T.C.
İSTANBUL19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2024/407 Esas
KARAR NO:2025/516
DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:16/07/2024
KARAR TARİHİ:09/07/2025
Mahkememizde görülmekte olan itirazın iptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı borçlu ... İthalat İhracat. San. ve Tic. Ltd. Şti., 09/09/2021 tarihinde distribütörlük sözleşmesi imzalayarak; marka sahibinin tescilli markası olan ... adlı etiket ve ambalajlarla distribütör tarafından satış ve dağıtımının yapılması konusunda anlaştıklarını, Distribütörlük sözleşmesi kapsamında, davalı tarafın müvekkili firmaya 26/02/2024 tarihli ... nolu ve 28/02/2024 tarihli ... nolu faturalardan kaynaklı anapara+faiz olmak üzere takip tarihi itibarıyla bakiye 138.820,26 TL borcu bulunduğunu, ayrıca, davalı tarafından, müvekkilinin bilgi ve onayı olmadan piyasa koşullarında üretilerek müvekkilinin tescilli markasına benzetilmeye çalışılan ancak tescilli markadaki şekil ve yazılarla uyumlu olmayan marka görüntülü etiket ve ambalajlarla paketlenerek satılmış ürünlerin varlığının tespit edilmesi sonrası, ....Noterliği'nin 24/05/2024 tarihli ... yevmiye numaralı ve 28/05/2024 tarihli ... yevmiye nolu ihtarnameleriyle taraflar arasındaki 09/09/2021 tarihli distribütörlük sözleşmesinin feshedilmiş olduğunu bildirdiklerini, borcun ödenmemesi nedeniyle .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. dosyasından takibe başlandığını, ancak davalı-borçlunun faturaya itiraz etmemiş olmasına rağmen icra dosyasını sürüncemede bırakmak amacıyla haksız, kötü niyetli ve dayanaksız olarak takibe itiraz ettiğini beyanla; itirazın iptaline ve takibin devamına, asıl alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davalı borçluya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalıya usulüne uygun tebligat yapılmasına rağmen davaya süresi içerisinde cevap verilmediği ancak 11/11/2024 tarihli beyan dilekçesinde özetle; taraflar arasında 09.09.2021 tarihinde bir distribütörlük sözleşmesi imzalandığını, bu arada davacı tarafın üretip müvekkili şirkete / müvekkili şirketin de kendi müşterilerine sattığı ürünlerin iade edilmeye başlaması ve davacı şirketin “...“ markasını kullanmaya yetkisi olmadığı şayialarının ortalığı kapsaması ve tüm bunların müvekkilinin satışlarına olumsuz olarak yansıması üzerine müvekkili şirketçe bir araştırma yapıldığını, davacı aleyhine 01/02/2017 tarihinde .... SINAİ HAKLAR MAHKEMESİ’nde ... Esas sayılı dava açıldığını, mahkemenin 07.02.2024 tarihinde “DAVANIN KABULÜ ile TPMK nezdindeki ... tescil nolu ... ... ... markasının kullanılmaması dolayısıyla ile İPTALİNE, SİCİLDEN TERKİNİNE “ şeklinde karar verildiğini öğrendiğini, davacı aleyhine 2020 yılında açılan .... FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ’nde ... Esas sayılı dosyada ise 13.06.2024 tarihinde “Asıl davanın KABULÜ ile, davalılarca davacının ... esas unsurlu markalarına yönelik tecavüzde bulunduğunun tespitine, önlenmesine, durdurulmasına ve ortadan kaldırılmasına, davalılarca davacı markalarına benzer şekilde ... ibaresi ön plana çıkartılacak şekilde marka kullanımlarının her türlü internet ve sosyal medya ortamında yasaklanmasına, bu şekilde kullanılan ürünlere el konulmasına ,el konulan ürünlerin hüküm kesinleştiğinde imhasına… Birleşen davanın KABULÜ ile, davalı tarafça davacının ... esas unsurlu markalarına yönelik tecavüzde bulunduğunun tespitine, önlenmesine, durdurulmasına ve ortadan kaldırılmasına, davalılarca davacı markalarına benzer şekilde ... ibaresi ön plana çıkartılacak şekilde ve tescilli markalarının tescilli hali dışında davacı markasına benzer şekildeki marka kullanımlarının her türlü fiziki, internet ve sosyal medya ortamında yasaklanmasına, bu şekilde kullanılan ürünlere el konulmasına, el konulan ürünlerin hüküm kesinleştiğinde imhasına.." şeklinde karar verildiğini, bu kararlara binaen 09.09.2021 tarihinde imzalanan distribütörlük sözleşmesinin davacı tarafın artık ... markasını kullanarak sözleşme yapması yetkisi kalmadığından kendiliğinden hükümsüz hale geldiğini, sözleşmenin ihtarname tarihinde mahkeme kararıyla hükümsüz hale geldiğini, söz konusu ürünlerin üreticisinin davacı taraftır. Bu ürünlerin üretici firma tarafından üretilip faturalı olarak müvekkil şirkete sattığı; bu faturaların da şirket muhasebe sisteminde kayıtlı olduğu ve defterlere işlendiğini beyanla; davanın reddine, karşı tarafın %20 oranında kötü niyet tazminatı ödemesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
Arabuluculuk son tutanak örneği, 09/09/2021 Tarihli Distribütörlük Sözleşmesi örneği, ....Noterliği'nin 24/05/2024 tarihli ... yevmiye numaralı ve 28/05/2024 tarihli ... yevmiye nolu ihtarnameleri ve tebliğ mazbata örnekleri, 26/02/2024 tarihli ... nolu ve 28/02/2024 tarihli ... nolu fatura örnekleri, .... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasının bir örneğinin dosyamız arasında olduğu görülmüştür.
.... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin ... sayılı dosyasının bir örneğinin, .... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin ... sayılı dosyasının bir örneğinin gönderildiği görülmüştür.
Vergi Dairesi, İTO ve İstanbul Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliğine yazılan müzekkerelere cevap verildiği görülmüştür.
Mahkememizin 27/11/2024 tarihli celsesinin 8 nolu ara kararı gereğince dosya üzerinde bilirkişi heyeti marifetiyle inceleme yapılmasına karar verilmiş olup, bilirkişi heyeti 29/05/2025 tarihli raporunda sonuç ve özet olarak;
"Mali yönden;
Davacı tarafından defter ve belge sunmadığı,
Davalının 2023 ve 2024 yıllarına ait ticari defterlerinin e-defter olduğu, beratlarının uygun ve suresinde tasdik ettirildiği,
Davalı şirketten incelenen kendi defterlerine göre, takip tarihi olan 05.06.2024 itibariyle 122.628,58 TL davacıya borçlu olduğu, ancak takip talebinde davacının 122.614,93 TL talep ettiğinden, taleple bağlılık ilkesi gereği, davacının davalıdan takip tarihi olan 05.06.2024 tarihi itibariyle 122.614,93 TL asıl alacaklı olacağı, ancak nihai değerlendirmenin taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin neticesinde subuta ereceği, sayın mahkemece alacağın kabulü halinde, davacının takip tarihi olan 05.06.2024 tarihinden fiili ödeme tarihine kadar avans faiz talep edebileceği,
Hukuki yönden;
Davacının sözleşmeyi feshinin haksız fesih niteliğinde olduğu,
Davacının, kendisine ait markanın iptal edilmesi nedeniyle davalının satamadığı ve stokunda kalan malları geri alması gerektiği,
Davalının stokta kalan mallar için davacıya herhangi bir borcunun olmadığı" yönünde görüş ve kanaat bildirdikleri görülmüştür.
GEREKÇE:
Dava; taraflar arasında düzenlenen distribütörlük sözleşmesi nedeniyle düzenlenen fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Taraflar arasında 09.09.2021 tarihinde distribütörlük (tek satıcılık) sözleşmesi imzalanmıştır. Ticari ve ekonomik gelişmelerle birlikte ortaya çıkan ve geniş bir uygulama alanı bulan tek satıcılık sözleşmesi, hukuk sistemimizde düzenlenmemiş kendine özgü isimsiz bir sözleşmedir. Bu sözleşme, sürekli borç ilişkisi doğuran, çerçeve nitelikte ve iki tarafa borç yükleyen bir sözleşmedir. Tek satıcılık sözleşmesi Türk öğretisinde şu şekilde tanımlanmıştır:
Tek satıcılık sözleşmesi, yapımcı ile tek satıcı arasındaki hukuki ilişkileri düzenleyen çerçeve niteliğinde sürekli bir sözleşme olup, bununla yapımcı ürettiği malların tamamını veya bir kısmını belirli bir bölgede tekel hakkına sahip olarak satmak üzere bedeli karşılığında tek satıcıya göndermeyi, buna karşılık tek satıcı da sözleşme konusu malları kendi adına ve hesabına satmayı ve bu malların sürümünü arttırmayı üstlenir'. Yargıtayın bazı kararlarında yukarıdaki tanıma aynen yer verilirken”, bazılarında ise benzer tanımlar yapılmıştır: “Tek satıcılık sözleşmesi; üretici ile tek satıcı arasındaki ilişkileri düzenleyen, üreticinin mallarını belirli bir bölgede tekel şeklinde satmak üzere tek satıcıya göndermeyi üstlendiği, tek satıcının da kendisine gönderilen malların sürümünü arttırmak için kendi adına ve hesabına faaliyette bulunduğu, taraflar arasında sürekli borç ilişkisi doğuran isimsiz bir sözleşmedir.
Tek satıcılık sözleşmesinin akdedilmesiyle taraflar arasında karşılıklı borç doğuran iki ilişki ortaya çıkmaktadır. Buna göre, çerçeve ilişkisi olarak nitelendirilebilecek ilk ilişki gereğince yapımcı, sözleşmeyle belirlenen müşteri çevresinde ürünlerinin satış tekelini vererek, onun dışındaki kimselere müşteri çevresinde bu ürünleri sattırmama yükümlülüğü altına girmektedir. Buna karşılık tek satıcı ise müşteri çevresinde malların sürümünü arttırma yükümlülüğünü üstlenmektedir. Diğer hukuki ilişki uyarınca, yapımcı her bir birel (münferit) sözleşme ile belirlenmiş olan ürünleri tek satıcıya teslim etmekle, tek satıcı ise bu sözleşmede belirlenmiş ürünleri teslim alma ve bedelini ödemekle yükümlüdür. Sözleşme, özellikle çerçeve ilişkisi kuran borç ilişkisi sebebiyle sürekli borç ilişkisi niteliğinde olduğundan, sürekli borç ilişkisine özgü sona erme kuralları burada uygulanır.
Özellikle kurulması ve ifası arasında belli bir zaman aralığı geçen sözleşmelerde, taraflar arasında çıkan bir uyuşmazlıkta taraflardan birinin herhangi bir hukuki dayanağı bulunmamasına karşın fesih beyanında bulunması mümkündür. Burada sözleşmenin bir tarafı, yenilik doğurucu nitelik taşıyan ancak mevcut olmayan sözleşmeyi fesih hakkını kullanmaya yönelik irade beyanında bulunur. Haksız fesihten söz edebilmek için sözleşmenin bir tarafının diğer tarafa karşı sözleşmeyi hukuken sona erdirmeye yönelik irade beyanında bulunması ve hukuken bu hakka sahip olmaması veya şekle aykırı kullanması lazım gelir. Sözleşmeyi hukuken sona erdirme iradesinin de kesin ve nihai olarak anlaşılır olması gerekir.
Mahkememizce yapılan yargılama, taraf iddia ve savunmaları, sunulan deliller ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasında 09.09.2021 tarihinde distribütörlük sözleşmesi imzalandığı, .... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin ... sayılı kararı ve .... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin ... sayılı kararı incelendiğinde davacının sözleşmeyi feshinin haksız fesih niteliğinde olduğu, davacının kendisine ait markanın iptal edilmesi nedeniyle davalının satamadığı ve stokunda kalan malları geri alması gerektiği gibi davalının stokta kalan mallar sebebiyle davacıya herhangi bir borcunun olmadığı kanaatine varılmış, denetime elverişli bilirkişi raporu da göz önünde bulundurularak davacının davasında haksız olduğu kanaatine varılmakla davanın reddine, koşulları oluşmadığından kötüniyet tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına dair karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HUAK 18/A-(13) ''Arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya iki saatten az süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâllerinde, iki saatlik ücret tutarı Tarifenin Birinci Kısmına göre Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenir. İki saatten fazla süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâlinde ise iki saati aşan kısma ilişkin ücret aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde uyuşmazlığın konusu dikkate alınarak Tarifenin Birinci Kısmına göre karşılanır. Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve taraflarca karşılanan arabuluculuk ücreti, yargılama giderlerinden sayılır." ve (14). Fıkrası: "Bu madde uyarınca arabuluculuk bürosu tarafından yapılması gereken zaruri giderler; arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde anlaşma uyarınca taraflarca ödenmek, anlaşmaya varılamaması hâlinde ise ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır." hükümleri gereğince arabuluculuk gideri olarak Arabuluculuk Dava Şartı Dosya No:2024/... sayılı dosyasından arabulucuya 3.600,00-TL tarife bedeli üzerinden serbest meslek makbuzu doğrultusunda ödeme yapıldığı tespit edilerek, her iki tarafın arabuluculuk ilk oturumuna katıldıkları ve davanın reddine karar verildiği gözetilerek; davacı aleyhine arabuluculuk ücretine hükmedilmesi gerektiği anlaşılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden;
1-DAVANIN REDDİNE,
2-Koşulları oluşmadığından kötüniyet tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL karar harcının, peşin yatırılan 1.399,86-TL'den mahsubu ile fazla yatırılan 784,46-TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereği hesap ve takdir olunan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
5-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı tarafça yapılan 60,80 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
7-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
8-Zorunlu arabuluculuk başvurusu nedeniyle devletçe karşılanan 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin (e-duruşma) yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 09/07/2025
Katip ...
e-imza
Hakim ...
e-imza