T.C.
İSTANBUL
19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO :2024/514 Esas
KARAR NO:2025/620
DAVA:Alacak
DAVA TARİHİ:11/09/2024
KARAR TARİHİ:25/09/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Dubai'de köklü zincir bir marka adı altında restaurant açmak için davalı şirket ile görüşme yaptığını, davalı şirketin ... markasına ait franchise almak adına yapılan görüşmeler sonucudavalı şirket tarafndan markanın franchise için gerekli tüm yasal şartları sağladığının, marka patent için yurt dışında franchise yani şube açılabileceği taahhüdünde bulunması ve gerekli belgelerin mevcut olduğunun, markanın köklü tanınan bir marka olduğunun müvekkiline şifahen bildirildiğini, müvekkilinin franchise için gerekli sözleşme ve belgeleri incelemek istediğini davalı yana bildirdiğinde 50.000 USD depozit ödenmesi karşılığında sözleşme ve belgeleri inceleyebileceğinin bildirildiğini, müvekkilinin iş bu sözleşmeleri ve belgeleri incelemek için 20/10/2023 tarihinde davalı şirkete ait hesaba 50.000 USD ödeme yaptığını, müvekkilinin yabancı olduğu için davalı şirket tarafından USD olarak ödeme yapılması istenmiş olup, müvekkilinin de USD olarak ödeme yaptığını, müvekkilinin franchise sözleşmesini ve davalı şirketi incelediğinde; ... markasının franchise olarak Birleşik Arap Emirlikleri'nde ... Patent ve Ticari Marka Ofisi'ne kayıtlı olmadığı için restaurantın açılamayacağını, Dubai’de ... pazarlama veya reklamına yatırım yapılmadığını, markanın tanınmamış köklü bir marka olmadığını öğrendiğini, davalı tarafından müvekkili ile yapılan görüşmelerde bu eksikliklerden bahsedilmemiş olup, aksine müvekkiline markanın köklü bir marka olarak tanıtıldığını ve franchise için gerekli belgelerin mevcut bir marka olarak anlatıldığını, müvekkilinin, ... markası ile restaurant açmasının Birleşik Arap Emirlikleri'nde ... Patent ve Ticari Marka Ofisi'ne kayıtlı olmadığı için mümkün olmadığını davalı şirkete bildirerek ödediği paranın iadesini talep ettiğini ancak davalı tarafın bu eksiklikleri tamamlayacağını söyleyerek müvekkiline parayı iade etmediğini, davalının ticari markasının lisans alması için gerekli belgeleri tamamlayarak ticari marka ofisine kaydolmasının ciddi bir süreç gerektirdiğini, müvekkilinin davalı yana franchise alınacak markanın Birleşik Arap Emirlikleri / Dubai’de restaurant açılacağını açıkça belirtilmesine ve davalı tarafından bunun mümkün olduğuna inandırılması üzere; müvekkilinin sözleşmenin gözden geçirilmesi için bir koşul olarak depozito talep edilmesine razı olduğunu, davalı şirkete ödeme yaptığını, sözleşmenin incelenmesi için para talep edilmesinin iyi niyetli bir davranış olmadığının açık olduğunu, davalı şirketin ... markasının Birleşik Arap Emirlikleri'nde gerekli süreçleri tamamlamadığını bilerek müvekkilinden depozito istemesinin de yine kötü niyetli olduğunu gösterdiğini, müvekkilinin, iyi niyetle hareket ederek ve anlaşmanın kendisine düşen kısmını yerine getirme niyetiyle, sözleşme imzalamadan önce ön hazırlık yapmak adına, açılacak olan restorantın yerini belirlemek, kira sözleşmelerini incelemek, gerekli belgeleri temin etmek için avukat tutmak gibi binlerce dolarlık harcama yaptığını ve zarara uğradığını beyanlarla davanın kabulü ile sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre müvekkili tarafından ödenen 50.000 USD' nin temerrüt tarihinden itibaren ticari temerrüt faiz ile birlikte ödenmesine, teminatsız olarak davalının mal kaçırmasını önlemek amacıyla alacaklarını teminat altına alacak şekilde varsa araç, tapu veya banka hesaplarına ihtiyati tedbir kararı verilmesini, yargılama gideri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalıya usulüne uygun tebligat yapılmış olmasına rağmen davaya cevap vermemiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Dosya kapsamındaki dava dilekçesi ve ekleri, celp edilen yazı cevapları ve dosyanın tümü hep birlikte incelenmiştir.
Davacı vekilinin dava dilekçesi ekinde; ödeme dekontu, ihtarname ve arabuluculuk son tutanak örneğinin sunulduğu anlaşılmıştır.
