T.C.
İSTANBUL
19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/602 Esas
KARAR NO : 2025/159
DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ : 17/10/2024
KARAR TARİHİ : 11/03/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı müvekkili şirketin, davalı şirketlere hasar dosyası için konu kısmında bilgileri belirtilen dosyalarda icra takibi başlattığını, davalı tarafın itiraz dilekçelerinde özetle borca itirazda bulunduğunu ve takipleri durdurduğunu, davalı tarafın tüm takiplerdeki itirazlarında haksız ve kötü niyetli olduğunu, .... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasında 01.04.2023 günü "..." adresinde, davalı ... tarafından yapılan kazı esnasında müvekkiline ait kablolara ve yer altı güzergahına zarar verildiğini, söz konusu hasarlar nedeniyle müvekkili şirket çalışanları ... tarafından hasar tespit tutanağı düzenlendiğini, .... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasında 12.06.2023 günü "..." adresinde, davalı ... tarafından yapılan kazı esnasında müvekkiline ait kablolara ve yer altı güzergahına zarar verildiğini, Söz konu hasarlar nedeniyle müvekkili şirket çalışanları ... tarafından hasar tespit tutanağı düzenlendiğini, .... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasında 24.06.2023 günü "..." adresinde, davalı ... tarafından yapılan çalışmalarda müvekkiline ait kablolara ve yer altı güzergahına zarar verildiğini, Söz konu hasarlar nedeniyle müvekkili şirket çalışanı ... tarafından hasar tespit tutanağı düzenlendiğini, .... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasında07.06.2023 günü "..." adresinde, davalı ... tarafından yapılan çalışmalarda müvekkiline ait kablolara ve yer altı güzergahına zarar verildiğini, .... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasında 14.07.2023 günü "..." adresinde, davalı ... tarafından yapılan çalışmalarda müvekkiline ait kablolara ve yer altı güzergahına zarar verdiğini, Söz konu hasarlar nedeniyle müvekkili şirket çalışanı ... tarafından hasar tespit tutanağı düzenlendiğini, hasarlar sebebi ile kuruluşlarının zarara uğradığını, rızaen ödenmeyen alacaklarının tahsili için öncelikle icra takipleri başlattığını, takiplere itiraz nedeniyle haksız itirazların iptali için dava açmak gerektiğini, Hasarın meydana geldiği il ve ilçe belediyelerden davalı şirket veya yetkilendirdiği başkaca şirkete ilgili tarihlerde kazı ruhsatı verilip verilmediğinin sorulmasını talep ettiklerini, öz konusu hasar bedellerinden kaynaklanan alacakları ile ilgili arabuluculuğa başvurduklarını, sonuç alınamadığını, davanın kabulüne, icra dosyalarına davalı tarafından yapılan itirazların ayrı ayrı iptaline ve takiplerin ayrı ayrı devamına, Her icra takibi için ayrı ayrı alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere davalılar aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, her türlü yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinin her takip için ayrı ayrı davalı taraflar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın 5 ayrı dava olacak iken tek davada açıldığını, dava konusu hasarların adreslerinin, yüklenicilerinin ve tarihlerinin farklı olduğunun da göz önünde bulundurulduğunda yargılama esnasında yapılacak keşif, bilirkişi incelemesi vs. İşlemlerde problem olacağını, ayrıca kabul anlamına gelmemekle birlikte her yükleniciye ayrı ayrı ihbar taleplerinin olacağını, her hasar konusu dairenin yüklenicisi, dahil olduğu iş kapsamı, işin sözleşmeleri ve ilgili idarenin dairesinin farklı olduğunu, bu durumun davanın kararında idarenin veya karşı tarafın ödemeleri esnasında mahkeme masraflarının hasar adreslerine göre paylaştırılma oranlarında rücu davası açılma ihtimalinde tek kararın olması ve daha birçok nedenle karışıklığa neden olacağını, davacı tarafın davanın bu şekilde açılmasında hukuki menfaatinin bulunmadığını, bu sebeple huzurdaki davanın usulden reddinin gerekeceğini, mahkeme aksi kanaatte ise davanın tefrikinin talep edildiğini, işbu davada adli yargı idari yargı yolu uyuşmazlığı söz konusu olduğunu, tam yargı davası niteliği olan davalarda yargı yolunun idare mahkemeleri olduğunu, dolayısıyla işbu davanın İstanbul İdare Mahkemelerinde açılması gerektiğini, ayrıca yargı yolu itirazlarının yanı sıra Adli Yargı yolu açısından da görev ve iş bölümü itirazında bulunduklarını, davanın görevsizlik ve yetkisizlik nedeniyle reddine karar verilmesini talep ettiklerini, yargı yolu yönünden davanın güncel uyuşmazlık mahkemesi kararlarına göre idare mahkemesinde açılması gerektiğini, Öncelikle yargı yolu ve görev itirazlarının kabulü ile görevsizlik kararı verilmesine, dava şartı yokluğundan davanın reddine, davanın usulden ve icra inkar tazminatı da olmak üzere tüm talepleriyle birlikte esastan reddine, mahkeme giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
Tarafların ticaret sicil kayıtları incelendi.
Tarafların sunmuş oldukları dilekçeler ve eklerindeki belgeler incelendi.
GEREKÇE:
Dava, davalıların kazı çalışması sırasında davacının alt yapısına zarar verildiği iddiası ile tazminat talebine ilişkindir.
Davacının tazminat talebi niteliği itibariyle haksız fiil sorumluluğuna dayanmaktadır. TBK md. 49’a göre kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar gören karşı tarafın kusurunu ve zarara uğradığını ispat yükü altındadır.
Davacı, husumeti ...’ye yöneltmiştir. ... yönünden yapılan incelemede, davalının hukuki konumu itibariyle yargı yolunun caiz olup olmadığı mahkememizce araştırılmıştır. HMK md. 114’te dava şartları düzenlenmiştir. Bu maddenin birinci fıkrasının b bendi “yargı yolunun caiz olması” şeklindedir. Dava şartları yargılamanın her aşamasında mahkeme tarafından kendiliğinden özetilmesi gereken unsurlardır. Bunlardan birinin eksik olması halinde davanın usulden reddine karar verilir.
Somut olayda davalı taraf ... olup, ... kamu tüzel kişiliğini haiz bir kuruluştur. ...’nin kamu hizmeti görürken vermiş olduğu zararlar hizmet kusuru kapsamında değerlendirilmektedir. Hizmet kusuruna ilişkin açılacak tam yargı davalarında ise idari yargı yoluna gidilmesi gerekir. Bu hususta Uyuşmazlık Mahkemesi tarafından verilen 05/02/2024 tarihli 2023/545 E. ve 2024/40 K. sayılı ilamda “17. Yukarıda anılan mevzuat hükümleri ve yerleşik içtihatlar uyarınca, kamu tüzel kişiliğini haiz İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğünün (...) hizmet kusurundan kaynaklanan zararın ilamsız icra takibine ve dolayısıyla itirazın iptali davasına konu edilmesi hukuken mümkün bulunmamaktadır.
Kamu hizmeti yürüten idarenin bu hizmeti yürüttüğü sırada verdiği zararın tazmini istemiyle açılan dava, kamu hizmetinin yöntemine ve hukuka uygun olarak yürütülüp yürütülmediğinin, bu hizmetin yürütülmesinde hizmet kusuru veya başka nedenle idarenin sorumluluğu bulunup bulunmadığının saptanmasını gerektirmektedir. Bu hususların saptanması ise idare hukuku ilkelerine göre yapılabileceğinden, 2577 sayılı Kanun'un ilgili maddesi kapsamında bulunan tam yargı davasının görüm ve çözümünde idari yargı yeri görevli bulunmaktadır.
Bu durumda, davalı idarenin hizmet kusuru nedeniyle verdiği ileri sürülen zararın tazmini istemi niteliğindeki davanın, idari yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.” şeklinde karar verilmiştir. Somut olayda da yapılan kazı çalışmasının alt yapı sisteminin onarımına ilişkin, davalı idarenin görmekte olduğu kamu hizmetine ilişkin olduğu ve hizmet kusuru olarak nitelendirilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. Bu sebeple hizmet kusuruna ilişkin idari yargıda dava açılması gerekirken adli yargıda dava açılmasında HMK md. 114/1-b uyarınca yargı yolu caiz olmadığından Davalı ... yönünden davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Yukarıda açıklanan sebeplerle; Davalı ... yönünden davanın dava şartı yokluğu sebebiyle reddine, karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden;
1-Davanın idari yargı yolu caiz olduğundan HMK Madde 114/1-b ve 115/2 uyarınca dava şartı yokluğundan REDDİNE,
2-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL harcın mahsubu ile fazladan alınan 1.252,62-TL'nin yatıran tarafa iadesine,
3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Zorunlu arabuluculuk başvurusu nedeniyle devletçe karşılanan 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
6-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde tarafların yokluğunda, nihai kararla birlikte İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi 11/03/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır