T.C.
İSTANBUL
19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2024/336 Esas
KARAR NO :2025/186
DAVA:Menfi Tespit
DAVA TARİHİ:26/01/2021
KARAR TARİHİ:20/03/2025
Mahkememizden verilen 22/06/2023 tarih ve ... Esas ... sayılı kararı İstanbul Bölge Adliyesi Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi'nin 02/05/2024 tarih ve 2023/1438 Esas 2024/480 Karar sayılı ilamıyla Bozulmakla, dava mahkememizin yukarıdaki esasına kaydı yapılıp incelendi:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; ... Adi Ortaklığı ile müvekkili şirket arasında ... inşaatının elektrik yapım işiyle ilgili olarak 01.09.2017 tarihinde alt işveren sözleşmesi ve 05.02.2018 tarihli ek protokol imzalandığını, bu sözleşmede davalı tarafın yüklenici müvekkilinin ise alt yüklenici olduğunu, işe devam edilirken davalı tarafın ... 4. Noterliği'nin 29.06.2018 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesiyle uyarılara rağmen sorumluluk alanındaki işlerin verilen hedeflere uygun sağlanmadığı, yapılan uyarıların dikkate alınmadığ, talimatların ivedilikle yerine getirilmediği, sözleşme ile üstlenilen yükümlülüklere aykırı davranıldığının ve zarara uğratıldığının tespit edildiğini ileri sürerek sözleşmeyi tek taraflı olarak feshettiğini bildirdiğini, ihtarnamede belirtilen bu iddiaların doğru olmadığını, müvekkili şirketin işin ifası sırasında sözleşmede belirtilen personel sayısından çok daha fazla personel çalıştırdığını, çalışan personelin sayısı ve teknik yeterliliği anasözleşmenin, sözleşmenin, projenin, teknik ve idari şartnamenin, işin teknik ve fenni gereklerine fazlasıyla uygun nitelikte olduğunu, bu sebeple işin ifası esnasında sözleşmenin devamı süresince müvekkili şirkete iddia olunan hususlarda hiçbir uyarı ve ihtar yapılmadığını, davalının tek taraflı derhal fesih ihtarına karşı taraflarından ....Noterliği'nin 23.07.2018 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesiyle sözleşmenin feshinde haksız ve kusurlu olduğunu, haksız, tek taraflı ve derhal yapılan fesih sebebiyle işçilere ödenmek durumunda kalınacak tazminat ve işçilik alacaklarının, ödenmeyen Mayıs 2018 ve Haziran 2018 hakediş tutarlarının, işe başladıktan sonra avans karşılığı verilen 100.000 TL tutarındaki iki adet ve teminat senedinin iadesinin, fesih sebebiyle mahrum kalınan karın ödenmesinin talep edildiğini, sonuç olarak taraflar arasında 01.09.2017 tarihinde imzalanan alt işveren sözleşmesi ve 05.02.2018 tarihli ek protokol kapsamında müvekkili şirketçe yapılan imalatlar karşılığında kalan hak ediş alacağına karşılık şimdilik 250.000,00 TL ve sözleşmenin davalı tarafça haksız feshi ile haksız icra takiplerinden dolayı uğratılan zararlara karşılık şimdilik 30.000,00 TL'nin 23.07.2018 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 300.000,00 TL miktarlı teminat ve 30.000,00 TL ile 70.000,00 TL miktarlı alınan avans karşılığı olarak verilen ve davalı tarafça .... İcra Müdürlüğü'nün ... - ... sayılı icra dosyaları ve .... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı icra dosyasıyla takibe konulan senetlerden ve takip dosyalarından müvekkilinin borçlu olmadığının tespitini, takiplerin iptalini, davalı taraftan bu takipler sebebiyle %20 kötüniyet tazminatını hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacı şirket ile işveren şirket arasında akdedilen sözleşmenin 31.2. Maddesinde "Bu Sözleşme'nin yorum ve icrasından doğacak anlaşmazlıklar karşılıklı görüşmeler yolu ile çözümlenmeye çalışılacak, tarafların mutabakatıyla çözülemeyen bütün uyuşmazlıklarıa ise T.C. İstanbul Mahkemeleri ve İcra Daireleri bakmaya yetkili olacaktır" şeklinde ifade edildiğini ve sözleşmeye yetki şartı eklendiğini,bu nedenle işbu davanın yetkili Mahkemede ikame etmediğini, davaya konu alacak talebi bakımından zamanaşımı sürelerinin dolduğunu ve zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, davacı şirket ile müvekkilleri şirket arasındaki sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini, davacı şirketin hakediş alacağı olduğu iddiasının gerçekliği yansıtmadığını, davacı şirketin dava dilekçesi ekinde sunduğu 5 ve 9 nolu hakediş raporlarında işveren şirketin onayının bulunmadığını, işveren şirket ile davacı şirketin cari hesabında davacı şirketin 305.330,90.-TL borçlu bulunduğunu, davacı şirketin avans karşılığı ibraz ettiği senetler bulunduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığını, işveren şirket tarafından davacı şirket aleyhine başlatılmış olan icra takibine dayanak 300.000,00.-tl tutarındaki senedin teminat senedi niteliği bulunmadığını, davacı şirketin, işbu davaya konu icra takipleri kapsamında borcun mevcut olmadığına yönelik iddiasını ispatlayamadığını, davacı şirketin haksız ve hukuka aykırı olarak ikame etmiş olduğu işbu dava kapsamında icra takibine konu senetler üzerinden ayrı ayrı hesaplanmak suretiyle ve %20’den aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ettiklerini, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydı ile davacı şirket’in alacak talebine ticari avans faizi işletilmesi tarafımızca kabul edilemez niteliktedir. şöyle ki;dosyanın uzman bilirkişilere tevdii ile taraflar arasındaki uyuşmazlığın incelenmesini talep ettiklerini beyanlarla işbu dava ile davacı şirket tarafından talep edilen hususların reddi ile, davacı şirketin, işveren Şirket tarafından .... İcra Müdürlüğü’nün ... E. ve ... E. sayılı dosyaları ile .... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyası üzerinden başlatılan icra takiplerinin iptali ile işveren şirketin icra kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesi yönündeki taleplerinin reddine, mahkemece yapılacak yargılama sonucunda davacı şirketin iddialarının reddine karar verilmesi halinde davacı şirketin İİK m.169/a, VI hükmü uyarınca her bir icra takibi için alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı şirkete yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Dosya kapsamındaki dava dilekçesi ve ekleri, İstanbul Bölge Adliyesi Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi'nin 02/05/2024 tarih ve ...Esas 2024/480 Karar sayılı ilamı, .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası, .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası, .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası, alınan bilirkişi kök ve ek raporu ile dosya kapsamı hep birlikte incelenmiştir.
.... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyasının celp edilerek incelenmesinde; ... Adi Ortaklığı, ... Enerji Yatırım İnşaat Sanayi Ticaret Anonim Şirketi ve ... Enerjı Madencilik ve İnşaat A.Ş. Tarafından Sarten Yaşar ve ... Teknik Yapı Sanayi Ticaret Anonim Şirketi aleyhine 302.360,54.-TL tutarındaki alacak üzerinden icra takibi yapıldığı görülmüştür.
.... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyasının celp edilerek incelenmesinde; ... Adi Ortaklığı, ... Enerji Yatırım İnşaat Sanayi Ticaret Anonim Şirketi Ve ... Enerjı Madencılık Ve İnşaat A.Ş. Tarafından Sarten Yaşar ve ... Teknik Yapı Sanayi Ticaret Anonim Şirketi aleyhine 30.770,13.-TL tutarındaki alacak üzerinden icra takibi yapıldığı görülmüştür.
.... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasının celp edilerek incelenmesinde; ... Adi Ortaklığı, ... Enerji Yatırım İnşaat Sanayi Ticaret Anonim Şirketi Ve ... Enerjı Madencılık Ve İnşaat A.Ş. Tarafından Sarten Yaşar ve ... Teknik Yapı Sanayi Ticaret Anonim Şirketi aleyhine 71.016,71.-TL tutarındaki alacak üzerinden icra takibi yapıldığı görülmüştür.
Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda verilen kararın istinafı üzerine; İstanbul Bölge Adliyesi Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi'nin 02/05/2024 tarih ve 2023/1438 Esas 2024/480 Karar sayılı ilamıyla; "Davacı yüklenici, davalı iş sahibi ile yaptıkları eser sözleşmesi kapsamında ( 3. Havalimanı inşaatının elektrik yapım işleri) hak ediş alacağının tahsili, teminat olarak verilen senetlere dayalı başlatılan takipler sebebiyle borçlu olmadığının tespiti ve takibin iptali ile sözleşmenin davalı tarafça haksız feshi ile haksız icra takiplerinden dolayı uğranılan zarar ve kar kaybının tazminini talep etmiş, davalı iş sahibi, davacının hak ediş alacağı olmadığını, senetlerin teminat senedi olarak verilmediğini, davacının zararı olmadığını iddia ederek davanın reddini istemiş, mahkemece, hak ediş alacağı ve menfi tespit taleplerinin kabulüne, haksız takip sebebiyle uğranılan zarar ve kâr kaybı alacağına yönelik talebinin reddine karar verilmiş, karar davalılar vekilince istinaf edilmiştir.