... Bankası'na yazılan yazıya cevap verildiği, 50.000 USD ödemeye ilişkin banka dekontunun dosyaya gönderildiği görülmüştür.
Mahkememizin 13/09/2024 tarihli ara kararı ile davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin "İhtiyati tedbir kararının uyuşmazlık konusu hakkında verilebileceği, somut olayda, davacı tarafça tedbir konulması talep edilen araç, tapu, banka kayıtlarının uyuşmazlık konusu olmadığı gibi davacının taleplerinin yargılamaya muhtaç olduğu kanaatine varıldığından ihtiyati tedbir talebinin reddine dair karar vermek gerekmiştir..." ifadeleriyle reddine karar verilmiştir.
Mahkememizin 20/03/2025 tarihli celsesinde davacı tarafça davalı tarafa ödenen depozito bedelinin davalı tarafa iadesi şartlarının oluşup oluşmadığı hususlarında rapor tanzim edilmek üzere dosyanın Mali Müşavir Bilirkişi ...'e tevdii edilmesine karar verildiği, bilirkişi tarafından düzenlenen 02/06/2025 tarihli raporda neticeten;
Dosya mevcudu, davalı şirketin 2024 yılı ticari defterleri, dava ve icra dosyası ile yine bu kayıtların dayanağı belgelerin muhasebesel yönden tetkiki sonucunda ve raporumuzun içinde açıklanan nedenlerle;
4.1 Davacı vekilinin 09/04/2025 tarihli dilekçesi ile; müvekkilinin, ticari faaliyet olan şirket hesabından davalı şirkete para yollamadığını, şahsi hesabından ödeme yaptığını, ödemenin müvekkilinin şahsi hesabından yapıldığının dosyaya sunulan banka dekontu ve bankadan gelen dekont ile sabit olduğunu, müvekkilinin şahsına ait bir ticari defter bulunmadığını beyan ettiği,
4.2 Davalı şirkete ait 2024 yılı ticari defterlerinin açılış tasdiklerinin yasal süresinde yaptırıldığı, ticari defterlerinden olan yevmiye defteri kapanış tasdikinin rapor hazırlanması aşamasında henüz kanuni süresinin dolmamamış olması göz önünde bulundurularak davalı şirketin 2024 yılı ticari defterlerinin TTK. hükümlerine göre usulüne uygun tutulup tutulmadığına dair ve ticari defterlerin sahibi lehine delil niteliği taşıyıp taşımadığına dair kararın Sayın Yargı Makamının takdirine bağlı olduğu,
4.3 Davalı ...'nin avans tahsilatından kaynaklı olarak dava tarihi olan 11.09.2024 tarihi itibariyle davacı ...”'e 50.000,00 USD karşılığı 1.704.500,00 TL borcunun bulunduğu,
4.4 Dava dosyasına ihtarnamenin tebliğ şerhi ibraz edilmediğinden ihtarnamenin tebliğ tarihi ile dava tarihi arasındaki işlemiş faiz hesaplamasının tarafımdan yapılamadığı,
4.5 Tarafların icra inkar tazminatı ve diğer benzeri taleplerinin Sayın Mahkemenizin takdirinde olduğu..." şeklinde görüş ve kanaat bildirmiştir.
Bilirkişi raporu taraf vekillerine ayrı ayrı tebliğ edilmiştir. Taraf vekillerince bilirkişi raporuna karşı beyan ve itiraz dilekçesi sunulmuştur.
Taraflar arasındaki ihtilafın; davacı tarafça davalı tarafa ödenen depozito bedelinin davalı tarafa iadesi şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı görülmüştür.
Mahkememizce yapılan yargılama, taraf iddiaları, celp edilen belgeler, alınan bilirkişi raporu ile tüm dosya içeriğine göre;
Davacı vekilinin dava dilekçesi ile; müvekkilinin Dubai'de köklü zincir bir marka adı altında restaurant açmak için davalı şirket ile görüşme yaptığını, markanın köklü tanınan bir marka olduğunun müvekkiline davalı tarafça bildirildiğini, müvekkilinin franchise için gerekli sözleşme ve belgeleri incelemek istediğini davalı yana bildirdiğinde 50.000 USD depozit ödenmesi karşılığında sözleşme ve belgeleri inceleyebileceğinin bildirildiğini, müvekkilinin iş bu sözleşmeleri ve belgeleri incelemek için davalı yana ait hesaba 50.000 USD ödeme yaptığını, ancak akabinde ... markasının franchise olarak Birleşik Arap Emirlikleri'nde ... Patent ve Ticari Marka Ofisi'ne kayıtlı olmadığı için restaurantın açılamayacağını, Dubai’de ... pazarlama veya reklamına yatırım yapılmadığını, markanın tanınmamış köklü bir marka olmadığını öğrendiğini, davalı şirketin ... markasının Birleşik Arap Emirlikleri'nde gerekli süreçleri tamamlamadığını bilerek müvekkilinden depozito istemesinin kötü niyetli olduğunu gösterdiğini, sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre müvekkili tarafından ödenen 50.000 USD' nin tahsilini talep ettiği görülmüştür.
