T.C.
İSTANBUL
19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2025/27 Esas
KARAR NO:2025/308
DAVA:İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:13/01/2025
KARAR TARİHİ:30/04/2025
Mahkememizde görülmekte olan itirazın iptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin otomotiv ve bilişim sektöründe 70 yıldan fazla süredir faaliyet gösteren ülkemizin en köklü firmalarından biri olduğunu, bilişim sektöründe ...'un en büyük iş ortaklarından biri olduğunu, Bakanlıklar başta olmak üzere pek çok kamu kurumu ve Özel Şirketlerin ... Lisanslarını tedarik ettiğini, ... firmasının kurumsal lisans satışlarını Türkiye'de ki iş ortakları aracılığı ile yaptığını, lisans anlaşmalarının genel olarak 3 yıllık sürelerle yapıldığını, başlangıç ve bitişleri veri kaybı olmaması için bazı özel kurallara tabi olduğunu, bu kurallardan en önemlisinin; her türlü sorumluluğun kendisinde olduğunu belirten ve süre sonunda lisansların kapatılmasını talep eden "..." isimli formun müşteri tarafından imzalanarak ...'a gönderilmesi olduğunu, bu prosedürün sebebinin ise; tüm datanın ve iş akışının işbu lisansların çalışmasına bağlı olduğunu ve bir anda kapanmasının veri kaybı başta olmak üzere pek çok soruna sebep olması hatta sistemin bir anda çökme tehlikesi olmasından kaynaklandığını, bu sebeple de tüm müşterilerinin anlaşma bitişlerinde bu prosedüre uymasının zorunlu olduğunu, en başta işbu prosedürü kabul ederek/onaylayarak lisanslarının tanımlandığını, davalının da onayının bulunduğunu, buna göre davalının anlaşma bitiş tarihinin; 31.01.2024 tarihi olduğunu, işbu formun anlaşma bitiminden 30 gün önce 31.12.2024 tarihine kadar gönderilmesi gerekirken davalı şirketin formu 26.02.2024 tarihinde gönderdiğini, bu sebeple de işbu tarihe kadar kullanılan lisans bedellerinin ... tarafından müvekkili şirkete fatura edildiğini, müvekkili şirketçe de ...'a ödendiğini, işbu ödemeden sonra da yıllar boyunca olduğu gibi davalı tarafa fatura edildiğini, ancak davalı tarafça ödemesinin yapılmadığını beyanla; davalının kendi kullandığı lisans bedellerinin ödemesi yapmaması üzerine Borçlu/davalı ... A.Ş. aleyhine İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyası ile başlattıkları icra takibine davalı tarafından itiraz edildiğini, yetki itirazını kabul ettiklerini, icra dosyasının yetkili olarak gösterilen İstanbul İcra Müdürlüğüne gönderildiğini, .... İcra Müdürlüğünün ... Esas dosyasından yeniden ödeme emri düzenlendiğini, ancak davalı tarafça yine ödeme emrine itiraz edilerek takibin durdurulduğunu beyanla; borçlu tarafından .... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile karar tarihine kadar işleyecek Kamu Bankalarınca 1 Yıla Kadar Vadeli Mevduatlara Fiilen Uygulanan Azami Faizi (USD) ile tüm alacak yönünden takibin kaldığı yerden devamına karar verilmesine, kötü niyetle itiraz eden borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile ücreti vekâletin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; usulüne uygun başlatılmış bir icra takibi bulunmadığını, icra dosyasında alacağın TL cinsinden karşılığının gösterilmediğini, müvekkili şirketin sorumluluğu bulunmadığını, zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davaya konu hizmet alımına ilişkin davacı iddialarının gerçeği yansıtmadığını, müvekkili şirketin, iç işleyişinde kullanmak üzere müşteri dokümanlarını, bilgilerini saklayacağı ve depolayacağı uygulama CRM (Customer Relationship Management - Müşteri İlişkileri Yönetimi) ihtiyacı doğduğunu, Ocak/2021 tarihinde ... ürünün lisansının alınmasına karar verildiğini, ... lisanslarının davacı tarafından; uygulama geliştirmelerinin ise farklı firmalarca yapılmasına karar verildiğini, bu kapsamda davacı ile müvekkili şirket arasında, yalnızca ... lisanslama hizmeti için üç yıl süreli sözleşme imzalandığını, alınan hizmete istinaden ise her takvim yılı Ocak ayında düzenlenecek 114.622,68 USD tutarlı fatura olmak üzere toplamda 343.868,04 USD ödenmesi hususunda anlaşmaya varıldığını, Davacı ile müvekkili şirket arasındaki anlaşmanın sağlanması sonrasında yaklaşık bir yıldan uzun bir süre sunucu kurulumları, uygulama geliştirilmesi ve testlerin yapılması ile geçtiğini, projenin ilk fazı bittiğinde proje, son kullanıcıların kullanımına açıldığını, projenin kullanıma açılması üzerine müvekkili şirketin projede istediği ve beklediği verimi alamaması üzerine projenin diğer uygulama geliştirme fazlarını iptal ettiğini, 2022 yılı sonunda ise kurulumu yapılan tüm sunucuların kapatılarak projenin tamamen iptal edildiğini, müvekkili şirketin ilgili sözleşmeden kaynaklı ödemelerini eksiksiz şekilde yerine getirdiğini, Davacı ile ... lisanlarının geliştirilmesine yönelik imzalanan Sözleşme'nin üç yıl süreli olduğunu, henüz Sözleşme'deki süre dolmadan müvekkili şirketin projeyi tamamen iptal ettiğini, haliyle davacı tarafından sağlanan lisansları da kullanmadığını, müvekkili şirketin, hizmeti kullanmasa dahi söz konusu Sözleşme'den kaynaklı tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, Sözleşme'den kaynaklanan ve sipariş emrinde yer alan tüm ödemelerin yapıldığını, davacı tarafından herhangi bir ihtarname de gönderilmediğini beyanla; öncelikle ortada geçerli bir icra takibi bulunmaması ve bu kapsamda dava ön şartı eksikliği nedeniyle usulden reddine, aksi halde davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, müvekkili şirketin sorumluluğu bulunmaması nedeniyle esastan reddine, müvekkili şirket lehine alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
Arabuluculuk son tutanak örneği, sözleşme ve fatura örneği, .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasının bir örneğinin dosyamız arasında olduğu görülmüştür.
GEREKÇE:
Dava; fatura alacağı nedeniyle başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
.... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasının örneğinin tetkikinden; alacaklı ... tarafından borçlu ... ANONİM ŞİRKETİ aleyhine 23.966,04 USD faturaya dayalı olarak icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinde icra edilen fatura alacağının TL karşılığının gösterilmediği görülmüştür.
TBK'nın ”Ülke parası ile” başlıklı 99. maddesinde “Konusu para olan borç Ülke parasıyla ödenir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parasıyla da ödenebilir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fili ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile ödenmesini isteyebilir.” hükmüne yer verilmiştir.
Bu hüküm uyarınca, yabancı para borcunun vadesinde ödenmemesi halinde, alacaklının bu alacağını aynen, vade veya flili ödeme günündeki rayice göre Türk parası ile ödenmesini isteyebileceği kabul edilmiştir.
Ancak İİK'nun 58. maddesine göre alacağın Türk parası ile tutarının takip talebinde gösterilmesi zorunlu olup, aynı zorunluluk İİK'nun 41. maddesi delaletiyle ilamlı takiplerde çıkartılacak olan icra emri için de geçerlidir. Anılan noksanlık kamu düzeni ile ilgili ve devletin hükümranlık haklarına ilişkin olması nedeniyle takibin her safhasında re'sen göz önünde tutulmalıdır. (HGK'nun 12/05/1999 tarih 99/12-271 E, 99/301 K. sayılı kararı)
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2023/4847 Esas 2024/6761 Karar sayılı ilamında da değinildiği üzere; 2004 sayılı Kanun'un 58. maddesinin 3. fıkrasında, alacağın veya istenen teminatın Türk parasıyla tutarı ve faizli alacaklarda faizin miktarı ile işlemeye başladığı gün, alacak veya teminat yabancı para ise alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiği ve faizinin takip talebinde gösterilmesi gerektiğinin düzenlendiği, aynı durumun yine aynı Kanun'un m. 60/1 gereğince ödeme emri için de söz konusu olduğu, yabancı para alacağının karşılığı Türk Lirasının gerek takip talepnamesinde gerekse ödeme emrinde gösterilmesinin zorunlu olduğu, itirazın iptali davalarında usulüne uygun bir icra takibinin bulunmasının ise dava şartı olduğu, somut olayda takip talebinde ve ödeme emrinde yabancı para alacağının Türk Lirası karşılığı gösterilmediğinden "usulüne uygun bir icra takibi bulunması" şeklindeki dava şartının gerçekleşmediği anlaşıldığından, davanın dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HUAK 18/A-(13) ''Arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya iki saatten az süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâllerinde, iki saatlik ücret tutarı Tarifenin Birinci Kısmına göre Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenir. İki saatten fazla süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâlinde ise iki saati aşan kısma ilişkin ücret aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde uyuşmazlığın konusu dikkate alınarak Tarifenin Birinci Kısmına göre karşılanır. Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve taraflarca karşılanan arabuluculuk ücreti, yargılama giderlerinden sayılır." ve (14). Fıkrası: "Bu madde uyarınca arabuluculuk bürosu tarafından yapılması gereken zaruri giderler; arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde anlaşma uyarınca taraflarca ödenmek, anlaşmaya varılamaması hâlinde ise ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır." hükümleri gereğince arabuluculuk gideri olarak sistem üzerinden yapılan inceleme neticesinde sarf kararı düzenlenmediğinden ödeme yapılmadığı ve davanın usulüne uygun geçerli bir icra takibi bulunmadığından dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verildiği gözetilerek, ilerde sarf kararı düzenlenmesi halinde arabulucuya ödenecek olan ücretin davacı aleyhine hükmedilmesi gerektiği anlaşılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden;
1-Davanın usulüne uygun geçerli bir icra takibi bulunmadığından dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 14.834,39 TL'den mahsup edilerek fazla yatırılan 14.218,99 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan 175,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
6-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
7-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, zorunlu arabuluculuk başvurusu yapıldığı ancak sarf kararı düzenlenmediği görülmekle (Dosya No: 2024/...); Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenecek olan 2024 Yılı Arabuluculuk Asgari Ücret tarifesi uyarınca hesaplanan 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
Sarf kararı düzenlendiğinde; arabuluculuk ücretinin tespit edilenden eksik/fazla olması durumunda bakiye miktarın iadesine ya da tahsiline ilişkin talep halinde işlem yapılmasına,
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.30/04/2025
Katip ...
e-imza
Hakim ...
e-imza