6100 sayılı HMK hükümlerine göre; mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir (266/1). Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler (281/1). Mahkeme, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden, yeni sorular düzenlemek suretiyle ek rapor alabileceği gibi, tayin edeceği duruşmada, sözlü olarak açıklamalarda bulunmasını da kendiliğinden isteyebilir (281/2). Mahkeme, gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse, yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla, tekrar inceleme de yaptırabilir (281/3). Hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir (HMK 282/1).
Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporuna karşı davalılar vekilince itiraz edildiği, itiraz edilen hususların istinaf aşamasında da ileri sürüldüğü görülmüş olmakla, itiraz edilen hususlar teknik incelemeyi gerektirdiğinden HMK'nın 266. Maddesi gereğince bilirkişiden davalı itirazlarını da karşılar şekilde ek rapor alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği halde mahkemece bu hususta ek rapor alınmadan eksik inceleme sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve esasa aykırı olduğundan davalılar vekilinin istinaf talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Açıklanan nedenlerle, davalılar vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir...." şeklinde karar verilerek dosyanın mahkememize gönderildiği anlaşılmıştır.
07/11/2024 tarihli celsede; İstanbul Bölge Adliyesi Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi'nin 2023/1438 Esas 2024/480 Karar sayılı kaldırma kararındaki gerekçeye göre davalılar vekillerinin bilirkişi raporuna karşı itirazları değerlendirilmek üzere bilirkişilerden ek rapor aldırılmasına karar verilmiş, bilirkişiler İnşaat Mühendisi ...., İnşaat Mühendisi Prof. Dr...., Elektrik Mühendisi, Doç. ..., Nitelikli Hesap Uzmanı,... İle Öğretim Görevlisi, ...'dan rapor alınmış olup, düzenlenen heyet ek raporunda sonuç ve özetle;
KANAAT VE SONUÇ
Hukuki değerlendirme ve takdir Yüksek Mahkemeye ait olmak üzere; Sayın Mahkemece verilen görev doğrultusunda ve dava dosyası kapsamında yer alan bilgi-belgelerüzerinde yapılan inceleme ve değerlendirmeler sonucunda;
Teknik değerlendirmeler sonucunda :
1- Davalı yüklenicinin kök rapora itirazlarının tek tek değerlendirildiği ve kök rapordaki görüş ve kanaatlerimizde bir değişiklik olmadığı,
2- Sözleşmenin feshinin şartlarının oluşmadığına ve haksız fesih olduğuna kanaat edildiği,
3- Davacı ... Teknik firmasının sözleşme kapsamında yaptığı hakedişler karşılığında 848.601,27 TL alacaklı konumda olduğu, ayrıca hakedişlerde fazladan kesilen avans miktarı olan 3.092,79 TL ile hakedişinden kesilen ihbar 50.546.41 TL lik tazminatlarının iade edilmesinin de bu kerre ağına eklenerek toplam : 848.601,27 + 3.092.274 50.546,41 = 899.147,68 TL olarak hesap edildiği,
İşin başında davacının verdiği 300.000,00 TL lik senedin teminat senedi olduğu ve davacıya iade edilmesi gerektiği, aynı şekilde davacının, işverene verdiği 70.000,00 ve 30.000,00 TL'lik senetlerin avans karşılığı verildiği ve hakedişler içinde bedellerinin kesildiği, ve bedelsiz kalan bu senetlerin de davacıya iade edilmesi gerektiği,
5- Davacının sair talepleri (mahrum kalınan kar ve diğer masraflar) için yeterli bilgi ve belge bulunamadığından bir değerlendirme yapılamadığı,
Sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Mali değerlendirmeler sonucunda ;
Davacı şirketin sözleşmeye istinaden düzenlediği faturalardan kaynaklı vergi borcunu zamanında ödememesi ve vergi dairesine olan borcunu yapılandırması ile oluşan 50.989,26 TL tutarındaki gecikme zammının bu davanın konusunu oluşturmadığı, bu nedenle tahakkuk eden faiz miktarının davacının alacak miktarına eklenemeyeceği,
Hukuki değerlendirmeler sonucunda ;
Her iki sonuç birlikte değerlendirildiğinde; Davalı tarafından yapılan fesih bildiriminin haklı nedene dayanmadığı, bu bakımdan davacının uğradığı zararların, ödenmeyen bakiye alacaklarının ve teminatlarının ödenmesi gerektiği,
- Davacıya ödenmesi gereken avans ve hakkediş bedellerinin toplamının 851.693,54 TL olarak hesaplanabileceği,
- Davalıya verilen 300.000,00 TL'lik senedin teminat senedi olduğu ve davacıya iade edilmesi gerektiği, aynı şekilde davacının işverene verdiği 70.000,00 ve 30.000,00 TL'lik senetlerin avans karşılığı verildiği ve hakedişler içinde bedellerinin kesildiği, dolayısıyla davalı tarafından başlatılan icra takiplerinin haksız olduğu,
- Davacının haksız başlatılan icra takipleri nedeniyle uğramış olduğu zararların ve kar mahrumiyeti taleplerinin ispata muhtaç olduğu, sonucuna varılmıştır..." şeklinde görüş ve kanaat bildirilmiştir.
Bilirkişi heyeti ek raporu taraf vekillerine tebliğ edilmiştir.
Mahkememizce yapılan yargılama, taraf iddia ve savunmaları, icra takip dosyaları, alınan bilirkişi kök ve ek raporu ile tüm dosya içeriğine göre; dava, taraflar arasında imzalanan 01/09/2017 tarihli sözleşme ile 05/02/2018 tarihli ek protokol kapsamında eksik ödenen hak ediş alacağının tahsili, sözleşme kapsamında verilen senetler yönünden borçlu olunmadığının tespiti ve haksız takipler sebebiyle uğranılan zarar ve kâr kaybının tazmini istemlerine ilişkindir.
Taraflar arasındaki sözleşmenin konusu İstanbul Havalimanı elektrik işlerinin yapılmasına ilişkindir. Davacı taraf alt yüklenici konumunda olup, davalılar yüklenici ortaklardır. Davalı şirketler arasında adi ortaklık bulunduğundan husumetin her bir ortak şirkete yöneltilmesi usul ve yasaya uygundur. Dava konusu sözleşme davalılar tarafından ... 4. Noterliği’nin 29/06/2018 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile feshedilmiştir. İhtarnamede fesih gerekçesi olarak işin zamanında yapılmadığı, yeterli nitelikte eleman bulundurulmadığı ve verilen talimatların derhal yerine getirilmediği belirtilmiştir.
Dava konusu sözleşmenin incelenmesinde 2.2. maddede işin bedelinin 2.209.699,74 TL + KDV olarak kararlaştırıldığı, 4. maddede sözleşmenin imzalanmasından sonra 5 gün içinde yer tesliminin yapılacağı, yer tesliminden sonra 5 gün içinde alt yüklenicinin işe başlayacağı ve iş programına uygun olarak işin bitirileceği hususunda tarafların anlaşma sağladığı anlaşılmıştır. İşin süresi sözleşmede 5 gün olarak belirtilmiş ise de, 15/05/2022 tarihli bilirkişi raporunda bu sürenin gerçekçi olmadığı ve işin bu süre içerisinde bitirilmesinin mümkün olmadığı tespit edilmiştir. Taraflarca, sözleşmede belirtildiği şekilde düzenlenen bir iş programı da dosyaya sunulmadığından işin süresi net olarak tespit edilememiştir. Sözleşmenin 10. maddesine göre, işin programa uygun ilerlememesi durumunda her gün için hak edişlerden ceza bedeli kesileceği; gecikmenin 10 günden fazla sürmesi halinde sözleşmenin feshedilebileceği kararlaştırılmıştır. Düzenlenen hak edişlerin incelenmesinde ise, gecikme sebebiyle ceza kesilmediği görülmüştür. İşin süresinin net olarak tespit edilememesine rağmen; davalıların gecikmeye ilişkin fesihten önce herhangi bir ihtarda bulunmaması, gecikmeye ilişkin tutanak tutulmaması ve hak edişlerden gecikme cezası kesilmemesi gözetilerek, işin geciktiğine ilişkin iddiaların ispatlanamadığı kanaatine varılmıştır.
Sözleşmenin 9. maddesinde, sahada çalışacak personele ilişkin düzenlemelerin yapıldığı, personel sayısı ve niteliği hususunda yüklenici ve işverenin onayının alınması gerektiği belirtilmiştir. İşin ifası süresince çalışan personelin maaş ve yevmiyelerinin ödendiği, sözleşmeye uygun olarak işverenin onayı ile personelin çalıştığı anlaşılmıştır. Personelin yeterli nitelikte olmadığına dair davalılar tarafından herhangi bir delilin dosyaya sunulmadığı gözetilerek, davacı tarafından çalıştırılan personelin yeterli nitelikte olduğu ve işverenin onayıyla çalıştığı mahkememizce kabul edilmiştir.
Sözleşmenin 25.4. maddesine göre, işveren, herhangi bir sebep göstermeksizin 5 iş günü öncesinden bildirim yapmak suretiyle sözleşmeyi feshetme hakkına sahiptir. Davalıların fesih yapmadan önce sözleşmeye uygun olarak bildirimde bulunmadığı ve fesih ihtarnamesinde davacıdan kaynaklanan sebepler ileri sürülerek derhal fesih yapıldığı anlaşılmıştır. Dolayısıyla somut olayda yapılan fesih, sözleşmenin 25.4. maddesine uygun olarak yapılan bir fesih değildir.
Sözleşmenin feshinin haklı olup olmadığı hususunda yukarıda yapılan değerlendirmeler çerçevesinde, davalıların fesih için öne sürdüğü sebepleri ispat edememesi sebebiyle feshin haksız olduğu kanaatine varılmıştır. Davacının talebi eksik hak edişlerinin ödenmesine ilişkin olduğundan, fesih tarihine kadar hak kazanılan ücretin hesaplanması yoluna gidilmiştir. Bu doğrultuda 15/05/2023 tarihli bilirkişi raporunda davacının 848.601,27 TL eksik hak ediş alacağı bulunduğu, düzenlenen hak edişlerden 3.092,79 TL haksız olarak kesinti yapıldığı tespit edilmiştir. Sonuç olarak 15/05/2023 tarihli bilirkişi raporunun usul ve yasaya uygun olduğu, denetime elverişli olduğu kabul edilerek, davacının, fesih tarihine kadar eksik hak ediş alacağının toplam 851.694,06 TL olduğu kanaatine varılmıştır. Davacı her ne kadar fesih tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmedilmesini talep etmiş ise de, dava açılmadan önce davalıların usulüne uygun olarak temerrüde düşürüldüğü hususunda dosyaya delil sunulmadığından dava tarihinden itibaren ticari avans faizi oranında temerrüt faizi işletilmesine karar verilmiştir.
Davacı ... Teknik adına yapılan ödemeler: davalı işverenin itirazında davacı şirket adına;
41.093,51.-TL 2018 yılı Mayıs ayı SGK ödemesi,
197.094,83.-TL 2018 yılı Haziran ayı personel maaş ödemeleri,
14.234,86.-TL personel sağlık-servis bedeline ilişkin ödeme,
59.091,24.-TL 2018 yılı Haziran ayı personel maaş ödemeleri,
51.420,45.-TL 2018 yılı Haziran ayı SGK ödemesi,
4.041,64.-TL 2018 yılı Temmuz ayı SGK ödemesi yaptıklarını belirtmektedir. İşveren tarafından davacı adına yapılan ödemeler (SGK primi, ücret, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, personel servis hizmeti gibi ödemeler) nedeniyle Davacı şirketin işveren şirkete 305.330,90.-TL borçlu olması nedeni ile hakedişlerin ödemediğini belirttiği görülmektedir. Kök raporda da bunlar hesap edilmiş davalı lehine 366.976,54 TL olarak davacı alacağından düşülmüştür.
Davalı işveren bir diğer itirazında 5 nolu panoterminasyon ve 9 nolu scada hakedişinin imzalanmadığı gerekçesi ile kabul etmediğini belirttiği görülmüştür. Bu konu hakkında kök raporda “Taraflar arasında pano terminasyon işlerine karşılık 5 adet hakediş yapılmış olup bunlardan ilk 4 hakediş taraflarca imzalanmış ve cari hesaba dahil edilmiştir. 5 nolu hakediş ise işverenin sahadaki teknik personellerince imzalanmış olup işveren hakediş ofisine verilmiş anacak işverence henüz imzalanıp onaylanmadan sözleşme fesih edilmiştir. Yine sözleşme kapsamında 8-adet ... hakedişi yapılmış ve imzalanmıştır. Davacının beyanlarında yapıldığını iddia ettiği 9 nolu hakedişe dosyada rastlanılmamıştır. Bu yönde bir değerlendirme yapılamamıştır. “ denilmiş olup yani 9 nolu scada hakedişi dikkate alınmamıştır.
Yine kök raporda da belirtildiği üzere sözleşme feshi (29.06.2018) tarihi itibari ile taraflar arasında onaylanmış ve faturaları kesilmiş olan 8-adet ... ile 4-adet Pano Terminasyonu hakedişlerinde bir ihtilaf yoktur ve tarafların kabulündedir. Fesih sonrasında ... Adi Ortaklığı Muavin defteri dökümü 25.06.2018 tarihi itibarı ile davacı alacak bakiyesi 61.645,64-TL olup bu da tarafların kabulündedir. 2018 Haziran dönemi hakedişi işverenin saha teknik personeli onayları alınmış olmasına rağmen işveren yönetimi tarafından imzalanmadığı için 5 Nolu Pano Terminasyonu hakedişi içerisinden hesaplanan 366.976,53 TL lik kesinti yapılamamıştır. Mevcut hali, 5 nolu hakediş olmadan kesintiler cari hesaba yansıtılınca 25.06.2018 tarihi ile davacı ... teknik cari alacağı olan 61.645,64-TL'den mahsup edilmesi ile davacı 305.330,90-TL borçlu olarak görülmektedir. Oysa 5 nolu Pano Terminasyonu hakedişi ... yönetimi tarafın dan imzalanıp cari hesaba işlenseydi belirtilen masraflar da hakediş içinden kesilecek ve aşağıdaki durum ortaya çıkacaktı:
5 Nolu Pano Terminasyonu hakedişi;
* Hakediş Gelirleri (A+B+C) =153.,932,17-TL
* Hakediş Kesintileri toplamı= 366.976,54-TL
* Hakedişe ait Ödenecek Tutar = 786.955,63-TL Bu rakam cari hesaba alacak yazılarak 25.06.2018 tarihli alacak bakiyesi olan 61.645,64-TL de üzerine eklendikten sonra Cari hesap
5 Nolu Pano Termininasyon hakedişi= 786.955,63-TL
25.06.2018 Cari hesap bakiyesi =61.645,64-TL
Toplam alacak bakiyesi = 848.601,27-TL olmaktadır.
Davacının, sözleşme kapsamında verilen senetler yönünden borçlu olmadığının tespitine ilişkin talebine yönelik yapılan incelemede; davacının verdiği 300.000,00 TL bedelli senedin teminat senedi olduğu ve .... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosya ile takibe koyulduğu; 30.000,00 TL bedelli senedin avans karşılığı verildiği ve .... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosya ile takibe koyulduğu; 70.000,00 TL bedelli senedin de avans karşılığı verildiği ve .... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosya ile takibe koyulduğu anlaşılmıştır. Zira sözleşmenin 17.1. maddesi uyarınca 300.000,00 TL tutarında banka teminat mektubunun verilmesinin kararlaştırıldığı, dava konusu senedin 300.000,00 TL bedelli olması ve senedin düzenleme tarihi ile sözleşme tarihinin 01/09/2017 olması gözetildiğinde, işbu senedin teminat senedi olduğu sonucuna varılmıştır. 30.000,00 TL ve 70.000,00 TL bedelli senetlerin ise, davalının muavin defterleri kayıtlarına göre avans karşılığı verildiği anlaşılmıştır. Davacı tarafından verilen 300.000,00 TL’lik teminat senedinin, sözleşmenin davalı tarafından haksız olarak feshedilmesi ve davacının teminattan karşılanacak bir borcu bulunmaması sebebiyle, davacıya geri verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. Avans karşılığı verilen diğer iki senedin bedelinin ise, düzenlenen hak edişlerin içinde kesildiği tespit edilmiş olup, senetlerin tahsili mükerrer tahsilata sebep olacağından, senetlerin bedelsiz kalması sebebiyle davacının bu senetler yönünden de borçlu olmadığı kabul edilmiştir.
Davalı işveren icra takibine konu 300.000,00 TL' lik senedin teminat senedi olmadığını ve diğer 30.000,00 TL ve 70.000,00 TL lik senetlerin de avans senedi olmadığını, senetlerin üzerinden teminata ilişkin herhangi bir ibare yazılı olmadığını belirten itirazları olduğu görülmüştür.
Davacı hakedişleri incelendiğinde hakedişlerden %10 oranında avans kesintisi yapıldığı görülmektedir. Bu haliyle davalı işveren davacıya senet karşılığı avans vermiş ve bunu da hakedişlerden %10 oranında kesmiştir. Avans karşılığı hakedişlerden yapılan kesinti miktarı 103.092,79 TL olup bu rakam davacının alacağı sayılacaktır. Diğer bir deyişle davacı tarafından avans karşılığı verilen senetler 30.000,00 TL ve 70.000,00 TL bedellerinin ödendiği görülmüş olup bu senetler karşılıksız kalmıştır. İşverenin bu senetlerde icra takibi yapması uygun olmamıştır. Zira 3.092,79 TL fazlası ile davacı hakedişlerinden kesildiği görülmektedir.3.092,79 TL kök raporda davacı alacağına eklenmiştir. Ayrıca 70.000-TL avans karşılığı verilen 70.000-TL' lik nakit avans senedi davalı muavin defteri dökümünde de görülmektedir. 27.02.2018 tarihinde davacı alt yükleniciye 70.000,00 TL avans verilmiştir. Muavin kayıtların da 72.164,95-TL olarak kayıt yapıldığı bu işlem için de aylık hak edişler içerisinden %10 oranında kesinti yapılarak tahsil edildiği görülmüştür. Bedelsiz kalan bu senedin davalı işverence icra takibine konulması hukuka uygun değildir.
Aynı şekilde 30.000-TL avans karşılığı verilen 30.000-TL avans senedi de davalı işveren muavin defteri dökümünde 26.12.2017 tarihinde davacı alt yükleniciye 30.000,00TL ödendiği ve cari hesaba da 30.927,84-TL avans kaydı yapıldığı, avansların ise aylık hakedişler içerisinden %10 oranında kesinti yapılarak tahsil edildiği görülmüştür. Bedelsiz kalan bu senedin de davalı işverence icra takibine konulması hukuka uygun değildir.İşin başında sözleşme imzalanması aşamasında verilen 300.000,00 TL' lik senedin teminat senedi olduğu kanaatine varılmıştır. Zira 01.09.2017 tarihinde taraflarca imzalanmış olan ...Elektrik İşleri Projesi sözleşmesi kapsamında 01.09.2017 düzenleme tarihli ve 300.000,00TL'lik teminat senedi, Sözleşme Madde 17.1 kapsamında teminat mektubu olarak yazılmış olsa da esasen 300.000TL'lik teminat senedi olarak verildiği değerlendirilmiştir. Zira bu senet karşılığı herhangi bir avans verilmemiştir. Sözleşmenin ilgili “Madde 17.1 Yüklenici sözleşmenin imzasını müteakip 300.000 TL tutarında işverenin kabul edeceği kesin ve süresiz banka teminat mektubunu yükleniciye verecektir.” şeklinde olduğu görülmekte olup sözleşmenin imza tarihi (01.09.2017) ile aynı 01.09.2017 tarihinde imzalanarak verildiği anlaşıldığından teminat senedi olduğu kanaatine varılmıştır.
Davacı taraf itirazında faturaları kesilen ancak bedeli ödenmeyen hakedişleri yüzünden tahakkuk eden vergilerini ödeyemediği ve dosyaya davacı tarafından sunulan dijital vergi dairesi ekstresinde ödeyemediği ve yapılandırdığı vergi borcu için 50.989,26 TL' lik faiz tahakkuk ettiğinden talep ettiği görülmüştür. Ayrıca sözleşmesinin haksız olarak fesih edildiğinden kendi adına işverence işçilerine ödenen ihbar tazminatı tutarı olan 50.546,41 TL' nin de kendisine ödenmesini talep ettiği görülmüştür. Bu miktar davacı işverenin diğer ödemeleri adı altında yaptığı ödeme 197.094,83 TL' nin içinde olup 5 nolu Haziran ayı hakedişi içinde kesildiğini beyan ettiği görülmüştür. Kök raporda “Davacının dava dosyasında talebi olan mahrum kalınan kar 191.876,00 TL ve icra takipleri v.s. işlemler için harcanan masraflar 128.740,00 TL için dosyada yeterli bilgi belge bulunamadığından bir değerlendirme yapılamamıştır. Davacının bu yöndeki taleplerinin somutlaştırılması gerekir. “ şeklinde değerlendirme yapılmış, mahkememizce de alanında uzman bilirkişi heyeti görüşüne aynen itibar olunmuştu. Davacı şirketin sözleşmeye istinaden düzenlediği faturalardan kaynaklı vergi borcunu zamanında ödememesi ve vergi dairesine olan borcunu yapılandırması ile oluşan 50.989,26 TL tutarındaki gecikme zammının bu davanın konusunu oluşturmadığı, bu nedenle tahakkuk eden faiz miktarının davacının alacak miktarına eklenemeyeceği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Davacı taraf, haksız icra takiplerinden dolayı uğradığı zarara karşılık tazminat talebinde bulunmuştur. Yukarıda açıklandığı üzere davalıların, davacıya karşı başlattığı üç takip yönünden davacının borçlu olmadığı mahkememizce kabul edilmiştir. İİK md. 72/5 hükmü “Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz.” şeklindedir. Kanun hükmüne uygun olarak menfi tespit talebinin kabulü ile birlikte dava konusu üç takibin derhal durmasına ve takip bedellerinin (404.147,38 TL) %20’si oranında kötü niyet tazminatına karar verilmiştir. Davacı taraf kötü niyet tazminatı dışında, haksız takipler sebebiyle uğranılan zarar ve kâr kaybı sebebiyle 30.000,00 TL tazminat talebinde bulunmuştur. İİK 72/5 hükmü dışında haksız takip sebebiyle uğranılan zarar ve kâr kaybı talebinin somut olarak ispatlanması gerekir. Somut olayda davacı taraf uğradığı zarar ve kâr kaybına ilişkin herhangi bir delil sunmadığından, yapılan ticari defter incelemesinde de haksız takipler ile illiyet bağı bulunan zarar ve kâr kaybı tespit edilemediğinden, bu talebin reddine karar verilmiştir.
Her ne kadar cevap dilekçesinde zamanaşımı itirazında bulunulmuş ise de; uyuşmazlığın eser sözleşmesi kapsamında değerlendirildiği, TBK 470 uyarınca eser sözleşmesinden kaynaklanan sözleşmelerde 5 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanacağı, sözleşmenin ve ek protokolün düzenlenme tarihlerinin dahi 01/09/2017 ve 05/02/2018 tarihleri olup dava tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmakla yapılan itirazın reddine karar vermek gerekmiştir.
HUAK 18/A-(13) ve (14). Fıkrası hükümleri gereğince arabuluculuk gideri olarak Arabuluculuk Dava Şartı Dosya No: ... sayılı dosyasından arabulucu olarak atanan ... ekte sunulan 1.129,49.-TL tarife bedeli üzerinden kesilen Serbest Meslek Makbuzu doğrultusunda ödeme yapıldığı tespit edilerek, davanın kısmen kabulüne karar verildiği de dikkate alınarak taraflar aleyhine arabulucuk giderlerinin de yükletilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden;
1-Davacının hak ediş alacağına ilişkin talebinin kabulü ile 851.694,06-TL hak ediş alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
2-Davacının haksız başlatılan icra takipleri nedeniyle uğradığını iddia ettiği zarar ve kar mahrumiyeti taleplerinin reddine,
3-Davanın borçlu lehine sonuçlandığı göz önüne alınarak İİK md 72/5 uyarınca .... İcra Müdürlüğü' nün ... ve ..., .... İcra Müdürlüğü' nün ... esas sayılı takiplerinin derhal durmasına, davacı tarafın işbu icra takip dosyalarından ve takiplere konu 300.000-TL, 30.000-TL, 70.000-TL, bedelli senetlerden dolayı borçlu olmadığının tespitine ve senetler ile icra takiplerinin İPTALİNE,
4-İİK md 72/5 uyarınca hesaplanan %20 kötü niyet tazminatı olan 80.829,47-TL nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 85.503,22.-TL karar harcının peşin ve ıslah harcı olarak yatırılan 21.888,70.-TL'den mahsubu ile eksik yatırılan 63.614,52.-TL'nin davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereği hesap ve takdir olunan 187.237,17 TL-TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereği hesap ve takdir olunan 30.000,00. TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara verilmesine,
8-Davacı tarafından yapılan; 25.000,00-TL Bilirkişi ücreti, (Bozmadan önce) 24.000,00.-TL ek bilirkişi ücreti (bozmadan sonra) 756,25.-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, (Bozmadan önce) 90,00.-TL (Bozmadan sonra) 20,00.-TL vekalet harcı, 59,30.-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 49.925,55 yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak 48.727,33.-TL'lik kısmının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin ise davacı üzerinde bırakılmasına,
9- Davalı tarafından yapılan 24.000,00.-TL bilirkişi ücreti, 210,00.-TL istinaf gider avansı olmak üzere 24.210,00.-TL yargılama giderinin red oranı dikkate alınarak 581,04.-TL 'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye gider avansının davalı üzerinde bırakılmasına,
10-Zorunlu arabuluculuk başvurusu nedeniyle devletçe karşılanacak 1.129,49.-TL arabuluculuk ücretinin red ve kabul oranına göre 1.102,94.-TL'sinin davalıdan, 26,54.-TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
10-Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 20/03/2025
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır