayanaktan yoksun olduğunu, muhtemelen davacının kendi alıcısından kaynaklı bir problemden ötürü malların teslim alınmaktan imtina edildiğini net bir şekilde ortada olduğunu, davacı sözleşmeden haksız bir şekilde döndüğünü, davacı şirketin sözleşmeden haksız dönmesinden dolayı davalı şirket zarara uğradığını, davacı tarafından haksız, dayanaksız ve gerçek dışı iddia ve taleplerle açılmış iş bu davanın ve içeriğindeki tüm taleplerin reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
... 13. İcra Dairesi'ne müzekkere yazılarak, ... esas sayılı dosyasının gönderilmesi istenilmiş ve dosyanın UYAP kaydı dosyamız arasına alınmıştır.
... CBS'ye müzekkere yazılarak, ... ve ...soruşturma sayılı dosyalarının gönderilmesi istenilmiş ve dosyanın UYAP kaydı dosyamız arasına alınmıştır.
... 35. ACM'ye müzekkere yazılarak,... esas sayılı dosyasının gönderilmesi istenilmiş ve dosyanın UYAP kaydı dosyamız arasına alınmıştır.
İTO'ya müzekkere yazılarak, Davacı ... Vergi Numaralı, ...ŞİRKETİ ' ne ait tüm kayıtlarının çıkartılarak gönderilmesi istenilmiş ve yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır.
Mahkememizce 16/10/2024 tarihinde Mali Müşavir ve Borçlar Hukukçusu vasıtasıyla bilirkişi raporu aldırılmış ve rapor dosyamız arasına alınmıştır.
Yine Mahkememizce 16/01/2025 tarihinde Mali Müşavir ve Borçlar Hukukçusu vasıtasıyla ek bilirkişi raporu aldırılmış ve rapor dosyamız arasına alınmıştır.
GEREKÇE:
Dava, taraflar arasındaki satış sözleşmesinde ödenen satış bedelinin sözleşmeden dönülmesi sebebiyle iadesine dayalı başlatılan takipte itirazın iptaline ilişkindir.
İcra İflas Kanunu’nun 67. maddesine göre takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkûm edilir.
İtirazın iptali davalarında dava konusu farklı sebeplere dayanabileceği için görev ve yetki hususu, dava konusunun niteliğine göre HMK ve özel kanunlar çerçevesinde gözetilmesi gerekir.
İtirazın iptali davaları, icra takibine bağlı davalar olup, takibe dayanak belgelere bağlı olarak yargılama yapılır. Yargıtay HGK’nun 11/02/2020 tarih, ... E. ve ... K. sayılı ilamında belirtildiği üzere itirazın iptali davaları icra takibine bağlı davalardır. Alacağın varlığının genel hükümlere göre ispatlanması imkânı, takip talebinde yer alan borç sebebinden ve takip dayanağından uzaklaşmak anlamında düşünülmemelidir. Burada sadece icra mahkemesinin dar yetkisi nedeniyle inceleyemediği delillerin genel mahkemede serbestçe ancak borca bağlı olarak ileri sürülmesi olanağının varlığı söz konusu olmaktadır. Bu sebeple itirazın iptali davalarında alacaklı, takipte dayanmadığı belgeler dışındaki başka belgelere dayanamaz. Bu davaların konusu, icra takibine konu alacağın varlığıdır. Bu yönüyle itirazın iptali davalarının alacak davalarından farklı bir yönü bulunmamaktadır.
Davacı alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için davalı borçlunun itirazında haksız olması ve alacağın likit olması gerekir. Alacağın likit olmasından kasıt, alacağın belirlenebilir olmasıdır. İstanbul BAM 12. HD’nin... Esas ve ... Karar sayılı ilamında bir alacağın likit olmasında ‘ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi’ ölçütünün uygulanması gerektiği vurgulanmıştır. Bunun yanında davalı borçlu yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için alacaklının takibinde haksız olması ve kötü niyetli olması gerekir.
Dava konusu takip dosyasının incelenmesinde takibin usul ve yasaya uygun olduğu, takipte yapılan itirazın ve açılan işbu davanın süresinde olduğu görülmüştür. Takip dayanağı alacak, taraflar arasındaki satış sözleşmesine dayanmaktadır. Davacı, 02/06/2022 tarihli satış sözleşmesi için davalıya 10/06/2022 tarihinde 17.270 USD ön ödemede bulunduğunu, ancak malları teslim alamadığını, bu sebeple sözleşmeden döndüğünü belirterek yaptığı ön ödemenin iadesini dava etmiştir. Davacı, yürütülen soruşturma kapsamında davacı şirket adresinde arama el koyma işlemi yapıldığını, şirket yetkilisinin tutuklandığını, şirket hesaplarına bloke konulduğunu ve bu sebeple ticari faaliyetlerin durduğunu iddia ederek sözleşmeden dönmenin haklı sebebe dayandığını belirtmiştir. Dosya kapsamında sunulan belgelerin incelenmesinde taraflar arasındaki sözleşmeye göre son yükleme tarihinin 04/07/2022 tarihi olarak kararlaştırıldığı ve ödemenin %20’sinin peşin %80’inin yüklemeden önce yapılacağı hususunda anlaşıldığı görülmüştür. Davacı, sözleşmeden dönmeye ilişkin iradesini 03/05/2023 tarihli noter ihtarı ile davalıya bildirmiş, ancak davalı taraf 08/05/2023 tarihli cevabi ihtarı ile zararının karşılanmasını talep etmiştir. Davalının, malların teslimine ilişkin ihtarını ise 23/11/2022 tarihinde noter aracılığıyla yaptığı anlaşılmıştır.
Davacının bahsettiği ceza dosyası, gizlilik ve hacim sebebiyle mahkememize gönderilememiş; ancak davacı şirket yetkilisi ...’ın 07/10/2022 – 23/11/2023 tarihleri arasında tutuklu bulunduğu, 07/07/2022 tarihinde gözaltına alındığı ve kayyım atanın şirketler arasında davacı şirketin yer almadığı görülmüştür.
Satış sözleşmesine ilişkin TBK md. 232’de alının borcu “ Alıcı, satış sözleşmesinde kararlaştırılmış olduğu biçimde satış bedelini ödemek ve kendisine sunulan satılanı devralmakla yükümlüdür.” şeklinde belirtilmiştir. Alıcının temerrüdü sebebiyle satış sözleşmesinden dönülmesi ise, TBK md. 235’te satıcıya tanınan bir haktır. Bu hakkını kullanan satıcı alıcının temerrüdü sebebiyle uğradığı zararın tazminini talep edebilir. Zararın hesabına ilişkin TBK md. 236/2 hükmü “Satıcı, satış bedelini ödemede temerrüde düşmüş olan alıcıdan, bu bedel ile satılanın başkasına dürüstlük kurallarına uygun olarak satışından elde ettiği bedel arasındaki farka göre hesaplanacak zararın giderilmesini isteyebilir.” şeklindedir. Somut olayda davacının öne sürdüğü hususların hukukî niteliği TBK md. 136 uyarınca ifa imkânsızlığıdır. Zira davacı, şirketin etkilendiği soruşturma sebebiyle ticari faaliyetinin durduğunu ve malları teslim alamadığını, bu sebeple sözleşmeden döndüğünü iddia etmiştir. Bu kanun maddesine göre “Borcun ifası borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle imkânsızlaşırsa, borç sona erer.” İmkânsızlık sebebiyle borcun sona ermesi halinde ise, taraflar yerine getirdikleri edimleri sebepsiz zenginleşme kurallarına göre iade etmekle yükümlüdür.
Yapılan hukukî niteleme gereği, somut olayda ifa imkânsızlığı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde; davacı şirket ile davacı şirket yetkilisinin farklı hukukî kişiliğe sahip olması, davacı şirketin adının soruşturmada bulunmaması, şirkete kayyım atanmaması, şirketin hesaplarına bloke konulduğuna dair bir delil sunulmaması ve şirketin, yetkilisinin tutuklama tarihinden sonra da ticari hayatına devam ettiğini gösteren mail yazışmalarının ve noter ihtarlarının dosya kapsamında ibraz edilmiş olduğu gözetildiğinde ifa imkânsızlığının bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Davacının sözleşmeden dönme iradesini bildirmesi üzerine davalı taraf, uğradığı zararın tazminini talep etmiş, zararın yapılan ön ödemeden karşılanacağını ihtar etmiş ve malları üçüncü kişilere sattığını savunmuştur. Bu kapsamda yukarıda açıklanan kanun maddeleri uyarınca davacının malları teslim almayarak temerrüde düştüğü ve davalının bu sebeple uğradığı zararı gidermekle yükümlü olduğu anlaşılmıştır.
Davalının uğradığı zararın tespitinde, malların üçüncü kişilere satışında oluşan fiyat farkı ile depolama masrafı olarak iki kalem zararın bulunduğu; üçüncü kişilere satış hususunda davalının ilgili faturaları sunduğu ve depolama masrafı konusunda sözleşmede kararlaştırılan bedel bulunduğu görülmüştür. Taraflar arasındaki sözleşmeye göre günlük depolama bedelinin 0,20 USD olduğu görülmüş ve buna göre 16/01/2025 tarihli bilirkişi ek raporunda depolama zararının 3.154 USD olarak hesaplanmıştır. Davalının savunmasında depolama masrafının 2.207,31 USD olduğunu belirtmesinde karşısında taleple bağlılık ilkesine göre, zararın bilirkişi raporunda 2.207,31 USD olarak esas alınması usul ve yasaya uygundur. Üçüncü kişilere yapılan satışlara dair sunulan faturalardan, davalının malların teslimi için keşide ettiği 23/11/2022 tarihli noter ihtarından sonra düzenlenen faturaların esas alınması da somut olaya uygundur. Bu faturalara göre 95.675 kg için 70.183,99 USD gelir elde edildiği anlaşılmıştır. Dava konusu sözleşme bedelinin 86.350 USD olduğu gözetildiğinde, aradaki farkın 16.166,01 USD olduğu hesaplanmıştır. Satış bedeli farkı ve depolama masrafı toplamı şeklinde davalının zararının 18.373,32 USD olduğu tespit edilmiştir. Sözleşme konusu mal ile davalının sunduğu faturalarda belirtilen miktar arasındaki farkın davacı lehine olduğu, zira 95.675 kg için 70.183,99 USD gelir elde eden davalının üçüncü kişilere satışında 95.000 kg için daha az gelir elde edeceği ve bu sebeple zararının artacağı mahkememizce değerlendirilmiştir. Dolayısıyla bu husustaki itiraz dikkate alınmamıştır. Depolama masrafı konusunda sözleşmede kararlaştırılan bedelin bulunması ve tarafların tacir olması sebebiyle, depolama masrafının fahiş olduğu itirazı da yerinde değildir.
Yukarıda açıklanan sebeplerle taraflar arasında satış sözleşmesi bulunduğu, davacının sözleşme konusu malı teslim almayarak temerrüde düştüğü, malların teslim alınmamasında imkânsızlık bulunmadığı, bu sebeple davacının sözleşmeden dönmesinin haklı bir sebebe dayanmadığı, alacaklı temerrüdü sebebiyle davalı satıcının uğradığı zararın tazminini talep edebileceği, bu talebini 08/05/2023 tarihli noter ihtarı ile davacıya ilettiği ve yapılan ön ödemeden zararı karşıladığı, davacının talep ettiği ön ödeme miktarının 17.270 USD olmasına rağmen davalının uğradığı zararının 18.373,32 USD olması karşısında davacının ön ödemenin iadesi talebinin yerinde olmadığı kanaatiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davalının kötü niyet tazminatı talebi bulunmadığından bu hususta değerlendirme yapılmamıştır.
HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL harcın mahsubu ile fazladan alınan 5.035,06-TL'nin yatıran tarafa iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 98.556,88-TL nisbi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, zorunlu arabuluculuk başvurusu yapıldığı ancak sarf kararı düzenlenmediği görülmekle; Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenecek olan 2023 Yılı Arabuluculuk Asgari Ücret tarifesi uyarınca hesaplanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
-Sarf kararı düzenlendiğinde; arabuluculuk ücretinin tespit edilenden eksik/fazla olması durumunda bakiye miktarın iadesine ya da tahsiline ilişkin talep halinde işlem yapılmasına,
7-Fazla yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine,
Dair, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 03/03/2025
Katip
¸
Hakim
¸