Davalı yanın davaya cevap dilekçesi sunmadığı, bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesi sunduğu görülmüştür.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "Bağlanma Parası" başlıklı 177. maddesi; “Sözleşme yapılırken bir kimsenin vermiş olduğu bir miktar para, cayma parası olarak değil sözleşmenin yapıldığına kanıt olarak verilmiş sayılır.Aksine sözleşme veya yerel âdet olmadıkça, bağlanma parası esas alacaktan düşülür.”
Aynı Kanun'un " Cayma Parası " başlıklı 178 inci maddesi ise; “Cayma parası kararlaştırılmışsa, taraflardan her biri sözleşmeden caymaya yetkili sayılır; bu durumda parayı vermiş olan cayarsa verdiğini bırakır; almış olan cayarsa aldığının iki katını geri verir.” hükmünü içermektedir.
Bağlanma parası (pey akçesi), sözleşme yapılırken bir kişinin vermiş olduğu paradır. Kaparo olarak da adlandırılan bu para cayma parası değildir. Sözleşmenin yapıldığına kanıt olarak verilmiş sayılır. Aksine sözleşme veya yerel adet olmadıkça bu para, alacaktan düşülür (Türk Hukuk Lûgatı, Ankara 2021, s. 119, 120).
Bağlanma parasında olduğu gibi cayma parasının istenebilmesi için de sözleşmenin geçerli olması gerekmektedir. Çünkü, cayma parası da bir fer'i (yan) borçtur. Bu sebeple, sözleşme herhangi bir nedenle geçersiz ise artık cayma parasından da söz edilemeyecektir (HGK'nın 22.09. 2022 tarihli ve 2020/3-551 E., 2022/1147 K. sayılı kararı da aynı yöndedir).
Eldeki davada, davacı tarafından davalının hesabına " ..." açıklamasıyla 50.000 USD gönderdiği, neticede franchise sözleşmesinin kurulmadığı anlaşılmıştır.
Davalının malvarlığına yapılan bu ödeme nedeniyle sebepsiz şekilde zenginleştiği , sebepsiz zenginleşmede "şahsilik ilkesi"nin esas olduğu gözetildiğinde, davalı söz konusu 50.000 USD ödeme yönünden iade yükümlüsü durumundadır.
TBK 117 md gereğince temerrüt faizi talep edilebilmesi için borçluya ihtar, ihbar vs tebliği gerekmektedir. Eldeki davada iş bu davadan önce davalı tarafın temerrüte düşürüldüğüne delil sunulmamıştır.
HUAK 18/A-(13) ve (14). Fıkrası hükümleri gereğince arabuluculuk gideri olarak Arabuluculuk Dava Şartı Dosya No: 2024/... sayılı dosyasından arabuluculuk gideri olarak sistem üzerinden yapılan inceleme neticesinde sarf kararı düzenlenmediğinden ödeme yapılmadığı ve davanın kabulüne karar verildiği gözetilerek, ilerde sarf kararı düzenlenmesi halinde arabulucuya ödenecek olan ücretin davalı aleyhine hükmedilmesi gerektiği anlaşılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden;
1-Davacının davasının kabulü ile; ihtarnamenin tebliğ şerhi de sunulmadığından 50.0000 USD'nin dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/a madde ve fıkrası uyarınca işleyecek faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince hesap olunan 116.477,77.-TL harcın, peşin yatırılan 29.119,45-.TL harçtan mahsubu ile bakiye 87.358,32.-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yatırılan 29.119,45.-TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 247.564,85-.TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan; 427,60.-TL Başvurma Harcı, 60,80.-TL vekalet harcı, 15.000,00-TL bilirkişi masrafı ve 279,00.-TL posta masrafı olmak üzere toplam 15.767,40.-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
7-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, zorunlu arabuluculuk başvurusu yapıldığı ancak sarf kararı düzenlenmediği görülmekle (Dosya No: 2024/35682); Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenecek olan 2024 Yılı Arabuluculuk Asgari Ücret tarifesi uyarınca hesaplanan 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
Sarf kararı düzenlendiğinde; arabuluculuk ücretinin tespit edilenden eksik/fazla olması durumunda bakiye miktarın iadesine ya da tahsiline ilişkin talep halinde işlem yapılmasına,
8-Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıranlara iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı ( e duruşma sistemi üzerinden) davalı vekilinin yokluğunda kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 25/09/2025
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır