T.C.
İSTANBUL
19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2024/93 Esas
KARAR NO :2025/285
DAVA:İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:14/02/2024
KARAR TARİHİ:22/04/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: müvekkili ile davalı arasında tanzim ve imza edilen 01.02.2015 tarihli "Danışmanlık Hizmet Sözleşmesi"nde kararlaştırılan hizmetlerin Gelişim Güvenlik ve istihdam ettiği personeli tarafından sunulması hususunda anlaştıklarını, sözleşmenin devam eden yıllarda kendiliğinden yenilenerek sürdüğünü, tüzel kişilik yapısı itibariyle her iki şirket de değişen unvanlarıyla ticari faaliyetlerini sürdürdüklerini, davalı personellerinden ..., haksız yere işten çıkarıldığı ve bir kısım işçilik alacaklarının ödenmediği iddiasıyla .... İş Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasından işvereni Gelişim Güvenlik firmasına ve alt/üst işverenlik kapsamında müvekkili şirkete karşı dava açtığını, dava neticesinde müvekkilinin diğer davalı ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğuna karar verdiğini, kararın kesinleştiğini, karar gereğince hükmolunan tutarı müvekkilinin ödediğini, sözleşme gereğince işçilik alacaklarından davalının sorumlu olduğunu, bu tutarın davalı / borçludan rücuen tahsili amacıyla .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itiraz etmesi nedeniyle itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalının cevap dilekçesinde özetle: asıl işveren olarak işçisinin alacaklarına dair kanunen sorumluluğu bulunan davacının müvekkiline rücu hakkı bulunduğunu kabul etmediklerini, sözleme hükmünün işçilerin feshe bağlı haklarına yönelik tüm sorumluluğun davalıda olacağına dair bir taahhüt verildiği anlamına gelmediğini, alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçluların kendi aralarındaki iç ilişkide, bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda bir anlaşma yapabileceklerini, müvekkiline rücu imkanının olduğunun kabulü halinde anlaşma olmaması halinde TBK m. 167 gereğince ödemenin tamamının rücu edilemeyeceğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
Dosya kapsamındaki dava dilekçesi, ekleri ve dosyanın tümü hep birlikte incelenmiştir.
....İcra Müdürlüğü'nün ... Esas Sayılı İcra takip dosyası celp edilerek incelenmiştir.
....İcra Müdürlüğü' nün ... Esas Sayılı icra takip dosyası celp edilerek incelenmiştir.
....İş Mahkemesi'nin ... Esas Sayılı dosyası celp edilerek incelenmiştir.
Mahkememizin 03/12/2024 tarihli celsesinin 2 numaralı ara kararı gereğince dosyasının İş hukuku alanında uzman ve borçlar hukuk alanında uzman bilirkişi heyetine tevdine karar verilmiş olup, bilirkişi... ve ...' un 06/01/2025 tarihli raporlarında sonuç ve özet olarak, "Sayın Mahkemece taraflar arasındaki sözleşmenin m. 3.14 hükmü ile sorumluluğun davalı tarafa ait olduğunun kararlaştırıldığının kabulü halinde .... İş Mahkemesinin E. ... K. 2023/266 sayılı ilamı ile taraflar arasında asıl işveren alt işveren ilişkisinin bulunduğunun tespit edilmesi nedeniyle davacının ödediği tutar olan 49.983,10-TL'nin tamamını davalıya rücu edebileceği,
Sayın Mahkemece TBK m. 167 hükmünün uygulanmasının gerekeceğinin kabulü halinde rücu edilebilecek miktarın 24.991,55-TL olduğu,
Davacı ve davalının asıl işveren ve alt işveren olmaları sebebiyle dava dışı kişinin işçilik alacaklarından dolayı müteselsilen sorumlu olduğu,
Taraflar arasındaki sözleşmenin m. 3.14 hükmünde yüklenicinin (davalının) “hizmet dolayısıyla çalıştıracağı Personel hakkında, Sağlık, İş ve Sosyal Sigortalar mevzuatının bütün gerektir. lefiyetlerin yerine getirilmesinden sorumlu” olduğunun kararlaştırıldığı görüldüğünden dava dışı üçüncü kişiye ödenen tutardan davalının sorumlu olduğunun düşünüldüğü,." yönünde görüş ve kanaat bildirdikleri görülmüştür.
Bilirkişi raporunun taraflara usulüne uygun olarak tebligat çıkartıldığı, davacı vekilinin rapora karşı beyan dilekçesini, davalı vekilinin rapora karşı itiraz dilekçesini dosyaya ibraz ettikleri görülmüştür.
GEREKÇE
Dava konusu uyuşmazlık konusunun .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olduğu anlaşıldı.
İcra İflas Kanunu’nun 67. maddesine göre takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkûm edilir.
İtirazın iptali davalarında dava konusu farklı sebeplere dayanabileceği için görev ve yetki hususu, dava konusunun niteliğine göre HMK ve özel kanunlar çerçevesinde gözetilmesi gerekir.
İtirazın iptali davaları, icra takibine bağlı davalar olup, takibe dayanak belgelere bağlı olarak yargılama yapılır. Yargıtay HGK’nun 11/02/2020 tarih, 2017/19-2076 E. ve 2020/117 K. sayılı ilamında belirtildiği üzere itirazın iptali davaları icra takibine bağlı davalardır. Alacağın varlığının genel hükümlere göre ispatlanması imkânı, takip talebinde yer alan borç sebebinden ve takip dayanağından uzaklaşmak anlamında düşünülmemelidir. Burada sadece icra mahkemesinin dar yetkisi nedeniyle inceleyemediği delillerin genel mahkemede serbestçe ancak borca bağlı olarak ileri sürülmesi olanağının varlığı söz konusu olmaktadır. Bu sebeple itirazın iptali davalarında alacaklı, takipte dayanmadığı belgeler dışındaki başka belgelere dayanamaz. Bu davaların konusu, icra takibine konu alacağın varlığıdır. Bu yönüyle itirazın iptali davalarının alacak davalarından farklı bir yönü bulunmamaktadır.
Dosya ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde;
Dava, dava dışı işçiye ödenen tazminatın alt işverene rücu talebidir.
İş Kanunu md. 2/6’ya göre, “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.”
Asıl ve alt işveren, işçiye karşı İş Kanunu’ndan doğan yükümlülükler bakımından müteselsilen sorumludurlar. Bu müteselsil sorumlulukta işçilere, haklarının korunması adına bir güvence teminatı sağlamak amaçlanmıştır. Dolayısıyla asıl ve alt işverenin müteselsil sorumluluğu sadece işçiye karşı geçerlidir. Kendi aralarındaki hukuki ilişkide ise Türk Borçlar Kanunu’nun uygulanması gerekmekte olup, sözleşme hükümlerine göre uyuşmazlığın çözülmesi gerekir.
TBK md. 167’ye göre, “Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar.
Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır. Bu durumda borçlu, her bir borçluya ancak payı oranında rücu edebilir.
Borçlulardan birinden alınamayan miktarı, diğer borçlular eşit olarak üstlenmekle yükümlüdürler.” Bu düzenlemeden de anlaşıldığı gibi, taraflar kendi iç ilişkilerinde sorumluluğun kime ait olduğu hususunda irade serbestisi ilkesi kapsamında anlaşabilirler. Kanunun 167. maddesinin bu noktada emredici değil düzenleyici bir hüküm olarak yorumlanması gerekir.
Asıl işverenin iş yerinde çalışan işçiler, farklı alt işverenler nezdinde çalışmış olabilir. Böyle bir durumda asıl işveren tarafından ödenen tazminat, farklı alt işverenlerin dönemlerini kapsıyorsa, herbir alt işveren kendi dönemiyle sınırlı olarak sorumludur. Başka bir ifadeyle asıl işveren, herbir alt işvereni o alt işverenin dönemiyle sınırlı olmak üzere sorumlu tutabilir.
Yüksek mahkeme kararları uyarınca İş Kanunu’nun 112. maddesinde öngörülen düzenleme, işçiyi güvence altına almak amacıyla konulmuş bir hüküm olup, emredici nitelikte bir hüküm değildir. Söz konusu yasal düzenleme, asıl ve alt işverenler yönünden, dış ilişki itibariyle işçiye karşı geçerli olup, asıl ve alt işverenler arasındaki iç ilişkideki sorumluluğu ortadan kaldıran bir düzenleme değildir. Düzenlemede asıl işverenin, ödemiş olduğu kıdem tazminatı nedeniyle, alt işverenlere rücu hakkı bulunmadığına dair bir düzenleme bulunmadığı gibi hükmün aksi yönünde taraflar her zaman sözleşme düzenleyebilirler.
Somut olayda davacı ile davalı arasında 01/02/2015 tarihli danışmanlık sözleşmesinin kurulduğu, dava dışı işçi ...'a ödediği tazminatını alt işverenlere rücu talebinde bulunmuştur. Bilirkişi raporu ile de tespit edildiği üzere davacı ile davalı tarafından imzalanan sözleşme gereğince hizmet dolayısıyla davalının çalıştıracağı personeller hakkında bütün mükellefiyetlerden sorumlu tutulacağı hususunda anlaşma sağlanmış olduğundan davacının rücu talebi haklılığı ispat edilmekle beraber, yukarıda açıklanan sebeplerle; taraflar arasındaki sözleşme ve üst işveren-alt işveren ilişkisi uyarınca dava dışı işçiye yapılan kıdem tazminatı ödemesinden davalıların sorumlu olduğu ve davacının yaptığı ödemenin tamamını rücu edebileceği kanaatiyle davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HUAK 18/A-(13) Arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya iki saatten az süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâllerinde, iki saatlik ücret tutarı Tarifenin Birinci Kısmına göre Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenir. İki saatten fazla süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâlinde ise iki saati aşan kısma ilişkin ücret aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde uyuşmazlığın konusu dikkate alınarak Tarifenin Birinci Kısmına göre karşılanır. Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve taraflarca karşılanan arabuluculuk ücreti, yargılama giderlerinden sayılır. (...)" ve (14). Fıkrası: " Bu madde uyarınca arabuluculuk bürosu tarafından yapılması gereken zaruri giderler; arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde anlaşma uyarınca taraflarca ödenmek, anlaşmaya varılamaması hâlinde ise ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır." hükümleri gereğince arabuluculuk gideri olarak Arabuluculuk Dava Şartı Dosya No: ... sayılı dosyasından arabulucuya 3.600.-TL tarife bedeli üzerinden kesilen 17/01/2024 tarihli Serbest Meslek Makbuzu doğrultusunda ödeme yapıldığı tespit edilerek davalı aleyhine arabulucuk giderlerinin de yükletilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
HÜKÜM : Yukarıda belirtilen gerekçeler uyarınca;
1-Davacının davasının KABULÜ ile, .... İcra Müdürlüğü' nün ... esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın iptaline, takibin 49.983,10.-TL üzerinden devamına,
%20 icra inkar tazminatı talebinin reddine,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan, Harçlar kanunu gereğince dava değeri üzerinden alınması gereken toplam 3.414,35.-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 603,67.-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 2.810,68.-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 30.000,00.-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan; 427,60.-TL Başvuru Harcı, 603,67.-TL Peşin/nisbi Harcı, 10.000,00.-TL Bilirkişi ücreti, 72,00.-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 11.103,27.-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Fazla yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının dosya kesinleştiğinde ve talep halinde yatıranlara iadesine,
6-Zorunlu arabuluculuk başvurusu nedeniyle devletçe karşılanan 3.600,00.-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
Dair, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 22/04/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır