T.C.
İSTANBUL
19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2025/205 Esas
KARAR NO:2025/600
DAVA:Tazminat (Rücuen Tazminat)
DAVA TARİHİ:24/03/2025
KARAR TARİHİ:22/09/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı sirket İle müvekkili idare arasında Kamu İhale Kanunu'na tabi ihalelere istinaden yapılan süzleşineler kapsamında davalı şirketle hizmet akdiyle bağlı olarak çalışan dava dışı ... tarafından ödenmeyen bir kısım işçilik alacağının tahsiline karar verilmesi talebiyle, idareye karşı dava açıldığını, yapılan yargılama neticesinde .... İş Mahkemesinin 18/01/2018 tarih ... Esas... karar sayılı kararı ile, davanın Kabulüne ve bahsi geçen tüm alacak kalemlerin idarece ödenmesine karar verildiğini, kesinleşen kararın dava dışı ... tarafından icraya konu edildiğini, .... İcra Minlürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında İdare hesaplarından 46.508,35 TL tahsil edildiğini, fazla tahsil edilen 6.645,38 TL'nin idareye iade edildiğini, sonuç olarak 39.862.97 TL'nin idare tarafından ödendiğini, .... İcra Dairesinin 2021/... Esas sayılı dosyasına idareye ödenen meblağın, dava dışı ...'ın davalı şirketin idareden aldığı ihale kapsamında çalışması neticesinde ödenmiş olduğundan, dosyaya idarece ödenen tüm bedelin davalı şirket tarafından ödenmesi gerektiğini bildirip, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, toplam 39.862.97 TL'nin 22/11/2021 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:
Davalıya usulüne uygun tebligat çıkartılmış, ancak davaya herhangi bir cevap dilekçesi sunmamıştır.
DELİLLER:
.... İş Mahkemesine müzekkere yazılarak, ... esas sayılı dosyasının gönderilmesi istenilmiş ve yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır.
.... İcra Dairesine müzekkere yazılarak, 2021/... esas sayılı dosyasının gönderilmesi istenilmiş ve yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır.
GEREKÇE:
Dava, dava dışı işçiye ödenen tazminatın alt işverene rücu talebine ilişkindir.
İş Kanunu md. 2/6’ya göre, “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.”
Asıl ve alt işveren, işçiye karşı İş Kanunu’ndan doğan yükümlülükler bakımından müteselsilen sorumludurlar. Bu müteselsil sorumlulukta işçilere, haklarının korunması adına bir güvence teminatı sağlamak amaçlanmıştır. Dolayısıyla asıl ve alt işverenin müteselsil sorumluluğu sadece işçiye karşı geçerlidir. Kendi aralarındaki hukuki ilişkide ise Türk Borçlar Kanunu’nun uygulanması gerekmekte olup, sözleşme hükümlerine göre uyuşmazlığın çözülmesi gerekir.
TBK md. 167’ye göre, “Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar.
Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır. Bu durumda borçlu, her bir borçluya ancak payı oranında rücu edebilir.
Borçlulardan birinden alınamayan miktarı, diğer borçlular eşit olarak üstlenmekle yükümlüdürler.” Bu düzenlemeden de anlaşıldığı gibi, taraflar kendi iç ilişkilerinde sorumluluğun kime ait olduğu hususunda irade serbestisi ilkesi kapsamında anlaşabilirler. Kanunun 167. maddesinin bu noktada emredici değil düzenleyici bir hüküm olarak yorumlanması gerekir.
Asıl işverenin iş yerinde çalışan işçiler, farklı alt işverenler nezdinde çalışmış olabilir. Böyle bir durumda asıl işveren tarafından ödenen tazminat, farklı alt işverenlerin dönemlerini kapsıyorsa, herbir alt işveren kendi dönemiyle sınırlı olarak sorumludur. Başka bir ifadeyle asıl işveren, herbir alt işvereni o alt işverenin dönemiyle sınırlı olmak üzere sorumlu tutabilir.
Yüksek mahkeme kararları uyarınca İş Kanunu’nun 112. maddesinde öngörülen düzenleme, işçiyi güvence altına almak amacıyla konulmuş bir hüküm olup, emredici nitelikte bir hüküm değildir. Söz konusu yasal düzenleme, asıl ve alt işverenler yönünden, dış ilişki itibariyle işçiye karşı geçerli olup, asıl ve alt işverenler arasındaki iç ilişkideki sorumluluğu ortadan kaldıran bir düzenleme değildir. Düzenlemede asıl işverenin, ödemiş olduğu kıdem tazminatı nedeniyle, alt işverenlere rücu hakkı bulunmadığına dair bir düzenleme bulunmadığı gibi hükmün aksi yönünde taraflar her zaman sözleşme düzenleyebilirler.
Somut olayda dava dışı işçi ..., taraflar arasındaki sözleşme uyarınca Davacı ...’de çalışmıştır. Dava dışı işçinin işten ayrılması ile açtığı .... İş Mahkemesi’nin ... Esas sayılı dosyası ile işçilik alacaklarına hak kazanmıştır. Hükmedilen işçilik alacakları .... İcra Müdürlüğü’nün 2021/... Esas sayılı dosyası ile takibe konulmuş ve Davacı ... 22/11/2021 tarihinde 46.508,35 TL ödeme yaparak dosyayı kapatmıştır. 19/07/2024 tarihinde fazla yapılan ödeme miktarı olan 6.645,38 TL icra müdürlüğü tarafından davacıya iade edilmiştir. Davacı ... işbu dava ile ödediği 39.862,97 TL’nin alt işveren şirket olan davalıya rücunu talep etmiştir.
.... İş Mahkemesi’nin ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, dava dışı işçinin yalnızca 20/06/2014-01/11/2015 tarihleri arasında doğan alacaklarını talep ettiği, İş Mahkemesi’nde yapılan yargılamada alacakların alanında uzman bilirkişi tarafından hesaplanarak hüküm altına alındığı ve kararın kesinleştiği görülmüştür. Dolayısıyla mahkememizce yeni bir hesaplama yapılmasına gerek duyulmamıştır. İşçiye ait SGK dosyasının incelenmesinde talep konusu dönemde SGK kaydının ... İnşaat şirketi adına olduğu görülmüştür. ... İnşaat firması ile davalı firma arasında bağlantı olup olmadığının araştırılması noktasında SGK kayıtlarındaki işyeri unvanlarının ve numaralarının incelenmesinde, SGK kaydında her ne kadar ... İnşaat firmasının adı bulunsa da işyeri numarasının Davalı ... İnşaat şirketine ait olduğu, 30/11/2016 tarihli tescil sorgulama evraklarında işyeri bilgisi olarak iki şirketin de adının bulunduğu tespit edilmiştir. Dolayısıyla işçinin SGK kaydının bulunduğu ... İnşaat’ın Davalı ... İnşaat’ın aracısı olduğu kanaatine varılmıştır. Davacı ile davalı arasındaki sözleşme ile davalı yüklenicinin asıl işveren sıfatının bulunması sebebiyle davacının rücu alacağından sorumlu olduğu kanaatine varılmıştır. İşçiye ödenen alacakların doğduğu dönemde, davalı şirket bünyesinde çalışması sebebiyle davalı şirketin davacı ile birlikte müteselsil sorumluluğu bulunmaktadır. Ancak sorumluluk miktarının tespiti için taraflar arasındaki sözleşmenin incelenmesi gerekir. Zira yukarıda açıklandığı üzere tarafların TBK md. 167 uyarınca sorumluluğu eşit miktardadır. Taraflar bu kuralın aksini kararlaştırabilirler. Bu doğrultuda dosya kapsamında bulunan ihale evrakları, teknik şartnameler ve sözleşmenin incelenmesinde işçilik alacaklarından yüklenicinin tek başına sorumlu olacağına dair bir madde görülmemiştir. Davacı vekilinin iddia ettiği Genel Şartname’nin 34/5. maddesi, yüklenicinin çalıştırdığı alt yüklenicinin işçilerine ilişkin olup, davacının sorumluluğunu ortadan kaldıran bir düzenleme değildir. Dolayısıyla taraflar arasında kanunun aksine özel bir anlaşma bulunmadığından, TBK md. 167 uyarınca dava dışı işçiye ödenen bedelden eşit oranda sorumlu oldukları kanaatine varılmıştır.
Yukarıda açıklanan sebeplerle, davacının ödediği 39.862,97 TL’nin eşit oranda sorumluluk gereği yarısı olan 19.931,49 TL yönünden davanın kısmen kabulü ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden;
1-Davanın kısmen kabul kısmen reddine, 19.931,49 TL’nin 22/11/2021 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
2-Harçlar kanunu gereğince kabul edilen değer üzerinden alınması gereken toplam 1.361,52-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 680,76-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 680,76-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan; 615,40-TL Başvuru Harcı, 680,76-TL Peşin/nisbi Harcı, olmak üzere toplam 1.296,16TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan; 630,00-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 630,00-TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak 315,00-TL lik kısmanın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin ise Davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (Madde-13) göre hesaplanan 19.931,49-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Zorunlu arabuluculuk başvurusu nedeniyle devletçe karşılanacak 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin kabul ve red oranları dikkate alınarak, 2.300,00 TL'sinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 2.300,00 TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
7-Artan Gider Avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine,
Dair, miktar itibariyle istinaf sınırı altında kaldığından KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 22/09/2025
Katip ...
Hakim ...