T.C
. İSTANBUL
19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/722 Esas
KARAR NO: 2025/41
DAVA: Sigorta (Trafik Sigortası Kaynaklı)
DAVA TARİHİ: 05/12/2024
KARAR TARİHİ: 21/01/2025
Mahkememizde görülmekte olan Sigorta (Trafik Sigortası Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde; 17.06.2024 günü saat 15:40 sıralarında Muğla ili Milas ilçesinde ...Mevkii Mahallesinde Avşar yol ağzında Müvekkili şirketin yetkilisinin sevk ve idaresinde olan... plakalı araç ile kazaya karışan diğer tarafın sevk ve idaresinde olan ... plakalı araç trafik kazasına karıştığını, Kaza sonrası taraflar arasında kaza tespit tutanağı tanzim edildiğini, Taraflarca tanzim edilen kaza tespit tutanağına istinaden Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi'nce kusur oranları tespit edildiğini, kusurun taraflar arasında 50/50 olarak paylaştırıldığını, Bahse konu tutanakta müvekkiline atfedilen kusur oranlarının gerçeklikten uzak olup, müvekkili tarafından süresinde SBM'ye itiraz edildiğini ancak kusur oranında bir değişikli yapılmadığını, müvekkilinin kırmızı ışıkta beklerken kazaya karışan diğer tarafın müvekkilinin aracının sol arka çamurluğuna çarpıp maddi hasar verdiğini, karşı tarafın hem arkadan çarpma kuralını ihlal etmiş olması hemde kırmızı ışıkta kazanın yaşanmış olmasının müvekkilinin kusurlu olmadığının göstergesi olduğunu, müvekkilinin aracında davalı yana ait aracın haksız fiiline binaen meydana gelen trafik kazası sonucu yapılan tamiratlar neticesinde toplam 92.567,34-TL hasar meydana geldiğini, hasarın giderilmesi sebebiyle yapılan tüm işlemlerin de ayrıca detaylı olarak eksper raporunda mevcut olduğunu, mevcut kaza sebebiyle aracın gördüğü işlemlerin tamamının tramer kayıtlarına işlendiğini, işbu nedenlerle müvekkiline ait araçta meydana gelen hasara binaen değer kaybı masraflarının tahsili amaçlı huzurdaki davayı açmak gerekmiş olduğunu, Davalı Sigorta Şirketince hatalı bir şekilde tespit edilen kusur oranlarının bilirkişi marifeti ile yeniden tespitine, Meydana gelen trafik kazası neticesinde müvekkile ait araçta oluşan değer kaybına binaen şimdilik 100,00 TL’nin; kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalı sigorta şirketinden tahsili ile müvekkiline ödenmesine, Diğer yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
06/12/2024 tarihli tensip tutanağının, 14. Maddesi ile Dava konusu itibari ile bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında olduğu ve dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması TTK 5/A maddesi gereğince dava şartı olduğu, davacı tarafından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A/2 maddesi gereğince arabuluculuk yoluna başvurulduğu, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslı veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini sunulmadığı görüldüğünden;
Davacıya, son tutanağın son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilmesine, İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verileceğinin İHTARINA şeklinde ihtarat yapıldığı, davacı vekilinin arabuluculuk belgesi sunmadığı anlaşıldı.
GEREKÇE:
Dava, trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
TTK md. 5/A hükmü “Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.” şeklindedir. Hükmün lafzından da anlaşılacağı üzere menfi tespit davası açılmadan önce arabuluculuk yoluna başvurulması dava şartıdır. 6325 sayılı Kanun’un 18/A/2 maddesi “Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.” şeklindedir. Bu maddeye göre, arabuluculuk son tutanağının dava dilekçesinde sunulmaması halinde davacıya bir haftalık kesin süre verilir. Ancak başvuru yapılmadığının anlaşılması halinde süre verilmesine gerek yoktur.
Bir miktar paranın ödenmesine ilişkin eldeki davada arabuluculuğa başvuru da dava şartı olarak öngörülmüştür. TTK md. 5/A “Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.” şeklinde düzenlenmiştir. Arabuluculuğa ilişkin esaslar ise, 6325 sayılı Kanun’un 18/A maddesinde “Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.” şeklinde düzenlenmiştir.
Davacı taraf dava dilekçesi ile birlikte kanunda öngörülen şekilde arabuluculuk son tutanağını dosyaya ibraz etmemiştir. Tensip zaptı ile davacı tarafa usulüne uygun olarak bir haftalık kesin süre verilmiş ve kesin sürenin sonucu ihtar edilmiştir. Davacı vekili 06/01/2025 tarihli beyan dilekçesinin ekinde arabuluculuk son tutanağının suretini sunmuştur. Tutanağın e-imzalı olarak imzalandığı, ancak sunulan belgenin üzerinde e-imzaların görülmediği, bu sebeple sunulan belgenin asıl veya aslı gibidir yapılmış evrak olarak kabul edilemeyeceği kanaatine varılmıştır. Arabuluculuk son tutanağına UYAP sistemi üzerinden ulaşılıp ulaşılamamasının da sonuca bir etkisi yoktur. Bu hususta Yargıtay 9. HD’nin 2020/932 Esas ve 2020/5773 Karar sayılı ilamında “Öncelikle Dairemizce yukarıda değinildiği üzere mer’i mevzuatımızda taraf ve vekillerinin güvenli elektronik imzayla imzalamak suretiyle UYAP vasıtasıyla elektronik ortamda bilgi ve belge gönderebileceği kabul edildiğinden, kanun ile öngörülen şartları haiz bir belgenin UYAP üzerinden gönderilmesinin de, elden fizikî olarak sunulması ile aynı hukukî sonuçları doğuracağı kabul edilmekle birlikte, uyuşmazlıklardaki dava dosyalarına UYAP üzerinden gönderilen arabuluculuk tutanaklarının fotokopi/suret olduğu bu nedenle kanun ile öngörülen şartları taşımadığı anlaşılmıştır.
O halde uyuşmazlıkta hakimin UYAP üzerinden bu belgeye erişebilir olması nedeniyle belgenin fotokopisinin sunulmasının yeterli olup olmayacağı hususu üzerinde özellikle durulması gereklidir.
7036 sayılı Kanunda öngörülen belgenin dosyaya ibraz yükümlülüğü taraf ve vekillerine aittir. Bu meyanda, iş yargılamasında resen araştırma ilkesi de geçerli olmadığından, araştırma mükellefiyetinin hakime yüklenmesi de yerinde olmayacaktır. Aksi halin kabulünde UYAP sistemi üzerinden ulaşılabilecek her türlü bilgi ve belgenin hakimlerce toplanması sonucu ortaya çıkar ki bu durumunda mevcut yargılama sistemi ile bağdaşmayacağı açıktır.
Açıklanan nedenlerle; taraf veya vekillerinin 7036 sayılı Kanun’un 3/2. maddesi mucibince “arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini” elden veya UYAP sistemi üzerinden dosyaya ibraz etmemesi halinde, bu belgelere UYAP sistemi üzerinden erişebilme imkânının olmasının sonuca etkisinin bulunamayacağı cihetle, bu durumda davanın dava şartı yokluğunda usulden reddinin gerekeceği kabul edilmekle, uyuşmazlığın Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi’nin kararı doğrultusunda giderilmesine karar verilmiştir.” şeklinde istinaf mahkemeleri arasındaki içtihat uyuşmazlığının çözümüne karar vermiştir.
Yukarıda açıklanan yasa maddeleri ve içtihat uyarınca eldeki davanın incelenmesinde; davacının arabuluculuk son tutanağını davasını açarken sunmadığı, mahkememizce verilen kesin süre içinde sunulan belgenin üzerinde e-imzalar görülemediğinden fotokopi niteliğinde olduğu ve fotokopi belgenin sunulması ile Kanun’da öngörülen arabuluculuk son tutanağının aslının veya onaylı bir örneğinin sunulması şartının gerçekleştirilemeyeceği anlaşıldığından davanın arabuluculuk dava şartı yerine getirilemediğinden usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden;
1-Davanın arabuluculuk son tutanağı veya onaylı bir örneği mahkememize sunulmadığından dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine,
2-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 187,80-TL eksik harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Fazla yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının dosya kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,
Dair, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.21/01/2025
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır