T.C.
İSTANBUL
19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2024/505 Esas
KARAR NO :2025/598
DAVA:İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ:05/09/2024
KARAR TARİHİ:22/09/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı/borçlunun kullanımında olan ... adresindeki tesisatta Kurum tarafından yapılan kontrolde kayıtlı sözleşmesiz sayaçtan kaçak elektrik enerjisi kullanıldığı tespit edilmiş, zabıt tarihinde cariolan Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği 42/1 -a bendi gereği 07.12.2018 tarih ve H/... seri numaralı Kaçak Elektrik Tespit Tutanağı tanzim edilmiştir. İşbu tutanağa istinaden, Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri “Yönetmeliği'nin ilgili maddeleri doğrultusunda tahakkuk hesaplaması yapılmış ve 3.407,51-TL kaçak elektrik faturası tahakkuk ettirildiğini, davalı borçlu aleyhine yukarıda arz edilen 3.407,51-TL kaçak elektrik bedeline 208,99-TL gecikmiş gün faizi ve 37,62-TL faizin KDV'si ilave edilerek toplam 3.654,12- TL'nin tahsili amacıyla .... İcra Müdürlüğü ...Esas sayılı takip dosyası ile ödeme emri gönderilmiştir. Davalı borçlu tarafından borca itiraz edilmesi üzerine takibin durduğunu, Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği (30.05.2018 tarihli 30436 sayılı Resmi Gazete) Kaçak Elektrik Enerjisi Tüketimi Halleri MADDE 42 — (1) Gerçek veya tüzel kişinin kullanım yerine ilişkin olarak; Perakende satış sözleşmesi veya ikili anlaşma olmaksızın dağıtım sistemine müdahale ederek elektrik enerjisi tüketmesi, Perakende satış sözleşmesi veya ikili anlaşması mevcutken ayrı bir hat çekmek suretiyle dağıtım sistemine müdahale ederek sayaçtan geçirilmeksizin elektrik enerjisi iketmesi, ) Perakende satış sözleşmesi veya ikili anlaşması mevcutken sayaçlara veya ölçü sistemine müdahale ederek, tüketimin doğru tespit edilmesini engellemek suretiyle, eksik veya hatalı ölçüm yapılması veya hiç ölçülmeden veya yasal şekilde tesis edilmemiş sayaçtan geçirilerek, mevzuata aykırı bir şekilde elektrik enerjisi tüketmesi, Dağıtım lisansı sahibi tüzel kişinin ilgili mevzuata uygun olarak kestiği elektrik enerjisini, mücbir sebep halleri dışında açması, kaçak elektrik enerjisi tüketimi olarak kabul edileceğini, Taraflar arasındaki ilişkinin kaçak elektrik kullanımından doğması sebebiyle taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6502 sayılı Kanun kapsamında olmadığından davanın "haksız fiil" hükümlerine göre Asliye Ticaret Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiğini bildirip, davalının .... İcra ...Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu haksız ve yersiz itirazının iptali ile takibin devamına karar verilmesini, davalı/borçlu aleyhine hükmolunacak meblağın % 20'sinden az olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatı ödemeye mahküm edilmesine karar verilmesini yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:
Davalıya usulüne uygun tebligat çıkartılmış, ancak davaya herhangi bir cevap dilekçesi sunmamıştır.
DELİLLER:
.... İcra Dairesine müzekkere yazılarak, ... esas sayılı dosyasının gönderilmesi istenilmiş ve yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır.
... İlçe Sağlık Müdürlüğüne müzekkere yazılarak, Mahkememiz davalısı ... ( T.C.: ...)'in dava konusu ... adresinde 07/12/2018 tarihinde eczane işletmesinin bulunup bulunmadığının araştırılarak, gönderilmesi istenilmiş ve yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır.
... ... A.Ş'ye müzekkere yazılarak, Mahkememiz davalısı ... (T.C.:...)'in abonelik başvurusuna ilişkin tüm bilgi ve belgelerinin çıkartılarak gönderilmesi istenilmiş ve yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır.
Mahkememizce 08/07/2025 tarihinde Elektrik Mühendisi vasıtasıyla bilirkişi raporu aldırılmış, ve rapor dosyamız arasına alınmıştır.
GEREKÇE:
Dava, sözleşmesiz sayaçtan kaçak elektrik kullanılması sebebiyle başlatılan icra takibinde itirazın iptali istemine ilişkindir.
İcra İflas Kanunu’nun 67. maddesine göre takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkûm edilir.
İtirazın iptali davalarında dava konusu farklı sebeplere dayanabileceği için görev ve yetki hususu, dava konusunun niteliğine göre HMK ve özel kanunlar çerçevesinde gözetilmesi gerekir.
İtirazın iptali davaları, icra takibine bağlı davalar olup, takibe dayanak belgelere bağlı olarak yargılama yapılır. Yargıtay HGK’nun 11/02/2020 tarih, 2017/19-2076 E. ve 2020/117 K. sayılı ilamında belirtildiği üzere itirazın iptali davaları icra takibine bağlı davalardır. Alacağın varlığının genel hükümlere göre ispatlanması imkânı, takip talebinde yer alan borç sebebinden ve takip dayanağından uzaklaşmak anlamında düşünülmemelidir. Burada sadece icra mahkemesinin dar yetkisi nedeniyle inceleyemediği delillerin genel mahkemede serbestçe ancak borca bağlı olarak ileri sürülmesi olanağının varlığı söz konusu olmaktadır. Bu sebeple itirazın iptali davalarında alacaklı, takipte dayanmadığı belgeler dışındaki başka belgelere dayanamaz. Bu davaların konusu, icra takibine konu alacağın varlığıdır. Bu yönüyle itirazın iptali davalarının alacak davalarından farklı bir yönü bulunmamaktadır.
Davacı alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için davalı borçlunun itirazında haksız olması ve alacağın likit olması gerekir. Alacağın likit olmasından kasıt, alacağın belirlenebilir olmasıdır. İstanbul BAM 12. HD’nin 2024/633 Esas ve 2024/610 Karar sayılı ilamında bir alacağın likit olmasında ‘ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi’ ölçütünün uygulanması gerektiği vurgulanmıştır. Bunun yanında davalı borçlu yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için alacaklının takibinde haksız olması ve kötü niyetli olması gerekir.
Somut olayda dava konusu takip dosyasının incelenmesinde takibin usul ve yasaya uygun olduğu, takipte yapılan itirazın ve açılan işbu davanın süresinde olduğu görülmüştür. Takip dosyasının incelenmesinde, davacı alacaklının 19/03/2019 tarihinde iki farklı takip talebinde bulunduğu, bunlardan birinde KDV alacağının yer almadığı diğerinde ise KDV alacağının yer aldığı, icra müdürlüğü tarafından KDV alacağı yer almayan talebe göre 19/03/2019 tarihinde ödeme emri düzenlendiği, bu ödeme emrinde de KDV alacağının yer almadığı ve bu ödeme emrinin davalı borçluya 26/03/2019 tarihinde tebliğ edildiği, bu ödeme emrine karşı 28/03/2019 tarihinde davalı borçlunun itiraz ettiği ve takibin durdurulduğu, akabinde davacı alacaklının KDV alacağını da içeren talebine uygun olarak 21/05/2019 tarihinde ikinci bir ödeme emrinin düzenlendiği, ancak bu ödeme emrinin davalı borçluya tebliğ edilmediği anlaşılmıştır. Takip dosyasının içeriğinden ve tarafların iddia ve savunmalarından takip dosyasındaki farklı takip taleplerine ve ödeme emirlerine karşı icra hukuk mahkemesinde şikâyet yoluna başvurulduğuna dair bir bilgi veya belgeye rastlanılmamıştır. Her ne kadar ikinci ödeme emrine karşı şikâyet yoluna gidilmemiş ise de, davacı alacaklının iki farklı takip talebinde bulunmuş olması ile birinci ödeme emri iptal edilmeden ve borçlunun itirazı üzerine takibin durdurulduğu bir dönemde icra müdürlüğü tarafından kendiliğinden ikinci bir ödeme emri düzenlemesinin takip hukukuna aykırı olduğu ve bu sebeple ikinci ödeme emrinin hukuken sonuç doğurmayacağı kanaatine varılmıştır. Nitekim davalı borçluya tebliğ edilen ödeme emrinde KDV alacağı bulunmayıp, davalı borçlu da itirazını bu ödeme emrine göre yapmıştır. Sonradan düzenlenen ikinci ödeme borçluya tebliğ edilmemiştir. Dolayısıyla eldeki itirazın iptali davasında davalı borçluya tebliğ edilen ve hukuken geçerli olan KDV alacağını içermeyen birinci ödeme emri esas alınmıştır.
Takip konusu alacak sözleşmesiz sayaçtan kaçak bir şekilde elektrik kullanılmasına dayanmaktadır. Davalı kaçak elektrik kullanmadığını, ilgili adreste faaliyette bulunmadığını savunmuştur. İlçe Sağlık Müdürlüğü’nden gelen cevabi yazı doğrultusunda davalının, tutanak adresinde 13/02/2017-04/08/2022 tarihleri arasında eczane işlettiği ve ... A.Ş.’nin verdiği cevabi yazıda ilgili adreste 25/01/2021-30/07/2021 tarihleri arasında davalının elektrik aboneliği bulunduğu anlaşılmıştır. Dolayısıyla tutanak tarihi olan 07/12/2018’de davalının tutanak adresinde faaliyette bulunduğu mahkememizce kabul edilmiştir.
Davalının sözleşmesiz sayaçtan kaçak elektrik kullandığının tespiti ile fatura bedelinin hesaplanması hususunda alınan 08/07/2025 tarihli bilirkişi raporuna göre, davalının borcu 8.177,73 TL olarak tespit edilmiştir. Bu asıl alacağa takip tarihine kadar işlemiş faiz ise 677,18 TL olarak hesaplanmıştır. Bilirkişi raporunun usul ve yasaya uygun olarak hazırlandığı, denetime elverişli olduğu anlaşıldığından hükme esas alınabilecek nitelikte olduğu kabul edilmiştir.
Yukarıda açıklanan sebeplerle, davalının kaçak elektrik kullandığı anlaşıldığından, taleple bağlılık ilkesi uyarınca takipteki asıl alacak ve işlemiş faiz talepleri yönünden davanın kabulüne karar verilmiş, KDV alacağı yönünden davanın reddine karar verilmiştir. Alacağın hukukî dayanağı haksız fiil olduğundan ve likit olmadığından davacının icra inkâr tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden;
1-Davanın kısmen kabul kısmen reddine,
-.... İcra Müdürlüğü’nün ...Esas sayılı takip dosyasında davalı borçlunun yaptığı itirazın 3.616,50 TL’lik kısmının iptaline, takibin 3.407,51 TL asıl alacak ve 208,99 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 3.616,50 TL üzerinden asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmek suretiyle devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine,
2-İcra inkâr tazminatı talebinin reddine,
3-Harçlar kanunu gereğince kabul edilen değer üzerinden alınması gereken toplam 615,40-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 427,60-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 187,80-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan; 427,60-TL Başvuru Harcı, 427,60-TL Peşin/nisbi Harcı, olmak üzere toplam 855,20TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan; 7.500,00-TL Bilirkişi ücreti, 1.091,50-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 8.591,50-TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak 8.503,05-TL lik kısmanın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin ise Davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (Madde-13) göre hesaplanan 3.616,50-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Zorunlu arabuluculuk başvurusu nedeniyle devletçe karşılanacak 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin, kabul ve red oranları dikkate alınarak, 3.562,92 TL'sinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 37,08 TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
8-Artan Gider Avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine,
Dair, miktar itibariyle istinaf sınırı altında kaldığından KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 22/09/2025
Katip ...
Hakim ...