T.C.
İSTANBUL
19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/395 Esas
KARAR NO : 2025/135
DAVA : Tespit
DAVA TARİHİ : 05/06/2022
KARAR TARİHİ : 03/03/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde; Davacının ... 303 ada 37 parselde kayıtlı gayrimenkulünün yıkılma tehlikesi dolayısıyla Kentsel Dönüşüm kapsamında yenilemek üzere, Davalı ... Tic. AŞ firması ile 28/05/2018 tarihli Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi imzalandığını, müteahhit firmanın da yeniden inşaat işlemlerine başlamadan önce sözleşme ile ödenen bedelin iadesi ve ... Belediyesi ve diğer kurumlara ödenmesi gereken emlak vergileri ve sair harçları ödeyeceğinden sözleşme devam etmez ise ödediği bedelleri geri alımının teminatı olarak müvekkilinden senet istediğini, müvekkilinin de güven ilişkisine istinaden 2 adet 10.000 USD'lik ve 1 adet de 70.000,00-TL'lik lehdarı ve ödeme tarihi boş halde teminat senedi düzenlendiğini ve davalıya teslim edildiğini, kat karşılığı sözleşmenin 6. Maddesinde de bu ödemelerden 20.000 USD lik ödeme yapıldığının yazılı olduğunu, belediye emlak vergisi, harç masrafları için de davalı şirketçe müvekkili adına 70.000,00-TL ödeme emlak vergisi, harç ve sair ödemeler yapıldığını, kat karşılığı sözleşmeden yapmadan önce rayiç bedel yazısı alınmanın zorunlu olduğundan, emlak vergilerinin peşin olarak davalı şirketçe müvekkili adına ödendiğini, sözleşme yapıldığından haberdar olan ve müvekkilinin abisi olan ancak müvekkili ile nizalı ...'in, davalı ve müvekkili'ne ... 23. Noterliği'nin ... yevmiye ve ... tarihli ihtarname gönderildiğini ve kat karşılığı inşaat sözleşmesinden dönülmesini istediğini, müteahhit firmayı sözleşme gereği inşaatı yapmaktan vazgeçirdiğini, davalı firmanın sözleşmeden vazgeçerek sözleşmeyi karşılıklı sona erdirmek istemiş ve bunu müvekkiline bildirdiğini, müvekkilinin de müteahhit firmayı zorlayamadığından sözleşmenin karşılıklı sona erdirildiğini, sözleşmede belirtilen bedel ve şirketin müvekkili adına yaptığı ödemelerin şirkete iade ediliğini ve ibra sözleşmesi yapıldığını, sözleşmenin sona erdirilmesine rağmen teminat amaçlı müteahhit firmaya verilen ve müvekkili imzasını taşıyan senetlerin davalı şirketin kasa ve anahtarının o gün ofiste olmadığından daha sonra iade edileceğini bildirdiğini, bu nedenle senetlerin iade alınamadığını, bedelsiz hale gelen senetleri hiçbir taraf sıfatları olmadığı halde teslim aldıklarını ikrar ettiklerini, müvekkilinin işbu tespit davasını açmakta güncel hukuki hak ve menfaati olduğunu, bahsedilen nedenlerle davanın kabulüne müvekkilinin davalı şirkete düzenlenme şeklinde taşınmaz satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesine güvenerek verdiği 12/06/2018 düzenleme tarihli 10.000 USD lık, 25.6.2018 düzenleme tarihli 10.000-USD lık ve 18.5.2018 düzenleme tarihli 70.000-TL lik senetlerin teminat senedi olduğunun tespitine, dava, harç masraf ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde;davacı tarafın müvekkili şirkete imzaladığı düzenlenme şeklinde Gayrimenkul Satış Vaadi ve Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi uyarınca Müvekkil Şirket’e teminat amaçlı senet verdiğini ve Müvekkil Şirket’in kayıtlarının incelenmesi halinde bu senetlerin teminat senedi olduğunun ortaya çıkacağını iddia ettiğini, davacı tarafın iddiasının gerçeği yansıtmadığını müvekkili şirketin davacıdan herhangi bir senet almadığını ve dolayısıyla dava dilekçesinde bahsi geçen davacının nizalı olduğu iddia olunan ...'e herhangi bir senet verilmediğini, dava dilekçesi ekinde de belirtildiği üzere müvekkili şirket ve davacının ... 8. Noterliği’nde ... tarih ... yevmiye numarasıyla düzenlenen Düzenleme Şeklinde Gayrimenkul Satış Vaadi ve Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi’ni 25 Haziran 2018 tarihinde feshettiklerini fesih protokolünde de taraflar birbirlerinden herhangi bir alacağı kalmadığını belirttiklerini, izah olunan sebepler çerçevesinde davacı tarafından açılan haksız davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.,
DELİLLER:
Mahkememizden verilen 13/03/2023 tarih ve ...Esas ...sayılı kararı; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi' nin 16/05/2024 tarih ve ... esas .... karar sayılı ilamında;
"...Sözlü yargılama 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 186. maddesinde düzenlenmiştir. Bu madde, "Mahkeme, tahkikatın bitiminden sonra, sözlü yargılama ve hüküm için tayin olacak gün ve saatte mahkemede hazır bulunmalarını sağlamak amacıyla iki tarafı davet eder. Taraflara çıkartılacak olan davetiyede, belirlenen gün ve saatte mahkemede hazır bulunmadıkları takdirde yokluklarında hüküm verileceği hususu bildirilir. Sözlü yargılamada mahkeme, taraflara son sözlerini sorar ve hükmünü verir." hükmünü amirdir.
Bu maddede, taraflara davetiye çıkarılacağı belirtilmiş ise de, HMK'nın 184. maddesine uygun olarak, tarafların tamamının hazır olduğu yargılama sırasında, hâkim, tarafların iddia ve savunmalarıyla toplanan delilleri inceledikten sonra, taraflara tahkikatın tümü hakkında açıklama yapabilmeleri için söz verip, tarafların bütün tahkikat hakkındaki açıklamalarını dinleyip, tahkikatı gerektiren bir hususun kalmadığını belirledikten sonra, yüzlerine karşı tahkikatın bittiğini tefhim etmişse, sözlü yargılama hakkında da görüşlerini sorması gerekir.
Yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde; davalı vekilinin hazır olduğu 13/03/2023 tarihli duruşmada, davacı vekilinin e-duruşma talebinde bulunduğu, duruşma gün ve saatinde sistem üzerinden yapılan çağrıya cevap vermediği, talebinde mazeretli olduğunu belirttiğinin görüldüğünü bildirerek, ara karar ile davacı vekilinin mazeretinin kabulüne karar verilerek tefhimle açık yargılamaya devam olunmuştur. Mahkemece davacı vekilinin mazereti kabul edilmiş olmasına rağmen, yargılamaya yokluğunda devam edilmiş, taraflara HMK’nın 184. maddesi gereğince tahkikatın bittiği bildirilmemiş ve sözlü yargılama için HMK’nın 186. maddesinde belirtildiği şekilde yeni bir duruşma günü belirlenmeden ve sözlü yargılamaya geçilmeden karar verilmiş olduğundan, HMK’nın 184. ve 186. maddelerinde belirtilen sırasıyla tahkikatın sona ermesi ve sözlü yargılamaya ilişkin usul kurallarına uyulmaksızın verilen hüküm AİHS’nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkına dolayısıyla HMK’nın 27/2-b maddesinde düzenlenen hukuki dinlenilme hakkının unsuru olan silahların eşitliği ilkesi ile usul kurallarının özüne uygun düşmemektedir.
O halde, mahkemece yukarıda yazılı hususlar dikkate alınarak usul kuralları gereği yerine getirildikten sonra sonuca göre karar verilmesi gerektiğinden kararın kaldırılmasına, sair istinaf sebepleri incelenmeksizin davacı vekilinin istinaf talebinin usul yönünden kabulüne karar vermek gerekmiştir. " şeklinde karar verilmek suretiyle kaldırılarak dosya mahkememize gönderilmiş ve işbu yeni esasa kaydedilmiştir.
... 5. Asliye Ticaret Mahkemesine müzekkere yazılarak,... esas sayılı dosyasının gönderilmesi istenilmiş ve yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır.
GEREKÇE:
Dava, dava konusu üç adet senedin teminat senedi olduğunun tespitine ilişkindir.
Mahkememizin 2022/350 Esas sayılı dosyası ile yapılan yargılama sonucu verilen ret kararı, istinaf incelemesi sonucu usûlî eksiklik sebebiyle kaldırılmış ve dosya mahkememize iade edilmiştir. Kaldırma kararı sonrası belirtilen eksiklikler giderilerek yargılamaya devam edilmiştir. Davacının, senetlerin hamiline karşı açtığı menfi tespit davası sonucunda ...5. ATM’nin ... Esas sayılı dosyasında davanın kabulüne karar verildiği, kararın istinaf edildiği ve dosyanın derdest olduğu görülmüştür.
Davacı taraf, davalı ile aralarında kat karşılığı inşaat sözleşmesi bulunduğunu ve bu sözleşme kapsamında davalıya boş olarak 18/05/2018 tarihli 70.000 TL bedelli, 12/06/2018 tarihli 10.000 USD bedelli ve 25/06/2018 tarihli 10.000 USD bedelli senetleri teminat senedi olarak verildiğini iddia etmiştir. Dava konusu senetlere dayanak olarak davacı aleyhine takip başlatılmış olması ve davacının senetlerin davalı ile aralarındaki sözleşmenin teminatı niteliğinde olduğunu iddia etmesi sebebiyle dava açmakta hukuki yararının bulunduğu ve davalıya husumet yöneltmesinin asıl hukuki ilişkinin tarafı olması sebebiyle usûl ve yasaya uygun olduğu anlaşılmıştır.
Bir senedin boş olarak verildiği ve anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu aynı derecede yazılı bir delil ile ispat edilebilir. Yine bir senedin teminat senedi olduğunun kabul edilebilmesi için senedin üzerinde teminat olduğuna dair bir kaydın bulunması gerekir. Bu kapsamda somut olayın incelenmesinde dava konusu senetlerin üzerinde teminat senedi olduğuna dair herhangi bir kaydın bulunmadığı görülmüştür. Taraflar arasındaki kat karşılığı inşaat sözleşmesinin incelenmesinde de teminat senetlerine ilişkin herhangi bir anlaşmanın bulunmadığı anlaşılmıştır. Taraflar arasında kat karşılığı inşaat sözleşmesi 28/05/2018 tarihinde akdedilmiş olup, 25/06/2018 tarihinde karşılıklı anlaşarak feshedilmiştir. Fesih ile birlikte taraflar birbirlerini ibra etmiş ve herhangi bir alacaklarının bulunmadığını beyan etmişlerdir.
Dava konusu senetlerin incelenmesinde davalı tarafın lehtar veya ciranta konumunda bulunmadığı görülmüştür. Davacı tarafından senetlerin lehtarına karşı ... 5 ATM’nin... Esas sayılı dosyasında davanın kabulüne karar verilmiş ise de, mahkemenin gerekçesinde senetlerin teminat senedi olduğuna dair bir kabul bulunmamaktadır. Dolayısıyla menfi tespit davası sonucu verilen kabul kararının gerekçesi işbu davadan bağımsız niteliktedir. Davacı tarafından dava konusu senetlere ilişkin yapmış olduğu şikâyet sonucu yürütülen soruşturmada da kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği anlaşılmıştır.
Senetlere dayalı olarak başlatılan icra takiplerinin (... 1. İcra Müdürlüğü ...Esas ve ... Esas) alacaklısı ve senetlerin lehtarının davalı olmadığı görülmüştür. Davacının iddia ettiği ... 2. SHM’nin ...Esas sayılı dosyasında verilen 04/02/2019 tarihli dilekçenin davalı tarafından değil, dava dışı kişinin vekili tarafından düzenlendiği ve bu sebeple davalıyı hukukî olarak bağlayacak veya etkileyecek şekilde teknik anlamda bir ikrar olarak kabul edilemeyeceği anlaşılmıştır.
Davacı vekili, ... 5. ATM dosyasının bekletici mesele yapılması talebinde bulunmuştur. Yukarıda açıklandığı üzere ... 5. ATM dosyası menfi tespit talepli olup, o dosyanın davalısı ile işbu dosyasının davalısı birbirinden farklıdır. Verilen menfi tespit kararının gerekçesinde, dava konusu senetlerin teminat senedi olup olmadığı hususunda bir değerlendirme de bulunmamaktadır. Dolayısıyla tarafları ve konusu farklı olan bir dosyanın bekletici mesele yapılması talebi mahkememizce yerinde görülmemiştir.
Davacı vekilinin son celse yazılı beyanda bulunmak için süre talebi ise, HMK md. 321 hükmü gereği reddedilmiştir. Zira kanun maddesi "Tahkikatın tamamlanmasından sonra, mahkeme tarafların son beyanlarını alır ve yargılamanın sona erdiğini bildirerek kararını tefhim eder. Taraflara beyanda bulunabilmeleri için ayrıca süre verilmez." şeklinde olup; sözlü yargılama aşamasında talep halinde duruşmanın iki haftadan az olmamak üzere ertelenmesine ilişkin 186. madde yazılı yargılama usulüne ilişkin bir madde olduğundan basit yargılama usulüne tabi davalarda uygulanması söz konusu değildir. Davanın 05/06/2022 tarihinde açıldığı, tarafların aşamalarda yeteri kadar yazılı ve sözlü beyanda bulunduğu, davacı vekilinin yazılı beyanda bulunma talebinin neye ilişkin olduğunun açıklanmaması gözetildiğinde davacı tarafın yazılı beyanda bulunma talebinin reddi kararı ile hukukî dinlenilme hakkının ihlal edilmediği, aksine usul ekonomisi ve basit yargılama usulünün özelliği olarak yargılamanın hızlı bir şekilde bitirilmesi amacının gerçekleştirilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.
Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; yukarıda açıklanan sebeplerle davacının dava konusu senetlerin teminat senedi olduğu iddiasını usulüne uygun bir şekilde ispat etmesi gerekir. Ancak eldeki davada dava konusu senetlerin teminat senedi olduğuna dair bir kayıt bulunmaması, davalının dava konusu senetlerin lehtarı veya cirantası olmaması ve davacının iddialarını ispatlayamaması sebebiyle davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. Davalı lehine vekalet ücretinin hesaplanmasında senetlerin toplam değeri esas alınmış ve karar tarihindeki M.B. Efektif satış kuruna (36,5014) göre 20.000 USDx36,5014+70.000 TL =800.028 TL üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 534,70-TL eksik harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 124.003,92-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Fazla yatan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,
Dair, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 03/03/2025
Katip ...
¸
Hakim ...
¸