T.C.
İSTANBUL
19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2024/742 Esas
KARAR NO:2025/263
DAVA:Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:13/12/2024
KARAR TARİHİ:17/04/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ... tarafından keşide edilen, "... (Mersis No. .../ ... VERGİ DAİRESİ / ...)'nin lehtar olduğu 4 adet çek düzenlendiğini, Söz konusu çeklerin müvekkili şirketin ticari ilişki içinde olduğu ...ŞİRKETİ ... şirkete teslim edilmek üzere ... Kargoya 02.09.2024 tarihinde ... kargo takip numarasıyla verildiğini, ancak söz konusu çeklerin kargoda kaybolduğunu / çalındığını, zayi nedeniyle çek iptali davası .... Asliye Ticaret Mahkemesi ... E dava dosyasın da açıldığını ve ödeme yasağı kararı verildiğini, ... Anonim Şirketi'nin müvekkiline ait çekleri eline geldiğinde, müvekkilinin telefonla arandıktan sonra çekin çalındığını uzun uzun ihbar ve bilgi vermesine rağmen çeki hukuki geçerliliği ve esas borç ilişkisine dayalı olmayan cirantadan bilerek ve isteyerek kötü niyetli ciranta olarak ... Bankası Anonim Şirketi'nin 31/11/2024 vade tarihli 100.000,00-TL bedelli ... seri çeki ve diğer çekleri kabul edip tahsilat işlemine ayrıca girişmiş durumda olduğunu, davalı ..., Mernis kayıtlarına bakıldığında 03/07/2024 tarihinde kurulduğunu, çeklerin çalınmasından hemen önce kurulduğunu ve müvekkilleriyle herhangi bir zaman ticari ilişkisi olmadığını esas borca kaynaklı bir borç veya alacak temel ilişkisi olmadığını vade doğmadığını, kötü niyetli bir ciranta / lehtar olup borçlarının olmadığının tespiti ve çeklerin iptali söz konusu lehtar yönünden talep ettiğini, Davalı ... ile müvekkilinin herhangi bir zaman diliminde tanışmadıklarını, ticari ilişkisi olmadığını, esas borca kaynaklı bir borç veya alacak temel ilişki olmadığını vede doğmadığını, kötü niyetli bir ciranta / lehtar olduğunu, borçlarının olmadığının tespiti ve çeklerin iptali söz konusu lehtar yönünden talep ettiklerini, ... Anonim Şirketi'nin ... Bankası A.Ş.'nın 30.11.2024 vade tarihli, 100.000,00 TL bedelli, ... seri çek için .... İcra Dairesi ... esas sayılı icra dosyası ile kambiyo senedine dayalı icra takibine başvurulduğunu, ayrıca .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... D.iş dosyası ile de ihtiyati haciz başvurusunda bulunduğunu, müvekkilinin 09/01/2017 yılından bu yana aynı adreste ...bölgesinde faaliyette bulunan bir şirket olduğunu, .... İcra Dairesi ... E sayılı icra dosyası ile yapılan ... Bankası A.Ş.'nın 30.11.2024 vade tarihli, 100.000,00 TL bedelli, ... seri çek için takibin İİK 72/3 fıkrası uyarınca ihtiyati tedbir yoluyla takibin teminat karşılığında yargılama sonuna kadar icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini talep ettiklerini, davacıların iradesi dışında çalınmış olan ve esas ilişkide davalılar arasında borç ve alacak ilişkisini olmaması ve kötü niyetli lehtar / ciranta sebebiyle, davacıların senet borcunun olmadığının tespitiyle .... İcra Dairesi ... esas sayılı ... Bankası A.Ş.'nın 30.11.2024 vade tarihli, 100.000,00 TL bedelli, ... seri çekin, iptaline karar verilmesine, icra takibi yapılmamış olan diğer çeklerin teminat karşılığında durdurulmasına, ihtiyati tedbir kararı verilmesine ve çeklerin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davada görevli mahkemenin ihtisas mahkemesi olan 6 - 7 - 8 - 9 Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, davacının arabuluculuk dava şartını yerine getirmediğinden dolayı dava şartından davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, iyi niyetli yetkili hamil olan müvekkilinin icra takibi yapmaya hakkının bulunduğunu, davacı tarafça her ne kadar davalılar tarafından dolandırıldığı iddia edilmiş olsa da işbu iddiaların huzurdaki davaya konu edilemeyeceği gibi ceza yargılamasının konusunu oluşturduğunu, davacı tarafça iddia edildiği üzere ciro silsilesinde kopukluk olmadığını, dosyaya yapılan ödemenin teminat niteliğinde olmadığını, yatırılan paranın dosya borcunu ödeme özelliğini ortadan kaldırmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte işbu davanın konusunun icra dosyasına yatırılan paranın istirdatına ilişkin olduğu düşünüldüğünde , icra dosyasına teminat adı altında bir ödeme şeklinin hukukta olmadığını, yetkili ve iyi niyetli hamil olan müvekkiline karşı kötü niyet tazminatına hükmedilemeyeceğini, davanın reddine, davacı tarafın haksız ve hukuksuz davayı tamamen kötü niyetli açmış olduğundan dolayı %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:
HMK'nun 115/1. maddesinde "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilir." hükmü amirdir. Yine aynı madde uyarınca eksikliğin giderilmesinin mümkün olması halinde davacıya kesin süre verileceği hüküm altına alınmıştır.
TTK’nın 5/A maddesi “Bu kanunun 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuğa başvurulmuş olması dava şartıdır.” hükümlerini içermektedir.
05/04/2023 tarih 32154 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan Orman kanunu ve bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair 7442 sayılı Kanunun 31.maddesinde "6102 sayılı kanunun 5/A maddesinin 1.fıkrasında yer alan "paranın ödenmesi, alacak ve tazminat talepleri hakkında " ibaresi "para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında " şeklinde değiştirilmiş, aynı yasanın geçici 1.maddesinde "bu maddeyi ihdas eden kanunla 6102 sayılı kanunun 5/A maddesinin 1. fıkrası ve 7036 sayılı kanunun 3. Maddesinin 1. fıkrasına eklenen menfi tespit ve istirdat davaları hakkındaki hüküm 01/09/2023 tarihinde ve sonrasında açılacak davalar hakkında uygulanır" denilmiştir.
Arabuluculuğa ilişkin esaslar ise, 6325 sayılı Kanun’un 18/A maddesinde “Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.” şeklinde düzenlenmiştir.
Mahkememizce verilen 01/11/2024 ara karar ile davacı vekiline arabuluculuğa başvurulup başvurulmadığına ilişkin beyanda bulunulması ve son tutanağın aslının veya onaylanmış bir örneğinin sunulması hususunda 1 haftalık kesin süre verildiği, ancak süresi içerisinde yazılı olarak beyanda bulunulmadığı, davacı vekilinin 13/11/2024 tarihli celsede alınan beyanı ile "Dava dilekçemizi ve 15/07/2024 tarihli dilekçemizi aynen tekrar ederiz, beyan ettiğimiz üzere doktrinde tartışmalı olmakla birlikte menfi tespit davası eda davası niteliğinde olmayıp arabuluculuk sürecine tabi değildir, bu hususta İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 2019/521 Esas 2019/424 Karar sayılı ilamı da mevcuttur, işbu dosyada arabuluculuğa başvurmadık, davamız arabuluculuk dava şartına tabi olmayıp yargılamanın devamına karar verilmesini talep ederiz, ayrıca elektriğimizin kesilebileceği tehdidi ve endişesi ile hakkımızda açılan icra dosyasına ödeme yaptık, dolayısıyla dosyamız tespit davası mahiyetindedir." şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür.
Dava dosyasının yapılan incelemesinden; dava menfi tespit talebine ilişkin olup, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması 01 Eylül 2023 tarihinden itibaren dava şartı olduğu, davacı tarafça dava dilekçesinde arabuluculuk faaliyetine başvurulduğunun belirtilmediği, buna ilişkin olarak arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanak aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin de sunulmadığı, 17/12/2024 tarihli ara karar ile de davacı vekiline arabulucuk son tutanak aslının sunulması için 1 haftalık kesin süre verilerek ara kararın davacı vekiline tebliğ edildiği, dava açıldıktan sonra zorunlu arabuluculuğa başvuru yapılması tamamlanabilir bir dava şartı olmadığından bu haliyle davacının arabuluculuğa başvurmadan doğrudan dava açtığı açıkça anlaşıldığından; açılan davanın Arabuluculuk Kanununun 18/A-2. maddesi ile HMK'nun 115/2. maddesi hükmü gereğince, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiş, ayrıca davalı vekil ile temsil edildiğinden lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi 2023/3516 Esas 2023/3830 Karar)
HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden;
1-Davanın arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE,
2-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL harcın mahsubu ile fazladan alınan 1.092,35-TL'nin yatıran tarafa iadesine,
3-Davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (Madde-7) göre hesaplanan 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Fazla yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının dosya kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,
Dair, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.17/04/2025
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır