T.C.
İSTANBUL
19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2025/14 Esas
KARAR NO:2025/243
DAVA:İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ:08/01/2025
KARAR TARİHİ:14/04/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili olduğu şirket nezdinde ... nolu ... Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Trafik Sigorta Poliçesi ile sigortalı ...'ın malik ve sürücüsü olduğu ... plakalı araca; davalı/borçlu ... İnş. Tur. Teks. Oto. İth. İhr. San. ve Tic. A.Ş.'nin malik olduğu ... plakalı aracın 08.06.2022 tarihinde çarpması sonucu maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, müvekkil şirkete vaki hasar ihbarına müteakip hazırlatılan ekspertiz raporuna istinaden sigortalı ... plakalı araç için müvekil şirket nezdinde yukarıda bilgileri yer alan poliçe kapsamında 24.595,13-TL değer kaybı bedeli ödemesi yapıldığını, ... plakalı araç maliki tarafından bakiye tutar talebi ile Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde 2023.E... başvuru ikame edildiğini, işbu başvuru kapsamında dosyaya kazandırılan bilirkişi raporuna göre ... plakalı aracın tam ve asli kusurlu olduğunu, sigortalı aracın ise kusursuz olduğu tespitinde bulunulduğunu, müvekkil şirket nezdinde sigortalı ... plaklı aracın kaza da kusurunun olmadığının tespiti üzerine 2022 T .../2 no'lu hasar dosyası kapsamında ödenen 24.595,13-TL asıl alacağa ödeme tarihi olan 17.02.2023 tarihinden itibaren yıllık değişen oranlarda işleyecek yasal faizi ile birlikte hesaplanacak tutarın bakımından davalının sorumluluğu bulunduğunu, müvekkil sigorta şirketinin TTK m.1472 hükmü gereği ödenen tazminat tutarınca sigortalısının haklarına halef olduğunu, işbu ödenen tutarı, halefiyet gereği, zararın meydana gelmesinde kusurlu olan davalı/borçluya kusuru oranında rücu etme imkanı bulunduğunu, davalıların/borçluların itirazlarının haksız ve alacağı geciktirmeye yönelik olduğunu, itirazın iptali için dava sürecine geçilmek istendğini ancak 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5/A maddesinin “konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.” hükmü gereğince 16.09.2024 tarihinde İstanbul Arabuluculuk Bürosunun 2024/... dosya numarası ile arabuluculuğa başvurulduğunu, tüm bu nedenlerle fazlaya ilişkin talep haklarının saklı kalması kaydıyla, .... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyasında haksız olarak yapılan itirazların iptali ile takibin devamına, arabuluculuk vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline, yargılama harç ve giderleri ile ücret-i vekâletin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ederek mahkememize dava açtığı görülmüştür.
CEVAP:
Davalıya usulüne uygun tebligat yapılmış, ancak davaya herhangi bir cevap dilekçesi sunmamıştır.
DELİLLER:
.... İcra Dairesine müzekkere yazılarak, ... Esas sayılı dosyasının gönderilmesi istenilmiş ve yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır.
Sigorta Tahkim Komisyonu'na müzekkere yazılarak, 2023 E. ... sayılı dosyasının gönderilmesi istenilmiş ve yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır.
GEREKÇE:
Dava, ödenen sigorta tazminatının iadesine ilişkin başlatılan icra takibinde itirazın iptali istemine ilişkindir.
İcra İflas Kanunu’nun 67. maddesine göre takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkûm edilir.
İtirazın iptali davalarında dava konusu farklı sebeplere dayanabileceği için görev ve yetki hususu, dava konusunun niteliğine göre HMK ve özel kanunlar çerçevesinde gözetilmesi gerekir.
İtirazın iptali davaları, icra takibine bağlı davalar olup, takibe dayanak belgelere bağlı olarak yargılama yapılır. Yargıtay HGK’nun 11/02/2020 tarih, 2017/19-2076 E. ve 2020/117 K. sayılı ilamında belirtildiği üzere itirazın iptali davaları icra takibine bağlı davalardır. Alacağın varlığının genel hükümlere göre ispatlanması imkânı, takip talebinde yer alan borç sebebinden ve takip dayanağından uzaklaşmak anlamında düşünülmemelidir. Burada sadece icra mahkemesinin dar yetkisi nedeniyle inceleyemediği delillerin genel mahkemede serbestçe ancak borca bağlı olarak ileri sürülmesi olanağının varlığı söz konusu olmaktadır. Bu sebeple itirazın iptali davalarında alacaklı, takipte dayanmadığı belgeler dışındaki başka belgelere dayanamaz. Bu davaların konusu, icra takibine konu alacağın varlığıdır. Bu yönüyle itirazın iptali davalarının alacak davalarından farklı bir yönü bulunmamaktadır.
Davacı alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için davalı borçlunun itirazında haksız olması ve alacağın likit olması gerekir. Alacağın likit olmasından kasıt, alacağın belirlenebilir olmasıdır. İstanbul BAM 12. HD’nin 2024/633 Esas ve 2024/610 Karar sayılı ilamında bir alacağın likit olmasında ‘ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi’ ölçütünün uygulanması gerektiği vurgulanmıştır. Bunun yanında davalı borçlu yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için alacaklının takibinde haksız olması ve kötü niyetli olması gerekir.
Somut olayda dava konusu takip dosyasının incelenmesinde takibin usul ve yasaya uygun olduğu, takipte yapılan itirazın ve açılan işbu davanın süresinde olduğu anlaşılmıştır. Takip dayanağı alacak, davacının davalıya ödediği sigorta tazminatının iadesi talebine ilişkindir. Davacı, 08/06/2022 tarihinde gerçekleşen trafik kazası sebebiyle zmms poliçesi kapsamında davalıya değer kaybı ödemesi yapmıştır. Davalının bakiye alacağı için STK’ya yaptığı başvuru sonucu meydana gelen kazada davalının tam kusurlu olduğu, davacının sigortalısı aracın kusursuz olduğu tespit edilmiştir. Bu tespite dayanarak davacı, ödediği sigorta tazminatının hukuki sebebinin ortadan kalktığı, aslında ödenmemesi gerektiğini iddia ederek, ödenen bedelin iadesi talep edilmiştir.
Sigorta şirketleri kendilerine gelen başvuru sonucu tüm araştırmaları eksiksiz olarak yaparak, sorumluluğu ve zarar miktarını tespit etmesi gerekir. Gerek mevzuat kapsamındaki hak ve yetkileri gerek sosyal ekonomik konumları sebebiyle sigorta şirketlerinin bulunduğu durum itibariyle gerekli araştırmayı ve incelemeyi yapamayacağı söylenemez. Davacının kendi yaptığı araştırma ve inceleme sonucu yaptığı ödemeyi, sonradan sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle iadesini talep etmesi mümkün değildir. Zira davacı kendi sorumluluğu hususunda kendisi araştırma yapmakla yükümlü olup, sorumluluğunu tespit edecek imkânlara da sahiptir. Sorumluluğu bulunmamasına rağmen sigorta şirketinin kendi rızasıyla yaptığı ödeme lütuf ödemesi olarak kabul edilmektedir. İstanbul BAM 40. HD’nin 2021/1420 Esas ve 2024/1688 Karar sayılı ilamında “… davacı sigorta şirketinin ödeme yapmadan önce Genel Şartlardaki her türlü yükümlülüğü araştırması gerektiği halde bu hususu ihmal ederek kendisine verilen belgelere göre lütuf ödemesi yaptığı, böylece davacının herhangi bir zorlayıcı neden bulunmaksızın, zarar gören davalıya kendi isteği ile hasar tazminatını ödediğinin anlaşılmış olması karşısında; borçlanmadığı edimi kendi rızasıyla yerine getiren davacının, bunu kendisini borçlu sanarak ödediğini kanıtlayamadığından, kendi isteği ile ödediği paranın istirdadına ilişkin davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.” şeklinde karar vermiştir. Aynı dairenin 2020/1758 Esas ve 2023/1012 Karar sayılı ilamında da “Dava, davacıya zorunlu koltuk ferdi kaza sigortalı aracın karıştığı trafik kazası sonucu zarar gören davalıya ödenen hasar tazminatının sehven fazla ödendiği iddiasıyla sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
6098 sayılı TBK’nın 78/1. maddesinde, borçlanmadığı edimi kendi isteğiyle yerine getiren kimsenin, bunu ancak, kendisini borçlu sanarak yerine getirdiğini ispat ederse geri isteyebileceği hüküm altına alınmıştır.
Dava dilekçesinde, davalının başvurusu üzerine hasar dosyası açıldığı ve eksper raporunda davalının %8 malul olduğunun tespit edilmesi üzerine 10.000 TL ödeme yapılması gerekirken davacı tarafından sehven 18.000 TL ödeme yapıldığının ileri sürülmesi, böylece davacının herhangi bir zorlayıcı neden bulunmaksızın, zarar gören davalıya kendi isteği ile hasar tazminatını ödediğinin anlaşılmış olması karşısında; borçlanmadığı edimi kendi rızasıyla yerine getiren davacının, bunu kendisini borçlu sanarak ödediğini kanıtlayamadığından, kendi isteği ile ödediği paranın istirdadına ilişkin davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.” şeklinde benzer bir karar vermiştir. İstanbul BAM 9. HD’nin 2021/1903 Esas ve 2024/435 Karar sayılı ilamında “… davacı sigorta şirketinin ödeme yapmadan önce Genel Şartlardaki her türlü yükümlülüğü araştırması gerektiği halde bu hususu ihmal ederek kendisine verilen belgelere göre lütuf ödemesi yaptığı, bu nedenle yapılan ödemeyi geri isteyemeyeceği kanaatine varıldığından…” şeklinde karar verilerek, lütuf ödemelerinin geri istenemeyeceği içtihat edilmiştir.
Yukarıda açıklanan sebepler ve içtihatlar doğrultusunda, davacının davalıya lütuf ödemesi yaptığı ve yapılan ödemenin kendisini borçlu sanarak yaptığı ispat edilemediğinden iadesinin talep edilemeyeceği kanaatiyle davanın reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harç peşin alındığından, başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Zorunlu arabuluculuk başvurusu nedeniyle devletçe karşılanacak 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
5-Fazla yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine,
Dair, miktar itibariyle istinaf sınırı altında kaldığından KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 14/04/2025
Katip ...
Hakim ...