T.C.
İSTANBUL
19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2025/385 Esas
KARAR NO :2026/294
DAVA:İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:03/06/2025
KARAR TARİHİ:27/04/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı şirket arasında imzalanan ... Hastanesi ikmal inşaatı yapım işi kapsamında çatı kaplaması (sandviç panel) işlerinin davacı tarafından üstlenildiğini, sözleşmeye uygun şekilde işin tamamlanarak teslim edildiğini, davacının tüm edimlerini eksiksiz yerine getirmesine rağmen davalı tarafından hak edişlerin süresinde ve tam olarak ödenmediğini, bu nedenle davacıya ait bakiye alacağın doğduğunu, 10.03.2024 tarihli ve borçlu imzasını havi hak ediş raporunda davacının alacağının 1.165.661,57 TL olarak tespit edildiğini, akabinde 26.03.2024 tarihli ve itiraza uğramayan fatura ile toplam alacağın 1.220.131,74 TL olduğunu, davalı tarafından son ödeme tarihi 28.05.2024 olmak üzere 872.454,80 TL ödeme yapıldığını ancak 405.147,11 TL bakiye alacağın ödenmediğini ve ayrıca 54.470,17 TL tutarındaki nakit teminat kesintisinin iade edilmediğini, sözleşme ve faturadan kaynaklanan bu alacakların tahsili amacıyla başlatılan icra takibine davalı tarafından haksız şekilde itiraz edildiğini, alacağın yargılamayı gerektirmeyecek derecede likit olduğunu, bu nedenle itirazın iptali ile takibin devamına ve en az %20 oranında icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, davalının mali sorunlar yaşadığını ileri sürerek ödeme yükümlülüklerini yerine getirmediğini, hükmün ileride ifasını güvence altına almak amacıyla davalının taşınır ve taşınmazları ile özellikle Sağlık Bakanlığı ve bağlı kuruluşlar nezdinde doğmuş veya doğacak hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz mahiyetinde tedbir konulmasını talep etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketin 1993 yılında İstanbul'da kurulduğunu, inşaat sektöründe hastane, konut, villa, endüstriyel yapılar, banka binaları, sosyal tesisler ve alışveriş merkezleri dâhil olmak üzere çok sayıda projeyi başarıyla tamamladığını, Türkiye'de ve yurt dışında tanınmış güçlü ve deneyimli bir firma olduğunu, davacının davalı ile arasında yeminli mali müşavirlik hizmet sözleşmesi bulunduğu ve bu sözleşmeden kaynaklı ödenmemiş fatura alacağı olduğu yönündeki iddialarının gerçeği yansıtmadığını, sözleşme ilişkisine dayanak olarak sunulan belgelerde davalı şirket kaşesi ve yetkili imzasının bulunmadığını, bu nedenle taraflar arasında geçerli bir sözleşme ilişkisi kurulmadığını ve davalının davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, davalının iş hacmi ve ticari itibarı dikkate alındığında davacının mesnetsiz iddialarla davalının ticari itibarına zarar verecek şekilde hareket ettiğini, davalının ticari defterleri üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi neticesinde davacının alacak iddiasının doğru olmadığının ortaya çıkacağını, ayrıca talep edilen fatura alacağının varlığının yargılamayı gerektirdiğini, bu nedenle borca itiraz edilmesinin zorunlu olduğunu, alacak likit olmadığından icra inkâr tazminatı şartlarının oluşmadığını ve bu talebin reddi gerektiğini, sonuç olarak haksız davanın reddine ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
.... İcra Dairesine müzekkere yazılarak, 2024/... Esas sayılı dosyasının UYAP sistemi üzerinden gönderilmesi istenilmiş ve yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır.
Sağlık Bakanlığı / Sağlık Yatırımları Genel Müdürlüğüne müzekkere yazılarak, dava konusu, mahkememiz davacısı ... ile, mahkememiz davalısı ... arasında imzalanan ... ... İşleri Sözleşmesi uyarınca, davalı yanın yüklenicisi olduğu ... yapım inşaat işinin, "çatı kaplaması (sandviç panel)" işlerinin, mahkememiz davacısı tarafından üstlenildiği bildirilmiş olmakla, buna ilişkin olarak, tüm ihale dosyasının, hakedişler, sözleşmeler ve teslim kabul tutanakları ile birlikte çıkartılarak, gönderilmesi istenilmiş ve yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır.
21/01/2026 tarihinde Mali Müşavir, İnşaat Mühendisi vasıtasıyla bilirkişi raporu aldırılmış ve rapor dosyamız arasına alınmıştır.
GEREKÇE:
Dava, taraflar arasındaki eser sözleşmesi sebebiyle hak ediş alacağının tahsiline dair başlatılan icra takibinde itirazın iptali istemine ilişkindir.
İcra İflas Kanunu’nun 67. maddesine göre takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkûm edilir.
İtirazın iptali davalarında dava konusu farklı sebeplere dayanabileceği için görev ve yetki hususu, dava konusunun niteliğine göre HMK ve özel kanunlar çerçevesinde gözetilmesi gerekir.
İtirazın iptali davaları, icra takibine bağlı davalar olup, takibe dayanak belgelere bağlı olarak yargılama yapılır. Yargıtay HGK’nun 11/02/2020 tarih, 2017/19-2076 E. ve 2020/117 K. sayılı ilamında belirtildiği üzere itirazın iptali davaları icra takibine bağlı davalardır. Alacağın varlığının genel hükümlere göre ispatlanması imkânı, takip talebinde yer alan borç sebebinden ve takip dayanağından uzaklaşmak anlamında düşünülmemelidir. Burada sadece icra mahkemesinin dar yetkisi nedeniyle inceleyemediği delillerin genel mahkemede serbestçe ancak borca bağlı olarak ileri sürülmesi olanağının varlığı söz konusu olmaktadır. Bu sebeple itirazın iptali davalarında alacaklı, takipte dayanmadığı belgeler dışındaki başka belgelere dayanamaz. Bu davaların konusu, icra takibine konu alacağın varlığıdır. Bu yönüyle itirazın iptali davalarının alacak davalarından farklı bir yönü bulunmamaktadır.
Davacı alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için davalı borçlunun itirazında haksız olması ve alacağın likit olması gerekir. Alacağın likit olmasından kasıt, alacağın belirlenebilir olmasıdır. İstanbul BAM 12. HD’nin 2024/633 Esas ve 2024/610 Karar sayılı ilamında bir alacağın likit olmasında ‘ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi’ ölçütünün uygulanması gerektiği vurgulanmıştır. Bunun yanında davalı borçlu yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için alacaklının takibinde haksız olması ve kötü niyetli olması gerekir.
Dava konusu takip dosyasının incelenmesinde, takibin usul ve yasaya uygun olduğu, takipte yapılan itirazın ve açılan işbu davanın süresinde olduğu görülmüştür. Takip konusu alacak hak ediş alacağına dayanmaktadır. Takip çıkış miktarı 609.553,25 TL olmasına rağmen, davacı hak ediş alacağının 405.147,11 TL’lik kısmı için dava açmıştır.
Davacı, itirazın iptali davasında alacağını ispat yükü altındadır. Tek başına faturanın varlığı alacağı ispata yeterli değildir. Davacı, dava dilekçesinin ekinde taraflar arasındaki sözleşmeyi, hesap ekstresini, faturayı ve hak ediş raporunu sunmuştur. Sunulan sözleşmenin incelenmesinde sadece davacının imzasının bulunduğu, davalının kaşe ve imzasının bulunmadığı görülmüştür. Davalı da cevap dilekçesinde sunulan belgelerin hiçbirinde imzasının bulunmadığını, davacıya borcu olmadığını savunmuştur. Mahkememizce ön inceleme duruşmasında davalının imzasının bulunmadığı yönündeki savunmasına ilişkin davacıya açıklama yapmak üzere süre verilmiş, ancak davacı herhangi bir açıklamada bulunmamıştır.
Mahkememizce ticari defterlerin ve hak ediş raporunun incelenmesi için dosya bilirkişiye tevdi edilmiştir. Usulüne uygun olarak tayin edilen inceleme gününe yapılan ihtarlara rağmen taraflar iştirak etmemiş ve ticari defter ve kayıtlarını sunmaktan imtina etmişlerdir. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler üzerinde yapılan inceleme sonucu hazırlanan bilirkişi raporunda, düzenlenen faturanın hak ediş raporu ile uyumlu olduğu, ancak geçici ve kesin kabullerin bulunmadığı tespit edilmiştir. Sunulan hesap ekstresinin doğruluğu, ticari defterler sunulmadığından kontrol edilememiştir.
Davacının düzenlediği faturaya davalı tarafından süresi içinde itiraz edilmemiş ise de, faturaya itiraz edilmemesi davalıyı borçlu kılmaz. Davacının, taraflar arasındaki hukuki ve ticari ilişki ile alacağının varlığını ispat etmesi gerekir. Öncelikle davacının iki tarafın da imzasını içeren bir sözleşme sunmaması, hak ediş raporlarında davalının imzasının bulunmaması, geçici ve kesin kabullere dair belge bulunmaması, ticari defterlerin sunulmaması ve hesap ekstresi ile faturanın doğruluğunun kontrol edilememesi gözetilerek davacının alacağını ispat edemediği kanaatiyle davanın reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 732,00 TL harcın peşin alınan 3.871,13 TL harçtan mahsubu ile fazladan yatan 3.139,13 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına
4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T'ne göre hesaplanan 64.823,54-TL nisbi vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekil ile temsil eden davalıya verilmesine,
5-Zorunlu arabuluculuk nedeniyle, devletçe karşılanan 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin, davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
6-Artan Gider Avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine,
Dair, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 27/04/2026
Katip ...
Hakim ...